# 17 Şubat 2010 Çarşamba

Psikoloji İstanbul Nurturia üyelerine özel dışarıdan katılıma kapalı ikinci bir seminer düzenliyor. Workshop'ta çocukların özellikle de 0-3 yaş döneminde yaşadıkları öfke ve ağlama nöbetleri ile ilgili farkındalıklarımızı arttırmak ve onlara bu konuda nasıl yardımcı olabileceğimizi öğrenmek hedefleniyor. Eğitim soru-cevaplarla tartışma ortamında olacak. Katılım 20 kişi ile sınırlı. 

0-3 Yaş Döneminde Öfke Nöbeti ve Ağlamalar
Uzm. Psk. Nilüfer Devecigil

Ebeveyn olarak çocuklarımızın  zor duyguları ile başa çıkmakta zorlanıyoruz. Bu workshopta bu duygu ve davranışların içimizde uyandırdıklarına bakacak ve bu anlarda çocuklarımıza nasıl yardımcı olacağımızı konuşacağız.

Tarih: 27 Şubat 2010 Cumartesi
Saat: 13:00-15:00
Yer: Psikoloji İstanbul Danışmanlık Eğitim ve Araştırma Merkezi (Şişli)
Katılım: 20 kişi ile sınırlıdır.
Ücret: 25 TL

Kayıt ve daha ayrıntılı bilgi için:
Psikoloji İstanbul Workshop "0-3 Yaş Döneminde Öfke Nöbeti ve Ağlamalar"

posted on 17 Şubat 2010 Çarşamba 19:38:14 UTC  #    Yorumlar [3]
# 24 Ocak 2010 Pazar

Blogcu Anne'den Atta Çantası Mim'i gelmiş, kolaymış hemen yazayım dedim. Çantada bir şey yok.

Atta çantası dönemini kapandı. Öyle hazır duran bir çantamız yok artık. Akşam yemeğe dışarı çıktık, Gökhan arabanın buzlarını çözerken, sırt çantama Gökhan'ın cüzdanını, ev anahtarını, biz yemeğin üstüne kahve içersek de Ilgaz sıkılırsa diye bir ince kitap, bir takım kıyafet, bir de benim cep telefonumu koydum (toplam bir cüzdan, bir telefon). Ben bunları hazırlarken Ilgaz salondaki tüm koltukların minderlerini indirmiş tüm kitapları yerlere yaymış keyifle oynuyordu. Yeni topladığım odaya bomba atılmış gibi olmuştu, fazla oyalanmak istemedim, apar topar çıktım, ıslak mendili unutmuştum.

Tüm gün sokaklarda olma gibi uzun bir plan varsa, biraz kuru meyve, elma gibi yiyecekler, belki bir takım daha giysi, belki bir de ince battaniye alırım, peçete niyetine de bir rulo tuvalet kağıdı.

posted on 24 Ocak 2010 Pazar 20:33:16 UTC  #    Yorumlar [8]
# 28 Aralık 2009 Pazartesi

Çocuklarımız için daha çok serisinde:
Çocuklarımız için daha çok etkinlik - Yamaha Müzik Okulu
Çocuklarımız için daha çok kitap
Çocuklarımız için daha çok etkinlik

Zuzu Cafe'yi çoktandır duyuyordum (okuyordum daha doğru olur). Ama gitmek için fırsatım olmamıştı. Uzun zamandır ailecek dışarıda kahvaltı yapmamıştık. Vakit darlığından cumartesi gecesinin bir köründe yer araştırırken Zuzu Cafe'de kahvaltı da olduğunu fark ettim. İyi ki etmişim.

