bebek ve çocuk sağlığı


5
Aug 10

Çocuklarda basma kusurları

Çocuklarda ayakkabı seçimi ile ilgili daha önce yazmıştım. Aşağıdaki döküman Çocuklarda Basma Kusurları, Düztabanlık, Ortopedik Ayakkabılar ile ilgili çok güzel bilgiler içeriyor. Üstelik de benim önceki yazımda söz ettiğim ortopedi profesörü tarafından hazırlanmış. Geçenlerde Nurturia‘da bir arkadaşım iletmişti ama yazamamıştım.

Çocuklarda Basma Kusurları, Düztabanlık, Ortopedik Ayakkabılar
Prof. Dr. Selim Yalçın


1
Jul 10

Otizm boğmacaya yol açıyor

Autism Causes Whooping Cough makalesinden tercümedir (biraz sert bir üslupla yazmış, çocuğuna geleneksel aşıları yaptırmama yolunu seçmiş ebeveynleri incitebilir, önceden uyarmış olayım)

———————————

“Boğmaca öyle arttıki, son 50 yıllık eğrideki en tepe noktaya varmış durumda ve Kaliforniya sağlık biriminden Mike Silicia’ya göre bu 50 yılı aşıp geçecek.Peki bebekler için ölümcül olabilen bu hastalık nasıl oluyor da aşısı varken yükselişe geçebiliyor? Bu mükemmel ve önemli bir soru ve bazı doktorlar yanıtını bildiklerini düşünüyorlar. Ben de onlarla aynı fikirdeyim.

Aileler son 10 yıl zarfında 1997′de yapılmış olan ve bugün hatalı olduğu kesin olarak ispatlanmış bir araştırmaya dayanarak çocuklarını aşılatmama yoluna gittiler. Bu raporun yarattığı histerinin uzun dönemli etkileri oldu, yalnızca boğmaca değil, Britanya’da neredeyse tamamen kökü kazınmış olan kızamık hastalığı geri döndü, hem de “endemik” (sık görülen) hastalık olarak. Ünlülere doktorlar ve bilim adamlarından daha fazla prim veren aileler çocuklarına ve toplum geneline gözle görülür bir hasar verdiler.

Ailelerin çocukları için en iyiyi istemelerini ve aşıların otizme yol açtığını söyleyen araştırmanın ürkütücülüğünü anlayabiliyorum. Ancak, çocuğunuzu aşılatıp aşılatmama gibi ciddi bir kararını alırken korku ve ikinci sınıf aktörlerin yönlendirmesini, Amerika Pediatri Akademisi’ne üstün görmeyi komik ve sorumsuz bir davranış olarak görüyorum.

Peki o zaman otizme aşılar yol açmıyorsa, ne sebep oluyor ve bilim adamları otizmin son 20-30 yıldaki artışını nasıl açıklıyor? Otizmin yaygınlaşmadığı, yalnızca tanısının yaygınlaştığı ortaya çıktı. Otizm genetik bir rahatsızlık. Science-Based Medicine blogunda yazan David Gorski diyorki, “Gerçekte otizmin ana ve baskın nedeni genetik gibi görünüyor ve son yıllarda yapılan birçok araştırma sonucunda otizmin altında birden fazla genetik anormallik yattığı görülüyor”.

Yani uzun sözün kısası, kolay kandırılanlar bilim adamlarını suçlamakla uğraşırken, onlar otizme gerçekte neyin yol açtığını araştırmakla meşgul. Ne yazık ki, bir tek kötü incir ailelerin çocuklarını aşılatmama kararını almasında bir çuval araştırmacının zamanı ve enerjsinin çöpe atılmasına yetti. Aşılar yalnızca aşılanan çocuğun bağışıklık kazanması için değil, o çocukla temasa giren diğer çocuklar için de önemli. Yapılmadıkları takdirde boğmaca ve diğer hastalıkların kayıtlarındaki artışı izlemeye devam edeceğiz.”


15
May 10

Çocuğunuzun yatağını düzeltmeyin

Dağınık yataklar bizim için daha sağlıklı olabilir.

