Doğum hazırlıkları yaparken oğlum için ilk aldığım şeylerden biri araç koltuğuydu. En baştan kararlıydım asla bebeğimi kucağımda taşımayacaktım. Bir yaş sonrası alacağımız yeni oto koltuğuyla ilgili araştırma yaparken okuduğum bir yazı tüylerimi diken diken etmişti “ Türkiye’de çocuklu kazalarda çocukların % 45’i ölüyor”. Daha sonra da Volvo’nun ters dönük oto koltuğu kullanılan araçlarda yaşanan 35.000 çocuklu kazada sadece bir ölüm gerçekleştiğini okumuş ve ters koltukta karar kılmıştım. Oğlumun o %45′e dahil olmaması için, “keşke” dememek için elimden ne geliyorsa yapmak istemiştim.
Kaza tam da biz Can’ın artık sığamadığı koltuğunu öne çevirmiş, yeni koltuk arayışı içindeyken gerçekleşti. Yazın iş için sık sık gittiğim Kumluca’ya (Antalya) haftada 2-3 gün Can’la annemi de götürüyordum ve bir yazlık evde kalıyorduk. 23 Ağustos’ta, benim doğum günümde, misafirliğe gittiğimiz arkadaşımın evinden gece 1 sularında yazlığa dönmek için yola çıktık. 500 m kadar sonra kontrollü kavşağa girdik ve gece olduğundan trafik ışıkları çalışmıyordu. Durup soluma baktım. Çok uzakta bir araba fark ettim. En sol şeritten en sağa benzin istasyonuna doğru kaydı. Hafif gaza dokunduğum anda aracın anormal bir hızla yol kat ettiğini fark ederek tekrar frene bastım. Fakat araba o kadar hızlı geliyordu ki en ufak bir manevra şansı yoktu. Tahminen 150 km gibi bir hızla biz durduktan 2 sn kadar sonra bize tam sol önden çarptı. Bizden sonra da uzunca bir süre duramamış ve yol kenarındaki tellere çarpa çarpa ilerleyip bir elektrik direğine çarpmış. Kaza esnasında airbag patlaması ve kazanın şiddetinden dolayı kısa süreli baygınlık geçirdiğim için kaza anını hatırlamıyorum. İlk hatırladığım arabadan fırlayıp Can’ın oturduğu tarafın kapısını açışım. Can “arabamız kırıldı anne” diye çığlık atıyordu. Üzülme bebeğim yenisini alırız” dedim bir yandan da kucağıma almaya çalışırken. Beni elleriyle ileri itip “sana bir bakayım anne sen iyi misin?” dedi. “ Ben iyiyim bak bir şey olmadı” diyerek kucağıma aldım. Annem o sırada yavaşça Can’ın kafasını işaret etti. Sağ tepesinde saçlı bölge kanıyor ve ensesine akıyordu. Ona böyle bir şey yaşattığım için kahrolmuştum. Etrafta yığınla insan bir şeyler soruyordu ama ben sadece Can’la ilgileniyor, kalabalığı uzak tutmaya çalışıyordum. Polisleri görünce önce korktu;
- Anne bizi suçuklamaya mı gelmişler?
- Hayır bir tanem bize yardıma gelmişler hiç endişelenme, sen iyi misin?
- Evet anne ben iyiyim asıl sen iyi misin? Neden böyle bir şey oldu bize? (artık oldukça sakindi)
- Maalesef hiç istemesek de bazen böyle olaylar olabiliyor. Biz de bu yüzden önlemimizi alıyoruz. Kemerlerimizi takıyoruz, araba koltuğumuza oturuyoruz…
O sırada ambulans geldi, Can bu sefer de ben ambulansa binmem diye panik yaptı. Ben en mutlu yüz ifademi takınıp “aaaa biz hep ambulansların içini merak ederdik süper hemen girip bakalım hatta yolda sirenleri de açarlar süper bir yolculuk yaparız” dedim. Bizimki gülümsedi ve razı oldu.
- Bana iğne mi yapacaklar anne? Ne olur yapmasınlar.
- Ne yapacaklarını bilmiyorum bebeğim ama sana söz veriyorum sana kötü bir şey yapmalarına asla izin vermeyeceğim.
4 yaşına kadar ters dönük oturmaları daha doğruymuş!?
Hastaneye girdik,
Doktor: Çocuk sizin kucağınızda mıydı?
Ben: Hayır, araç koltuğundaydı.
Doktor: Aslında çocukların 4 yaşına kadar ters dönük oturmalarının daha doğru olduğunu biliyor muydunuz?
Ben: (oldukça şaşkın ) evet daha bu ay artık koltuğuna sığmadığı için düz çevirmek zorunda kalmıştık.
Bu arada Can’a baktı ve “2 dikiş” dedi. Can uyukladığı için anlamadı.
- Ne olmuş, kafam mı kırılmış, kemik çıkmış mı oradan diye sordu gayet sakin.
- Hayır bir tanem küçücük bir kesik varmış başında hemen kapatabilirlermiş onu, sen hiç merak etme dedim.
Hiç sorun çıkartmadı canım oğlum. Dikiş atılmadan önce masadaki ilaçları sordu ve dikiş atılırken de sadece ayaklarımla ellerimi bıraksanıza niye beni tutuyorsunuz diye bağırdı.Hemen dikişten sonra doktor artık gidebilirsiniz diyince;
Darbe Yok
Ben: Nasıl yani tomografi? Geceyi burada geçirmeyecek mi? Kafasından darbe almış çocuk.
