Bu çocuğa neden bağırıyorum ben

Bir çocuğa bağırmanın, bağırmasanız bile onunla azarlayıcı tonda konuşmanın yararsızlığını yazmama gerek var mı? Şu anda çocuğunuza mütemadiyen bağırdığınız (böyle yazınca kulağa çok kötür geliyor biliyorum) bir dönemde de olabilirsiniz, ara sıra sesinizi yükselttiğiniz bir dönemde de. Şöyle bir düşünün, sesinizi yükselterek karlı çıktığınız kaç durum oldu?

Ama zararları çok:

Bağırmayı öğretirsiniz
Ne ekerseniz onu biçersiniz. Aynen sizin kullandığınız kelimeleri kullanarak size bağırdığında kötü hissedersiniz.
Suçluluk psikolojisi

Sular durulunca ona karşı kendinizi kötü hissedersiniz. Telafi için daha sakin olduğu zamanda ekstra şefkatli davranırsınız. Çocuk iki arada gidip gelir. Benim empati kurmakta en zorlandığım davranış biçimi iki uçta gidip gelenlerdir. Bir aşırı sinirli, bir aşırı sevecen. Sinirli olduğunda bunu abarttığını düşünürüm. Canım onu anlamaya çalışmak istemez. İçimden bir ses aldırma ona der. Bunun daha kötüsü diğer uçtur. Sevecen olduğunda sevgisine güvenemem. Sevecen davranışı altında önceki kötü davranışının suçluluk izlerini arar, ona içten içten kızarım. Az sonra yine sinir yapacak diye temkinli yaklaşırım. İşte çocukların da biz onlara bütün gün bağırdıktan sonra sevip okşayıp yatırdığımızda böyle güvensiz hissettiklerini düşünüyorum.
Başta kendi moraliniz bozulur
Bağırırken yüzünüz sert şekillere girer, beden diliniz emredici hareketler yapar. Çocuğunuza gerçekte sinirli olmasanız bile sırf bu hareketler beyninize hoş olmayan sinyaller verir. Moraliniz bozulur ve sorunu kafanızda daha da büyütürsünüz.
Geri adım atmanız zorlaşır
İnsan bağırırken hızlı hareketler yapar, hızlı kararlar verir. Çocuklara karşı sürekli bir evet, bir hayır derseniz işiniz zorlaşır. Ama bu demek değildir ki, çocuğu yanlış ya da eksik anladığınızda bunu ona belirtip tavır değiştirmeyeceksiniz. Şunu fark ettim, Ilgaz kendisini ne kadar iyi ifade ederse etsin, her zaman zihni dil yeteneğinin bir adım ilerisinde. Yani asla kendisini tam olarak ifade edemiyor. Sinirli hareketlerle onu anlamam çok güç. Eskaza çocuğun aslında mantıklı bir şey istediğini, ya da başka bir derdi olduğunu fark etsem bile ona bağırırken bir anda dönmem de zor. Muhtemelen bilinçaltım “ama o da öyle yapmasaydı, ama beni bütün gün deli etti” gibi hafifletici nedenlerle suçluluk duygumu azaltmaya, geri adım attırmamaya çalışacaktır.
Öztanım meselesi
Öztanım ifadesini AYDO’nun yöneticisi Atanur Hanım’dan duymadan önce özgüven derdim. Öztanım daha uygun sanki. Her insanın kafasında kendisi ile ilgili tanımlar varmış. Akıllıyım, yakışıklıyım, söz dinlerim, yemek seçerim, makası seviyorum ama daha tam kesmeyi beceremiyorum gibi şeyler olduğunu tahmin ediyorum. Siz ona bağırıp, niye öyle yapıyorsun, niye böyle yapıyorsun, daha kötüsü şöylesin, böylesin ifadelerini sık kullanmaya başladıysanız, bu ifadeler onun öztanımı ile çelişebilir. Ve eğer bu anlaşmazlıklar 2 yaş döneminde patlak verdiyse yüksek ihtimalle böyle bir durum söz konusudur, çünkü çocuklar genelde 1-1,5 yaşlar arasında birer melektir. Huysuzluklar diş sıkıntılarına verilir, çocuk bebek görülür, insanları eğlendirir ve fazla bir şeye itiraz edemez, henüz “pet” döneminden “people” dönemine geçememiştir (insanın 3p evresi; plant:bitki, pet: evcil hayvan, person:kişi). Aniden kötü biri olduğunu kabul etmek istemez ki emin olun bunu kabul etmesini siz de istemezsiniz. Durum buysa sizi duymazdan gelme eğilimi oluşuyor, buna “pişkinlik” de diyorlar.