Kahvaltılıkların tazeliği, kalitesi çok iyiydi. Ilgaz saatin ilerlemesinin verdiği açlıkla uslu uslu oturup kahvaltılıkları sildi süpürdü. Sonra ablaların gözetimindeki oyun odasında (yaz için açık bölümü de olduğunu fark ettim) keyifle oyuncakları karıştırdı. Yarım saat kadar oynadıktan sonra sanırım bizi az gördüğünden ya da karnı yeniden acıktığından yanımıza geri geldi. O yarım saat bizim de sakin bir şekilde kahvaltımızı bitirip, yetişkin sohbeti eşliğinde birkaç bardak daha çay devirmemize yetmişti.  Kahvelerimizi de içip kalktık.

Her ne kadar açık büfeler insanın iştahını kabartsa da, yiyecekler açıkta beklediğinden tatsızlaşır, ben aç karnına seçim yapmakta zorlanırım, sonra vicdan azabından aldıklarımı bitirmek zorunda hissederim, tabakta kalan yiyeceklere üzülürüm. Velhasıl açık büfe konsepti bana uygun değildir. O yüzden Zuzu'nun belki de yer darlığından yönelmiş olduğu serpme kahvaltı konsepti bana daha sıcak geldi. Güzel bir müzik, biraz huzur ve yanında taze çay ve sevdikleriniz de olduktan, aklınız evde kalmadıktan  sonra.

Açıkçası ben Zuzu'nun ağırlıklı çocuklar için tasarlanmış bir yer olduğunu sanıyordum. Ama aslında gayet yetişkinler için dekore edilmiş, sadece çocukları da düşünmüşler (oyun odası, oyun ablaları, çocuk tuvaleti) olması gerektiği gibi. Çocuğunuzu bir yere bırakmadan, yanınıza çocuklu ya da çocuksuz bir arkadaşınızı rahatlıkla alıp gidebileceğiniz bir yer Zuzu. Hala duymamış olanlar varsa denemelerini tavsiye ederim. Diğer mekanlara örnek olmasını dilerim.

Yeri kolay. Bağdat caddesine Bostancı tarafından başından girdikten sonra sola yanaşın, Ramiz'den sola dönün, sonra sol, tekrar sola dönün, önüne çıkacaksınız.

posted on 28 Aralık 2009 Pazartesi 13:56:27 UTC  #    Yorumlar [4]
# 10 Aralık 2009 Perşembe

Pozitif Doğum Hikayeleri
Sezaryen oranının artmasında bir önceki kuşağın efsaneleştirdiği korku dolu doğum hikayelerinin önemli payı olduğunu düşünüyorum. Umarım blogcuanne'nin bu girişimi daha fazla annenin şansını denemesini sağlayacak. Bizim normal doğum hikayemizi de okuyabilirsiniz.

Bebeğime Ne Alsam
Sermin'in desteğiyle, çocuğunuza alıp beğendiğiniz ürünler hakkında yazabiliyorsunuz. Gerçek kişilerden, denenmiş ürünler. Ben de ingilizce seti hakkında yazmıştım.

Haydi Oynayalım
Aktivite bloglarına bayılırım. Zaten az bulunan vaktinizde acaba ne yapsak çocuğumla birlikte diye düşünmek yerinde, şöyle bir dolaşırsınız, birebir uygulamasanız bile hemen ilham gelir. Çiğdem çok iyi düşünmüş, kollektif olması daha da iyi olmuş. Ben de ilk fırsatta yazacağım.

Bilmeyen, benden duyan varsa, okuyun, yazın, siz de katkıda bulunun. Başka bildikleriniz, sevdikleriniz varsa yorumlara yazın.

posted on 10 Aralık 2009 Perşembe 21:02:22 UTC  #    Yorumlar [3]
# 13 Kasım 2009 Cuma

Az kalsın kaçırıyorduk, Blogcu Anne'nin bu yazısı sayesinde haberim oldu.

Planım olmayan hafta sonlarını sevmiyorum. Bir anda geçip gidiveriyorlar. Öyle her hafta sonu haldır haldır gezelim demiyorum ama evde oturacaksak onu da bilelim, ona göre bir mod takınalım.

