Evde bir kara delik var, dereceleri yutuyor. Hamileliğimin 7,5. ayında fena halde grip olduğumda dijital derecemizi bulamamıştık, 31 Aralık 2006 gecesinin bir yarısı (01 Ocak 2007 sabahı da denebilir) Gökhan’cığım nöbetçi eczaneden civalı termometre almıştı, yılbaşının ertesi de bayrama denk gelince bütün bayram bu dereceyle idare ettik. Kırk yılın başı bir ateşim çıktı (en son hatırladığım ilkokulda dişim apse yaptığında) şöyle ağzımın tadıyla bir ateşimi ölçemedim, her seferinde silkele, 5 dakika bekle, gözleri kıs oku.

Kulağa iyi yerleştirilmezse doğru ölçmüyor gerekçesi ile önermemişti doğum öncesi eğitimdeki çocuk doktoru. Biz de bu nedenle Ilgaz için dijital edinelim dedik bir tane. Dedesi Ilgaz’a yenisini hediye aldıktan sonra bir delikten çıktı eski termometre. Eskisinin pili bitmişti ki, Ilgaz’ın burnu akmaya başladı. Dereceyi aradık, şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi. Yine civalıya talim. Üstelik kırılma halinde civa tehlikeli olduğu için önerilmiyor çocuklarda eski tip ateş ölçerler.
Annenizi Babanızı Kızdırmayın
Babamın selobant ahı tutmuş olmalı. Adamcağız eve destesiyle getirirdi bantı, ne zaman ona bir iş için lazım olsa, bir tane rulo bulunamazdı. Bir tane benim için bir yere koyun, ona bari dokunmayın derdi. Bir de “aldığınızı aldık yere koyun” derdi sürekli (becersem hayatımın kolaylığını sağlayacak olan, ancak bir türlü tam olarak uygulayamadığım, ve fakat kendi selameti için Ilgaz’a bir biçimde öğreteceğim öğretisidir).
Neyse, yuvaya başlaması ile burun akmasının sürekli hale gelmesi, “bu eve bir termometre alına” kararını zorunlu hale getirdi. Bebeğin bebeklikten çıkması ile koltukaltına dereceyi yerleştirip, yeterli süre bekletmek üzere fiziksel olarak veya ikna ile olarak zaptetmemiz güçleşince, kulak termometresi almanın mantıklı olacağına hükmettik. Bir Braun Thermoscan Ates Ölçer 4020 edindik.
Kurban Bayramlarında Yanarım
Pek doğru bir zamanlama olmuş. İki sene sonra yine kurban bayramında o zaman cenin olan Ilgaz efendinin, bu defa da bağımsız bünyesinde ateşler ortaya çıktı. İlk ölçüm biraz sorunlu olsa da, bak sesi dinle, kendin ölç, okuyalım birlikte şeklinde olaya ısıttık. Gece yatırmadan önce, gece o uyurken de ölçmemiz gerekeceğini, kusura bakmamasını ilettik. Değişik durumların öncesinde bilgilendirme ile olası arızalar (sorun çıkartmasına arıza yapmak diyoruz) önlenebiliyor. Ateşli, parasetamollü, uykusuz ama görece sorunsuz bir gece geçirdik. Bu akşam ateşin yükselmemesini umuyorum.
Filtreleri her seferinde değiştiriyor musunuz?
Bu arada kılavuzunda her ölçümde yeni filtre kullanımından söz ediyor. Çok anlamsız ve maliyetli geldi. Basit bir plastik gibi görünüyor. Filtreyi kaç kez kullanıyorsunuz? Temizlemeyi deneyen var mı?
Kafa Küt?
Umarım Tan’a da bulaşmaz. Ilgaz her fırsatta Tan’ı öpmek için elinden geleni yapıyor. Bu arada aklımızı okumaya başladı. Bugün ablam kapıya yakın Tan’ı emzirirken, kafası çarparmı diye düşünerek kapıya bakıyormuş, Ilgaz “Teyze, kafa, küt” demiş
Geçen gün de o bir şey anlatırken, bunu nasıl hatırlıyor diye düşündüğüm sırada yüzüme bakıp “hatırlıyorum, hatırlıyorum” dedi.

ben plastik parçaları sadece hastalığı bittiğinde veya çok fazla ateşini ölçtüğümde değiştiriyorum.bence her seferinde değiştirmek masraflı olur gibi….
ben de ole yapiyorum…hastaligi bitince degistiriyorum.
gecmis olsun, umarim iyidir ilgaz…benim oglusu da "kulaktan yapalim" diye alistirdik, oyle diyince kulagini uzatiyo hemen:))
iyi bayramlar!!