Bağırmakla aynı etkiyi yapan başka hareketler, ona küsmek, azarlamak, aşağılar tonda konuşmak, bağırmadan sert bir tonda konuşmak, uzaktan aynı müdaheleyi tekrarlamak. “Ilgaz, Ilgaz gitme, gitme dedim sana, gitme oraya, gitme, oğlum gitme diyorum, hey!” (anlayamıyor musun?) ya da “Ilgaz hadi, giy oğlum, Ilgaaaz giy şunu, giysene oğlum şunu, hadi giy, hadi hadi hadi” (giyemedin şunu). Hatta nasihat vermek de bu sınıfa girebilir.

Niye bağırıyoruz peki?

Özetle, bağırmak işe yaramadığı gibi her zaman işleri daha kötü yapar. Bir ara evde işler iyice zorlaştığında, akşam Ilgaz yattığında boğazımın acıdığını fark eder olmuştum. Özellikle gergin ya da sinirli olduğum dönemlerde bile kimselere sesimi yükseltmezken nasıl olup da kendi çocuğuma boğazım acıyacak kadar yüksek sesle konuşuyor olabilirdim. Bu çocuğa ne zaman bağırmaya başladım ben, neden bağırıyorum diye düşündüm. Şunları fark ettim:
Kontrol kaybı paniği
Henüz daha mantıklı davranış kalıpları oluşmamış arkadaşımız fiziksel olarak bağımsızlığını ilan etmişse anne-baba onun hareketlerini kontrol etmekte zorlanır. Etraf tehlikelerle doludur ve korumak için panik olur insan. Dur dersiniz, yapma dersiniz dinlemezse son noktada bağırırsınız. Ben geriye sarınca Ilgaz’a ilk bağırmalarımın böyle uç noktalarda olduğunu hatırladım. “Duur” gibi. Bağırmalarınız işe yaradıysa bunun hep işe yarayacağını düşünürsünüz ama kısa sürede yararsız hale gelir.
Çıkar çatışması paniği
Çocuk hızla büyürken, anne-baba daha onun bir birey olmasını kabul edemeden o birden birey olduğuna karar verir. Anne zamanında evden çıkmak ister, arkadaşımız kendi seçtiği giysiyi giymek. Bir şekilde anlaştığınızı düşünüp giydirirsiniz, tam kapıdan çıkacakken üstüne su döker, üstelik siz “dur suyla oynama” demişken. Haydi sil baştan. İyi de parka gitmek isteyen o değil miydi? Çıkarlar çatışır. Artık bebeklik dönemindeki tamamen çocuk odaklılık biraz biraz dağılmış, ben kendime zaman ayıramayak mıyım düşünceleri gelip gitmeye başlamıştır. Sözünüzü dinlemesine ihtiyacınız da artmıştır.
Bu çocuk bana mı karşı?
Bazen sanki size kıllık olsun diye sorun çıkardığını düşünebilirsiniz. Ye dersiniz yemez, yeme dersiniz yer. İşin kötüsü gerçekten de size karşı olabilir. Çocuğun kendi rüştünü ispatlama isteği zaten yoğundur. Bir de üstüne sizin ilginizi çekmek isteyeceği bir durum varsa özellikle sorun çıkartıyor da olabilir. İki ayrı kaynaktan çocukların kötü bile olsa anne-baba ilgisini çekmek için sorun çıkardıklarını dinledim. Size sorun çıkardığında siz hem fiziksel, hem zihinsel, hem de duygusal olarak orada onun yanında olurmuşsunuz. Bu ilgi karşısında işiteceği azarı da çocuk bu ödülün bedeli olarak görebilirmiş. Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar çok ebeveyn odaklı yaşıyorlar. Bu çok acı ama, örneğin alkolik bir baba varsa, çocuk baba gece geç geldiğinde bilerek sorun çıkartıp dayak yermiş (Psikoloji İstanbul olumlu ebeveynlik becerileri semineri). Yoksa baba onu görmezden gelip yatacak, ama sorun çıkardığında babası onun yanında.
Sesini duyuramama
Ilgaz’la bir konuda anlaşamadıysak ve o ağlıyorsa ona neden istediğini yapamayacağımı anlatmaya çalışıyorum. Bunu çok çok geç fark ettim ama o anda canı bildiğini okumak istiyorsa beni duymamak için daha yüksek tonda ağlıyor. Ben de şapşal şapşal daha yüksek sesle söylemeye çalışıyorum. Böyle karşılıklı artan bir perdede bağırışıyoruz. O en sonunda isyan türü bir ses çıkartıyor, sonra benden de benzer bir tepki çıkıyor. Sonra boğazım acıyor, muhtemelen onunki de. Bir keresinde ona bağırsa da istediğini yapamayacağımı ve bağırarak boş yere boğazını acıttığını söylerken, sesimi duyurmak için boğazımı acıtacak derecede bağırdığımı fark ettim. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bu arada durum bu ciddiyetteyken onunla göz teması kurmaya çalışmak için etrafında dönüp durmanın, peşinden koşuşturmanın ve fiziksel olarak garip şekillere girmenin de bir yararı yok, daha kötüsü onu tutarak göz teması kurmaya çalışmanın da.

