# 28 Mayıs 2007 Pazartesi
This site is my (Damla Dogan Altinoren) personal blog on pregnancy and parenting. I am not a doctor, and I have no relation with any medical institution on that issues.

Do not apply any advises without asking to your doctor. If you decide to follow my experiences, do at your own risk.

Knowledge and products on pregnancy and parenting change and develop quickly, so pay attention to dates of entries. Make sure every document on the internet you read is up to date.

References to my doctors are limited with my listening capacity and memory. None of the references (doctors, hospitals, friends, etc.) are responsible from what I have written.

Do not use content of Kitubi without linking.

posted on 28 Mayıs 2007 Pazartesi 14:52:22 UTC  #    Yorumlar [0]
# 26 Mayıs 2007 Cumartesi

Yazarlar

Damla Doğan Altınören (ve oğlu Ilgaz)

Evren Aydoğan ve Osman Aydoğan (ve oğulları Tan)

Hande Sağanak (ve oğlu Can)

Bu site Damla Doğan Altınören tarafından hamilelik ve bebek bakımı ile ilgili kişisel tecrübeleri not etmek için yazılmaya başlanmıştı. Hikayesini buradan okuyabilirsiniz. Damla'nın ablası Evren Aydoğan ile eniştesi Osman Aydoğan bebeklerine kavuşunca onlar da yazılarıyla destek olmaya başladılar. Daha sonra Kitubi'yi okuyan ve yararlı yorumlar yazan Hande Sağanak, daha da yararlı olabilmek için yazarlar arasına katıldı.

Aralık 2009 sayısından itibaren ALL Kids dergisinde Kitubi isimli köşeyi hazırlamaktayız.

Doktor değiliz, herhangi bir sağlık kuruluşu ile bir ilgi ve yakınlığımız yok. Bu sitede okuduğunuz önerileri uygulamak veya uygulamamak tamamen keyfinize kalmış. Okuduklarınızı uygulayarak alacağınız risklerden kendiniz sorumlusunuz. Bu sitede gördüğünüz hiçbir öneriyi doktorunuza danışmadan uygulamayın. Diğer sitelerde yazanları da danışmadan uygulamayın. Hem kadın doğum, hem de çocuk doktorlarının önerileri arasında ciddi farklılıklar bulunur. Bizim doktorların ak dediğine, sizinki kara diyor olabilir.

Kadın doğum ve çocuk bakımında tıbbi bilgiler ve ürünler çok hızlı değişiyor. Okuduklarınızın bu ve başka sitelerde yazanların güncel olup olmadığına, hangi tarihlerde hazırlandıklarına özellikle dikkat edin.

Doktorlarımızla ilgili verdiğimiz referanslar da tamamen yazarlarımızın hafıza ve anlayışıyla sınırlıdır. Verdiğimiz hiçbir referans (doktor, hastane, eş-dost, kitap, vs.) verdiğimiz bilgilerden sorumlu değildir.

Sitede yazılanların link verilmeden, kaynak gösterilmeden kullanılması ve fotoğrafların herhangi bir amaçla kopyalanması veya kullanılması yasaktır. Link vererek alıntı yapabilirsiniz. Doğrudan tüm yazıyı kopyalama yapıştırma yapmamanızı tercih ederiz. Zaten türkçe kaynakların yarısından çoğu birbirinden kopyalanmış.

Blog Yazarı Nasıl Biridir?

posted on 26 Mayıs 2007 Cumartesi 19:43:44 UTC  #    Yorumlar [9]
# 15 Mayıs 2007 Salı

Önceki yazı Alt Değiştirme Cenneti





1 - İdrar yolları enfeksiyonlarından sakınmak için özellikle kız bebeklerde, temizliği önden arkaya doğru yapın.

2 - Göbek düşene kadar bezi göbek bağıyla temas etmeyecek şekilde katlayın.

3 - Bebek bezi satın alırken özellikle küçük numaralardan fazla miktarda stoklamayın. Çabuk büyüyorlar.

