# 09 Şubat 2010 Salı

Bu yazı, Ilgaz'ın anaokulu Aydo Çocukevi yöneticisi, Viyana Üniversitesi mezunu pedagog, Dr. Atanur Mert'e ait. Anne Kalbi Dergisi Kış 2010 sayısında yayınlandı. Kendisinin izniyle yayınlıyorum.

Yazıyı okurken, yalnızca "çocuğa odayı toplatmak" gözüyle okumayın. Yazının içinde mekan düzenlemenin önemini, çocuğa zorunlu şeyleri dikte etmeden söylemenin en güzel yolunu, onun çabalarına saygı duymayı ve bunu ifade etmeyi, sorumluluk kazandırmayı, sınırları belirlemeyi, kararlara katılmasını sağlamayı, doğal sonuçları ile öğretmeyi, söylenmenin azarlamanın olumsuz etkilerini (ve etkisizliğini), övgünün nasıl yapılmasının uygun olduğunu ve belki saymadığım ya da okurken ayırt etmediğim bir sürü ebeveynlik becerisini bir konuya sığdırmış Atanur Hanım. Vakit ayırıp dikkatlice tekrar tekrar okumanızı öneririm.
--------------------------------------------------------------

ÇOCUK ODASINDA KARGAŞA

Çocuklar kargaşayı kısa sürede yaratırlar; fakat iş toplamaya gelince, bu hiç hoşlarına gitmez.Böylesi durumlarda anne-babalar, ya bir süre görmezden gelirler, ya da çocuklarının dağıttıklarını toplamak için onların ardından sürekli dolaşıp durur, söylenirler.

Bunlar yanlış yöntemler. Çocuklar yaptıklarının sonuçlarını taşımayı, sonuçlardan dersler çıkarmayı öğrenmelidirler. Ortalığı karmakarışık hale getirince, yeniden düzenlenmesi, oyuncaklarını dağıtan çocuğun üstlenmesi gereken bir sonuçtur.

Çocuk odasının düzenli kalabilmesi için birkaç öneri:

Çocuğun düzeni sağlayabilmesi için bir düzen sistemine gereksinimi var.
Farklı oyuncakların yerleştirilebilmesi için raf ve çekmecelerin yanı sıra kutular da işe yarar. Kutuları satın alabileceğiniz gibi, uygun büyüklükte, sağlam koliler kullanarak kendiniz de hoş oyuncak kapları üretebilirsiniz. Koliler, sevimli desenli, yapışkanlı duvar kağıtları ile kaplanarak güzelleştirilebilir ve daha sağlam bir hale getirilebilir. Çocuğunuzla birlikte yaparsanız, birlikte bir şeyler yaratmanın güzelliğini de yaşamış olursunuz. Yine çocuğunuzla birlikte oyuncakları sınıflandırıp uygun kutulara, raflara yerleştirebilirsiniz. Her şeyin kendine ait bir yerinin olması, çocuğun aradığını kolayca bulmasını sağlar; düzen duygusunun yerleşmesine yardımcı olur. Oyuncaklar kutulara rastgele konursa, bir kutuyu boşalttığında farklı oyuncaklarla karşılaşacağı için ilgisi dağılabilir ve aynı oyuncakla oynama süresi kısalabilir. Çocuğunuzu, ancak bir oyunu bitirip oyuncaklarını kaldırdıktan sonra diğer oyuna başlamaya alıştırın. Tabii bazen anlamlı bir oyun kurabilmek için farklı kutulardan, raflardan oyuncaklar gerekebilir.

Çocuğunuzla birlikte kararlar alın.
Doğum günleri, yılbaşı, derken yakınlarınızın diğer zamanlarda getirdiği hediyeler ve sizin rastgele aldıklarınız da eklenince, oyuncak miktarı, çocuğun üstbakışını kaybedebileceği kadar artar. Oyuncakların çok fazla olduğunu düşünüyorsanız, çocuğunuzla birlikte karar vererek, bir kısmını ortalıktan kaldırın. Bu tür düzenlemeleri tam da çocuğunuzla bir gerginlik yaşarken yapmayın. Hele çocuğunuzu cezalandırmak için ise hiç yapmayın. Yeterli bir süre geçtikten sonra (yine çocuğunuzla konuşarak) kaldırdıklarınızı ortaya çıkarıp, başka oyuncakları kaldırın.

Çocuğunuzdan yapabileceğinin üzerinde şeyler talep etmeyin.
Çok karışık durumda olan bir oda için, “Odanı topla!”, “Oyuncaklarını topla!” gibi talimatlar, çocuktan “fazla şey talep etmek” olabilir. Biz yetişkinler bile, evimiz çok karışıksa, nereden başlayacağımızı bilemeyebiliriz ve başlamak içimizden hiç gelmez.

Çocuğa, yapması gerekenleri küçük parçalara bölerek ve mümkün olduğunca somutlaştırarak söyleyin: “Önce artan temiz kağıtları, tutkalı ve makası yerine koyalım; sonra yere dökülen parçaları çöp sepetine atalım.”, “Arabaları kutusuna/rafa yerleştirelim.”, “Şimdi de tahta blokları ayıklayıp kutusuna koyalım.” gibi. Eğer çok fazla kargaşa varsa, “Tahta blokları ben toplayayım, sen de arabaları kaldır.” diyebilirsiniz. Sesinizde pazarlık tonu olmasın.

Çocuktan bir şeyi mutlaka yapmasını isterken, “Yapar mısın?”, “Koyar mısın?” gibi nezaket formülasyonları kullanırsanız, çocuk bunu kendine seçenekler sunulmuş gibi değerlendirip, istemediğiniz şıkkı seçebilir. “Yap!”, “Koy!” gibi ifadeler de otoriter talimatlar olduğu için, bu tarzı da tercih etmeyin. Onun yerine, (siz yapmayacaksanız da) “Yapalım.”, “Koyalım.” formülasyonunu kullanın. Çocuğunuzla konuşurken, beden diliniz ve ses tonunuz, birine bir şey söylediğiniz sırada o kişinin istediğinizi hemen yapacağını bildiğiniz zamanlardaki gibi olsun. Yani sesinizden çaresizlik, yakınma, şikayet, soru tonlaması (Yapalım mı?!) okunmasın. Sakin ve kendinizden emin bir tonda konuşun, ama buyurgan bir tonda değil.

Düzenlilik uğruna hemen, her şeyi ortadan kaldırmayın.
Çocuğunuz uzun uzun uğraşıp, güzel bir hayvanat bahçesi kurmuş olabilir. “Bunlar kalsın, yemekten sonra oynamaya devam edeceğim.” veya, “Dursun, babam gelince göstereceğim.” dediğinde, (eğer oyuncaklar çok fazla ayak altında değilse) bırakın oldukları yerde kalsınlar. Hatta bir öneri gelmeden de, kurulmuş oyuna beğeniyle bakıp, “Çok güzel olmuş; bir süre dursun, ben de seyredeyim.” diyebilirsiniz.

Sonuçları hissettirin.
Çocuklar, yol açtıkları kargaşanın sonuçlarını hissetmeliler ki davranışlarını buna göre düzenleyebilsinler. Bu yöntem, sürekli, “Eşyalarını topla!” söylenmelerinden etkilidir. Örneğin, bahçede arkadaşlarıyla top oynayacak, fakat topunu bulamıyor. Siz onun yerine topunu arasanız, yanlış davranışının sonucunu yaşamamış olur. “Gördün mü, bulamıyoruz işte. Keşke yerine koymuş olsaydın.” gibi (yumuşak bir tonla da olsa) söylenmek yanlıştır. Bırakın, çocuğunuz sadece yaptığının sonucunu yaşasın. Sonuç: o gün topsuz kalmak.

Çocuğunuza, davranışlarının sonucu ile doğrudan ilgili olmayan cezalar vermeyin.
“Eğer oyuncaklarını toplamazsan sana bir ay boyunca oyuncak almıyoruz!”.

Azarlamak, söylenmek, ve (çoğunlukla da yerine getirilmeyen) tehditler, işe yaramayan problem çözüm yöntemleridir. Bunlar, sorunları çözmediği gibi, çocukla ilişkimizi de bozar; çocukta sorumluluk duygusunun yerleşip güçlenmesini engeller.

Çocuğunuzu övün.
 

Çocuğunuza övgü sözleri söyleyin; başkalarının yanında methetmekten de çekinmeyin. Bunu yaparken “sahici” olun. Yani, övgüye konu olan şey sahiden yaşanmış olsun ve ses tonunuz gerçek ve içten bir övgüde nasılsa, öyle olsun. Örneğin, çocuğunuz odasını topladığında; yüzünüz, gözleriniz ve sesinizde sahici beğeni ışıltılarıyla onu övün. Ayrıca, oturup onunla bir oyun oynarsanız iyi olur. Çocuğunuz, yaptığınızı, “Sen odanı toplarsan, bende seninle oynarım.” gibi algılamasın. Odasını topladığı için çok mutlusunuz; mutlu olduğunuz için de canınız oyun oynamak istiyor.

Dr. Atanur Mert

posted on 09 Şubat 2010 Salı 21:40:37 UTC  #    Yorumlar [9]
# 05 Aralık 2009 Cumartesi

Dizi arasına dizi, dizi ortasına yazı aldım. Son zamanlarda kırk işi aynı anda düşünen kafam gibi burayı da DNA sarmalına çevirdim. Merak etmeyin, en çok kullandığım ürünler ve Doğumdan sonra hayat var mı dizilerinin sonunu getireceğim. 

