oyun


17
Mar 12

Miyav miyav ve tekerlek adam çok güzel gün geçiriyor

Ilgaz hikaye yazmayı çok seviyor. Ara sıra resimler çiziyor, bize yazılarını yazdırıyor, zımbalıyor kurdeleliyor, kitap yapıyor. Ben de renkli sayfaları olan büyük boy bir defter aldım kendi hikaye defteri olsun, hatıra olarak saklayalım diye. Fakat hikayesini yazdırırken değiştirdiği ve uzunluğu da başta belli olmadığı için ayarlamak zor oluyor. Ben de hem daha düzgün olması için, hem de yazdıklarını okuyup düzelterek yazma alışkanlığı edinmesi için önce bilgisayarda yazıp birkaç kez okuyup düzelterek içine tam sindiğinde deftere geçirmemizi önerdim. Önerim çok hoşuna gitti, hikayesinin final halini defterine yazdırıp, doğru yazdığımdan emin olmak için okuttuktan sonra (arada atladığım bir kelime buldu ekletti) bilgisayara yazdığımı da bütün Nurturia’ya yaymamı istedi 🙂 Ben de Kitubi’ye yazalım bari dedim 🙂

Miyav miyav ve tekerlek adam çok güzel gün geçiriyor

Miyav miyav ve tekerlek adam bir hastanede aynı odada doktor olarak çalışıyorlar.

Miyav miyav bir kedi. Tekerlek adam da ağzı olan, gözü olan, burnu olan, elleri olan, ayakları olan bir tekerlek.

Bir gün tekerlek adam arkadaşı miyav miyavın yanına gitmiş.  Sonra parka gidip zıpzıpa binmişler, zıplamışlar yarım saat. Sonra oyun düğmesine basmışlar ve karınca ezme oyununu seçip yarım saat oynamışlar. Parkta toplam bir saat zaman geçirmişler.

Sonra hastanelerine gidip hastalarını iyileştirmişler ve gece olmuş pijamalarını giymişler, sonra da yataklarına yatıp sabah yine parka gideceklerini düşünerek uyumuşlar.

Not: Bir ara resminin de fotoğrafını çekip eklerim.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


24
Nov 11

Filin Banyosu – Elephant’s Bath Çıktı!

Uzun zamandır beklenen Filin Banyosu iPhone , iPad ve Android için yayında.

Duyduk duymadık demeyin!

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


28
Jul 11

Calvin ve Ilgaz

 Master Yoda

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


16
Jan 11

Oynak Masal

Bu masalın sağı solu oynuyor artık, tabi iPad‘iniz varsa. Üstelik de application store ipad ücretsiz kategorisinde 1. sıraya kadar çıkmış. iPhone ve iPod Touch uygulamaları da yoldaymış. Yürü be Bir Kar Masalı!

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


30
Dec 10

Çocuk Odasında Sadeleştirme

Dağınık bir anne-baba, nasıl olsa arkadan yeğen geliyor o da oynar alalım rahatlığı, çok kitap sevgisi, iki ailede birden ilk torun, ilk yeğen olma durumu derken 2,5 yaş civarında Ilgaz’ın odasındaki oyuncakların ve kitapların kontrolünü kaybetmiştik.

Oyuncaklar, her yerde oyuncaklar. Kıymeti bilinmeyen oyuncaklar. Oynanan değil, yürürken ayağına batıp can yakan oyuncaklar. Kitaplar, dergiler, üstüne basıp düşülenlerden. Bırak bir çocuğu, bir yetişkinin bile toplamakta zorlanacağı kadar kitap, dergi ve oyuncak. Uyku sersemi basıp düşmesin diye kapıya yol açmak üzere kürenen kitaplar, oyuncaklar, temizlik öncesi süpürge çekmesin diye bir kutuya tepilen oyuncaklar. Oyuncağın parçası bulunamadığı için ertelenen oyunlar.

