yazmak


14
Jun 10

Sessizliği Aralarken

Kitubi’nin özgür iradesini sona erdirdik.

Kitubi’nin benden bağımsız bir kişiliği var. Mesela her zaman benden daha ciddidir. Her zaman benden daha kısa ve öz konuşur. Benden daha ağır başlı ve terbiyelidir. Benden daha az polemiğe girer. Bunlara bir şey demiyordum seveni var diye ama, benden daha az demokratik olması tadımı kaçırıyordu nicedir. Kafasına göre yorum uçurmalar, efendim yavaş yazılmışmış, güvenlik koduymuş falan. Sorunu çözeyim diye güvenlik kodu süresini sonsuz yaptım, bu sefer de hiç yorum yayınlamamaya başladı. Yok, bu kadarı fazla dedim. Yok yok, aç kapa yapmıyorum :)

İşin aslı Kitubi’yi güya iyileştireceğiz diye sunucusunu taşımıştık. Taşınma sırasında zaten uzun zamandır değiştirilmesi gereken Dasblog blog altyapımız istifasını verdi. O arada yorum bırakmaya çalışan kimse bırakamadı (yorum bıraka-maya-nlardan özür dileriz, toparlayabildiklerimi yayınlayacağım, hata olarak bana geliyorlardı). Yorumlarla birlikte ben de yazı yayınlayamaz hale gelmiştim. Bir “kusura bakmayın, teknik sorun var” bile yazamadım. Daha doğrusu Kitubi’nin bunun yazabilecek duruma getirilmesi için harcanacak zamanda yepisyeni bir WordPress temasına taşınması mümkün olacağından Kitubi’nin bir süre uyumasına karar vermek zorunda kaldık. Malum, terzi kendi söküğünü dikemezmiş.

Yeni temanın daha çok işi, yazıların içinden fırlayan imajları, hiçbir yere varamayan kırık bağlantıları olsa da yeniden yayındayız efendim.

Hala oradaysanız bir ses verin!


5
May 10

All for Kids’de bu ay

ALL for kids’te blog sayfalarını yazmaya devam ediyorum “kitubi” başlığıyla. Benim yazdığım sayfaları bulmakta zorlananlar oluyormuş. Aslında ilk sayısından beri her ay yazmaya devam ediyorum. Sanırım ilk sayıda hem yazımın, hem de röportajımın olması biraz kafa karıştırdı. Bu ayki yazım “Doğumdan sonra Alışveriş”, 89. sayfada.

Bu ayki ALL for kids kapağı:


17
Feb 10

Yorum Yazarken

Kullandığım hazır blog altyapısı Dasblog’un azizliği yüzünden yorumlar yayınlanmıyor zaman zaman. Siz yorumu yazmaya başladığınız anda, bir güvenlik kodu atanıyor ve eğer yorumu yazmanız zaman aldıysa, güvenlik kodunun süresi geçiyor. Siz “yorumu kaydet” dediğinizde, aslında sayfanın altında Dasblog size yeni güvenlik kodunu girmenizi söylüyor ama sizi sayfanın başına götürdüğü için siz bunu farketmiyorsunuz.

Yorumlarınızın kazaya uğramaması için lütfen yorum yazdıktan sonra, sayfanın altına inerek yorumunuzun yayınlanmış olup olmadığını kontrol edebilir misiniz? Yorumlara moderasyon yapmadığım için hemen yayınlanmış olması gerekir. Eğer yeni bir güvenlik kodu atanmışsa zaten yazdığınız metin text editör’ünün içinde duruyor ve yeni güvenlik kodu da yazıyor olur, güvenlik kodunu girdiğinizde yorum yayınlanacaktır.

Bu durumun epeydir farkındayım, benim bile bunu bilmeme rağmen arada farketmeden yayınlayamadığım yorumlarım oldu. Hatta bunu düzeltmek için bir süre önce Dasblog’un yeni versiyonunu yükledik ama bu sorun düzelmedi. Nurturia’ya ayırdığımız kaynaklardan tüketmemek için bu sorunun çözümünü bir süre daha ertelemek durumundayım.

