Evrenin yazıları


30
Jan 10

Osman’ı yaşatabilir miyiz? – Evren’den

Olayın siyasi boyutuna girmeden yazmaya çalıştım bu yazıyı.

Hepimiz basından takip ediyoruz, Tekel işçileri özlük haklarına kavuşmak istedikleri için başlattıkları eylemi, 47 gündür sürdürüyor. Gece gündüz Ankara’nın soğuğunda eylemlerine büyük bir sabırla devam ediyorlar. Türkiye’de uzun zamandır direnişin bu kadar uzun sürdürüldüğü bir işçi eylemi olmamıştı sanırım.

Günler geçtikçe eyleme katılanların özel hayatları da evlerimize dahil oluyor, insanın içini burkuyor. Hele bir tanesi var ki dayanabilmek gerçekten olanaklı değil. Türk-İş Genel Merkezi önünde süren eyleme katılan Hüseyin Arslan, talasemi (Akdeniz anemisi) hastası olan kızını kaybetti, cenazesini Batman’da defnetti ve Ankara’ya eylemine kaldığı yerden devam etmek için geri döndü. Kendisine büyük bir saygı duyuyorum, aynı şeyi kendim yapabilir miydim bilmiyorum. Gazetelerdeki fotoğraflarına bakıyorum, gözlerde büyük bir acı, ama onurlu duruş sürüyor.

Ne yazık ki Arslan ailesi maddi olanaksızlıklar yüzünden oğulları Osman’ı da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Tekel işçileri Osman Arslan’ı yaşatmak için kampanya başlattı. Yardım etmek isteyenler bağışlarını Vakıfbank’ın Batman şubesinde açılan ”00158007282394151” no’lu hesaba yatırabiliyor.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


13
Nov 09

Sezaryen ile Doğum Oranı Artıyor

Konu sıcakken, yeni gelmiş bir haberi paylaşmak istedim:

“VAN (A.A) – 12.11.2009 – Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabahat Tezcan, Türkiye’deki sezaryen ile doğum oranının son 5 yılda 16 puan yükselerek, yüzde 75’in üzerinde artış gösterdiğini belirtti. Tezcan , “Anne ya da bebek sağlığı tehlikede olmadığı sürece, sezaryen ile doğumun anne ve bebek için zararı var. Bu nedenle bunu hiçbir zaman önermiyoruz” dedi.

Tezcan, 2008’de 10 bin 525 kişi ve 15-49 yaş arası 7 bin 405 evli kadınla görüşüldüğünü vurgulayarak, amaçlarının kadınların doğurganlık düzeyi ve doğurganlıktaki değişimler, bebek ve çocuk ölümlülüğü, aile planlaması, anne ve çocuk sağlığı ile beslenme konularında güncel ve güvenilir bilgi üretmek olduğunu ifade etti.
Tezcan, Sezaryen ile doğumun tüm dünya ülkelerinde kabul görmemesine rağmen ülkemizde her yıl biraz daha artış gösterdiğini anlatarak, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yüzde 12 ile 15 oranında kabul edilen sezaryen ile doğumun, Türkiye’de şu anda yüzde 37 olduğunu ifade etti.

Tezcan, sezaryen ile doğumun doktorlar tarafından tavsiye edilmediği halde kadınların isteğine bağlı olarak gerçekleştiğini bildirerek, şunları kaydetti:
”Sezaryen ile doğum oranı, özellikle kentlerde yaşayan öğrenim durumu yüksek kadınlar ile refah düzeyi daha fazla olan ailelerde çok yüksek. Sezaryen ile doğum hızı eğitim ve refah düzeyiyle birlikte artmaktadır. En yüksek eğitim ve refah düzeyinde yüzde 60 veya üzeri olan sezaryen oranı, en düşük eğitim ve refah düzeyinde sezaryenle gerçekleşen doğumların üç katından daha fazladır. Bu çok fazla arzu etmediğimiz bir yöntem. Fakat annelerin doğumdan çekinmesi, bir takım korkularının olması sezaryen ile doğumu tetikliyor.Bunun önüne geçilmesi için bakanlık düzeyinde bir çalışma yapılması gerekiyor” dedi.  ”

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


14
Aug 09

Ayk Budur

Ayk, emzirmek uğruna anestesi olmadan hortum yutmaktır!