Bu noktaya kadar geldik. Bir cumartesi bana tak etti. Ilgaz gibi kreşe giden bir çocuk evinde ne kadar zaman geçirmektedir, toplasanız, çarpsanız, ne kadar oyuncakla anlamlı bir süre oynayacak zamanı kalabilir?

Alınıp da oynanmayan, parçası bulunamayan

Oynanınca toplanamayan, köşesi kırık, düğmesi bozuk, çok ses çıkartan, çok pil harcayan, kötü kokan, yaşı geçmiş, aynı iş için iki tane olmuş ne varsa attım, verdim, acımadım. Daha güzeli bir kısmını Nurturia Pazaryeri’nde sattım. Çok az sayıda, ileride oynayacağından emin olduğum birkaç oyuncağı ayırdım. Kitapların çoğunu verdim, bir kısmını bizim kitaplığımızda en üst rafa dizdim.

Bütün bunlar olurken Ilgaz hep işin içindeydi. Önce hiç aldırmadı, nasılsa bol. Sonra gidecek olanlarla oynamaya başladı “son kez”. Yavaş yavaş bunu vermeyelimler, ama oynuyorumlar, toplayacağımlar başladı. Kimini ihtiyacı olmadığına ikna ettik, kiminin biraz gözyaşı ile gitmesi, kimisinin biraz göşyaşı sonucu – iyi bakılmak şartı ile – kalması uygun görüldü. Çadırımızı ve muz’umuzu satın alan Nurturia arkadaşımıza birlikte teslim ettik, öncesinde bir de ikinci el sohbeti yaptık ve ileride eğer çadırla oynayacak olursa bizim de ikinci el bir tane daha alabileceğimizden, ama o zamana kadar bizim evimizde durmasının kimseye bir yararı olmadığından konuştuk. Böyle olunca bir kardeşin onlarla oynayacağından ve bizim de parasıyla alabileceklerimizden konuştuk.

Ilgaz artık oyuncaklarını topluyor

Sonuçlar  inanılmaz. Diğer tüm parametreler sabit. Ne biz daha düzenli insanlar olduk bu süreçte, ne de Ilgaz’a karşı bir tutum değişikliğinde bulunduk (bir oyuncağı toplamadan diğerini çıkartmamaya teşvik etmek gibi şeyler yapmayız).

Bazen oynadığı anda topluyor, bazen 2 gün sonra tüm oda dağıldıktan sonra. Geçen gün kendiliğinden odasını toplayacağını söyledi, sonra unuttu. Yemekten önce hatırlattım, hadi toplayacaktın diye. Başladı, oyuna daldı. Dedim ki, dikkatini dağıtma, oyuna dalma, şu anda sadece topluyorsun, hadi en hızlı şekilde toplayıp bitirmeye çalış. Bak dedim burada tren parçaları var, onların yeri burada, doktor setinin kutusu burada, koltuğun altına parçalar girmiş, vs. Sonra çıktım. Daha önce de benzer bir şey olmuştu, sonra tüm oyuncakları bir sandığa tepilmiş bulmuştum. Dayısı bizdeydi, bir ara dayısı ona bir şey sormuş, dikkatimi dağıtamam, odamı topluyorum şimdi demiş. Kanepenin altındakileri çıkartmaya çalışırken daha ileri itmiş, beni çağırdı. Gerçekten her şeyi yerinde bulunca gözlerim yaşardı. Onun da odasından ve kendisinden memnun olduğu her halinden belli oluyordu.

Kitapları da yerine kaldırıyor, en azından kitaplıkta duruyorlar yerde değil.