Seneler önce uygun fiyata çok güzel bir portatif yılbaşı ağacı kapatmıştık. Yılbaşından 1 ay kadar önce kurup, toplama konusunda da tembellikten ilkbahara kadar falan beklediğimiz için, bayılmayalım diye süslerde her yıl az da olsa değişiklik yapmaya çalışıyoruz.

Ben her sene süsleri pahalı bulur, Gökhan almaya niyetlenince de "ne var bunda yaparım bundan ben, o kadar para etmez" falan diye aldırtmam, sonra da hiçbir şey yapmaya vakit bulamam. Neyse, Ilgaz'ın büyümesiyle birlikte aktivite arayışına girince, internette bu tür işler için bol miktarda basılmaya hazır malzeme olduğunu keşfettim. Kesin yılbaşı süsü de vardır diye aradım ve çok güzel iki sayfa buldum. Bunları Ilgaz, ben Gökhan hep birlikte bir akşam aktivitesine dönüştürdük. Ilgaz bir tanesini kendisi kesti, sonra sıkıldı (biraz da düzgün kesme isteği yüzünden sanırım, çünkü ağaca asılacağını biliyordu ve resimdeki örneği de gördü), bir kısmını yapıştırmaya yardım etti. Ben diğerlerini keserken kesilmemiş kağıtlarla oynadı. Ben o yattıktan sonra kalanları çabucak bitirdim. Ertesi gün onları ayırdı, bunlar senin, bunlar babamın, anneannemin diye, sonra hepsini ağaca kendisi taktı.

4 yüzlü çan ve 3 yüzlü geyikler için basılabilir pdf'in adresi burada. Talimatlar ingilizce olsa da resimlerinden yapılışını rahatlıkla çıkartabilirsiniz.

Disney karakterleri burada (resimde bir tanesi üçgen şeklinde geride görünüyor, iki çeşit). Bunları kestikten sonra yapıştırmadım. Lamine ettikten sonra kestim. Yırtılmayacaklarından seneye de kullanılabilecekler. Delgi ile tepelerinden deldikten sonra ip taktım.

 

posted on 05 Aralık 2009 Cumartesi 23:28:05 UTC  #    Yorumlar [3]
# 16 Ekim 2009 Cuma

Çok uzun zamandır tercüme edip yazarım diye bekletiyorum. Baktım fırsat olmayacak, bari linki yayınlayayım dedim. Aslında resimler yeterince anlaşılır, anlaşılmayan bir yeri varsa bana sorabilirsiniz. 7. sayfadan itibaren bebeğe yaptırabileceğiniz, 9. sayfadan itibaren de bebeği ağırlık olarak kullanarak doğum sonrası kilolarınızı vermek için, aynı zamanda bebeğinizle güzel vakit geçirerek iletişim içinde olabileceğiniz hareketler gösterilmiş.

Ilgaz bunlara gerçekten bayılıyordu. Tavsiye ederim. Bizim toplumumuzda genelde bebekler pamuk içinde muhafaza edildiğinden toplum içinde yaparsanız tepkilere hazır olun.

http://www.dswfitness.com/docs/Mom&BabyExercise.pdf

posted on 16 Ekim 2009 Cuma 11:27:30 UTC  #    Yorumlar [11]
# 07 Ekim 2009 Çarşamba

En çok kullandığım 5 ürün - 24-36 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 18-24 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 12-18 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 9-12 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 6-9 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 3-6 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 0-3 ay
En çok kullandığım 5 ürün - Hamilelik

İlk doğum gününe 1 çeyrek kala, 9-12 ay arasında en çok kullandığım 5 ürün:

Soğuk Buhar Makinesi: Essenso Soğuk Buhar makinesi. Hayatımın en ağır gribini hamileliğimin 7. ayında geçirdim. Haftalarca geçmeyen öksürükten bel bölgemdeki tüm kaslar kıpırdamaz hale gelince, bir faydası olur ümidi ile soğuk buhar makinesi almaya karar verdim. İlk satın aldığım cihazın buhar yapacağım derken çıkardığı fabrika gürültüsü yetmezmiş gibi 1 metre çapında ne varsa sırılsıklam ıslatması üzerine geri götürdüm. Esse'nin kampanyasından geri verdiğim aletin iki katı fiyatına güzel bir buhar makinesi aldım. Kış aylarında kombinin yol açtığı kuruluğu azaltmak için özellikle de burnu tıkalı olduğu zamanlarda Ilgaz'ın odasında, onun yatma saatinden, biz yatana kadar çalıştırdık.

Uyku Tulumu: Fuar Baby'nin ayaksız pofuduk uyku tulumu, her daim serin evimizde, soğuk kış günlerinde Ilgaz'ı sıcak, bizim içimizi serin tuttu.

Bez Kitap: Konuşan Hayvanlar. Ilgaz'a kitap okumaya 4 ay civarında başladık. Yaşına doğru bizim okuma sıklığımız da arttı, kendi kendine kitapları bulup karıştırması da. Her hayvanın üzerine basıldığında, o hayvanın sesini çalan bu kitabın eşliğinde Ali Baba'nın Çiftliği şarkısını söylerdik. Bir de Gökhan köpek sesine belirli bir tempo ile basarak bir çeşit müzik yapardı (Ilgaz'dan çok biz eğlenirdik :) ). 

İtmeli Oyuncak (yürüme öncesi ve sonrası): Early Learning Center Yürüme Arabası. O zamanlar Mothercare ELC'yi satın almamıştı, Leonardini ELC oyuncaklarının Türkiye distribütörü idi. Tuğla taşıyan el arabasına tutunup iterken doğru hızı ayarlayıp dengesini bulana kadar aile büyüklerinin yüreğini hoplatsa da zamanla sürmekte usta oldu. Bazen tutunup gezdirirdi, bazen biz oturtup onu gezdirirdik. Emeklemede usta olduktan sonra yürümeye geçiş aşamasındaki zorlu el tutarak her yere gitmeye çalışma döneminde çektiğimiz bel ağrılarını biraz olsun hafifletmiş, muhtemelen yürüyebilmesi için gerekli kasları çalıştırmasına da yardımcı olmuştur.

Priz Güvenliği: Ikea Priz Koruyucu. Emeklemeye başlaması ile evde güvenlik önlemlerini arttırmak gerekti. İkea priz koruyucular da en uzun süre kullandığımız ürünler oldu. Yakın zamanda onları da tırnağını takarak açabilmeye başlayınca, evdeki tüm prizleri çocuk korumalı prizle değiştirmek zorunda kaldık.

Bu yazı ilginizi çektiyse:

Ev içi oyun parkları

posted on 07 Ekim 2009 Çarşamba 20:26:48 UTC  #    Yorumlar [2]
# 12 Eylül 2009 Cumartesi

Ben bir Lego-sever'im. Annemin dayımın Almanya'dan getirdiği, sanırım ailedeki tüm çocuklar oynadıktan sonra bana geçen sevgili Lego'larımı sakladığını duyunca inanamadım.

Sabah uyanınca, yeşil dikdörtgen plastik çamaşır kutusunun içinde duran Lego'larımı yatağımın altından çıkartır, tuvalete gitmeden, kimseyi uyandırmadan oynamaya başlardım. Annem uyanınca oda kapımı açar, kızım benim yavrum, sen ne zaman uyandın, neler yaptın diye sevinçle yanıma otururdu. Bazen kahvaltıyı hazırlayıp öyle gelirdi, oynarken çatal kaşık seslerini duyar, sıcak bir şey pişiyorsa kokusu ile acıkır, elimdeki işi bitirmek için hızlanırdım. Güzel günlerdi.

Tan'tuniyi (yeğenim) görmek için Ankara'ya gittiğimizde, annemin evinde Lego'ları da aldık. Eve getirip açtığımda, pek hatırladığım halde olmadıklarını gördüm. Hayatımda herhangi bir oyuncağın üzerinde bu kadar kir gördüğümü hatırlamıyorum. Bu Lego arkadaşların kaç yıllık olduklarını hesaplamaya çalışırken de ne kadar yaşlandığımı farkedip biraz moralim bozuldu. Her durumda, temizlenmeden oynanmaları mevzu bahis değildi. Ilgaz'ın görmemesi için itina ile saklayıp, internette Lego temizliği aradım.

Kapalı bir sepette bulaşık makinesine koymak, bir bez poşetle çamaşır makinesinde yıkamak gibi çeşitli seçenekler gördüm. Isı ve birbirlerine çarpmaları düşüncesi hoşuma gitmedi. Onca yıl dayandıktan sonra hafif erimiş ya da köşeleri kırık çıkmalarını görmeye yüreğim dayanmazdı. Daha hassas bir yaklaşım bana daha uygun geldi.

Lego Temizleyici:

5 litre ılık suyun içinde, 1 çorba kaşığı bulaşık makinesi deterjanını eritin. Legolarınızı bu sıvının atarak, kirleri yumuşayana kadar bekleyin. Bu işlemi yapmadan önce birbirine takılı olan Lego'ları ayırmazsanız, benim gibi ıslak deterjanlı legoları bidik bidik ayıklamak zorunda kalırsınız. Daha sonra eğer Legolarda görünen kıyıda köşede birikmiş kirler varsa, diş fırçası gibi bir fırçayla teker teker fırçalamanız gerekecek.

Lego'ları iyice yıkayıp, bol suda duruladıktan sonra, bizim sularımız kireçli olduğundan leke bırakmasın diye, biraz da sirkeli suda beklettim. Daha sonra sirkeli suyu durulamadan, legoları iyice süzüp, havlu üzerinde ara sıra karıştırarak kuruttum.

