Sunday, August 17, 2008

Bu dizide;

Parmaklığa elveda!

Bebek yatağı - genç yatağına geçiş

Hangi bebek mobilyasını almalıyım? - bebek yatağı ve beşiği

Yatak bariyerleri

Bebek Yatağı ve Beşiği

Bebek yatağı ve beşiği seçilirken dikkat edilmesi yararlı hususları aşağıda sıraladım.

Bebek yatağı:

1 - Güvenlik: Aşağıdaki adreste parmaklık aralıkları, yastıklar, oyuncaklar yükseklik gibi birçok konuda oldukça detaylı bilgi verilmiş.

(Eğer bu ya da kaynak gösterdiğim diğer yazıların adreslerinin yazının orijinal adresi olmadığını düşünüyorsanız lütfen bana yazın)

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=171

2 - Eğer doğumdan itibaren kullanacaksanız, özellikle küçükken sürekli bebeği alıp koymaktan, benim gibi yatağında uyutmayı tercih edenlerdenseniz eğilip pışpışlamaktan belinizin ağrımaması için, yüksek bir seviyeye ayarlanabilenlerden tercih edin.

3 - Hem güvenlik, hem kullanışlılık açısından sade modelleri tercih edin. Yatağın üzerindeki her ekstra aksesuar, her fazladan metal, tahta parça bebeğin merak edip kurcalayacağı, dişleyip ısıracağı bir bölümü oluşturacaktır. Bu da yatağın boyalarının parçalarının çabuk aşınmasına ve belki güvensiz hale gelerek bebeğe zarar vermesine sebep olabilecektir.

4 - Uyku seti, yatak örtüsü (kumaşlar, kumaşlar, kumaşlar): Sanki bebek yeteri kadar güzel değilmiş de, ille de bütün eşyaları süslü olmalıymış gibi bir yaklaşımımız var toplum olarak.

Yatağı türbe gibi donatmaya niyetlenenlere sorarım:
Aylardan, hatta belki yıllardan beri bu bebeği görmek için beklemiyor musunuz?
Sabinin anne karnında sürekli aynı şeyleri gördüğü yetmedi mi, 360 derece çevresini kumaşlarla kapatıp dünyayla tanışmasını ertelemek istediğinizden emin misiniz?

Bebeğin önemli vaktini geçireceği yatağın üzerinde kullandığınız (çarşaf ve battaniye dışında) örtülerin bana göre iki amacı olmalıdır: bebeğin duyularını harekete geçirmek, onu korumak.

  • Duyuları harekete geçirmek: Bebekler özellikle ilk aylarda sadece canlı ve kontrast renkleri seçebilirler. Bu nedenle cicili bicili pastel tonları kullanmak duyular açısından en iyi tercih olmayabilir. Yatağı çepeçevre aynı model kumaşla donatmak yerine, birkaç çeşit yan koruması alıp, birkaç günde bir dönüşümlü sermeyi tercih edebilirsiniz. Bir aylıktan itibaren örtünün desenlerine baktığını, kumaş değişince ilgisini çektiğini farkedeceksiniz. Yok ben sade bir koruma kullanayım, uyku saatinde dinlensin, uyanıkken çeşitli renkli oyuncaklar asarım derseniz başımın üstünde yeriniz var.
  • Koruma: Bebek ilk aylarda bırakın kafasını vurmayı, kolunu bile kaldıramayacaktır. Eğer temiz boyanmış bir yatağa sahipseniz, başını korumak üzere parmaklıkları çepeçevre çevirmeye gerek yok. Bana göre biraz aksesuar, biraz yumuşak yüzey olsun diye tek tarafa koruma yeterli. Böylece siz de gık dediği anda başınızı çevirip bebeği görebilir, onu uyurken izleyebilirsiniz. Eğer soğuk bir kış gününde erzurumda doğum yapmadıysanız, soğuktan korumak için örtülerle çevirmenize gerek yok. Bazı lohuslarda doğum sonrasında üşüme oluyor, hormonlarınıza aldanıp bebek de üşüyor zannetmeyin. Bırakın yatağının içinde temiz hava dolaşsın, büyümek için bol bol oksijene ihtiyacı var.

Beşik:

Veliaht mı doğurduk ki tahtta yatıralım? Çok vakte ihtiyacınız olacağı için, kolay bakılabilir, temizlenebilir, kullanışlı olsun. Evde birkaç yardımcınız varsa bile hepsinin vaktini dolduracak kadar iş çıkaracaktır bu minik zaman süngeri.