4 - Bebekler küçük bezle rahat edemiyor ve özellikle bacaklar tombişse paketin üzerinde yazan üst kilo limitine ulaşmadan bir büyük beze geçmek gerekiyor.

5 - Yanlardan sızmaması için bezi bağlarken önden gelen yan uzantıları bebeğin poposuna doğru itin, düzelterek arka bölümün yapışkanlarını öne getirin.

6 - Bezi bağladıktan sonra bacak lastiklerini düzeltin, fırfırlar dışarda kalsın.

7 - Kurulamaya çok dikkat edin. Siz kuru bağlarsanız, bez de jel yardımıyla güzelce kuru tutarsa pişik önlenmiş olur.

8 - Kirli bezi açarken, önce aralayıp bir göz atın. Özellikle erkek bebekler bezi açar açmaz çiş yapıyor. Hemen bezi hafifiçe örterek bir takım giysiyi kirlenmekten kurtarabilirsiniz.

9 - Islak mendil kullanıyorsanız alkolsüz olanları tercih edin. Parfümsüz ya da hafif kokulu olması iyi olur. Bazıları çok ağır kokuyor, bana kullandıkları diğer şeylerin kokusunu bastırmak içinmiş gibi geliyor.

Short tips in english

posted on 15 Mayıs 2007 Salı 14:03:02 UTC  #    Yorumlar [3]
Sanırım tüm bebekler altlarının açık olmasından hoşlanırlar. Biz bu işi hep aynı yerde yaptığımız için bebeğimizin mekana geldiği anda keyfi yerine geliyor (aç değilse). Biz de sıkışık durumlarda alt değiştirme cennetinin efsunundan faydalanıyoruz. Ben banyosunu hazırlarken, Gökhan alt değiştirme cennetinde oyalıyor.

Ne sıklıkta değiştirmeli:
Bebeğimiz ilk doğduğunda, göbek bağı düşene kadar her emzirmede değiştirmemizi önerdiler. Bebek o zaman sık emiyor, sık çiş yapıyordu. Sanırım göbeğin kuru kalmasını ve sık sık alkollenmesini garantiye almak içindi bu durum. Sonrasında daha çok bezi kontrol ederek devam etmek daha uygun. Göbek bağı düştükten sonra geceleri uykusunu açmamak için gece alt değiştirmemeye başladık. Zaten gece daha seyrek emdikçe daha da az çiş yapıyor. Gündüzleri de bezini kontrol ederek, genelde de 3-4 saati geçirmeyecek şekilde alt temizliği yapıyoruz. Eğer kaka yaptığını farkederseniz hemen değiştirmek gerekiyor. Bunun dışında da derdinin ne olduğunu bulamazsanız, ya da gazı varsa ve susturamıyorsanız  altını açmak sakinleştirmek için işe yarayabiliyor.

Ne kadar vakit alır?
Başlarda özellikle göbek ve sünnet bakımı da varsa biraz vakit alıcı. Pratik kazandıkça birkaç dakikada altını açıp, temizleyip, kurulayıp yeniden bağlayabiliyorsunuz. Ancak bebeğin altının hava alması için biraz açık tutmak çok iyi geliyor. Gaz çıkarma, kaka yapma sorunları varsa bunları da altı açıkken daha rahat yapıyor. Bu tür nedenlerle siz bu işi uzatırken bir de çişini yaparsa, özellikle de erkek bebekler için, iş alt-üst değiştirmeye dönüşebiliyor. Böylelikle birkaç dakikalık iş için yarım saat uğraşabiliyorsunuz. Ama üzülmeyin, çünkü kulağa gayet çirkin gelen alt temizleme işi, kendi bebeğinizin altı olunca gayet keyifli bir işe dönüşüyor, hele de bebek de bundan hoşlanıyorsa.

