Bu Ayk Budur!’un yorumlarında Nihan’ın katı gıdalara geçişle uğraştığını okuyunca, bu yazıyı yazmak istedim.
Çocuklara yemedikleri yemekleri yedirme becerimle şişinen biriydim. Daha ortaokuldayken, “Damla gel şuna yedir” diye bebeklerini beslemem için beni çağıran komşularımız olurdu. Meğer işin sırrı rahatlıkta genişlikteymiş. Bana ne tabi, etini sebzesini yemiş yememiş, büyümüş büyümemiş, barsakları çalışmış çalışmamış. Ben eğleniyorum. Ben eğlenince, çocuk da eğleniyor.
İş başa düşünce işler o kadar kolay yürümedi. Ilgaz’ın yeme sorunu olduğunu söylemek doğru olmaz, neredeyse her şeyi yiyor. Ama yuvada, ya da ablasının yanında silip süpürürken, benim yanımda hala nazlanabiliyor, onu istemem bunu isterim diyebiliyor. Bunun çocuğun iyi beslenmesini kendime misyon haline getirerek yaptığım hatalardan kaynaklanmış olabileceğini düşünüyorum. Aklımı başıma devşirip bu durumu geç olmadan düzeltmeye çalışıyorum, gerçekten gelişme var. Eğer ilgilenen olursa, düzeltmek için neler yaptığımı ayrı bir yazıda yazabilirim.
Bunların gerçekten çocuğun beslenme alışkanlıklarına bir faydası yok. Zaten büyüyüp aklı erdikçe kısa vadede işe yarar gözüken taktiklerin hiçbiri bir işe yaramıyor. Dönem dönem hepsini yaptım, utanıyorum kendimden. Ben ettim siz etmeyin:
- Kandırdım onu, enayi yerine koydum. Sevdiği yiyeceği gösterip, yararlı olduğuna karar verdiğimi kakaladım ona. Çocuk bir yemeği bir kaşık yoğurt, bir kaşık yemek olarak severek bir kase dolusu yedi diye, aynı yöntemi tüm yemeklere uygulamaya çalıştım bir dönem. Şunu yaptım aylarca, bir kaşık yoğurt (çocuk ilk kaşıktan sonra şevkle ağzını açıyor), bir kaşık yemek (ağız kapanıyor), tekrar koklatıp kaşığı göstererek yoğurt olduğuna ikna edip bir kaşık daha yoğurt (yüzü düzelir, yine ağzı açılır), bir kaşık daha yemek kakaladım. Böyle yemeyi seviyor diye kendimi avuttum.
- Şeceresini tuttum sevdiği sevmediği yemeklerin, takıntı yaptım. Ilgaz’ın yaklaşık iki yıllık yemek zevkinin nasıl yanar döner olduğunu aşağıdaki grafikte göstermeye çalıştım. İlk tattırdığımda ölesine nefret ediyor gibi gözüktüğü şeyi, birkaç ay sonra silip süpürünce sevinçten kendimden geçtim. Ertesi gün aynısını yemeyince hüsrana uğradım. Sevdiği yiyeceğin içine nasıl olsa püre olur anlamaz diye sevmediklerini kakaladım. Sevdiğinden de sıtkı sıyrıldı.
- Yararlı bir şeyler (bana göre) pişirdiysem yesin diye içim içimi yedi. Bunu ona da çok belli ettim.
- Seçenek sunun dediler, çivisini çıkardım. Sonsuz seçenek sundum. Zavallı istatistiklerime bakarak, en az sevme ihtimali olandan başlayarak, yemekleri sırayla verdim. İster de önündekini bitirmez diye diğer yemekleri bizim tabaklarımıza da koymadım. Çeşitleri sırayla sürpriz gibi sunup, artık sıra kaşar ekmeğe (aman aç yatıp da gece uyanmasın diye) gelene kadar ne varsa çıkardım buzdolabından. Üşenmedim kimisini o sofrada otururken ısıttım, bazen çok ısındı soğuttum, bazen blender’dan geçirdim. O da daha iyisi gelebilir, yer kalsın beklentisiyle elinin tersiyle itti sunduklarımı. Konuşmaya başlayınca, “anne buzdolaptan bişey istiyorum, bişeyler ver bana dolaptan” demeye başladı. Jetonum ancak o zaman düştü.
- Daha çok yer ümidiyle o kadar uzun süre oturtuyordum ki sofrada, saat geç oldu diye sofradan kaldırıp hemen yatırmak zorunda kalıyordum. O da yemeği bitirip sofradan kalkarsam yatıracaklar diye yemiyordu yemekleri.