Küçükken her yere sığması için küçük boyutlarda olmasında yarar var. Rahat ulaşabilmeniz için yüksek olsun, ya da bir sehpa ya da masaya sığdırılabilir olsun. Fazla derin olmasın ki gece sesini duyduğunuzda başınızı uzatıp görebilin. Hastanelerdeki beşiklerin kiralanabilir olduğunu duymuştum, tekerlekli, minik ve şeffaf olma özelliklerinden dolayı bunların çok kullanışlı olduklarını düşünüyorum. Eğer çok seyahat ediyorsanız portatif çantaya dönüşebilen park tipi beşikler (port bebe ya da oyun parkı diyorlar sanırım) de ileride kullanılabilmeleri açısından iyi olabilir.

Kullandığınız bebek mobilyaları ile ilgili yorum yazsanız ne kadar güzel olur.

del.icio.us | Digg This :: posted on Sunday, August 17, 2008 12:07:09 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Sunday, July 06, 2008

Aslında parmaklığı açmak zorunda kalalı neredeyse iki ay oluyor. Ben yazmakta biraz geciktim. Gerçi muallakta olanları yazmaktansa, hali yoluna girmiş konuları yazmayı daha çok seviyorum. Sanırım bu nedenle de birçok sevgili okuyucularım yorumlara fazla rağbet etmiyor. Eş dost da yazılara yorum yazmak yerine genelde telefonda veya yüzyüze yorum yapıyor. Halbuki yorum okumaya ve cevaplamaya bayılıyorum. Lütfen zaten olmuş bitmiş diye düşünmeyin, yorum yazın, sorularınızı sorun. Benim derdim çözülmüş olsa bile okuyanlara yarıyor. Ayrıca yazılan her şey ille de işe yaramak zorunda değil öyle değil mi?

Ilgaz'ın 15 ay randevusunun üzerinden ancak birkaç gün geçmişti. Doktorumuzla Ilgaz'ın gündüzleri kendi halinde uyuduğu halde, akşamları kucağımızda uykuya dalmak istemesi sorununu konuşmuştuk. O da "belki gece ortamında bir şeylerden korkuyordur, biraz ışıklı ortamda onunla konuşun, bak biz buradayız falan deyin, rahatlatın" demişti. Biz de bunu denemeye karar verdik. Loş ışıklı bir abajuru odasına kurduk.  Her akşamki uyku rutinini takiben bebeği yatırıp, yatağının karşısındaki ikili koltuğa kurulduk. Bak oğlum biz buradayız, hadi yat, şarkılar falan. Yarı mızıldıyor, bir yatıyor, bir kalkıyor. En sonunda  kitaplarından birini ona okumaya niyetlenerek elime almamla birlikte, Ilgaz'ın da yataktan çıkıp yanımıza gelme kararı alması bir oldu. Siz kimsiniz orada kurulmuş benim kitaplarımı okuyorsunuz. Bu parmaklık mı tutacak beni diyerek, bir ayağını parmaklığın kenarına şempanze yavruları gibi taktı, iki kolunu birleştirip yatağın üst köşesine abanarak boşta kalan bacağından güç alarak ağırlığını yataktan dışarı doğru attı. Gökhan'la aynı anda Allah deyip oturduğumuz yerden fırlamasak kendisini yerde buluvermişti.

Yapılması gereken net olduğu halde, bebeğin serbest dolaşıma geçmesi fikrine hazır olmadığımızdan doktorunu aradık. Bebeğin hapsedilemeyecek kadar büyüdüğü gerçeği ile böylece yüzleşmek durumunda kaldık. Peki yatakta nasıl tutacağız diye sordum, bundan sonrası sizin terbiyenize kaldı artık yanıtını aldım. Şempanze evresi gelmiş çatmıştı.

İkea'dan aldığımız bebek yatağı (gulliver) 3 kademeli, bebeğin farklı evrelerine göre ayarlanabiliyor:

1 - Tersyüz hamamböceği evresi: Bebeğin doğumu ile başlar. Aynı yöne bakarak yatmaktan yamulmasın diye kafasının bile manuel (elle) çevirildiği dönem, başlangıç fazıdır. Kısa süre içinde bu fazdan çıkarak, sırtüstü yatırıldığında kolları ve bacaklarını ters çevirilmiş böcekler gibi çırpabilmeye başlar. Hatta bu gelişim aşamasındaki yavrular kucağa alındıklarında da, boşta kalan uzantılarını anlamsız hareketlerle sallarlar. İlerleyen evrelerde başlarına geleceklerden habersiz anne babalar, çocuklarının bu halini görerek, aman pek hareketli, hiç durmuyor gibi acizane yorumlar yaparlar. İleri ters çevirilmiş hamamböceği aşamasında bebek artık bir kolunu kendi üzerinden savurarak ağırlığını diğer tarafına aktarmak suretiyle yattığı yerde dönebilmeye başlar. Ters çevirildiğinde düzelebilen bir hamamböceği olarak bir sonraki aşamaya geçmek üzere olduğunun sinyallerini vermeye başlamıştır.