Siz daha önce Lego temizlediniz mi? Çamaşır makinesinde yıkamayı deneyen var mı?

posted on 12 Eylül 2009 Cumartesi 23:00:05 UTC  #    Yorumlar [5]

Ilgaz elektrikli aletlere çok meraklı, özellikle her dakika ortalıkta olmayan elektrik süpürgesi ve şarjlı el süpürgesinin yeri ayrı. Dedesi de geldiğinde, oynamak için temizlik günlerini beklemesin diye evdeki artık malzemelerden ona oyuncak elektrik süpürgesi ve şarjlı el süpürgesi yapmıştı. Geri dönüşüm açısından da şahane oldu. Fotoğraflarını çekmek ancak kısmet oldu, biz çekene kadar biraz eskidiler hatta:

Malzemeler:
Karton kutu, elişi kağıtları, kablo borusu, karton, havlu kağıt rulosu, ip ( uzun olmasın, boyna dolanma riskine karşı), yapıştırıcı, şeffaf koli bandı

Yapılışı aşağıdaki resimde görüldüğü gibi:

Bu da şarjlı el süpürgesi:

posted on 12 Eylül 2009 Cumartesi 22:33:38 UTC  #    Yorumlar [4]
# 19 Nisan 2009 Pazar

Çok yorucu ve yoğun bir hafta oldu, ama neyseki yine de Ilgaz'la hafta sonu birlikte bir şeyler yapmaya vakit yaratabildik. Dün akşam aşağıdakileri yaptık. Bugün de Hidiv Kasrı'na Trish ve Brin Emir'le birlikte renk renk vergilerimizi görmeye gittik. Her bir kemiğim ağrısa da mutluyum.

Bu aktiviteyi gördüğümden beri Ilgaz'la yumurta kartonundan tırtıl yapmak istiyordum. Ilgaz'la ablasının semt pazarından aldıkları yumurtaların bir tarafındaki kartonun yeşil olduğunu gördüğümde pek sevindim. Diğer tarafındaki kartonu da parmak uçlarıyla tutmayı öğrenmesi için kırdığımız pastelleri yeniden biraraya getirmek için kullandım.

Yumurta Kartonundan Tırtıl

Tarifte geçen sarı ve yeşil ponponların yerine Ilgaz'ın küçük parçalara ayırıp yuvarladığı (düzelttim ben sonra) hamurları kullandım. Gözleri ne renk olsun dedim, "kırmızı"yı düğme kutusundan kendisi seçti, "ikinci göz" için "aynı"sını kendisi buldu. Antenler şişe temizleme telinden tarif edilmişti. Ne bulsam da, tehlikeli olmasa diye bakınırken gözüme pipetler ilişti. Sıcak silikonu kartonun üstüne ben sıktım, hamurları Ilgaz yapıştırdı. Üzerine düşen görevi çok sevdiğinden birkaç kez söküp yeniden yapıştırmak zorunda kaldık.

Ne yapmaya çalıştığımızı anlaması için başlamadan önce ona resmi gösterdim. Ben malzemeleri hazırlayıp, kartonu keserken o da hamurlar ve pastellerle oynadı. Çabuk yapılabildiğinden ve ince detaylar olmadığından küçük yaş grubu ile yapmak için uygun bir aktivite olduğunu düşünüyorum.

Ilgaz'a da kolay gözükmüş olmalı ki iki gündür yine tırtıl yapacağım diye kalan yumurta kartonlarını, pipet ve plastik makaslarını toparlayıp oturuyor sandalyesine. Plastik makasla orasından burasından dürtüp de kesemeyince biraz sinirleniyor. Kağıtla biraz pratik yapması gerektiğine ikna etmeye çalışıyorum. Oğlum senin o dandik plastik makaslarla değil yumurta kartonu, krapon kağıdı bile kesilmez, büyü de gel diyeceğim ama şevkini kırmak istemiyorum çocuğun. Eskiden plastik makas mı vardı?

Pastel Bulamaçları

Muffin kaplarını kullanarak artık pastellerle modeller, karışık boyalar yapıldığına rastlamıştım bir süre önce. Düşük ısıda yapıldığından yumurta kaplarıyla da yanmadan olur diye düşündüm. Oluyormuş ama kalıbı iyice yağlamak gerek önce, yoksa pastelin bütün yağını yumurta kabı emiyor ve sonra da pasteli çıkartmak zor oluyor. Pastelleri küçük küçük parçalayıp yerleştirin. 100-120 derece fırında 5-10 dakika tutmak yeterli. Arada çıkartıp bir kürdanla karıştırabilirsiniz.

Var mı başka aklınıza gelen?

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun 

posted on 19 Nisan 2009 Pazar 19:34:05 UTC  #    Yorumlar [8]
# 06 Mart 2009 Cuma

Çocukluğunda katlanmış kağıttan kesilerek yapılmış halay çeken çocukları sevmeyen yoktur sanırım. Geçenlerde takip ettiğim sitelerden birinde çok güzel şablonlar buldum. Aşağıdaki resme tıklarsanız şablonun pdf halini açıp basabilirsiniz ama tarifin orijinaline de mutlaka bakın, güzel süslenmiş örnekler var. Şablonları önce tek parça kağıttan kestim. Ilgaz içlerinden canavar olanı beğendi, A4 kağıdı güzelce katlayıp, elele tutuşup horon tepen canavarlarımızı kestim kendisi de elinde plastik makası ile önündeki kağıtları dürtüklerken.

Sonra evdeki hububatlardan seçtik birlikte. Ilgaz'ın eline bir küçük ölçek verdim, bir de boş buzluk aldık elimize, bakliyatlardan birer ölçek doldurdu Ilgaz elleriyle buzluk gözlerine. Aktivitenin en çok bu bölümünde eğlendi desem yalan olmaz. Sonra dikiş kutusundan kurdele, düğme, yün, vs. topladık birkaç parça.

Daha sonra bakliyatları Ilgaz'ın ulaşamayacağını düşündüğüm, kitaplığının üzerine koyarak, odadan bir malzeme almaya gittim. 5 saniye sonra bir ses, peşine Ilgaz'ın "annee"si ve hemen peşine de kendisi geldi. Döküldü, kelimesi, ağzından hızlı şekilde döküldü :) Ayağıyla raflardan birine basmış olmalı, ilgisini çekecek şeyleri gözünün önünde ulaşamayacağı yerlere kaldırmamak lazım. Güvenlik önlemleri bir kademe daha arttırıla!

Derin bir nefes alıp, temizliği sonraya bırakmayı kabullendim ve elimizle toplayabildiklerimiz toplayıp işe koyulduk. Tüm çalışma sırasında kaşla göz arasında hatırı sayılır bir miktar çiğ fasulye, çiğ mercimek, çiğ makarna yedi. İlk ağzına attığında yalnızca çiğ oğlum onlar pişmeden yenmez dedim, tadını alamayınca daha yemez diye düşünmüştüm ama çok yanlış düşünmüşüm. "Hımm, çoğk gü-zel-miş an-neciğm, mğmm". Her başımı eğdiğimde kulağıma katır kutur sesler gelmekteydi. Canavarlar bittikten sonra bir süreliğine hububatlı aktiviteleri ertelemeye karar verdim.

Ortaya bu şebelek arkadaşlar çıktı, pek kimseyi korkutacağa benzemezler değil mi?

Malzemeleri yapıştırmak için ev yapımı yapıştırıcıyı kullandım. Makarnaları bile tutuyor başarıyla. Resimde yapıştırıcı belirgin görünüyor ama kuruduktan sonra kayboluyor.

Sonraki Yazı: En sevdiğim - Dil Gelişimi

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

 

posted on 06 Mart 2009 Cuma 22:12:10 UTC  #    Yorumlar [3]
# 02 Mart 2009 Pazartesi

Antalya'dan Hande'nin Çocuklarımız için daha çok etkinlik  yazısındaki yorumu sayesinde Kendi Köşk - Yamaha Müzik Okulu'ndan haberdar olmuştum. Kendisine çok teşekkür ederim. Bloglarına üye oldum ve sahipleri ile müzikle çok ilgili olmayan Ilgaz'ın bu tür bir aktiviteye katılmasının ne derece mantıklı olacağı ile ilgili görüşlerini sormuştum. Bana deneme derslerine katılmamı önermişlerdi. Haftalardan sonra dün ancak fırsat bulup Ilgaz ile deneme dersine gidebildik.

Kendi Köşk Fenerbahçe stadının hemen yanındaki sokakta, yeri çok kolay. Derste Ilgaz'ın dışında 6 çocuk daha vardı. Sınıflar genelde 9 kişilikmiş. Dersin başında Kraki (oyuncak ahtapot) Deniz öğretmenin yönetiminde bize hoşgeldin şarkısı söyledi, hepimizle teker teker merhabalaştı.  Sonra dersin resimli şarkı kitabından şarkıları önce lay, lay şeklinde, sonra sözleriyle söyledik. Arada hızlı, yavaş egzersizleri için tekerlemeler de vardı. Bazı şarkılarda tahta çubuklar, çıngırak yumurtalarla şarkılara eşlik ettik. Daha büyük çocuklar için Kraki plus'ta bazı bölümlerde nota bilgisi de veriliyormuş. Çok sıkıştırma bir özet oldu, daha detay bilgiyi Yamaha Müzik Okulu'ndan alabilirsiniz. Ilgaz şarkılara katılmasa da kurallara uyma konusunda sorun çıkartmadı, özellikle yumurtaları saklama (müzik sustuğunda, grupla birlikte) ve çubukları vurma konusunda daha hevesliydi. Evde bazı şarkıların bazı bölümlerini, bildiği diğer şarkılarla harmanlayarak söyledi, çok komikti.

