# 21 Ekim 2009 Çarşamba

Pratikanne beni mimlemiş. İnsanın kendi ilginç yönlerini yazması çok zor, çünkü bana benim her şeyim son derece normal geliyor, hatta bu yaşımda bile bazen niye başkaları benim gibi değil diye şaşırıyorum, ilginç geliyor insanlar :) O yüzden ben ilginç yanlarımı yazmayayım, beni tanıyanlar ve tanımış kadar olanlar lütfen yorumlara benimle ilgili ilginç buldukları şeyleri yazsınlar, dürüst olabilirsiniz :)

Ben en iyisi bu anne olma işine girdikten sonra öğrendiğim ve ilginç bulduğum 7 şeyi yazayım:

  1. İdrar sterilmiş. Bir enfeksiyon durumu yoksa tabi. Yenidoğan sünnetine karar verirken, nasıl temiz tutacağız biz bu ortamı diye kaygılanırken öğrenmiştim.
  2. Göz renginin değişmesi durumu. Bebeklerin göz renginin sonradan değiştiğini herkes bilir. Süt emdiği sürece değişir derler. Meğer, gözlerdeki rengi sağlayan pigmentasyon, güneş ışığı ile gelişimini tamamlıyormuş. O yüzden bütün bebeklerin gözleri açık renk, gri gibi oluyor. Büyüyünce gözü açık renk olacak olan bebeklerin de minikken gözlerinin cam gibi apaçık olduğunu tespit ettim.
  3. Amniyotik sıvıya ve süte yiyeceklerin tadının geçmesi durumu. Bebek anne karnında suyun içinde hıçkırıyor, esniyor. Arada bir de, gluk, amniyotik sıvıdan bir parça yutuyor. Daha doğmadan yaşayacağı ekolojideki yiyeceklerin tadına alışıyor. Süte de yiyecek tadının geçtiğini biliyordum ama dozunu kestirememişim. Taze soğan, palamut aromalı sütleri nasıl bayıla bayıla içiyorlar hayret doğrusu. 
  4. Süt mekanizması. Başlı başına bir ilginçlik abidesi. İki hormonumuz var, prolaktin, oksitosin. Prolaktin sütü üretiyor, oksitosin salıyor. Aslında bebek emmeden önce de süt var, o anda üretilmiyor, ama sürekli akmaması lazım tabi. Oksitosinin salınımı prolaktini tetikliyor. "Hadi kardeşim içiyorlar işte sütleri, biraz daha üret". Oksitosin çok garip bir hormon, mesela bebeğin ağlamasını duymanızla sütü salıverebiliyor. Duş alıyorsunuz, bebek ağlıyor, banyo yapmaya çalışırken, şıp, şıp, şıp. Bir şeye duygulanıyorsunuz, gözünüz doluyor, aynı anda göğsünüz sızlıyor. Garip ötesi.
  5. Bu oksitosin arkadaşımız doğum kasılmalarından da sorumlu. Yani daha doğum başlamadan başlıyor çalışmaya. Suni sancı verilmesinin mekanik bir müdahele olduğunu sanırdım. Suni sancının damardan verildiğini duyunca şok geçirdim. Suni sancı dediğimiz şey de aslında oksitosinin ta kendisiymiş.
  6. Nescafe türk kahvesinden daha fazla kafein içeriyor, sertliğiyle ün yapmış espresso ise bu 3 kahve türü içinde en az kafein içereni. Ne ilgisi var diyeceksiniz anne olmakla. Hamileliğim sırasında doktorum Alper Mumcu'nun bilgi dolu sitesini hatim ederken bu yazıdan öğrenmiştim. Gerçekten de nescafe bana çarpıntı yaparken, Espresso bazlı kahveler (Latte, Cappucino gibi) kendime getiriyor, zihnimi açıyor.
  7. Doktorların aynı konular için farklı şeyler önermesi. Her zaman doktorların görüşleri arasında farklılıklar olur. Ama bu çocuk işinde gerçekten ak'la kara şeklinde tezatlar olabiliyor. Çok yakın iki arkadaş konuşurken, arkadaşınız doktorunu referans göstererek bir şey öneriyor, siz sizin doktorunuzun tam tersi bir şey söylediğini söyleyince, her ikiniz de tamamen kafanız karışmış şekilde eylemsizlik haline geçebiliyorsunuz. Bu durumun bir bölümü çocuk doktorlarına pedagoglara sormamız gereken soruları sormamızdan kaynaklanıyorsa da, diğer yandan bu işte tek bir doğru olmadığını gösteriyor. Farklı yollar, insanlığın çeşitliliğini teşvik ediyor ve tür zenginliğine katkıda bulunuyor.
22 Ekim 2009 Perşembe 10:43:46 UTC
Baştan sonra a evet şeklinde okudum... Şu oksitosin meselesi mesela. Benim de çok kafamı karıştırıyor, fazla mucizevi geliyor bana da (ki aslında kadın doğumcu olmak üzereyim ama her oksitosin konusu açıldığında şaşırıyorum, hergün yani)
22 Ekim 2009 Perşembe 11:03:23 UTC
Hayal,