Tam cuma akşamı olduğunu farkedip, tüh gene plansız bir hafta sonu diyordum ki, hafta sonu kurtuldu. Sağol Blogcu Anne.

Cumartesi sabahı Kozyatağındaki sabah seanslarına götürmeyi planlıyorum. Saatleri de çok iyi. Oley!

posted on 13 Kasım 2009 Cuma 15:28:27 UTC  #    Yorumlar [4]
# 30 Ağustos 2009 Pazar

Geçen yaz Ilgaz'la Yamaha Müzik okuluna giderek birlikte Kraki deneme dersine katılmıştık. Biz gittiğimizde dönem ilerlemişti, yine de Ilgaz da ben de memnun kalmıştık. Ama o zaman Ilgaz küçüktü ve evimize de uzaktı. Şimdi 10-15 dakikalık mesafeye taşındık. Acaba masrafa ve zahmete girip, gitmeye başlasak mı?

Yamaha Müzik okulu yeni dönemi 5-6 eylülde açılıyormuş ve bu iki gün ücretsiz deneme dersleri yapacaklarmış. Ayrıca 4 ders deneme sadece 59 TL diyor gelen davetiye mail'inde.

İlgilenenler perşembe ve cuma günleri 14-16 arasında 0216 338 72 90 ve 0216 338 13 79 numaralı telefonlardan arayabilirmiş.

posted on 30 Ağustos 2009 Pazar 18:48:58 UTC  #    Yorumlar [1]
# 24 Temmuz 2009 Cuma

Ekol ve Umut Çocukları Derneği Şişli Belediyesi'nin desteğini alarak “sokakta yaşamak durumunda kalan çocuklarımız” için bir konser düzenliyorlarmış. İlgilenenler detaylara http://chido-s.blogspot.com/2009/07/bugune-kadar-sosyal-sorumluk-projesi.html adresinden ulaşabilirler.

posted on 24 Temmuz 2009 Cuma 19:42:31 UTC  #    Yorumlar [2]
# 12 Mayıs 2009 Salı

Merhaba,

Sevgili Berk'in babası Serkan Kitubi okuyucularıyla paylaşmam için göndermiş. Eğer İstanbul dışında olmayacak olsam mutlaka katılırdım. Kaçırmayın derim.

..........................................................


"0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Temel Yaşam Desteği & Kazalarda İlk Yardım ve Evde Çocuk Güvenliği” Semineri
 
İstanbul Tıp Fakültesi’ nden Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal ile Çocuk Güvenliği Uzmanı / Y.İç Mimar Arzu Birinci E-Bebek Çamlıca’da bulunan Magic Park Zeka Akademisi’nde "0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Temel Yaşam Desteği & Kazalarda İlk Yardım ve Evde Çocuk Güvenliği” semineri veriyor. 10 kişi ile sınırlı ücretsiz bu programı kaçırmayın.

Seminerlere katılım için 0216 5770421 – 22 nolu telefondan Kids Safe-T’ye rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Kayıtları en geç 14 Mayıs Perşembe gününe kadar yaptırmanızı rica ediyoruz.

Bebeklerinizi de getirin  Magic Park Zeka Akademisi’ n da siz seminerdeyken o da güvenle oynasın***

***Siz seminerdeyken, yanında bir büyük olması kaydıyla çocuğunuz, Magic Park Zeka Akademisi’nin ’ nın Oyun Grubu Eğitim Programlarından birine ücretsiz katılabilir.