Programın müfradatını, şarkıları, öğretmenin yaklaşımını ve ortamı çok beğendim. Fiyatlar benim şu ana kadar fiyat aldığım etkinlik programlarına göre daha uygun (kriz nedeni ile genel bir ucuzlama vardır belki epeydir fiyat almadım).

Ilgaz şu ana kadar yaşıtlarına göre müzik ve dansla süper ilgili bir çocuk değil. Bu nedenle böyle bir aktiviteye katılıp katılmama konusunda kararsızım. Öğretmen Deniz Hanım'a bunu danıştığımda müzik kulağı olmayan çocuk yoktur, ne kadar eğitilirse o kadar gelişir. İyi bir dinleyici olmak için bile temiz şeyler duyması önemlidir dedi. Bu bilgi benim gelişimle ilgili bilgim ve inancımla örtüşüyor (ileride Ilgaz müzisyen falan olursa bu yazılar gelişim kafa yapısının süper bir ispatı olacak :)).

Biz kendi adımıza her hafta sonu katılmamız gerekecek bu program konusunda karar vermek için dönem başı olan eylülü beklemeye karar verdik. O zamana kadar Ilgaz'ın devam ettiği kreşte daha fazla müzik dersine denk gelmesine çalışacağım. İlgilendiği konular arasında seçim yapma ve hafta sonu ekstra ve rutin bir aktivitenin gerekliliği konusu da daha belirginleşmiş olur.

Ancak özellikle çocuğu halihazırda kreşe ya da oyun grubuna devam etmeyen, özellikle hafta içi de vakti olan ailelere programa bir göz atmalarını şiddetle tavsiye ederim.

Bu yazılara da bir göz atabilirsiniz:

Çocuklarımız için daha çok kitap

Çocuklarımız için daha çok etkinlik

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

posted on 02 Mart 2009 Pazartesi 11:18:40 UTC  #    Yorumlar [4]
# 03 Şubat 2009 Salı

Şirket sırlarıyla oynuyoruz :)

Kış için kum havuzu yerine, öğütülmüş "çok gizli evrak" havuzu yaptık. Söylenecek fazla bir şey yok, resim anlatıyor. Fikir birkaç yabancı siteden toplama, malzeme işyerindeki kağıt öğütücüden. Kimse boşaltmadığı için genelde ağzına kadar dolu olduğundan, bir büyük poşet ile tek öğütücü kovasındakileri toparlamak yeterli oldu. Uzay gemisi için gerekli kolilerin peşine, kıyılmış kağıtları da toparlayınca, artık işyerinde atılacak şeyleri önce bana bir soruyorlar, Ilgaz'a lazım mı diye :). 

Birkaç not:

* Küçük yuvarlak lekelerin fotoğrafın netliğini bozduğunu farkedebilirsiniz, bunlar kağıt tozu. Benim gibi eğlence fikriyle sabırsızlanıp alelacele düzeneği kurmak yerine, önce eski bir tülü çuval gibi kullanıp içine doldurarak balkondan silkeleyerek havalandırmanızı tavsiye ederim. Yoksa, ilk oyunda çok fena toz çıkıyor, burnu ve ciğerleri için de bu toz iyi olmayabilir.

* Oynanmadığında gayet güzel sıkıştırılarak dar bir alanda saklanabiliyor.

* Havuzun altına büyük bir çarşaf, örtü serin.

* Sonuçta kağıt olduğu için temizlenemez bir pislik çıkartmıyor. Yine de temizlikten önceki günü seçmekte yarar var. Bizimki gibi üzerine yapışan kağıtlara aldırmadan havuzdan hızla fırlayıp, koşarak odasından kovalarını almaya giderse evde bomba patlamış gibi bir görüntü ortaya çıkabiliyor.

Bu yazıyı sevdiyseniz:

Ev içi oyun parkları

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Oyun Zamanları

posted on 03 Şubat 2009 Salı 08:00:02 UTC  #    Yorumlar [7]
# 22 Ocak 2009 Perşembe

Hergün öğlen yemeğinden sonra bu akşam erken yatacağım diyorum ve bu yattığım en erken saat geceyarısından önce olmuyor. 31 Aralık gecesi de yine geç yatıp, sabah da her zamanki Ilgaz tarafından kurulmuş saatimizde kalkınca tüm günü sürünerek geçirdim. Kafamda Ilgaz'la yeni yıla güzel bir giriş planı yaparken, tüm gün uyukladım ve çocukla da hiç istediğim gibi ilgilenemedim. 2009'u bu şekilde geçirmek istemediğime karar verip, uyumaktan şişip, "yeter artık dinleniğim ben" diyene kadar akşamları Ilgaz yatar yatmaz kitabımı alıp yatağa gireceğim ve Ilgaz'la oyunlar için plan program yapacağım diye karar verdim. Uyku kısmını 2 gün kadar uygulayabildikten sonra son iki yılın en dinlenmiş Damla'sıyla, internetin de yardımı ile çok güzel oyun fikirleri buldum.

Bu fikirlerden birinde büyük koliden kapısı, penceresi olan bir ev yapmaktan söz ediliyordu. Karton evin içinde oynaması fikri çok hoşuma gitti.

Birkaç akşam sonra ilk kez bizim evde olacak oyun grubu için de çocukların birlikte paylaşma sıkıntısı olmadan oyalanabilecekleri iyi bir malzeme olur diye düşündüm. Büyük bir karton bulamayınca, işyerine gelen tek tip havlu kağıt kolilerinden 10 taneyi toplayıp eve getirdim. İş yerimden taşınma izni istesem hiç tereddüt etmeden verirlerdi :)

Ilgaz kolilere tünel ve asansör niyetine girip çıkarak biraz oynadıktan sonra, Ilgaz'ı yatırıp, Gökhan'la birlikte 4 tanesini birleşme yerlerinden açarak, ikişer ikişer koli bantları ile birleştirdik. Alt katla üst katı bantlamadan, kapak kanatlarını kullanarak birbirine geçirdik.

Ortaya fotoğraftaki bir altıgen çıkınca, Gökhan "uzay gemisi yapacağım ben bunu" diye heyecana kapıldı. Etme, tutma, ne anlar el kadar çocuklar uzaydan, astronottan falan dediysem de dinletemedim :)

İçine ablasıyla birlikte sığıp kitap okuyabiliyorlar. Kapıdan girip, camdan el sallamak başka bir oyun. Her ne kadar aldığı hasarlar ve üzerine ev yapımı yapıştırıcı ile yapıştırdığımız parçalanmış hediye kağıtları ile biraz hurda görüntüsü alsa dahi hala seviyoruz onu.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu yazıyı beğendiyseniz:

Ev içi oyun parkları

posted on 22 Ocak 2009 Perşembe 22:12:49 UTC  #    Yorumlar [4]
# 15 Ocak 2009 Perşembe

Bu yapıştırıcı çok kolay ve mutfaktaki malzemelerle yapılıyor. Yalnızca hazırlandıktan sonra 12 saat beklemesi gerekiyor. Ortaya çıkan ürün pelte kıvamında oluyor. Döküldüğü yerden kolaylıkla temizleniyor. İlk sürdüğünüzde biraz kıvamlı, rahatlıkla dağıtılıp, istediğiniz genişlikte yayılabiliyor. Kuruduktan sonra şeffaflaşıp görünmez oluyor. Kağıt, mukavva türü şeyleri rahatlıkla tutuyor. Ağırlığı olan malzemelerde başarılı olur mu emin değilim. Özellikle kıvamlı olduğu için, içine koyduğum play-doh kabından alıp sürmeye çalışmak bile Ilgaz için başlı başına bir oyun. Hemen kurumadığı ve kurumadan önce kaygan bir yapıda olduğundan yanlış yapıştırılmış parçaların düzeltilmesine imkan sağlıyor.

Tarifin orijinalinde corn syrup (mısır şerbeti) kullanılmıştı. Mısır şurubu, bizim pekmezler gibi şekerli yapıda bir sıvıymış. Kekevi'nin sayfasından 2 ölçü şeker bir ölçü suyu kaynatıp şerbet yaparak mısır şurubu yerine kullanabileceğimi öğrendim. Pekmez, bal da kullanılabilirmiş ama ne gerek var, Ilgaz katı gıdalara başlayana kadar evde aylarca sürünen ballar pekmezler, son 1,5 yıldır pek bir kıymete bindi.

Malzemeler:

  • 2 çorba kaşığı mısır şerbeti (bunun yerine 2 çorba kaşığı şeker, 1 çorba kaşığı su kaynatılır)
  • 2 çorba kaşığı elma sirkesi
  • 3/4 bardak su
  • 1/2 bardak mısır nişastası
  • 3/4 bardak çok soğuk su

Hazırlanışı:

Şerbet, elma sirkesi ve oda sıcaklığındaki suyu karıştırıp, kaynayana kadar ısıtın. Başka bir kapta mısır nişastası ve çok soğuk suyu karıştırın. Mısır nişastalı karışımı, kaynamakta olan kaba çok yavaş bir şekilde karıştırarak akıtın. Homojen hale gelene kadar karıştırın. Ateşten alın ve gece boyunca dinlendirin. Hava almayan bir kapta saklayın.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu yazıyı beğendiyseniz:

Ev Yapımı Oyun Hamuru Tarifi - Tuz Hamuru

Bu yazıyla pek bir ilgisi yok ama yine de beğenebilirsiniz:

Çocuğunuzun zeki olmasını mı istiyorsunuz? Ona zekisin demeyin!