Evde kalanların bilançosu:

  • Küçük legolar (duplolar kalktı)
  • 60 parça üstü puzzle’lar (5 kutu)
  • Ahşap hayvan biçimli puzzle
  • Yumuşak oyuncaklar: Elmo, Pigglet, Uyku bebeği, Sabri Kedi, Panda, Dalmaçyalı, Küçük Fil
  • Tahta tren seti
  • Uzay aracı seti (1 uzay aracı, 1 uzay motoru, 2 astronot, 1 robot, figür boyutu Lego figürlerinin yaklaşık iki katı)
  • Aya ayak basma seti (6-7 küçük parçadan oluşan bir set)
  • Parçaları legolara uyan bir harf /obje eşleştirme seti (bunlarla doğum günü pastaları yapıyor diye bıraktım)
  • Doktor muayene seti
  • Birbirine geçerek kapalı kutular yapılan parçalardan oluşan bir oyuncak
  • Shell kampanyasından toplanmış tam set Toy Story-3 karakterleri (Woody, Jessie, Buzz, uzaylılar, Lotso Huggin Ayı)
  • Oyuncak fotoğraf makinesi
  • Ahşap vurmalı müzik aletleri, bir mızıka
  • Cırtlı dart
  • Küçük hayvan modeli koleksiyonu
  • Gökhan’la yaptıkları tahta helikopter modeli
  • Yazı tahtası
  • Midilli puf
  • 3 balık (olta setiydi ama oltası kırıldı, balıklarını çok seviyor diye vermedim)
  • 1 basketbol, 1 küçük futbol topu, 3 küçük plastik top
  • 5 küçük araba (biri araba tırı, biri dolmuş gibi)
  • 10 tane Anaokulu dergisi (önceden hepsi birden odasında dururdu, artık onar onar çıkartacağım)
  • 12 ingilizce dergi (BBC Kids Zone)
  • 15-20 kitap (bir miktar da salonda var, Meraklı Minik dergilerinin de çok kullanılmış, dağılmış olanları attım, kalanlar salonda, tüm eşleştirme kartlarını verdim)
  • Play-Dough ve kalıplar
  • Boyalar, makas

Bence bir çocuğun oyuncakları liste yapılabilecek miktarda olmalı. Sizin için ucuz, ya da minik bir oyuncak, o küçük insanların etrafında hep kalabalık. O kadar attım, yazınca yine ne çok şey oldu. Hala azaltılabilecekler var. Legoların miktarı çok fazla geliyor, eğer bir setle iyice oynayıp, kendi isteği ile ikinciyi alsaydık, eminim kıymetlerini daha iyi bilirdi. Benim çocukluk legolarım da eklenince, dağıldığında kendisi başına toparlayabileceğinden oldukça fazlalar. Bir süre izleyip, olmazsa bir kısmını biraz daha büyüyene kadar kaldırmak lazım.

Ahşap müzik seti ile bizi rahatsız etmeye çalışmak dışında hiç oynamadı, ama ben güzelini bulmak için o kadar çok aramıştım ki, bir türlü sevmediğini kabul edemedim de, hep yaşı gelmedi dedim. Belki bir sonraki temizlikte onlarla da vedalaşırım.

Birbirlerinden oldukça farklı olsalar da, iki ay setine ihtiyaç var mı emin olamadım. Puzzle’ları da azaltmak lazım belki? Dart için yaşı küçük sanki, kaldırılabilir.

İşe girişmeden önce Başak’ın yazısına da bakın, beni çok motive etmişti.

Evdeki oyuncak kalabalığını önlemek için bu 5 maddeye dikkat edin.

  1. Ucuz bulmuşken almak (çocukların ucuz / pahalı mevhumu gelişmemiştir)
  2. Çocuğun bir oyuncak tipine dönemsel ilgisini aşırı ciddiye almak.
  3. Çocuğun değil kendi ilgi alanımız olan oyuncaklara dayanamayıp almak.
  4. Kendi marifetleri olan oyuncaklar almak (çocukları ilk gördüklerinde büyülerler, sonra 10 saniye oyalar, sonra da hiçbir işe yaramazlar)
  5. Ufak parçaları, kılı budağı çok olan, bir dağıldı mı bir daha parçaları biraraya getirilemeyen oyuncaklar almak.

Çöp Saklayıcılarına Tavsiyeler

Atmakta zorlanıyor musunuz?

