Thursday, October 23, 2008

18-24 Aylık Bebek Bakımı Serisinde Önceki Yazılar:

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Dil Gelişimi ve Güvenlik

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Hijyen ve Gezme Çantası

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Oyun Zamanları

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Günlük Rutin

Çalışan bir anneyim.
Hafta içi yemeklerimizi bebeğimizin bakıcısı hazırlıyor. Evde kimse ne yemek pişirileceği konusunda fikir beyan etmek istemiyordu. Son dakikada aklımıza bir şey gelirse ya malzeme olmuyor, ya da eti çözdürmek lazımdı, fasulyeyi suda bekletmedik gibi hazırlık gereksinimleri yüzünden alternatif aramak gerekiyordu.

Herkesin gönlü oldu
Eşimden de onaylı çoktan seçmeli bu planı, aslında bakıcımıza kolaylık olması ve bir miktar da insiyatif sağlaması açısından hazırladım. Yoğunluğuna göre kolay ya da zor bir yemek seçebiliyor, kendi canının çektiği şeylere öncelik verme şansı doğuyor. Daha keyifle yemek pişiriyor. Ne pişireceğim sorununun çözülmesi o kadar iyi oldu ki, keşke kendim yemek pişirdiğim zamanlarda düzene koysaymışım diyorum.

Çocuğumuzun ve bizim ihtiyaç duyduğumuz besinleri aldığımızdan emin olurken damak zevkini de bozmamaya dikkat ettim. Buradan sonrasını bakıcımıza hazırlayıp gönderdiğim şekilde yayınlıyorum. Afiyet olsun :)

.............................................................................................


7 GÜNLÜK YEMEK PLANI
Türk yemeklerinde zeytinyağlı yemeklerin önemli bir yeri vardır. Ancak Ilgaz bu aralar pek tercih etmediği için bunalmasın diye haşlama (buharda) sebze ağırlıklı hazırladım. Birkaç ay sonra deneyip değiştiririz. Bunun yanında benim aklıma gelmeyen yemekleri de yapabiliriz. Beslenme ve damak tadı açısından dengeli bir menü hazırlamaya çalıştım, her zaman değişiklik yapabiliriz. Aşağıda verdiklerim sadece örnekler, mevsim sebzelerine göre, pazarda bulduğumuz taze farklı sebzeleri de kullanarak çeşitlendirebiliriz. Günlerini değiştirebiliriz.
Karışık yemek pişirdiğimiz günlerde, salataları soslamadan önce yemeğin malzemelerinden Ilgaz’ın hem tabaklarını süslemek, hem de yemeğin karışmış halini sevmemesi riskine karşı bir miktar ayırabiliriz.

Tencere yemeği günü
Pilav ya da makarna, salata ya da yoğurt türevi ile birlikte.

  • kıymalı bezelye, pilav, cacık
  • parça etli türlü, bulgur pilavı, yoğurt
  • dolma (biber, domates, kabak, kara lahana, lahana), makarna, salata
  • kıymalı ıspanak (semiz, pazı), üstüne sarımsaklı yoğurt, peynirli erişte
  • etli ya da kıymalı kapuska, kuskus
  • kıymalı fasulye, pilav, cacık

Hamur işi günü

  • Börek (ıspanaklı, kıymalı, patatesli), salata
  • Çeşitli moldov börekleri :) (kolaylarından)
  • Lazanya
  • Gözleme
  • Fırın makarna (peynir, kıyma, sebze eklenebilir), salata
  • Ev pidesi (kıymalı mantarlı, karışık, kuşbaşılı kaşarlı)
  • Birkaç haftada bir dışarıdan lahmacun veya pizza alabiliriz
  • Soslu makarna (kıymalı yoğurtlu, domatesli hellimli, kremalı mantarlı, ızgara tavuklu mısırlı)
  • Sosyete mantısı
  • Tirit

Et yemeği günü

  • yanında buharda haşlanmış sebze/ kızarmış sebze /sebzeli meze ya da çorba
  • Havuçlu, reyhanlı tavuk yanına bezelye, havuç, patates (garnitür şeklinde)
  • Biftek, kızartma veya haşlanmış sebze (fasulye, karnıbahar, brokoli, bezelye, havuç, vb)
  • Fırın poşetinde sebzeli tavuk, yayla çorbası
  • Haşlama et, salata
  • Haşlama kemikli tavuk (servis yapmadan kemikleri ayıklamak iyi olur), suyuna pilav ya da çorba, haşlanmış sebze (hepsi buharda pişirilebilir, alttaki suya çorba ya da pilav yapılabilir)
  • Çin yemeği, çin pilavı (ya da eriştesi)

Bakliyat günü

  • Etli kuru fasulye, pilav, yoğurt, turşu
  • Etli nohut, pilav, hoşaf
  • Zeytinyağlı barbunya, pilav, yoğurt
  • Kıymalı erişteli yeşil mercimek yemeği, patates salatası veya yoğurtlu havuç salatası
  • Kara kız köftesi (kıymalı, cevizli sosla), çoban ya da havuçlu salata
  • Kısır, marul, ayran
  • Mercimek köftesi, marul, ayran
  • Soya fasulyesi gibi farklı bakliyatlardan yemekler

Salata günü
Sadece salata yapıldığında, biraz etli ve peynirli malzeme ile biraz makarna, pirinç ya da patates tipi malzeme olursa daha doyurucu olur.