İnsan bağırmanın kaynağını bulursa bağırmadan işlerini halletme konusunda çözüm üretmede de daha başarılı oluyor. Ben niye bağırıyorum diye düşünürken bunları fark ettim. Sizin de boğazını acıtacak kadar sesinizi yükselttiğiniz bir dönem oldu mu? Aklınıza gelen başka bağırma nedenleri var mı, çevrenizi de düşünebilirsiniz.

Nurturia’da 2 yaş döneminde çocuğu olan anne-babaların sorduğu sorular

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.

Tags:

36 yorum

  1. Olmaz mı var maalesef, ama ben de farkettiğimden beri, azalttım sesimi, eğer mızmızlanarak ağlıyorsa "annecim seni anlamıyorum" diyorum, birkaç kere işe yaradı, oyun grubundaki öğretmenleri de o şekilde davranıyor. Sesini düzelterek ne istediğini söylemeye çalıştı. Artık ağladığında konuşmadan kucağıma alıp sakinleşmesini bekliyorum, ondan sonra onunla konuşmaya çalışıyorum. Elimden geldiğince sesimi kısmaya çalışıyorum. Yazı için ayrıca teşekkürler, farkındalığımı arttırıyorsun :)

  2. Bunların hepsi doğru,az ya da çok bunları yaşamayan aile görmedim.Ama bu yazının üstüne bağırmadan,kızmadan işin içinden nasıl çıkarız konulu bir yazı şart oldu.

  3. olmaz mı bağırmadan, yemek inatlaşması yaşadığımızda çok bağrınıyordum. Her yemek seansı yere atılan tabakla bitiyordu. Ben de yerleri temizlerken bağrınıyordum. Sonra derin suçluluk ve aynen söylediğin gibi abartı şefkat.
    2 yaş dönemiydi şimdi herşey daha iyi,ben bağrınmıyorum. Benim de boğazımın acıdığı oluyordu. Bir gün bağırırken biz küçükken çocuklarına daimi bağıran eski bir komşu teyzeyi hatırladım ve o an dur dediğim an oldu. Bütün apartman dinlerdi O nu ve hiç faydası olduğunu görmedim. Annem bizi gözleriyle yönetirdi,bağırmadan hiç.

  4. Duygularımı tam anlamıyla ifade eden bir yazı olmuş bu..Hiç yapmayacağım ,ben çocuğuma bu tür davranışlarda bulunmayacağım diye düşünürken ister istemez bir çaresizlik anında en kıymetli varlığımıza bağırırken buluyoruz kendimizi..Ve uykuya daldıklarında acımasızca sorguluyoruz hepimiz kendimizi aslında ..Ama içinden çıkılmaz bir kısır döngü gibi..Bence de kızmadan nasıl üstesinden geliriz diye konulu bir yazı şart :)

  5. Yazı için teşekkürler.Yine hepimizin zaman zaman yaşadığı bir duruma parmak basmışsınız.Üstelik bizde durum daha da zor.Yiğit’e gün içinde anneannesi baktığı için, farklı yaklaşımlarla karşılaşıyor.Tüm gün anne ve babasını göremediği için, normalde olduğundan çok daha fazla ilgiyi üzerinde toplamak için, tahammül sınırımızı zorlayan şeyler yapıyor.Aslında neden ortada ; ilgi istiyor.Bütün gün bizden uzak olmanın acısını çıkartmak istiyor.Sadece ona odaklanalım,onunla ilgilenelim.Kendisi dışında, en ufak bir şeye dikkatimizin kaydığını fark etse,hemen aşırı bir davranış göstererek(çoğunlukla olumsuz bi şey yapıyor ki dikkatimiz hemen ona yönelsin) ona bir şekilde yönelmemizi sağlıyor.Bu bağırmamız,müdahale etmemiz şeklinde bile olsa.Biz aslında çoğunlukla bağırmıyoruz bu tür durumlarda.Daha önceden bu konuda ne yapabilceğimizi sorduğumuzda ,aşırı tepki göstermenin ,olumsuz davranışlarının daha da artmasına ve çoğalmasına neden olacağı hakkında bilgi sahibi olmuştuk maaile.Ama sadece tepkisiz kalmak da yeterli değil tabii ki.Çocuğun ilgi ihtiyacını gidermek çok önemli ilk etapta.Diğer yardımcı olacak şey de -bence- konuşmak.Ne olursa olsun,ona anlatmaya çalışmak yanlış olduğunu ve doğrusunun ne olduğunu.Her ne kadar dinlemiyor görünse de ,o yüksek tansiyonlu an geçtikten sonra , Yiğit’in söylediğim şeyleri beynine yazdığını fark ettim. .Bir diğer seçenek de dikkatine başka bir yöne çekmeye çalışmak olabilir.Bunu da çoğu zaman ‘yemiyorlar’ belki ama bence bağırmaktan daha yararlı bir sonuç doğurabilir.