Kendimi bildim bileli midemle ilgili sıkıntılar yaşıyorum. Tan doğduktan sonra da zaman zaman sinyal veren midemi “geçer geçer” diye önemsemedim. En sonunda çarşamba gecesi inanılmaz bir mide ağrısıyla uyandım, ertesi gün soluğu hemen doktorda aldım.

Doktor, gastroskopi-özofagoskopi (türkçesi mideye hortumla bakılması) yapılmasını istedi. Anestesi ile yapıldığını, bir sıkıntı yaratmayacağını söyledi. İyi de dedim doktorcuğum, ben bebek emziriyorum. Kaç aylık diye sordu, “11 aylık” dedim. Şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra, “Ben de küçük sandım, 4-5 saat ya da bir gün emmese hiç bir şey olmaz. Ama sen bilirsin” dedi.

Gastroskopiyi yaptırmamak için türlü bahaneler uydursam da midemin ağrısı geçmeyince dün güzelce teslim oldum. İşlem başlamadan önce hemşireye “Ben bebek emziriyorum” deyince, “Ben olsam anestesi yaptırmam. 10 dakikalık bir şey için iki-üç defa sütünüzü sağmanız gerekir. Bir gece de emzirmemelisiniz” dedi.

Sağma işi güzel ama benim göğsümden sağınca süt çıkmıyor ki. Bir yiğitlik yapmaya ve hemşireyi dinlemeye karar verdim. Üniversiteye başladığımda Ankara’da özel bir  muayenede çok ilkel koşullarda anestesi olmadan gastroskopi yaptırmıştım. Bu kötü tecrübeye rağmen, hemşilerin de desteğiyle 10 dakikada bir kez daha hortumu ayık olarak yuttum.

“Anne olmasan ve emzirmesen böyle bir şey yapmaz, şimdi mışıl mışıl uyurdun değil mi” dediler. Ne diyeyim, “Ayk Budur” dedim 🙂

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


5
Aug 09

Arkaya Bakan Mutlu ve Güvenli Bebekler

Tan Besafe İzi Combi X2’sinde mutlu görünüyor değil mi? Osman, Evren ve Tan koltuktan çok memnun olduklarını belirttiler, kazasız belasız yolculuklar dileriz onlar için 🙂

Koltuğun satıldığı web sitesi adresini verirken gözlerimin yaşardığını belirtmeliyim, evet kanlı canlı bir web sitesinde satılıyor, fiyatı var, fotoğrafı var her şeyi var, inanılmaz, işte adresi:

(adresi kaldırdım, çünkü satmıyorlar artık 🙁 )

Satanları da, araştırıp bulup, alanları da, ayrı ayrı kutluyorum.

BeSafe İzi Combi X3 İsofixli  Oto Koltuğu fiyatları ve satın alma

Geriye Dönük Koltuk Sevenler Dayanışma Grubu

 

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


16
Jun 09

Büyüyen bebekler, büyüme hormonu (BH) ve büyüme atakları

Tan yaklaşık 2 haftalıkken bir türlü  mememden inmeyip sürekli emmek istediğinde öğrendim “büyüme atağı” tanımlamasını. Bendeki telaşı siz düşünün ey anneler! “Sütüm mü yetmiyor acaba, yok ben bu annelik işini kıvıramıyorum” ile başlayan, lohusa depresyonumun da etkisiyle ağlama krizlerine varan panik hali.

Oysa oğlum artan büyüme hormonunun etkisiyle hızlı büyüme evresine geçerek, sürekli emip, hem büyümek hem de benim sütümü çoğaltmak istiyormuş. Bu büyüme ataklarının bir tanesine de Tan 9. ayına girerken, bir hafta önce 4 gün süren bir uykusuzluk evresi ile yaşadım.