PROGRAM İÇERİĞİ

Tarih: 16 Mayıs  2009 Cumartesi
Saat: 14:00 – 17:00
Yer : Magic Park Zeka Akademisi – E-Bebek.com Çamlıca Mağazası

KONUŞMACILAR

Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İstanbul Tıp Fakültesi - İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sosyal Pediatri Bilim Dalı ve İ.Ü. Çocuk Sağlığı Enstitüsü Aile Sağlığı Anabilim Dalı
Arzu Birinci - Çocuk Güvenliği Uzmanı/Y.İç Mimar - Kids Safe-T Çocuk Güvenlik Sistemleri

SEMİNER AKIŞI-Toplam 3  saat

Arzu Birinci - Evde Çocuk Güvenliği ve Alınacak Önlemler - 20 dakika
 
Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İlk Bölüm - 45 dakika
-Genel İlk yardım Bilgisi ve İlkyardım çantası içeriği
-Düşmeler ve yaralanmalarda ilk yardım
-Yanıklarda ilk yardım
-Zehirlenmelerde ilk yardım
 
Ara - 10 dakika

Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İkinci Bölüm - Uygulamalı - 90 dakika
0-1 yaş boğulma,tıkanma
0-1 yaş Temel Yaşam Desteği
1 yaş üstü boğulma, tıkanma
1 yaş üstü Temel Yaşam Desteği

Soru Cevap- 15 dakika
 

posted on 12 Mayıs 2009 Salı 08:40:29 UTC  #    Yorumlar [0]
# 22 Nisan 2009 Çarşamba

Ilgaz'ın 2 yaşını doldurup, kendisinin de çocuk olduğunun ayrımına varması ile birlikte, 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı da benim için bir fazladan tatil günü olmaktan çıkıp, eski anlamını yeniden kazandı. Yaşasın, yarın 23 Nisan :)

Sevinin küçükler, övünün büyükler. 23 Nisan kutlu olsun!  Yarın çocukları arayıp bayramlarını kutlamayı unutmayın.

Benim için 23 Nisan, tüm okul çocuklarının bir örnek süper kıyafetlerinin üzerine rengarenk farklı modellerle mont/hırkalarını giyerek topluca yürüyüş yapmalarıdır. Eğer öğretmen olsaydım, sınıfımın kostümünü yağmurluklu hazırlatırdım, en fiyakalı sınıf benimki olurdu. Sonuçta istisnasız her 23 nisanda yağmur yağmaz mı? Neden bayramlıkları yazlık yaptırılar sanki?

Yüzlerce rengarenk kıyafetli ilkokul çocuğunun biraraya gelip, elele tutuşup heyecanla yürümesi, küçük kardeşlerinin peşlerine takılması, büyük kardeşlerinin kortejin yanından yürüyerek onları kollamasıdır 23 Nisan. Annelerinin babalarının gururla, sulu gözlerle arkalarından bakmasıdır. Sonra stadyumda hepsinin biraraya gelip, şiirler falan okuması, Atatürk'ü anması, geçmişlerinin farkında olup, geleceklerine sahip çıkmayı öğrenmeleridir. Bir çeşit çocuk eylemidir işte, bakın biz burada üç beş değil bir sürü adamız, bizi düşünün, düzgün işler yapın bizim için demesidir.

Yarın için plan yapayım diye oturdum makinenin başına heyecanla. Tam bir saattir, aradım taradım, resmi şenlikler nerede yapılıyor bulamadım. Bu şehrin bayramında bütün okullar biraraya gelmiyor mu? Ne yapayım ben böyle şehri?

Nereye gidelim karar veremedim. Yarın çocukları yüz boyatmak ve balon şişirttirmek için sıra beklerken görmek istemiyorum. Yarın onların 23 Nisan yüzlerini görmek istiyorum. Belki önce çevre okullara bir bakarız, sonra olmadı Doğa Koleji'ne gideriz.

Siz neler yapıyorsunuz 23 Nisan'da?

