# 04 Şubat 2010 Perşembe

Şuna bakın hele,  bu bebeler 10 dakika içinde parçalarına ayıracaklar!

posted on 04 Şubat 2010 Perşembe 15:27:16 UTC  #    Yorumlar [6]
# 12 Kasım 2009 Perşembe

İki ayrı araştırma ile, reddedilmenin saldırganlığı arttırırken, zeka ölçümü kabul edilen IQ'yu ciddi şekilde düşürdüğü ortaya koyulmuş.

Birinci araştırmada yabancı insanlar tanıştırılmış. Daha sonra ayrılarak bir iş üzerinde çalışmak için iki kişiyi seçmeleri istenmiş. Sonra da kendilerine, hiçbir üye tarafından ekip üyesi olarak tercih edilmedikleri söylenmiş.

İkinci araştırmada, insanlara kişilik testi yapılmış ve onlara gelecekte yapayalnız kalacakları ya da aile ve arkadaşları tarafından sevilen insanlar olacakları söylenmiş.

Sonuçlara göre, reddedilmek IQ'yu aniden % 25 oranında azaltırken, analitik düşünme yeteneğini de % 30 azaltıyormuş.

Makalenin orijinali (İngilizce): http://www.newscientist.com/article/dn2051

Çocuklar arkadaşları tarafından neden reddedilir?

posted on 12 Kasım 2009 Perşembe 14:23:19 UTC  #    Yorumlar [3]
# 01 Ekim 2009 Perşembe

Ev sahibimizin gönderdiği mail'le haberdar oldum:

----------------------------

Herhangi bir şekilde kaybolan kişi; ACIL ya da NEREDEYIM yazıp 7777 veya 2222 numarasına mesaj gönderirse, kendisine BULUNDUGU YER GAYET AYDINLATICI BIR SEKILDE mesaj olarak gönderiliyor.
 
Normalde 2sms/4 kontör. Fakat kontörünüz olmasa da mesaj gönderiliyor (operatörünüzden teyit etmekte yarar var)
 
Cep Telefonuma iki mesaj geldi, birincisi aşağıdaki bilgileri, ikincisi lokasyonunuzun işaretlendiği bir harita içeriyor. 
                                                                                                                   
BULUNDUGUNUZ BOLGE:                                                                                                        
Istanbul,Kadikoy,Icerenkoy, Karaman Ciftlik Yolu caddesi    
                                   
COGRAFI KONUMUNUZ:                                                                                                         
(40 derece 58 dk 44 sn Kuzey, 29 derece 06 dk 22 sn Dogu)
                                 
SIZE EN YAKIN NOKTALAR:                                                                                              
Tem Polis Buro Amirligi 103 m  (+902164104113),                                                   
Ozel Avicenna Hastanesi 225 m (+902165741000),                                                
Infotech Bilisim ve Iletisim Teknolojileri   .S. 32  m  (+902165740505)    
              
Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil 112, Itfaiye 110    

Aklınızda bulunsun.

posted on 01 Ekim 2009 Perşembe 07:17:54 UTC  #    Yorumlar [2]
# 23 Eylül 2009 Çarşamba

Beynin acil durumlarda mantıklı çalışmak için eğitilebileceğini birkaç farklı yerde okudum ve çok aklıma yattı. Eğer bir şeyin fiziksel olarak pratiğini yapamıyorsam bile, üzerinde düşünerek pratik yapmaya çalışıyorum. Örneğin, deprem olursa ne yapacağım, hırsız girerse, ya da Ilgaz'ın boğazına bir şey kaçarsa neler yapacağım diye düşünüyorum. Adrenalin vücudumdaki acil durum rezervlerini açığa çıkartacak, kalbim hızlanarak daha fazla kan pompalayacak (ne yapacağıma konsantre olarak beynimi saçmalatacak kadar hızlanmasına izin vermeyeceğim), görmem gereken önemli şeyleri netleştirmek için diğerlerini bulanıklaştıracak. Ben de elimden ne geliyorsa yapacağım, sonra iş işten geçtikten sonra, şunu yapabilir miydim, bunu yapsam farklı olurdu diye hayıflanmayacağım. Plan böyle. Beynin hızlı düşünme gücünü öğrenmek için Malcolm Galdwell'in Düşünmeden Düşünebilme Gücü (Blink) kitabını okumanızı tavsiye ederim (tercüme kalitesini bilmiyorum).

