Normal isteyip sezaryen olmak zorunda kalanlar istisnasız olarak rahatsızdırlar sezaryen olmuş olmaktan. Keşke üzmeseler kendilerini, şanslarını denemişler sonuçta.
Ben sezaryen kararının çok artmasında, özellikle bir kuşak öncemizde yapılan normal doğum hikayelerinin efsaneleştirilmesinin etkili olduğuna inanıyorum. Günümüzde o zaman zorlukla doğurtulan bir sürü durumda zaten hemen sezaryene dönülüyor. Zor doğum riski çok büyük değil aslında. Keşke daha fazla anne şansını denese.
Bugün annesinin meleği ‘nde Zeynep’in doğum şeklini sorguladığı yazısını okurken kendi rızası ile sezaryen olanlardan pişman olana çok rastlamadığımı farkettim. Bulmuşken henüz doğum yapmamışlar için paylaşayım dedim.
Güncelleme: Bir ek yapayım dedim. Geçenlerde Bursa’ya gittiğimizde kebap yedim ve ertesi akşam hafif ishal oldum ama çok fena mide krampları oldu. Akşam 6 civarında başladı, saat 9′da yattım, sağa dön sola dön 12′ye doğru ancak uyudum. Sabaha kadar uykudan uyandırarak sıklıkla kramp girdi. Hani hep deniyor ya 24 saate kadar sürüyor falan. Sonra 3 gün daha aralıklarla yemek yedikçe mide krampı çektim. Doktora gittim, endoskopi yaptırdım, mikrobik gastrit çıktı. Belki zehirlenmiştim de. Yemin ederim, doğumun son 1 saatine kadar, doğum sancılarını o mide sancılarına 10 kez tercih ederim. Doktorum geldikten sonra epidurali verebilmeye başladılar ki, bu doğumdan 1 saat öncesiydi. Son 1 saatteki de çıkacak çocuğun yüz suyu hürmetine çekilir. Bir daha doğurursam hiç epidural yaptırmasam mı acaba, bakalım ne kadar acıtabiliyor?

ahh ben de normal isteyip, sezeryan olmak zorunda kalanlardanım ve de bunu yaşayamadığım için çok üzgünüm. gebelikten dolayı fıtık oldum ve drum izin vermedi normal doğuma. bazen düşününce kendimi hiç doğum yapmış gibi hissetmiyorum.
rica etsem aşağıdaki dergileri (bbc)www.bebegimenealdim.blogspot.com adresinde onerir misin? bu tarz bir yayin oneren olmadı henuz, arayanlara faydalı olur diye dusunuyorum.
ksermin@gmail.com adresine mail adresini yazarsan seni yazar olarak ekleyebilirim
sevgiler
çok çetrefilli bir konu bu damla
şöyle ki artık eski normal doğumlar gibi gelişmiyor durum. avrupalı annelerde sıkça okuduğumuz 10-20 saat süren doğum sancılarını beklemiyor hiçbir doktor. illa normal doğrucam diye anne adayı sancılarının gelmesi ve birazcık açıklıkla hastaneye yatıyor. daha açıklığın maximuma ulaşması beklenmeden suni sancı ve akabinde epiduralle başlayan süreç, devasa epizyotomi kesikleriyle son buluyor. benim kadın doğumcum mesela izmirde normal doğum diye tutturan belki de tek doktor. hemen her hastasını normal doğuma yönlendiriyor(benimki içerde ters durduğundan normal doğuramadım) ama normal doğum yapan kime sorsam en az 15-20 gün tuvaletini yaaprken çok canı yandığını, oturup kalkamadığını falan söyledi. kesiklerin çapından hiç sözetmiyorum bile.
bende normal die 9.5 santımı görmüş ama bir türlü doğmayan oğlişle sezeryana kalmış bir anneyim.doğum sabahı kordon kısa dendi.malesef her şey yolundayken hatta canavar gibi bir hamişken doğumda işler tersine döndü.ölümden döndüm sayılır.normal olmadı malesef.ben bunun depresyonuna girmiştim her şey normalken 40 hafta neden doğumda böle oldu die.doğrusu o çetrefili düşününce halen de aynı hislerdeyim.denedim ama başaramadım….bircanlıyı dünyaya getirmek her iki şekilde de risklere malik bi durum bence.Rabbim gösterecek olmasın acıları yeter ki..
ben herhalde en enteresan örneğim bu konuda, zira doktorum suni sancıyla normal doğumu önerdi ve ben yok kalsın dedim

açıkçası süper de güzel bir doğum yaptım epiduralle. bebeğimi görerek ve pink martini dinleyerek
doğum hikayesi falan yazmadım hiç blogda ama bu sezeryan-normal doğum konusuna bi değinicem yakında.
sevgiler,
Yusufunalemi, depresyon bence doğum tipinden değil, lohusa dediğin kendince bir bahane buluyor depresyona girmek için. Lohusa depresyonu kategorisindeki yazılarıma bakabilirsin.
Huysuz ve tatlısı, çok iyi olur, buraya da linkini bıraksana yazınca. İnsanların duymaya ihtiyacı var.
Yusufunalemi, depresyon bence doğum tipinden değil, lohusa dediğin kendince bir bahane buluyor depresyona girmek için. Lohusa depresyonu kategorisindeki yazılarıma bakabilirsin.
Huysuz ve tatlısı, çok iyi olur, buraya da linkini bıraksana yazınca. İnsanların duymaya ihtiyacı var.