- Kendi isteğiyle bir sürü yararlı şey yediği halde, ben sürekli yemediklerine kanalize etmeye çalıştım. Sanki kendi bayılarak yiyince yararlı değilmiş gibi mi geliyordu, aklım neredeydi benim?
- Dişi çıkıyormuş, hastaymış, keyifsizmiş, insanın az yediği günler de olur değil mi? Ben bunu kabul edemedim. İştahsız olduğu bariz olan günlerde bile yemesi lazım diye kendimi de onu da strese soktum.
- Sevdiği yemekler hazırlayacağım diye onunla geçireceğim vakti yemek hazırlamaya harcadım. Sonra da bir sürü emek verdim, malzeme harcadım diye yemediğinde sinirim bozuldu, onun da sinirini bozdum. Onun tüm istediği basit bir tarhana çorbası, bir tabak makarna, bir kase yoğurttu belki de.
Hep yanlış yapmadım canım, bir-iki doğru şey de yaptım katı gıdalara geçiş sürecinde.
Bu seride sonraki yazı: Ben ettim, iyi de ettim – bebek ve çocuklara yemek yedirmek

damla, bu yazının devamını da düzeltmek şçşn neler yaptığını da okumak için sabırsızlanıyorum.
aynen şu an da senin yaptığın şeyleri yavaş yavaş yapmaya başladım farkında olmadan. Bu yazın bana farkındalık yarattı teşekkür ederim. 6-9 ay biraz yeni gıdalara geçmeye zorlandıysakta 9 dan sonra neredeyse herşeyi büyük bir zevkle yer olmuştu Can, Fakat şimdi (14,5 ay )yoğurt pilav ve makarna etrafında dönmeye başladı dünyası. bunun nedenlerinden en önemlisi kendi kendine onları daha rahat yiyebiliyor olması sanırım. 6. aydan itibaren kaşığı eline vermem çokmu erkendi bilemiyorum dün akşam çorbasını kendi içmek için yerlere yattı bendim yedirmeme izin vermedi baktımki kriz yaşanacak bıraktım tabağı önüne kasenin ancak beşte biri midesine girmiştir ama çok mutlu görünüyordu ellemedim. durumu düzeltmek için neler yaptığını öğrenmek için sabırsızanıyorum.
sevgiler
Damla bir önceki yazına teşekkür edemeden ikinci yazı geldi. Handenin yorumuna da teşekkür.
Kerem 5.5 aylık ve yeni başlıyoruz henüz, eskiden 3 saatte bir emme üzerine kurulu bir düzenimiz vardı.yemek-oyun-uyku şeklinde 3 saat dönüyorduk ve ben takip edebiliyordum neyin sırası geldiğini. Şimdi ara öğünler girince kafa karıştı az bir yoğurt verince üzerine hemen emmiyor, uykusu geliyor uyuyor acıkıp uyanıyor…
hani senin bebek bakım kitapçığında yazdığın düzen var ya 10:00 Anne sütü (yoksa mama)
13:30 Sebze püresi
16:30 Meyve püresi
19:30 Sütlü pirinçli mama (gecikirsem) bu düzende sebze meyve püresi miktarı ne idi? 1 haziran itibari ile işe başlıycam. süt sağmak bile beni strese şimdiden sokuyor.günde ne miktarda sağmalıyım. bebek ben yokken ne kadar süt tüketir? Kerem de ben de düzen seviyoruz. iş hayatı tam bir karambol gibi geliyor. bakıcımızı yönlendirmek istiyorum ama henüz kendi kafamda bir düzenim yok.
sizler dersini çalışmış başarılı öğrenci bense ders notlarını bulmaya çalışanlardan gibi hissediyorum:)
paylaştığınız her şey için çook teşekkürler
Nihan,
Seni çok iyi anlıyorum. Ben de Ilgaz tam 5.5 aylıkken katı gıdalara başlamıştım ve kısa sürede işe başlayacağımı düşünüyordum. Sonra 6 aylıkken 1 hafta kadar çalıştıktan sonra işten kaynaklı nedenlerle 11.5 aylığa kadar sarktı.