Kitubi'ye yazdığım şeyleri uygulamakta çok iyi istikrar gösteriyorum. Hem yazmak için konu üzerinde daha organize düşündüğüm, hem de başkalarına tavsiye ettiğim için üzerimde hissettiğim sorumluluktan dolayı. Bunu da hem sizin için, hem de kendim için yazmış oluyorum.

Tanık olduğum kazalarda:

Çocuk işte, sürekli düşüyor, bir yerini çarpıyor, geçenlerde merdivenden bile yuvarlandı. Eğer, kaza sırasında yanındaysam, bir bölümünü bile gördüysem, beynim istemim dışında bir emir veriyor: ÇABUK

Bu emrin amacı, kazayı daha az hasarla önlemek. Mesela, Ilgaz merdivenin üst basamaklarından yuvarlanmaya başladığında, durumu gören Gökhan'ın beyni bu emri verdi: ÇABUK, DURDUR. Gökhan küt diye, 5-6 basamağı birden atladı. Ilgaz'ı tutamadı ama tutabilirdi de, çok hızlıydı.

Ama eğer Ilgaz tavşanın geçen gün Ankara'da yere dökülen havuçlarının peşinden sandalyeden uçması ile veriyorsa beynim bu emri, o zaman hiç şansı yok, çünkü müdahele için yeterli zamanım yok. O zaman çok saçma bir şey yapıyorum. Ilgaz'ı çılgınca bir hızla düştüğü yerden alıp, koşarak başka bir odaya götürüyorum. Ilgaz korkuyor ve deli gibi ağlamaya başlıyor. Vurduğu yeri saklıyor ve ben ne olduğunu göremiyorum. Canının yanması ile birlikte benim verdiğim şoktan iyice sinirleri bozulduğu için, müdahele etmek, onu bırakıp doktoru aramak mümkün olmuyor. Yarasını sımsıkı kapatıyor ve bana sımsıkı yapışıyor ve deli bir tonda ağlıyor. Ben de tam olarak ne kadar yaralandığını anlayana kadar kafayı yiyorum. Bu saçma davranışıma ışıkta bakacaktım, buz koyacaktım gibi bir bahane buluyorum. Bunu Ilgaz'ın hemen her kötü düşüşünde yapıyorum ve altında yatan nedeni daha yeni çözebildim. Beynim kazayı durdurmak için ÇABUK emrini veriyor, kazayı durduramadığını farkedemeyip saçmalıyor. Eğer ben yanında yokken acı ağlaması üzerine yanına koşarsam, gayet sakin bir şekilde olay yeri incelemesi yapıp, ona da yumuşak davranabiliyorum.

Ilgaz'ı korkutmasının yanında, aslında daha önemli bir tehlikesi var bu yaptığımın, özellikle bunun farkında olmak ve değiştirmek için aklımda tutmaya çalışıyorum. Düştüğü anda, hareket ettirilmemesi gereken bir şekilde yaralanmış olabilir. Örneğin, boynu incinmiş olabilir, ya da bir yerine bir şey saplanmış olabilir ve ben onu karga tulumba kucağıma alırken kötü sonuçlara yol açıyor olabilirim.

Siz panik halinde nasıl davrandığınıza dikkat ettiniz mi? Kendinizi kontrol etmeye çalışıyor musunuz?

posted on 23 Eylül 2009 Çarşamba 21:27:16 UTC  #    Yorumlar [3]
# 17 Temmuz 2009 Cuma

Gökhan GeekDad'de okumuş, NASA 2011 yılında araştırma için Mars'a yeni bir rover gönderiyormuş. Aracın üzerine yerleştirecekleri bir mikroçipe isminizi, daha da güzeli çocuğunuzun ismini bu adresteki formdan yazdırabilirsiniz. "ı, ş, ğ  ve ç" karakterleri sorunlu ama "ö"de problem yok, ismi yazarken Türkçe karakterlere dikkat etmek gerekiyor (Mars'lıların çok takacağını sanmıyorum gerçi :).  Sonuç sayfasında verilen sertifikayı da bastırıp çocuğunuz için anı olarak saklayabilir ya da odasına asabilirsiniz.

Ilgaz'ın ismini daha önce de iki benzer kampanyada "Phoenix Kutup Kaşifi" ile yine Mars'a ve "Lunar Reconnaissance Orbiter" ile Ay'a göndermiştik. Onların sertifikaları da bir süre odasında durdu ama pek ilgi göstermedi. Yeşil adamlar "Neden rahatsız ediyorsun arkadaşım?" diye kapıya dayandıklarında daha bir ilgilenir diye düşünüyoruz.

posted on 17 Temmuz 2009 Cuma 05:24:10 UTC  #    Yorumlar [3]