  1. Öncelikle şunu kabul edin, koleksiyonculuk ile çöplerinden ayrılamamak aynı şey değildir.
  2. Bazen elimize güzel şeyler geçer ve onlardan bir türlü ayrılamayız. Bir ambalaj malzemesi, güzel bir kutu. Ya lazım olursa? Eğer evinizde bu tür malzemeleri ihtiyacınız olduğunda erişebileceğiniz şekilde organize edeceğiniz bir yeriniz, bunları tekrar kullanacak bir hayat tarzınız, ya da uğraşacak zamanınız yoksa, yüksek ihtimalle ancak bir sonraki taşınmada “aa bu da vardı”dan başka bir işe yaramayacaklardır. Atık malzemeleri değerlendirmek çok iyidir ama evimizde sakladıklarımız değerlendirilebilecek miktar ve türde olmalıdır.
  3. Evinizde yeteri kadar eşyanız var değil mi? Giren sayısı = çıkan sayısı denklemini sağlamaya çalışın. Bir şey almayı çok istiyorsunuz. Evinizde o şeyi almak pahasına vazgeçebileceğiniz bir şey var mı?
  4. Yukarıdaki maddeye ek olarak aynı işlevdeki eşyalardan da kurtulmaya dikkat edin. Güzel bir gömlek buldunuz, en sevdiğiniz de marka, indirime girmiş, peki. Evde aynı renk hiç de kötü durumda olmayan bir gömleğiniz var. Eski gömleği hemen vermeniz lazım.  Yoksa o gömleğin akibeti modası geçene kadar evde tutulup, sonra verilmek olacaktır. Bari vereceğiniz kişi modası geçmeden kullansın.
  5. Eski hobi malzemelerinize çok para saymış olabilirsiniz, bir daha ilgilenebilecek misiniz? İlgilenebilecekseniz bile o zaman hala iyi durumda olacaklar mı?
  6. Kullanmadığınız eski teknoloji elektroniklerinizin yeni fiyatlarına bakın. Sakladığınıza değerler mi?
  7. Atıp atmama konusunda kararsız kaldığınız bu şeyi en son ne zaman kullandınız? Toplam kaç kere kullandınız?
  8. Ürünleri satmayı deneyin. Fiyat biçerken ikinci el olduklarını unutmayın, alıcı “bu kadar fark için değmez yenisini alırım” diye düşünmemeli. Satışa çıkardığınız ürünü gözden de çıkardığınız için satılmasalar bile vermekte daha az zorlanırsınız.

Nurturia’dan Soru: Düzenli Çocuk

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


29
Dec 10

Bir kar masalı

Özene bezene yazıldı, çizildi, canlandı. Bir kar tanesi arkadaşlarına sarıldı, yuvarlandılar birlikte, kartopu oldular, sıcacık evlerimize geldiler ufacık çocuklarımızı sevindirmeye. Çok zamandır bekliyoruz bunu ucundan haberi olanlar birlikte, ama bu kadar beklemiyorduk doğrusu bu kadar işin içinde. Bize de çok nazik bir teşekkür var sonunda emeğimiz, haddimiz olmadan.

Not: Sen de benim gibi güzel şeylere hislenen bir anneysen, çocuğuna okumadan önce bir kez yalnız başına oku 🙂

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


26
Oct 10

Çocuklarımız için daha çok şarkı

Ana dilimizde şarkılar, ninniler. Tercüme olanları da sevmiyor değilim ama çocuklarımız için daha çok Türkçe çocuk şarkısına ihtiyacımız var. Aşağıda yayınlayacağım şeye çocuk şarkısı deyip geçmek ayıp olur tabi. Mutlaka çocuğuna izletmeyen, dinletmeyen kalmıştır, kalmasın. İki blogcu annemizin ortak çalışması, ikisinin blogundan da izleyebilirsiniz.

Yavrusu – Ninni

OİP – İlk vidyo

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


24
Jun 10

Çocuklarla kısa film çekmek

Ilgaz’la Gökhan bunu hazırlayalı epey oldu. Nurturia’daki arkadaşlarım için ikinci posta olacak (buradan arkadaş daveti gönderebilirsiniz) .