Ne zaman?
Birçok yerde emzirme öncesini önermişlerdi. Sanırım bebek emerken altı temiz rahat olsun ve emerken uyuyakalırsa uyanmasın diye öneriliyordu. Bir de eğer ağlarsa emerken nasıl olsa susar diye. Biz de bunu denedik ve aç bebek oynamaz, bizimki ortalığı birbirine katıyordu karnı açken. Biz de açken alt değiştirme işini bıraktık. Emzirmeden bağımsız olarak, altının kirli olmasına göre bazen önce bazen sonra değiştiriyoruz. Yalnızca gece yatırmadan önce iyice tok olsun diye en son emiziriyorum, bu alt değiştirmede emzirmeden öncesine denk gelmiş oluyor haliyle.

Malzemeler
Bebeği masanın üstünde yalnız bırakamayacağınız,  altı açık kucağınıza almak da istemeyeceğinizden, malzemeleri derli toplu elinizin altında bulundurmakta yarar var.

İzolasyon malzemeleri: Sert zemine yatırıyorsanız bebeğin altı için yumuşaklık sağlamak, yüzeyi olası ıslanma-kirlenme riskinden korumak. Muşamba kaplı bir sünger işinizi görecektir. Piyasada bu tür hazır ürünler satılıyor. Hatta kimileri üzerine geçme havlusuyla set olarak satılıyor. Şişirilen türden plastikler de gördüm. Bebeği sabit tutmak için kenarlarının biraz yüksek olması da yararlı. Her durumda araya bir havlu koymak hem yumuşaklık açısından, hem de su emmesi açısından iyi oluyor. Sık değiştirme ihtiyacından dolayı havluları 3-4 tane hazırlamak iyi olur. Dışarıda kullanmak için hazır kullan-at ürünler satılıyor. Aldığım bebek çantasının da bir parçası var, çantadan bir göz fermuarla ayrılıp alt değiştirme örtüsü oluyor, çok başarılı.

Temizlik malzemeleri(Pamuk, alt değiştirme mendili, tuvalet kağıdı/peçete): Evde ılık su ve pamuk kullanıyoruz. Bebeğin teninin kimyasalla temasını en aza indirmek için alt temizleme mendillerini pek tercih etmiyoruz (giysilerdeki lekeleri bile çıkartabiliyorlar). Sadece dışarıda ve kakayı temizlemek için (sonra yine ılık su ve pamukla geçiyoruz)kullanıyoruz. Alt açıkken çiş yaparsa kurulamak ve fazla kakayı toparlamak için elinizin altında tuvalet kağıdı rulosu ya da kutu mendil bulundurmakta fayda var.

Kurulama: Pişik olmaması için bebeğin altının iyice kurulanması çok önemli. İnce minik havlular ya da mermer şahi gayet güzel iş görüyor bu konuda.

Pişik kremi: Ben her alt değiştirmede pişik kremi sürmüyorum. Arada sırada kızarıklık görürsem çok az kullanıyorum. Şimdiki bezler içlerindeki jel sayesinde bebeği kuru tutmada gayet başarılı. Şu ana kadar pişik sorunumuz olmadı.

Bepanten Merhem: Sünnet bakımında ve eğer makatında çatlak, tahriş olursa kullanılıyor. Normalde gerekli değil.

Bebek Bezleri: Ben şu ana kadar pampers (prima) ve huggies denedim. Her ikisi de kullanılabilir. Kıyaslamak gerekirse pampers daha ince ve esnek. Epeyce ıslandıktan sonra bile yumuşak kalıyor. Ancak bacaklara oturan lastikler ince, fazla kalırsa kızartabiliyor. Huggies daha kaba ama daha yukarıya çıktığından kakayı daha iyi tutuyor. Genelde ikisinden de alıyorum, gece ve kaka yapacağını düşünüyorsam huggies, gündüz pampers bağlıyorum. Birçok anne gibi bebek küçükken daha uygun fiyatlı yerli ürünleri denemeye cesaret edemedim. Bence yerli markaların ilk yapması gereken bir yenidoğan ürünü çıkartıp, bu ürünü tanıtmak, deneme boyları dağıtmak. Böylece ürünlerini kullandırmaya daha erken alıştırmış olurlar.

