oyun


24
Jun 10

Çocuklarla kısa film çekmek

Ilgaz’la Gökhan bunu hazırlayalı epey oldu. Nurturia’daki arkadaşlarım için ikinci posta olacak (buradan arkadaş daveti gönderebilirsiniz) .

Haydi eve – Ilgaz’ın kısa filmi from Kitubi on Vimeo.

Çocuklarla kısa film hazırlamak çok eğlenceli. Ben yalnızca kamera arkası çekimlerini yaptığım halde çok eğlendim.

Senaryonun hazırlanması
Eğer çocuk arkadaşımız bütün gün bir şeyler uydurup geziyorsa senaryo yazmak için tam kıvama gelmiş demektir. Eğer henüz daha küçükse birlikteyken başınızdan geçen bir şey üzerinden gidilebilir, senaryoyu siz hazırlasanız bile onu da en azından diyalogların hazırlanmasına dahil edebilirsiniz. Bizimkinde senaryoyu Ilgaz hazırladı, Gökhan biraz yönlendirdi tabi. İçinde bir gün önceki park kazası ve çok eskiden parkta ıslanmasından esinlenmelere rastlamanız mümkünse de, kişiler ve olaylar tamamen tesadüftür :)

Düzenek
Bir kamera, mümkünse bir mikrofon, sahne ortamı (bizde bir berjer ve peluş hayvanlar yeterli oldu) ve montaj için uygun bir yazılıma ihtiyacınız olacak (örnek: Windows Movie Maker).

Yapımı
Kamera tripoda sahneyi görecek şekilde sabitlenir, tripod yoksa bir sehpa da işinizi görebilir. Kameradan sahnenin nasıl gözüktüğü gösterilir. Oyuncuları yerlerine siz bir kez yerleştirdikten sonra ekrandan bakarak diğerlerini doğru yerlere yerleştirme işine dahil olabilir. Aşağıda 2. resimde zar zor görüldüğü gibi tepe taklak yerleştirip gülmek serbest :) . Hayvanlarımızın hareket ettirilmeleri işini çocuğunuz seslendirme yaparken siz üstlenebilirsiniz. Seslendirmeler için sufle verirsiniz, çocuğunuz tekrarlar. Sonra bilgisayarda kırpar,böler son halini verirsiniz. En eğlenceli bölümü de montaj sırasında hızlı ve yavaş çekimde kendi sesini dinlemek :)

Kendi yazdığı ve çektiği videoyu izlerken yüzünün aldığı şekilleri de ayrıca çekmek lazım aslında :)


18
Jun 10

Çocuğunuzu Uzaya Uçurun

Kendisini değilse bile çocuğunuzun resmini uzay mekiği ile birlikte uzaya gönderebilirsiniz. Uzay mekiği inişini tamamladıktan sonra uçuş sertifikasını da bu sayfadan basabileceksiniz: http://faceinspace.nasa.gov/

İlgili yazı:

Mars Bilim Laboratuvarı – Çocuğunuzun ismini Mars’a gönderin


9
Feb 10

Çocuk Odasında Kargaşa – Dr. Atanur Mert

Bu yazı, Ilgaz’ın anaokulu Aydo Çocukevi yöneticisi, Viyana Üniversitesi mezunu pedagog, Dr. Atanur Mert’e ait. Anne Kalbi Dergisi Kış 2010 sayısında yayınlandı. Kendisinin izniyle yayınlıyorum.

Yazıyı okurken, yalnızca “çocuğa odayı toplatmak” gözüyle okumayın. Yazının içinde mekan düzenlemenin önemini, çocuğa zorunlu şeyleri dikte etmeden söylemenin en güzel yolunu, onun çabalarına saygı duymayı ve bunu ifade etmeyi, sorumluluk kazandırmayı, sınırları belirlemeyi, kararlara katılmasını sağlamayı, doğal sonuçları ile öğretmeyi, söylenmenin azarlamanın olumsuz etkilerini (ve etkisizliğini), övgünün nasıl yapılmasının uygun olduğunu ve belki saymadığım ya da okurken ayırt etmediğim bir sürü ebeveynlik becerisini bir konuya sığdırmış Atanur Hanım. Vakit ayırıp dikkatlice tekrar tekrar okumanızı öneririm.
————————————————————–