Yeni bir araştırmaya göre, dağınık yataklar bize hoş gözükmedikleri gibi, ev tozu akarlarına da pek cazip gelmiyorlarmış. Alerjik astımı da tetikleyen bu arkadaşlar, örtülmüş yataktaki nemli sıcak ortamı çok seviyorlarmış. Ancak yatak açık bırakılıp yatak, yorgan, yastığın kurumasına izin verilirse rahat edecek ortamı bulamıyorlarmış.

Bırakın dağınık kalsın. Şu sıkışık zamanımda, dağınıklığıma meşru zemin sağlayan bu araştırmayı düzenleyenlere teşekkürü bir borç bilirim.


21
Mar 10

Alerji hikayem ve alerji hakkında değişen görüşlerim

Yedi sülalesi ile birlikte kendisi de alerjik bünyeli olan biri olarak zaman içinde alerjik bünyemin ve alerji ile ilgili görüşlerimin nasıl değiştiğini paylaşmak istedim.

Çikolata, şeker: Çocukluğum boyunca çikolata, şeker, boyalı bütün şeyler bana alerji yapardı. Bana alerji yaptıkları için çok sınırlı verilirdi bunlardan (gerçi hiçbir abur cubur aşırı alınmazdı bizde zaten). Bunlardan görece çok miktarda tükettiğim her bayramdan sonra her tarafım kırmızı kırmız dökerdi. Ayak parmak aralarımda çıkardı bazen ve kaşıntı yüzünden okula terlikle giderdim. Yalnız alerji de kaşınır ya, her an alerjimin durumunu bilir, neremde kaç tane var sayar, hangisi hafiflemiş hangisi azmış çok iyi takip ederdim.

Baktrim: Ortaokul civarında grip oldum, baktrim kullandım. Kızarıklıklarım oldu, hemen doktora sordu annem, baktrim yapmıştır dedi doktor. Bir daha kullanmayın, ilaç alerjileri tehlikelidir, bir sonrakinde daha kötü etkileyebilir dedi.

Evcil Olmayan Haşerat: Özellikle yabani yerlerin sineklerine karşı alerjim vardı. Ne zaman tatile, sayfiye yerine gitsem, ısırılan her yerim şişerdi. Bir defa dizimin tam altında dizimle aynı büyüklükte bir kırmızı şişlik çıkmıştı. Üniversitedeyken bir kez arı soktu. Hemen buz koyup koşarak revire (mediko) gidip iğne oldum. Koşturduğum 1-2 dakikalık süre içinde buza rağmen şişlik el bileğimle dirseğim arasındaki bölgeyi kaplamıştı. İğneden sonra şişin inip kızarıklığın geçmesi tam bir gün sürdü. Bu zaman zarfında tahmin edebileceğiniz üzere ben sıklıkla koluma bakıp, ara ara şişliği yoklamaktaydım. Üniversite yıllarının sonlarına doğru ablamlarla Çubuklu barajının yakınında çadır macerasına giriştik. Sineklerin ısırmadığı yerim kalmadı. Soktukları an yanarak kaşınmaya başlıyordu. Ertesi gün bahsettiğim diz altı şişliğinden belki 20-30 tane vardı. Bütün vücudum şişlik dolmuştu. Bacaklarımdaki şişlikler öyle zonkluyordu ki ayakta duramıyordum. Antihistaminiğin üstüne bira içip ancak uyuyabildim. Evde yalnızdım (Ankara’da). 17 ağustos gecesi ablamların telefonu ısrarla çaldırması üzerine zorlukla yataktan kalktım. Büyük deprem olmuştu. Olan biteni duyunca şişlikleri unutmuştum. Gariptir, kendimi düşünmeyi unuttuğumdan mıdır nedir, hızla geçtiler. Bir daha da sinek ısırığı yüzünden o denli bir şişlik olmadı.

Parfüm: Ne zaman marketlerin deterjan, sabun reyonlarına, kozmetikçilere girsem hapşırmaya başlardım. O yüzden parfüme alerjim olduğuna karar verdim.