İnternette yaptığım araştırmaya göre büyüme, en başta beyindeki hipofiz bezi tarafından salgılanan  büyüme hormonu (BH), triod ve cinsiyet hormonu ile sağlanıyor. BH, bebeklerde 0-1,5 yaş arasında özellikle geceleri salgılanırken, belirli haftalarda salınımını artırıyor ve bebeklerde huzursuzluklara, özellikle geceleri sık uyanmalara neden oluyor. Fakat nedense doktorlar bu son derece önemli konuyu anne ve babalarla yeterince paylaşma gereği duymuyorlar. Bence bebek daha ilk rutin kontrolüne götürüldüğünde anlatılması gereken en önemli konu başlığı.  Almanya’da bebekleri yeni doğan ebeveynlerden, yalnızca bu konuda yazılan Oje, ich wachse adlı kitabı okumaları isteniyormuş. (Yazarlar: Hetty Ven de Rijt ve Frans X. Plooji. Almancası olan arkadaşlar belki ilgilenir ve kitabı bulurlar diye düşündüm)

BH, kan şekerini yükseltirken, vücuttaki yağ yıkımını artırıyor, kolestorol ve trigliseridi azaltıyor, protein sentezi ve hücre yapımını uyarıyor. En önemli etkisi kemik ve kıkırdak yapı üzerinde, yani boy uzamasında görülüyor. Bebeklerin yaşadığı değişimi bir düşünsenize. Hiç de kolay bir iş değil yaşadıkları.  4000 vakada bir görülen BH eksikliğinde ise boyda kısalık, beyinde hastalıklar, yüzde şekil bozuklukları gibi istemediğimiz sonuçlar doğurabiliyor.

İnternette bir doktor, “Bir gece yatıyorsunuz ve sabah kalktığınızda uçtuğunuzu görüyorsunuz. İşte bebeğinizin yaşadığı değişimde böyle bir şey” diye anlatıyor.
Gerçekten de  birkaç gün önce deyim yerindeyse “labut gibi yatan” bebeğiniz bir bakıyorsunuz gülümsüyor ya da emeklemeye çalışıyor.

Bebekler ilk 20 ayda 10 adet büyüme atağı geçiriyor, bu ataklar bebeğine göre  değişecek şekilde  5, 8, 12, 19, 26, 37, 46 ve 55. haftalarda görülüyor.  Bu dönemlerde bebeklere sakin, sevecen, taleplerini karşılayacak şekilde yaklaşılması  önerilirken, bebekteki huzursuzluklar nedeniyle “büyüme geriliği” diye adlandırılan ve yalnızca birkaç gün süren bu günlerde anne ile babalara paniğe kapılmamaları öneriliyor.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


1
Jun 09

Süt izninin sonu – Evren’in işe geri dönüşü

Tan büyümedi ki ama ben işe başladım.

Sabah 7.30’da kalktım, duş aldım, kahvaltımı yaptım, üzerimi giyindim, hafif bir makyaj, hatta vakit kaldı kuaföre gittim. Şimdi metrodayım işe gidiyorum….

Eee, ne var bunda her gün bunları yapıyoruz zaten demeyin. Ben evde 9 aylık oğlumu bıraktım ve neredeyse bir yılın ardından işe gidiyorum. Garip bir his hem de çok….

Günlerdir kendimi işe gitme durumuna hazırlamaya çalışıyorum. Eşim işten ayrıldığı için planlanandan önce işte olmak zorundayım. Oysaki Eylüle kadar ücretsiz izin almıştım.  Hayat o kadar basit ki, yeni durumlar olsa bile, bir canlı doğursanız dahi, eninde sonunda rutine dönmek zorundasınız ve aslında çocuk da bir rutin. Çünkü kim ne derse, çocuğu ulvi kelimelerle anlatsa da, o da üreme içgüdümüzün ürünü.