ÇOCUK ODASINDA KARGAŞA

Çocuklar kargaşayı kısa sürede yaratırlar; fakat iş toplamaya gelince, bu hiç hoşlarına gitmez.Böylesi durumlarda anne-babalar, ya bir süre görmezden gelirler, ya da çocuklarının dağıttıklarını toplamak için onların ardından sürekli dolaşıp durur, söylenirler.

Bunlar yanlış yöntemler. Çocuklar yaptıklarının sonuçlarını taşımayı, sonuçlardan dersler çıkarmayı öğrenmelidirler. Ortalığı karmakarışık hale getirince, yeniden düzenlenmesi, oyuncaklarını dağıtan çocuğun üstlenmesi gereken bir sonuçtur.

Çocuk odasının düzenli kalabilmesi için birkaç öneri:

Çocuğun düzeni sağlayabilmesi için bir düzen sistemine gereksinimi var.
Farklı oyuncakların yerleştirilebilmesi için raf ve çekmecelerin yanı sıra kutular da işe yarar. Kutuları satın alabileceğiniz gibi, uygun büyüklükte, sağlam koliler kullanarak kendiniz de hoş oyuncak kapları üretebilirsiniz. Koliler, sevimli desenli, yapışkanlı duvar kağıtları ile kaplanarak güzelleştirilebilir ve daha sağlam bir hale getirilebilir. Çocuğunuzla birlikte yaparsanız, birlikte bir şeyler yaratmanın güzelliğini de yaşamış olursunuz. Yine çocuğunuzla birlikte oyuncakları sınıflandırıp uygun kutulara, raflara yerleştirebilirsiniz. Her şeyin kendine ait bir yerinin olması, çocuğun aradığını kolayca bulmasını sağlar; düzen duygusunun yerleşmesine yardımcı olur. Oyuncaklar kutulara rastgele konursa, bir kutuyu boşalttığında farklı oyuncaklarla karşılaşacağı için ilgisi dağılabilir ve aynı oyuncakla oynama süresi kısalabilir. Çocuğunuzu, ancak bir oyunu bitirip oyuncaklarını kaldırdıktan sonra diğer oyuna başlamaya alıştırın. Tabii bazen anlamlı bir oyun kurabilmek için farklı kutulardan, raflardan oyuncaklar gerekebilir.

Çocuğunuzla birlikte kararlar alın.
Doğum günleri, yılbaşı, derken yakınlarınızın diğer zamanlarda getirdiği hediyeler ve sizin rastgele aldıklarınız da eklenince, oyuncak miktarı, çocuğun üstbakışını kaybedebileceği kadar artar. Oyuncakların çok fazla olduğunu düşünüyorsanız, çocuğunuzla birlikte karar vererek, bir kısmını ortalıktan kaldırın. Bu tür düzenlemeleri tam da çocuğunuzla bir gerginlik yaşarken yapmayın. Hele çocuğunuzu cezalandırmak için ise hiç yapmayın. Yeterli bir süre geçtikten sonra (yine çocuğunuzla konuşarak) kaldırdıklarınızı ortaya çıkarıp, başka oyuncakları kaldırın.

Çocuğunuzdan yapabileceğinin üzerinde şeyler talep etmeyin.
Çok karışık durumda olan bir oda için, “Odanı topla!”, “Oyuncaklarını topla!” gibi talimatlar, çocuktan “fazla şey talep etmek” olabilir. Biz yetişkinler bile, evimiz çok karışıksa, nereden başlayacağımızı bilemeyebiliriz ve başlamak içimizden hiç gelmez.