Sıcak su termosu: Ikea'dan yarım litrelik termoslardan aldım. Sabah demlediğim çayın altında kalan sudan termosa dolduruyorum. İlk başta ılıştırarak, su azaldıkça direk kullanıyorum. Bütün günü idare ediyor.

Pamuk ıslatma kabı: Az miktarda ılık su koyup pamuğu ıslatıp sıkmak için elinizin girebileceği fazla büyük olmayan bir kap gerekiyor. Bana annem şirin seramik kaplar almıştı. Bunlar dekoratif oldu, kenarda da tutacak yerleri var. Ancak, seramik ısıyı emiyor ve içine koyduğum suyu soğutabiliyor. Plastik tercih edilebilir. Kullandığınız soğuyan suyu dökmeye her seferinde lavaboya gitmemek için yedek bir kap da ortamda bulundurulabilir.

Sepet: Malzemeleri derli toplu tutmak için bir sepet çok işe yarıyor. Ben banyo malzemelerini vitaminini vs. de aynı sepette tutuyorum. Böylece minik ıvır zıvırlar ortalıkta yuvarlanmıyor.

Alt değiştirme sehpası / masası: Malzemeler derli toplu olduğu sürece alt değiştirme her yerde yapılabilir. Ancak, bel ağrılarını azaltmak için bebeği bel hizanıza yükseltmek çok iyi oluyor. Bu iş için özel mobilyalar satılıyor. Satın alırken ayağınızın gireceği yer olmasına dikkat edin. Kullanacağınız malzemeleri koyacağınız bir çekmecesi varsa bu da açık durduğunda sizi engellememeli. Ben bir süre sonra biteceğini umduğum bir iş için mobilya almak istemedim, balkonda kullandığımız portatif masa gayet güzel iş görüyor.

Çöp Kovası: İçine koyacağınız poşet sık değişeceğinden fazla büyük bir kovaya ihtiyaç yok. Kolay açılıp kapanması önemli.

Denemeyi düşündüğüm bir şey daha var. Buz vs. koymak için termos kaplar satılıyor. Bunlardan alıp, pamukları günlük olarak sıcak suyla ıslatıp, sıkıp bunda saklamayı düşünüyorum. Ne kadar sürede soğur bilmiyorum. Elinizde varsa denersiniz.

Anekdot: Pamukları temizleme mendiline benzer geniş yüzey alanı oluşturmak için enine büyükçe kopartıktan sonra birkaç kat inceltiyorum (resimde). Bu da tüy çıkmasına neden oluyor. Bu tüyler beni hapşırtıyor. Benim korkunç hapşırığım alt değiştirme cennetinin huzuruna ermiş olan bebeği korkutuyor. Kriz halinde ağlamasına neden oluyor. Daha az tüy çıkartan pamuklar tercih edilmeli.

Bir sonraki yazı Alt Değiştirme Püf Noktaları
posted on 15 Mayıs 2007 Salı 09:41:06 UTC  #    Yorumlar [2]
# 09 Mayıs 2007 Çarşamba

I was pregnant for 38 weeks and two days. We were quite impatient following my doctor's opinion at 36 week's check-up that I could give birth to Ilgaz any day. I went to bed early with the hope to deliver at that night. I woke up with a strong kick(I had plenty of them all day) and than the expected contraction came at 01:30. I got up in order to see if it is going with movement, it was consistent. I tried to sleep, but another one followed. My husband noticed and he woke up. We started noting the frequency and length of contractions with excitement. They were 10-15 minutes apart. We did not want to disturb my doctor too soon. We spent some time putting a few things into the suitcase. It was 3 o'clock and they were 5 minutes apart when we called him. He allowed me for a quick shower. I took my shower. We went to the hospital without hurrying, it was past 03:30.

