Ayk, dünyayı onun gözüyle görmeye çalışmaktır.
Ilgaz doğmadan önce öyle ciddi bir insan değildim. Ilgaz doğalı beri üzerime her ortamda bir yetişkin olma sorumluluğu bindi. Ona örnek olmamak için saçmalık yapma, küfür etme, hatta o saçmalık yapınca da gülme ki bunu normal sanmasın. Gitgide insanın üzerine oturuyor bu yetişkin olma durumu. Ilgaz için de hep “adam gibi” yorumu yapılır. Belki haşmetli kaşlarından, belki düzgün türkçesinden kaynaklanıyor bu durum. Artık Ilgaz’ı adam etme içgüdümden mi, Ilgaz’ın verdiği adam izleniminden mi bilmiyorum, sanki bazen Ilgaz’ın çocuk olduğunu unutuyorum. Ondan yetişkin gibi davranmasını bekleyip, sonra o çocuk gibi davranınca ters bakarak “neden böyle yaptın” diye soruyorum. Örneğin beyaz kanepede yemesi için kiraz verip, çekirdeğini kanepeden toplayınca yaptığım gibi. O bana sade bir şekilde “tabağa koymak istemedim çünkü anne çekirdeği” diye yanıt veriyor. Ne desin çocuk, “anne ben daha 3,5 yaşındayım, kiraz veriyorsan altıma bir örtü seriver bir zahmet” deyiverecek, bakalım o zaman ne yapacağım.
Tatilde Ilgaz’la Efes’i gezerken umumi açık tuvaletlerin olduğu bölüme gelmiştik. Ilgaz’a gördüğü şeyin eskiden ne amaçla kullanıldığını anlattık ve Gökhan’la tuvaletler hakkında geyik yapmaya başladık. İki saniye gözümüzü ayırmışken dibimizde tuvaleti inceleyen Ilgaz arkadaşımız pantalonunu indirip umumi tuvalete işeyivermiş. Japon turist çiftin kahkahaları üzerine duruma uyandık. Kreş ortamından tuvaletlerin ortak bir sosyalleşme ortamı olması Ilgaz için hiç de yadırganacak bir şey değil tabi. Ayrıca kendisi değişik tuvaletleri denemeye bayılır ve çişi de bir o kadar kıymetlidir. Böyle bakınca antik tuvaleti atlayacağını düşünmek saçma. Bundan sonra dünyayı Ilgaz’ın gözüyle görmekte zorlandığımda onu poposu açık Efes’in ortasına işerken gözümün önüne getireceğim.