Çocuğa, yapması gerekenleri küçük parçalara bölerek ve mümkün olduğunca somutlaştırarak söyleyin: “Önce artan temiz kağıtları, tutkalı ve makası yerine koyalım; sonra yere dökülen parçaları çöp sepetine atalım.”, “Arabaları kutusuna/rafa yerleştirelim.”, “Şimdi de tahta blokları ayıklayıp kutusuna koyalım.” gibi. Eğer çok fazla kargaşa varsa, “Tahta blokları ben toplayayım, sen de arabaları kaldır.” diyebilirsiniz. Sesinizde pazarlık tonu olmasın.

Çocuktan bir şeyi mutlaka yapmasını isterken, “Yapar mısın?”, “Koyar mısın?” gibi nezaket formülasyonları kullanırsanız, çocuk bunu kendine seçenekler sunulmuş gibi değerlendirip, istemediğiniz şıkkı seçebilir. “Yap!”, “Koy!” gibi ifadeler de otoriter talimatlar olduğu için, bu tarzı da tercih etmeyin. Onun yerine, (siz yapmayacaksanız da) “Yapalım.”, “Koyalım.” formülasyonunu kullanın. Çocuğunuzla konuşurken, beden diliniz ve ses tonunuz, birine bir şey söylediğiniz sırada o kişinin istediğinizi hemen yapacağını bildiğiniz zamanlardaki gibi olsun. Yani sesinizden çaresizlik, yakınma, şikayet, soru tonlaması (Yapalım mı?!) okunmasın. Sakin ve kendinizden emin bir tonda konuşun, ama buyurgan bir tonda değil.

Düzenlilik uğruna hemen, her şeyi ortadan kaldırmayın.
Çocuğunuz uzun uzun uğraşıp, güzel bir hayvanat bahçesi kurmuş olabilir. “Bunlar kalsın, yemekten sonra oynamaya devam edeceğim.” veya, “Dursun, babam gelince göstereceğim.” dediğinde, (eğer oyuncaklar çok fazla ayak altında değilse) bırakın oldukları yerde kalsınlar. Hatta bir öneri gelmeden de, kurulmuş oyuna beğeniyle bakıp, “Çok güzel olmuş; bir süre dursun, ben de seyredeyim.” diyebilirsiniz.

Sonuçları hissettirin.
Çocuklar, yol açtıkları kargaşanın sonuçlarını hissetmeliler ki davranışlarını buna göre düzenleyebilsinler. Bu yöntem, sürekli, “Eşyalarını topla!” söylenmelerinden etkilidir. Örneğin, bahçede arkadaşlarıyla top oynayacak, fakat topunu bulamıyor. Siz onun yerine topunu arasanız, yanlış davranışının sonucunu yaşamamış olur. “Gördün mü, bulamıyoruz işte. Keşke yerine koymuş olsaydın.” gibi (yumuşak bir tonla da olsa) söylenmek yanlıştır. Bırakın, çocuğunuz sadece yaptığının sonucunu yaşasın. Sonuç: o gün topsuz kalmak.

Çocuğunuza, davranışlarının sonucu ile doğrudan ilgili olmayan cezalar vermeyin.
“Eğer oyuncaklarını toplamazsan sana bir ay boyunca oyuncak almıyoruz!”.

Azarlamak, söylenmek, ve (çoğunlukla da yerine getirilmeyen) tehditler, işe yaramayan problem çözüm yöntemleridir. Bunlar, sorunları çözmediği gibi, çocukla ilişkimizi de bozar; çocukta sorumluluk duygusunun yerleşip güçlenmesini engeller.

Çocuğunuzu övün.

Çocuğunuza övgü sözleri söyleyin; başkalarının yanında methetmekten de çekinmeyin. Bunu yaparken “sahici” olun. Yani, övgüye konu olan şey sahiden yaşanmış olsun ve ses tonunuz gerçek ve içten bir övgüde nasılsa, öyle olsun. Örneğin, çocuğunuz odasını topladığında; yüzünüz, gözleriniz ve sesinizde sahici beğeni ışıltılarıyla onu övün. Ayrıca, oturup onunla bir oyun oynarsanız iyi olur. Çocuğunuz, yaptığınızı, “Sen odanı toplarsan, bende seninle oynarım.” gibi algılamasın. Odasını topladığı için çok mutlusunuz; mutlu olduğunuz için de canınız oyun oynamak istiyor.

