Monday, May 28, 2007
This site is my (Damla Dogan Altinoren) personal blog on pregnancy and parenting. I am not a doctor, and I have no relation with any medical institution on that issues.

Do not apply any advises without asking to your doctor. If you decide to follow my experiences, do at your own risk.

Knowledge and products on pregnancy and parenting change and develop quickly, so pay attention to dates of entries. Make sure every document on the internet you read is up to date.

References to my doctors are limited with my listening capacity and memory. None of the references (doctors, hospitals, friends, etc.) are responsible from what I have written.

Do not use content of Kitubi without linking.

del.icio.us | Digg This :: posted on Monday, May 28, 2007 4:52:22 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Saturday, May 26, 2007

Bu site benim (Damla Doğan Altınören) hamilelik ve bebek bakımı ile ilgili kişisel tecrübelerimi not ettiğim siteydi. Doktor değilim, herhangi bir sağlık kuruluşu ile bir ilgim ve yakınlığım yok. Yakın zamanda ablam Evren Aydoğan da siteye yazılar yazmaya başladı. Evren'in yazıları kategorisinden takip edebilirsiniz. Kendisi gazetecidir.

Bu sitede okuduğunuz önerileri uygulamak veya uygulamamak tamamen keyfinize kalmış. Okuduklarınızı uygulayarak alacağınız risklerden kendiniz sorumlusunuz. Bu sitede gördüğünüz hiçbir öneriyi doktorunuza danışmadan uygulamayın. Diğer sitelerde yazanları da danışmadan uygulamayın.Ablam doğum yaptıktan sonra hem kadın doğum, hem de çocuk doktorlarının önerileri hakkında ne kadar farklılıklar olduğunu daha net bir şekilde görmüş oldum. Benim doktorumun ak dediğine, sizinki kara diyor olabilir.

Kadın doğum ve çocuk bakımında tıbbi bilgiler ve ürünler çok hızlı değişiyor. Okuduklarınızın bu ve başka sitelerde yazanların güncel olup olmadığına, hangi tarihlerde hazırlandıklarına özellikle dikkat edin.

Doktorlarımla ilgili verdiğim referanslar da tamamen benim hafızam ve anlayışımla sınırlıdır. Verdiğim hiçbir referans (doktor, hastane, eş-dost, kitap, vs.) verdiğim bilgilerden sorumlu değildir.

Sitede yazılanları link verilmeden, kaynak gösterilmeden kullanılması ve fotoğrafların herhangi bir amaçla kopyalanması veya kullanılması yasaktır. Kopyalayıp yapıştırma yapmayın, zaten türkçe kaynakların yarısından çoğu birbirinden kopyalanmış. Web sitesi hazırlamak istiyorsanız zahmet edip bir-iki bişey de siz yazın.


del.icio.us | Digg This :: posted on Saturday, May 26, 2007 9:43:44 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Tuesday, May 15, 2007
Önceki yazı Alt Değiştirme Cenneti





1 - İdrar yolları enfeksiyonlarından sakınmak için özellikle kız bebeklerde, temizliği önden arkaya doğru yapın.

2 - Göbek düşene kadar bezi göbek bağıyla temas etmeyecek şekilde katlayın.

3 - Bebek bezi satın alırken özellikle küçük numaralardan fazla miktarda stoklamayın. Çabuk büyüyorlar.

4 - Bebekler küçük bezle rahat edemiyor ve özellikle bacaklar tombişse paketin üzerinde yazan üst kilo limitine ulaşmadan bir büyük beze geçmek gerekiyor.

5 - Yanlardan sızmaması için bezi bağlarken önden gelen yan uzantıları bebeğin poposuna doğru itin, düzelterek arka bölümün yapışkanlarını öne getirin.

6 - Bezi bağladıktan sonra bacak lastiklerini düzeltin, fırfırlar dışarda kalsın.

7 - Kurulamaya çok dikkat edin. Siz kuru bağlarsanız, bez de jel yardımıyla güzelce kuru tutarsa pişik önlenmiş olur.