Bu yazıyı da, Nurturia aracılığı ile Zeynep‘in bir süre önce Kitubi’ye bu yüzden yorum bırakmaktan vazgeçtiğini öğrenmem üzerine yazmaya karar verdim (kahroldum). Bu sorun yüzünden yorum kaybım olduğunun farkındayım ama boyutunu kestirememişim.

Bugüne kadar yorumları kaybolan herkesten özür diliyor ve uçan yorumların tamamen bu nedenden olduğunun altını çizmek istiyorum. Kitubi’de her yorum bizim için çok değerli ve bugüne kadar spam’ler dışında tek bir yorum silmedim.

Güncelleme: Yazının peşine gelen tepkiler mefta yorumlarımızın çokça olduğunu gösteriyor. Durumun bu ciddiyette olduğunu farkedememişim. Yorumları uçan herkesten teker teker özür diliyor ve yeni uzun yorumlarınızı bekliyorum efendim. Güvenlik kodunun expire olma süresinin uzatılabildiğini tespit ettik. En azından süreyi uzatarak durumu iyileştirmiş olacağız. Eğer daha önceki yorumlarda özellikle söylemek istediğiniz ama içinizde kalan bir şeyler varsa özellikle bekliyoruz :)


10
Dec 09

Faydalı işler – bazı çok yazarlı bloglar

Pozitif Doğum Hikayeleri
Sezaryen oranının artmasında bir önceki kuşağın efsaneleştirdiği korku dolu doğum hikayelerinin önemli payı olduğunu düşünüyorum. Umarım blogcuanne‘nin bu girişimi daha fazla annenin şansını denemesini sağlayacak. Bizim normal doğum hikayemizi de okuyabilirsiniz.

Bebeğime Ne Alsam
Sermin‘in desteğiyle, çocuğunuza alıp beğendiğiniz ürünler hakkında yazabiliyorsunuz. Gerçek kişilerden, denenmiş ürünler. Ben de ingilizce seti hakkında yazmıştım.

Haydi Oynayalım
Aktivite bloglarına bayılırım. Zaten az bulunan vaktinizde acaba ne yapsak çocuğumla birlikte diye düşünmek yerinde, şöyle bir dolaşırsınız, birebir uygulamasanız bile hemen ilham gelir. Çiğdem çok iyi düşünmüş, kollektif olması daha da iyi olmuş. Ben de ilk fırsatta yazacağım.

Bilmeyen, benden duyan varsa, okuyun, yazın, siz de katkıda bulunun. Başka bildikleriniz, sevdikleriniz varsa yorumlara yazın.


1
Dec 09

Kitubi artık ALL for kids’de

All for Kids yepyeni bir alışveriş dergisi, çocuklu anneler için.


Aranızda futbola meraklı olanlar varsa Futbol Ekstra’dan Banu Yelkovan’ı tanıyor olabilirler. Banu oğlu Aras 2 yaşına yaklaşırken, kendi deyişiyle asıl işi olan dergiciliğe dönmüş ve All Kids’in editörlüğünü yapmaya başlamış. Derginin ilk sayfalarında “editörden” bölümünde, Banu şöyle diyor:


“Bu dergiye hiçbir şey laf olsun diye konulmuyor, hepsi denenmiş, kullanılmış, test edilmiş, onaylanmış fikirler. Ne saçını süpürge etmeye ne kendilerini kariyerlerine adamaya niyeti olmayan annelerden tavsiyeler”


Derginin Blog bölümünü de Kitubi’ye ayırdılar. Ayrıca bu ayki sayıda bir de röportajım var.


Dergi dolu dolu, ben de yazıyorum diye demiyorum, işe yaraması için uğraşıldığı belli oluyor. Anneler için hazırlanmış ama çocuklar için sayfalar da var, ayrıca bu ayki sayıda çok güzel Sünger Bob hafıza kartları hediye.