Bu aşamada yatağımızın taban tahtası, güvenle en üst konumda kullanılabilir. Bebeğin kısa olan parmaklığa abanarak atlama ihtimali "0" kabul edilir.
 
2 - Hacıyatmaz evresi: Sevgili minik insanımız dönmeyi ve oturmayı öğrendikten sonra yavaş yavaş parmaklıklarına tutunarak oturur duruma geçebilmeye başlar. Ya da bizimki gibi bir gün aniden, daha önce kendi kendine oturduğu bile gözlenmezken, bir anda kameraların karşısına geçer, kenara tutunur, hoop diye ayağa kalkar. Sonra düşer ve adrenalinli (korkulu manasında) kahkahalar atar. Bu hale gelmiş bebeği yürümeyi öğrenene kadar yatay düzlemde tutmak zordur (yürüyünce yorgunluktan düşer). Yatırırsınız, kalkar, yatırırsınız, kalkar. Bu evrenin başlarında aynı gerçek hacıyatmazlar gibi kendi kendilerine kalkabildikleri halde, ayaktaki pozisyondan geri oturmayı ya da yatmayı beceremezler. Bu nedenle bazen gece yarısı yatağında ayakta ağlarken bulursunuz. Uyku arasında yeni becerisini test etmeye karar vermiş ama geri yatmayı becerememiştir. Zaman içinde bu evredeki bebekler oturup kalkmayı, hatta yürümeyi öğrenirler ve ileri hacıyatmaz olarak adlandırılırlar.

Bu aşamada yatağımızın taban tahtası en alt seviyeye indirilmelidir. Aynı zamanda ayağını kenarına takıp sağa sola tutunarak yataktan kaçmaya çalışmasını önlemek üzere yan koruma yastıkları, basamak görevi görevilecek her nevi gereksiz süs ve oyuncak yataktan alınmalıdır.

3 - Şempanze evresi: Şempanze evresindeki bebeklerimiz, ki bunlar daha erken evrelerdeki bebeklerle yanyana geldiklerinde insanın dili onlara bebek demeye pek varmaz, yürürler(sürekli düşerek de olsa), koşarlar(sürekli düşerek de olsa), ayakta kendi etraflarında dönerler(sürekli düşerek de olsa), tırmanırlar, yumuşak zeminlerde biraz yardımla takla atabilirler ve bunun gibi her türlü maymunluğu yapabilirler. Sağduyulu ebeveynler çocuğun genel becerilerini gözleyerek, "Bu bebek bu yataktan kaçar mı? kaçar" diye kendiliklerinden şempanze evresine terfi ettirebilirler. Değilse, bizim gibi tesadüfen de farkına varamamışlarsa, bir gün bebeği yerde ağlarken bulmak, bebeğin yatakta uyuduğu sanılırken ıslak mendil kutusunu boşaltıyor olduğunun ortaya çıkması, ya da yürüyerek yanınıza gelmesi karşısında geçirilen şoklar gibi ani geçişlerle gerçekleşecektir.

Bebek bir kez şempanze olduktan sonra bebeğe sınırları fiziksel olarak değil, eğitsel olarak kabul ettirmek zorunluluğu doğmuştur. Erken geçilmiş bir şempanze evresi aileyi korkutur (ben şahsen hala adapte olamadım). Çok kullanımlı İkea yatağımızın ön parmaklığı itina ile açılır. Evdeki güvenlik önlemleri arttırılır.

Şempanze evresine geçmiş bebek yatakta kalmaya nasıl ikna edilir?

Bebek yatağı nasıl olmalıdır?

Bebek beşiği nasıl olmalıdır, nasıl olmamalıdır?

Yatak bariyerleri neden bu kadar pahalı? ucuzu yok mu?