Do not imagine any rush or moaning. Time passed very quickly with the help of humors and preparations with my husband.  We were cheerful to know that the delivery  was beginning. Despite my doctors' predictions for a quick birth, I wasn't thinking those contractions were hard enough to push the baby. I was thinking that we had a long way through the delivery. Our mothers were staying with us. How come, we could hardly woke them up that night, and left home before they got excited (we convinced them before not to come with us).

They attached the NST(non-stress test) at the hospital to my belly. Everything was proceeding pretty cool until emergency gynecologist visited me. He said, "oh, 6 cm dilation", and than I was packed to the delivery service. Enema, serum, epidural. Contractions became almost continuous and painful in the meantime. Dilation was 8 cm when my doctor arrived. And I found myself at delivery room even before epidural had fully relieved my pains. My doctor put my baby onto my belly at 05:55. I was so surprised that I even could not get emotional.

A nurse told me that she hasn't seen a birth like mine since 10 years at that hospital. We stayed at hospital for 2 nights. I wondered how many vaginal births was happened during that time. The answer was NONE.

Only vaginal birth was mine, at fully loaded American Hospital (Nisantasi, Istanbul).

There are many reasons for the increase in the number of C-sections. With the help of development in medical sciences, cesarean sections are much more comfortable. Less risks are taken and many vaginal started births end as c-sections comparing with past. With the help of better diagnostics many cases are decided as c-sections from the beginning. Maybe some doctors lead mothers to c-sections for their-own comfort. And there is a great number of mothers, who decide for c-sections with free-will.

A lot of people asked me "how will you do your delivery?". How could I know? I answered as vaginal if everything goes OK. Some asked me if I am crazy, some congratulated me for my decision.

I am not eligible to put advantages and disadvantages of two types of delivery. Vaginal births(when recommended by doctor) was supported in the pregnancy training program of hospital. Our doctor Alper Mumcu, has also supported us with our decision. What I will emphasize is my happiness after delivery. As all my friends say (with births long, short, painful, pain-less), being able deliver is the most beautiful thing in life a women can experience. If I try to explain, I felt full of love (my husband), thankful (to my doctor and his team), and the most remarkable, successful. And this feeling of success gives you a great confidence for the beginning of sleeplessness, tiredness and hormonal changes season. If your husband is allowed to the delivery room, you have the chance to experience this as a family.

You can say that, "it is easy for you to say, your delivery was easy". It was not possible for me to know that it would be easy, if I didn't give it a try. I have at least 3 friends (take into account how few vaginal births) who had very easy deliveries. Try to find a fully equipped hospital to be able to continue with C-section if anything goes wrong. Get an epidural if you worry for pain (get one even if you don't). Trust nature, trust your doctor and husband. Do not reject the miracle of nature from the beginning. Try your chance!

Tips for an easy delivery

türkçesi



posted on 09 Mayıs 2007 Çarşamba 09:14:42 UTC  #    Yorumlar [0]
# 06 Mayıs 2007 Pazar

Ilgaz karnımda 38 hafta 2 günlükken, doktorumun 36. haftada verdiği her an doğurabilirsin gazı ile sabırsız bir bekleme içine girmiştik. Beklemekten ve ağırlıktan duramaz hale geldiğim bir pazartesi, bu gece doğururum ümidi ile, hiç yatmadığım bir saatte (22 civarı) yattım. Gece saat 01:32'de sıkı bir tekmeyle uyandım (bütün gün bunlardan epeyce yemiştim), hemen arkasından beklenen sancı. Kalkayım hareket edeyim geçiyor mu dedim, yok geçmiyor. Geri yattım, uyuyamadan bir tane daha. Eşim durumu farkedip uyandı ve heyecanla sancıları not etmeye başladık. İlk başta 10-15 dk aralıklarla geliyordu. Hemen doktoru aramayalım dedik gece yarısı, aman emin olalım, hastane çantasına bir-iki bişey daha koyalım... Saat 3 gibi 5-6 dakika sıklığa ulaşınca doktorumu aradık. Hastaneye git makineye bağlasınlar dedi. Duş alabilir miyim dedim, e al hadi çabucak dedi. Duşumu aldım, sakin sakin hastaneye gittik, saat 03:30'u geçmişti.

