Osmanın yazıları


13
Oct 09

Bu memlekette çocuk olmak zor iş

Osman’ın yazısını okuyun. Aşağıda yazdıklarım alıntı değil, kendi ilkokul hayatımdan bir kesit:

Ben ilkokul üçüncü sınıftayken sınıfımıza yeni bir öğretmen atandı. Bu öğretmen sınıfımıza ilk kez geldiği gün dedi ki, “Biz burada bir aileyiz. Burada bir sorununuz olursa, bana anlatın. Burada olan burada kalır, ispiyonculuk kötüdür.” Bu ifadeyi sık sık tekrarlardı. Burada yazdıklarımı muhtemelen annem de bu yazıyı okurken öğrenecek.

Benim ilkokul öğretmenim yapmaması gereken birçok şey yapardı. Mesela çocukları döverdi. Bir de öğrencilerine kendi işlerini yaptırırdı. Karneleri yazısı inci gibi, en yakın arkadaşım Yeliz yazardı. Benim yazım çok çirkin olduğundan bana pek iş düşmezdi. Bizim evde babama eski iş arkadaşları tarafından hediye edilmiş küçük bir daktilo vardı. Ben yazı yazmayı çok severdim, bu daktiloya da tapardım. Bir seferinde babamın yardımı ile bir ödevimi bu daktiloda hazırladım. Sonra öğretmenim kendi yazı işlerini bu daktiloda yazılmak üzere bana vermeye başladı. Bir akşam yine “ödevimi” alıp eve gittim. Babam, daktiloda ispirto yok yazamayız dedi (kesin işlerini yaptırıyor diye düşündü, ben söylemediğim için çocuk dövdüğünü de bilemezdi). Sonra ben ertesi gün öğretmene bu durumu açıkladım. O da yanağıma bir tokat vurdu (oh, çok rahatladım bunu yazdığım için). Birkaç dakika sonra, barıştık mı diye yanıma geldi, bir daha işini aksatma dedi, gönlümü aldı, babama söylememden çekinmiş olmalı.

Benim payıma düşen bu tokatla kaldı. Ama tüm arkadaşlarımın bu kadar şanslı olduğu söylenemez. Öğretmenimiz çalışkanları öne, tembelleri arkaya oturturdu (çalışkan ve tembel kendi değerlendirmesi ve kelimeleri). Mesela ben onun kurduğu türkü korosundan çıkmak istediğimde, en önden birkaç sıra arkaya geçmek zorunda kaldım. Çok arka sıralara oturtulmuş çok sessiz bir arkadaşımız vardı. Ailesi oldukça yoksuldu. O günlerde sınıfımız biraz kötü kokardı. Öğretmenimiz bir gün sınıfı aradı, arkadaşımızın sırasının altında içine istifra edilerek ağzı kapatılmış kağıttan bir küllah buldu. Belli ki önemli bir sorunu vardı. Öğretmenimiz çözümü onu dövmekte buldu. Sonra da her duyduğu kötü kokuda, bir hışımla arkadaşımızın sırasının altını kontrol ederek, yine mi kustun diye, ya da kusmamışsa başka bir nedenle onu dövdü. Sonra bir gün arkadaşımızın annesi bir anda sınıfa daldı. “Çocuğumu dövüyormuşsun, nasıl döversin?” dedi. “Benim çocuğum içine çok içine kapanık, hiçbir şey konuşmuyor evde, onu doktora götürüyorum, tedavi olsun diye, sen onu dövüyorsun, çocuğum mahvoldu” dedi. O anda içinde kaldığım durumu tarif etmem mümkün değil. Öğretmen öyle bir mertebede ki, beynimin bir tarafı hala öğretmeni savunmaya çalışıyor, arkadaşımı mahvettiğini kabul etmek istemiyor. O benim öğretmenim.