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun 

 

posted on 22 Nisan 2009 Çarşamba 21:04:55 UTC  #    Yorumlar [3]
# 28 Mart 2009 Cumartesi

Güneşli havayı görünce arkadaşım Trish, oğlu Brin Emir, Ilgaz ve ben Kanlıca'dan vapura binip Anadolu Kavağı'na gittik. Çok güzel bir gün geçirdik. Bugün ilk kez Ilgaz'ın kavga etmeden bir çocukla boğuştuğuna tanık oldum, Brin Emir'le birbirlerine sarılıp bütün güçleriyle sıkıyorlar,itişiyorlar, biri altta öbürü üstte düşüyorlar, sonra gülüyorlar. Bir yandan güreşçiler gibi sesler çıkartıyorlar. Önce ağlıyorlar zannettim, sonra baktım eğleniyorlar. Erkekleri anlayamıyorum.

Neyse başka bir şey anlatacaktım. Gemi boğaz gezisi gemisi olunca, vapurda bir sürü turist, özellikle de Çinli vardı. Vapurun kenarından denize bakarken, çok sevimli bir Çinli kadın da yanımızdan denizi izliyor, çocuklarla ilgileniyor, benim boş denize ekmek atmak suretiyle başarısız martı çağırma çabalarıma gülüyordu. Ilgaz da bir noktada, "bu kim bu kim, bunun adı ne, adı neymiş annecim" diye ısrarla sormaya başladı. Bunun üzerine kadıncağıza "Do you speak English" (İngilizce bilip bilmediğini) diye sordum, "No, Chinese" dedi. Bunun üzerine Ilgaz aramızdaki diyaloğu anlayamayıp, ismini öğrendiğimi sanarak ısrar etmeye başladı, "neymiş neymiş.." diye. El işaretleriyle kendimizi gösterip, isimlerimizi saydım, onu gösterdim. Fotoğrafımızı çekmesini istediğimizi sanarak çıkır çıkır çekmeye, çektiği fotoğrafları Ilgaz'a göstermeye başladı. Ilgaz'a sorunun ne olduğunu Çince, Türkçe, İngilizce meselesini anlatmaya çalıştım ama ikna olmadı. Etrafıma bakındım, hem Çince hem İngilizce bilen birini bulayım da tercüme desteği alayım diye. Tam yanımızda arkası dönük yaşlıca bir Çinli gördüm, yanındaki genç Avrupa'lı görünümlü adama "Do you speak English" dedim, " a little" (biraz) dedi. Heh dedim, biraz İngilizce biliyorsa anlar derdimi, hemen peşine "Do you speak Chinese?" diye sordum. Bu soruyu sorduğum anda adamların yüzleri soru işareti şeklini aldı, ne diyor bu be şeklinde ve Çin'li yaşlı amca da soran gözlerle arkasını dönüp baktı ki meğersem Çinli falan değilmiş.

Düşünsenize yabancı bir ülkeye gidiyorsunuz, yabancı çoluklu çocuklu bir kadın size çaresiz bir ifade ile İngilizce biliyor musun diye soruyor, biraz biliyorum diyorsunuz, sonra hemen peşine Japonca da biliyor musun diye soruyor. :P

Dönüşte de Trish Kanlıca iskelesini geçmek üzere olduğumuzu farketmese, gelin birlikte gezelim diye insanları toparlayıp, iki yorgunluktan şaşırmış çocukla bir Trish'i Eminönüne kadar götürecektim. Bu akşam saat 12'yi geçmeden yatmak niyetindeyim :) Good night and Wan An! Ilgaz da dil nedir, ne işe yarar öğrenmiş oldu böylece.

posted on 28 Mart 2009 Cumartesi 21:06:24 UTC  #    Yorumlar [0]
# 25 Mart 2009 Çarşamba

Bu Ankara'nın taşı toprağı altın ondan mıdır, yoksa Ankara'lıların yollarda İstanbul'lular kadar sefil olmadıklarından mıdır bilinmez, tanıdığım çoğu Ankara'lılar pek etkin oldukları halde, sıklıkla Ankara'da yapılacak bir şey olmadığından şikayet ederler. Sen eskiden Ankara'lı değil miydin, ne çabuk Ankara'lılar diye söz eder oldun demeyin. Ben Ankara'da yaşarken ya İstanbul'u bilmediğimden, ya da üniversitenin verdiği imkanlar sayesinde, aktivitesizlikten şikayet ettiğimi pek anımsamıyorum. Gerçekten de Ankara'da yaşarken, hiç değilse eşimizi dostumuz görmeye, iş çıkışı arkadaşlarla birkaç saat geçirmeye vaktimiz kalırdı. Böyle hayırsız oluşumuz bu iki kıtalı şehre taşındıktan sonra oldu. 