Hoşuma giden bir diğer yanı, derginin eleştiriye açık olması ve okuyucu görüşüne çok önem vermesi. Dergiyi okuduktan sonra görüşlerinizi Nurturia‘da ALL for kids grubuna yazabilir, editörü Banu ile iletişim kurabilirsiniz.


7
Nov 09

Anaokulu dergileri, ingilizce eğitim seti ve Giddar

Boyut yayınlarından, Anaokulu dergileri almıştık bir süre önce. İlk birkaç sayıdan sonra yaşı için uygun olmadığına karar verip rafa kaldırmıştık. Taşınma ile ortaya çıktılar ve Ilgaz tekrar kaldırmamıza izin vermedi. Bazı bölümlerini yapmak için hala erken olsa bile, hikayelerini okumak, çıkartmalarını yapıştırmak, kesme yapıştırmalarını ve yemek tariflerini birlikte denemek için süper.

Geçenlerde sanırım Boyut’un çapraz satış kampanyası kapsamında BBC Kids Zone için beni aradılar, doğum günüme özel bir indirim teklif ettiler. Ben de daha önce bu seti inceleyip gözüme kestirmiştim. “Tamam alalım” deyivereceğim tuttu (lütfen satıcılar beklenti içine girmesinler, her zaman yaptığım bir şey değil).

Cd’lerini de kitaplarını da çok beğendim. Aslında özellikle kitapların seviyesi belki Anaokulu serisinden bile daha ileri. Buna rağmen, Ilgaz resmen bu kitapçıkların içine düşüyor. Her fasikülün ayrı bir teması var. Ben de sırayla gideceğiz diye kasmıyorum. Anne, yemek serisini okuyalım diyor. Sonra daha ben elimdeki işi bitiremeden başlıyor dergideki resimleri daire içine almaya, elmaları boyamaya, parmaklarıyla labirentlerin üzerinde dolaşmaya (biraz kestirmeden gidiyor ama parmaklar şahane). Sonra da kitaptaki yiyeceklerin ingilizcelerini saydırıyor. Okulda öğrendiği bir iki şeyi de bize satıyor arada, “bu banana, banana bunun adı baba, ingilizcesi ba-na-na”.

Cd’lerde de Susam Sokağı’nın Bay Saftirik’ine benzeyen bir skeç var, iki tip sürekli saçmalıklar yapıyorlar. Çok konuşmuyorlar, sadece o CD’nin temasına uygun şeyleri vurguluyorlar. Bunlara kahkahalarla gülüyor. Komikler ama gerçekten. Tavsiye ediyorum. İngilizce öğretiyor diye değil (öğretip öğretmediğini henüz bilmiyoruz), çok eğlendiriyor diye. Öğrettiğimiz şekilde teker teker işaret parmağına takarak CD’leri getiriyor, “Anne bu kaç?” diyor, “12″ diyorum, “12, ehe ehe, 12″ deyip sevine sevine gidiyor, başka bir tane takıp getiriyor. Sayıları ben de severdim ama bu kadar komik bulmasını da anlayabilmiş değilim.

Güncelleme: Ben BBC Kids satın aldıktan sonra, ya da belki aynı esnada, Boyut BBC Kids Zone’ları önce gazete kuponu ile, sonra GEO eki olarak dağıttı. Hala taksitlerini ödediğim için Boyut’u arayıp bu nasıl iş dedim. Açan yetkili içerikleri aynı değil dedi, alan arkadaşlardan içeriklerinin aynı olduğunun teyidini alınca yetkili biriyle görüşmek için yeniden aradım. Biz size dönelim dediler. Daha sonra 3 kez daha aradım ama yetkili biriyle görüşmeyi başaramadım. Sonra web sitelerinden form doldurdum. Yine dönen olmadı. En sonunda bir arkadaşım Boyut yayıncılıktan bir şeyler alacakken bana tavsiye sordu. Ben de tecrübemi aktardım ve ismimi verebileceğini söyledim. Bunun üzerine arkadaşım aradığında, aa ama kendisinin olumsuz bir tecrübesi olmamış ki, sadece kuponla verildiği için kızmış demişler. Setten memnun olduğum için kötü reklam yapmayayım demiştim ama artık bu notu yazmanın zamanı geldi sanırım. (26 Temmuz 2010)

Çocuğuma Ne Zaman ve Nasıl İngilizce Öğretmeliyim?