İşe başlamaya karar verdiğim 15 günden beri her gün geriye doğru sayıyordum, “Şu kadar gün kaldı, ne bakıcı ayarlayabildim, ne de Tan’a bir düzen kurabildim. Gündüzleri hala meme emip uyuyor, çok ağlayacak, ben ne yapacağım” diye… Eşim sürekli beni sakinleştirmeye çalıştı, her şeyin yolunda gideceğini söyledi.  Onu da üzdüm belki hayfılanmalarımla; sonuçta işinden ayrıldı. Ama iç seslerime bir türlü “dur artık lütfen” diyemedim, çünkü ben bir anneyim.

Ve işte beklenen gün geldi, işteyim ve bilgisayar başında haber okuyorum.  Bakıcı hafta sonunda bulundu. Tan onunla beraber sorunsuz bir-iki gün geçirdi. Sabah evden çıkarken anlattım ona “Oğlum ben işe gidiyorum, ablanı üzme, yemeklerini ye, güzelce uyu” dedim. Bana son iki haftadır yaptığı burnunu buruşturma mimiğiyle “bakarız” gibilerinden yanıt verdi. Vedalaşmayı daha fazla uzatıp da ağlamamak için hemen evden çıktım, canım yeniden mutfağa dönüp onu yeniden öpmek istedi ama yapmadım, Damla’nın deyimiyle “konuyu dramatize etmedim” kapıyı kapattım evden çıktım.

Yaklaşık 2 saat sonra eşim aradı, “Ben günde 10 kere seni arıyordum işteyken, sen niye aramıyorsun” dedi. Oysa bilse oturduğum yerde hep onlarla konuşuyorum aklımdan..

Öğrendim ki 5 dakikada yatağında uyumuş Tan efendi, “Oğlummmm tüm eziyetin bana mıydı?” Aman olsun o uyusun da benim çabalarım boşa çıksın.

15.30’da süt iznimi de kullanarak bürodan çıkıp kuzuma sarılacağım ve “seni çok özledim tatlım, ama iyi olduğunu biliyorum” diyeceğim.

Bana şans dileyin!

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


4
Apr 09

Kaşı beni anneciğim – Uyku sorununun sorumlusu bulundu!

Atopik ciltli bebekler konulu yazımda Tan’ın cildindeki sorunları yazmıştım. Yaklaşık 10 gün önce Tan’ın yüzündeki ve kafasındaki kızarıklıklar vücudunun her yerine yayıldı. Kafasını sürekli kaşımaktan alnı ve başının tepesi bayağı bir kedi tırmalamış görüntüsü almıştı son günlerde. Her gün babasıyla birlikte oğlumuzun bu haline bir yandan üzülüyor, bir yandan da  “Oğlum dün gece de kediler mi girdi odana” diye şaka yapıyorduk.

Sorun artık kaşınmaktan geceleri uykulardan uyanmaya ve 5-6 kez kalkmaya varınca, tekrar doktorumuzun yolunu tuttuk. Kendisinin önerisiyle gittiğimiz dermatoloğun verdiği antihistaminiğin büyük faydasını gördük. Neredeyse 3 aydır yok diş, yok gaz, yok grip gibi nedenlerle uyandığını sandığımız küçük oğlumuz kaşınmaktan uyuyamazmış meğerse. Düşününce çok üzülüyor insan. Tamam kafayı kaşıyabilirsin ama ya sırtı, bacağı, kolu….

Yüzündeki ve vücudunun bazı yerlerinde oldukça yoğunlaşan atopik döküntüler için steroidli kreme bu sefer de başvurmak zorunda kaldık ne yazıkki. Bundan sonra  oluşacak yeni kızarıklıklar için steroid içermeyen yeni bir kremi deneyeceğiz. Her gün yatmadan önce banyonun ardından cildi iyice kurulamadan nemli bırakıp, yoğun bir nemlendirici ile sorunu hafifletmeye çalışacağız.

Tabi benim de bu aralar keyfime diyecek yok. 7 aydan beri  yaklaşık bir haftadır geceleri sadece bir kez emzirmek için kalkıyorum ve oğlumu yatırdıktan sonra başım yastığa değer değmez uyuduğum için sabahları melekler gibi kalkıyorum.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


20
Mar 09

Siz bakmayın onlara emzirin anneler!

