emzirme


17
Dec 12

Anne Sütünün Saklanması

Anne sütünün ikinci kez ısıtılması ile ilgili araştırırken çok güzel detaylar olan bir yazıya rastladım, Anne Sütünü Güvenle Saklamak bölümünün tamamını okumanızı öneririm.

“…Anne sütünü dondurma, sellüler aktiviteyi bozar, vitamin B6 ve C’yi azaltır. Kaynatma, lipazı bozar, IgA’nın etkilerini azaltır (10). Saklama esnasında minimal proteoliz, büyük oranda da lipoliz görülür (11), artan serbest yağ asitleri de antienfektif etkiyi arttırır. Değişik saklama koşullarında anne sütünün besleyici değeri azalmadan, immünolojik özelliklerinde değişiklikler gözlenmektedir (10). Tüm bu bilgiler ışığında, anne sütünün buz dolabına konmadan 15 derecede 24 saat, 25 derecede 4-6 saat, buz dolabında (+4 derecede) 72 saat, derin dondurucuda -20 derecede 1 ay, daha uzun süreler için de -70 derecede güvenle saklanabileceği bildirilmekte ve anne sütünün daha yaygın kullanımı önerilmektedir (7,11)…”

Nurturia Shop Anne Sütü Saklama Ürünleri

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


23
Dec 10

Emzirme Reformu Mimi ve Anne Sütüne Soyut Yaklaşımlar

Evdeki hummalı oyuncak ve kitap azaltma çalışması sonrası kalanların bilançosu da dahil birçok yazı bekliyor Kitubi’de yazılmayı. Nurturia yüzünden ihmal edilen tek blogun benimki olmayışı ile avunuyorum. Emzirme Reformu mimi geldi, bekletmeyeyim dedim.

(1) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç?

Mine’nin yazdığına göre, % 1,3 ‘müş.

Amerika’da 2006’da yapılan bir çalışmaya göre (http://www.cdc.gov/breastfeeding/faq/index.htm)

  • % 73,9: en az bir kez emzirmiş
  • % 43,4: 6 aylık olduğunda hala emziriyormuş
  • % 22,7: 1 yaşında hala emziriyormuş
  • % 33,1: 3 aylık olana kadar sadece anne sütüyle beslemiş
  • % 13,6: 6 aylık olana kadar sadece anne sütüyle beslemiş

İngiltere’de 2005’te yapılan araştırma sonuçları ise böyleymiş (http://www.babyfriendly.org.uk/page.asp?page=21)

  • % 35: 1 haftalık olana kadar sadece anne sütüyle beslemiş
  • %  21: 6 haftalık olana kadar sadece anne sütüyle beslemiş
  • % 7: 4 aylık olana kadar sadece anne sütüyle beslemiş
  • % 3: 5 aylık olana kadar sadece anne sütüyle beslemiş

Aşağıdaki tablo bir OECD raporundan (http://www.oecd.org/dataoecd/30/56/43136964.pdf). Maviler 3 ay sadece, kırmızılar 4 ay sadece, yeşiller 6 ay sadece anne sütü (yürü be Macaristan).

6 ay ifadesi jenerik tabi. Bazı şeylerin kulaktan kulağa yayılması için yuvarlak ifadeler kullanılır. Örneğin 6 ay yerine benim uygulamada gözlemlediğim gibi, bebeğin kilo alımında sorun olmadığı sürece başlarda anne sütü, eğer yeterli kilo almıyorsa belirli bir aya kadar anne sütü + formül, belirli bir aydan sonra her iki durumda da ek besin+anne sütü (kimi doktora göre 6 aydan sonra esas olan ek besin, takviye anne sütüdür, kimi doktora göre 1 yaşına kadar aslolan anne sütüdür), sadece anne sütü ile beslenebilmişse bile aşağı yukarı 4-6 ay arasında bir yaşta kilo alımı zayıflarsa bu ek besinlere başlanması anlamına gelir, 6 aylık olduğunda her durumda ek besinlere geçilir ama reddediyorsa ya da bir sorun varsa ve anne sütü ile kilo alıyorsa daha uzun süre bile anne sütü ile devam edilir desek, paragrafı geri dönüp baştan okumamız gerekir değil mi? Demek istediğim şu, ilk 6 ay doktorunuz aksini söylemedikçe sadece emzirin, şüphe duymak her zaman iyidir ama doktorunuzun yaklaşımı güven verici ise o ne diyorsa onu yapın ve kendinizi eksik hissetmeyin. Bardağa her zaman dolu tarafından bakmaya çalışın. Doktorunuz 5 ay kontrolünde bebeğinizin kilo alımı az diye ek besin önerdiyse, bu ille sizin sütünüz yetmiyor diye midir? Belki de bebeğinizin barsak sistemi ortalamadan daha çabuk geliştiği için normal insan gibi beslenmeye daha erken başlamak üzere çevresine vermeye çalıştığı bir işarettir.

(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?

6 ay sadece anne sütü (5,5 aylık tattırmaya başladık) verdik. 12,5 aya kadar da katı gıdalara destek olarak emdi.

(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?

Hamilelik öncesi ücretli bir işte çalışmıyordum, dolayısıyla doğum izni gibi bir şey hak etmedim.

(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?

Bakınız 3. soru

(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?

Bakınız 3. soru

(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?