Takip eden yazılarda ve lütfen yorumlarda yukarıdaki sorulara yanıtlar arayacağız? Başka sorusu olan?

del.icio.us | Digg This :: posted on Sunday, July 06, 2008 12:02:18 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [5]
 

 
 Tuesday, May 27, 2008

İlk olarak 3,5 aylık bebeği olan bir arkadaşımda görmüştüm. Kocaman,ay çöreği şeklinde, içinde minik (mikro) granüller olan bir yastığın üstüne bebeği bırakıvermiş, bebecik de başı biraz yukarda kalarak, etrafı görerek ve olduğu yerden kaymadan rahatça yatıyordu. Hamile kaldıktan sonra Tchibo'nun eski temalarından kalmış bu yastığı görünce hemen alayım dedim. Fiyatı da biraz pahalıca gelmişti aslında. Üzerinde hamilelikte rahat yatmak için de kullanıldığını okuyunca çifte kullanım özelliği sayesinde parasını çıkartır diye düşündüm. Gerçekten de son kuruşuna kadar çıkardı :)

Ne yastıkmış ki, kullan kullan eskitemedik. Verdiğim para anamın ak sütü gibi helal olsun. Büyük olduğu ve her şekle girdiği için, her işe yarıyor.

  • Hamilelikte, özellikle sol yana yatarak uyumak gerektiğinden, sağ bacağı ve koca göbeğin altını desteklemek için
  • Bebeği oturarak emzirirken, biberonla süt verirken, sarılırken, kolunuzu ve aynı zamanda belinizi destekleyerek rahat etmek için
  • Bebeği yan yatarak emzirirmek için
  • Bebeği uyanıkken üzerine yatırmak için
  • Bebeği yastığa karınüstü yatırırken, araya sıcak bir havlu koyup, popoya pıt pıt vurarak gazını çıkartmak için
  • Bebeğin altını değiştirirken başının altına koymak için, abuk sabuk hareketler yaparsa kafasını duvara da vurmamış oluyor
  • Bebek yataktan, kanepeden düşmesin diye engel olarak
  • Ev içi parklarında sınır olarak
  • Laptop altlığı olarak, dizler ısınmasın diye
  • Kitap okurken, televizyon izlerken
  • Eşim apandisit ameliyatı olduğunda, rahat yatabilmesi için

ve şu anda aklıma gelmeyen birçok iş için hergün elimizin altında odadan odaya gezen bir malzeme haline geldi. O olmadan önce ne yapıyormuşuz bilmiyorum.

Kılıfının ve gerektiğinde yastığın da yıkanabilir olmasına dikkat etmek gerekli. Her eve lazım!

del.icio.us | Digg This :: posted on Tuesday, May 27, 2008 12:09:29 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Monday, April 21, 2008

Sütlü muhallebilerden bıkan bebeğinize özellikle akşam öğünlerinde tok tutması için meyveli pelte pişirebilirsiniz. 1 yaşından büyük bebeklerin günde 500 ml süt ürünü alması öneriliyor (demir eksikliğine yol açabileceğinden daha fazlası tavsiye edilmiyor). Eğer bebeğiniz yeteri kadar süt veya yoğurt tüketiyorsa, hiç zorlamadan meyveli tatlı alternatiflerini deneyebilirsiniz.

1 porsiyon meyve veya meyve kurusu* 1 su bardağı (200 ml) su ile yumuşak hale gelene kadar haşlayın. Eğer meyvenin haşlanması uzun sürüyorsa, daha fazla su ekleyebilirsiniz. Meyveler bütünse blender'dan geçirin. Karışıma 1 kaşık su ile ezilmiş 1 kaşık tahıl unu** ekleyin. Unun cinsine göre 5-10 dakika kadar kısık ateşte karıştırarak pişirin. Altını söndürün, 1 tatlı kaşığı tereyağı ekleyip karıştırın. Bebekler genelde bize az şekerli gelen tatlıları, az tuzlu gelen yemekleri afiyetle yerler. Yine de meyvenin tadını yetersiz buluyorsa, pekmez, bal (1 yaşından önce yasak), ve şekerle (ben 1 yaşından önce vermedim) tatlandırabilirsiniz. Yiyeceği kadarını tabağına alıp, gerisini kapalı kaplarda buzdolabında saklayabilirsiniz (en fazla 48 saat).

* Hangi meyveler uygun?

