Lohusa depresyonu – silkelen ve kendine gel!

Önceki yazı..Lohusa depresyonu – çeşitli duygular

Yaz yaz bitmedi. Herkes farklı sürelerde, farklı hislerle geçiriyor doğum sonrası sıkıntılarını. Lohusa melankolisi tanımındaki gibi kısa sürede atlatan, hatta hiç yaşamayan anneler de var. Belki Elif Şafak’ın Siyah Süt’te anlattığı gibi her annenin bir süresi vardır. Ben doğru yaklaşımla bu sürenin kısaltılabileceği, ve kesinlikle daha hafif geçirilebileceği kanısındayım. Benimki aylarca sürmekle beraber, gelip giden, günlük hayatımı ve bebeğimi çok fazla etkilemeyen bir durumdu. Kendimi her gün kötü hissetmiyordum. Özellikle yalnızken ve uzun süre evde kapalı kaldığımda ortaya çıkıyordu. Eğer tıbbi yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, mutlaka bir doktora danışın. Bir profesyonelle sadece konuşmanın bile büyük yardımı olabilir.

İnternette postpartum (doğum sonrası) depresyonunu araştırdığımda, özetle “melankoliyse üzülmeyin geçer, depresyona mı dönüştü o zaman doktora gidin”in fazla ötesine geçemeyen, birkaç paragraflık yazılar bulabilmiştim önce. Sonra Ilgaz 3.5 aylıkken ve melankolim geçti diye düşünürken, havanın kapalı olduğu bir sabah biraz ağlamaklı olunca, kendimi tekrar soktum aynı modun içine, “yine mi? yine mi? niye? niye?” diye. Ilgaz uyusun da ağlayayım diye beklerken biraz daha araştırayım dedim ve sonunda olayı mantıkla ele alıp, çözüm öneren bir materyale rastlayabildim. Döküman İngiltere’nin sağlık sistemi NHS(National Health System) tarafından hazırlanmış, multikulti tarafından Türkçeye tercüme edilmiş.


Doğum sonrası depresyonu – Kendi kendine yardım rehberi

Dökümanın girişinde şöyle bir paragraf var:

“Eğer depresyondaysanız büyük bir olasılıkla, bu kitapcığı okurken bile, konsantre olmakta zorluk çekeceksinizdir. Belkide size çok uzun ve karışık görünüyordur? Lütfen endişelenmeyin. Burada çok fazla bilgi var, yavaş yavaş okuyun. Eğer, bu bilgilerden bazılarını anlamakta zorluk çekiyorsanız, bunları aile doktorunuz veya sağlık ziyaretçinizle tartışabilir veya kendinizi daha iyi hissettiğiniz zaman tekrar okuyabilirsiniz. Eğer, kitapcığı size terapistiniz veya rehberiniz verdiyse, bilgileri onların yardımıyla gözden geçirebilirsiniz.”

Bu paragrafı okudum. Okuduklarımı gayet iyi anlayabilecek durumdaydım. Ancak yine de okumaya devam etmeden önce ara verip biraz ağladım. Çok nazikler, ne kadar ince düşünmüşler diye çok duygulandım ve minnet duydum :) Belirtilerin birçoğu bana uymuyordu, önerileri birebir uygulamadım, tablolar, listeler yapmadım. Ama kendi durumumda nasıl iyileşebileceğim için bana çok iyi fikirler verdi. Hayıflanıp, endişelenmeyi bir kenara bırakarak kafayı çalıştırdım. Kendi durumumu ve nasıl yaklaşmam gerektiğini gözden geçirdim. Artık kendimi bunu yaşayan tek kişi olarak hissetmiyor, mantıkla yaklaşıp kararlı olursam, yavaş yavaş iyileşeceğimi düşünüyordum. Öyle de oldu.

Eğer doğumdan sonraki ilk ayda biraz bunalmış hissediyor, benim gibi niye oldu bu, ya uzun sürerse diye panik yapıyorsanız, veya benimki gibi uzatmalı bir lohusa melankolisi içindeyseniz, aşağıdakilerin size de yardımı dokunabilir.

Ağla ağla da, açılıyor musun gerçekten? Şu perdeyi arala artık!
İçi sıkılmış insanlara ağla ağla açılırsın derler. Ben de öyle yapmayı denedim başlarda. Sonra göz contalarım yalama oldu, muslukları kapatamadım, tamir etmeye fırsat da bulamadım. Şunu unutmamak gerekiyor, doğum sonrasının zor bir dönem olduğu kuşkusuz, zorlukları arttıran farklı sorunlarınız da olabilir. Belki duygusal yapıda biri, hatta hüzün sevenlerden olabilirsiniz. Yine de hiç kimse bebeğinin minik zamanlarını, hem sevinecek bu kadar şey, hem de yapacak bu kadar iş varken, ağlayarak geçirmek istemez. Ancak unutmayın, bu duruma isteyerek düşmediniz ve kurtulmak için de kendini salıvermek bir işe yaramıyor. Ben bu durumu kalın bir perde olarak görmeye çalıştım. Günlük yaşamınızı karanlıklaştırıp, olan biteni daha loş ve sıkıcı görmenize neden oluyor. Aklıma melankoli her geldiğinde derin bir nefes aldım ve kendimi iyi hissettiğim bir anı hatırlayıp, kendime o modu yüklemeye çalıştım. Bana kötü hisleri hatırlatan durumlara, objelere yeni anlamlar, misyonlar yükledim. Bunu istemiyorum, yeter artık dedim. Melankoli geldikçe, ben kovdukça, o da gitgide daha az uğramaya başladı bana, eli boş dönmektense.