Haydi eve – Ilgaz’ın kısa filmi from Kitubi on Vimeo.

Çocuklarla kısa film hazırlamak çok eğlenceli. Ben yalnızca kamera arkası çekimlerini yaptığım halde çok eğlendim.

Senaryonun hazırlanması
Eğer çocuk arkadaşımız bütün gün bir şeyler uydurup geziyorsa senaryo yazmak için tam kıvama gelmiş demektir. Eğer henüz daha küçükse birlikteyken başınızdan geçen bir şey üzerinden gidilebilir, senaryoyu siz hazırlasanız bile onu da en azından diyalogların hazırlanmasına dahil edebilirsiniz. Bizimkinde senaryoyu Ilgaz hazırladı, Gökhan biraz yönlendirdi tabi. İçinde bir gün önceki park kazası ve çok eskiden parkta ıslanmasından esinlenmelere rastlamanız mümkünse de, kişiler ve olaylar tamamen tesadüftür 🙂

Düzenek
Bir kamera, mümkünse bir mikrofon, sahne ortamı (bizde bir berjer ve peluş hayvanlar yeterli oldu) ve montaj için uygun bir yazılıma ihtiyacınız olacak (örnek: Windows Movie Maker).

Yapımı
Kamera tripoda sahneyi görecek şekilde sabitlenir, tripod yoksa bir sehpa da işinizi görebilir. Kameradan sahnenin nasıl gözüktüğü gösterilir. Oyuncuları yerlerine siz bir kez yerleştirdikten sonra ekrandan bakarak diğerlerini doğru yerlere yerleştirme işine dahil olabilir. Aşağıda 2. resimde zar zor görüldüğü gibi tepe taklak yerleştirip gülmek serbest :). Hayvanlarımızın hareket ettirilmeleri işini çocuğunuz seslendirme yaparken siz üstlenebilirsiniz. Seslendirmeler için sufle verirsiniz, çocuğunuz tekrarlar. Sonra bilgisayarda kırpar,böler son halini verirsiniz. En eğlenceli bölümü de montaj sırasında hızlı ve yavaş çekimde kendi sesini dinlemek 🙂

Kendi yazdığı ve çektiği videoyu izlerken yüzünün aldığı şekilleri de ayrıca çekmek lazım aslında 🙂

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


18
Jun 10

Çocuğunuzu Uzaya Uçurun

Kendisini değilse bile çocuğunuzun resmini uzay mekiği ile birlikte uzaya gönderebilirsiniz. Uzay mekiği inişini tamamladıktan sonra uçuş sertifikasını da bu sayfadan basabileceksiniz: http://faceinspace.nasa.gov/

İlgili yazı:

Mars Bilim Laboratuvarı – Çocuğunuzun ismini Mars’a gönderin

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


9
Feb 10

Çocuk Odasında Kargaşa – Dr. Atanur Mert

Bu yazı, Ilgaz’ın anaokulu Aydo Çocukevi yöneticisi, Viyana Üniversitesi mezunu pedagog, Dr. Atanur Mert’e ait. Anne Kalbi Dergisi Kış 2010 sayısında yayınlandı. Kendisinin izniyle yayınlıyorum.

Yazıyı okurken, yalnızca “çocuğa odayı toplatmak” gözüyle okumayın. Yazının içinde mekan düzenlemenin önemini, çocuğa zorunlu şeyleri dikte etmeden söylemenin en güzel yolunu, onun çabalarına saygı duymayı ve bunu ifade etmeyi, sorumluluk kazandırmayı, sınırları belirlemeyi, kararlara katılmasını sağlamayı, doğal sonuçları ile öğretmeyi, söylenmenin azarlamanın olumsuz etkilerini (ve etkisizliğini), övgünün nasıl yapılmasının uygun olduğunu ve belki saymadığım ya da okurken ayırt etmediğim bir sürü ebeveynlik becerisini bir konuya sığdırmış Atanur Hanım. Vakit ayırıp dikkatlice tekrar tekrar okumanızı öneririm.
————————————————————–

ÇOCUK ODASINDA KARGAŞA

Çocuklar kargaşayı kısa sürede yaratırlar; fakat iş toplamaya gelince, bu hiç hoşlarına gitmez.Böylesi durumlarda anne-babalar, ya bir süre görmezden gelirler, ya da çocuklarının dağıttıklarını toplamak için onların ardından sürekli dolaşıp durur, söylenirler.