Gözünüzün önünde koşuşturmalar, inlemeler belirmesin. Eşimle kakara-kukara, hazırlıklar, zaman çabucak geçti. Süreç başladığı için keyifliydik. Doktorum "sen sancıların başlayınca 4-5 saatte doğurursun bir terslik olmazsa, bir nedenle sezaryen olmak zorunda kalırsan çok yazık olur" demişti. Eşime dedimki, bu sancılar hayatta bu bebeği çıkartamaz. Alper(doktorum) yanıldı, bizim yolumuz uzun. Ne hikmetse, her gece diken üstünde uyuyan annelerimizi, o gece güçlükle uyandırabildik, onlar daha uykuyu ayıkıp da telaşa kapılamadan evden çıktık (hastaneye ikimiz gitmemiz konusunda önceden anlaşmıştık).

Hastanede NST cihazı (Fetal monitör, Ekokardiograf) bağlandı. Nöbetçi doktor muayene edene kadar durum gayet sakin ilerliyordu. Nöbetçi doktorun muayene sonrası "ooo, 6 cm olmuş" yorumu sonrasında kendimi birden servise paketlenmiş buldum. Bundan sonra her şey jet hızında ilerledi. Lavman, serum, epidural. Bu arada sancılar da sürekli ve dayanılmaz tabir edilen bir hal almıştı artık. Doktorum hastaneye ulaşıp muayene ettiğinde açıklık 8 cm olmuştu bile. Sanırım yarım saat kadar sonra da, daha epidural etkisini gösteremeden kendimi doğumhanede buldum. Saat 05:55'te, doktorum "al bebeğini" dedi ve Ilgaz karnımın üzerinde kıpraşıyordu. Şaşkınlıktan duygulanıp ağlamaya bile halim olmadı.

Hemşire hanım, 10 yıldır bu hastanedeyim böyle doğum görmedim dedi. Hastanede iki gece yattık. Çıkarken merak ettim, acaba kaç normal doğum vardı kaldığımız sürece. Kaç mı? Hiç! Acaba böyle doğum görmemiş olmasında ne kadar etkiliydi bu durum?

Tüm odaları dolu Amerikan hastanesinde 2 gün boyunca tek normal doğum benimki idi.

Sezeryan doğumların bu kadar artmasında etkenler neler olabilir? Tıpta imkanların artması ile sezaryen çok daha konforlu. Eskiden alınan birçok risk alınmayıp normal başlayan doğumlar sezeryanle bitiyor. Düzenli takip ve ultrason ile normal doğumda sorun çıkacak birçok doğum kararı önceden sezeryan olarak verilebiliyor. Belki bazı doktorlar kendi kolayı için anneyi yönlendiriyor. Bir de annelerin özgür iradeleri ile aldığı sezaryen kararları var.

Hamileliğim süresince en çok sorulan soru "nasıl doğum yapacaksın" oldu. Ben nereden bileyim nasıl yapacağımı. "Doktorum bir sorun görmezse normal olacak" dedim. Ne kadar ikna ediciydim bilemiyorum. "Canına mı susadın" diyen de oldu, kararımdan dolayı tebrik eden de.