Neyse, amacım sizi kızdırmak değil. Yeni keşfettiğim bloglardan birini Ankara'lı gezme-sever aile-eş dosta mail'le gönderecektim ki, baktım aktivitelerin önemli bir bölümü çocuklu aktiviteler. Kitubi'nin okuyucuları arasında da birçok Ankara'lı var. İyisi mi burada yazayım da herkesin haberi olsun dedim.

Söz ettiğim aktivite blog'u Ankara Etkinlikleri . Gerisine de blog'un kendisinden bakın.

posted on 25 Mart 2009 Çarşamba 12:45:23 UTC  #    Yorumlar [2]
# 02 Mart 2009 Pazartesi

Antalya'dan Hande'nin Çocuklarımız için daha çok etkinlik  yazısındaki yorumu sayesinde Kendi Köşk - Yamaha Müzik Okulu'ndan haberdar olmuştum. Kendisine çok teşekkür ederim. Bloglarına üye oldum ve sahipleri ile müzikle çok ilgili olmayan Ilgaz'ın bu tür bir aktiviteye katılmasının ne derece mantıklı olacağı ile ilgili görüşlerini sormuştum. Bana deneme derslerine katılmamı önermişlerdi. Haftalardan sonra dün ancak fırsat bulup Ilgaz ile deneme dersine gidebildik.

Kendi Köşk Fenerbahçe stadının hemen yanındaki sokakta, yeri çok kolay. Derste Ilgaz'ın dışında 6 çocuk daha vardı. Sınıflar genelde 9 kişilikmiş. Dersin başında Kraki (oyuncak ahtapot) Deniz öğretmenin yönetiminde bize hoşgeldin şarkısı söyledi, hepimizle teker teker merhabalaştı.  Sonra dersin resimli şarkı kitabından şarkıları önce lay, lay şeklinde, sonra sözleriyle söyledik. Arada hızlı, yavaş egzersizleri için tekerlemeler de vardı. Bazı şarkılarda tahta çubuklar, çıngırak yumurtalarla şarkılara eşlik ettik. Daha büyük çocuklar için Kraki plus'ta bazı bölümlerde nota bilgisi de veriliyormuş. Çok sıkıştırma bir özet oldu, daha detay bilgiyi Yamaha Müzik Okulu'ndan alabilirsiniz. Ilgaz şarkılara katılmasa da kurallara uyma konusunda sorun çıkartmadı, özellikle yumurtaları saklama (müzik sustuğunda, grupla birlikte) ve çubukları vurma konusunda daha hevesliydi. Evde bazı şarkıların bazı bölümlerini, bildiği diğer şarkılarla harmanlayarak söyledi, çok komikti.

Programın müfradatını, şarkıları, öğretmenin yaklaşımını ve ortamı çok beğendim. Fiyatlar benim şu ana kadar fiyat aldığım etkinlik programlarına göre daha uygun (kriz nedeni ile genel bir ucuzlama vardır belki epeydir fiyat almadım).

Ilgaz şu ana kadar yaşıtlarına göre müzik ve dansla süper ilgili bir çocuk değil. Bu nedenle böyle bir aktiviteye katılıp katılmama konusunda kararsızım. Öğretmen Deniz Hanım'a bunu danıştığımda müzik kulağı olmayan çocuk yoktur, ne kadar eğitilirse o kadar gelişir. İyi bir dinleyici olmak için bile temiz şeyler duyması önemlidir dedi. Bu bilgi benim gelişimle ilgili bilgim ve inancımla örtüşüyor (ileride Ilgaz müzisyen falan olursa bu yazılar gelişim kafa yapısının süper bir ispatı olacak :)).