Doktor: Hayır hanımefendi çocukta en ufak bir darbe yok, kafasındaki kesik de darbe sonucu oluşmamış.
Can: Hadi anne gidelim artık, baksana ben iyiyim. Burçin Teyzemlere gidip orada uyuyalım artık. ( biraz duraksayıp birden) Peki ama araba koltuğum nerede? Burçin teyzemin arabasında koltuk yok ki, beni onun arabasında ne koruyacak anne?
Burçin: Ben şimdi çok yavaş gideceğim ve hiç konuşmayacağım sorun yok merak etme.
Can: Anne, sen ananemle konuşuyordun ondan mı dikkat edemedin? Hiç konuşmayalım olur mu?
Ben: Tamam bir tanem…
Can uyuyana kadar polisin baskısına rağmen karakola gitmedim ve yüzümden gülümsememi eksik etmedim. Can uyur uyumaz artık beni kimse tutamazdı çığlık çığlığa ağlamaya başladım.
Kesik başının koltuktan taşan yerinde
Can’ın kafasındaki kesiğe arabanın emniyet kemeri yol açmış olmalı. Koltuğumuz küçülmüştü, Britax’ı satıp, Besafe’i de düz konumunda kullanmaya başlamıştık. Biz yana döne hem isofixli, hem de beş nokta emniyet kemerli koltuk getirtmeye çalışırken Can’ın başı koltuktan dışarı çıkıyordu.
Bu kaza bize neleri öğretti ve hatırlattı;
- Başı koltuk seviyesinden dışarı çıkmadan yeni koltuk edinmeliydik. Can’ın kafasındaki kesik tam tepesinde, koltuktan dışarıda kalan kısımda gerçekleşti.
- Besafe gerçekten de inanılmaz güvenli bir koltuktu. Ön tarafına monte edilmiş, ön koltukla çocuk koltuğu arasında sıkıştırılan çelik parça hem koltuğun yerinden oynamasına engel oldu hem de ön koltuğun Can’ın üstüne doğru kaymasını engelledi.

- Can’ın kafasındaki kesiğe neyin sebep olduğunu bulmaya çalışırken aklımıza arabanın içinde uçuşan sert oyuncak ve bozuk paralar gelmişti. Bunların kaza esnasında ne kadar tehlikeli olduklarını hep biliyorduk ama maalesef arabanın içini temiz tutmuyorduk.
- Beş nokta emniyet kemeri sayesinde vücudunda hiçbir beresi olmayan Can’ın aksine, yetişkin olduğum halde üç nokta emniyet kemeriyle bağlı olan benim vücuduma kemer izi çıkmıştı. Kazadan sonra en az bir hafta nefes alırken bile canım yanıyordu. 5 noktadan vazgeçmemek lazımdı.
İşin kötüsü koltuğumuz zarar görmüştü ve acilen yeni koltuk almamız gerekiyordu. Antalya’nın altını üstüne getirdim ama yok yok yok… Dünyada hem isofixli hem de 5 nokta emniyet kemerli bir koltuk yoktu. Eşim isofix olmadan olmaz diye tutturdu, ben de 5 nokta olmazsa olmaz diye. Sonunda aceleyle bol ödüllü ve isofixli cybex marka koltuk aldık. Koltuğun küçükler için kullanılabilir ön parçasına tav olup aldık ama maalesef Can’a çok sıkıcı ve dar geldi ayrıca Volvo’nun emniyet kemeri bile onu bağlamaya yetecek uzunlukta olmadı. Dolayısıyla o parça iptal oldu ve biz yine kaldık 3 nokta emniyet kemerine.
Bu koltuğu kullandıkça da % 100 emin oldum 3 nokta emniyet kemeriyle 3,5 yaşındaki bir çocuğu güvenli bir şekilde bağlamak çok zor. Neden mi?
1- Emniyet kemerini kendisi sökebiliyor.
2- Koltuğun içinde istediği gibi hareket ediyor. Sorumluluklarını bilen bir çocuk olmasına rağmen emniyet kemerini çekiştirip yerinden oynatabiliyor.
3- Koltuk kemerin çocuğun vücudunun en sağlam noktalarından geçmesini sağlamak üzere tasarlanmış. Ama Can koltukta öyle bir kaykılıyor ki üst bacağından geçmesi gereken kemer vücudunun en yumuşak dokusu olan karnına, omzundaki de boynuna denk gelebiliyor.
Mümkün olsa oğlum için bir koltuk tasarlamak isterdim. Alınabilir gördüğüm 5 nokta emniyet kemerli 2 koltuk var Türkiye’de, her ne kadar isofixlerinin olmayışı (veya koltuğu sabitleyecek Besafe gibi çelik koruyucu aksamlarının olmayışı) tedirginlik verse de;
Siz de bildiklerinizi, araştırdıklarınızı paylaşır mısınız?
Sevgiyle ve en önemlisi Sağlıcakla kalın ve çocuğunuzun güvenliğiyle ilgili hiçbir konuyu lütfen lüks veya önemsiz görmeyin. Her şey bizim de başımıza gelebiliyormuş.
Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.








Ilgaz 13 Şubat 2009′da 2 yaşını doldurup da uçaklarda adamdan sayılalı beri, bize uçak biletleri pek tuzlu gelmeye başladı. Havaş’ı, indisi bindisi derken, 5 saatlik yolculuk için deymez diye bu alternatifi eledik. Benzin bir yana, bayram üzeri çocukla yalnız uzun yola çıkma düşüncesi de pek mantıklı gelmedi.