Dr. Atanur Mert


5
Dec 09

Yılbaşı Ağacı Süsleri

Dizi arasına dizi, dizi ortasına yazı aldım. Son zamanlarda kırk işi aynı anda düşünen kafam gibi burayı da DNA sarmalına çevirdim. Merak etmeyin, en çok kullandığım ürünler ve Doğumdan sonra hayat var mı dizilerinin sonunu getireceğim.

Seneler önce uygun fiyata çok güzel bir portatif yılbaşı ağacı kapatmıştık. Yılbaşından 1 ay kadar önce kurup, toplama konusunda da tembellikten ilkbahara kadar falan beklediğimiz için, bayılmayalım diye süslerde her yıl az da olsa değişiklik yapmaya çalışıyoruz.

Ben her sene süsleri pahalı bulur, Gökhan almaya niyetlenince de “ne var bunda yaparım bundan ben, o kadar para etmez” falan diye aldırtmam, sonra da hiçbir şey yapmaya vakit bulamam. Neyse, Ilgaz’ın büyümesiyle birlikte aktivite arayışına girince, internette bu tür işler için bol miktarda basılmaya hazır malzeme olduğunu keşfettim. Kesin yılbaşı süsü de vardır diye aradım ve çok güzel iki sayfa buldum. Bunları Ilgaz, ben Gökhan hep birlikte bir akşam aktivitesine dönüştürdük. Ilgaz bir tanesini kendisi kesti, sonra sıkıldı (biraz da düzgün kesme isteği yüzünden sanırım, çünkü ağaca asılacağını biliyordu ve resimdeki örneği de gördü), bir kısmını yapıştırmaya yardım etti. Ben diğerlerini keserken kesilmemiş kağıtlarla oynadı. Ben o yattıktan sonra kalanları çabucak bitirdim. Ertesi gün onları ayırdı, bunlar senin, bunlar babamın, anneannemin diye, sonra hepsini ağaca kendisi taktı.

4 yüzlü çan ve 3 yüzlü geyikler için basılabilir pdf’in adresi burada. Talimatlar ingilizce olsa da resimlerinden yapılışını rahatlıkla çıkartabilirsiniz.

Disney karakterleri burada (resimde bir tanesi üçgen şeklinde geride görünüyor, iki çeşit). Bunları kestikten sonra yapıştırmadım. Lamine ettikten sonra kestim. Yırtılmayacaklarından seneye de kullanılabilecekler. Delgi ile tepelerinden deldikten sonra ip taktım.


16
Oct 09

Anne Bebek Egzersizleri

Egzersiz dizisinde:

  1. Hamilelikte egzersiz ve dikkat edilmesi gerekenler
  2. Hamilelikte egzersizin 9 yararı
  3. Kolay doğum için kegel egzersizleri
  4. Doğum sonrası için bebekli egzersizler (bu yazı)

Çok uzun zamandır tercüme edip yazarım diye bekletiyorum. Baktım fırsat olmayacak, bari linki yayınlayayım dedim. Aslında resimler yeterince anlaşılır, anlaşılmayan bir yeri varsa bana sorabilirsiniz. 7. sayfadan itibaren bebeğe yaptırabileceğiniz, 9. sayfadan itibaren de bebeği ağırlık olarak kullanarak doğum sonrası kilolarınızı vermek için, aynı zamanda bebeğinizle güzel vakit geçirerek iletişim içinde olabileceğiniz hareketler gösterilmiş.