 

posted on 15 Ocak 2009 Perşembe 10:32:12 UTC  #    Yorumlar [7]
# 08 Ocak 2009 Perşembe

Bu dizide önceki yazıya da bakmak isteyebilirsiniz: Bebekler ve Çocuklar için El Yapımı Hediye Hazırlamak - Hediye Fikirleri

Bebeğe hediye hazırlarken, hayata onun gözlerinden bakmaya çalışmalı, bulunduğu çağın getirdiği güvenlik ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmalıdır. Aklıma gelenleri aşağıda toparladım.

  1. Süs ve oyuncak olarak kullanılacak hediyeler, canlı, kontrast renklerde olmalı. Küçük bebekler karışık renkleri ve pastel tonları ayrıt edemezler. İki zıt renkten oluşan eşyalar hazırlayabilirsiniz, mor-sarı, turuncu-mavi, kırmızı-yeşil, hatta siyah-beyaz. Küçük bebekler siyah renge de çok bakarlar.
  2. Yenidoğanlar için yüze benzeyen şablonlar, gülen suratlar kullanabilirsiniz. Eşyaya işlenmiş göz için iki nokta, ağız yerine bir çizgi bile ona daha uzun süre bakmasını sağlayacaktır.
  3. Kopartılıp ağıza atılma riski olan küçük parçaları minimuma indirin. Düğme kullanmak zorunda iseniz çok iyi sabitlenmeli, bebeğin dikkatini çekmeyecek bir yerde ve şekilde olmalıdır. Bebek nevresimlerinde şeffaf düğmeler kullanırlar ve düğmeler içeride kalır.
  4. Eğer oyuncak ve oyun örtüsü yapıyorsanız, duyularını uyaracak farklı tekstil malzemelerini, hışırtayan şeyleri, iyi gizlenip sabitlenmiş çanları birarada kullanabilirsiniz.
  5. Giysiler, havlular, bezler  ve önlüklerde naylon ip gibi sert malzemeler kullanmamaya dikkat edin. Kumaşı sertleştirecek türde süslemelerden kaçının.
  6. Bebeğin boynuna dolanıp boğulması riskine karşı 20 cm'den uzun ip, kordon bağcık içermemelidir.
  7. Giysi hazırlarken kolay giydirilip çıkartılacak kalıpta olmasına dikkat edin. Cırtlar, çıtçıtlar iyi bağlantı parçaları olur.
  8. Kolay temizlenebilir, mümkünse çamaşır makinesinde yıkanabilir olsun. Hatta havlu, mendil, önlüklerin yüksek ısılara, çamaşır suyuna dayanıklı olması iyi olur.
  9. Eliyle tutup oynayacağı oyuncaklar kolay kavrayabileceği gibi, biraz irice olmalı.
  10. Hediyenize şık bir hediye kartı ekleyip ve kartın üzerine hazır giysilerdeki gibi kullanma talimatlarını sembolleri de çizerseniz çok güzel bir hatıra olacaktır.

Aklınıza gelen başka püf noktaları var mı?

Kullanma talimatları sembolleri için tıklayın

Tutus and turtles'dan nefis hediye kartlarına link verilmiş aşağıdaki resimlerin üzerine tıklayarak indirip, basarak kesebilirsiniz, kalın olsun istiyorsanız kartona yapıştırabilirsiniz.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

 

 

posted on 08 Ocak 2009 Perşembe 19:29:26 UTC  #    Yorumlar [1]
# 06 Ocak 2009 Salı

Her bütçeye göre envai türlü hazır ürün bulunabilse bile, el emeği, göz nuru ile hazırlanmış bir hediyenin yeri her zaman ayrıdır. Bu dizide aklıma gelen hediye fikirlerini ve püf noktalarını toparlamaya çalışacağım. Her bölümün altında farklı bloglarda rastladığım güzel fikirlerin linklerini ekledim. Sizin bildiğiniz güzel linkler ve aklınıza gelen fikirlerle listeyi zenginleştirmek istiyorum. Varsa yorumlara yazarsanız, hepsini toparlayıp yazıyı güncelleyeceğim.

Hediye Fikirleri:

  1. Önlükler: Tükürük, kusmuk önlükleri, mama önlükleri, aktivite önlükleri. Büyüyen bir bebeğin ne kadar olsa yine de daha fazlasına ihtiyaç duyabileceği ürünler. Sadece tükürük, kusmuk için minik önlükler, arkası muşamba kaplanmış daha büyük önlükler, kolları da olan uzun aktivite (biz yemeklerde de uzun süre kullandık) önlüğü örülebilir, dikilebilir, yumuşak havluların kenarları çevirilebilir.
  2. Ağız bezleri, küçük havlular: Yine her an el altında olması gereken, fazlasının zararı olmayacak malzemeler.
  3. Oyuncaklar: Özellikle 0-3 ay grubu için satılan oyuncak çeşidi sınırlı. Küçük bebekler için büyük örme, tığ, dikiş çıngıraklar (Tan için su kabağından bir tane yapmıştım, bir ara fotoğrafını koyacağım). El ve ayak bileklerine bağlanan küçük çıngıraklar (ben Ilgaz için yapmıştım, bir ara tarifini yazacağım). Ana kucağına, beşik başına asılacak sallanan yaratıklar. Bez kitaplar.
    http://www.cocuklacocuk.com/index.php/kumas-kitap/
    http://hamaratanne.blogspot.com/search/label/amigurumi%20oyuncak
    http://montessoriegitimi.blogspot.com/2008/10/mirann-gkyz-dnencesi.html (ek)
    http://www.cocuklacocuk.com/index.php/donence-civcivler/ (ek)
    http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/02/evde-yaptgmz-oyuncaklar_08.html (ek)
  4. Yiyecekler: Lohusalar için süt arttıran kurabiyeler, diş çıkartan bebekler için diş kurabiyeleri.
  5. Bebek arabası (puset) için kışlık koruma battaniyesi .
  6. Araba setleri: Araba koltuğu/ana kucağında kullanım için minik yastık, emniyet kemeri omuz koruması, minik battaniye seti.
  7. Anne için emzirme örtüsü .
  8. Diş kaşıyıcı (en başarılı kaşıyıcı kuru ekmekten sonra, ıslatılıp soğutulabilen tekstil malzemeleridir).
    http://ge-ce.blogspot.com/2008/06/amigurumi-toy-for-babies.html
  9. Yer için oyun örtüsü (Polar ve elyaftan bir tane yapmıştım, oyun parkı yazımda fotoğrafı vardı, daha net fotoğraf borcum olsun).
  10. Mama sandalyesinin altına sermek için kolay yıkanır örtüler.
  11. Kundak, taşıma askısı (kanguru taşıyıcı).
    http://www.pratikanne.com/2008/11/en-basit-ve-kullanl-kanguru-tayc.html
  12. Kostümler.
    http://www.pratikanne.com/2008/11/ev-yapm-ve-el-emei-kostmler.html
    http://www.orgudantel.com/orgu-dantel-modelleri/kanatsiz-peri-olmaz-ki.html
  13. Daha büyük bebekler ve çocuklar için ev yapımı oyun hamuru, yapıştırıcı, parmak boyası.
    http://www.cocuklahayat.com/2008/08/pismis-mum-boya/
  14. Kartondan kukla tiyatrosu.
  15. Kartondan çadır, ev, tünel, puf. Biz dün akşam 4 orta boy koliden bir uzay aracı yaptık, tarifini yazacağım.

Link ve fikir önerilerinizi bekliyorum.

Bu dizide sonraki yazı: 10 adımda çok sevilecek bebek hediyeleri hazırlamak

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu yazıyı beğendiyseniz Kendin Yap kategorisindeki yazılara da bakın.

posted on 06 Ocak 2009 Salı 10:17:15 UTC  #    Yorumlar [7]
# 04 Ocak 2009 Pazar

Hamurlarıyla yalnız başına oynamasına izin vermesek de, bir boş anımızı yakalayıp bir parça plastik yemesine engel olamıyoruz. Sanırım ekşi tadı honuşa gidiyor. Hamurla oynaması için bir süre daha bekleyelim diye düşündük ama hem çok seviyor hem de el becerisi için çok yararlı. Biraz araştırmadan sonra evde hamur yapmak için aklıma yatan ekonomik de bir hamur tarifi buldum. Hazırlamaya başladığımda bu kadar başarılı bir sonuç beklemiyordum. Malzemelerin arasında tartar kremi diye bir şey var. Pastanelerde yumurta sabitleştirmek için özellikle beze yapımında kullanılan bir madde olduğunu, aktarlarda bulunabileceğini okudum. Çengelköydeki baharatçıya sordum haberi bile yoktu, bir iki pastaneye sordum "üretimimiz burada değil yenge" dediler. Tam vazgeçmişken aklıma google'da "tartar kremi yerine" şeklinde arama yapmak geldi. Sağolsunlar; Bizim PastaneEv Cini ve devletşah sayesinde elma sirkesi kullanabileceğime hükmettim. Pastalarda tartar kremi lezzet açısından daha iyi olurmuş ama, sonuçta amacım hamurları yedirmek değil, yedirmemek olduğuna göre, tadını bozulması avantajıma olur diye düşündüm.