Bebeğinizin yiyebildiği her türlü meyve olabilir. Ayrıca meyveleri haşlarken, lezzet ve vitamin katması için gündüz soyduğunuz meyvelerin kabuklarını da ekleyebilirsiniz. Çok küçük parçaları kullanmayın, sıcak sıcak çıkartması zor olmasın. Ben aşağıdakilerle denedim:

  • Elma, armut, ayva: Blender'dan geçirmek zorunda kalmamak için, haşlamadan önce iri rendeleyebilir, ya da küçük küçük doğrayabilirsiniz. Yumuşayan meyveleri damaklarıyla ezerek yemekten memnun olacaktır. Ayvanın kabızlık yaptığını duymuştum, bizde sorun olmadı ama dikkatli olmakta yarar var.
  • Kayısı, erik kurusu: Kuru meyveleri yıkayıp, bir süre suda bekletin. Erikler suda şiştikten sonra çekirdekleri kolayca çıkacaktır. Eğer suda bekletmeyi unuttuysanız düdüklüde pişirmeyi deneyebilirsiniz. Meyveleri küçük doğrayın ve iyice pişirin. Benimki gibi ekşi seven bebekler özellikle erik kurusu ile yapılana bayılacaktır. Eğer bebeğinizin kabızlık sorunu varsa, erikli tarifi özellikle öneririm, çok iyi bağırsak çalıştırıyor.Yazın tazeleri de kullanılabilir.
  • Kuru üzüm, vişne, portakal, mandalina bebeğin ayına göre kullanılabilecek diğer alternatifler. Muz eklemek istiyorsanız, önce unu su ile pişirin, altını söndürdükten sonra muzu ezip ya da minik doğrayıp ekleyin. Pişmiş muz lezzetini yitiriyor. Evinizde yapmış olduğunuz az şekerli bir hoşafı da kolayca bebek peltesine dönüştürebilirsiniz.

** Tahıl unları:

Bebek mamalarında nedense hep pirinç unu kullanılır. Ben bazen pirinç unu, bazen karışık tahıl unları, bazen mısır unu, bazen de hepsini karıştırıp kullanıyorum. Doğalsan diye bir markanın katkısız un karışımları var. Patates, çavdar, tam buğday unu karışımı olanını epeydir kullanıyorum ve çok memnunum. Yulaf unlu olandan da almıştım ama henüz paketini açıp denemedim. Fotoğrafını da koyunca reklamını yapar gibi oldum. Bir de Milupanın biberon maması ile hazırlanan "Gece Tahılları" var. Hadi olmuşken onun fotoğrafını da koyayım, mama tarifi ürün değerlendirmeye dönüşsün. Süt tozu içermediğinden açılsa bile uzun süre saklanabiliyor. Acil durumlar ve seyahatler için evde ondan bulunduruyorum. Ilık meyve püresine eklediğinizde hemen muhallebiye dönüşüyor, pişirilmesi gerekmiyor.

del.icio.us | Digg This :: posted on Monday, April 21, 2008 10:22:10 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [5]
 

 
 Sunday, October 14, 2007
Evet, Ilgaz rakibini sol tekme ile yavaşlatırken, sağına doğru bir hamle yaptı. Masanın kenarına tutunarak hızla yüzüstü döndü. Avantajı yakaladı ancak rakibi de çetin ceviz. Onu kuvvetle ayaklarından yakaladı, omzuna bastırarak geri çevirdi. Evet sayın seyirciler, çok heyecanlı bir müsabaka, tüm ev ahalisi nefesini tuttu. Son bir debelenme, süre doldu, hakem bitiş düdüğünü çaldı. Ilgaz'ın altı bağlandı, giydirildi ve kucaklandı.

Bu akşam Gökhan, bir yandan, Ilgaz'ı banyo sonrası giydirmeye çalışırken bir yandan da maçlarını sunuyordu. Bebeğimiz 3 aylıkken alt değiştirme ile ilgili genel bilgiler ve 9 püf noktası hakkında yazmıştım. Şimdi 8 aylık bir bebeğin altını değiştirirken nefes nefese kalıyoruz. Alt değiştirme cennetimiz bir müsabaka alanına dönüştü. Ben de alt değiştirme ile ilgili bilgileri güncellemeye karar verdim.