Ben bebeğimi toplum içinde emzirmek istemedim. Aslında eşim dışında herhangi birinin yanında emzirirken rahat hissetmedim. Hem benim için çok özeldi, sanki 3 kişinin sizi çok sevdiğiniz birine sarılırken izlemesi gibi rahatsız edici geldi, hem de oğlum aklına akıl düştükten itibaren her sese memeyi bırakıp döndüğü için pratikte de insan içinde emzirmek mümkün olmadı. Bu yüzden emzirme odaları olmayışından çok muzdaribim. 1 aylıkken biberonla tanıştırdım. Yanıma sağılmış süt alır, dışarıda onu verir, eve gelince yeniden sağıp yerine koyardım. Dışarıda kolaylık sağlasa da şiş, sızdıran göğüslerle ortalıkta dolaşmanın ve girer girmez sağma makinesine yapışmanın çok da pratik olduğunu söyleyemeyeceğim.

Benim gibi olanlar için; bir arkadaşım eğer ortalıkta bebeğin emmek isterse bir eczaneden rica et, kapalı odaları vardır, yardımcı olurlar demişti, hiç denk gelmedi ama bir eczacıya doğrulatmakta yarar var. Olur da eczacı yardımcı olmak istemezse insan kötü hissedebilir, buna da hazırlıklı olmak lazım sanki.

Bir de olumsuz Alışveriş Merkezi anım var konu ile ilgili. Bir gün zorunluluktan Cevahir’de 5-6 saat geçirmem gerekti. Emzirme dönemi bitmişti de, alt değiştirmek için aynı gün içinde üç  kez tuvaletin içindeki emzirme/alt değiştirme odasına gitmek zorunda kalmıştım. İlkinde oda kapısı kilitliydi, içeride emziren biri olduğunu varsaydım, uzunca beklemeden sonra içeriden bebeksiz bir bayan çıktı. Her yer ıslaktı ve içerisi nefes alınabilecek gibi değildi. İkinci gidişimde yine kapı kilitliydi ve başka bir bayanın içeride abdest almakta olduğunu fark ettim. Ama Cevahir’de abdesthane de var? Üçüncü gidişimde üçüncü bir bayanı sütyen-külot bir ayağı lavaboda bastım. Kapıyı kilitlemeyi unutmuştu. Cevahir’de abdesthane var da banyo yok tabi, onu hesaba katamadım. Tuvalet kokusunda, altı kirli, mızırdanan çocuk kucağımda geçirilmiş zamanların sıkıntısı ile alışveriş yönetimine bir şikayet yazdım ama yanıt alamadım. İyi ki emzirmek için gitmemişim oraya, çok sinirlenirdim dedim.

(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?

Doğumdan önce gerek Amerikan Hastanesi’nin doğum öncesi eğitimi sayesinde, gerekse edindiğim broşür, kitapçıklardan epey bir şey öğrenmiştim. Doğumum Amerikan Hastanesi’nde oldu ve Ilgaz’ın içtiği sütün her damlasında oradaki bebek hemşirelerinin hakkı vardır. Bence en kritik anlar şunlardı:

  • Bebek kucağıma ilk verildiği anda verdikleri tutuş desteği
  • Sütümün sadece birkaç damla geleceği ve bebeğin midesinin bir çay kaşığı kadar olduğu bilgisinin verilmesi
  • Bebek uyanık olsun ve ten teması artsın diye emzireceğim zaman bebeğin body’si hariç soyulmasının öğretilmesi
  • Bebeğin çok ağlayacağı, çok emmek isteyeceği, bu sayede sütümün çabuk geleceği bilgisi
  • Hassaslaşmış göğüs uçlarıma evden getirdiğim göğüs pedlerini koyduktan sonra, yapışmış kabukları pedlerle birlikte çekmek suretiyle ince ince kanatma başarım üzerine bebek hemşiresinin elinde bir kutu lanolin ve iki göğüs kalkanı (emzirilmediği zamanlarda takılanlardan) ile belirmesi.
  • İlk günün gündüzü güzelce emip uyuyan Ilgaz’ın gece 23 itibariyle her emip yerine koyuşumdan sonra geri ağlaması üzerine bebek odasını arayıp ama bize gaz çıkartmasını öğretmediniz dediğimde, bu kadar minik bebek gazdan ağlamaz, siz onu istediği kadar emzirin, isterse sabaha kadar yanınızda dursun denilmesi (ertesi gün saat 12’de sünnet için götürülene kadar 11 saat bana yapışık kaldı)
  • Hastaneden çıkışta doktorun göğsümü muayene etmesi, her an sütümün gelebileceği, mutlaka acil bir süt pompası edinmem, hassasiyet olduğunda önce ılık kompres yapıp sağmam, sonra soğuk kompres yapmamın tavsiye edilmesi. Bu sayede olası mastit ve bebeğin şiş göğsü kavrayamaması, emememesi olumsuzluklarının önüne geçilmesi.

(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?

Yakın çevremde beni olumsuz etkileyen hiç kimse olmadı. En başta Gökhan kapı gibi arkamdaydı. Ara ara konu komşudan ben çocuğumun niye ağladığını gayet iyi ayırt ettiğimi düşünürken, “Aç o aç, emzir!” emirleri gelirdi. Bazen gaflete düşer emzirirdim ve Ilgaz’ın derdi gaz olduğu için daha çok ağlardı. Hem onlara, hem de niye dinledim diye kendime kızardım. Bir de Ilgaz iyi kilo aldığı halde beni zayıf görüp sütün azalır diyerek pekmez içmemi, ekmek yememi tavsiye edenler olurdu. O zamanlar çok bilinçsizce gelmişti bu tavsiyeler. Şimdi düşününce belki Ilgaz açısından sorun olmadı ama ben daha enerjik olabilirdim diyorum. 6 aya kadar gündüzleri 2 saatte bir emen bir bebeğin her daim yavaş yiyen annesi olarak yeterli beslenmek için gerekli zamanı ayıramıyordum.

(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?

