Bu seride, önceki yazı: Ben ettim, siz etmeyin – bebek ve çocuklara yemek yedirmek
Ilgaz’ın katı gıdalara geçişinden itibaren bunlara hep dikkat ettim. Size de tavsiye ederim:
Hiç televizyon karşısında yemek yedirmedim.- Yemek sırasında oyuncak vermedim. Oyunla, soytarılıkla, tren geliyor aç ağzını diye yemek yedirmedim.
- Elimden geldiğince ailece birarada yemek yememize çalıştım. Benim yarattığım tüm strese rağmen, yine de hergün hep birlikte sohbet ederek geçirdiğimiz bir zaman oldu yemek saatleri (Gökhan’ın mesai saati 18:30′a uzatılıp da yemek saatinde eve yetişemez olana kadar).
- Sofra süresini ne kadar uzatsam da, yemek saatini sofrada bitirdim, elimde yemeklerle peşinden koşturmadım. Gezinerek yemek yemesine izin vermedim.
- Yemeklerini yemedi diye gece gündüz sütü dayamadım. İki gün bir şey yemediyse, üçüncü gün yine yemek yedi hiç değilse.
- Tatlı, hamur işi yedirerek şişmanlatmaya çalışmadım. Bunları çok önemli yiyecekler olarak lanse etmedim (makarna ve pilavın mertebesini kurtaramadım henüz).
- Yemeğini yesin diye ödül olarak tatlı, çikolata vermedim. Yemekleri sevdirmeye çalıştım, yemek çikolata yolunda zorlu bir adımdır gibi bir kanı edinmemesine çalıştım.
- Kendisi denemeye hevesli olduğu sürece, yemeğini kendisinin yemesine çalıştım.
Sizin önerileriniz var mı?
Bir sonraki yazıda yemek saati sorunlarını düzeltme çalışmalarımı yazayım.

yemek saatlerini mümkün olduğunca rutine bindirdim. sabah-kuşluk-öğle-ikindi-akşam-gece (süt)
şeklinde 6 öğün düzenli besledim. kuşluk ya da ikindi vakti yemek istemzse de küçük bir meyve mutlaka verdim (tabii ki zorlamadan)yoksa yemek saatine kadar dayanamayıp öğün saatlerini şaşırıyor ya da yemek saatine çok yakın birşeyler atıştırmak istiyor ve iştahı kaçıyor.
yemek öncesi atıştırmalara izin vermedim.
öğlen yemek yemediyse ikindi vakti tekrar yemek ıstıp vermedim ikindi yine meyve, küçük bir kurabiye v.s verip yemeği akşam yemek saatinde verdim. yoksa ara öğünler ana öğünlerle yer değiştiriyor.
yemeği hiçbirzaman tekbaşına cezalıymış gibi yemesine izin vermedim. biz yemiyeceksek bile önümüze mutlaka az da olsa aynı yemeklerden koyup onunla sohbet ederek ama kandırmadan yedik.
kesinlikle yemekleri birbirine karıştırmadım. 1 kaşık yoğurt bir kaşık pilav sonrada et olabilir ama asla üçü bir arada bulamaç şeklinde yedirmedim.
ona herzaman masadaki yemeklerden tercihlerini sorarak ve ağazını açtığı zamanlarda sadece verdim. kesinlikle zorla ağazını açtırtıp sıkıştırmadım.
doyduğu zaman tabağında çok az kalmış olsa bile "hadi ama son bir kaşık" diye zorlamadım. ağazının tadıyla mutlu sofradan kalkmasını sağladım ki bir sonraki öğününde masaya oturmakta problem yaşamayalım.
hızlıca aklıma gelenleri sıraladım
sevgiler
Hande, çok teşekkürler, süper öneriler. Çocuklar genelde karışık şeyleri çok sevmiyorlar. ama Ilgaz bir dönem (7-10 ay civarı) sebzeleri içinde et ve yoğurt varken seviyordu. Tek başına sebze yemiyordu.
Bir de aklıma gelmişken söylemeden geçemeyeceğim. Çocuk acıkmıştır bilirsiniz. Yemek vaktidir veya kendisi mama mama diye mutfağa gelir fakat yemeğe oturtamazsınız ve ya masaya oturur ama yemek yediremezsiniz. Can için ve eminim birçok çocuk için muhtemel nedenler:
1. Acıkmıştır ama masaya oturmak istemez çünkü;
*bir oyuna dalmıştır ve onu bırakmak istemez. (masaya getirebileceği küçük bir şeyi ona sunabilirsiniz "masada bununla oynamaya nedersin?")