Bu hikayelerden bir tanesi, benim yaşadığım. Ben kendimi ailemin sağlamlığı sayesinde kurtardım sanırım. O arkadaşımın durumunu bilemiyoruz. Bir kazaya kurban gitmek bir tarafı sorunun, bir de kimselerin haberdar olmadığı kazalar, kurbanlar var. Bu memlekette çocuk olmak gerçekten çok zor.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


5
Aug 09

Arkaya Bakan Mutlu ve Güvenli Bebekler

Tan Besafe İzi Combi X2’sinde mutlu görünüyor değil mi? Osman, Evren ve Tan koltuktan çok memnun olduklarını belirttiler, kazasız belasız yolculuklar dileriz onlar için 🙂

Koltuğun satıldığı web sitesi adresini verirken gözlerimin yaşardığını belirtmeliyim, evet kanlı canlı bir web sitesinde satılıyor, fiyatı var, fotoğrafı var her şeyi var, inanılmaz, işte adresi:

(adresi kaldırdım, çünkü satmıyorlar artık 🙁 )

Satanları da, araştırıp bulup, alanları da, ayrı ayrı kutluyorum.

BeSafe İzi Combi X3 İsofixli  Oto Koltuğu fiyatları ve satın alma

Geriye Dönük Koltuk Sevenler Dayanışma Grubu

 

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


23
Mar 09

Anne Sütü Mucizesi

Bu Kitubi’nin sırtı yere gelmez. Bu yazı da gazeteci eniştem ve Tan’ın babası Osman’dan.

————–

Anne Sütü Tam Bir Mucize
Anne sütü tam bir mucize. Hele “ağız” da denilen ilk süt mucize ötesi. Tan’ın doğduğu Hacettepe “bebek dostu” ve bunun gereğini duvarlarındaki anne sütünün önemini anlatan uyarı ve bilgilendirme afişleriyle yerine getiriyor. Ancak, sanırım personelin eğitimi ve sorumlu davranmalarını sağlama konusunda yaptırım yetersizliği söz konusu. İnsanımızın genel zaaflarından biri olan “durumu kurtarma” hali burada da mevcut. Anne sütünün hele doğum sonrası ilk sütün önemi konusunda teorik eğitim alan “bilinçli” personel, ağlayan, annesinin de yakınmalarına yolaçan yenidoğanı susturmanın yolu olarak yapmaması gereken şeye, yani mama hatta şekerli suya sarılıyor. Hem de sırf o an için yaşanan ağlama sorunundan ve buna bağlı yakınmalardan kurtalmak için. Kurumlar bir yana sonuçta işi yapan insan. Eğitim vermek, afiş asmak yetmiyor, personelin bilinçli ve sorumlu davranmasını da sağlamak lazım. En ummadık hastanede karşımıza çıkan bu sorumsuz davranış, zor durumdaki pek çok annenin yanılmasına ve dünyaya gözlerini açmaya çalışan bebeciklerin o mucizevi anne sütünden mahrum kalmasına neden olabiliyor.
Anne sütü mucize deniyor ya. Bu “mucize” sözcüğü biraz klişe gibi görünebilir ancak gerçekten henüz izah edilemeyen, tıbbın kodlarını çözmeye çalıştığı büyük bir mucize söz konusu. İşte bu konuda sadece 2 dakikalık bir araştırmayla bulunan bazı gazete haberleri:

Anne sütünde mucize

Anne sütüyle bir ay ve daha uzun süreli beslenmenin hem gıda alerjileri hem de solunum yolunda ortaya çıkan alerjilere karşı koruyucu olduğu bildirildi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve beslenme uzmanı Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, yaptığı açıklamada, doğumdan hemen sonra annenin bebeğine verdiği ilk sütün birçok yönden faydası olduğunu söyledi.

Her bebek için en ideal besinin anne sütü olduğunu, bebeğe ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğini belirten Elmacıoğlu, anne sütünün bağışıklık sistemini koruyucu etkisi olduğunu bildirdi.

Anne sütünün içerdiği bazı enzimlerle bebeğin daha kolay hazmetmesini sağladığı gibi birçok hastalığı engellediğini belirten Elmacıoğlu, şöyle konuştu:
“Anne sütü bebeklerin koruyucu kalkanıdır. Bu nedenle ilk süt bebeğe mutlaka verilmelidir. Mamalarda bağışıklık sistemine ait hiçbir madde bulunmaz. Ama anne sütü birçok ilaçtan daha güçlüdür. Çünkü içerdiği bazı enzimlerle bebeğin daha kolay hazmetmesini sağlar, birçok hastalığı da engeller. Bu kapsamda anne sütüyle bir ay ve daha uzun süreli beslenme hem gıda alerjileri hem de solunum yolunda ortaya çıkan alerjilere karşı koruyucudur.”