Emzirme reformu çok önemli çünkü sağlık bakanlığı 6 ay sadece anne sütü diye bangır bangır bağırırken bunun pratikte mümkün olabilmesi için çalışma bakanlığı’nın gerekli düzenlemeyi yapamamasını, mevcut düzenlemelerin de uygulanamamasını tutarsız buluyorum. Doğum sonrası izinleri konusunda İskandinav ülkeleri standartlarına hemen erişemeyebiliriz belki ama sırf bu tutarlılığı sağlamamız bile bizi Macaristan istatistiklerine biraz olsun yaklaştırabilir. Bir de emzirme reformunun anne sütüne somut sorunlar üzerinden, ölçülebilir ve objektif bir yaklaşımı var, bu yaklaşımı seviyorum. Mim’in altında sevmediğim soyut ve subjektif yaklaşımın örnekleri de var.

(10) Emzirme Reformu’nu web sitesinde desteklediniz mi?

Destek olmak için http://emzirmereformu.com/ adresindeki formu doldurmanız yeterli.

Emzirme konusu ile ilgili 9. maddede bahsettiğim beni huzursuz eden bazı yaklaşımlar var, epeydir bunlarla ilgili yazmak istiyorum:

  • Anne sütü çok yararlıdır, emzirmek çok güzeldir ve emzirebilmek çok kolaylıktır. Ama anne sütü kaynağının nereden geldiği belli olmayan, nasıl oluştuğu, içeriğinde neler olduğu belirsiz, akıl sır erdiremediğimiz bir kutsal sıvı değildir. Anne sütünün içeriği, vücutta nasıl üretildiği, yararları bellidir. Anne sütünün “bir damlası bile altın değerinde” katılmadığım bir ifadedir. Çocuğun “tek başına” anne sütü ile büyüyebilmesi için ihtiyacı olduğu kadar içebilmesi gerekir. Anne sütü çocuğu başına gelecek tüm kötülüklerden korumayacağı gibi, annenin çocuğa vermekle yükümlü olduğu tek şey de süt değildir.  Çocuk ile anne arasındaki ilişki emzirme ile sınırlı değildir ve hatta bence belirli bir aydan sonra konuşmak, emzirmekten daha yakındır. Çocuk için dişler de dahil tek sakinleşme yolu, tek teselli meme olmak zorunda değildir. Çocuk işinde her zaman yarar/zarar hesabı yapılması gerekir. Anne sütünün promosyonunda, “aman anne çocuğunun tüm ihtiyaçlarını bir kenara bıraksın, gerekirse tüm sosyal ilişkisi bir pompa ile olsun aylarca, yeterki o çocuk o sütü emsin” yaklaşımı varsa, bir daha durup düşünmek lazım diyorum.
  • Çocuğunu belirli bir süre emzirmiş bir annenin kendine göre nedenlerle kesmeyi düşünmesi normal bir durumdur. Burada uzaydan gelmiş muamelesi yapılacak bir şey yoktur.
  • Annelik =Emzirmek değildir. Mesleği gereği, ya da sağlık nedenleri ile emziremeyeceği önceden belirli bir kişi de, emzirmemeyi göze alarak çocuk sahibi olmayı seçebilir. Bu tek başına emzirmeyi seçmiş bir anneye göre daha az sorumluluk sahibi olduğu, ya da çocuğunun daha sağlıksız olacağı gibi anlamlara gelmemektedir.

Emzirme Reformu ile ilgili daha önce yazdığım yazı: Emzirme Reformu ve Baba Sütü 

Nurturia’daki Emzirme Reformu Grubu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


27
Sep 10

Fotoğraf sergisi

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


17
Jun 10

Emzirme Reformu ve Baba Sütü

Emzirme konusu hassas bir konu. Emzirmenin tarihçesine baktığımızda, bir dönem anne sütünün bırakılma noktasına geldiğini görüyoruz. Modern tıp kısa sürede böyle bir kaynak vücutta bedavaya üretiliyorken bunun kullanılmamasının anlamsız olduğuna uyanıyor ve bilinçlendirme çalışmaları başlıyor dünya çapında. Anne sütünde pek çok şey var, vitamin, besin, antikor, yiyeceklerin tadı.

Oksitosin de işin içine girince süte karışanların haddi hesabı yok, sevgi, mutluluk, endişeler, kaygılar, anaçlık, vicdan azabı, egolar, kompleksler, toplumsal değerler, ailevi problemler, ekonomik sorunlar, estetik kaygılar, çevresel kaygılar, önyargılar, kesin yargılar, bilimsel bilgiler, hurafeler… Bu kadar çok şeyin burnunu bebeğin yemeğine ve annenin memesine sokması pek de uygun değil.

Sadece 6 ay anne sütü deniyor. Ortalama değil, kesin. Diş çıkarma zamanına gelince her bebek farklı da anne sütü ihtiyacına gelince tüm bebekler bir mi oluyor? 5,5 ay emziren annenin doktoru katı gıdaya başlatınca sütüm yetmedi diye vicdan azabı çekiyor. Emziremeyen bir anne kendisini yetersiz hissediyor.

Yine de orta yolu bulmaya daha çok yolumuz var

Kimi annelerin çok üzülmesine yol açan bu parazitlere ne kadar kızsam da, bangır bangır bağırmaya devam etmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. “6 ay sadece” diyerek daha somut oluyorsa da öyle olsun. Ancak sağlık bakanlığı bir sivil toplum örgütü gibi duyuru ile yetinmesin, uygulamayı düzenletsin. Bir bizim emziremeyen, 6 ayı tamamlayamayan canım annelerin üzülmesine yol açtığı ile kalmasın. Uygulama net olsun ki, işyerinde süt sağan anne garipsenmesin, süt iznini kullanan anne felekten bir saat çalıyormuş muamelesi görmesin.

Çalışan Gebe ve Blogcu Anne‘nin öncü olduğu emzirme reformunu okuyabilirsiniz.