  • Bol marul, peynir (kaşar, dil, sert beyaz peynir), mısır, haşlanmış makarna, somon (haşlanmış et, ton balığı, karides, vb), domates, salatalık, turşu veya zeytin
  • Lahanalı salata
  • Rus salatası
  • Patatesli pancarlı salata
  • Buharda haşlanmış brokoli, erişte, patates, tavuk

Köfte günü

  • Fırında köfte patates, salata, ayran
  • Sebzeli köfte, kuskus
  • Sulu, ekşili köfte
  • Hamburger (evde yapılmış köfte ile)
  • Köfteli ekmek kebabı (kalmış ekmekler değerlendirilir
  • Köfte, mücver (ıspanak, pırasa, patlıcan)
  • Köfte, yoğurtlu kereviz ve patates püresi, veya patates salatası

Balık günü

HAFTALIK MENÜ (vakit oldukça)

  • Haftada bir defayı geçmeyecek şekilde hoşaf ya da limonata yapabiliriz (birkaç gün içilecek miktarda)
  • Haftada bir günü geçmeyecek şekilde kek, kurabiye, sütlü tatlı, poğaça, tahinli ekmek gibi birkaç gün yenilebilecek hamur işleri yapabiliriz. Bunlarda beyaz unu esmer unlarla karıştırarak, şekeri azaltıp pekmez, kuru meyve ekleyerek, ceviz, fındık, peynir kullanarak daha sağlıklı hamur işleri yapabiliriz. Dondurma da olabilir.
  • Bir-iki haftada bir evde turşumuz yoksa (varsa da) pancar turşusu yapabiliriz (birkaç gün yenilecek şekilde)
  • Haftada 2 kez birkaç gün içilecek şekilde çorba yapabiliriz (mercimek, domates, şehriyeli domates, moldov çorbası, borç çorbası, yayla çorbası, sütlü brokoli, sütlü sebze, ekşili sebze, tarhana, kitaplardaki tüm kolay çorbalar denenebilir), buhar makinesi sularını, makarna ve artmış yemek sularını, sosları çorbalarda değerlendirelim.
  • Buharda pişirdiğimiz yemeklerin sularını değerlendirelim, pilav makarna etin sebzenin altında pişebilir, suyu çorbada kullanılabilir, limon sıkılıp olduğu gibi içilebilir. Hiç kullanılmayacaksa buzluğa kaldırılıp daha sonra kullanılabilir. Önceki günden yemek kaldıysa değerlendirelim, sofraya çıkartalım.

 

.....................................................................

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Buraya da göz atın: http://haftaninmenusu.blogspot.com/

 

del.icio.us | Digg This :: posted on Thursday, October 23, 2008 10:27:51 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [2]
 

 
 Friday, October 10, 2008

Günlük bir düzen oluşturmanın yarar ve zararlarından uyku serisinde söz etmiştim. Bir süredir, özellikle uykusunun teke inmesi ile programını güncellemeye çalışıyorum. Kendiliğinden bir düzen oturuyor elbette, hem bize, hem bakıcımıza önemli şeyleri hatırlatması, eve gelen ziyaretçilerimin Ilgaz'ın gününü genel olarak nasıl geçirdiğini bilmesi ve duruma göre düzenlemeler yapabilmemiz için yazılı bir program hazırlayıp, basıp buzdolabına astık. Aslında bebeğim 6 aylıkken yazmış olduğum bebek bakım el kitabını 3 aylık, hiç değilse 6 aylık dönemlerde güncellemek istiyordum, ancak 14 ay sonra, oğlum 20 aylıkken kısmet oldu. 

Rutin'in ilk bölümü rutin programını aşağıda yayınlıyorum. Oyun zamanlarında oyuna yaklaşım, ne tür oyunların uygun olduğu ve evde yardım edebileceği küçük işlerle ilgili detayları birkaç gün sonra Kitubi'de okuyabilirsiniz.

18 Aylık Bebek (ya da Çocuk) Günlük Programı

07:30 Kahvaltı
Tüm gece açlıktan sonra kuvvetli bir öğün olmalı. Genelde temel kahvaltılıkları verirken, ara sıra cornflakes, tost gibi çeşitlerle değişiklik sağlanabilir. Yumurta haftada 3 tane yeterli. Bir gün önceki öğünden kalma köfte, mezeler gibi yiyeceklerle de çeşit sağlanabilir.

      Örnek yiyecekler:
      1. Kahvaltılıklar / Peynirli veya kaşarlı tost (mevsimine göre domates de koyulabilir)
      2. Ekmek / Ev yapımı hamur işleri / cornflakes (süt ve pekmezle (bal, reçel))
      3. Meyve / Bal / Reçel / Pekmez
      4. Salatalık / Domates / Havuç / Biber
      5. Süt

Oyun zamanı  - 1

10:30 Ara Öğün (oyun grubu için yuvaya gidecekse, gitmeden önce verilebilir)
Öğlen yemeği için acıkmasını sağlayacak şekilde hafif olmalı. Tok tutacak hamur işlerinden kaçınmalı. O gün kahvaltıda az yediği yiyecek grubuna göre meyve, az miktarda yoğurt (ballı veya meyveli de olabilir) veya küçük bir bardak süt olabilir. Dışarı çıkacaksanız yanınıza kuru meyve veya su kabı ile süt, ayran alarak dışarıda atıştırabilirsiniz.

12:00 Uyku

13:30- 14:00 Öğle yemeği (Uyandıktan sonra yarım saatten fazla oyalanmasın)
Yemek, yoğurt (ya da ayran), ekmek, isterse meyve

Oyun zamanı - 2

16:30 - 17:30  Ara öğün
Meyve(mevsime göre yaş veya kuru meyveler) ve yoğurt
Akşam yemeğine kadar atıştırmayacak şekilde olmalı. Eğer erken acıkırsa, meyvenin yanında bir parça peynirli ekmek, varsa evde yapılmış hamur işi, cornflakes gibi sağlıklı yiyecekler. Eğer geç yerse sadece meyve verelim ki, akşam yemeğinde yeniden acıkmış olsun. Ayrıca mevsim uygun olduğunda çiğ yiyebileceği sebzeler (örneğin yazın limonlu bir domates ve bir dilim ekmek),  mısır, kestane gibi atıştırmalık sebzeler de verilebilir.