Bunlar yanlış yöntemler. Çocuklar yaptıklarının sonuçlarını taşımayı, sonuçlardan dersler çıkarmayı öğrenmelidirler. Ortalığı karmakarışık hale getirince, yeniden düzenlenmesi, oyuncaklarını dağıtan çocuğun üstlenmesi gereken bir sonuçtur.

Çocuk odasının düzenli kalabilmesi için birkaç öneri:

Çocuğun düzeni sağlayabilmesi için bir düzen sistemine gereksinimi var.
Farklı oyuncakların yerleştirilebilmesi için raf ve çekmecelerin yanı sıra kutular da işe yarar. Kutuları satın alabileceğiniz gibi, uygun büyüklükte, sağlam koliler kullanarak kendiniz de hoş oyuncak kapları üretebilirsiniz. Koliler, sevimli desenli, yapışkanlı duvar kağıtları ile kaplanarak güzelleştirilebilir ve daha sağlam bir hale getirilebilir. Çocuğunuzla birlikte yaparsanız, birlikte bir şeyler yaratmanın güzelliğini de yaşamış olursunuz. Yine çocuğunuzla birlikte oyuncakları sınıflandırıp uygun kutulara, raflara yerleştirebilirsiniz. Her şeyin kendine ait bir yerinin olması, çocuğun aradığını kolayca bulmasını sağlar; düzen duygusunun yerleşmesine yardımcı olur. Oyuncaklar kutulara rastgele konursa, bir kutuyu boşalttığında farklı oyuncaklarla karşılaşacağı için ilgisi dağılabilir ve aynı oyuncakla oynama süresi kısalabilir. Çocuğunuzu, ancak bir oyunu bitirip oyuncaklarını kaldırdıktan sonra diğer oyuna başlamaya alıştırın. Tabii bazen anlamlı bir oyun kurabilmek için farklı kutulardan, raflardan oyuncaklar gerekebilir.

Çocuğunuzla birlikte kararlar alın.
Doğum günleri, yılbaşı, derken yakınlarınızın diğer zamanlarda getirdiği hediyeler ve sizin rastgele aldıklarınız da eklenince, oyuncak miktarı, çocuğun üstbakışını kaybedebileceği kadar artar. Oyuncakların çok fazla olduğunu düşünüyorsanız, çocuğunuzla birlikte karar vererek, bir kısmını ortalıktan kaldırın. Bu tür düzenlemeleri tam da çocuğunuzla bir gerginlik yaşarken yapmayın. Hele çocuğunuzu cezalandırmak için ise hiç yapmayın. Yeterli bir süre geçtikten sonra (yine çocuğunuzla konuşarak) kaldırdıklarınızı ortaya çıkarıp, başka oyuncakları kaldırın.

Çocuğunuzdan yapabileceğinin üzerinde şeyler talep etmeyin.
Çok karışık durumda olan bir oda için, “Odanı topla!”, “Oyuncaklarını topla!” gibi talimatlar, çocuktan “fazla şey talep etmek” olabilir. Biz yetişkinler bile, evimiz çok karışıksa, nereden başlayacağımızı bilemeyebiliriz ve başlamak içimizden hiç gelmez.

Çocuğa, yapması gerekenleri küçük parçalara bölerek ve mümkün olduğunca somutlaştırarak söyleyin: “Önce artan temiz kağıtları, tutkalı ve makası yerine koyalım; sonra yere dökülen parçaları çöp sepetine atalım.”, “Arabaları kutusuna/rafa yerleştirelim.”, “Şimdi de tahta blokları ayıklayıp kutusuna koyalım.” gibi. Eğer çok fazla kargaşa varsa, “Tahta blokları ben toplayayım, sen de arabaları kaldır.” diyebilirsiniz. Sesinizde pazarlık tonu olmasın.