Bebek hareketlenip, vücudunu iyi kullanmaya başladıkça işiniz bir yandan kolaylaşırken, diğer yandan zorlaşıyor. Ilgaz dönmeye başladıktan sonra alt değiştirme masasını güvenlik amacı ile dip köşe bir yere almıştık zaten. Şimdi acaba alt değiştirme işini yerde mi yapsak diye düşünmeye başladık. Elimizden kaçırırsak en kötü ihtimalle yerde peşinden kovalarız diye :)

Bebek büyüyünce ilk probleminiz altı açıldığı zaman bez bölgesine dokunmasını önlemek oluyor. Toplam iki elinizde hamsi balığı gibi kıpır kıpır oynaşan 2 bacak 2 de kolu aynı anda kontrol altında tutmak zor oluyor. Bu nedenle alt değiştirme sepetinde kolay yıkanabilen oyuncaklar bulundurmak gerekiyor. Her iki ele de birer oyuncak tutturursanız bunları birbirine vurarak bir süre oyalanabiliyor.

Ancak yavrular bir süre sonra oyuncak olmayanlar şeylerle (nasıl ayırt ediyorlar bilmiyorum) oynamayı tercih etmeye başlıyorlar. Bizimki son zamanlarda verdiğim oyuncakları atıp, balıklama alt değiştirme sepetine dalmaya başladı. Sepette de onun için en tehlikeli şeyleri yakalamada da üstüne yok. Bir hafta önce sepete girmesine izin vermediğim için avaz avaz ağlamaya başladı. Tüm sabrımla ağlamasına dayandım ve ona engel olarak işimi çabucak bitirdim ki ağlayarak elde etmeyi öğrenmesin. Kucağıma alıp oyuncaklarının yanına götürür götürmez susup oynamaya başladı. Neyseki aynı şeyi bir daha tekrarlamadı.

Şimdi oynaması güvenli şeyleri sepette kolay ulaşabileceği noktalara, oyuncak değilmiş süsü vererek serpiştiriyorum. Bir tanesini yakalayıp sevinerek geri yatıp onu dişlemeye başlıyor. Bakalım bu numaramı daha ne zamana kadar yutturabileceğim. Umarım geceleri ben yattıktan sonra gizlice Kitubi'yi okumuyordur.

Birçok kişi alt değiştime işini yarış yapar gibi çabucak bitirmeye çalışır. Ben buna pek anlam veremezdim. Çünkü bebeklerin altları sürekli kapalı kalıyor ve rahatlamaları için alt değiştirme işini ağırdan almak gerekiyor. Ancak, yavaş yavaş biz de bu yarış havasına girmeye başladık.

Alt değiştirme ile ilgili ek notlar
Bebek ishalse: Bebeğin ishal olduğunu farkederseniz altını kuru tutmak konusunda çok titiz davranın. İshal bebeğin poposunu çok fena tahriş edebiliyor ve pişiğe yol açabiliyor. Bebek ishalken mutlaka bolca pişik kremi kullanın. Yumuşak malzemelerle nazikçe temizleyin ve ara sıra ılık su ve yumuşak temizleyici ile yıkayıp kurulayın. Alt değiştirme sırasında biraz açık tutarak hava almasını sağlamak da yararlı olabilir.

Bebek bezleri: Bu arada farklı markaları deneme fırsatım oldu. Yerli markalardan Evy Baby ve Can Bebe'nin jellerinin minik parçalar halinde dışarı çıkabildiğini farkettim, bu hoşuma gitmedi. Oturmaya başladıktan sonra Huggies'in bel kısmı göbeğini kızartmaya başladı. O zamandan beri Molfix'in Dynamic Baby'sini kullanmaya başladık ve çok memnunuz. Bir ara geceleri bezi sızdırıyordu. Evy Baby'nin gece bezini denedik ve memnun kaldık. Biraz kalın olmakta beraber iyi tutuyordu ve tahriş de etmedi. Bir büyük beze geçince (4+) bu sorun da ortadan kalktı. 1 aydan uzun süredir bu boyu kullanıyoruz. Eğer ucuz bez bulduysanız birkaç paket  4+ (ya da maxi plus) stoklanabilir diye düşünüyorum.
del.icio.us | Digg This :: posted on Sunday, October 14, 2007 10:59:08 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Tuesday, May 15, 2007
Sanırım tüm bebekler altlarının açık olmasından hoşlanırlar. Biz bu işi hep aynı yerde yaptığımız için bebeğimizin mekana geldiği anda keyfi yerine geliyor (aç değilse). Biz de sıkışık durumlarda alt değiştirme cennetinin efsunundan faydalanıyoruz. Ben banyosunu hazırlarken, Gökhan alt değiştirme cennetinde oyalıyor.