Oyun zamanı -3
(Ara öğününü yedikten sonra erken acıkırsa, akşam yemeğini yemeye başlasın)

19:30 Akşam yemeği
Yemek, tatlı veya kuru meyve, süt

19:45 Oyun ve uyku rutinine geçiş
20:45 Uyku

Gündüz Uyku Rutini: Tuvalet, pijama, uyanınca yapacakları üzerine sohbet, yatak
Akşam Uyku Rutini: Tuvalet, el yıkama (ya da banyo), diş fırçalama, bir kitap, bir şarkı, yatak, üstünü ört, ışığı kapat, çık, çık :)

Güncelleme ek: 1 yaşını geçtikten sonra kalsiyumun demiri tutması sebebiyle, kansızlığa yol açmaması açısından günlük 500 ml'den fazla süt ürünü tüketmesi önerilmiyor.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu seride sonraki yazılar:

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Dil Gelişimi ve Güvenlik

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Hijyen ve Gezme Çantası

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Oyun Zamanları

Ne Pişireyim Derdine Son - Çoktan Seçmeli Haftalık Menü

del.icio.us | Digg This :: posted on Friday, October 10, 2008 1:02:43 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Thursday, October 02, 2008

Oğlum akşam yemeklerinde daha birkaç çeşit yemek yiyebildiğinden beri düzenli muhallebi yapmayı bırakmıştım. Karnı doyduktan sonra muhallebi yemek istemiyordu (hurma, cevizli sucuk, kek gibi tatlılara itirazı yok elbette). Tatile çıktık ve düzen bozuldu. Bütün gün ikram olarak çıkartılan her şeyden kaşla göz arasında atıştıran Ilgaz, öğünlerde bir şey yemez oldu. Bu akşam Ankara-Yalova yolu sonrasında yorgunluktan bitap vaziyette babaannesinin hazırlayıp sunduğu tüm çeşitlere mızıldanarak itiraz edince, bari tok yatsın, gece iyi uyusun, sabah keyifli kalksın da yarını kurtaralım bari diye muhallebi yedirmeyi denemeye karar verdim. Artık açlıktan mı, çok beğendiğinden mi bilinmez, muhallebiyi çabucak bitirince, tarifini yazayım bari dedim. Bu arada muhallebiyi ben de beğendim, ailecek yenilebilecek bir tarif gibi geldi.

Malzemeler (2-3 kase için)

2 su bardağı süt

1 tepeleme çorba kaşığı mısır unu

1 tepeleme çorba kaşığı pirinç unu

2 silme çorba kaşığı şeker (ya da pekmez)

1 tatlı kaşığı tereyağı

1 çay kaşığı tarçın

Hazırlanışı:

Mısır unu, pirinç unu, şeker, tarçın ve tereyağını kısık ateşte birkaç dakika kavurun (şeker kavurulunca hafif karamel tadı oluşuyor, daha lezzetli oluyor). Şeker kullanmıyorsanız pekmez de olur, hatta keçiboynuzu pekmezi şahane olur, yalnız kıvamı tutturmak için sütü miktarını azaltmak gerekebilir. Sütü ısıtın. Bir yandan muhallebiyi karıştırarak sütü yavaşça ekleyin. 5 dakika kadar kısık ateşte karıştırarak pişirin. Bebeğinizin zevkine göre ılık veya soğuk servis yapın. Bebekler büyüdükçe yiyeceklerin görüntüsüne daha fazla önem vermeye başlıyorlar. Üzerini az miktarda tarçınla süsleyebilirsiniz.

Süsleme önerisi:

Kartondan bebeğinizin sevdiği minik bir şekil kesin, bir yıldız ya da bir kelebek olabilir örneğin. Şeklin ortasına bir parça bantı kıvırıp yapıştırın (iki yüzeyi de yapışkanlı olsun diye, bir parça sakız da olabilir). Şekli yapıştırdığınız bant yardımı ile işaret parmağınıza yapıştırıp kasenin üzerinde birkaç santimetre havada tutun. Bir çay süzgecine az miktarda tarçın (ya da kakao) koyun. Şeklin üzerinden kaseye doğru süzgeçtekileri yavaşça eleyin. Şeklin olduğu kısım tarçınlanmadan kalacak, kenarlarda boşta kalan kısım gölgeli olarak tarçınlanacaktır.

Afiyet olsun :)

del.icio.us | Digg This :: posted on Thursday, October 02, 2008 11:33:19 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Tuesday, September 23, 2008

Yenidoğanlarda Biberon Kullanımı

Yeni doğmuş bebeklerde biberon kullanımı önerilmiyor. Memeden süt içmekle, biberondan süt içmek tamamen farklı motor beceriler gerektiriyor. Bebeğiniz memeden emmeyi tam olarak öğrenmeden biberon kullanmak, bebeğin biberondan içme şekline alışarak, memeyi reddetmesine neden olabiliyor. Biberon kullanıldığı halde memeyi reddetmeyen, hem memeden, hem biberondan başarıyla beslenebilen bebekler var. Yine de riske girmemek gerektiğini düşünüyorum. Bebeğiniz memeye iyice alışıp, anne sıcaklığı ve kokusunu ayırt edip biberona tercih edecek çağa gelmeden önce ek besin vermek zorunda kalırsanız, kadeh (likör bardaklarına benzeyen şurup ölçekleri), ya da silikon kaşıklar kullanmaya çalışın. Medela'nın Türkiye sayfasında göremedim ama böyle bir ürünü var. Bebeğin hortumun ucunu anne memesiyle birlikte alması ile meme alışkanlığı sürdürülüyor. Ürün temelde süt sağma kabı, bebeğin ağzı, steril serum borusu ve birleşik kaplar kanunundan ibaret gibi duruyor. Yani evde de yapılabilir gibi geldi bana.