Neden aramak, gerçek sorunlarla ilişkilendirmek
Hayatınızda sorunlar olabilir. Bunlar gerçekten de postpartum depresyonunuzu güçlendiriyor olabilir. Ancak, gerçek sorunlarınızla bu karabasanı birbirinden ayırmak sizin elinizde. Sorunlarınıza melankolik bir psikoloji içinde bakmak yerine mantıkla yaklaşmaya çalışın. Depresyona hayatınızdan somut nedenler aramak, hele de bağlayacak bir şeyler bulabilirseniz, havadan gelen ve giden bir sıkıntının somutlaşmasına ve yerleşmesine neden oluyor. Ayrıca düşünmenizi güçleştirdiğinden sorunlarınıza çözüm bulmanızı da zorlaştırıyor. Kısa vadede çözmeniz gereken bir sorununuz varsa kendinizi iyi hissettiğiniz bir anda sakin kafayla düşünmeye çalışın. Dışarı çıkın, eş dostla konuşun. Hiç fırsatınız yoksa balkona çıkın, o da yoksa kafanızı camdan çıkartıp temiz hava alarak düşünseniz bile sonucu değiştirecektir.

Rutini kırmak
Sürekli aynı şeylerle uğraşıp, aynı yerde vakit geçirdiğinizde durum kötüleşiyor, ağır hava yerleşiyor. Dışarı çıkmak çok iyi geliyor. Güvenebileceğiniz birileri varsa bebeği kısa süreli bırakarak, bakkal, kuaför gibi yerlere gidebilirsiniz. Ancak, bebekle birlikte çıkmak insanın özgüvenini daha bir yerine getiriyor. Aklınız evde kalmıyor ve bebeğinizle farklı şeyler paylaşmış oluyorsunuz. Güne farklı başlamak için kahvaltıya misafir davet etmek de iyi olabilir. Küçük bir bebekle sofra donatmanızı kimse beklemeyecektir. Peynirleri biraz nizamlı dilimlemeye çalışmak bile insana normal hayatı hatırlatarak iyi geliyor. Hazırlanması zor olsa ve düzeniniz bozulsa bile bebeğinizle birkaç gece akraba ya da yakın arkadaşlarınızda kalmak da iyi gelebilir. Günün özellikle belirli saatlerinde kötüleşiyorsanız, bu saatler için değişiklik yapmaya çalışın.

Sınırlı süre
Bebeğiniz küçük ve gündüzleri uyurken bile işlerinizi yetiştiremiyorsanız, bu bebeğin uyku ihtiyacı azalınca ben ne yapacağım diye telaşlanıyor olabilirsiniz. Bebeğiniz büyüdükçe bakımının kolaylaşacağını, onun büyümesi ile beraber sizin annelik becerilerinizin gelişip, endişelerinizin azalacağını unutmayın. Bebek her 3 aylık dönemi tamamlandığında farklı bir evreye geçiliyor ve her şey gitgide kolaylaşıp güzelleşiyor. Kendinizi boş yere üzüp, telaşa kapılmayın. Yaşadığınız ana konsantre olup elinizden geldiğince tadını çıkartmaya çalışın.

Kendine bakmak
Özel bakımlar yapmaya fırsat bulamıyor olabilirsiniz. Bir süreliğine manikür yaptırmamak, fön çektirmemekle hiçbir kadın çirkin olmaz. Ancak düzenli duş alıp saçlarınızı düzgünce toplamak, temiz ve rahat giysiler giymek, belki canınız istiyorsa eşiniz gelmeden bir allık sürmek, hatta bir ziyaret öncesi renkli bir oje sürmek gibi basit, fazla vakit almayan bakımlar moralinize iyi gelebilir. Ben doğum sonrasında fena halde terlediğim için hergün duş almak zorunda kalıyordum. Bu zorunluluğun kendimi bırakmamamda çok yararı oldu. Başlarda ağlama işlerini de genelde duşta yapıyordum bebek hissetmesin diye :)

Plan yapmak
Çok yüksek hedefler koymadan, esnek bir plan yapıp buna uymaya çalışmanın çok yardımı dokunuyor. Plan yapmaya çalışırken, Ilgaz’ın sıkıntılarının öğleden sonraları arttığını farkettim. Zorunlu işlerimi en iyi uyuduğu sabah saatlerine alıp, kalan saatlerde de fırsat bulduğumca kendime vakit ayırarak, epeyce stresin üzerimden kalktığını farkettim. Alışverişleri önceden Gökhan’a sipariş ederken, bunları bahane ederek, Ilgaz’ı alıp dışarı çıkmaya başladım. Güzel havalarda bebek arabasıyla yürüyüşler, fiziksel aktivitenin de sağladığı mutluluk hormonuyla ilaç gibi geliyor. Çantamı ufak tefek ihtiyaçları ekleyerek her an dışarı çıkabilecek şekilde hazırladım. Böylece önceden plan yapamamış olsam bile, bunaldığımı farkedince hızlıca hazırlanabiliyordum.

Kendinizi rahat bırakın
Doğum sonrası depresyonu birçok kadının yaşadığı bir sorun. Kendinize karşı şefkatli olun. Bu başınıza geldiği için kendinize kusurlar bulmayın. Kötü hissettiğiniz zamanlar için geri dönüp hayıflanmayın. Ben çocuğumun bebekliğini  hatırlayınca bu ruh halini de hatırlayacağım, belki yine hüzünleneceğim diye çok üzülürdüm. Hiç de öyle olmuyormuş. Her şeye rağmen hatırlayabildiğim her anını çok mutlulukla hatırlıyorum. Siz de kendinizi boş yere üzmeyin.

Doğum sonrası bunalım, moral bozukluğu ya da depresyon yaşadınız mı? Nasıl başa çıktınız?

Yorum bırak