Vallahi kendim yaptım diye demiyorum, nefis oyun hamuru oldular. Yalnızca fazla oynarsanız elleriniz biraz tuzlanıyor (biraz kaptırmışım da kendimi), yıkanınca kolayca temizleniyor.

Ev Yapımı Play-Doh  (Tarifin orijinali)

Malzemeler

  • 1 bardak un
  • 1 bardak su
  • 1/2 bardak tuz
  • 2 çorba kaşığı tartar kremi (ben elma sirkesi kullandım)
  • 2 çorba kaşığı yağ (evde kullanılmayan soya yağını kullandım)
  • Gıda boyası (turuncu ve kırmızı bulabildim, çiğken fena el boyuyor, piştikten sonra boyamıyor)

Yapılışı

Un ve tuzu karıştırın (varsa tartar kremi), su ekleyin. Sirke ekleyip iyice karıştırın (tartar koyduysanız sirke koymayın). Bu aşamada kaç renk hazırlayacaksanız o kadar parçaya bölün (bu malzemeden rahat 4 renk çıkar). Gıda boyalarını ekledikten sonra yağı da ekleyip karıştırın. Eski bir tavada kısık ateşte, tavadan ayrılana kadar ezerek pişirin. Aynı ekler hamuru gibi bir noktada dokusu değişiyor ve ortada toplanarak tavadan ayırılıyor. Soğurken biraz şeffaflaşıyor ve rengi parlaklaşıyor. Ben sadece iki renkle hazırladığım için hamur çok oldu birazını buzdolabı poşetine koyarak buzluğa attım, bakalım çözüldüğünde neye benzeyecek.

Açıkta kalırsa kuruyacağından eski play-doh'larının sıkı kapanan kutularına koydum. Bu kadar tuz varken kolay kolay bozulmayacak olsa da oynamadığı zamanlarda buzdolabının kapağında saklıyorum. Serin serin oynasın çocuk :)

Toksik olmasa bile çok tuzlu olduğu için yemesine izin vermemek iyi olur. Gerçi bu kadar tuzlu bir hamuru bir kereden fazla tatmasını beklemiyorum.

Hamur tarifi ararken yapıştırıcı ve parmak boyası tarifleri de buldum. Fırsat bulunca onları da deyenip yazacağım. Bu arada aklıma geldi, böyle ev yapımı oyun malzemeleri güzel kavanozlarda çok iyi hediye olur. Bana bir yapıp getirse çok sevinirdim.

Güncelleme: Buzdolabında bir hafta kadar bekleyince vıcık vıcık oldu. Açıkta bekleyince düzeliyor gerçi ama sıkı kapanan bir kapta oda sıcaklığında da bir şey olmuyor.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Başka bloglardan denenmiş oyun hamuru tarifleri:

http://www.archisugar.com/2007/08/evde-oyun-hamuru-yapimi.html

http://agacabirtasattim.blogspot.com/2008/12/ev-yapimi-oyun-hamuru.html

http://biranne.wordpress.com/2007/01/12/cocuklar-icin-evde-oyun-hamuru-yapimi/

 

posted on 04 Ocak 2009 Pazar 19:57:54 UTC  #    Yorumlar [15]
# 04 Aralık 2008 Perşembe

Televizyonla ilgili yazımda Ilgaz'ı 18 aylık rutin kontrolü sırasında pedagogun gördüğünden söz etmiştim. Yine aynı kontrolde pedagog Güzide Soyak bir oyun grubuna götürmemizi önerdi. İlgisini toplayabiliyor ve motor becerileri de iyi, eğer götürürseniz yararını görür dedi.

Yuva, kreş deyince hep 3-4 yaşların bahsi geçiyor. O nedenle aklıma gelmemişti Ilgaz'ı oyun grubuna vermek. Burada amaç bir otorite (öğretmen) eşliğinde diğer çocuklarla paylaşmayı öğrenmesiymiş. Biz yetişkinler ne kadar uğraşırsak uğraşalım, diğer çocuklardan öğreneceklerini öğretemezmişiz.

Çevremizde çocuğu olan ailelerle düzenli biraraya gelsek aynı işi görmez mi diye sordum. Onu da yapın, onun da çok yararı olur ama aynı şey değil dedi. Özellikle düzenli olması, bir öğretmenin aynı çocukları sürekli takip ederek belirli faaliyetleri yapmaya yönlendirmesi ile aynı etkiyi yapmazmış.

Bu çağdaki çocuklar için düzenin yararı biliniyor. Çocuklar aşağı yukarı 3 yaşlarına kadar başka çocuklarla oynama konusunda çok başarılı değiller. Ancak eğer aynı çocuklarla düzenli olarak biraraya gelirlerse, o çocuklarla oynayabilmeyi öğreniyorlarmış. Bunu daha önce okuduğumdan Güzide Hanım'ın söyledikleri daha da aklıma yattı.

Sonra yuva araştırmaya başladım. Araya tatil falan da girince Ilgaz 20 aylık oldu. Birçok yerin yaz programı da yoktu. Hangisine yuva, hangisine anaokulu, hangisine kreş, hangisine çocukevi deniyordu, araştırırken öğrendim, ama şimdi yine karıştırdım :) Neyse sonuçta, 3 yaş altını kabul eden kurum sayısı sınırlıydı. Aslında pedagog'un söz ettiği, yanında annesi ya da bakıcısıyla birlikte katılım sağlanan bir oyun grubu idi. Ancak bizim evimize yakın böyle bir yer yok, bakıcımız da araba kullanmıyor, ben de çalışıyorum. Cumartesi olanlar da duydum ama hem haftada bir gün yeterli olmayacak diye düşündüm, hem de cumartesilerimizi serbest şekilde planlayamayacaktık, gün bölünecekti.

Biz de hiç göndermemek yerine, yanında refakat edemeyecek olsak da, eve yakın bir kreşe başlamasının iyi olacağına karar verdik. Yakın olması, hem daha 2 yaşını bile doldurmadan okula gideceğim diye trafikli yollara düşmemesi, hem de bir durum olduğunda hızlıca eve ulaşabilecek olması açısından önemliydi. Altunizade'deki Atlıkarınca Çocukevinin bir şubesi olan Arı Çocukevi evimize çok yakın. Sıcak havalarda oynayabilmesi için güzel de bir bahçesi var. Burasının uygun olacağına karar verdik. Ilgaz başladığında oraya devam eden ilk 2007'liydi, sanırım ondan sonra 1-2 çocuk daha başladı. Haftada 3 gün 10-12 saatleri arasında gidiyor. O ayrıldığında diğer çocukların öğle yemeği saati oluyor. O da eve gidip yemeğini yiyip mışıllar gibi uyuyor.

İlk gün babası okulda bekledi, sonra 3 kez de bakıcısı. Ilgaz okula girdikten sonra refakatçisini ne arıyor, ne soruyordu. Biz de refakatçisiz bir kreşin onun için uygunluğu konusunda rahatladık. Belki ablasının aşağıda beklediğinin güveni ile sorun çıkartmadan oynuyordur diye, son gün ablası(bakıcısı) eve gittiğini söyleyerek yandaki pastanede bekledi. Olur da ağlarsa ablası evden gelene kadar çok stres olur, bir daha gitmek istemez düşüncesiyle. O gün de ses çıkmayınca artık beklemenin gereksiz olduğuna hükmettik.

Şu ana kadar sadece iki kez okula gittikten sonra ablasını bırakmak istemediğini belirtti, öğretmeni onu ikna etmekte zorlanmadı. Ama diğer yandan bazı günler de okuldan geri gelmek istemedi. Genel olarak okula gitmekten çok mutlu. Yuvaya başlamamış olsa evimizi ziyaret eden kuzenine bu kadar sıcak davranır mıydı bilmiyorum. Öğretmeni aktivitelere bazen katıldığını, bazen katılmadığını, katılmak istemediğinde de genellikle yapbozlarla ilgilendiğini söyledi. Eğer karışık yaş grubu ile bir aktivite yapılıyorsa, kendi öğretmeni odadan çıkarsa o da elindekini bırakıp öğretmenin peşinden gidiyormuş. Yaşının gereği öğretmenine bağlanıyor diye düşündüm. Kaydırak gibi oyuncakların olduğu büyük oyun odasını ve bahçeyi çok seviyormuş. Zaten rahatça koşturabileceği evden daha güvenli bir ortamda oynamasının kaba motor becerilerine belirgin şekilde yararı oldu. Geçtiğimiz pazar onu parka götürdüm. Oyun grubu öncesinde 3 adımda bir tökezleyip düşen Ilgaz, uyku saatine yakın uykulu haliyle bile kendi başına kaydırağa çıkıyor, kayıyor, diğer çocukların kalabalığı içinde onlarla toslaşmadan oynayabiliyordu.

Önümüzdeki aydan itibaren yemekli olarak vermeyi planlıyoruz. Yine 3 gün yemeklerini de okulda yiyip öyle eve gelir. Zaten çoğunlukla yemeklerini kendi yiyor ama birisi onu izliyor tabi. Böylece başka çocuklarla birlikte, birisi kendisiyle birebir ilgilenmeden yemek yemeyi öğrenir. Hem de farklı ellerin pişirdiği yemeklerden de tadar, damak tadı gelişir, besin çeşitliliği artar diye düşünüyoruz.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

posted on 04 Aralık 2008 Perşembe 19:50:32 UTC  #    Yorumlar [6]
# 16 Kasım 2008 Pazar

Bugün Ilgaz'la birlikte Yapıncak'ın girişimi olan Music Together İstanbul'un deneme dersine katıldık. Ilgaz'ı bilmem ama ben çok eğlendim:) Music Together bizim ülkemiz haricinde hemen her ülkede olan bir etkinlikmiş. Karma yaş gurubundan küçük çocuklar, aileleri ile birlikte 45 dakika müzik odaklı bir etkinlikte bulunuyorlar. Yapıncak Tükiye için lisansını almış.