Şimdi ne demek bu demeyin,anlatacağım. Tan’ı doğurmadan kısa bir süre önce emzirme konusunu o kadar kafama takmış, o kadar çok yazı okumuştum ki bir süre sonra rüyalarımda sürekli bebeğimi emziremediğimi görmeye başladım.  Rüyam, Hacettepe Üniversitesi Hastanesinin kadın doğum bölümündeki birkaç hemşire sayesinde neredeyse gerçek olacaktı.

“Bebek Dostu” bir hastanede doğum yapmak hem anne hem de bebek için son derece önemli. Bebek, doğduktan çok kısa bir süre sonra annenin yanına getiriliyor ve bir daha da hastaneden çıkana kadar tabiki önemli bir sağlık sorunu oluşmamışsa alınmıyor. En birinci hedef, bebeğin anneyi emmesini sağlamak, mümkün olduğunca mama verilmesinin önüne geçmek. Hacettepe Üniversitesi hastanesi de bebek dostu bir hastane. Kadın doğum bölümünün duvarlarında emzirmenin önemini anlatan yazılar var, bunların hepsi çok güzel de peki ama bana denk gelen hemşiler niye “bebek dostu” değil anlayamadım.

Hala sadede gelemedim biliyorum, toparlayacağım.  Tan’ı 14 Eylül sabahı Hacettepe’de doğurdum. Sezaryen olduğum için ben ayıldıktan 2 saat sonra yanıma getirildi ve oğlum mememe konur konmaz sanki kırk yıldır emiyormuş gibi hemen memeyi çekmeye başladı. Ameliyatlı olmama karşın, Tan’ı her ağladığında emzirmek için çok uğraştım. Fakat yanıma gelen hemşireler daha ilk günden “Aç bu bebek, kan şekeri düşebilir. İsterseniz mama verelim” diye sık sık  ikna etmeye çalıştılar. Cahil biri olsanız, ya da bilmiyorum çok endişeli bir anne iseniz, ya da yeni doğum yapmanın heyecanı ile, hemşilere kanıp bebeğinize mama verilmesine izin verebilirsiniz. Oysa, ne kadar çok emzirirseniz o kadar çok artırıyor anne sütü bebek yeni doğduğunda. Onun sık ağlamasının da amacı bu bence.

Ben de baktımki olmuyor, 2. gün Tan’ı kontrole gelen çocuk doktoruna hemşireleri şikayet ettim. Doktor çok şaşırdı. “Emzirmeniz gayet iyi, hangi hemşire size bunu önerdi” dedi ve böylece “bebek acıktı mama verelim” önerilerinin arkası kesildi.

Yeni doğum yapacak annelere önerim, hastanede bebeklerini sık sık emzirmeleri ve bu tür önerilere aldırış etmemeleri. Sık emzirmek ayrıca bebeği sarılıktan da koruyor.  Tabi süt olmayabilir de. Bebeklerini mamayla büyüten  bir sürü anne var. Olmayınca yapacak  bir şey yok ama ilk bir kaç gün emzirmek için çabalamak, hem sizi hem de bebeği bu duruma alıştırmak yapılabileceklerin en iyisi…

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


13
Mar 09

Uyusun da büyüsün mü?

Uyku uykunun mayasıdır demiş büyüklerimiz. Ama ben Tan’ı bir türlü gündüzleri mayalandıramadım.  Bebeğini emziren her anne gibi oğlumun memede uyumasını engelleyemiyorum son bir aydır. Mememi bırakıp kucağımda güzel güzel uyurken, yatağa sırtı değdiği anda uyanıveriyor ve tekrardan uyutmak mümkün olmuyor.
Gündüz 3 saatte bir yarım saat en fazla 45 dakika süren uykuları da  böylece bitiverdi son günlerde.

Aslında bu duruma gelmemizde hem doktorumuzun önerilerinin, hem de itiraf etmem gerekirse benim kolaycılığımın etkisi var. Tan daha 3 aylıkken belirtilerini vermeye başlamıştı aslında bu alışkanlığın. Kaygımı çocuk doktorumuza ilettiğimde katı bir uyku eğitimi vermek için erken olduğunu, bu konuda verimin 6. aydan başlayarak alındığını söyledi.