  6. Yayınlanma saati neden 06:53 gözüküyor?:)

  7. Bağırmadığımı gönül rahatlığı ile söyleyebilirim, 1-2 kere başıma geldiğinde sonuç alamadığımız aşikar oldu.Ancak bu onun bağırmasını engellemiyor.. bende sakin bir sesle ” bağırdığında ve ağladığında seni anlamıyorum oğlum ” diyorum ve ortamı terk ediyorum. İşe daha çok yarıyor :)

  8. birkaç haftadır desibeli yükselen evimize ilaç gibi geldi bu yazın. her satırını teker teker okudum ve %100 katılıyorum.
    ben de kendi adıma uykusuzken daha asabi olduğumu ve dengesiz kararlar verdiğimi farkettim. gündüz her fırsatta uyumak, hastalık ve diş çıkarma dönemlerinde sabaha karşı yanyana yatmak ikimiz için de daha iyi oluyor şimdilik.

  9. eaydogan72@gmail.com

    Biz de kritik eşikteyiz. Tan da huysuzluk dönemleri başladı ve "nasıl davranmalıyım" şeklindeki kafa karışıklığı insanın giderek saçmalamasına neden oluyor. Geçtiğimiz hafta gece 1.5 saati bulan uyutma çabamda "yeter artık oğlum" diye salondan eşimin duyabileceği şekilde bayağı bir yüksek desibelden bağırdım. sonuç uyuma süresi ağlamayla birlikte 15 dakika daha uzadı.
    o günden beri sürekli düşünüyorum, sakin olmaya çalışıyorum, okuduğum bir kitapta "Çocuğunuzla ilgili anlık bir karar vermeden önce olay anında hemen içinizden kendinizle konuşun" diye öneriyordu (kendinle konuşma kısmını daha ayrıntılı yazabilirim), şimdi onu yapmaya çalışıyorum.

  10. Ben sesimi yukselttigim zamanlar oluyor, bazen ise yariyor bazen yaramiyor…Sen terslenip sinirlendikca o daha sinirleniyor, uzuluyor orasi kesin…ama biz de insaniz iste, tutamiyoruz kendimizi:(( sonra da pismanlik…

  11. Ilk kelimem ‘Benim de’ olacak:) hala uyanamdim sanirim:))

  12. Çok başarılı bir yazı.Gerçekten bende okulda kendimitutuyorum eve geldiğimde çok yorgun oluyorum oğlumda sürekli yaramazlık içinde bu aralar bağırmamaya çalışıyorum ama olmuyor çözüm arıyorum bende konuşmadan tepkisiz kalmaya çalışıyorum anlatıyorum bağırma diye.çözüm önerileri bekliyorum

  13. Okuyunca ‘çok şükür, yalnız değilmişim.’ dedim.
    Bizim de böyle birkaç anımız var çünkü. Sonunda bende pişmanlık, onda ise biraz şaşkınlık ve hüzün görünce tekrarlanmaması için elimden geleni yapıyorum.
    O an tam olarak ne istediğini anlamaya çalışmak ve bağırmadan önce birkaç saniye de olsa bir nefes alıp tekrar ilgilenmek işe yaradı bizde.

  14. Of of, geçen gün annem telefonda " bağırma kızıma, dinle önce " diyordu. Çok ama çok kötü hissettim kendimi farkındaydım ama annemin sözleri tokat oldu. Bu yazıyı da dikkatle okudum o yüzden., çok sağol paylaşım için.

