"Bebeğimi nasıl uyutmalıyım?" dizisinde:
1 - Türk kültüründe “ Bebeği uyutmak” kavramı
2 - Yatağında!
3 - Düzeninde
Bir bebeği sorunsuz bir şekilde uyutmanın üç önkoşulu var; bebeğin uyku zamanının geldiğini hatırlatmak, rahatlatmak ve istikrar.
Bebeğe uyku zamanının geldiğini hatırlatmak
Küçük bebeklerin başlangıçta zaman mevhumları olmuyor. Gece-gündüzü bilmiyorlar, saatleri bilmiyorlar, bazı dönemlerde yorulduklarını anlayamıyorlar. Onlara bunu hatırlatmanın en iyi yolu, bir düzen oluşturmak ve aşağı yukarı aynı şeyleri her uykudan önce tekrarlamak.Ilgaz’ın doğumundan itibaren geceleri yatırmak konusunda hep aynı stratejiyi izledik. Başlarda bu zor olsa ve hatta gereksiz gözükse de uzun vadede çok yararını gördük. Ilgaz üzülmeden, ağlamadan akşam uykuya dalmayı öğrenmiş oldu. Bir düzene sokmakta zorlandığımız gündüz düzenine değinmeden önce bunu anlatmak istiyorum.
Akşamları bebeğinizi uyutmak
Gece-gündüz yazısında bebeğe gece ile gündüzün farkının nasıl öğretilebileceğini yazmıştım. Bunlara ek olarak, gece uykusuna yatırmadan önce yapılacak tören biraz daha uzun tutulabilir. Biz her akşam şöyle bir sıra izledik. Beslenme, temizlenme, iletişim (karanlık öncesi loş bir ışıkta, şarkı türkü, kitap, ninni gibi, yakın temas içermeli), uyku.
Yapılması gereken ilk iş bebeğinizin akşamları saat kaçta uyumuş olması gerektiğine karar vermek. Bu çalışan anne-babanın, işten geldikten sonra mümkünse 1-2 saat bebekle vakit geçirmesine izin verecek kadar geç, ama anne ve babanın dinlenip, bebek büyüdükçe kendilerine vakit ayırabilecekleri kadar da erken olmalıdır. Biz kendi aile düzenimiz için bunu 21:00 olarak belirledik.
Doğumdan sonraki ilk haftalar
İlk günlerde yaptığımız bu saat civarında bebeğin beşiğini yatak odamıza almaktan ibaretti. Daha sonra gece boyunca bütün bakımını odada loş ışıkta yapıyor ve mecbur kalmadıkça bu saatten sonra odaya bizden başkasının girmesine izin vermiyorduk.
Demo dönemi bitince
Birkaç hafta sonra gaz sorunları başlamış ve akşam saatlerinde uyanık olan bebeğin uyutulması bir iş halini almıştı. Saat 20:15 civarında bebekle beraber odamıza (7 haftalıktan itibaren onun odasına) geçiyor, önce onunla konuşup oynayarak altını değiştiriyor, gerekiyorsa banyo yaptırıyor ya da elini yüzünü siliyor, daha sonra emziriyor ve bir süre kucakta şarkı mırıldantıktan sonra beşiğine yatırıyorduk. Bundan sonra ağlamadığı sürece sabırla şarkı söylüyor, mızıldanırsa dikkatini çekmek için bir oyuncak sallıyor, tekrar şarkı söylüyorduk. Eğer mızıldanma ağlamaya dönüşürse tekrar kucağa alıyor, sakinleşince geri yatırıp baştan başlıyorduk.
Bu anlattıklarım başlarda bebeği uyutmak için belki 1.5-2 saatinizi harcamanız, uyuduktan sonra vik sesi duysanız, aman uykusu açılmadan müdahele edeyim diye odaya koşmanız anlamına geliyor. Fakat eğer kararlı olursanız birkaç haftalık çabadan sonra, bebeğiniz daha emerken uyuyakalmaya başlıyor.
Gece uykusu öncesi dikkat edilmesi gerekenler:
Gündüz uykuları ve rutinler
Bebek bakımı ile ilgili kitap ve sitelerde sıkça bebek için rutin oluşturmaktan söz edilir. Hergün aynı sıra ile aynı şeyleri yapmak, bebeği aynı saatte yatırmak. Biz de eşimle birkaç kez bu konuyu konuştuk. Temelde her günün tüm aktivitelerini katı bir düzen içinde yaşamanın, bebeği normalde yaşamadığımız bir tarza alıştırmanın pek de doğru olmadığına karar verdik. Yine de, başına aşağı yukarı neler geleceğinin farkında olmasının ve uyku düzeni için bir plan oluşturmanın iyi olacağına karar verdik.