Ne Zaman Başlamalı?

Bebek palazlandıktan sonra özellikle çalışan annelerin biberon denemek için çok uzun süre beklememesi iyi olur gibi geliyor. Çünkü çok beklenirse bu sefer bebeği biberona alıştırmak zor oluyor. Biberondan nasıl emeceğini bilmiyor, üstelik biberon plastik ve annesi gibi de kokmuyor. Ben Ilgaz bir aylıkken (her gün sabaha karşı gazdan kıvranırken), hava yutmaması için daha iyi bir çözüm olur mu ümidiyle bir gece sağılmış sütümü vermiştim. O gece anladım ki bebek ağlarken süt ısıtmaya çalışmak pek pratik bir iş değilmiş. Sabah şişecek göğüsler ve sütlerin azalma riski de cabası. Emzirmek en kolayı. Biberonu şapır şupur bitirince çok korktum ya emmezse diye, neyseki hiç sorun etmedi. Bundan sonra da biberonla zaman zaman rezene verdim. Dışarı çıktığımda da emzirilecek ortam yoksa sağılmış süt verdim. Eve döndüğümde tekrar sağıp yerine koymaya çalıştım. Tam gün çalışmaya başladığımda gündüzleri emmeyi bıraktığı için biberona gerek kalmamıştı.

Hangi Marka?

Ben Avent marka biberon kullandım, bir şikayetim olmadı. Chicco, Nuk, Dalin, Medela, Kraft, birçok marka biberon var piyasada. Marka seçiminde kullanım kolaylığı ve bebeğin rahat emmesi en önemli faktör olmalı sanırım. Ben doğumdan önce bir tane 2 numara Avent biberon almıştım. 0 yaştan itibaren kullanılır yazıyordu. Daha sonra yine Avent ama bebek büyüdükçe de kullanılabilecek, biberonu döndürdükçe akış debisi değişen uçlusundan aldım. Bebeğim küçükken bu değişen akış uçlu biberonla pek rahat edemedi (ancak 1 numara olarak belirtilenden içebiliyordu, 2'si fazla geliyordu). Daha sonra bu biberonlarla uyumlu süt saklama kapları (biberon adaptörü  ile biberon ucu takılabiliyor, katı gıdalar da saklanabiliyor) aldım. Büyüdükçe damlatmayan suluklarından aldık. Hepsi birbiriyle uyumlu ve şişeleri değiştirilerek kullanılabiliyor. Bu arada bardak şeklinde süt saklama kapları az miktarda süt ve buzdolabında saklamanın yeteceği (süre olarak) durumlarda iyi bir çözüm. Ama bu kaplardaki 50-60 ml'den fazla sütü benmari yöntemiyle çözdürüp ısıtmak çok vakit alıyor. Daha fazla yüzey alanına sahip, incecik dondurulabilen süt saklama poşetleri daha pratik (ve maliyetli tabi).

del.icio.us | Digg This :: posted on Tuesday, September 23, 2008 10:52:42 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [2]
 

 
 Monday, September 22, 2008

Anne Sütü Çeşitleri (tercümedir)

Kolostrum / Ağız Sütü / İlk Süt
Kolostrum göğüsler tarafından üretilen ilk süt olup, genellikle hamileliğin 5. ve 6. aylarından itibaren göğüslerde bulunmaktadır. Bebeğiniz doğar doğmaz, bebeğinizin minik midesine uygun şekilde az miktarda salınır. Çoğu bebeğin kolostrumdan içebildikleri sürece, bu zaman zarfında ek olarak mamaya ihtiyacı yoktur. Doğumdan sonra mümkün olan en kısa sürede emzirmeye başlayın. Özellikle ilk 24 saat içinde 1 ile 3 saatlik sıklıklarla emzirinki bebeğiniz bu kıymetli sütü alabilsin. Anne sütü yenidoğan bebeğinizin ihtiyaçları için özel olarak tasarlanmıştır. Kolostrum koyu sarı renkte, kıvamlı, protein açısından zengin ve az yağlı, az şekerlidir. Olgun süte göre 3 kat daha fazla protein içermesinin nedeni, annesinden geçen koruyucu antikorlardır (antibodies). Bu koruyucu maddeler bebeğinizi korur ve barsaklarını çalıştırarak, mekonyum adı verilen ilk kakasını yapmasına yardımcı olur.

Olgun süt
Sütünüz doğumdan sonra 48 ile 72 saat içinde değişecek ve miktarı artacaktır. Doğumdan sonra ne çabuklukta emzirmeye başladığınıza ve ne sıklıkta emzirdiğinize göre bu süre uzayabilir. Eğer bu doğumunuzdan daha önce emzirdiyseniz sütünüz biraz daha erken değişebilir.