Mevcut haklarımızı bilelim, talep edelim: Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik

Memur yasasında olumlu yönde değişiklikler oluyor eş zamanlı olarak. Darısı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun başına.

…Babaya da ‘doğum izni’
Hayati Yazıcı, ‘657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’ hakkında bilgi verdi. Yeni tasarıya göre, kadın memurlara, hamileliklerinin 24’ncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki 1 yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemeyecek. Kadın memurlar, çocukların bakımı için en kritik dönemi teşkil eden 0-2 yaş döneminde 24 aya kadar aylıksız izin alabilecek. Annenin bu izni kullanamaması durumunda aynı izni memur baba kullanabilecek. Erkek memura eşinin doğum yapması nedeniyle verilen 3 günlük babalık izni 10 güne çıkarılacak. Doğum esnasında veya doğumdan sonra annenin ölümü durumunda, çocuğun bakımı ile ilgilenmesi amacıyla memur olan babaya anne için ön görülen süreler kadar ücretli ve ücretsiz izin verilebilecek..
.”

Baba Sütü

Doğum ve süt izninin eksikliği yanında çocuk bakımını emzirmekle sınırlı gören, çocukların babasının olmadığını varsayan, ya da babanın çocuk bakımında hiçbir yerinin olmadığını temsil eden iş yasamızın acilen değişmesi gerekli. Anne sütüne göre daha zor olabilir ama, babanın çocuğun hayatında önemli olduğunun, babanın bakıma “oynamak” dışında aktif katılımının çocuğa ne kadar yararlı olduğunun da araştırmalarla gösterilmesi lazım. Babalar günü yaklaşırken, çocuklarımız için daha fazla “Baba Sütü” istiyorum.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


1
Oct 09

En çok kullandığım 5 ürün – 3-6 ay

En çok kullandığım Ürünler Serisinde:
En çok kullandığım 5 ürün – 24-36 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 18-24 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 12-18 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 9-12 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 6-9 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 3-6 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 0-3 ay
En çok kullandığım 5 ürün – Hamilelik

3-6 ay gelişim döneminde en çok kullandığım 5 ürün:

Bebek arabası, ana kucağı: Inglesina Zippy travel system (bizdeki 2006 modeliydi, o zaman daha isofix’li baza yoktu). Yalnız bu dönem için değil, her dönem severek kullandığımız ürün. Parası son kuruşuna kadar helal olsun.

Süt sağma pompası: Medela Pilli ve Elektrikli Süt Pompası. Ilgaz 3,5 aylıkken, sütüm bir anda azaldı. Ilgaz da çok sık emmek istiyordu. Sütüm azaldı yetmiyor diye panikle sağmaya başladım. Muhtemelen bir büyüme atağı idi yalnızca. Sonra da sağdığım için arttığına hükmettim, belki de sadece çocuk sık emdiği için artmıştı. Geceleri de kesintisiz uyumaya başlayınca, bütün gece emmiyor, ya kesilirse diye paranoya yapıp her gece yatmadan önce sağdım. Halbuki Ilgaz 6 aylık olup katı gıdaya başlayana kadar, gündüzleri her 2 saatin yarım saatini emerek geçirdiği için, muhtemelen gerekli pompalamayı kendisi yapıyordu. Sağmasam süt yerinde durur muydu asla bilemeyeceğiz. Ama daha az endişelenip, sağma ile geçirdiğim vakitte uyusaydım, bunun süte faydası olurdu, bundan eminim. Neyse uzatmayalım, işte bu stresle 3-6 ay arasında oldukça sık kullandım pompamı. Pratik, kullanışlı, ekonomik bir pompa. Sonradan sterilize edilen parçaları yedeklemek için el pompası olandan da edindim bir tane. Yalnız tıbbi bir sorun yüzünden doktor önerisi ile süt arttırmak için pompa gerekliyse, yetersiz kalacak bir pompa olduğunu düşünüyorum. Ama fazla sütü sağmak, bebeğin yanında olmadığınızda şişen göğüsteki sütü almak için gayet başarılıdır.

Süt Arttırıcı Çay: Humana Still Tea. Çemen otu içerir, buna rağmen tadı güzeldir. Yalnız 3 ay boyunca Gökhan’ın benden uzak durması ve Ilgaz’ın bir garip kokmasının sorumlusudur 🙂 Süte de gerçekten yaradığını düşünüyorum. Plasebo da olabilir tabi.

Süt Saklama Poşeti: Yine sevdiğimiz poşet Medela’dır. El emeği, göz nuru, sağıp sağıp buzluğa attığım poşetler dolusu sütler, Ilgaz 6 aylıkken ilk çalışma girişimimde Ilgaz’a bakması için ayarladığımız teyze tarafından, kolay uyusun diye biberonla dayanmak suretiyle, 3-5 günde bitirilmişlerdir. Akşam döndüğümde Ilgaz superfresh sütlerden tok olduğundan emmemesi, gündüz doğru düzgün sağacak ortam bulamamam, peşine Gökhan’ın apandisit ameliyatı, sonra da katı gıdalar tatlı gelip Ilgaz’ın gündüz emmeyi bırakması derken sütler bu sefer gerçekten suyunu çekerek, 8-9 ay civarında aperatif miktarına inmiştir.