Başarısız denemelerim
Ilgaz 9 aylık olana kadar seyahatler ve gelen giden misafirler arasındaki birkaç düzen oluşturma denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Öncelikle bebeğin aşağı yukarı hangi saatlerde uyuyup uyandığını tespit etmem, uyanık olduğu saatler için kabaca plan yapmam ve sonrasında bebeği hep aynı saatte yatırmam gerekiyordu. Ben maalesef daha ilk adım olan “uyku saatlerini” tespit işinde başarısız oluyordum. Ilgaz hergün başka bir saatte uyanıyor, bazı gün gündüz 2 uzun uyurken, bazen kısa uyuyup 3 şekerlemeye ihtiyaç duyuyordu. Belli bir süre sonra kendiliğinden aşağı yukarı aynı saatlerde, toplamda iki defa uyumaya başladı. Biz de bundan sonra hep aynı saatte yatırmaya dikkat ettik.
Şimdiki aklım olsa
Gündüz uykularının düzene girmesinde büyümesi ve özellikle gaz ve diş sorunlarının azalması etkili olmuş olabilir. Ya da ben bu düzeni oluşturmak için yeterli istikrarı gösterememiş de olabilirim. Çünkü en sıkıntılı dönemlerinde bile gece uykuları çok fazla etkilenmiyordu. Ilgaz’ı doğumundan itibaren hep aynı saatte yatırıyorduk ve diş sorunu da olsa gaz sorunu da olsa, bir şekilde en fazla bir saat rötarla uyutmuş oluyorduk. Gece uyandığında ise istisnalar dışında çabuk geri uykuya dalmaya eğilimli oluyordu. Gündüzleri ise sıkıntılı günlerinde 1-1.5 saat uyutmak için uğraştığım halde, 20 dakikacık uyuyup geri uyandığı olurdu. Geri dönüp baktığımda, gündüz uykularını düzenlemek için daha erken çabalamaya başlamalı ve daha fazla gayret göstermeliydim diyebilirim. Gerçekten de artık gündüzleri geceden bile daha kolay uyuyor.Gün içindeki aktiviteleri uyanma, oyun, beslenme, oyun, uyku şeklinde düzenledik.
Gündüz uykularından önceki rutini kısa tutmaya çalışıyoruz. Altını değiştiriyor, kucakta 1 dk kadar ninni söyleyip, hafif giysilerle, yanına sevdiği bir oyuncak vererek odadan çıkıyoruz. Biraz yuvarlanıp uykuya daldıktan sonra üstünü örtüyoruz. Uyandığında ağlamıyorsa, odasına girmeden önce kısa bir süre yatağında vakit geçirerek kendisine gelmesini bekliyoruz.
Gündüz uykusu öncesi dikkat edilmesi gerekenler:
Ben yaptım, siz yapmayın
Yazıyı bitirirken, son zamanlarda yaşadığımız bir sıkıntıyı paylaşmak istiyorum. Yukarıda anlattığım gibi, geceleri sorunsuz uyuyan Ilgaz, tam da gündüzleri de kendi kendine uyumaya başlamıştı. Benim işe başlamam öncesinde bu düzeni oturttuğuma sevinirken, bile bile bir kısır döngüye soktum kendimi.
Benim işe başladığım ilk haftalar Gökhan’ın da iş için Arabistan’da bulunması gerekiyordu. Üstüne Ilgaz 6. hastalık diye bir şeye yakalandı. O kadar halsiz ve keyifsizdi ki, kucağımda uyuyakalıyordu. Ben de onu çok özlediğim ve hasta diye kıyamadığım için, kucağımda sarılarak uyuyakalmasına izin verdim. Bu arada yatırma saatlerimiz de bir miktar aksadı.
Sonra Ilgaz’ın sütten kesilme zamanının geldiğine karar verdim. Emzirmiyorum, bari kucağımda sarılayım bir süre dedim, 1 ay da böyle geçti. Başlarda kucağımda hemen uyuyakalırken, birkaç gün içinde buna da alışarak, oyun haline getirdi. Yüzümle gözümle oynuyor, öpüyor, cici yapıyor, bazen kucağımdan atlayıp oyuncaklarına gitmeye kalkışıyor, sonra da sanki yatağında gibi bir o tarafa, bir bu tarafa dönüp, rahat bir pozisyon bulup uyuyor. Yani tersine dönmüş bulunuyor. Gündüzleri rahatça uyurken, geceleri yatağına bırakınca ağlıyor. Şimdi tekrar eski çabalarla düzenini sağlamaya uğraşıyoruz. Sütünü içirip hemen yatağına koymayı denediğim için, sütünü elinden geldiğince yavaş içiyor, sonra da kanepeden kalkmaya davrandığım anda ağlamaya başlıyor. Bu akşam sütünü, tavan ışığını söndürmeden önce, kanepeye oturtup içirmeyi planlıyorum, böylece sütünü içerken ayrılma stresine girmemiş olur, zaten yakında biberonu da bırakmamız lazım (bardaktan sütü yatarak içemeyecek). Daha sonra da gündüz düzenini biraz daha uzun bir şarkıyla taklit edeceğim. Ilgaz’a ve bize şans dileyin :)
Remember Me
Page rendered at Wednesday, August 20, 2008 6:31:44 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)
Yeni yazılardan haberdar ol.
Disclaimer The opinions expressed herein are my own personal opinions and do not represent my employer's view in anyway.