Güneş: 21 yaşına kadar güneşin altında cayır cayır kavrulurdum ama güneş alerjisi diye bir şey duymamıştım. Güneş koruyucu kullanmaya başlamamdan bir-iki yıl sonra güneş alerjisi başladı. Yine çocukluğumda, hatta ozon tabakasının en delik olduğu dönemde bile tüm arkadaşlarım ve ailem topluca koruyucusuz biçimde kabuk kabuk soyulana, kimileri su toplayana kadar yanarken kimse alerji olmazdı. Güneş koruyucusu çıktı, mertlik bozuldu. Şimdi mümkün mertebe bir şey sürmüyorum ve alerji de olmuyorum. Öğle güneşinde güneşe çıkmıyorum tabi ama koruyucu sürdüğüm zamanlarda da çıkmıyordum, akşam güneşinde bile alerji oluyordum ama.

Kızartılar: Sonra yüzümde dönem dönem kötüleşen bir takım kızarıklıklar peydah oldu. Hemen onların alerji olduklarına karar verdim (ve daha birçok şeye). Alerji merhemi sürdüm, beter oldular.

Kütürdet Beni Rutubet: Sonra İstanbul’a taşındım. Biraz rutubetli de bir evimiz vardı. Sabahları burnum tıkanık ve kaşınır şekilde kalkardım. Sonra sabahları öksürük tutardı (sigara da içiyordum o ara). İstanbul’un nemi, evin rutubeti derken alerjik-astıma çevirdiğine hükmederek doktora gittim.

Ünlü Alerji Doktorunun Teşhisi
Gittiğim doktor, İstanbul’un civcivli bir caddesinde mütevazi sayılabilecek klinikti. Hacettepe mezunu baba-oğul alerji işinde çok ünlü iki doktor hizmet veriyordu klinikte. Beni baba olanı gördü. Şikayetlerimi ve alerji geçmişimi anlattım. Cildime, burnuma, gözüme kulaklarıma baktı. “Çok klasik bir tablo.Astım başlangıcı, bunun tek kalıcı tedavisi aşı. Ama aşı düzen ister, 4-5 yıllık bir tedavidir. Bazıları yarım bırakıyor ve sonra işe yaramadı diyorlar. Düşünün, iyice karar verin, sonra gelin.” dedi. Test yapmayacak mısınız, nelere alerjim olduğunu öğrensem, dikkat etsem dedim. Testi aşıdan önce yapmıyoruz, diyelim çok sayıda şeye alerjiniz çıktı, hangi birinden sakınacaksınız dedi. 3 tane antihistaminikle, bir de kitapçık verdi. Antihistaminiklerin uzun süre kullanılması gerekiyormuş işe yaraması için. Şikayetlerimi geçirdikleri söylenemez ama pek uykumu getiriyorlardı.

O kitapçığı okuyunca onca sene alerjiğim diye gezip, aslında alerji hakkında pek de bir şey bilmediğimi fark ettim. Sonra bir alerji konulu GEO, tesadüfen okuduğum birkaç makaleden sonra daha da değişti alerji ile ilgili düşüncelerim.

Uyanık Cildiyeci
Bir gün bir cildiyeciye gittim. Tabi cildiyeciye gittim ya, ilk anlattığım şey alerjilerim. İlle manipüle edeceğim doktoru. Neyseki bu doktor uyanık çıktı. Test yapalım alerjiniz için dedi. Yüzümdeki kızarıklıkların alerjik olmayabileceğini söyledi. Kanda küf ve toz için alerji testi yapılabiliyormuş. Ortaya çıktı ki benim toza ve küfe alerjim yokmuş. Cildin de, dolayısıyla burun mukozan da çok hassas dedi doktor. Parfüm alerjim olmadığı da böylece deşifre oldu. Çikolata şeker olayı ergenlikten sonra geçmişti zaten. İstanbul’daki kavaklar kesildiğinden beri polenlerle, daha doğrusu baharla da aram düzelmişti. Böylece birden alerjisiz kalakaldım ortada. Bir baktrime alerjim kaldı ama onu da tedavülden kaldırmışlar. Kendimi bildim bileli alerjim vardı oysa.