Ne sıklıkta değiştirmeli:
Bebeğimiz ilk doğduğunda, göbek bağı düşene kadar her emzirmede değiştirmemizi önerdiler. Bebek o zaman sık emiyor, sık çiş yapıyordu. Sanırım göbeğin kuru kalmasını ve sık sık alkollenmesini garantiye almak içindi bu durum. Sonrasında daha çok bezi kontrol ederek devam etmek daha uygun. Göbek bağı düştükten sonra geceleri uykusunu açmamak için gece alt değiştirmemeye başladık. Zaten gece daha seyrek emdikçe daha da az çiş yapıyor. Gündüzleri de bezini kontrol ederek, genelde de 3-4 saati geçirmeyecek şekilde alt temizliği yapıyoruz. Eğer kaka yaptığını farkederseniz hemen değiştirmek gerekiyor. Bunun dışında da derdinin ne olduğunu bulamazsanız, ya da gazı varsa ve susturamıyorsanız  altını açmak sakinleştirmek için işe yarayabiliyor.

Ne kadar vakit alır?
Başlarda özellikle göbek ve sünnet bakımı da varsa biraz vakit alıcı. Pratik kazandıkça birkaç dakikada altını açıp, temizleyip, kurulayıp yeniden bağlayabiliyorsunuz. Ancak bebeğin altının hava alması için biraz açık tutmak çok iyi geliyor. Gaz çıkarma, kaka yapma sorunları varsa bunları da altı açıkken daha rahat yapıyor. Bu tür nedenlerle siz bu işi uzatırken bir de çişini yaparsa, özellikle de erkek bebekler için, iş alt-üst değiştirmeye dönüşebiliyor. Böylelikle birkaç dakikalık iş için yarım saat uğraşabiliyorsunuz. Ama üzülmeyin, çünkü kulağa gayet çirkin gelen alt temizleme işi, kendi bebeğinizin altı olunca gayet keyifli bir işe dönüşüyor, hele de bebek de bundan hoşlanıyorsa.

Ne zaman?
Birçok yerde emzirme öncesini önermişlerdi. Sanırım bebek emerken altı temiz rahat olsun ve emerken uyuyakalırsa uyanmasın diye öneriliyordu. Bir de eğer ağlarsa emerken nasıl olsa susar diye. Biz de bunu denedik ve aç bebek oynamaz, bizimki ortalığı birbirine katıyordu karnı açken. Biz de açken alt değiştirme işini bıraktık. Emzirmeden bağımsız olarak, altının kirli olmasına göre bazen önce bazen sonra değiştiriyoruz. Yalnızca gece yatırmadan önce iyice tok olsun diye en son emiziriyorum, bu alt değiştirmede emzirmeden öncesine denk gelmiş oluyor haliyle.

Malzemeler
Bebeği masanın üstünde yalnız bırakamayacağınız,  altı açık kucağınıza almak da istemeyeceğinizden, malzemeleri derli toplu elinizin altında bulundurmakta yarar var.

İzolasyon malzemeleri: Sert zemine yatırıyorsanız bebeğin altı için yumuşaklık sağlamak, yüzeyi olası ıslanma-kirlenme riskinden korumak. Muşamba kaplı bir sünger işinizi görecektir. Piyasada bu tür hazır ürünler satılıyor. Hatta kimileri üzerine geçme havlusuyla set olarak satılıyor. Şişirilen türden plastikler de gördüm. Bebeği sabit tutmak için kenarlarının biraz yüksek olması da yararlı. Her durumda araya bir havlu koymak hem yumuşaklık açısından, hem de su emmesi açısından iyi oluyor. Sık değiştirme ihtiyacından dolayı havluları 3-4 tane hazırlamak iyi olur. Dışarıda kullanmak için hazır kullan-at ürünler satılıyor. Aldığım bebek çantasının da bir parçası var, çantadan bir göz fermuarla ayrılıp alt değiştirme örtüsü oluyor, çok başarılı.

Temizlik malzemeleri(Pamuk, alt değiştirme mendili, tuvalet kağıdı/peçete): Evde ılık su ve pamuk kullanıyoruz. Bebeğin teninin kimyasalla temasını en aza indirmek için alt temizleme mendillerini pek tercih etmiyoruz (giysilerdeki lekeleri bile çıkartabiliyorlar). Sadece dışarıda ve kakayı temizlemek için (sonra yine ılık su ve pamukla geçiyoruz)kullanıyoruz. Alt açıkken çiş yaparsa kurulamak ve fazla kakayı toparlamak için elinizin altında tuvalet kağıdı rulosu ya da kutu mendil bulundurmakta fayda var.