Yeme düzeni oturmadan işe başlama düşüncesi insanı çok strese sokuyor. Ama sakın benim yaptığım gibi, yemesi lazım, yemezse anne sütü yetmezse, mama almak zorunda kalacak şeklinde kaygılarla kendini de çocuğu da bunaltma. Yapman gerekeni yapıp oluruna bırakmanı öneririm. Kendi kendine bu geçiş dönemi de yoluna girecek. Katı gıdalarda en zoru 8 aylığa kadardır. Ondan sonra çocuk yavaş yavaş sizin yemeklerden tatmaya başladıkca işler rahatlar. Unutma sen ne kadar rahat olursan, bebek o kadar iyi yiyecek, sütünü sağman da o kadar kolaylaşacaktır.
Ilgaz her zaman meyveciydi. Normalde o meyve toplam 1 porsiyonluktu, yarım büyük armut+yarım muz gibi. Ilgaz genelde bitirirdi. Ama hemen ilk günden değil tabi, birkaççay kaşığı ile başlayıp yavaş yavaş arttırılıyordu. O aylarda doktor 1.5 porsiyonu geçmeyin diyordu diye hatırlıyorum. Meyvesini bitirip daha yiyecek gibi duruyorsa, üstünü yoğurtla tamamlardık.
O bir haftada tecrübem şu oldu. Sanırım o aylarda bebeğe ne kadar süt verirsen biberonla, hepsini içiyor. Sağlam şekilde doyduğu için bir sonraki öğünde yemiyor, yine süt içiyor bu da bir kısır döngü. Benim o zaman bulduğum gündüzlü bakıcı, buzlukta ne kadar sütüm varsa (çok sağmıştım) hepsini 1 haftada çocuğun ağzına dayamak suretiyle bitirdi. Akşam geldiğimde çocuk aç olmuyordu, emmiyordu, hemen sağmaya da fırsatım olmuyordu. Gündüz de iş yerinde rahat rahat sağacak bir ortam bulamadım. Sütüm azaldı. Sonra Ilgaz gündüzleri daha iyi yedikçe ve benim sütüm da çok olmayınca gündüz emmeyi tamamen bıraktı ve sütüm azaldı. Dolapta iyi bir süt stoğum olmasının dezavantajı oldu bu diye düşünüyorum.
Konuyu biraz dağıttım, bence çocuğun yeme durumuna göre bir miktar belirle ve bunu çocuğun yediği katı gıda miktarı arttıkça yavaşça azalt. İlk emzirmediğin gün öğün saatinde göğsünden sağabildiğin miktar bence o öğün için çocuğa gerekli miktarı belirlemede yararlı olabilir.
Sonuçları fırsat buldukça diğer anneler için bizimle de paylaşırsan çok sevinirim.
Sevgiler,
Damla
sevgili Nihan,
Seni okadar iyi anlıyorumki:)
ben işe başladığımda Can tam 4 aylıktı ve sadece anne sütüyle besleniyordu. ben inanılmaz strese girmiştim. internetten 4 aylık bebek kac cc anne sütü emer diye araştırmalar bile yapıyordum. ya doymazsa diye uykularım kaçıyor ve buzluğa sürekli biriktiriyordum sütümü. işe başladığımın ilk haftası stresten aniden sütüm azaldı neredeyse tamamen kesildi. bende öğle araları eve gidip emzirmeye başladım benim moralim yükseldikçe sütümde yeniden arttı. Can 5 aylık olduğında düzenimizi kurmuştuk. hatırladığım kadarıyla ilk zamanlarda ben evde yokken 360cc süt içiyordu. sabah saat 7-7.30 civarı emzirip cıkıyırdum saat 10 – 12 ve 4 de sağıyordum ve yaklaşık 400-460cc süt sağıyordum tekrar saat 6 da evde oluyor ve Can çok acıkmış oluyordu ve emiyordu. eğer gecikicek olursam bakıcımız 20-40cc kadar süt ısıtıp Can iyice acıkıp bağırmaya başlamadan önce içiriyordu çünkü iyice acıkırsa 40cc ile oyalamak zor oluyordu. 6. aydan sonra artık hem benim sütüm 360cclere geriledi hem de Can’ın ihtiyacı 420-450cclere çıktı o dönemde de bizi buzluktaki sütler imdadımıza yetişti. buzluktaki sütleri yaklaşık 9.aya kadar kullandık (tahminen 2litre civarında birikmiş vardı)derken benim sütüm günde 150cclere kadar düştü ama can artık herşeyden yediği için günde sadece 1 sefer uyku öncesi içiyordu ve o da ona yetiyordu. 1 yaş sonrası sağmayı bıraktım ve can hala emiyor (yarın 15 aylık)gündüz 1 bardak inek sütü içiyor akşam üstü ve sabah meme keyfi yapıyor. yalnızca 10. aydan sonra doktorumuzun uyarısı üzerine gece uyanmalarında mecbur kalmadıkça meme vermemeye başladım. yoksa büyüdükçe daha sık uyanıp sürekli emmek istiyorlar ve memede uyumak gibi bir alışkanlık ediniyorlar. bu da çalışan bir anne için oldukça zor oluyor.