Ilgaz bunlara gerçekten bayılıyordu. Tavsiye ederim. Bizim toplumumuzda genelde bebekler pamuk içinde muhafaza edildiğinden toplum içinde yaparsanız tepkilere hazır olun.

http://www.dswfitness.com/docs/Mom&BabyExercise.pdf


7
Oct 09

En çok kullandığım 5 ürün – 9-12 ay

En çok kullandığım Ürünler Serisinde:
En çok kullandığım 5 ürün – 24-36 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 18-24 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 12-18 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 9-12 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 6-9 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 3-6 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 0-3 ay
En çok kullandığım 5 ürün – Hamilelik

İlk doğum gününe 1 çeyrek kala, 9-12 ay arasında en çok kullandığım 5 ürün:

Soğuk Buhar Makinesi: Essenso Soğuk Buhar makinesi. Hayatımın en ağır gribini hamileliğimin 7. ayında geçirdim. Haftalarca geçmeyen öksürükten bel bölgemdeki tüm kaslar kıpırdamaz hale gelince, bir faydası olur ümidi ile soğuk buhar makinesi almaya karar verdim. İlk satın aldığım cihazın buhar yapacağım derken çıkardığı fabrika gürültüsü yetmezmiş gibi 1 metre çapında ne varsa sırılsıklam ıslatması üzerine geri götürdüm. Esse’nin kampanyasından geri verdiğim aletin iki katı fiyatına güzel bir buhar makinesi aldım. Kış aylarında kombinin yol açtığı kuruluğu azaltmak için özellikle de burnu tıkalı olduğu zamanlarda Ilgaz’ın odasında, onun yatma saatinden, biz yatana kadar çalıştırdık.

Uyku Tulumu: Fuar Baby’nin ayaksız pofuduk uyku tulumu, her daim serin evimizde, soğuk kış günlerinde Ilgaz’ı sıcak, bizim içimizi serin tuttu.

Bez Kitap: Konuşan Hayvanlar. Ilgaz’a kitap okumaya 4 ay civarında başladık. Yaşına doğru bizim okuma sıklığımız da arttı, kendi kendine kitapları bulup karıştırması da. Her hayvanın üzerine basıldığında, o hayvanın sesini çalan bu kitabın eşliğinde Ali Baba’nın Çiftliği şarkısını söylerdik. Bir de Gökhan köpek sesine belirli bir tempo ile basarak bir çeşit müzik yapardı (Ilgaz’dan çok biz eğlenirdik :) ).

İtmeli Oyuncak (yürüme öncesi ve sonrası): Early Learning Center Yürüme Arabası. O zamanlar Mothercare ELC’yi satın almamıştı, Leonardini ELC oyuncaklarının Türkiye distribütörü idi. Tuğla taşıyan el arabasına tutunup iterken doğru hızı ayarlayıp dengesini bulana kadar aile büyüklerinin yüreğini hoplatsa da zamanla sürmekte usta oldu. Bazen tutunup gezdirirdi, bazen biz oturtup onu gezdirirdik. Emeklemede usta olduktan sonra yürümeye geçiş aşamasındaki zorlu el tutarak her yere gitmeye çalışma döneminde çektiğimiz bel ağrılarını biraz olsun hafifletmiş, muhtemelen yürüyebilmesi için gerekli kasları çalıştırmasına da yardımcı olmuştur.

Priz Güvenliği: Ikea Priz Koruyucu. Emeklemeye başlaması ile evde güvenlik önlemlerini arttırmak gerekti. İkea priz koruyucular da en uzun süre kullandığımız ürünler oldu. Yakın zamanda onları da tırnağını takarak açabilmeye başlayınca, evdeki tüm prizleri çocuk korumalı prizle değiştirmek zorunda kaldık.

Bu yazı ilginizi çektiyse:

Ev içi oyun parkları


12
Sep 09

Legolar Nasıl Temizlenir?

Ben bir Lego-sever’im. Annemin dayımın Almanya’dan getirdiği, sanırım ailedeki tüm çocuklar oynadıktan sonra bana geçen sevgili Lego’larımı sakladığını duyunca inanamadım.

Sabah uyanınca, yeşil dikdörtgen plastik çamaşır kutusunun içinde duran Lego’larımı yatağımın altından çıkartır, tuvalete gitmeden, kimseyi uyandırmadan oynamaya başlardım. Annem uyanınca oda kapımı açar, kızım benim yavrum, sen ne zaman uyandın, neler yaptın diye sevinçle yanıma otururdu. Bazen kahvaltıyı hazırlayıp öyle gelirdi, oynarken çatal kaşık seslerini duyar, sıcak bir şey pişiyorsa kokusu ile acıkır, elimdeki işi bitirmek için hızlanırdım. Güzel günlerdi.