  15. velilerime ilk söylediğim şeylerden birisi "yapmasını istemediğiniz şeyi yapmayın" bir de asla "olumsuzluk eki (-me -ma) kullanarak konuşmayın".
    Bağırmaaaaa diyerek bağırırken bile çocuğa olumsuz model oluyoruz.Çocuğun kafasına şu balon yanıyor "madem bağırmak bu kadar kötü, annem neden bağııryor?". o an söylediğimiz şey bağırdığımızdan dolayı etkisini yitiriyor. halbuki bağırarak "bağırma" demek yerine güzel bir ses tonuyla " sessiz ol" demek daha etkili. ya da masaya çıkma diye söylemek yerine olumsuzluk ekini kullanmadan "masadan in" ya da "yerde oyna" demek daha etkili olur. bu sefer çocuğa olumsuz mesajı da farkında olmadan veriyoruz.
    geçen gün bakıcımızın Çınar’a "bugün uyurken sana bez bağlamayacağım. yatağa çiş yapma sakın tamam mı?" dediğini duydum. ne kadar yanlış birşey söylediğini anlattım. halbuki anda ona yatağa çişini yapma mesajını saklı olarak veriyordu. onun yerine "bugün bez bağlamayacağım. çişin gelince uyan beni çağır ya da uyandığında kilotun kuru olsun" demesini söyledim.
    aslında cümlelerimizde ve ses tonumuzda ne çok gizli mesaj saklı.
    ay çok uzattım. sevgiler damla.

  16. ahh,ahhh bu çocuklar bizi filozof yapacak.sürekli doğru-yanlış,yararlı-zararlı analizi yapmaktan kafam patlayacak.2 yaş ve kişilik geliştirme çabaları beraberinde bağrışmaları da getirdi,sakin olmaya ve huzuru sağlamaya çalışmak ne zormuş.

  17. ah ah üzülerek bende aynıı şeyleri yaşadımı söylemeliyim ne yapmam gerekio bilmiorum çok bağırıyorum bazen hırpalıyorum oda artık olurolmaz çığlık atmaya başladı bazen yemin etsem diorum o zaman yapamam die düşnüorum bunun altına girmekte korkutuo ya bağırırsam yeminim nolacak peki.. çok üzülyorum çocuğumu kendine güvenemeyen sürekli hata yaptığını düşünen bi çocuk olarak büyümesini istemiorum şartlarımız çok kötü çocuğum dışarı çıkamıo görevimizden dolayı sadece iki erkek arkadaşı var yaşıtı ve sürekli kavga ettikleri için götürmek istemiorum çok üzülüyorum ama elimde değil yapamıorum bana bir akıl verin noluurrrr…

  18. Zeynep Hanım,

    Hırpalamak derken bir biçimde şiddet kullanmaktan söz ediyorsanız asla yapmayın. Hiçbir yararı olmaz, her şey çok daha kötü olur. Yemin konusunu bilmiyorum, bence işe yarama ihtimali varsa edin, sonuçta yemin bozulma ihtimalinde ne olacaksa, olur da çocuğunuza bir zarar veriyorsanız yemin etmeden de olsa bu durumda olacaklardan daha önemli sonuçlar doğurmayacaktır. Eğer kendinizi çaresiz hissediyorsanız, bir çözüm yolu göremiyorsanız tüm şartları zorlayıp bir uzmandan yardım almaya çalışmanızı öneririm.

  19. evet herşey çok çok kötüye gidio çok kötüyüm kızımı az önce delirmiş gibi bağırdım çağırdım vurdum çok fenaydı yaptıklarımdan çok pişmanım ona kızdım için kendimi suçlu hissediorum ve daha fazla suçlulukla yiyip bitiriorum kendimi durumumu anlamanız mümkünmü bilmiorum eşim yok başka biyerde göevde evde tek başımayın doğunun bir köyü bile olmayan dağın tepesinde istanbultda yaşarken böle bi yere gelmek beni fazlasıyla bunalıma soktu çocuk istemedim halde eşimin tüm ısrarları ve aramızdaki yaş farkından kabul etmek zorunda bırakıldım psikolojimin iyi olmadını her seferinde söledim ama eşim biraz köy kafalı şuan yeni bir hamilelik içindeyim ilk haftalarım dışarı çıkmam mümkün diil çocuğumu çıkaramıorum eeşim olmadı için korkudan uyuyamıorumhepsi bi araya gelince canım yavrumdan çıkarıorum herşeyi çok üzgünüm çok ayrıca yazıma cevap verdiniz için çok tşk ederim birazda olsa beni dinleyen birinin olması hoş beni umursayanbirinin

  20. Zeynep Hanım,

    Asla çocuğunuza vurmayın. İmkanınız varsa eşiniz dönene kadar ailenizden biri varsa onun yanına gidin. Çevrenizde aile merkezleri, dayanışma merkezleri olabilir. Çıkmanız gerçekten zor olabilir ama yakınınızda nerelerden destek alabileceğinizi mutlaka araştırın. Eğer bir imkan varsa gözden kaçmasın. Eşiniz görevden döndüğünde gidebilirsiniz belki en azından.