Kurulama: Pişik olmaması için bebeğin altının iyice kurulanması çok önemli. İnce minik havlular ya da mermer şahi gayet güzel iş görüyor bu konuda.

Pişik kremi: Ben her alt değiştirmede pişik kremi sürmüyorum. Arada sırada kızarıklık görürsem çok az kullanıyorum. Şimdiki bezler içlerindeki jel sayesinde bebeği kuru tutmada gayet başarılı. Şu ana kadar pişik sorunumuz olmadı.

Bepanten Merhem: Sünnet bakımında ve eğer makatında çatlak, tahriş olursa kullanılıyor. Normalde gerekli değil.

Bebek Bezleri: Ben şu ana kadar pampers (prima) ve huggies denedim. Her ikisi de kullanılabilir. Kıyaslamak gerekirse pampers daha ince ve esnek. Epeyce ıslandıktan sonra bile yumuşak kalıyor. Ancak bacaklara oturan lastikler ince, fazla kalırsa kızartabiliyor. Huggies daha kaba ama daha yukarıya çıktığından kakayı daha iyi tutuyor. Genelde ikisinden de alıyorum, gece ve kaka yapacağını düşünüyorsam huggies, gündüz pampers bağlıyorum. Birçok anne gibi bebek küçükken daha uygun fiyatlı yerli ürünleri denemeye cesaret edemedim. Bence yerli markaların ilk yapması gereken bir yenidoğan ürünü çıkartıp, bu ürünü tanıtmak, deneme boyları dağıtmak. Böylece ürünlerini kullandırmaya daha erken alıştırmış olurlar.

Sıcak su termosu: Ikea'dan yarım litrelik termoslardan aldım. Sabah demlediğim çayın altında kalan sudan termosa dolduruyorum. İlk başta ılıştırarak, su azaldıkça direk kullanıyorum. Bütün günü idare ediyor.

Pamuk ıslatma kabı: Az miktarda ılık su koyup pamuğu ıslatıp sıkmak için elinizin girebileceği fazla büyük olmayan bir kap gerekiyor. Bana annem şirin seramik kaplar almıştı. Bunlar dekoratif oldu, kenarda da tutacak yerleri var. Ancak, seramik ısıyı emiyor ve içine koyduğum suyu soğutabiliyor. Plastik tercih edilebilir. Kullandığınız soğuyan suyu dökmeye her seferinde lavaboya gitmemek için yedek bir kap da ortamda bulundurulabilir.

Sepet: Malzemeleri derli toplu tutmak için bir sepet çok işe yarıyor. Ben banyo malzemelerini vitaminini vs. de aynı sepette tutuyorum. Böylece minik ıvır zıvırlar ortalıkta yuvarlanmıyor.

Alt değiştirme sehpası / masası: Malzemeler derli toplu olduğu sürece alt değiştirme her yerde yapılabilir. Ancak, bel ağrılarını azaltmak için bebeği bel hizanıza yükseltmek çok iyi oluyor. Bu iş için özel mobilyalar satılıyor. Satın alırken ayağınızın gireceği yer olmasına dikkat edin. Kullanacağınız malzemeleri koyacağınız bir çekmecesi varsa bu da açık durduğunda sizi engellememeli. Ben bir süre sonra biteceğini umduğum bir iş için mobilya almak istemedim, balkonda kullandığımız portatif masa gayet güzel iş görüyor.

Çöp Kovası: İçine koyacağınız poşet sık değişeceğinden fazla büyük bir kovaya ihtiyaç yok. Kolay açılıp kapanması önemli.

Denemeyi düşündüğüm bir şey daha var. Buz vs. koymak için termos kaplar satılıyor. Bunlardan alıp, pamukları günlük olarak sıcak suyla ıslatıp, sıkıp bunda saklamayı düşünüyorum. Ne kadar sürede soğur bilmiyorum. Elinizde varsa denersiniz.

Anekdot: Pamukları temizleme mendiline benzer geniş yüzey alanı oluşturmak için enine büyükçe kopartıktan sonra birkaç kat inceltiyorum (resimde). Bu da tüy çıkmasına neden oluyor. Bu tüyler beni hapşırtıyor. Benim korkunç hapşırığım alt değiştirme cennetinin huzuruna ermiş olan bebeği korkutuyor. Kriz halinde ağlamasına neden oluyor. Daha az tüy çıkartan pamuklar tercih edilmeli.

Bir sonraki yazı Alt Değiştirme Püf Noktaları
del.icio.us | Digg This :: posted on Tuesday, May 15, 2007 11:41:06 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [2]