# 16 Haziran 2009 Salı

Tan yaklaşık 2 haftalıkken bir türlü  mememden inmeyip sürekli emmek istediğinde öğrendim "büyüme atağı" tanımlamasını. Bendeki telaşı siz düşünün ey anneler! "Sütüm mü yetmiyor acaba, yok ben bu annelik işini kıvıramıyorum" ile başlayan, lohusa depresyonumun da etkisiyle ağlama krizlerine varan panik hali.

Oysa oğlum artan büyüme hormonunun etkisiyle hızlı büyüme evresine geçerek, sürekli emip, hem büyümek hem de benim sütümü çoğaltmak istiyormuş. Bu büyüme ataklarının bir tanesine de Tan 9. ayına girerken, bir hafta önce 4 gün süren bir uykusuzluk evresi ile yaşadım.

İnternette yaptığım araştırmaya göre büyüme, en başta beyindeki hipofiz bezi tarafından salgılanan  büyüme hormonu (BH), triod ve cinsiyet hormonu ile sağlanıyor. BH, bebeklerde 0-1,5 yaş arasında özellikle geceleri salgılanırken, belirli haftalarda salınımını artırıyor ve bebeklerde huzursuzluklara, özellikle geceleri sık uyanmalara neden oluyor. Fakat nedense doktorlar bu son derece önemli konuyu anne ve babalarla yeterince paylaşma gereği duymuyorlar. Bence bebek daha ilk rutin kontrolüne götürüldüğünde anlatılması gereken en önemli konu başlığı.  Almanya'da bebekleri yeni doğan ebeveynlerden, yalnızca bu konuda yazılan Oje, ich wachse adlı kitabı okumaları isteniyormuş. (Yazarlar: Hetty Ven de Rijt ve Frans X. Plooji. Almancası olan arkadaşlar belki ilgilenir ve kitabı bulurlar diye düşündüm)

BH, kan şekerini yükseltirken, vücuttaki yağ yıkımını artırıyor, kolestorol ve trigliseridi azaltıyor, protein sentezi ve hücre yapımını uyarıyor. En önemli etkisi kemik ve kıkırdak yapı üzerinde, yani boy uzamasında görülüyor. Bebeklerin yaşadığı değişimi bir düşünsenize. Hiç de kolay bir iş değil yaşadıkları.  4000 vakada bir görülen BH eksikliğinde ise boyda kısalık, beyinde hastalıklar, yüzde şekil bozuklukları gibi istemediğimiz sonuçlar doğurabiliyor.

İnternette bir doktor, "Bir gece yatıyorsunuz ve sabah kalktığınızda uçtuğunuzu görüyorsunuz. İşte bebeğinizin yaşadığı değişimde böyle bir şey" diye anlatıyor.
Gerçekten de  birkaç gün önce deyim yerindeyse "labut gibi yatan" bebeğiniz bir bakıyorsunuz gülümsüyor ya da emeklemeye çalışıyor.

Bebekler ilk 20 ayda 10 adet büyüme atağı geçiriyor, bu ataklar bebeğine göre  değişecek şekilde  5, 8, 12, 19, 26, 37, 46 ve 55. haftalarda görülüyor.  Bu dönemlerde bebeklere sakin, sevecen, taleplerini karşılayacak şekilde yaklaşılması  önerilirken, bebekteki huzursuzluklar nedeniyle "büyüme geriliği" diye adlandırılan ve yalnızca birkaç gün süren bu günlerde anne ile babalara paniğe kapılmamaları öneriliyor.

18 Haziran 2009 Perşembe 09:40:15 UTC
ya doktorlar neyi paylaşıyorki..çok kızgınım onlara..6 ay anne sütü 6 ay sadece diye tutturuyorlar ama demiyorlarki ilk gunlerde ne kadar sütünüz geldiğini ölçün,şu kadarsa dikkatli olun takviye edin vs.. en azından bunu anlaybilecek annelere anlatmalılar. 6 kez çiş yaparsa yok bilmem kaç.. kardeşim bu işin kolayı var, alırsın bi pompa sagars bakarsın. sütün 100 cc nin altındaysa istersen çatla patla o çocuğa yetmez ve benimki gibi sarılık olup hastanelrde sürünürsün..illa sadeece süt demekten başka bildikleri yok. ve bunun gibi neleri paylaşmıyorlar işte örnek..annelik helede ilk çocukta zorrrr...
arzu
18 Haziran 2009 Perşembe 10:34:26 UTC
Arzu Merhaba,

Küçük bebekle hastanelerde uğraşmak çok zordur eminim. Çok geçmiş olsun. Olası bir yanlış anlamayı düzeltmek istedim, pompa ile sağılan süte bakarak süt miktarınızı tespit etmeye çalışmak çok yanıltıcı olabilir. İlk günlerden tam ne zamanı kastediyorsun bilmiyorum ama doğumdan sonraki ilk 2-3 günde hiçbir annenin göğsünden sıradan bir pompa ile 100 ml süt gelmez. Sıkarsanız birkaç damla sarı süt çıkar. Sonra mesela bebek emdikten sonra sağarsanız yine gelmez çünkü bebek emip boşaltmıştır göğsü. Sanırım bebeğin idrarına bakarak karar verilmesini bu yüzden öneriyorlar. Yeni anneler bu süt miktarına çok takılıp hemen mamaya yönelebiliyor, doktor kontrolü olmadan bebeğe mama verilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum.

Damla
29 Eylül 2009 Salı 17:33:35 UTC
Merhaba,
Üzerimden o kadar büyük bir yük aldın ki anlatamam:) Ne alaka diyeceksin.. Büyüme ataklarıyla Arda 3 haftalıkken tanıştım ben de. İnternet, türkçe, yabancı kitaplar ve amazondan söylediğim kitaplar derken tez yazabilecek hale geldim diyebilirm:) Ama bu bilgiler daha doğrusu sadece" büyüme atağı" lafını bilmem bile beni o kadar rahatlattı ki uykusuz geceler, mızmız geçen gündüzler anlam kazandı, başka yerde aramadım nedenleri.. "The wonder weeks" Hetty Vanderijt ve Frans Plooij in kitabı rehberim oldu, okudum, rahatladım.. İşte bende yeni başlamış olduğum bloğumda bunları herkesle paylaşıyım diyordum ki bu yazını gördüm bana gerek kalmadı:) en azından şimdilik biraz daha tembellik yapabilirm.. Bir tarafta Doktorların büyüme atağı diince ki anlamsız bakışları, bir tarafta bakıcımızın, temizlikçimiz büyüme atağı profosoru olmaları:) Keyifle okuyorum yazılarını kendimi görüyorum her iki cümleden birinde.. teşekkürler..
Sinem Arpak
29 Eylül 2009 Salı 18:23:39 UTC
Sinem Merhaba,

Bu yazıyı ablam yazdı, ben Ilgaz'da bu kadar detaya inememiştim. Bence sen de yaz, çünkü senin bloguna ulaşan kişilerin Kitubi'deki bu yazıya ulaşacaklarının garantisi yok.

Sevgiler,
Damla
İsim
E-Posta
(will show your gravatar icon)
Ana sayfa

Comment (Some html is allowed: a@href@title, b, strike, strong) where the @ means "attribute." For example, you can use <a href="" title=""> or <blockquote cite="Scott">.  

Aşağıdaki kodu girin (robotları önler):

Live Comment Preview