Kendini Dinlemeyi Bırakmak
Hamilelik ve emzirme döneminde antihistaminik içemedim. Bu zaman zarfında kendimle de pek ilgilenemedim doğrusu. Siyah noktalarımı bile sıkamadım desem yeridir.

Ilgaz’ı gördüğümde onun görüntüsü hakkında aklımdan geçen ilk izlenim “beyaz”dı. Benim gibi beyaz. Oysaki Gökhan’ın esmer genlerinin benim üfürükten beyaz genlerimi döveceğinden ve Ilgaz’ın benim gibi hassas cilt ve güneş yüzünden çekmeyeceğinden emindim. Bu bir çeşit hayal kırıklığı idi. Yalnız yukarıda anlattığım tecrübelerden dolayı, Ilgaz’ın alerjik olduğu düşüncesine fazla kaptırmadım kendimi. Zaman zaman kuruyan ve sürtünmeye maruz kalan bölgelerindeki egzamaya rağmen. Alerji konusunda uzmanlığı olan doktorumuzun genelleme ve şipşak tanı koymaktan uzak duruşu da bu konuda çok yardımcı oldu. Hemen her kontrolde burun tıkanıklığından, cilt kızarıklıklarına, egzamasına, henüz alerjik olduğunu düşünmek için çok erken, çoğu bebekte bunlar zaten olur, zamanla geçebilir, geçmeyebilir de diyordu. Yeni gıda tanıtırken çok dikkatli olmamız, hep önce az miktarlarda vermemiz konusunu çok vurguluyordu sadece.

Ilgaz’a alerjen denilen çilek, kivi gibi tüm besinlerden ilk tattırdığımızda minik kızarıklıklar çıktı vücudunda. Bunların çoğunu vermemeye dikkat ettiğim halde bir şekilde karambolde ikinci kez tattı ve ikincilerde aynı şekilde kızarıklık yapmadı.

Ben Alerjik Değilim, Sensin Alerjik!
Sonra bir gün düşündüm, ne zamandır antihistaminik içmiyorum. Yıllar olmuş, eksikliğini hissetmemişim. Kendi kendime ilan ettim, alerjim yok benim artık, o uyutan haplardan da içmiyorum. Oğlum da alerjik bünyeli değil, babasına çekti o :)