Eksik saymadıysam, Ilgaz'ın dışında 5 tane tatlı çocuk daha vardı. Aileleri yanlarında olmasa hepsini çıtır çıtır yerdim :) İlk ders olduğundan bütün çocuklar ekseriyetle şaşkın şaşkın bakınıyorlardı. 1-2 dersten sonra daha fazla katılacaklarını düşünüyorum. Ilgaz dersin ilk yarısında kucağımdan ayrılmazken, sonlara doğru ortalığı gezinip, bi tane daha diye malzemelerden istemeye başlamıştı. Bu aralar çıkartmalara taktığı için isimlerimizin yazılı olduğu etiketlerle epeyce uğraştı (kendi isim etiketine yukarıdan bakıp, ters ters diye düzeltmeye çalıştı, çok şaşırdım, yazıların tersini düzünü öğrenmiş galiba kitaplara baka baka).  Bugün Ilgaz en büyük çocuktan bir küçüğüydü. Çocuklar yetişkinlere göre diğer çocukları taklit etmeye daha eğilimli olduğundan, grupta 3-5 yaş aralığında 1-2 çocuk olsa, çocukların katılım performansı artar diye düşünüyorum.

Music Together, gayet sade, sakin bir mekanda yapılıyor. Bizim eve biraz ters düşse de, aslında çok merkezi bir yerde yapılıyor aktiviteler. Göztepe parkının dibinde. Hava da çok güzeldi, bu vesileyle ben de bir pazar günü adam gibi bir parka götürmüş oldum Ilgaz'ı. Akşam yattığında ağzı kulaklarındaydı.

Bu kadar çok çocuğun olduğu bir ülkede, çocuklar için daha fazla aktivite olmalı. Her semtte, her bütçeye göre bir şeyler olmalı. Belediyelerimiz her köşe başına kimsenin kullanmadığı spor aletleri dizmek yerine kaldırımları düzeltmekle başlayabilirler ki, anneler hiç olmazsa bebek arabalarıyla bari bakkala gidip gelebilsinler.

Yapıncak'a düşüncesi, girişimciliği ve emeği için teşekkürler, tebrikler...

posted on 16 Kasım 2008 Pazar 22:07:24 UTC  #    Yorumlar [5]
# 13 Ekim 2008 Pazartesi

18-24 Aylık Bebek Bakımı Serisinde Önceki Yazı:

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Günlük Rutin

Oğlumuzun bakıcısına yol göstermek amacı ile hazırladığım oyun zamanları notlarını aşağıda yazdım. Çocuğumuzun ilgi alanları, gelişimi için gerekli ve keyif aldığı oyun türlerini ön planda tutarak oyun saatlerini verimli geçirmelerini hedefledim.

Oyun Zamanları

Yemek ve uyku saati dışındaki vakti değerlendirirken, birkaç kritere dikkat etmek gerekli:

Çocuklar hayatı oyunla öğrenir. Gün içinde farklı oyun tipleri ile gününü verimli geçirmesine yardımcı olmalıyız. Dönemsel olarak gelişmekte olan becerilerini kullanmasını sağlayacak oyunlarla eğlenerek gelişmesini sağlamalıyız. Ona oyuncaklarını nasıl farklı şekillerde kullanacağını göstererek yaratıcılığının artmasına yardımcı olmalıyız. Küçük ev işlerini oyun haline getirirerek kendine olan güveninin artmasını da sağlayabiliriz. Kendi kendisine oynaması için teşvik etmeliyiz.

Düzenli Oyunlar:

  • Tuğlaları ve legoları ile evler, köprüler, tüneller yapmak. Tuğlalarına zaman zaman halkaları, kovaları, minik hayvanları gibi diğer oyuncaklarını ekleyerek hayal gücünün artmasını sağlayabiliriz. Büyüdükçe, bak buraya bir bahçe yaptım, bu bahçeye koyabileceğimiz bir tahravallimiz var mı, bu köprüden hangi arabamız geçsin gibi sorularla onun da oyuna daha fazla dahil olmasına, kafayı çalıştırmasına yardımcı olabiliriz.
  • Sanat (her çocuk sanatçıdır): Boyalar, hamurlar, kolaj çalışmaları, kurdeleden güller, kağıttan uçaklar, vs. Oynarken basit işleri onun yapmasını sağlayabiliriz. Bak buraya bir daire çiz de bulut olsun, bu hamur parçasını da sen koy çiçek yapalım, bu kağıdı ben katladım, se de bastırır mısın, gibi. Sadece karalama yapacak ve noktalar koyacak bile olsa, boyalarını tutup çizmesi için onu teşvik etmeliyiz.
  • Yapbozlar
  • Trenleri gibi kurulup oynanacak oyuncakları dönem dönem kurup çalıştırmalı, ilgisi ve becerisine göre oynama sıklığını ayarlamalıyız.
  • Saklambaç
  • Güzel havalarda gezinti, bahçede toprakla kova oyunları, dışarıdan taş, yaprak toplamak, ağaçlardan meyve toplamak, park ziyaretleri (başka çocukların da bulunduğu saatleri yakalamaya çalışabiliriz)
  • Topla oyunlar, örneğin yuvarlamaca (bahçede de oynanabilir arka tarafta, düşme riski olmayan yerde)
  • Oyuncak müzik aletleri veya kap kacakla müzik yapmak
  • Müzik dinlemek, sözleri ile söylemek, dans etmek

Yardım Edebileceği Ev İşleri:

  • Oyuncaklarını kendisinin toplamasına alıştırmamız gerekiyor. Her oyuncak setinin parçalarının, oyun bittikten sonra onun yardımını alarak bir arada bulunmasını sağlamak gerekiyor (Tuğlalardan yapılmış bir şehir akşam anne babasının görmesi için saklanabilir)
  • Hergün tüm evin toplanması düzenli bir oyun haline getirilebilir. Her odada, yerinde olmayan eşyalar yerleştirilir, örneğin ona kitaplarını toplama işini verdikten sonra, odanın kalanını düzenleyebiliriz. O odada olmaması gereken tüm  eşyaları bir sepetle toplayıp Ilgaz’dan yardım alarak yerlerine dağıtabiliriz. Ona da minik bir kutu eşya taşıtabiliriz. Yerinde olmayan bir eşya için, “Ilgaz bunun yeri neresi, yerine götürelim bunu?” diye sorabiliriz.
  • Toz almak. Tozlu bir yeri göstererek, temiz, deterjansız bir bezle tozunu alabilir, daha sonra başka bir yeri ondan yapmasını isteyebiliriz.
  • Elektrik süpürgesi ile odasını, ya da kaymayan bir halıyı süpürebilir.
  • Büyüdükçe ve el becerileri geliştikçe, sebzeleri ayıklama, çorapları katlama, katlanmış eşyaları yerleştirme gibi işlere yardım edebilir.
  • Çamaşır makinesinden temiz çamaşırları boşaltabilir. Kurutma makinesi kullanılacaksa çamaşırları makineye doldurabilir.
  • Yemek yerken döktüğü yiyecekleri toplamalı. Kirlettiği yerleri ıslak mendille silebilir.
  • Salona sofra kurduğumuzda kırılmayacak, dökülmeyecek eşyaları götürebilir, geri getirebilir.
  • Dışarıda kalan ayakkabıları kutularına koymaya yardım edebilir (sonrasında ellerini yıkaması gerekli).
  • Yavaş yavaş kendi bakımını yapmayı öğretmeliyiz, merdivenine dikkatlice çıkıp inerek sabah yüzünü yıkamak, ellerini ve ağzını yıkamak, dişlerini fırçalamak, saçlarını taramak, giysilerini çıkartmak, giymek.
  • Yapabileceğini düşündüğün ve tehlikeli olmayan başka işlere de yardım edebilir.

Bir sonraki yazıda Hijyen ve Gezme Çantası...

18-24 aylık bebeğinizle oynayabileceğiniz oyun önerileri

posted on 13 Ekim 2008 Pazartesi 09:15:57 UTC  #    Yorumlar [0]
# 10 Ekim 2008 Cuma

Günlük bir düzen oluşturmanın yarar ve zararlarından uyku serisinde söz etmiştim. Bir süredir, özellikle uykusunun teke inmesi ile programını güncellemeye çalışıyorum. Kendiliğinden bir düzen oturuyor elbette, hem bize, hem bakıcımıza önemli şeyleri hatırlatması, eve gelen ziyaretçilerimin Ilgaz'ın gününü genel olarak nasıl geçirdiğini bilmesi ve duruma göre düzenlemeler yapabilmemiz için yazılı bir program hazırlayıp, basıp buzdolabına astık. Aslında bebeğim 6 aylıkken yazmış olduğum bebek bakım el kitabını 3 aylık, hiç değilse 6 aylık dönemlerde güncellemek istiyordum, ancak 14 ay sonra, oğlum 20 aylıkken kısmet oldu. 