  21. ailem istanbulda eşim haftaya dönecek ve geldikten sonra istanbula ailemin yanına gidicez şuan bulundm yer siirt dedim gibi dağın tepesinde köyü bile olmayan bi yerdeyiz eşim pek gezmeyi sevmez ben siirte sadece aöf sınavlarım olduğu için gittim dahada hiç bir yerini bilmiorum bu arada sürekli dönüp dolaşıp cevaplarınızı bekliyorum gerçekten beni birazda olsa kendime getirio ben doğum ve hamilelikte çok stresli ve çok sinirli biri oldum öncesi böle dildi artık hayattan hiç bir beklentim kalmamış gibi sadece yaşşamak için yaşıyorum eşime çoğu kez söledim ben iyidiilim bi psikolojik yardım alalım lütfen dedim bir kaç kez kabul etmedi bir keresinde çok kızdı sen kafayımı yedin nereye gitmek istersen iste ama orası olmaz dio duyulunca sanki beni herkes deli sancakmış gibi göndermedi… ve hep bana ben ağır şartlarda çalışıyorum psikolojime bişey olmuoda senin yedin önünde yemdin arkanda sana noluyo dio yani bunu kişilikle ruhaniyetle alakalı bişiy oldunu düşünmüo cevaplarınız için saolun en kısa zamanda yeni cvbınızı bekliorum artı daha 22 yaşındayımm

  22. Zeynep Hanım,

    Ben doktor değilim, burada yalnızca kendi tecrübelerimi paylaşıyorum. Sadece şunu biliyorum, çocuğunuza şiddet uyguluyorsanız ve kendinize hakim olamıyorsanız yardım almalısınız mutlaka. İnsanlar bu devirde artık çok daha basit konular için yardım arayışına giriyorlar. Ayrıca hasta haklarına göre hiçbir doktor sizinle ilgili bir şey açıklayamaz. Bence bu bir haftayı kendinizi rahatlatacak bir şeyler yaparak geçirmeye çalışın, rahatlatıcı çaylar için, sık duş alın, kapınızın önüne de olsa çocuğunuzla çıkın, elinden tutun, onunla bir şeyler paylaşmaya çalışın, güzel müzikler dinleyin ve İstanbul’a gittiğinizde kimden yardım alabilirsiniz, Siirt’e dönecekseniz oraya döndüğünüzde neler yapabilirsiniz bunları araştırın. Naçizane tavsiyem bu.

  23. size çok tşk ederim ilk yazarkenki fikirlerime göre şuan daha iyim olumlu düşünceleriniz için çok saolun doktor olmasanızda ço iyi bir dayanak olabilosunuz güven veriosunuz şöyleki aslında sizden iyi bir dr de olabilirmiş tekrar saolun sayfanızı takip edicem..

  24. Zeynep Hanım,

    Aklıma geldi, buradaki belgeseli izleyin, özellikle 2. bölümünü: http://onlinebelgesel.blogcu.com/insan-beyni-bbc-the-human-mind-3-bolum/3845061

  25. Zeynp hanım,yazının üzerinden epey bir zaman geçmiş ama eşi sürekli görevde olan ve aileden uzak biri olarak biraz daha yakın hissettim kendimi size..Yaşadığınız bölgelerde destek alınacak merkezlerin olmadığını biliyorum.Kendim bizzat bu işlerin içindeyim çünkü..Sizin ilacının siz de olmalı..Kendinizi sinirli olarak kabul etmeyin,geçici bir gerginlik..Bunu dağırmanın aslında en güzel yolu çocuğunuzla vakit geçirmek..Onunla değişik oyunlar oynayın,hem vakit akıp geçecek ve sizinde eşinizle ilgili kaygıları düşünmeye vaktiniz olmayacak hemde çocuğunuz inanın çok mutlu olacak..Mesela bozuk paraları yıkamaca oynayın bir gün, makarnaları ipe dizmece, pamuk prenses masalı canlandır(maca)…gibi.Birlikta hamur yapın,kek yapın..Tabi usta bir aşçı beklemeyin yanınızda,ortalığı dağıtabilir,hatta hamuru rezil edebilir..Ben çalışıyorum, akşam eve gelir gelmez hemen kızımla işe başlıyoruz.Boyamalar,su oyunları vs..Yorgunluktan yıkıldığım anda mola alıyorum yada kitap okuma saatinde sessizce dinleniyorum..Bu aktiviteelr tabiki süt liman olmuyor her zaman,inatlaştığında odasında bırakıyorum ben.Ama karanlıkta bırakarak yada kilitleyerek vs. gibi değil asla.Sakinleşme odası diyorum ve orada bırakıyorum. Gerçekten bir süre sonra kendisi rahatlayarak geliyor,sarılıyor.Nacizane deneyimlerim:)