Yerde Yatan Bebek Oyuncağı: Nam-ı diğer Babygym. Resimdeki. Ilgaz 3 aylıkken, Ilgaz’ı, onu görmeye gelmiş olan halası ve kuzenimiz Ece’yi de kendimle birlikte maceraya sürükleyerek Eminönüne götürerek almıştım. Eski alışkanlıklar. Eminönü oyuncakçıları sevdası. Bu tecrübeden sonra, her şeyi, fiyat, çeşit, kampanya promosyon takılmadan, en kolay ulaşabildiğim yerden alıyorum 🙂 Neyse sonuçta oyuncaktan memnunuz, bütün büyük oyuncakçılarda vardır, Eminönüne gitmeye gerek yok.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


27
Sep 09

En çok kullandığım 5 ürün – 0-3 ay

En çok kullandığım Ürünler Serisinde:
En çok kullandığım 5 ürün – 24-36 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 18-24 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 12-18 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 9-12 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 6-9 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 3-6 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 0-3 ay
En çok kullandığım 5 ürün – Hamilelik

Doğumdan sonra ilk 3 ayda en çok kullandığım 5 ürün:

Göğüs Ucu Koruyucu: Medela Anatomik Göğüs Koruyucu Diğer yazının yorumunda Münevver Hanım’ın belirttiği gibi, göğüs ucunuz hassassa, Lansinoh üstü göğüs pedi insanı mahvediyor. İlk 10 günde ve zaman zaman göğsümde şişlik olduğunda da bu kalkanlardan kullandım.

Göğüs Ucu Çatlak Kremi: Lansinoh Lanolin kremini yine ilk 10 günde yoğun olarak kullandım. Fazlasını silmek için daha çok rahatsız olmayayım diye elimde yumuşatarak azar azar kullandım. Kalanını böyle değerlendirdim.

Göğüs Pedi: Lansinoh Tek kullanımlık Göğüs Pedi. Çok marka denedim, en çok bunun fiyat performansından memnun kaldım.

Uyku Oyuncağı: Playskool Ninnili Uyku Arkadaşım. Ninni söylemeye enerjim kalmamış. Buna basar, yan yatırır yanına koyar, beşiğinde uyutmaya çalışırdık. Müzikleri bana lohusa depresyonu yapardı. Ilgaz bebekten sıkılınca Gökhan gelir, nını nıy, nını nıy diye, aynı şarkıları kendisi bıdırdanırdı.

Alt Değiştirme Pedi: Arkadaşım İdil, kızı Yasemin’in küçükken kullandığı Mothercare alt değiştirme süngerini havluları ile birlikte vermişti. Gazını da çıkartma amacıyla, altını çok açık tuttuğum için, bunun üzerinde çok vakit geçirdi. Üzerinde tepine tepine kaç senelik malzemeye son nefesini verdirdi. Ablam da ilk başta İkea’dan şişme olanlardan almıştı, Tan altını değiştirirken çok ağlıyordu. Annemin acaba sert mi geliyor düşüncesi ile buna benzer bir tane almasıyla ağlama problemi çözüldü.

Güncelleme: Balcamisis de ilk 3 ayda kullandığı ürünleri bu yazıda yazmış: http://balcamisis.blogspot.com/2009/10/ilk-3-ayda-en-sevdigim-seyler.html

Siz de yazıp yorumlara link’ini bırakabilirsiniz. Bir çeşit doğal MİM oldu.

Nurturia’da bebek bezi ile ilgili tavsiye ve ürün yorumları

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


16
Jun 09

Büyüyen bebekler, büyüme hormonu (BH) ve büyüme atakları

Tan yaklaşık 2 haftalıkken bir türlü  mememden inmeyip sürekli emmek istediğinde öğrendim “büyüme atağı” tanımlamasını. Bendeki telaşı siz düşünün ey anneler! “Sütüm mü yetmiyor acaba, yok ben bu annelik işini kıvıramıyorum” ile başlayan, lohusa depresyonumun da etkisiyle ağlama krizlerine varan panik hali.

Oysa oğlum artan büyüme hormonunun etkisiyle hızlı büyüme evresine geçerek, sürekli emip, hem büyümek hem de benim sütümü çoğaltmak istiyormuş. Bu büyüme ataklarının bir tanesine de Tan 9. ayına girerken, bir hafta önce 4 gün süren bir uykusuzluk evresi ile yaşadım.

İnternette yaptığım araştırmaya göre büyüme, en başta beyindeki hipofiz bezi tarafından salgılanan  büyüme hormonu (BH), triod ve cinsiyet hormonu ile sağlanıyor. BH, bebeklerde 0-1,5 yaş arasında özellikle geceleri salgılanırken, belirli haftalarda salınımını artırıyor ve bebeklerde huzursuzluklara, özellikle geceleri sık uyanmalara neden oluyor. Fakat nedense doktorlar bu son derece önemli konuyu anne ve babalarla yeterince paylaşma gereği duymuyorlar. Bence bebek daha ilk rutin kontrolüne götürüldüğünde anlatılması gereken en önemli konu başlığı.  Almanya’da bebekleri yeni doğan ebeveynlerden, yalnızca bu konuda yazılan Oje, ich wachse adlı kitabı okumaları isteniyormuş. (Yazarlar: Hetty Ven de Rijt ve Frans X. Plooji. Almancası olan arkadaşlar belki ilgilenir ve kitabı bulurlar diye düşündüm)

BH, kan şekerini yükseltirken, vücuttaki yağ yıkımını artırıyor, kolestorol ve trigliseridi azaltıyor, protein sentezi ve hücre yapımını uyarıyor. En önemli etkisi kemik ve kıkırdak yapı üzerinde, yani boy uzamasında görülüyor. Bebeklerin yaşadığı değişimi bir düşünsenize. Hiç de kolay bir iş değil yaşadıkları.  4000 vakada bir görülen BH eksikliğinde ise boyda kısalık, beyinde hastalıklar, yüzde şekil bozuklukları gibi istemediğimiz sonuçlar doğurabiliyor.