Rutin'in ilk bölümü rutin programını aşağıda yayınlıyorum. Oyun zamanlarında oyuna yaklaşım, ne tür oyunların uygun olduğu ve evde yardım edebileceği küçük işlerle ilgili detayları birkaç gün sonra Kitubi'de okuyabilirsiniz.

Not: Önceden öğle yemeği öğle uykusundan sonraydı, çok geç saate kalıyor ve aç aç iyi uyumuyor diye uykudan önceye aldım. Birkaç gün yemekte uyukladı, sonra alıştı ve çok daha iyi oldu. Saatleri de biraz kaydırdım.

18 Aylık Bebek (ya da Çocuk) Günlük Programı

07:30 Kahvaltı
Tüm gece açlıktan sonra kuvvetli bir öğün olmalı. Genelde temel kahvaltılıkları verirken, ara sıra cornflakes, tost gibi çeşitlerle değişiklik sağlanabilir. Yumurta haftada 3 tane yeterli. Bir gün önceki öğünden kalma köfte, mezeler gibi yiyeceklerle de çeşit sağlanabilir.

      Örnek yiyecekler:
      1. Kahvaltılıklar / Peynirli veya kaşarlı tost (mevsimine göre domates de koyulabilir)
      2. Ekmek / Ev yapımı hamur işleri / cornflakes (süt ve pekmezle (bal, reçel))
      3. Meyve / Bal / Reçel / Pekmez
      4. Salatalık / Domates / Havuç / Biber
      5. Süt

Oyun zamanı  - 1

10:30 Ara Öğün (kendisine soralım, isterse, oyun grubu için yuvaya gidecekse, gitmeden önce verilebilir)
Öğlen yemeği için acıkmasını sağlayacak şekilde hafif olmalı. Tok tutacak hamur işlerinden kaçınmalı. O gün kahvaltıda az yediği yiyecek grubuna göre meyve, az miktarda yoğurt (ballı veya meyveli de olabilir) veya küçük bir bardak süt, meyve ya da bitki çayı olabilir. Dışarı çıkacaksanız yanınıza kuru meyve veya su kabı ile süt, ayran alarak dışarıda atıştırabilirsiniz.

12:00 Öğle yemeği
Yemek, yoğurt (ya da ayran), ekmek, isterse meyve

13:30 Uyku

Oyun zamanı - 2

16:00  Ara öğün
Meyve(mevsime göre yaş veya kuru meyveler) ve yoğurt
Akşam yemeğine kadar atıştırmayacak şekilde olmalı. Meyvenin yanında bir parça peynirli ekmek, varsa evde yapılmış hamur işi, cornflakes gibi sağlıklı yiyecekler.  Ayrıca mevsim uygun olduğunda çiğ yiyebileceği sebzeler (örneğin yazın limonlu bir domates ve bir dilim ekmek),  mısır, kestane gibi atıştırmalık sebzeler de verilebilir.

Oyun zamanı -3
(Ara öğününü yedikten sonra erken acıkırsa, akşam yemeğini yemeye başlasın)

19:00 Akşam yemeği
Yemek, tatlı veya kuru meyve, süt

19:45 Oyun ve uyku rutinine geçiş
20:45 Uyku

Gündüz Uyku Rutini: Tuvalet, pijama, uyanınca yapacakları üzerine sohbet, yatak
Akşam Uyku Rutini: Tuvalet, el yıkama (ya da banyo), diş fırçalama, bir kitap, bir şarkı, yatak, üstünü ört, ışığı kapat, çık, çık :)

Güncelleme ek: 1 yaşını geçtikten sonra kalsiyumun demiri tutması sebebiyle, kansızlığa yol açmaması açısından günlük 500 ml'den fazla süt ürünü tüketmesi önerilmiyor.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu seride sonraki yazılar:

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Dil Gelişimi ve Güvenlik

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Hijyen ve Gezme Çantası

18-24 Aylık Bebek Bakımı - Oyun Zamanları

Ne Pişireyim Derdine Son - Çoktan Seçmeli Haftalık Menü

posted on 10 Ekim 2008 Cuma 11:02:43 UTC  #    Yorumlar [0]
# 26 Ocak 2008 Cumartesi
Yuvarlanarak ya da emekleyerek hareket yeteneği kazanan bebeğinizi hazır oyun parklarında hapsetmek yerine, güvenli bir şekilde oynayabileceği (gözetiminiz altındayken) ev tipi oyun parkları hazırlayabilirsiniz. Bu parklar bebeğin becerileri geliştikçe aşabileceği şekilde sınırlanmış, ama içindekiler nedeni ile içeride kalmayı tercih edeceği bir alan olacaktır. Ona keşfetmesi, eğlenmesi, öğrenmesi ve oyalanması için evdeki malzemeleri sunabilirsiniz. Aşağıdakiler bizim çok yararlandığımız bazı materyaller:

Minderler, yastıklar, koltuk kenarları, puflar:
Emekleme çağındaki bebeğiniz için ilk zamanlarda doğal sınırlar oluşturacaktır. Bir süre sonra alçaklı yüksekli mobilya aksesuarlarından destek alarak tırmanmayı, ayağa kalkmayı deneyecektir. Evinizde deriden ya da kumaştan sert köşesi olmayan pufunuz varsa, bu altın değerinde bir mobilyadır.

Şişme havuzlar: Yazın bahçede, balkonda serinlesin diye kullandığınız bebek havuzlarınızı, kışın da oyun için kullanabilirsiniz. Havuzunun içinde oturup uslu uslu oynayan bebekler duydum. Ilgaz havuzunu daha çok ters çevirerek kaplumbağa gibi sırtına geçirir, onunla beraber emekler, evin içinde hayalet havuz şeklinde dolaşırdı. Arada sırada altından kafasını uzatıp bizimle "cee" oynardı.

Kutular:
Yukarıdaki resimde Ilgaz'ın dayandığı hasır kutu onun için uzun süre hem keşif alanı hem de sehpa oldu. Kapağını açıp kapatıyor, içine oyuncaklarını doldurup boşaltıyor. Kutuyu yan çevirip dik koyduğumuzda, üzerine oyuncaklarını koyup ayakta yaslanarak oynuyor. Bacak kasları ve motor becerileri gelişiyor. Son zamanlarda boyu uzadığından kutu alçak kalmaya başladı. Geçtiğimiz hafta bu iş için aşağıda tarif ettiğim karton pufu yaptım. Eve alınan eşyaların kutularını atmadan önce temizleyip Ilgaz'ın beğenisine sunuyoruz. Kutu büyüdükçe, açılıp kapatılacak kapak sayısı arttıkça, heyecanı da artıyor.

Plastik dolap:
Balkonda tozlanmaya terkedilmiş kaliteli plastikten dolabımızı temizleyip Ilgaz'ın odasına aldım ve oyuncaklarını yerleştirdim. Şimdi aylardır o dolabın balkonda beklediğine çok hayıflanıyorum. Dolabı her gördüğünde sevinçle tutunup ayağa kalkıyor, kapaklarını açıp kapatıyor, içindekileri boşlatıyor, oynuyor, tekrar dolduruyor. Eğer hafif kapaklı, parmak arada kalırsa canını yakmayacak türden bir dolabınız varsa bunu da bebeğe tahsis edebilirsiniz. Mutfakta plastik kap kacakla doldurulmuş bir dolap bile olabilir.

Çamaşır sepeti, kova:
Ilgaz iterek yürüsün, kasları güçlensin diye aşağıda, sağdaki resimde kanepenin üzerinde duran tahta arabayı almıştık. Bir gün tesadüfen çamaşır sepeti ortadayken, evde zaten böyle bir oyuncağımız olduğunu farkettim. Ilgaz sepeti tepetaklak etmiş, güzelce itekleyip yürümeye başlamıştı bile. Plastik kova da yine aynı amaç ve doldurup boşaltma, yerde yuvarlama oyunları için güzel malzeme oluyor.

Kartondan bebek sehpası yapımı


Aslında amacımız evdeki hasır kutunun sehpa görevini daha yüksekçe bir karton kutuya devretmekti. Temiz olsun, düzgün gözüksün diye duvar kağıdı kaplarız diye düşünüyorduk. Resimdeki koca kutuyu eve getirdiğimde Ilgaz'ın ne kadar eğlendiğini görünce bu kutuyu değerlendirmeye karar verdim. Koca kutu evde aylarca çirkin çirkin durmasın, kumaşla örteyim bari dedim. Sonra aklıma poşet çantasını epeydir işgal eden, lazım olur diye atamadığım izolasyon malzemesi geldi. Önce kutunun kapaklarını koli bandıyla güzelce sabitledim, sonra bu malzemeyi kutuya bantladım. Eğer ince bir süngerim olsa daha iyi olurmuş. Sonra da evde pek kullanılmayan ama iyi gözüken keten bir çarşafı kutuya sarıp gelişigüzel teyelledim. 45 dakikalık bir çalışmadan sonra resimde gördüğünüz puf çıktı ortaya. Puf, IKEA açılmadan önce Modoko'dan alınmış mobilyalarımız gibi, "mağazada teşhir edilenle teslim edilen birbirini tutmamış, şirret satıcıyla muhattap olmamak için ilgili lanet okunup parası ödenmiş" hissi vererek geziyor odadan odaya. Ama neyseki bedava. Kafa çarpınca şişirmeyecek şekilde yumuşak, kolayca taşınacak şekilde hafif, işi bitince sökülüp atılmak üzere hazır bekleyen bebek sehpamız tam amacına uygun oldu.

 
Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun
posted on 26 Ocak 2008 Cumartesi 21:50:40 UTC  #    Yorumlar [0]