Çocuktan bir şeyi mutlaka yapmasını isterken, “Yapar mısın?”, “Koyar mısın?” gibi nezaket formülasyonları kullanırsanız, çocuk bunu kendine seçenekler sunulmuş gibi değerlendirip, istemediğiniz şıkkı seçebilir. “Yap!”, “Koy!” gibi ifadeler de otoriter talimatlar olduğu için, bu tarzı da tercih etmeyin. Onun yerine, (siz yapmayacaksanız da) “Yapalım.”, “Koyalım.” formülasyonunu kullanın. Çocuğunuzla konuşurken, beden diliniz ve ses tonunuz, birine bir şey söylediğiniz sırada o kişinin istediğinizi hemen yapacağını bildiğiniz zamanlardaki gibi olsun. Yani sesinizden çaresizlik, yakınma, şikayet, soru tonlaması (Yapalım mı?!) okunmasın. Sakin ve kendinizden emin bir tonda konuşun, ama buyurgan bir tonda değil.

Düzenlilik uğruna hemen, her şeyi ortadan kaldırmayın.
Çocuğunuz uzun uzun uğraşıp, güzel bir hayvanat bahçesi kurmuş olabilir. “Bunlar kalsın, yemekten sonra oynamaya devam edeceğim.” veya, “Dursun, babam gelince göstereceğim.” dediğinde, (eğer oyuncaklar çok fazla ayak altında değilse) bırakın oldukları yerde kalsınlar. Hatta bir öneri gelmeden de, kurulmuş oyuna beğeniyle bakıp, “Çok güzel olmuş; bir süre dursun, ben de seyredeyim.” diyebilirsiniz.

Sonuçları hissettirin.
Çocuklar, yol açtıkları kargaşanın sonuçlarını hissetmeliler ki davranışlarını buna göre düzenleyebilsinler. Bu yöntem, sürekli, “Eşyalarını topla!” söylenmelerinden etkilidir. Örneğin, bahçede arkadaşlarıyla top oynayacak, fakat topunu bulamıyor. Siz onun yerine topunu arasanız, yanlış davranışının sonucunu yaşamamış olur. “Gördün mü, bulamıyoruz işte. Keşke yerine koymuş olsaydın.” gibi (yumuşak bir tonla da olsa) söylenmek yanlıştır. Bırakın, çocuğunuz sadece yaptığının sonucunu yaşasın. Sonuç: o gün topsuz kalmak.

Çocuğunuza, davranışlarının sonucu ile doğrudan ilgili olmayan cezalar vermeyin.
“Eğer oyuncaklarını toplamazsan sana bir ay boyunca oyuncak almıyoruz!”.

Azarlamak, söylenmek, ve (çoğunlukla da yerine getirilmeyen) tehditler, işe yaramayan problem çözüm yöntemleridir. Bunlar, sorunları çözmediği gibi, çocukla ilişkimizi de bozar; çocukta sorumluluk duygusunun yerleşip güçlenmesini engeller.

Çocuğunuzu övün.

Çocuğunuza övgü sözleri söyleyin; başkalarının yanında methetmekten de çekinmeyin. Bunu yaparken “sahici” olun. Yani, övgüye konu olan şey sahiden yaşanmış olsun ve ses tonunuz gerçek ve içten bir övgüde nasılsa, öyle olsun. Örneğin, çocuğunuz odasını topladığında; yüzünüz, gözleriniz ve sesinizde sahici beğeni ışıltılarıyla onu övün. Ayrıca, oturup onunla bir oyun oynarsanız iyi olur. Çocuğunuz, yaptığınızı, “Sen odanı toplarsan, bende seninle oynarım.” gibi algılamasın. Odasını topladığı için çok mutlusunuz; mutlu olduğunuz için de canınız oyun oynamak istiyor.

Dr. Atanur Mert

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.