Alerji Hakkında Zaman İçinde Oluşan Görüşlerim

  • Bilmeyenler için alerjinin bir bağışıklık sistemi saçmalaması olduğunu yazmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Gıda boyasının bana zararlı olduğu için alerji yaptığını düşünürdüm. Tam da öyle değilmiş aslında. “Zararlı olmayan şeyi benim bağışıklık sistemin zararlı sanıyormuş, vay zevzek” olarak görmek, benim gözümde alerjiyi küçülttü, tek başına bu bilgi bile plasebo etkisi yapabilir.
  • Bazı insanların alerjiye yatkın olduklarını kabul etmemek mümkün değil. Ama alerjik bünyeliyim, her şeye alerjim var, ya da bu kronik bir hastalık diye düşünmek yerine, “şuna alerjim var şu anda, bakalım belki bir zaman geçer” diye düşünmelerinin daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.
  • Çocukların, hatta bebeklerin yanında alerjik bünyeli olduklarının sohbetinin fazla yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bazı çok ciddi alerjisi olan çocuklar var, bir şeyi hiç yememesi gereken, elbette bunlar bu durumu bilip dikkat edecekler. Ama ben çok daha hafif durumlarda bunun çok fazla konu edildiğine ve çocuğun daha gıdayı ağzına koyarken bağışıklık sistemini huzursuz ettiğine inanıyorum. Bence çok ciddi alerjiler bile, ki ablamın aspirin alerjisi gibi, zamanla geçebilir, ciddi alerjisi olanlar da öyle düşünmeye teşvik edilmeli (ablamın aspirine alerjisi vardı ama tüp bebek tedavisi için gayet güzel aspirin kullanabildi).
  • Stresin alerjiyi olumsuz etkilediği biliniyor. Ben stresler içinde en kötü etkileyenin alerji olma stresi olduğunu düşünüyorum. Hatta kendinizi dinlemekten alıkoyan, dikkati başka şeylere yoğunlaştıran türde streslerin, telaşların alerjiyi geçirdiğini bile düşünmeye başladım.
  • Tüm alerjilerin bağışıklık sistemini dürtükleyen durumlarda geçme potansiyeli olduğuna inanıyorum, hamilelik gibi.
  • Uzun süre antihistaminik kullanıldığında antihistaminiğin fayda etmemeye başladığına dair bir kanım var. Bence çok ciddi rahatsızlık vermeyen şeyler için, özellikle de bir şeyin alerji olduğu kesin teşhis edilmeden antihistaminik içmemek lazım. Daha ciddi durumlar için saklanmalı.
  • Alerjilerde hep korunma esası vardır. Acaba buna alternatif olarak azar azar, sık sık maruz bırakarak alıştırma gibi bir yöntem denenmiş midir? (bu yönde bazı makaleler okudum ama, daha çok istatistiğe dayalıydı, kontrol grubu ile yapılmış deney değildi).
  • Bebek arkadaşları genç yaşta toz, toprak, böcek, hayvan, sap, saman türü şeylerle tanıştırmanın alerjiyi azaltacağını biliyorum (bahsi geçen makalelerden). Alerjiyi önlemek için doğala yönelme eğilimi hakimdir. Peki en doğalı en iyisidir yaklaşımı ile zararlı olduğu kesin kanıtlanmamış bir takım işlenmiş ya da değişime uğramış maddelerden onu izole ederek (özellikle hayat boyu korumamız zor olan şeylerden) bağışıklık sistemine büyük bir kötülük yapıyoruz olabilir miyiz acaba? Doğa değişime uğruyorsa, insanın metabolizmasının da bir miktar adaptasyon yeteneği var, onu tamamen elimine etmek doğru mu? Özetle korumacı yaklaşım alerjiyi besliyor mu?

16
Mar 10

Etki-tepki

Bu videoyu mutlaka izleyin. Youtube açamayanlar olabilir diye Ktunnel üzerinden veriyorum linki:

http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/262f6bee619eb6dc65bc4b2ab64a6516244c73e372c1257d33f56275638eba1363ce00a58339eb6b16184

Bu da açabilenler için direk Youtube linki: http://www.youtube.com/watch?v=apzXGEbZht0


28
Feb 10

Kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı temize çıktı

“İngiltere’de büyük tartışmalara neden olan kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısının otizme neden olduğunu ileri süren araştırma geri çekildi. Araştırmayı yapan doktorların meslekten men edilmesi söz konusu.

Lancet tıp dergisi, kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) aşısı ile otizm arasında bağlantı olduğunu ileri süren araştırmayı geri çektiğini açıkladı. “

Devamı

İngilizcesi


25
Feb 10

Şifalı tarifler

Dün tesadüfen hamileyken 39,5 ateşle gittiğim kulak burun boğazcıya gittim. Bana o zaman da bazı doğal besinlerden önermişti ve ben hamile olduğum için böyle yaptığını düşünmüştüm. Baktım bu defa başka besinler de eklemiş listesine:

Tavuk Çorbası
Tavuk çorbasının gripte özellikle iyi geldiği, bağışıklığı güçlendirdiği düşünülüyor halk arasında. Hastalara neredeyse tüm ülkelerde tavuk çorbası verilmesi tesadüf olmasa gerek. Ben şu şekilde yapıyorum:

Malzemeler: Bütün tavuk (derisi ve kemikleriyle), 1 büyük patates, 2 havuç, yarım limon, 1 büyük soğan, 1 yumurta sarısı, tel şehriye (orta büyüklükteki tencereye 2 çorba kaşığı), tuz, sarımsak (tercihe göre)

Yapılışı: Tavuğu patates, havuç ve soğanla birlikte düdüklüde haşlayın. Tavuk etlerinin bir kısmını ne çok ince ne çok büyük didikleyin. Sebzeleri tuzlayıp limon sıkıp  yiyin. Soğanı sevmiyorsanız atın. Tavuk suyuna didiklenmiş tavukları ve 2 çorba kaşığı dolusu şehriyeyi atın. Tercihe göre sarımsağı ince doğrayıp ekleyin. Yumurta sarısını limon suyuyla çırpın, şehriyeler yumuşadığında, tavuğun suyundan alıp yumurta sarısına karıştırarak ekleyip yumurtayı ılıştırdıktan sonra (kesilmesin diye), karışımı ağır ağır tencereye ekleyin. Bir taşım kaynatın. Şifa olsun.