  26. bende 20 yaşında çok akıllı çok zweki 2.5 yaşında kız çocuğu sahibiyim hepinizin yazısını okudum su an sinirden ağlıyorum çocogum babasına sürekli vuruyor söz dinlemiyor kötü bişey yaptığını anlatmak için babasıda ona vuruyor bende onu kayırmamak için bagırıyorum bu sefer ağlıyor ve hiç susmuyor sonra pişman oluyorm yapmacam diyorum ama bi dahaki sefere yine yapıyorum bende bir yere gidemiyorm kimsem yok kızım diğr çocukları görünce sebepsizce bağırıp kızıyor onu bu hale benmi getirdim aceba ve nasıl düzeltebilirim bu saatten sonra olurmu

  27. Gülsüm Hanım,

    2,5 yaş dönemi çocukların en zor dönemi. Her anne-baba kendi becerilerini sorguluyor, çocuğunun davranışlarında kendisine pay çıkartıyor ve kendisine yakıştıramadığı şeyler yapıyor. Öncelikle eşinizi çocuğunuza vurmanızın hiçbir işe yaramadığı konusunda ikna etmelisiniz. Muhtemelen vurduğu için kötü hissediyordur zaten, bunu ona hatırlatmanın çok yararı olmayacağını düşünüyorum. Belki siz/bizler onu/onları bu hale getiriyoruz, belki yaşlarından, bu çok önemli değil. Ama şunu biliyorum ki, biz davranışlarımızda değişikliğe gittiğimizde düzelme oluyor. Belki de böyle kendimizi sorgulaya sorgulaya, suçlaya suçlaya anne-babalığımızı geliştiriyoruz. Eşinizle birlikte oturun konuşun, çocuğunuzu olumluya çevirecek davranışlar konusunda anlaşmaya çalışın, birbirinizi suçlamayın. Her şey daha iyi olacak.

  28. araniza yeni katiliyorum.bende bazen dayanamiyorum ve cocugma el kaldiriyorum,bagirip cagiriyorum.kizim cok inatci ve dedigim dedik bi cocuk.bas edemiyorum yanlis davranislar sergiliyorum.ne yapacagimi sasirdim fransada oturuyorum burda psikologa gitsem bunlari anlatsam cocugumu elimden alabilirler ona da gidemiyorum.caresizim

  29. ne olur banada yardım edin.benim oğlum 9 yaşına yeni girdi ama üsteki yazıyla bire bir şikayetlerim,ne yapacağımı bilmiyorum.ve artık sorunlar büyüdü olacak,yapılacak,hemen alınıp,hemen gidilecek,birde yaptıklarıylada doyumsuz hale geldii,ne oluur yardım ediiiiin nasıl düzelte bilirim:(

  30. birde çocuğum evde yalnız akşama kadar bilgisayar televizyon başın da akşam babası gelince birşeyler yapabiliyoruz ben çok fazla tahammül edemiyorum açıkcası ama yinede oyunlar oynarız,üçümüz onun isteklerini her zaman imkanımız oldukca yerine getiririz ama getiremediğimiz zaman ise bizden kötüsü yok yada hep fazlasını ister biraz daha birazdaha gibi ne olur bana bir yol gösterin.

  31. benım kızım ve oglum var oglum sakın kızım ıstemedıgı seylere cok aglar ne yapacam kıızm 6 yasında

  32. aynı durumları bende yaşadım .ama bir iki çözümü var .önce kendimizden başlamlıyız .bence çocuğumuz bişey istiyorsa veva istemiyorsa bu konu da bizde çok sert kurallar koymamalıyız .acık onun dediği olmalı.çıkmaza girdiğimiz bazı durumlarda .tamam anlıyorum seni haklısın deyip onun açısından durumu yumuşatmalıyız .arkasından ama deyip neden olamiyacağını sıralamak işe yarıyo.biz onu dinlersek oda bizi dinliyor .kendi hayal gücümüzü kullanıp anında dikkat dağıtabilmek de işe yarıyo benden bu kadar .ama bunları yapmak bize zor demi çünkü bilmiyoruz .birinin bize tıpkı bir tiyatroda olduğu gibi oynayıp öğretmesi gerek