biz 6. ay katı gıdaya geçtik ama Can’ın katıları kabullenmesi 8.ayı buldu. yavaş fakat iyi
ilerledik. sakın yemiyor diye endişelenme Damla çok güzel öneriler yazmış bunları takip edersen zamanla harika yiyen bir çocuğa sahip oluyorsun. aklıma gelenler:
1. gün içerisinde sağadığım sütlere numara veriyordum böylece ilk sağadığımı ilk içiriyorlardı ertesi gün.
2.yanımda bir buz çantası taşıyordum yolculukta sütler bozulmasın diye(çabuk bozulmuyorlar 6saat oda sıcaklığında 24 saat buzdolabında 6 ay derin dondurucuda tutabiliyorsun)
3. eğer o gün normal ihtiyaçtan fazla sağadıysam 20cc bile olsa o fazlalığı hemen buzluğa koyuyordum acil durumlar için.
4.katı gıdalara geçişte biraz sabırlı olup ne yediğini bulmak değil yedirmen gerekeni hergün bebeğin önüne koymak 1 kaşık ya da 10 kaşık ne yerse zorlamadan yavaş yavaş alıştırmak bizim işimize yaradı. 6. ayda Can’ın önüne hergün kuşlukta meyve püresi ikindi yoğurt koyuyorduk ilk 2 hafta ikisinden de ancak 1er kaşık yedirebiliyorduk. 2.haftadan sonra yoğurdu yemeye başladı 7. ayın başında bir oturuşta 1 kaseyi yer oldu ancak 8. ayda ancak meyve yemeye başladı.hiç zorlamadık ama hergün ikram ettik. her gıdayı aşama aşama aynı şekilde tanıttık 9. aydan sonra herşeyi yemeye başladı.
5.Damla’nın önerilerini oku yemek düzeni, bebek bakımı, beslenmesi ve çalışan annelere notları v.s. ve bunları kendi düzenine göre adapte et:)
6.süt sağarken sütün gelişi durduktan bir süre sonra tekrar süt gelmeye başlayacaktır sağmaya devam et. her göğüse hiç olmazsa 8-10dk ayır.
7. ev de küçük bir paket mama bulundur acil durum için. aradabir mama içmesi dünyanın sonu değil tam tersine senin biraz rahat nefes almanı sağlıyabilir.
8.eve geldiğimde eğer Can emmek istemezse de mutlaka süt sağdım yoksa süt gerilemeye başlıyor.
aklıma gelenleri alel acele yazdım kusura bakmayın iş yerideyim ve işlerim biraz yoğun bu sabah. umarım çok karışık olmamıştır okuyup düzenliyecek vaktim olmadı.
sevgiler
Hande keşke sen de bir blog başlasan, vakit ayırıp böyle detaylı yazdığın için çok teşekkürler. Sanırım gözden kaçmaması için bu yorumunu ayrı bir yazı olarak yayınlamalıyım.
8. madde ile ilgili: Ben de süt gerilemesin diye bebek emmese bile sağmak ile çok uğraştım. Hatırladığım kadarı ile 8-12 ay arasında Ilgaz ısrarla gündüz emmemekte ısrar ederken, süt sağmak için kendime işkence yaptığım zamanlar için, geri dönüp bakınca acaba biraz daha doğayı mı dinlemek gerekiyor diye düşünüyorum. Yani bebek emmek istemiyorsa acaba bir bildiği mi vardır, eğer katı gıdalara geçiş başarılıysa, çocuk iyi besleniyorsa, sağmalıyım diye strese girmek yerine bebekle daha fazla vakit geçirmek ona daha fazla mı şey katar diye düşünüyorum şimdilerde.