Anne sütüyle beslenmenin bebeğin sağlığı açısından yararlarının yanı sıra aile bütçesine katkı sağladığının bilindiğini ifade eden Elmacıoğlu, “Endonezya’da yapılan bir çalışmaya göre, anne sütüyle beslenme oranının yüzde 25 azalması halinde bütçeye yaklaşık 50 milyon dolar düzeyinde ek yük biniyor. Önüne geçtiği hastalıklar da hesaplandığında anne sütünün bu anlamda da son derece önemli olduğu görülmektedir” dedi. Doç. Dr. Elmacıoğlu, anne sütünün özellikle hasta bebekler için en ideal besin kaynağı olduğunu sözlerine ekledi.

Süt gelmiyor diye hemen mama
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, kolon kanserinin, Türkiye’de öldüren 3-4 kanser çeşidinden biri olduğunu söyledi.
Tuncer, “Bu tip sindirim sistemi kanserlerinin ilk taşı, daha doğarken konuluyor. Maalesef özellikle özel hastanelerde doğan çocukların yüzde 100’ü, o ilk kanseri önleyici sindirim sistemindeki bağışıklığı hemen kuran annenin ilk sütünü alamıyor. Çünkü annenin sütü gelmiyor diye hemen çocuğa mama veriliyor” dedi.

Prof. Dr. Tuncer, çocuklarda “Kolik” denilen yaygın görülen karın ağrısına karşı piyasada tamamı Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatsız, sadece Tarım ve Köyişleri Bakanlığı onaylı çok sayıda ilaç bulunduğuna dikkat çekerek, ailelerin bu tür ilaçları kullanmaması gerektiğini belirtti.

Ağrının nedeni ve rahatsızlığın gerçekten “Kolik” olup olmadığının araştırılması gerektiğini kaydeden Tuncer, şöyle devam etti:
“Bu ilaçların kullanımı ile sindirim sistemi kanserlerinin ilk riski verilmiş oluyor. Çünkü bu ilaçların çoğu barsak gerilmelerini durdurmak ve yavaşlatmak üzere kurgulanmış. Bu ilaçlar bir süre sonra kronik kabızlık nedeni oluyor. Türkiye’de sadece kabızlık nedeniyle kakasını kaçıran bu derece ağır kabızlık çeken 50 bin çocuğumuz var. Sadece kabız olan hastaların ömür boyunca hem kalın barsak, hem sindirim sistemi kanserine yakalanma riski çok yüksek. Yani çocuğu kanser riskinden korumak için anne sütünden azami yararlanmasını sağlamak ve olur olmaz ilaçları kullanmamak gerekir.”

Anne sütü kanseri önlüyor
İsveç’in Lundh Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, anne sütünün içerisinde bulunan “Provades” kodlu proteinin kanserli hücreleri iyileştirirken, yan dokulara da hiç bir şekilde zarar vermediğini ortaya koydu.

Araştırmanın cilt kanseri olan 40 hasta üzerinde uygulandığı 2 yıl sonra hastalıktan eser kalmadığı tespit edildi. Aynı araştırma çerçevesinde sidik torbasında kanser hücreleri olan hastalardaki araştırmada da aynı olumlu sonuçların alındığı bildirildi.

İsveçli araştırmacılar, anne sütündeki “Provades” adlı protein sayesinde kanser ile mücadelede yeni bir çıkış yolu bulduklarını belirttiler. Araştırmacı Catharina Svanberg, “Hamlet” adını verdikleri araştırmalarının hayvanlar üzerindeki beyin kanserinde de başarılı sonuçlar verdiklerini kaydettiler. Araştırmacılar, anne sütünde elde ettikleri ve “Hamlet” adını verdikleri proteinin beyin, cilt ve boğaz kanserinde etkili sonuçlar verdiğini tespit ettiklerini açıkladılar.

——————-

Sevgili Aydoğan ailesine teşekkürlerimi sunuyorum 🙂

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.