İnternette bir doktor, “Bir gece yatıyorsunuz ve sabah kalktığınızda uçtuğunuzu görüyorsunuz. İşte bebeğinizin yaşadığı değişimde böyle bir şey” diye anlatıyor.
Gerçekten de  birkaç gün önce deyim yerindeyse “labut gibi yatan” bebeğiniz bir bakıyorsunuz gülümsüyor ya da emeklemeye çalışıyor.

Bebekler ilk 20 ayda 10 adet büyüme atağı geçiriyor, bu ataklar bebeğine göre  değişecek şekilde  5, 8, 12, 19, 26, 37, 46 ve 55. haftalarda görülüyor.  Bu dönemlerde bebeklere sakin, sevecen, taleplerini karşılayacak şekilde yaklaşılması  önerilirken, bebekteki huzursuzluklar nedeniyle “büyüme geriliği” diye adlandırılan ve yalnızca birkaç gün süren bu günlerde anne ile babalara paniğe kapılmamaları öneriliyor.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


26
May 09

Bebeğimin ne kadar anne sütüne ihtiyacı var?

Katı gıdalara geçişi tamamlamadan işe başlamayı planlayan her annenin en önemli derdidir, bebeğim ne kadar anne sütü içiyor, ne kadar sağmalıyım, sağdığım yetecek mi? Nihan ve diğer katı gıdalara geçecek annelere yardımcı olmak için yazdığım Ben ettim, siz etmeyin – bebek ve çocuklara yemek yedirmek yazısının yorumlarında Hande süper faydalı önerilerde bulunmuş. Yorumlarda kaynamasın diye ayrı bir yazı olarak da ekleyeyim dedim. Yazıları okurken yorumları takip etmeyi ve vakit buldukça siz de yazmayı ihmal etmeyin.

“…Ben işe başladığımda Can  tam 4 aylıktı ve sadece anne sütüyle besleniyordu. Ben inanılmaz strese girmiştim. İnternetten 4 aylık bebek kac cc anne sütü emer diye araştırmalar bile yapıyordum. Doymazsa diye uykularım kaçıyor ve buzluğa sürekli biriktiriyordum sütümü.

İşe başladığımın ilk haftası stresten aniden sütüm azaldı neredeyse tamamen kesildi. Ben de öğle araları eve gidip emzirmeye başladım benim moralim yükseldikçe sütüm de yeniden arttı. Can 5 aylık olduğında düzenimizi kurmuştuk. Hatırladığım kadarıyla ilk zamanlarda ben evde yokken 360cc süt içiyordu. Sabah saat 7-7.30 civarı emzirip çıkıyordum, saat 10 – 12 ve 4’de olmak üzere yaklaşık 400-460 cc süt sağıyordum. 6’da eve vardığımda Can çok acıkmış oluyordu ve emiyordu. Eğer gecikecek olursam bakıcımız 20-40cc kadar süt ısıtıp Can iyice acıkıp bağırmaya başlamadan önce içiriyordu çünkü iyice acıkırsa 40cc ile oyalamak zor oluyordu. 6. aydan sonra artık hem benim sütüm 360cclere geriledi hem de Can’ın ihtiyacı 420-450cclere çıktı. O dönemde de buzluktaki sütler imdadımıza yetişti. Buzluktaki sütleri yaklaşık  9.aya kadar kullandık (tahminen 2 litre civarında birikmiş vardı) derken benim sütüm günde 150 cclere kadar düştü ama Can artık her şeyden yediği için günde sadece 1 sefer uyku öncesi içiyordu ve o da ona yetiyordu. 1 yaş sonrası sağmayı bıraktım ve can hala emiyor (yarın 15 aylık). Gündüz 1 bardak inek sütü içiyor, akşamüstü ve sabah meme keyfi yapıyor. Yalnızca 10. aydan sonra doktorumuzun uyarısı üzerine gece uyanmalarında mecbur kalmadıkça meme vermemeye başladım. Yoksa büyüdükçe daha sık uyanıp sürekli emmek istiyorlar ve memede uyumak gibi bir alışkanlık ediniyorlar. Bu da çalışan bir anne için oldukça zor oluyor.

Biz 6. ay katı gıdaya geçtik ama Can’ın katıları kabullenmesi 8. ayı buldu. Yavaş fakat iyi ilerledik. Sakın yemiyor diye endişelenme. Damla çok güzel öneriler yazmış bunları takip edersen zamanla harika yiyen bir çocuğa sahip oluyorsun. Aklıma gelenler:

  1. Gün içerisinde sağdığım sütlere numara veriyordum böylece ilk sağdığımı ilk içiriyorlardı ertesi gün.
  2. Yanımda bir buz çantası taşıyordum, yolculukta sütler bozulmasın diye (çabuk bozulmuyorlar 6 saat oda sıcaklığında 24 saat buzdolabında 6 ay derin dondurucuda tutabiliyorsun)
  3. Eğer o gün normal ihtiyaçtan fazla sağdıysam 20cc bile olsa o fazlalığı hemen buzluğa koyuyordum acil durumlar için.
  4. Katı gıdalara geçişte biraz sabırlı olup ne yediğini bulmak değil, yedirmen gerekeni hergün bebeğin önüne koymak 1 kaşık ya da 10 kaşık ne yerse zorlamadan yavaş yavaş alıştırmak bizim işimize yaradı. 6. ayda Can’ın önüne hergün kuşlukta meyve püresi ikindi yoğurt koyuyorduk ilk 2 hafta ikisinden de ancak 1’er kaşık yedirebiliyorduk. 2.haftadan sonra yoğurdu yemeye başladı 7. ayın başında bir oturuşta 1 kaseyi yer oldu ancak 8. ayda ancak meyve yemeye başladı. Hiç zorlamadık ama hergün ikram ettik. Her gıdayı aşama aşama aynı şekilde tanıttık. 9. aydan sonra her şeyi yemeye başladı.
  5. Damla’nın önerilerini oku yemek düzeni, bebek bakımı, beslenmesi ve çalışan annelere notları v.s. ve bunları kendi düzenine göre adapte et 🙂
  6. Süt sağarken sütün gelişi durduktan bir süre sonra tekrar süt gelmeye başlayacaktır sağmaya devam et. Her göğüse hiç olmazsa 8-10 dk ayır.
  7. Evde küçük bir paket mama bulundur acil durum için. Arada bir mama içmesi dünyanın sonu değil tam tersine senin biraz rahat nefes almanı sağlayabilir.
  8. Eve geldiğimde eğer Can emmek istemezse de mutlaka süt sağdım yoksa süt gerilemeye başlıyor.