Bu arada, bitireyim öyle yazayım diyordum ama sabredemedim. GİDDAR . Bir arkadaşımız süper bir fantastik roman yazdı.

Dün akşam, Ilgaz için taze taze imzalanmış kitabın, 50 sayfasını bir çırpıda okuyuverdim (niye eskitiyosun ki çocuğun kopyasını be kadın, Ayk, en az gün aşırı hayıflanmaktır!). Fazladan bir saat uyku kadar iyi geldi bünyeme. Ilgaz’la, ya da işle, ya da Web 2.0′la ilgili olmayan bir kitap okumayalı çok olmuştu.

Giriş bölümünde Gökhan ve Ilgaz’a yazılmış teşekkürlerle duygulandım. Kendi ana dilimde, tercüme eli değmemiş fantastik satırlar okudum, Siox’la birlikte kılıç kuşandım ormana daldım. Sonra belki ben de yazmaya başladığım kitabı bitirir de böyle elime alır okurum bir gün diye hayaller kurdum. Gözünüzü korkutmak istemem ama kitap dolu dolu 558 sayfa. Ne malzeme biriktirmişsin güzel kardeşim. Ne diyeyim, Erbuğ Kaya arkadaşımızın ellerine sağlık.

Çok satılsın, çok okunsun, çok basılsın, çok dillere tercüme edilsin, biraz da Amerika’lılar tercüme okusun (tercümanlar alınmasın, Allah yine onlardan razı olsun).

http://www.idefix.com/kitap/giddar-erbug-kaya/tanim.asp?sid=T5XQ66BSF319IYXRNSE0


5
Nov 09

Feedburner hatası

E-posta üyeliği hizmeti için feedburner’ın hazır servisini kullanıyorum. Sanırım servis sapıtmış, dün 15 ekimli yazıyı yeniden göndermiş. Gerçi bir-iki arkadaş tekrar yorum yazmışlar, sevindim yorumları görünce ama yine de mükerrer gönderim için kusura bakmayın.


(İlk defa böyle bir sorun oluyor, kullanmak isteyenlere yine de tavsiye ederim, güzel bir servis)


30
Sep 09

Özgür Bolat’ın yazı dizisi

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12576876.asp?gid=229 yazısını okudum. Güzel bir toparlama yapmış. Sanki o da  bu makaleyi okumuş gibi: http://www.sciam.com/article.cfm?id=the-secret-to-raising-smart-kids. Belki dizinin sonunda kaynaklarda belirtir. Devamını da takip edeceğim.

İlgili yazılar:

Zeki Çocuk Dizisideki Tüm Yazılar:

Çocuğunuzun zeki olmasını mı istiyorsunuz? Ona zekisin demeyin!
Çocuğunuzun zeki olmasını mı istiyorsunuz? Ona zekisin demeyin! (2)
Çocuğunuzun zeki olmasını mı istiyorsunuz? Ona zekisin demeyin! (3)
Çocuğunuzun zeki olmasını mı istiyorsunuz? Ona zekisin demeyin! (4)
Çocuğunuzun zeki olmasını mı istiyorsunuz? Ona zekisin demeyin! (5 – son)
Çocuğunuzun Zeki Olmasını mı İstiyorsunuz? – Brainology’den yanıt geldi

İç disiplin mi dış disiplin mi dizisi:
Ödül, Övgü, Ceza, Güç, Öz-Disiplin
Çocuklar için Alternatif Disiplin Yöntemleri
Çocuklara Kendi Sorunlarını Çözmeyi Öğretmek
Demokratik ilişkiler hayat kalitemizi nasıl yükseltir


1
Sep 09

Sarıcizmeli karıncanın Ilgaz’a akrostişi

Ben küçükken, annem güya nasıl insanlarmış diye tanıma bahanesiyle, arkadaşlarımın anneleriyle tanışır, sonra onlarla arkadaş olurdu. Ben de daha Ilgaz beni birileriyle tanıştıracak ebada gelmeden, onun üzerinden birileriyle tanışmaya başladım bile.