Biz kendi adımıza her hafta sonu katılmamız gerekecek bu program konusunda karar vermek için dönem başı olan eylülü beklemeye karar verdik. O zamana kadar Ilgaz'ın devam ettiği kreşte daha fazla müzik dersine denk gelmesine çalışacağım. İlgilendiği konular arasında seçim yapma ve hafta sonu ekstra ve rutin bir aktivitenin gerekliliği konusu da daha belirginleşmiş olur.

Ancak özellikle çocuğu halihazırda kreşe ya da oyun grubuna devam etmeyen, özellikle hafta içi de vakti olan ailelere programa bir göz atmalarını şiddetle tavsiye ederim.

Bu yazılara da bir göz atabilirsiniz:

Çocuklarımız için daha çok kitap

Çocuklarımız için daha çok etkinlik

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

posted on 02 Mart 2009 Pazartesi 11:18:40 UTC  #    Yorumlar [4]
# 16 Kasım 2008 Pazar

Bugün Ilgaz'la birlikte Yapıncak'ın girişimi olan Music Together İstanbul'un deneme dersine katıldık. Ilgaz'ı bilmem ama ben çok eğlendim:) Music Together bizim ülkemiz haricinde hemen her ülkede olan bir etkinlikmiş. Karma yaş gurubundan küçük çocuklar, aileleri ile birlikte 45 dakika müzik odaklı bir etkinlikte bulunuyorlar. Yapıncak Tükiye için lisansını almış.

Eksik saymadıysam, Ilgaz'ın dışında 5 tane tatlı çocuk daha vardı. Aileleri yanlarında olmasa hepsini çıtır çıtır yerdim :) İlk ders olduğundan bütün çocuklar ekseriyetle şaşkın şaşkın bakınıyorlardı. 1-2 dersten sonra daha fazla katılacaklarını düşünüyorum. Ilgaz dersin ilk yarısında kucağımdan ayrılmazken, sonlara doğru ortalığı gezinip, bi tane daha diye malzemelerden istemeye başlamıştı. Bu aralar çıkartmalara taktığı için isimlerimizin yazılı olduğu etiketlerle epeyce uğraştı (kendi isim etiketine yukarıdan bakıp, ters ters diye düzeltmeye çalıştı, çok şaşırdım, yazıların tersini düzünü öğrenmiş galiba kitaplara baka baka).  Bugün Ilgaz en büyük çocuktan bir küçüğüydü. Çocuklar yetişkinlere göre diğer çocukları taklit etmeye daha eğilimli olduğundan, grupta 3-5 yaş aralığında 1-2 çocuk olsa, çocukların katılım performansı artar diye düşünüyorum.

Music Together, gayet sade, sakin bir mekanda yapılıyor. Bizim eve biraz ters düşse de, aslında çok merkezi bir yerde yapılıyor aktiviteler. Göztepe parkının dibinde. Hava da çok güzeldi, bu vesileyle ben de bir pazar günü adam gibi bir parka götürmüş oldum Ilgaz'ı. Akşam yattığında ağzı kulaklarındaydı.

Bu kadar çok çocuğun olduğu bir ülkede, çocuklar için daha fazla aktivite olmalı. Her semtte, her bütçeye göre bir şeyler olmalı. Belediyelerimiz her köşe başına kimsenin kullanmadığı spor aletleri dizmek yerine kaldırımları düzeltmekle başlayabilirler ki, anneler hiç olmazsa bebek arabalarıyla bari bakkala gidip gelebilsinler.

Yapıncak'a düşüncesi, girişimciliği ve emeği için teşekkürler, tebrikler...

posted on 16 Kasım 2008 Pazar 22:07:24 UTC  #    Yorumlar [5]