  33. Aradan çok zaman geçmiş bu yazı yazılalı. Gene de ben de yazayım birşeyler istedim. Oğlum 4,5 yaşında. 1 yaşında da bir kızım var. 2 yaşından beri oğlumla inatlaşırız. Bir çok kitap okudum. Farklı yöntemlerde denedim ama durum bir ileri iki geri devam etti. Oğlum bazen tartışmalarımızın sonrasında “Anne bana hiç gülmüyorsun.Bana gül anne.”dedi. Sonra bir gün banyoda tuvalet sonrası el yıkama faslında şımardığı için ona bağırırken ayna yüzümü gördüm. O kadar çirkin o kadar gudubet görünüyordum ki.Kendikendime oğluma kızmayacağım, bağırmayacağım diye karar aldıysam da bir iki gün sonra aynı şekilde devam etmeye başladık. Bir arkadaşım bana oğlum küçükkken ” Bir iki yıl sonra sen ona nasıl davranırsan o da sana öyle davranacak. Görürsün bak.” demişti. Öyle de oldu. İnsan çevresinde ona yardımcı olmadan iki çocuk büyütüyorsa ve üstüne bir de çalışıyorsa çok zorlanıyor. Hele bir de omuzlarına benim gibi çok fazla yük alıp kendine hiç deşarj olmak için vakit yaratmıyorsa daha da zor. Evlilik de zor zanaat zaten. ben evliliği ip canbazlığına benzetiyorum. O ipin üzerinde dengeni koruyup yürüdün yürüdün, yürüyemedin bitti. Bu akşam bilgisayar oyunu müptelası kocam sinirlerinin oyunda yenilmesinden dolayı değil benim oğlumla birbirimize bağırışmalarımızdan dolayı bozulduğunu söyledi.Sanırım iki elimi kafamın iki yanına alıp bu duruma ne yapacağıma , nasıl çözüm bulacağıma dair düşünme vaktidir bugün. Umarım başarılı olurumda oğlumla bağrışmadan geçinebiliriz.

  34. Uzun zaman olmus gercekten yazi yayinlanali ama sorunlar hep ayni demekki , oglum 16 ayini dolduracak.bu aralar cok fazla sesimi yukseltmeye basladim. Buna ragmen ona gulmem icin yapmadigi saklabanlik kalmiyor.uzuluyorum sonra. Onceden yemek yemedigi icin bagiridim cok aglardi sonra hic israr etmedim,sakinlestik. Simdi ise uyumak istemedigi icin bagiriyorum.1 saat ugrasiyorum seredeyse.sonra uyudugunda opup kokluyorum ve ozur diliyorum.bu aralar agresifim nedennini bilmiyorum.sakinlesmek icin ne yapmam gerekiyor. Sanki beynimde elk.telleri varda birbirine degiyor cizirtilar cikariyor.

  35. çok yorucu ve bağırışmalı bi günün daha sonundayım.. az önce oturdum ve ben ne kadar kötü bi anneyim dedim kendi kendime… bazen onun bi çocuk olduğunu unutuyor ve olgun bi insanmış gibi davranmasını bekliyorum ondan herhalde.. oturdum ve sessizlikte ağladım.. acaba ben oğlumu sevmiyormuyum dedim.. ama bu nasıl olur olur onu seviyorum hemde çok.. peki bu sinirli tavrım neden.. gecenin saat 1inde uyku tutmadı bu düşüncelerle… ve bilgisayarı açtım.. allahtan ya bu yazıya rastladım.. tek tek her satırı okudum.. allahım dedim ben yazsam ancak bunları yazardım.. kendimi buldum yazınızda.. ve yorumları okudum teker teker.. meğer yalnız değilmişim.. kötü bi anne olduğum için deilmiş dedim kendime.. doğrusu bu bana huzur verdi.. size teşekkür etmek istedim açıkçası.. bugün ona öyle çek kızdımki akşam yattığında bile ben hala söyleniyodum.. ve aynen sizinde dediğiniz gibi vicdan azabı çekiyorum.. sabah olsun da ona iyi bişeyler yapayım diye bekliyorum.. ama buda yanlış… dengesiz bi çocuk ortaya çıkmasından korkuyorum.. iyide peki şimdi ben napıcam!!!!

  36. Çocuğunuza bağırdığınız zaman, derin bir soluk alıp, “Ben neden öfkeliyim?” sorusunu kendinize sorun. Vereceğiniz cevabın bazı zamanlarda çocuğunuzla ilgisi olmadığını göreceksiniz. Maalesef

Yorum bırak