Bugün Özgür Anne ile öğle yemeği yedik. Meğersem aynı üniversiteden aynı yılda mezun olmuşuz, aynı binada çalışıyormuşuz da, birbirimizden habersiz, bloglarımıza yorum yazar otururmuşuz. Özgür Anne’nin doğum izni bitti, işe başladı. Biz de aramızdaki 4 katlık mesafeyi asansör yardımıyla aşarak buluştuk, tanıştık. Yemek yedik, kahve içtik, sohbet ettik, pek güzel oldu. Sanki yeni tanışmamışız da kırk yıldır arkadaşmışız gibi.

Benimle tanışmadan, gizliden gizliye ablamla tanışıp, yeğenim Tan’la oynayan Sarı çizmeli de bu buluşmayı haber almış, benim Karınca Duasının yorumlarına bir akrostiş döktürmüş, şahane olmuş. Üzerimde vazife, notebook’un adaptörünü de işte unutmuşum, pili bitmeden yazıvereyim dedim:

Sarıcizmeli karıncanın Ilgaz’a akrostişi:))

I lgaz, akşamüstü  olunca al eline tostunu
Lütfen unutma tatlı karınca dostunu
G
itmem pek kolay, serdim sizin eve postumu (post bildiğiniz post blog kaydı değil tabi:))
A nnene söyle girsin aksatmasın bloga postunu
Z
annımca bu öğlen görmüş Özgür bir dostunu :P
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca , Yaşar Kemal’in kitabını da önereyim demiş Sarı Çizmeli, konu karıncadan açılmışken.

Çok teşekkür ediyorum, süper olmuş :)


10
Jul 09

Anneler, Babalar, Bloglar ve Markalar – Çocuğuma ne faydası var?

Anneler, Babalar, Bloglar ve Markalar disizindeki yazılar:
Anneler, Babalar, Bloglar
ve Markalar – Haydi gelin birlik olalım

Anneler, Babalar, Bloglar
ve Markalar – Blogcu kimdir? (Blog yazarlarına çağrı)

Anneler, Babalar, Bloglar
ve Markalar – Çocuğuma ne faydası var?

Anneler,

Babalar, Bloglar ve Markalar – Tefal
Anneler,

Babalar, Bloglar ve Markalar – Philips Avent
Anneler,

Babalar, Bloglar ve Markalar – Komşu Fırın

Bir önceki yazımda Türkiye’de blogları kullanarak yapılan pazarlamanın gitgide artacağından söz etmiştim. Böyle olunca, markalarda bloglarda tanıtım yapmaya çalışan diğer markalardan ayrışmaya çalışacaklar. Peki bunu nasıl başaracaklar? Ben markaların öncelikle ürünlerinde ve sosyal projelerinde faydaya odaklanmaları gerektiğini düşünüyorum.

Önce çocuklu insanların nasıl hayatları, nasıl kaygıları olduğunu anlamaları lazım. Mesela her annenin genelde zaman sıkıntısı vardır. Blogcu annenin mutlaka vardır. Bu sıkışık zamanın içinde bir sürü de hayati öneme sahip kaygısı vardır. Çocukları için nelere dikkat ettiklerini, ne sorunları olduğunu anlamaları lazım.

Çocuk dostu ürünler

Anne-baba sevgisi kazanmış ürünler. Çocuklu ailelerin hayatını kolaylaştıran ürünler. Bunu doğru bir şekilde yapabilmek için, dehşet bir iletişim mecrası olan bloglarla, ürün geliştirme sürecinden önce temasa geçmeleri lazım.