Ben de çocuk zaten gündüzleri toplamda bir buçuk saat uyuyor, çok zorlamayayım diye saldım gitti ipin ucunu.

Veeee sonuç ıstırap ve küçük oğlumun gözyaşlarıyla geçen zorlu bir dönemeç. Yaklaşık 10 gündür Tan’ı emzirmeden yatağında uyutmak için çeşitli yöntemler deniyorum. Bu da ikimiz için  hayli yorucu oluyor. Gerçi onun fazla yorulduğunu söyleyemem, her uyutma çabasının ardından ben kucağımda pes etmiş bir şekillde kendisiyle odadan çıkarken, daha odanın kapısından adımımı atar atmaz az önce nefesi kesilircesine ağlayan arkadaş, etrafa gülücükler atmaya başlayıveriyor.

Annem de  bizim eve yerleşti bana destek olmak için. Yemeğimizi suyumuzu veriyor, biz bu işin altından başarıyla kalkalım diye.  Ama bugün sabah ve öğleden sonraki iki denememde  de başarılı sonuç aldım, 15 dakika içerisinde Tan’ı yatağında kucağıma almadan ve çok fazla ağlatmadan uyutmayı başardım.

Umarım ikimizde çok fazla hırpalanmadan, bu işin altından başarıyla kalkarız. Kim daha inatçıymış göreceğiz bakalım. Bu arada kendisinin sıkı ağladığını da ifade edeyim. Yeni doğduğunun 2. günü hastanede gece uykudan uyanıp, emmek için tüm eforuyla ağlamaya başlayınca, nöbetçi doktorları toplamıştı etrafına, bu bebek niye bu kadar ağlıyor diye…

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


11
Mar 09

Atopik Ciltli Bebekler

Kitubi’ye selam.  Aslen Damla’nın ablası, cumartesi  günü de tam 6 aylık olacak Tan’ın annesiyim.

Damla’nın uzun ısrarları sonucu Kitubi’ye iki kalem bir şeyler yazıyorum sonunda. Evet küçük bir bebekle  boğuşmak zor ama kabul ediyorum biraz da tembelim.  Mail’lerime bakmak bile aylarımı aldı. Kabahati de hep benim küçük kuzuma attım.

Neyse gelelim sadede. Tan çok problemli bir bebek değil. Gaz sorunumuz da dahil olmak üzere öyle çok ciddi bir problem yaşamadık, hep kısa sürede atlattık. Ama Tan doğduğundan beri halledemediğimiz tek sorun cildinin fazla allerjik olması. Yüzündeki ve  alnındaki kızarıklıklar bazan egzama görüntüsüne kadar vardı, bir kayboldu bir geçti. Son bir aydır da bu kızarıklıklar bacaklarında ve kollarında da görülmeye başladı.

Belki  başka bir öneri getirir diye gittiğimiz 2. bir doktor, kortizonlu krem ve atopik ciltler için nemlendirici önerdi. Kortizonlu kremi daha önce de 2 gün kullanmıştık ama, yeni doktor 5 gün kullanmamızı önerdi. Gerçekten de kızarıklıklar bir kaç günde geçti ama dün yeniden başladı. Doktoru yeniden aradık, bir süre kortizon kullanamayacağımızı  nemlendirici ile devam etmemizi söyledi. Bu arada, kafasında da konak benzeri bir görüntü vardı ve aylarca geçmedi. Kullandığımız konak önleyici şampuanı  bırakarak atopik ciltler için saç-vücut şampuanı aldık ve hemen etkisini gördük.

Ben de oldukça allerjik olduğumdan Tan’ın allerjisinin ilerlemesinden korkuyorum. Haftaya katı gıdalara başlayacağız. Benim gibi astım-bronşitli diğer annelerin katı gıdalarla ilgili tecrübelerini merak ediyorum. Umarım çok ciddi bir sorun yaşamayız.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.