8 - Kirli bezi açarken, önce aralayıp bir göz atın. Özellikle erkek bebekler bezi açar açmaz çiş yapıyor. Hemen bezi hafifiçe örterek bir takım giysiyi kirlenmekten kurtarabilirsiniz.

9 - Islak mendil kullanıyorsanız alkolsüz olanları tercih edin. Parfümsüz ya da hafif kokulu olması iyi olur. Bazıları çok ağır kokuyor, bana kullandıkları diğer şeylerin kokusunu bastırmak içinmiş gibi geliyor.
del.icio.us | Digg This :: posted on Tuesday, May 15, 2007 4:03:02 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [3]
 

 
Sanırım tüm bebekler altlarının açık olmasından hoşlanırlar. Biz bu işi hep aynı yerde yaptığımız için bebeğimizin mekana geldiği anda keyfi yerine geliyor (aç değilse). Biz de sıkışık durumlarda alt değiştirme cennetinin efsunundan faydalanıyoruz. Ben banyosunu hazırlarken, Gökhan alt değiştirme cennetinde oyalıyor.

Ne sıklıkta değiştirmeli:
Bebeğimiz ilk doğduğunda, göbek bağı düşene kadar her emzirmede değiştirmemizi önerdiler. Bebek o zaman sık emiyor, sık çiş yapıyordu. Sanırım göbeğin kuru kalmasını ve sık sık alkollenmesini garantiye almak içindi bu durum. Sonrasında daha çok bezi kontrol ederek devam etmek daha uygun. Göbek bağı düştükten sonra geceleri uykusunu açmamak için gece alt değiştirmemeye başladık. Zaten gece daha seyrek emdikçe daha da az çiş yapıyor. Gündüzleri de bezini kontrol ederek, genelde de 3-4 saati geçirmeyecek şekilde alt temizliği yapıyoruz. Eğer kaka yaptığını farkederseniz hemen değiştirmek gerekiyor. Bunun dışında da derdinin ne olduğunu bulamazsanız, ya da gazı varsa ve susturamıyorsanız  altını açmak sakinleştirmek için işe yarayabiliyor.

Ne kadar vakit alır?
Başlarda özellikle göbek ve sünnet bakımı da varsa biraz vakit alıcı. Pratik kazandıkça birkaç dakikada altını açıp, temizleyip, kurulayıp yeniden bağlayabiliyorsunuz. Ancak bebeğin altının hava alması için biraz açık tutmak çok iyi geliyor. Gaz çıkarma, kaka yapma sorunları varsa bunları da altı açıkken daha rahat yapıyor. Bu tür nedenlerle siz bu işi uzatırken bir de çişini yaparsa, özellikle de erkek bebekler için, iş alt-üst değiştirmeye dönüşebiliyor. Böylelikle birkaç dakikalık iş için yarım saat uğraşabiliyorsunuz. Ama üzülmeyin, çünkü kulağa gayet çirkin gelen alt temizleme işi, kendi bebeğinizin altı olunca gayet keyifli bir işe dönüşüyor, hele de bebek de bundan hoşlanıyorsa.

Ne zaman?
Birçok yerde emzirme öncesini önermişlerdi. Sanırım bebek emerken altı temiz rahat olsun ve emerken uyuyakalırsa uyanmasın diye öneriliyordu. Bir de eğer ağlarsa emerken nasıl olsa susar diye. Biz de bunu denedik ve aç bebek oynamaz, bizimki ortalığı birbirine katıyordu karnı açken. Biz de açken alt değiştirme işini bıraktık. Emzirmeden bağımsız olarak, altının kirli olmasına göre bazen önce bazen sonra değiştiriyoruz. Yalnızca gece yatırmadan önce iyice tok olsun diye en son emiziriyorum, bu alt değiştirmede emzirmeden öncesine denk gelmiş oluyor haliyle.

Malzemeler
Bebeği masanın üstünde yalnız bırakamayacağınız,  altı açık kucağınıza almak da istemeyeceğinizden, malzemeleri derli toplu elinizin altında bulundurmakta yarar var.