Zencefilli, Ballı Limonata
Rendelenmiş limon kabuklarını balla (1 yaşın altına bal önerilmiyor) ovun, üzerine ılık su ekleyin, süzün. Limon suyunu sıkıp ekleyin. İçine zencefil rendeleyip ılık ılık içirin. Zencefili fazla kaçırırsanız acı olacak ve çocuğunuz içmeyecektir, kararında bırakmak lazım.

Ayva Tatlısı
Ayva tatlısının özellikle koyu jölesi öksürüğe iyi geliyormuş. Elimin altında tarif yok ama, jölesinden tam olarak yararlanmak için ayvaları haşlayacağınız suda önceden çekirdek ve kabuklarını kaynatmanız gerektiğini biliyorum (reçel de böyle yapılıyor), asıl kıvamı çekirdekler veriyor. Bir de ayva tatlısını yaparken çok ağır ateşte pişirmeye dikkat ederseniz daha iyi kızardığını biliyorum. (cocukla.cocuk’dan tarif: http://www.cocuklacocuk.com/ayva-tatlisi)

Grip, Nezle ve Empati
Orta kulak iltihabı – yine
Çocuklarda Grip ve Nezle – Öksürük Çayı


20
Feb 10

Grip, Nezle ve Empati

Grip, nezle, soğuk algınlığı, herhangisinden olduysak artık herkesle beraber biz de hastayız şimdi. Bu akşam üzeri kafamı kaldıramaz hale gelip de yattığım 3 saatlik kötü uykudan şakaklarım ağrıdan çatlar, burnum tıkalı ama akmaz, kulağım çıtırdar, gözlerimi açamaz halde kalktım. Akşamı zor geçirdim, Ilgaz’ı banyoya sokmadan önce iki aspirin içip, buharlı bir banyo yapayım dedim. Ne kadar iyi geldiğini anlatamam. Ilgaz’ı da yanakları al al olana kadar tuttuk ısınmış banyoda. Hem kendi halimden yola çıkarak, “eskiden” hastayken kendime nasıl baktığımı hatırlayarak da gripli çocuklara nasıl daha iyi yardımcı olabileceğimizi yazayım dedim unutmadan.

  • Hergün mutlaka bol buharlı banyo yaptırmak lazım. Banyoya sokmadan önce kettle kapağı açık çalıştırılabilir banyoda. Duşakabin varsa buharı içeride tutma konusunda başarılı. Ben kendim için bir tasa sıcak suya viks de koydum ama küçük çocuklara kullanılmıyor. Çocuğa banyodan önce sıcak ıhlamur, sonrasında da su verilebilir bol bol. Banyo sırasında okyanus suyu, serum fizyolojik sıkılabilir burnuna. Küvet varsa yarıya kadar doldurulur, çocuk ağzına burnuna kaçırarak sularla oynayıp rahatlarken burnu da açılır.
  • Okyanus suyu ya da serum fizyolojiği bir seferde hızlı bir şekilde sıkmak çok rahatsız ediyor insanı. Çocuğun bu işlemden kaçmasını normal karşılamak lazım. Ama hızlı sıkınca daha iyi etki ediyor o da bir gerçek.
  • Sıkarken başı biraz geriye yatırmak lazım. Dik işe yaramıyor.
  • İnsan bazen sabah çok kötü kalkıyor. Ben geçen sabah hiç konuşamıyordum. Uyanınca hemen ılık ıhlamur, ada çayı, bol bol su vermek iyi olur. Burnu kulağı açılsın diye kucağınıza oturtup ılık bir şey içirirken kitap okuyabilirsiniz alt değiştirme, üst giydirme gibi aksiyonlara girişmeden önce. Rahatlayınca bunları yapmak daha kolay olacaktır.
  • İnsan hastayken burnu tıkanırsa koku alamıyor. Özellikle sevdiği yiyecekler tatsız geliyor, bu şekilde yemek istemiyor insan sevdiği şeyleri. Tarçınlı, karanfil gibi kokulu şeylerin tadı biraz daha iyi geliyor. Meyve istiyor bir de insanın canı.