…”

Hande’ye süper önerileri için tekrar teşekkür ediyor, diğer annelerin önerilerini de bekliyorum.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


23
Mar 09

Anne Sütü Mucizesi

Bu Kitubi’nin sırtı yere gelmez. Bu yazı da gazeteci eniştem ve Tan’ın babası Osman’dan.

————–

Anne Sütü Tam Bir Mucize
Anne sütü tam bir mucize. Hele “ağız” da denilen ilk süt mucize ötesi. Tan’ın doğduğu Hacettepe “bebek dostu” ve bunun gereğini duvarlarındaki anne sütünün önemini anlatan uyarı ve bilgilendirme afişleriyle yerine getiriyor. Ancak, sanırım personelin eğitimi ve sorumlu davranmalarını sağlama konusunda yaptırım yetersizliği söz konusu. İnsanımızın genel zaaflarından biri olan “durumu kurtarma” hali burada da mevcut. Anne sütünün hele doğum sonrası ilk sütün önemi konusunda teorik eğitim alan “bilinçli” personel, ağlayan, annesinin de yakınmalarına yolaçan yenidoğanı susturmanın yolu olarak yapmaması gereken şeye, yani mama hatta şekerli suya sarılıyor. Hem de sırf o an için yaşanan ağlama sorunundan ve buna bağlı yakınmalardan kurtalmak için. Kurumlar bir yana sonuçta işi yapan insan. Eğitim vermek, afiş asmak yetmiyor, personelin bilinçli ve sorumlu davranmasını da sağlamak lazım. En ummadık hastanede karşımıza çıkan bu sorumsuz davranış, zor durumdaki pek çok annenin yanılmasına ve dünyaya gözlerini açmaya çalışan bebeciklerin o mucizevi anne sütünden mahrum kalmasına neden olabiliyor.
Anne sütü mucize deniyor ya. Bu “mucize” sözcüğü biraz klişe gibi görünebilir ancak gerçekten henüz izah edilemeyen, tıbbın kodlarını çözmeye çalıştığı büyük bir mucize söz konusu. İşte bu konuda sadece 2 dakikalık bir araştırmayla bulunan bazı gazete haberleri:

Anne sütünde mucize

Anne sütüyle bir ay ve daha uzun süreli beslenmenin hem gıda alerjileri hem de solunum yolunda ortaya çıkan alerjilere karşı koruyucu olduğu bildirildi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve beslenme uzmanı Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, yaptığı açıklamada, doğumdan hemen sonra annenin bebeğine verdiği ilk sütün birçok yönden faydası olduğunu söyledi.

Her bebek için en ideal besinin anne sütü olduğunu, bebeğe ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğini belirten Elmacıoğlu, anne sütünün bağışıklık sistemini koruyucu etkisi olduğunu bildirdi.

Anne sütünün içerdiği bazı enzimlerle bebeğin daha kolay hazmetmesini sağladığı gibi birçok hastalığı engellediğini belirten Elmacıoğlu, şöyle konuştu:
“Anne sütü bebeklerin koruyucu kalkanıdır. Bu nedenle ilk süt bebeğe mutlaka verilmelidir. Mamalarda bağışıklık sistemine ait hiçbir madde bulunmaz. Ama anne sütü birçok ilaçtan daha güçlüdür. Çünkü içerdiği bazı enzimlerle bebeğin daha kolay hazmetmesini sağlar, birçok hastalığı da engeller. Bu kapsamda anne sütüyle bir ay ve daha uzun süreli beslenme hem gıda alerjileri hem de solunum yolunda ortaya çıkan alerjilere karşı koruyucudur.”

Anne sütüyle beslenmenin bebeğin sağlığı açısından yararlarının yanı sıra aile bütçesine katkı sağladığının bilindiğini ifade eden Elmacıoğlu, “Endonezya’da yapılan bir çalışmaya göre, anne sütüyle beslenme oranının yüzde 25 azalması halinde bütçeye yaklaşık 50 milyon dolar düzeyinde ek yük biniyor. Önüne geçtiği hastalıklar da hesaplandığında anne sütünün bu anlamda da son derece önemli olduğu görülmektedir” dedi. Doç. Dr. Elmacıoğlu, anne sütünün özellikle hasta bebekler için en ideal besin kaynağı olduğunu sözlerine ekledi.

Süt gelmiyor diye hemen mama
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, kolon kanserinin, Türkiye’de öldüren 3-4 kanser çeşidinden biri olduğunu söyledi.
Tuncer, “Bu tip sindirim sistemi kanserlerinin ilk taşı, daha doğarken konuluyor. Maalesef özellikle özel hastanelerde doğan çocukların yüzde 100’ü, o ilk kanseri önleyici sindirim sistemindeki bağışıklığı hemen kuran annenin ilk sütünü alamıyor. Çünkü annenin sütü gelmiyor diye hemen çocuğa mama veriliyor” dedi.