Önsüt (Foremilk): Bir göğsü emzirmeye başladığınızda bebeğin ilk aldığı süte önsüt denir. Sulu görünümlü, hafif mavimsi bir süttür. Önsüt bebeğinizin susuzluk hissini gidermek için su ağırlıklıdır.
Geri-süt (Hind-milk): Birkaç dakikalık emzirmeden sonra gelen süttür. Kremaya benzer bir kıvamı vardır ve yağ konsantrasyonu olarak en zengin anne sütüdür. Bu süt bebeğinizi rahatlatır. Bebeğinizin doymasını ve kilo almasını sağlayan da bu süttür. Bebeğinizi yüzünde uykulu, keyfi yerine gelmiş bir ifade görene kadar emzirin.

del.icio.us | Digg This :: posted on Monday, September 22, 2008 10:33:09 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Thursday, September 18, 2008

Sevgili yeğenim Tan, rüya yorumları, kahve falları gibi pisişik işlere inanmama ve reddetme çabalarıma karşın, ablamın 2 ay önceden gördüğü tarihte, 14 Eylül 2008 itibari ile dünyaya gözlerini açtı. Belki de ablam kendisini şartlandırmıştır değil mi? Öyle kabul edelim. Fazla pisişmek bünyeye zarar verebilir :)
 
Yarın hafta sonu için tekrar Tan'ı ve taze anne babasını görmeye Ankara'ya gideceğiz. Ben de annesine süt, Tan'a löp löp yağ olsun diye süt arttıran kurabiyeler pişirdim. Akşam soğutup buzdolabının derin dondurucu bölümünde dondurdum, diğer hamur işleri gibi çözüldüklerinde besininden bir şey kaybetmeden tazeliklerini koruyacaklarını umuyorum.

Bebeğim katı gıdalara başladıktan sonra  emme sıklıklarını hızla azaltıp, süresini kısalmış,sütüm de "besin" olmaktan çıkıp, ancak "aşı" olabilecek miktara inmişti. Bu kurabiye tarifine tırım tırım "sütümü nasıl arttırırım" sorusuna cevaplar ararken rastlamıştım, denememiştim.

Tarife geçmeden önce anne sütü azlığı ve arttırma yolları ile ilgili birkaç tespit ve yorumumu yazmak istiyorum. Bunların benim yorumlarım olduğunu lütfen unutmayın, bu anne sütü işi kişiden kişiye ve özellikle bebeğin ihtiyaçlarına göre çok değişiyor. Lütfen hiçbir şeyi takıntı yapmayın ve kulaktan dolma bilgiler yerine doktorunuzla konuşmayı deneyin.

Sütüm gelmedi
Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda ilk sorulan sorudur, "sütün geldi mi?". Halbuki süt öyle bir anda gökten gelen bir sıvı değil. Bebek emdikçe geliyor. İlk birkaç günde bebeğin sürekli denecek derece sık emmek isteyebileceğini, emerken uyuyakalabileceğini, sık ağlayabileceğini unutmayın. Bunları sütüm gelmedi, sütüm az gibi yorumlamayın. Göğsünüzü sıkarak çıkan süt miktarını kontrol etmeye çalışmayın, başkalarının bunu yapmasına izin vermeyin. Böyle bir kontrol yaparsanız büyük ihtimalle karşılacağınız tablo damlalar halinde sarı bir sıvı olacaktır, bebeğin ilk birkaç günde ihtiyacı olan şey de bu sıvıyı sık sık emmektir. Arz, talep meselesi.

Süt basması
Bebek birkaç gün böyle emmeye devam ettikten sonra birden göğüsler şişiyor, yağlı sulu sütler geliyor. Eğer göğsünüzde sızlama varsa, emzirmeden önce sıcak kompres, emzirdikten sonra soğuk kompres iyi gelir. Eğer bebeğin emmesini güçleştirecek kadar şiştiyse, sıcak kopmresten sonra az miktarda sağarak sonra emzirmeyi deneyebilirsiniz.

Sütüm fazla
Göğüslerin bebeğin ne kadar süt ihtiyacı olduğunu saptamaları birkaç ay alıyor sanırım. Göğüsler bu dönemde şiş olabiliyor, sabah uyandığınızda geceliğinizi sütle ıslanmış bulabiliyorsunuz. Bu dönemde sütün fazlasını sağmak hem sütün miktarını korumak, hem de olası sağlık sorunlarına karşı buzlukta stok oluşturmak için kullanılabilir. Fırsat olduğunda süt saklama ile ilgili de yazarım.

Sütüm azalıyor
Göğüsler bebeğin ihtiyacı olan süt miktarını tespit ettiğinde (3-4 ay civarı), göğüslerdeki bu şişlik azalıyor. Bu da acaba sütüm azalıyor mu diye endişe etmenize yol açıyor. Aslında süt bebek emdikçe geliyor. Ayrıca bebeğin emme sıklığının azaldığı dönemlerde, gece uykuları uzadıkça da süt miktarında azalmalar olabiliyor. Hemen panik yapmamak gerekiyor. Sütün tekrar düzene oturması 3-4 gün sürebilir. Bebeği sık sık ve uzun süreler emzirmeye devam etmek yeterli sanırım. Dengeli beslenmeye ve yeterli sıvı almaya da dikkat etmek gerekiyor. Doktorunuz bebeğin kilo artışında bir sorun tespit ederse zaten gerekli desteği önerecektir. Bu arada sağlık ocaklarında da ücretsiz olarak sağlıklı bebek takip adı altında bu ölçümler yaptırılabiliyor.

Süt sağma makinesi
Sütler bolken piyasadaki pompalarla sağmak ve hatta süt arttırmak mümkün. Ben Medelanın pilli ve elektrikli süt pompasını kullanmıştım. Ancak, belli bir miktarın altındaysa, bebek de fazla emmiyorsa hastane tipi daha güçlü pompalardan kiralamak daha mantıklı sanırım.