Yanlış bir şey yazmamışım değil mi? :)
Damla
22 Ekim 2009 Perşembe 12:08:57 UTC
Oksitosin aynı zamanda aşk hormonu diye biliyorum. Kişiler arasındaki duygusal bağlılığı arttırıyor. Süt verme sırasında anne çocuk için, sevişme sonrasi aşık çift için...
Mucize gerçekten, bir taşla ne kadar çok kuşi, hepsi de türün devamı için... Süt verirken hissettiğin o ılık ılık sevginin kimyevi açılımı.
22 Ekim 2009 Perşembe 12:33:00 UTC
Özgüranne,

Bak bu da ilginçmiş, ben sadece hamilelik ve emzirme dönemine özel bir hormon sanıyordum.
Damla
22 Ekim 2009 Perşembe 17:48:33 UTC
Ben de Özgür Anne gibi oksitosini aynı zamanda sevgi hormonu olarak biliyorum. Yanlış söylemeyeyim ama müdahalesiz doğumda anneyle bebeğin birbirlerine bağlanmasında büyük etkisi var diye biliyorum.

Nescafe işine çok şaşırdım bu arada. Dünyada hiçbir kahvenin Türk kahvesinden daha yoğun olduğunu düşünemezdim :)
22 Ekim 2009 Perşembe 18:16:13 UTC
Blogcu Anne, ben de çok şaşırmıştım ilk okuduğumda. Nescafe'den iyice soğumuştum.
Damla
26 Ekim 2009 Pazartesi 14:56:56 UTC
Doktorların bu kadar farklı şeyler söyleyebilmesi gerçekten sarsıcı. Ufak tefek değil ciddi tezatlar oluyor yazdığınız gibi. Ben bunu bebeklerin şikayetlerini anlatamamasına bağlıyorum. Ne kadar çok araştırma yapılırsa yapılsın birinci ağızdan duyamıyorsunuz ki problemi. Dolayısıyla yalnızca yorum yapılabiliyor. Özellikle de bebek davranışları hakkında. Üzerine bir de bebekten bebeğe çok şey değişebileceği de eklenince, konuş konuşabildiğin kadar... Durum bu olunca, ben bir doktorun "bu kesin böyle olmalı" demesinden hoşlanmıyorum. "ben buna inanıyorum" demeli en azından, "ama şunlar şunlar da söylenir yapılır görüyoruz" filan demeli. Kesin kurallar koyulduğunda, özellikle bebek gelişim hakkında, ben rahatsız oluyorum.
26 Ekim 2009 Pazartesi 14:59:59 UTC
Nihan,

Gerçekten çok güzel ifade etmişsin. Teşekkürler.
Damla
26 Ekim 2009 Pazartesi 17:29:40 UTC
bence super bir yazi olmus, aklina saglik diyecegim:)
annecugun
26 Ekim 2009 Pazartesi 21:55:56 UTC
Annecugun, teşekkürler :)
Damla
İsim
E-Posta
(will show your gravatar icon)
Ana sayfa

Comment (Some html is allowed: a@href@title, b, strike, strong) where the @ means "attribute." For example, you can use <a href="" title=""> or <blockquote cite="Scott">.  

Aşağıdaki kodu girin (robotları önler):

Live Comment Preview