Prof. Dr. Tuncer, çocuklarda “Kolik” denilen yaygın görülen karın ağrısına karşı piyasada tamamı Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatsız, sadece Tarım ve Köyişleri Bakanlığı onaylı çok sayıda ilaç bulunduğuna dikkat çekerek, ailelerin bu tür ilaçları kullanmaması gerektiğini belirtti.

Ağrının nedeni ve rahatsızlığın gerçekten “Kolik” olup olmadığının araştırılması gerektiğini kaydeden Tuncer, şöyle devam etti:
“Bu ilaçların kullanımı ile sindirim sistemi kanserlerinin ilk riski verilmiş oluyor. Çünkü bu ilaçların çoğu barsak gerilmelerini durdurmak ve yavaşlatmak üzere kurgulanmış. Bu ilaçlar bir süre sonra kronik kabızlık nedeni oluyor. Türkiye’de sadece kabızlık nedeniyle kakasını kaçıran bu derece ağır kabızlık çeken 50 bin çocuğumuz var. Sadece kabız olan hastaların ömür boyunca hem kalın barsak, hem sindirim sistemi kanserine yakalanma riski çok yüksek. Yani çocuğu kanser riskinden korumak için anne sütünden azami yararlanmasını sağlamak ve olur olmaz ilaçları kullanmamak gerekir.”

Anne sütü kanseri önlüyor
İsveç’in Lundh Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, anne sütünün içerisinde bulunan “Provades” kodlu proteinin kanserli hücreleri iyileştirirken, yan dokulara da hiç bir şekilde zarar vermediğini ortaya koydu.

Araştırmanın cilt kanseri olan 40 hasta üzerinde uygulandığı 2 yıl sonra hastalıktan eser kalmadığı tespit edildi. Aynı araştırma çerçevesinde sidik torbasında kanser hücreleri olan hastalardaki araştırmada da aynı olumlu sonuçların alındığı bildirildi.

İsveçli araştırmacılar, anne sütündeki “Provades” adlı protein sayesinde kanser ile mücadelede yeni bir çıkış yolu bulduklarını belirttiler. Araştırmacı Catharina Svanberg, “Hamlet” adını verdikleri araştırmalarının hayvanlar üzerindeki beyin kanserinde de başarılı sonuçlar verdiklerini kaydettiler. Araştırmacılar, anne sütünde elde ettikleri ve “Hamlet” adını verdikleri proteinin beyin, cilt ve boğaz kanserinde etkili sonuçlar verdiğini tespit ettiklerini açıkladılar.

——————-

Sevgili Aydoğan ailesine teşekkürlerimi sunuyorum 🙂

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


20
Mar 09

Siz bakmayın onlara emzirin anneler!

Şimdi ne demek bu demeyin,anlatacağım. Tan’ı doğurmadan kısa bir süre önce emzirme konusunu o kadar kafama takmış, o kadar çok yazı okumuştum ki bir süre sonra rüyalarımda sürekli bebeğimi emziremediğimi görmeye başladım.  Rüyam, Hacettepe Üniversitesi Hastanesinin kadın doğum bölümündeki birkaç hemşire sayesinde neredeyse gerçek olacaktı.

“Bebek Dostu” bir hastanede doğum yapmak hem anne hem de bebek için son derece önemli. Bebek, doğduktan çok kısa bir süre sonra annenin yanına getiriliyor ve bir daha da hastaneden çıkana kadar tabiki önemli bir sağlık sorunu oluşmamışsa alınmıyor. En birinci hedef, bebeğin anneyi emmesini sağlamak, mümkün olduğunca mama verilmesinin önüne geçmek. Hacettepe Üniversitesi hastanesi de bebek dostu bir hastane. Kadın doğum bölümünün duvarlarında emzirmenin önemini anlatan yazılar var, bunların hepsi çok güzel de peki ama bana denk gelen hemşiler niye “bebek dostu” değil anlayamadım.

Hala sadede gelemedim biliyorum, toparlayacağım.  Tan’ı 14 Eylül sabahı Hacettepe’de doğurdum. Sezaryen olduğum için ben ayıldıktan 2 saat sonra yanıma getirildi ve oğlum mememe konur konmaz sanki kırk yıldır emiyormuş gibi hemen memeyi çekmeye başladı. Ameliyatlı olmama karşın, Tan’ı her ağladığında emzirmek için çok uğraştım. Fakat yanıma gelen hemşireler daha ilk günden “Aç bu bebek, kan şekeri düşebilir. İsterseniz mama verelim” diye sık sık  ikna etmeye çalıştılar. Cahil biri olsanız, ya da bilmiyorum çok endişeli bir anne iseniz, ya da yeni doğum yapmanın heyecanı ile, hemşilere kanıp bebeğinize mama verilmesine izin verebilirsiniz. Oysa, ne kadar çok emzirirseniz o kadar çok artırıyor anne sütü bebek yeni doğduğunda. Onun sık ağlamasının da amacı bu bence.

Ben de baktımki olmuyor, 2. gün Tan’ı kontrole gelen çocuk doktoruna hemşireleri şikayet ettim. Doktor çok şaşırdı. “Emzirmeniz gayet iyi, hangi hemşire size bunu önerdi” dedi ve böylece “bebek acıktı mama verelim” önerilerinin arkası kesildi.

Yeni doğum yapacak annelere önerim, hastanede bebeklerini sık sık emzirmeleri ve bu tür önerilere aldırış etmemeleri. Sık emzirmek ayrıca bebeği sarılıktan da koruyor.  Tabi süt olmayabilir de. Bebeklerini mamayla büyüten  bir sürü anne var. Olmayınca yapacak  bir şey yok ama ilk bir kaç gün emzirmek için çabalamak, hem sizi hem de bebeği bu duruma alıştırmak yapılabileceklerin en iyisi…

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.