Peki diyelim ki, ürünler çoktan üretim bandından çıkmış, ailelerin kalbini kazanmak için çok  mu geç? Elbette hayır. O zaman pazarlama kampanyalarında çocuklu hayatı kolaylaştırmanın yolunu arayabilirler. Bu ülkede bebekli, çocuklu aileler için hayat çok zor. Bunu iyileştirmek için yapılabilecek o kadar çok şey var ki, aslında marka yöneticilerinin işleri hiç de zor değil. Her bütçeye uygun derdimiz var. Çocuklarımızın hayatlarını kolaylaştırsınlar. Sosyal internet öyle bir mecra ki, domino taşı gibi her bir parça birbiri ile ilintili. Güzel bir şey yapsınlar ve birimize haber versinler, bilenler bilmeyenlere haber verecektir.

Ben kendi adıma bir talepte bulunayım ve sözü diğer blog yazarı ve okuyucularına bırakayım:

Bebekli Engelsiz Hayat

http://www.bebekliengelsizhayat.org/

Bir süre önce benim de bir yerinden dahil olmaya çalıştığım ama vaktimin yetişmediği bir aileler birliği projesi var. Benim de bloglar sayesinde tanıştığım, bu yazının ve bu blogun yazarının bir girişimiyle alevlendi. Sorun belli, bunca çocuğumuza rağmen, dış dünyada hayat o kadar çocukları göz ardı ederek düzenlenmiş ki, çocuklar evden çıkamıyor.

Pencereden baktırmak yeterli mi?

Sorunlar basit, kötü kaldırımlar, yanlış yerlere yerleştirilmiş otobüs durakları, tehlikeli parklar, olmayan parklar, olmayan alt değiştirme üniteleri, olmayan aile tuvaletleri (dışarıda sıkıştığınızda çocuğunuzu bir yabancıya emanet etmeden bebek arabasıyla sığılabilecek genişlikte tuvalet), olmayan emzirme odaları…

Bu oluşumun aslında temel hedefi, resmi kurumlara görevlerini yaptırmak. Niyetimiz sorunu tespit etmek, resmi mercilere yasal yollardan başvurarak çözüm aramak, sonuçları iel birlikte bu blogdan duyurmak. Bireysel çabaların bütününden bir güç yaratmak.

Markalar da Katkı Sağlasın

Ben aileleri hedefleyen markaların da çorbada tuzunun bulunabileceğine inanıyorum. Bir çay bahçesine bir emzirme kabini konduruverebilirler, bir kaldırım seçip onu bebek arabası dostu hale getirebilirler, bir parka bir kum havuzu yaptırıp, iki ağaç dikebilirler ya da belki kimbilir bir park bile yaptırabilirler olmayan bir yere. Yalnız, bu çalışmaları yaparken, çoğunluğu gözeterek zaten bir çok imkan olan popüler bölgelere yönelmesinler, imkanların daha az olduğu yerleri de değerlendirsinler.

Siz de kendi isteklerinizi yazın
Şimdi blog yazarlarından ricam, kendi bloglarında markalardan taleplerini sıralasınlar. Eminim hepinizin içinde birikmiş bir sürü şey vardır. Çok vakit ayırmadan bir paragraf bile yetebilir. Yazdığınız yazıların altına aynı çağrıyı yapıp, bu yazının yorumlarına linkini eklemeyi de unutmayın. Çocuğunuz için üretim yapan firmalardan neler istiyorsunuz?

Bu yazı ile ilgili gazete haberi için: Blogların gücü strateji yarattı

Bu yazıyı sevdiyseniz bunlara da bir göz atın:

Çocuklarımız için daha çok etkinlik – Yamaha Müzik Okulu
Çocuklarımız için daha çok kitap
Çocuklarımız için daha çok etkinlik
Çocuklarımız için daha çok mekan – Zuzu Cafe