Teşekkür ederim Damla,
şu anda oldukça yoğun iki farklı işim var bir de dünya tatlısı oğlum. sen harika bir blog yapmışsın ve çok güzel bilgiler sunuyorsun ben de çok faydalanıyorum ve çok keyif alıyorum. dolayısıyla blog işi sana ait:)) ben de fırsat buldukça tecrübelerimi büyük bir keyifle yazıyorum çünkü insanın kendisini çaresiz hissetmesi gerçekten nasıl bir duygudur oğlumun doğumuyla anladım. Bir de hep bu tecrübelerimi bir yazsam herşey çok çabuk unutuluyor diyordum kendi kendime senin bloğun benim için harika oldu:))
Sağama işlemiyle ilgili çok doğru söylüyorsun hormonların etkisiylemi bilmiyorum sanki 20cc süt az gelse dünyanın sonuymuş gibi geliyor inanılmaz stres yapıyordum. gerçekten de işi doğaya bırakmak gerekiyor Can’da 10-12 ay civarları bazı günler bıraktığım sütü içmiyordu bende kahroluyordum. halbuki bebeğimiz büyüyor ve bir aşama daha atlıyor diye onunla grur duyup herşeyi biraz da akışına bırakmak gerekiyor aslında ama o durum içerisinde bazen kafamız karışıyor ve birini bize kendine gel demesine ihtiyaç duyuyoruz herhalde.
Allah sizden razı olsun ne diyeyim… iyi ki varsınız:)
buzluktaki stoğumuz sadece yarım litre henüz. bu hafta bir miktar daha oluşturmaya çalışacağım işe başlamadan ama kerem emdikten sonra sağıyorum ve maksimum 100 ml sağabiliyorum gün içerisinde:(
Hande’nin önerisi ile süt gelişi durduktan sonra devam edeceğim sağmaya bakalım. bir yerlerde yanlış yapıyorum ama nerede diyordum. hiç tam dolu göğüsümü sağıp boşaltmadım, gelecek hafta iş yerinde ne çıkacak bakalım.
Hande,
Artık bunu yazmanın zamanı geldi sanırım. Neredeyse Kitubi’yi yazmaya başladığımdan beri planladığım bir uygulama çok yakında hayata geçecek, ismi Nurturia.
Bu uygulama ile blog gibi zahmetli bir şeye vakit ayıramasan bile, kısa kısa notlarla Can’ın anılarını kayıt altına alma ve ailenle, eşinle dostunla paylaşma imkanı bulacaksın. Üstelik aynı platform üzerinden diğer anne babalarla tecrübelerini paylaşman için üye olan herkesin okuyup katılabileceği bir soru cevap bölümü olacak. Aynı zamanda, özel ya da katılıma açık gruplar oluşturma imkanı da olacak.
Amacımız siteyi bir an önce kullanıma sunmak, bundan sonrası sizlerden gelecek öneri ve isteklerle şekillenecek. Site açılır açılmaz yorumlarınızı almak için haber vereceğim.
Bizim gibi çocuklarına vakit ayırmaya çalışan, onlar için en doğrusunu öğrenmek ve uygulamak isteyen, öte yandan sınırlı vaktinde kendi tecrübelerini de başkaları ile paylaşmak isteyen anne babaların çok işine yarayacağını düşünüyorum ve açıkçası heyecandan yerimde duramıyorum.
Sitenin adresi http://www.nurturia.com.tr
Şimdilik sadece logosu var sitede.
Damla Harika bir haber şimdi bende çok heyecanlandım:))
Nihan eğer çocuk emdikten sonra bile gün içerisinde 100cc sağabiliyorsan inan süper endişe edecek hiç birşey yok:) ben stoğu Can yeni doğduğu sıralardan 3 aya kadar yaptım. Kerem şu anda 5,5 aylık ve oldukça çok emiyordur. 4 ay civarında işe başlamadan önce biriktirmek istediğimde Can emdikten sonra ancak 10-20cc süt çıkıyordu. İnan bana herşey yolunda gidecek:)
sevgiler
kızım 8 nci ayın içinde mama yemiyor sebze püresi yapıyorum ve kendimize yaptığımız yemeklerden yiyiyor mama yememesinin bi sıkıntısı olur mu birde kemik suyu ve ilik yedirmemi söyleyenler oldu bu konuda bi fikri olan var mı
Ebru,
Neden sıkıntı olsunki, yemeklerinizde fazla tuz ve baharat kullanmadığınız sürece bir şey olmaz.
Kemik suyunun bir besleyiciliği olmadığını okumuştum ama lezzetli olduğu bir gerçek. Benim oğlum kemikleriyle pişirilmiş et haşlamasındaki etleri de, sebzeleri (havuçi patates, bezelye) de suyunu da çok güzel yiyor (limonlu). Eğer ona düşen porsiyondaki kemikte ilik varsa onu da veriyorum, yiyor. Kasaptan et alırken kemik de istiyorum, çorbalara birer parça ekliyorum. Onun dışında kemik suyu falan yapmaya vaktim olmuyor. Son derece de kolay bir yemek. Bir ara tarifini yazayım bari.