Katı gıdaların süt miktarına etkisi
Benim bebeğim katı gıdalara geçtikten sonra az emmeye başladı. Gündüzleri sadece uykuya dalmak için emzik gibi kullanmak üzere daha uzun emiyordu. Bu da bebeğin uyku düzeni için önerilen bir yöntem olmadığından alıştırmak istemedim. Kesilir korkusuyla dönem dönem bu durumu çok sorun haline getirdim. Acaba nasıl arttırabilirim diye araştırıp durdum. En azından inek sütü verebilecek çağa kadar süt artsa da fabrikasyon formül mamalara talim etmek zorunda kalmasam diye çabaladım. Halbuki, günde bir-iki kere de olsa düzenli emiyorsa süt tamamen kesilmiyor. Bu noktada belki de doğaya bırakmak daha mantıklıydı diye düşünüyorum. Belki de sütün miktarından öte, içeriği bebeğe yetmiyor. Ufacık midesini sütle şişirmek yerine katı gıdaları tercih ediyor. Gece yatmadan, gece uyandığında ve bazen sabah uyandığında emiyordu (gitgide azalan sürelerde). Bu onu hastalıklardan korumak için yetiyordu sanırım. Bu süreçteki sağlık durumuna ve gelişimine bakarak kendimi boş yere üzmüş olabileceğimi düşünüyorum. Olsun, ben anne olarak elimden geleni yaptım diyor ve tarife geçiyorum. Tarifin içindekiler sütü arttırmasa bile annenin sağlıklı atıştırması, barsaklarını yumuşak tutması açısından yararlı gibi gözüküyor. Eğer anne sütünü arttırdığını bildiğiniz besinler varsa, bunları yazarsanız çok sevinirim.

Süt Arttıran Kurabiye Tarifi (Tarifin orijinali)
Malzemeler
150 gr. tereyağı
1 bardak şeker
1 bardak kahverengi şeker
4 çorba kaşığı su
2 çorba kaşığı çekilmiş keten tohumu (ben yanlışlıkla 4 kaşık koydum, sorun olmadı, bu arada hamilelikte fazla kullanılmaması gerektiğini okumuştum)
2 büyük yumurta (ben yanlışlıkla 4 koydum kek gibi oldu :))
1 çay kaşığı vanilya
2 bardak un
1 çay kaşığı karbonat
1 çay kaşığı tuz
3 bardak yulaf ezmesi
1 bardak damla çikolata (ben kuru üzüm kullandım)
2 çorba kaşığı bira mayası

Halk arasında Yulaf, keten tohumu (omega-3 de içerir) ve bira mayasının süt arttırdığı düşünülüyor. Ben de sütümü arttırır hevesiyle GNC'nin tablet haline getirilmiş bira mayasından almıştım (brewers yeast), bunları ezerek kullandım. Aslında malzemelere bakıp, bir de keten tohumuyla suyu karışıtırınca çıkan kokuyu aldığımda tadından pek ümitli olmamıştım. Ama evdeki eşim, kuzenim ve oğlumdan oluşan bey komitesinin beğeni testini başarıyla geçti. İçindeki tahıllardan dolayı diyet izlenimi veriyor, ama malzemelerin hiç diyetlik bir durumu yok değil mi? ;)

Yapılışı:
Suyla keten tohumunu karıştırın, 3-5 dakika dinlendirin.
Tereyağı ve şekeri krema haline getirin.
Yumurtaları ekleyin.
Islattığınız keten tohumlarını ekleyin. İyice karıştırın.
Yulaf ve çikolata dışındaki kuru malzemeleri karıştırın. Yaş malzemelere ekleyin.
Yulaf ve damla çikolataları ekleyin.
Fırın tepsisine yağlı kağıt döşeyip kaşıkla azar azar dökün. (Yumurtasını az koyunca daha katı olursa belki elle de şekil verilebilir)
8-12 dakika pişirin (büyük fırında 190 derecede pişirdim, kapatıp 5 dakika daha beklettim)

Afiyet olsun! Size de bebeğinize de :)

del.icio.us | Digg This :: posted on Thursday, September 18, 2008 1:04:20 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Friday, September 12, 2008

Bu aralar Kitubi'nin kısmeti ürün yorumlarından açıldı. Bir süre önce oğlum mama sandalyesinde oturmaya direnç göstermeye başlayınca bizim sandalyelere oturtmayı denedik, olacak gibi gözükmüyordu. Ben de başka bir çözüm aramaya başladım.

Kolay temizlenebilmeli

En mantıklısı masaya takılanlar gibi gözüküyordu ama bana güven vermediler. TFY'nin alt bölümü şişme sandalyesini gözüme kestirdim. Yurt dışında yazılmış yorumları araştırdım ve temizliğinin ciddi problem olduğunu okudum. Alt kısım şişme olduğundan yıkanamıyordu. Bir de bunun takliti gibi gözüken Sevi Bebe marka portatif mama sandalyesi alternatifi vardı. E-bebek'e gidip buna baktım. Alt bölümü şişme yerine fermuarlı, içine iki kat sünger koyulacak şekilde tasarlamışlar. Süngerleri çıkartıp, kumaş bölümünü çamaşır makinesinde yıkayabiliyorsunuz. Alıp bir deneyeyim, rahat edemezse geri götürürüm düşüncesiyle aldım.

Güvenli mi?

Aslında yaptığı iş bebeği sandalyede biraz yükseltip masaya yaklaştırmak ve sandalyeye sabitlemek. Sabitlemek derken, Ilgaz uğraştığı zaman kemerlerden kurtulabiliyor, ama zaten asla sandalyede yalnız bırakmıyoruz. Büyük mama sandalyesinde de benzer bir risk vardı çünkü sımsıkı bağladığınız çocuktan iyi yemek yeme performansı beklemek pek mantıklı olmuyor. Ayrıca ayaklarını masaya dayayarak sandalyeyi geriye düşürme riski de var. Bunu engellemek için sırtını boşlukta bırakmayacak şekilde oturtmaya çalışıyoruz.