Tan’tuniyi (yeğenim) görmek için Ankara’ya gittiğimizde, annemin evinde Lego’ları da aldık. Eve getirip açtığımda, pek hatırladığım halde olmadıklarını gördüm. Hayatımda herhangi bir oyuncağın üzerinde bu kadar kir gördüğümü hatırlamıyorum. Bu Lego arkadaşların kaç yıllık olduklarını hesaplamaya çalışırken de ne kadar yaşlandığımı farkedip biraz moralim bozuldu. Her durumda, temizlenmeden oynanmaları mevzu bahis değildi. Ilgaz’ın görmemesi için itina ile saklayıp, internette Lego temizliği aradım.

Kapalı bir sepette bulaşık makinesine koymak, bir bez poşetle çamaşır makinesinde yıkamak gibi çeşitli seçenekler gördüm. Isı ve birbirlerine çarpmaları düşüncesi hoşuma gitmedi. Onca yıl dayandıktan sonra hafif erimiş ya da köşeleri kırık çıkmalarını görmeye yüreğim dayanmazdı. Daha hassas bir yaklaşım bana daha uygun geldi.

Lego Temizleyici:

5 litre ılık suyun içinde, 1 çorba kaşığı bulaşık makinesi deterjanını eritin. Legolarınızı bu sıvının atarak, kirleri yumuşayana kadar bekleyin. Bu işlemi yapmadan önce birbirine takılı olan Lego’ları ayırmazsanız, benim gibi ıslak deterjanlı legoları bidik bidik ayıklamak zorunda kalırsınız. Daha sonra eğer Legolarda görünen kıyıda köşede birikmiş kirler varsa, diş fırçası gibi bir fırçayla teker teker fırçalamanız gerekecek.

Lego’ları iyice yıkayıp, bol suda duruladıktan sonra, bizim sularımız kireçli olduğundan leke bırakmasın diye, biraz da sirkeli suda beklettim. Daha sonra sirkeli suyu durulamadan, legoları iyice süzüp, havlu üzerinde ara sıra karıştırarak kuruttum.

Siz daha önce Lego temizlediniz mi? Çamaşır makinesinde yıkamayı deneyen var mı?


12
Sep 09

Kartondan elektrik süpürgesi ve el süpürgesi

Ilgaz elektrikli aletlere çok meraklı, özellikle her dakika ortalıkta olmayan elektrik süpürgesi ve şarjlı el süpürgesinin yeri ayrı. Dedesi de geldiğinde, oynamak için temizlik günlerini beklemesin diye evdeki artık malzemelerden ona oyuncak elektrik süpürgesi ve şarjlı el süpürgesi yapmıştı. Geri dönüşüm açısından da şahane oldu. Fotoğraflarını çekmek ancak kısmet oldu, biz çekene kadar biraz eskidiler hatta:

Malzemeler:
Karton kutu, elişi kağıtları, kablo borusu, karton, havlu kağıt rulosu, ip ( uzun olmasın, boyna dolanma riskine karşı), yapıştırıcı, şeffaf koli bandı

Yapılışı aşağıdaki resimde görüldüğü gibi:

Bu da şarjlı el süpürgesi:


17
Jul 09

Mars Bilim Laboratuvarı – Çocuğunuzun ismini Mars’a gönderin

Gökhan GeekDad‘de okumuş, NASA 2011 yılında araştırma için Mars’a yeni bir rover gönderiyormuş. Aracın üzerine yerleştirecekleri bir mikroçipe isminizi, daha da güzeli çocuğunuzun ismini bu adresteki formdan yazdırabilirsiniz. “ı, ş, ğ  ve ç” karakterleri sorunlu ama “ö”de problem yok, ismi yazarken Türkçe karakterlere dikkat etmek gerekiyor (Mars’lıların çok takacağını sanmıyorum gerçi :) .  Sonuç sayfasında verilen sertifikayı da bastırıp çocuğunuz için anı olarak saklayabilir ya da odasına asabilirsiniz.