Bu Kitubi de olmasa işim gücüm hayıflanmak olacak ama hiç değilse yazınca hem içimi döküyorum, hem de işe yarar belki diye avunuyorum.


16
Feb 10

Obezitede ‘büyükanne’ etkisi

“International Journal of Obesity dergisinde yayımlanan, 3 yaşındaki 12 bin çocuk arasında yapılan araştırmaya göre, tam gün büyük anneleri tarafından bakılan çocukların aşırı kilolu olma riski yüzde 34 daha fazla…”

Haberin tamamı için


1
Feb 10

Orta kulak iltihabı – yine

Ilgaz cumartesi gecesi, yine biz bu gribi de hafif geçirdi diye düşünürken, “kulağım ağrıyor” yakınmasıyla acile götürüldü ve bu kış ikinci kez orta kulak enfeksiyonu teşhisi kondu.


Orta kulak iltihabının belirtileri:



  • Öncesindeki 3-4 gündür öksürük ve burun akıntısı vardı.
  • Burun akıntısı artık koyu hale gelmişti, daha çok sabah öksürük ve kıvamlı burun akıntısı oluyor, gün içinde çok burnu akmıyordu.
  • Hapşırmıyordu
  • Ateşi yoktu (genelde oluyor sanırım)
  • Geceleri özellikle başı terliyordu (tabi ya burun tıkanıklığından, jetonum şimdi düştü)
  • Cumartesi uykudan uyandığında huysuzmuş (benim işim vardı, uyku saati öncesinde çıkmıştım, babasıyla kalmıştı). Sonra uzanıp başını koltuğa, yere koymaya başlamış. Sonra da babasının dizine koyup, kulağım ağrıyor demiş. Bunu söylediği noktaya kadar da epey sıkıntısı olduğunu ve konuşamayan çocuklarda başını bir yerlere yaslayıp huysuzlanma durumundan tahmin edilebileceğini düşünüyorum.

Orta kulak iltihabı neden oldu, nasıl önlenebilir?


Geçen yıl çok daha ağır gripler olduğu halde böyle bir şey olmamıştı. Bu yıl sadece iki kez hafif nezle şeklinde hastalanıp, ikisinin de peşine kulağına vurunca, doktorunu arayıp acaba bir Kulak Burun Boğaz doktoruna mı götürsek diye sordum. O da burnunu açamamışsınızdır, nezle olduğunda bol deniz suyu spreyi, zorunda kalınırsa çocuk otrivine’i sıkarak (doktor reçetesi ile ve belirli bir süre) burnunun açılması lazım dedi. Düşündüm, geçen yıl sadece oyun grubuna gidiyordu ve daha çok evde bakılıyordu. Hastalandığı zaman burnu da minik olduğundan hemen tıkanıyordu ve uyuyamıyordu. Biz resmen burnunu bütün gün okyanus suyu spreyi ile yıkıyorduk. Akşamları buharla doldurulmuş banyoda banyo yaptırıyor, bol bol sümkürmesini sağlıyorduk. Ihlamur içiriyorduk tüm gün. Bu sene okyanus suyunu sadece evde sıktık ve spreyi okula göndermedik, gerekli gibi gelmemişti. Uykusu da daha ağır olduğu için tıkalı olduğunu fark edemedik belki de. Çocuğa bakamadık özetle. Demek ki, hasta olduğunda kreşte de gün içinde sıkılması için tembihlenecek ve evde buharlı banyolara devam edilecek.


Orta kulak iltihabı ile ilgili bilgi: http://www.kbbhastanesi.com/egitimkonulari/otitismedia.htm