“Ballısın” derdik birbirimize üniversite zamanlarında. Etrafta bir tane şanslı arkadaşımız olurdu. Bunlar şanslı olduklarına kendileri de inanırlar ve başarıları şansa bağlandığında hiç alınmazlar, bilakis eğlenir gözükürlerdi. Ben de şansın devam etmesinin buna inanmalarıyla bir ilgilisi olduğunu düşünür, olayın kaynağını merak ederdim. Tanıdığım şanssız olduğunu düşünen insan örneklerine de bakarak, aşağıdaki makalenin çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Bakış açısı şanslı çocuk yetiştirmede etkili olabilir.
Şanslı olun-Şans öğrenmesi kolay bir yetenek (tercümeli özet)
………………………..
Richard Wiseman demiş ki, şanssız olduklarını düşünenler bakış açılarını değiştirerek kısmetlerini açabilirler.
10 yıl önce şansı incelemeye karar verdim. Talih kuşu, doğru zamanda doğru yerde olma gibi konuları ele aldım. Birkaç deneyden sonra nasıl olup da bazılarının diğerlerine göre daha şanslı olduklarını anladığımı düşünüyorum.
Ulusal gazetelere ilan vererek, kendilerini istikrarlı bir şekilde şanslı ya da şanssız hisseden 18 – 84 yaş aralığında geniş bir kesimden 400 denek buldum. Bunlar içinde Jessica şanslılar için bir örnek olabilir. Sevdiği bir işi ve kocası, süper iki çocuğu vardı. Geçmişe baktığında her alanda şansı yaver gitmişti. Carolyn ise klasik bir şanssızdı. Başına hep kazalar gelirdi. Ayrıca aşkta da şansı iyi gitmemişti ve hep yanlış zamanda yanlış yerde olmaktan yakınıyordu.
Bu denekler üzerinde yıllar boyunca deneyler, IQ testleri, anketler ve görüşmeler yaptım. Şanssız grubun iyi ve kötü talihlerinin gerçek nedenleri hakkında hiçbir fikirleri olmamakla birlikte, talihlerinin büyük çoğunluğunda kendi görüş ve davranışları etkiliydi. Talih kuşlarına gelince, şanslılar sıklıkla bunlarla karşılaştıkları halde, şanssızların başına hiç konmuyorlardı. Bunun şanssızların fırsatları görebilmeleriyle ilgisi olup olmadığını anlayabilmek için bir deney yaptım.
Her iki gruba da bir gazete göstererek gazetede kaç fotoğraf olduğunu saymalarını istedim. Şanssızların 2 dakikasını alan sayma işini şanslılar sadece birkaç saniyede tamamlıyordu. Çünkü, gazetenin ikinci sayfasında, “Saymayı bırak, gazetede 43 fotoğraf var” yazıyordu. Yazı kocaman puntolarla yazılmıştı ve sayfanın yarısını kaplıyordu.
Eğlence olsun diye gazetenin ortasına “Saymayı bırak. Deneyi yapana bu yazıyı gördüğünü söyle ve 250 £ kazan” yazdırmıştım. Şanssız kişiler bu fırsatı bile kaçırdılar, çünkü fotoğraf saymakla çok meşguldüler.
Kişilik testleri şanssızların daha gergin olduklarını gösteriyordu. Endişe insanların beklenmeyen şeyleri farketmesini güçleştiriyor. Yapılan bir deneyde kendilerine ortadaki bir noktayı izlemeleri söylenen deneklere ekranın köşelerinde büyük noktalar gösterildiğinde bunları fark ettiler. Ama aynı deneklere, bu noktayı izlemeleri sonucu finansal bir ödül teklif edilirse üçte birinden fazlası köşedeki büyük noktaları kaçırdılar.
Şanssız insanlar da başka bir hedefe çok fazla konsantre olduklarından iyi fırsatları kaçırıyorlar. Birini bulmak için partiye giderler, bu sırada iyi arkadaşlar bulma fırsatını kaçırırlar. Belirli bir iş için gazete ilanına bakarlar, diğer tip iş ilanlarını kaçırırlar. Şanslı kişiler daha rahat ve açıktır, böylece yalnız aradıklarından ziyade, orada ne varsa onu görürler.
Araştırmam, şanslı kişilerin 4 temel prensiple talihlerini açtıklarını ortaya çıkardı. Şans fırsatları yaratmada ve farketmede daha başarılılar, sezgilerini dinleyerek şanslı kararlar alırlar, iyi beklentilerle iyi şeyler oldurarak kendi mucizelerini gerçekleştirirler, esnek ve rahat davranışları ile kötü şansı iyiye çevirirler.
Daha sonra 1 aylık bir iyi şans okulu oluşturarak, şanlı ve şanssızlardan oluşan bir gruba, yukarıdaki konularda kendilerini geliştirebilmeleri için egzersizler verdim. Sonuçlar dramatikti. Kişilerin % 80′i kendilerini daha iyi hissediyordu, hayatlarından daha memnunlardı ve en önemlisi daha şanslılardı. Şanslılar da şanssızlar da artık daha şanslıydı. Örneğin, baştaki şanssız örneğimiz Carolyn, 3 yıldan sonra ehliyet sınavını geçmişti, artık başına sürekli kazalar gelmiyordu ve kendisine daha fazla güveniyordu.
Bu araştırmaların sonucu olarak, şansınızı en iyi hale getirmek için 3 teknikten yararlanabilirsiniz:
- Şanssız kişiler karar verirken sezgilerini izlemekte başarısızlar, diğer yandan şanslılar sezgiye daha fazla değer veriyorlar. Şanslı kişiler yalnızca mantıklarını çalıştırmak yerine, farklı seçenekler hakkında ne düşündüklerini ve hissettiklerini birarada değerlendiriyorlar. İçgüdüsel hislerin alarm zillerini çalarak kararlarını dikkatli değerlendirmeleri konusunda yardımcı olduğunu düşünüyorum.
- Şanssız kişiler rutin canlılar olmayı tercih ediyorlar. İşle ev arasında aynı rutini izleme ve partilere gittiklerinde aynı tip insanlarla konuşma eğilimindeler. Şanslı kişilerse hayatlarına çeşitlilik katmaya çalışıyorlar. Böylelikle karşılarına fırsatlar çıkma olasılığını arttırıyorlar.
- Şanslı kişiler, kötü talihlerinin de iyi yanlarını görme eğilimindeler. İşlerin nasıl daha kötü olabileceğini hayal ediyorlar. Bir görüşmede, şanslı bir aday bacağında bir yara bandı ile geldi ve merdivenlerden nasıl uçtuğunu anlattı. Ona hala şanslı hissedip hissetmediğini sordum ve neşeyle bu düşüncesinin daha da pekiştiğini anlattı. Dikkat çektiği nokta böyle bir düşüşle nasıl olup da boynunu kırmadığıydı.