*etrafta başka insanlar vardır ve hiç kimse masaya oturmamıştır. (çocuğun ençok ilgisini çeken hiç olmazsa 1-2 kişi onunla masada birşeyler yer.)
*Yeni işten geldiyseniz sizin kucağınızda biraz vakit geçirmek istiyor olabilir.
(yemek işini 10dk kadar erteleyin ve kimseyle konuşmadan ve ev işleri yapmaya çalışmadan sadece ona zaman ayırın inanın 15dk sürmez yeniden sizinle masaya oturacaktır. bu taktik herhangi bir zamanda oluşan krizde de işe yarar dışarda veya misafir varken. Genelde kriz nedeni sizin ilginizi istiyor olmasındandır.)
2.Masaya oturur birşeyler anlatmaya çalışır, siz anlamazsınız, ısrarla ağazını aç dersiniz ve kıyametler kopar.
*sizin yediğiniz ya da masada bulunan diğer yemeklerin tadına bakmak istiyordur. kendi tabağındakinin aynısı olsa bile sizin tabağınız onun ilgisini çekiyor olabilir.
a.Masaya herzaman onun yiyebileceği cinsten yemeklerle donatın farklı birşeyler istiyorsanız ona çaktırmadan yemelisiniz ki bu da ancak 9 aylık olana kadar geçerlidir, sonraki ağlamaları size kanmadığını gösterir. kendi tabağınızın kenarından da ona taddırın.
b. Bir şekilde çatal ve kaşık ona itici gelmeye başlar ve sizin elinizden yemek istiyordur kısa bir dönem bir hafta on gün kadar biz bunu yaşadık ve sıvı gıdalara biraz ara vermemiz gerekti ama hergün ikram etmeyi ihmal etmedik birgün baktıkki yeniden yemeğe başlamış.
c.ilk kendi eliyle tutup yemeğe başladığı dönemde, kendi kendine yemek istemesi ile bütün yemeklerini onun tutabileceği şekilde pişirmeye başladık. Henüz küçüktü ve tutma becerisi henüz iyi gelişmemişti dolayısıyla, ince uzun sebzeler, parmak köfteler, etler şeklinde hazırladık yemeklerini. bir de sabah kahvaltısında, yumurtalı ekmek yapar gibi yemesini arzu ettiğiniz kahvaltılığı yumurta, domates ve peyniri karıştırıp çok tahıllı ekmeğe emdirip fırınladıktan sonra parmak parmak doğrayıp eline verebilirsiniz. Bu arada sizde fırsat buldukça ağazına birşeyler verirsiniz. mama sandalyesinin altına örtü sermeyi ihmal etmeyin. döktüğü içinde sakın kızmayın, tam tersine kendi kendine yiyebildiği kısım için onu yüreklendirin.
d.kendisi de sizin gibi çatal ve kaşık kullanmak istiyor olabilir. Önüne birer birer olmak üzere çatalını batırabileceği kıvamdaki yemekleri koyun o çatalını batırmaya çalışırken sizde ona yemek yedirirsiniz. Yanınızda mutlaka yedek çatallar bulundurun çünkü sizin hali hazırda batırdığınızı sizden istiyebilir, ya da yere düşürebilir. çatalların hepsinin birbirine benzemesi bir avantajdır böylelikle sürekli başka çatal istemez:)
*Susamış olabilir.
*kendince ilgi çekme yolunun bu olduğunu düşünüyor olabilir. Sakın onun duyabileceği bir ortamda hiç yemek yemiyor diye hayıflanmayın ve yemek saatini oyun saati gibi geçirmeyin.
Bu yazdıklarım hep deneme yanılma yoluyla keşfettiğim ve birçok krizler yaşandıktan sonra ortaya çıkan şeylerdir. Herşey aslında kendi çocuğunuzu zamanla tanımaktan geçiyor ve gün geçtikçe ne kadar bizim kopyalarımız olduklarına hayretle bakıyorum. En güzeli fazla stres olmadan farklı birşey gördüğümüzde onu gözlemlemek ve ona göre taktik geliştirmek. Gerçektende bir annenin stres olmaması mümkünse tabii elimizden geldiği kadar diyebilirim:)
Sevgiler