Her durumda kendi hareket kabiliyeti yüzünden güvenlik açıkları oluşsa da, bu açıklar direk sandalyeye oturmasından farklı riskler değil. Sonuçta artık yürüyen, koşan hergün gelişen bir insan, güvenliğini dikkat ve eğitimle sağlamak zorundayız sanırım. Gözümüzün önünde oynarken iki taşın arası bir sandalyeye tırmanıp, oturuveriyor. Bir yerlere bağlayarak ne zamana kadar idare edebiliriz ki?

Tatil için de ideal. Yandaki fotoğraf Assos'ta çay bahçesinde çekildi.

Not: Yıkandığında da çok kolay kuruyor. Sadece süngerlerin gireceği bölüm ıslak kalıyor, onu da kurulamak yeterli oluyor çünkü içi plastik kaplı.

 

del.icio.us | Digg This :: posted on Friday, September 12, 2008 10:36:51 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [2]
 

 
 Tuesday, November 27, 2007
Bebeğimi aylarca sadece sıvılarla besledikten sonra, kaşıkla bir şeyler yedirirken kendimi garip hissetmiştim. Sanırım ona da en az benim kadar garip gelmişti bu tecrübe. Bebek pütürlü katı gıdalara da alıştıktan sonraki adımsa ona çiğneyebileceği yiyecekler vermek. Onun bu ilk gerçek lokmaları ile boğuşmasını izlemek çok eğlenceli. Eğlenceli olduğu kadar, boğazına yiyecek kaçması korkusu ile bir o kadar da stres verici.

Bebeğinize çiğneyebileceği yiyecekleri ne zaman vermeye başlayabileceğinizle ilgili doktorunuza danışmanızda yarar var. Benim tecrübelerime göre 7-8 ay civarı bunun için uygun. Çiğneme de öğrenilmesi gereken bir beceri olduğundan çok ertelememek gerektiğini düşünüyorum. Ana prensip bebeğiniz bir şeyler yerken her zaman başında durmak ve onu izlemek. Bebeklerin öğürme içgüdülerinin bizden daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Ezilmemiş bir parça dilinin gerisine ulaşırsa hemen gözleri sulanıp öksürmeye başlıyorlar. Bu noktada çoğu zaman bebeği biraz öne doğru eğmek yiyeceklerin yerçekimi ile olmaları gerektiği yere ulaşmaları için yeterli oluyor. Yine de parçalı yiyecekler vermeden önce acil bir durumda ne yapmanız gerektiğini doktorunuza sormanızda yarar var. Boğulma riskine karşı, fındık fıstık, patlamış mısır gibi çeşitli yiyecekler ilk yıllarda yasak, bunların listesini de doktorunuzdan isteyebilirsiniz.

Ben bu yazımda, Ilgaz'ın çok sevdiği, bizim de yedirirken çok eğlendiğimiz bazı yiyecek ve tarifleri paylaşacağım.

Ekmek kabuğu, bebe bisküvisi:
En sevdiği diş kaşıyıcılar. Kendi elinde tutup namm, nımm diye mırıldanarak yemekten hoşlanıyor. Genelde katkısız tam buğday, tam çavdar ekmeklerini tercih ediyoruz. Kepekli ekmeklerin bebek bağırsaklarına iyi gelmediğini okumuştum. Artık (9 ay) sebze yemeklerini yedirirken, kaşığının ucuna minik bir parça ekmek içi koyuyorum, daha fazla sebzeyi şikayet etmeden yiyor böylece.

Karpuz ezmesi: Mevsimi biraz geçti ama belki manavlarda bulunabilir. Karpuzun çekirdeklerini çıkartarak keskin bir bıçakla çok ince bir şekilde kıyıyorum (domates ezmesi yapar gibi). Başlarda biraz sabırlı olmanız gerekiyor. Bir kase karpuzu yemesi bir saat sürebiliyor. Ama dişsiz damaklarla, minik ağzından suları akarak yemesini izlerken vakit nasıl geçiyor anlamıyorsunuz.

Muz parçaları: Hepsini ağzına tıkıştırmaya çalıştığından henüz kendi eline veremesek de, bizim elimizdeki parçalardan ısırarak yemeye bayılıyor. Özellikle suyu akmadığı, leke yapmadığı, tabak kaşık gerektirmediği için, dışarı çıktığımız zamanlar için favori meyvemiz haline geldi. Mama sandalyesi gerekmeden, her yerde iki arada bir derede, kucağınızda oturtup yedirebiliyorsunuz.

Buharda haşlanmış parmak sebzeleri: Haşlanıp blender'dan geçirilmiş sebzelerden ona da bana da fenalık geldi artık. Farklı sebzeleri ince ama parmaklarıyla tutabileceği büyüklükte doğruyorum. Düdüklü tencerede buharda pişiriyorum. Tencerenin içinde bir yandan biraz da uygun büyüklükte bölünmüş lazanya veya makarna haşlıyorum. Patates, havuç, kabak, karnıbahar, yeşil fasulye (çekirdekleri çıkartın) uygun sebzeler. Piştikten sonra sıcakken çok az tereyağ ekliyor, hatta bazılarını labneye batırıyorum. İlk verdiğimde sanırım kaygan olduları için kendisi tutmaya tereddütle yaklaştı. Tadını alınca işaret parmağıyla dürtükleyip yemeye başladı. Kendi elleriyle yemeye çalışması motor becerileri açısından da çok faydalı.