Normal doğumun avantaj dezavantajlarını tıbbi açıdan aktarmak üstüme vazife değil. Amerikan hastanesinin doğum öncesi eğitim programında normal doğum açık bir şekilde teşvik edilmekteydi. Doktorumuz Alper Mumcu da hamile kaldığımı öğrenir öğrenmez belirttiğim normal doğum isteğimi başından sonuna destekledi. Benim asıl değinmek istediğim doğurmanın insana hissettirdiği mutluluk. Kısa ya da uzun, epiduralli epiduralsiz, normal doğum yapan tüm arkadaşlarımın da belirttiği gibi, doğurmak, fırsatı olan her kadının yaşaması gereken bir şey. Bu mutluluğu tarif etmeye çalışırsam, kendimi şans, sevgi(eşim), minnet(başta doktorum ve diğer hastane personeli) ve en etkilisi başarı dolu hissettim. Tamamen doğa ve doktorun ilerlettiği bir olayın, anneye böylesine bir iş becermiş hissettirmesi muhteşem. Doğum sonrasındaki hormon karışıklığı, uykusuzluk ve yorgunluk dönemi için çok iyi bir başlangıç özgüveni sağlıyor. Hele de eşinizin bu doğuma katılma fırsatı varsa, işte o zaman bunu bir aile olarak yaşıyorsunuz.

Senin için söylemesi kolay, 4.5 saatte doğurmuşsun diyebilirsiniz. Ama eğer peşinen sezaryen kararı almış olsaydım, bu kadar kolay doğurabileceğimi hiçbir zaman bilemeyecektim. Yakın çevremde benim gibi kolayca doğuran en az 3 arkadaşım var (normal doğum azlığını da göz önünde bulundurun). Mümkünse tam teşekküllü, terslikte sezaryenle devam imkanı tanıyan bir hastane seçin. Acıdan endişe ediyorsanız epidural yaptırın (etmiyorsanız da yaptırın). İnsanlığın varoluşundan beri insan yavrularının bu şekilde doğduğunu unutmayın. Doğaya, doktorunuza ve eşinize güvenin. Doktorunuzun vermesi gereken kararı siz kendi başınıza vermeyin. Nedensiz yere doğanın mucizesini yaşama fırsatını tepmeyin, şansınızı deneyin!

in english

Yazıya Ek (25 Ekim 2008): Neyseki basından birileri sonunda sezaryenlerin abartılı biçimde arttığını farketti ve bunu haber yapmaya başladı. Ablamın sezaryenden sonraki sıkıntılarını gördükten sonra, daha da şiddetle savunuyorum ki, tıbbi gereklilik olmadıkça sezeryan olmayın. Normal doğumda doğum öncesinin sıkıntılı olduğu doğru, ama bu evrede bebek bakma gibi bir zorunluluğunuz yok. Kendinize gelmek için yemek yemelisiniz. Yemek yiyebilmek için gaz çıkarmak zorundasınız. Bunun için kalkıp dolaşmanız lazım. Bir elde serum, diğer elde sonda, karında bandaj, ağrılar (gitgide azalarak günlerce sürecek). Bir karın ameliyatında ne oluyorsa hepsi işte. Beşikte tarafınızdan emzirilmeyi bekleyen bebeğiniz var. Acemi anne olarak hangi pozisyon rahat geliyorsa o şekilde emzirmek dururken, hangi pozisyonda en az ağrı duyuyorsanız o pozisyonu tercih etmek zorunda kalıyorsunuz. Amacım sezaryen olmak zorunda olanların moralini bozmak değil, yalnızca bazı doktorlar tarafından normal doğumun zorlukları en ince detayına anlatılırken, sezaryen sonrası sıkıntılarının biraz yüzeysel geçildiği kanısındayım. Hurriyet'te Nilüfer Kas'ın yazısına bir göz atın. Bir de çeşitli sohbetlerde epizyotominin anne adaylarını normal doğumdan soğuttuğunu farkettim, her ne kadar bana yapılmadıysa da (açılması zorunlu değil, ihtiyaç halinde yapılıyor), doktor kontrolünde açılıp geri dikilen bir minik kesinin, karın bölgesinde 5 kat yapılan bir kesiye yeğ olması gerektiğini düşünüyorum.

Doğuma hazırlık ve doğumumla ilgili bazı detayları da burada yazdım

posted on 06 Mayıs 2007 Pazar 19:16:07 UTC  #    Yorumlar [8]