Ben de normal dogum diye hastaneye gidip sezeryan olan annelerdenim. Aslinda basta dogum sancisi cekerken "ayy keske sezeryan olsaymisim" diye soylenmistim, epidurali alinca rahatladim tabiiki, sonra da "iyi ki normal dogum yapacagim" demistim
) Ama 12 saat sonunda Derin cikamayinca ( minigin kalp atislari yavaslamisti bir ara, cok korkmustum) sezeryana aldilar…Doktor bu kararini acikladiginda moralim bozulmustu, ama Derin’e saglikla kavusunca hepsini unuttum:)
Özge en azından Derin doğmak istediği günü kendisi seçmiş. Artık çıkmaya hazırmış. Bence bu çok önemli. Benim gebelik diyabetimden dolayı son kontrole gittiğimde doktorum "hemen yarın alalım" diyinde beynimde yaşadığım gel gitleri anlatamam. Çocuğumun doğum gününe hiçbirzaman ben karar vermek istememiştim. Nasıl şu anda onun kendine has bir şahsiyet olmasını istiyorsam bu da bu düşüncenin bir başlangıcıydı. Can’ın kafası da 37 cm di (her nekadar 3,2kg 52cm doğmuş ve küçücük bir yüzü olsada oldukça büyük bir kafayla dünyaya geldi:))
yıkıldıysam da doktoruma "benim ne kadar normal doğum yapmak istediğimi biliyorsunuz, ve siz benim doktorumsunuz. Benim ve çocuğum için en iyi olanı siz biliyorsunuz. İllaki de sezaryen olacaksam Can cıkmak istediğinde sezaryene girsem" demiştim. Ama son 1-2 hafta içindeki şekerimin iniş ve çıkışlarının onu endişelendirdiğini. sadece yüksek seyretse bukadar sorun etmeyeceğini ama anlık iniş çıkışlar çocuk için çok sarsıcı ve tehlikeli bir durum yarattığını söyleyince peki dedik. Gene aynı durumda olsam gene evet demek zorunda olurdum herhalde ama malesef benim oğlum gününü kendi seçmedi bu da içime çok batar:(
Hande,
Biliyorsun bende de gebelik diyabeti vardı. Eğer ben de bu şekilde gün seçmek zorunda kalsam, hiç üzülmezdim. İşte "sezaryen iyiki var", tam bu durumda söylenip sevinilmesi gereken bir şey, üzülünmesi için değil.
yaparsın damla..son saatide halledersin, hatta son saat daha bir hizli geciyor vede daha az koyuyor..bence.
Su an hic hatirlamiyorum nasil bir sanciydi, ne kadar yoruyordu beni, hic hatirlayamiyorum bile
(ama mesela ilk aylardaki meme basi yaralari ve emzirirken cektigim devasa aci hala içimde:))
ben epiduralisz dogurdum, epi yi alamayacagimi duyunca bayagi bir paniklemistim ama aslında hiç te gerek yokmuş..hatta ıkınmaları daha bilinçli ve hissederek yaptığıma inanıyorum, kimse bana ıkın demedi, ben sinyali alınca ıkındım..velhasıl iyiki normal ve episiz dogurmusum diyorum hep, her anını yaşayarak hissederek
yukarda birine link koy demişsin..bende koyayım belki okumak isteyen olur normal dogum maceramızı..hoscakal!
itir
http://ardatotisi.blogspot.com/search/label/do%C4%9Fum
Ben epidural almaya fırsat bulamayanlardanım:)
bilmiyorum çok mu fazla hamilelik yogası yaptım, çok rahattım, sporla geçen hamilelik öncesi dönem belki de…
suni sancının verilip Can’ın doğması arasında geçen süre 2 saat idi.
2 saat öncesine kadar rutin doktor kontrolüne gitmiş, en ufak sancısı olmayan, farkında olmadan pasif doğumu tamamlamış bir anne adayıydım.
2 saat sonra ise epiduralsiz normal doğum yapmış bir anne. Epiduralsiz olduğu için 2 saat sürdü sanırım, biran önce doğurmalısın Pınar, kurtul şu sancıdan çabuk… Doğum masasına geçiyoruz dediklerinde pek bir sevinmiştim.
Maalesef hazırlıklı olmadığımız için bu anın görüntüleri yok. Eşim eve gidip kamerayı alıp geldiğinde ben yeni doğum yapmıştım. Ne kadar güzel bir doğum yaşasam da kamera görüntülerine ağlarken yakalanmıştım. Neden ağlıyordum ki? lohusalık sendromunun ilk ışıltıları işte. Doğum şekli değiştirmiyor yani.
Kimseye nispet yapmak değil amacım, güzel örneklerin de olduğunu bildirmek istiyorum anne adaylarına. Normal doğum için pozitif ruh halinde olmak çok önemli, rahat olmak…
Arkası gelecektir…
Ancak riskler varsa da elbette seçim Sezeryan olmalı. Risk yoksa da karar Normal doğumdan yana olmalı…
Pınar,
Biz eşimle bir de onların stresine girmeyelim, anı yaşayalım diye kamera almamıştık. Çok da iyi etmişiz. Beynimize kazındı zaten.
Bu arada, bir annemiz var, bu tür hikayeleri toparlamak amacı ile bir site hazırladı, fırsatın olunca ona da yazsana hikayeni, insanlara moral olsun: http://pozitifdogumhikayeleri.wordpress.com/anasayfa/
Damla,
çok teşekkürler paylaştığın için. Bunu düşünmüş Blogcu Anne
İlk fırsatta hikayemi ben de paylaşacağım.