Labneli çiçek yemeği tarifi:
Malzemeler:
Birkaç karnıbaharın çiçek kısımları
Birkaç brokolinin çiçek kısımları
Bir çay kaşığı dolusu tereyağı
Bir tatlı kaşığı dolusu labne peyniri
Bir elmanın kabukları ***

Çiçekleri elma kabukları ile birlikte kaynayan suda yumuşayana kadar haşlayın. Süzüp elma kabuklarını atın. Çiçekleri tavada tereyağı ile birkaç kez çevirin. Altını kapatıp labneyi ekleyin ve karıştırın.

*** Annemden öğrendiğim bir yöntem. Lahana, karnıbahar gibi pişerken kötü kokan sebzeleri haşlarken elma veya kabuklarını ekleyin. Kötü kokuyu alıyor ve daha az gaz yapıyor. Bebekler meyve kabuklarını yiyemediklerinden, elma, armut gibi besleyici kabukları sebzelerini haşlarken ekleyip, sonra çıkartıyorum. Hem vitamininden faydalanıyorum, hem de yemeklerine lezzet katıyorum. Malum bebek yemeklerinde baharat kullanılmıyor. Su ile hazırlayacağınız muhallebi ve bitki çaylarında da su yerine meyve kabuğu kaynattığınız suyu kullanabilirsiniz.


del.icio.us | Digg This :: posted on Tuesday, November 27, 2007 12:19:45 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [2]
 

 
 Thursday, October 18, 2007
Demir damlasını vermenin acısız ve temiz bir yolunu buldum!
Çocuk doktorumuz katı gıdalara geçişle beraber demir damlası takviyesi verdi. Kabızlığa yol açabileceğinden doğru düzgün sebze yemeye başladığında başlarsınız demişti. Ilgaz'ı sebzelere alıştırmak ancak et ve yoğurt eklemekle mümkün olabildiği için demire de epey sonra başlayabildik. Başlamamızla, bu ilaçtan nefret etmemiz de bir oldu.

Demir damlasının tadı iğrenç. Öncelikle böyle kötü tada sahip bir şeyi bebeğe vermek istemiyorsunuz. Hadi sağlığı için verdik diyelim. Çocuk tadını aldığı anda ağzından çıkartmak istiyor. Çıkartırsa ve çıkanları da kontrol edemezseniz üzerine bulaşıyor. Ve bu damla öyle bir leke yapıyor ki çamaşır suyu bile çıkartamıyor. Çok titiz bir anne olduğumdan değil, ama pas lekesi de bir bebeğin giysilerine fazla artık.

Bu damlayı bebek tadını fazla almadan vermenin bir yolunu bulmak gerekiyordu. Aklıma damlalık geldi, ama evde yoktu. Ilgaz'ın burun tıkanıklığı için damlalık şeklinde serum fizyolojik tüpleri kullanıyorduk, evde bunlardan vardı. Doktorumuzun reçete ettiği miktarda demiri kaşığa damlatıp boş tüpe çektim ve tüpte nereye kadar geldiğine baktım. Şimdi hergün o kadar miktarı tüple çekip bebeğin ağzında çabuk yutabileceği kadar içeride bir yere yavaşça sıkıyorum. Sonra da çenesini 3-5 saniye kapalı tutup öpüyorum onu. Ne olduğunu anlayamadan demirler midesine inmiş oluyor. Sonra da bir kağıt peçete ile tüpü güzelce silip ilacın kutusuna kaldırıyorum.

Demir damlasını akşam saatlerine bırakmayın
Demirin veriliş zamanı ile ilgili de bir bilgi iletmek istiyorum. İlacın içinde bebeklerin mamalarına karıştırılması ve kalsiyum içermeyen yiyecekler ile verilmesi öneriliyor. Ancak, bebeklerin kalsiyum içermeyen öğünü yok gibi. Yani bizimki gibi yoğurtseverler için özellikle. Hal böyle olunca ben de çareyi meyvesiyle yoğurt vermemekte ve demiri bu öğünde (akşamüstü) vermekte buldum. Demire başladıktan sonra Ilgaz geceleri ağlayarak uyanmaya başladı. Türlü çabalarla güçlükle geri uyutabiliyorduk. Aklımıza hemen demir gelmedi tabi. Her şeyin günah keçisi dişler ya, suçu önce dişlere attık. Baktık alt iki dişten sonra çıkan bir şey yok. Sonra durumu arkadaşım Özlem'le konuşurken, onların doktorunun 7. aydan sonra gece uyanmaları başlar dediğini aktardı. İnternette araştırdım, özellikle ayrılık korkusu başladığı dönemde bebek gece uyanıp yalnız olduğunu farkettiğinde ağlamaya başlıyormuş. Ancak, bizimkinde anlatılanlardan farklı olarak, gaz sıkıntısına benzer bir hal de vardı. Bir şey dokunuyor olabilir mi diye düşünürken demir ilacının yan etkisi olabilir mi diye düşündüm. Doktorunu aradım. Hiçbir katkı maddesini akşam saatlerine bırakmayın dedi. İçinde yazanları ve menü sıkıntımızı aktarınca, siz içinde yazana bakmayın, ben size izah etmiştim, yemekle vermenize gerek yok, ne aç ne de tok olsun bebek dedi. Ben hatırlamıyorum, ama kafamız katı gıdalara geçişle karışıkken, bir de aşı sonrası ağlaması ile dinlediysek atlamış olabiliriz diye düşündüm. Şimdi kahvaltısını yedikten yarım saat kadar sonra vermeye çalışıyoruz. Şimdilik takip ediyoruz bakalım.
del.icio.us | Digg This :: posted on Thursday, October 18, 2007 11:23:38 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]