Yemek menüsü ve dondurulmuş sebzeler

Bakıcımızla yolları ayırdıktan sonra, birkaç aylık babaanne-anneanne sınırsız mutfak desteğinden sonra işler yeniden başa düştü. Planlı programlı olmaya, teferrüatlı, oyuncaklı, çok bulaşıklı işlere kalkışmamaya, yeniden beş dakikada beşiktaş yemekler pişirir çabukluğa erişmeye kararlıyım. Evin yakınında pazar olmayınca, sebze-meyve kalitesi ve fiyatlarında Migros’a teslim olmak yerine, Nazilli’den Pınar Hanım’dan yüklü miktarda sebze getirttim. 2,5 kişilik ailemizde 1 kilo fasulye, rahatlıkla 3 akşamın kıymalı fasulye yemeğini çıkartır. Böylece getirttiğim 100 TL’lik meyve-sebze paketindeki (erişte, zeytinyağ, un falan da dahil) - meyveler 1 haftada tükecenek olsa da – donduracağım sebzelerin 1 ay kadar götüreceğini düşünüyorum. Ilgaz da okula gittiğine göre, öğlen yemekleri de yenmiyor nasıl olsa.

Üniversitedeyken, gıda mühendisliğinden seçmeli bir ders almış ve neden Gıda’yı kazanmamışım ki diye pek hayıflanmıştım. Bu süper eğlenceli derste, dondurulmuş gıdanın ne kadar şahane bir şey olduğunu öğrenerek büyülenmiştim. Eğer taze olarak dondurulursa, hallerde bekleyen sebzelere nazaran çok daha az vitamin kaybına uğruyor. Sonra dondurma pişirme süresini de kısaltıyor, bir de oradan kazanıyor. Böylece, pazardan marketten alınan sebzeye açık ara fark atıyor.

Başta annem, sonra Ilgaz’ın yardımlarıyla, patlıcan, patates ve çiğ yenecekler hariç tüm sebzeleri dondurduk. Bir tek soğanları da doğrayıp atacaktım, vakit yetmedi. Hafta sonu taze kıyma alıp, bir kısmını kıyması ile kavurup hazır olarak donduracağım, tıpkı eski günlerdeki gibi.

Ilgaz barbunya ayıklama işine bayıldı, 1 kiloyu bitirdik, daha isterim diye ağladı. Fasulyelere geçtik, ben çöplerini, kılçıklarını aldım, o kafasına göre kısalı uzunlu kırıp kabın içine attı. Sıkılınca fasulyeleri kurutacağım diye bir avuç kaptığı gibi balkona koştu. Vay be, sebze kurutma işini hangi kitaptan öğrendi acaba diye düşünerek peşinden gittim ki, ne göreyim, fasulyeleri balkondaki çamaşır kurutma makinesine güzelce yerleştirmiş, kapağı kapatmak için arasına sıkışanları kurtarmaya çalışıyor. Kuru fasulye olmaları için makineyi çalıştırmam için ısrarcı ağlamasını, Gökhan’ın gelişi ile susturabildik.

İşte bu ay sonuna kadarki menümüz:

20.08 Domatesli börülce, et

21.08 Yoğurtlu patlıcan, et

22.08 Mantı

23.08 Balık, haşlama patates, salata

24.08 Kuru fasulye, pilav

25.08 Şehriye çorbası, tavuk

26.08 Taze fasulye, cacık

27.08 Erişteli bi şeyler

28.08 Türlü, hoşaf

29.08 Balık,…

30.08 Bamya, bulgur pilavı

31.08 Tavuk, dible pilav (fasulyeli karadeniz pilavı, isteyen olursa tarifini yazarım)

Gerekirse pilav, çorba eklemesi yapılabilir, nasıl olsa önceden hazırlık gerekmiyor bunlar için. Turşu, yoğurt, söğüş de gününe göre sofra hazırlanırken ayarlanır. Çok’u hedefleyip becerememektense azla yetinmek daha iyi değil mi?

Ne Pişireyim Derdine Son – Çoktan Seçmeli Haftalık Menü

Pratikanne‘nin bu yazısına bakmanızı öneririm: http://www.pratikanne.com/2009/08/her-pratik-annenin-buzlugunda-olmas.html

Tags:

Bir yorum

  1. Bu sene ilk kez doktorumuzun yonlendirmesiyle Ela icin enginar attik buzluga. Annem geldiğinde mutlaka bizim daha sonra yememiz için acil durum yemekleri, dondurur. Yazı çok faydalı olmuş, neden sadece enginar olsun. Daha önce aklıma gelse, Dikili’den getirdiğim bahçe kabaklarını da pişireceğime dondururdum. Artık daha pratik olmak gerekecek. Bakalım, böyle fikirler almak harika oluyor. Çok teşekkür ederim.

Yorum bırak