Ilgaz’ın ismini daha önce de iki benzer kampanyada “Phoenix Kutup Kaşifi” ile yine Mars’a ve “Lunar Reconnaissance Orbiter” ile Ay’a göndermiştik. Onların sertifikaları da bir süre odasında durdu ama pek ilgi göstermedi. Yeşil adamlar “Neden rahatsız ediyorsun arkadaşım?” diye kapıya dayandıklarında daha bir ilgilenir diye düşünüyoruz.


19
Apr 09

Yumurta Kartonundan Aktiviteler

Çok yorucu ve yoğun bir hafta oldu, ama neyseki yine de Ilgaz’la hafta sonu birlikte bir şeyler yapmaya vakit yaratabildik. Dün akşam aşağıdakileri yaptık. Bugün de Hidiv Kasrı’na Trish ve Brin Emir’le birlikte renk renk vergilerimizi görmeye gittik. Her bir kemiğim ağrısa da mutluyum.

Bu aktiviteyi gördüğümden beri Ilgaz’la yumurta kartonundan tırtıl yapmak istiyordum. Ilgaz’la ablasının semt pazarından aldıkları yumurtaların bir tarafındaki kartonun yeşil olduğunu gördüğümde pek sevindim. Diğer tarafındaki kartonu da parmak uçlarıyla tutmayı öğrenmesi için kırdığımız pastelleri yeniden biraraya getirmek için kullandım.

Yumurta Kartonundan Tırtıl

Tarifte geçen sarı ve yeşil ponponların yerine Ilgaz’ın küçük parçalara ayırıp yuvarladığı (düzelttim ben sonra) hamurları kullandım. Gözleri ne renk olsun dedim, “kırmızı”yı düğme kutusundan kendisi seçti, “ikinci göz” için “aynı”sını kendisi buldu. Antenler şişe temizleme telinden tarif edilmişti. Ne bulsam da, tehlikeli olmasa diye bakınırken gözüme pipetler ilişti. Sıcak silikonu kartonun üstüne ben sıktım, hamurları Ilgaz yapıştırdı. Üzerine düşen görevi çok sevdiğinden birkaç kez söküp yeniden yapıştırmak zorunda kaldık.

Ne yapmaya çalıştığımızı anlaması için başlamadan önce ona resmi gösterdim. Ben malzemeleri hazırlayıp, kartonu keserken o da hamurlar ve pastellerle oynadı. Çabuk yapılabildiğinden ve ince detaylar olmadığından küçük yaş grubu ile yapmak için uygun bir aktivite olduğunu düşünüyorum.

Ilgaz’a da kolay gözükmüş olmalı ki iki gündür yine tırtıl yapacağım diye kalan yumurta kartonlarını, pipet ve plastik makaslarını toparlayıp oturuyor sandalyesine. Plastik makasla orasından burasından dürtüp de kesemeyince biraz sinirleniyor. Kağıtla biraz pratik yapması gerektiğine ikna etmeye çalışıyorum. Oğlum senin o dandik plastik makaslarla değil yumurta kartonu, krapon kağıdı bile kesilmez, büyü de gel diyeceğim ama şevkini kırmak istemiyorum çocuğun. Eskiden plastik makas mı vardı?

Pastel Bulamaçları

Muffin kaplarını kullanarak artık pastellerle modeller, karışık boyalar yapıldığına rastlamıştım bir süre önce. Düşük ısıda yapıldığından yumurta kaplarıyla da yanmadan olur diye düşündüm. Oluyormuş ama kalıbı iyice yağlamak gerek önce, yoksa pastelin bütün yağını yumurta kabı emiyor ve sonra da pasteli çıkartmak zor oluyor. Pastelleri küçük küçük parçalayıp yerleştirin. 100-120 derece fırında 5-10 dakika tutmak yeterli. Arada çıkartıp bir kürdanla karıştırabilirsiniz.

Var mı başka aklınıza gelen?