İzolasyon malzemeleri: Sert zemine yatırıyorsanız bebeğin altı için yumuşaklık sağlamak, yüzeyi olası ıslanma-kirlenme riskinden korumak. Muşamba kaplı bir sünger işinizi görecektir. Piyasada bu tür hazır ürünler satılıyor. Hatta kimileri üzerine geçme havlusuyla set olarak satılıyor. Şişirilen türden plastikler de gördüm. Bebeği sabit tutmak için kenarlarının biraz yüksek olması da yararlı. Her durumda araya bir havlu koymak hem yumuşaklık açısından, hem de su emmesi açısından iyi oluyor. Sık değiştirme ihtiyacından dolayı havluları 3-4 tane hazırlamak iyi olur. Dışarıda kullanmak için hazır kullan-at ürünler satılıyor. Aldığım bebek çantasının da bir parçası var, çantadan bir göz fermuarla ayrılıp alt değiştirme örtüsü oluyor, çok başarılı.

Temizlik malzemeleri(Pamuk, alt değiştirme mendili, tuvalet kağıdı/peçete): Evde ılık su ve pamuk kullanıyoruz. Bebeğin teninin kimyasalla temasını en aza indirmek için alt temizleme mendillerini pek tercih etmiyoruz (giysilerdeki lekeleri bile çıkartabiliyorlar). Sadece dışarıda ve kakayı temizlemek için (sonra yine ılık su ve pamukla geçiyoruz)kullanıyoruz. Alt açıkken çiş yaparsa kurulamak ve fazla kakayı toparlamak için elinizin altında tuvalet kağıdı rulosu ya da kutu mendil bulundurmakta fayda var.

Kurulama: Pişik olmaması için bebeğin altının iyice kurulanması çok önemli. İnce minik havlular ya da mermer şahi gayet güzel iş görüyor bu konuda.

Pişik kremi: Ben her alt değiştirmede pişik kremi sürmüyorum. Arada sırada kızarıklık görürsem çok az kullanıyorum. Şimdiki bezler içlerindeki jel sayesinde bebeği kuru tutmada gayet başarılı. Şu ana kadar pişik sorunumuz olmadı.

Bepanten Merhem: Sünnet bakımında ve eğer makatında çatlak, tahriş olursa kullanılıyor. Normalde gerekli değil.

Bebek Bezleri: Ben şu ana kadar pampers (prima) ve huggies denedim. Her ikisi de kullanılabilir. Kıyaslamak gerekirse pampers daha ince ve esnek. Epeyce ıslandıktan sonra bile yumuşak kalıyor. Ancak bacaklara oturan lastikler ince, fazla kalırsa kızartabiliyor. Huggies daha kaba ama daha yukarıya çıktığından kakayı daha iyi tutuyor. Genelde ikisinden de alıyorum, gece ve kaka yapacağını düşünüyorsam huggies, gündüz pampers bağlıyorum. Birçok anne gibi bebek küçükken daha uygun fiyatlı yerli ürünleri denemeye cesaret edemedim. Bence yerli markaların ilk yapması gereken bir yenidoğan ürünü çıkartıp, bu ürünü tanıtmak, deneme boyları dağıtmak. Böylece ürünlerini kullandırmaya daha erken alıştırmış olurlar.

Sıcak su termosu: Ikea'dan yarım litrelik termoslardan aldım. Sabah demlediğim çayın altında kalan sudan termosa dolduruyorum. İlk başta ılıştırarak, su azaldıkça direk kullanıyorum. Bütün günü idare ediyor.

Pamuk ıslatma kabı: Az miktarda ılık su koyup pamuğu ıslatıp sıkmak için elinizin girebileceği fazla büyük olmayan bir kap gerekiyor. Bana annem şirin seramik kaplar almıştı. Bunlar dekoratif oldu, kenarda da tutacak yerleri var. Ancak, seramik ısıyı emiyor ve içine koyduğum suyu soğutabiliyor. Plastik tercih edilebilir. Kullandığınız soğuyan suyu dökmeye her seferinde lavaboya gitmemek için yedek bir kap da ortamda bulundurulabilir.

Sepet: Malzemeleri derli toplu tutmak için bir sepet çok işe yarıyor. Ben banyo malzemelerini vitaminini vs. de aynı sepette tutuyorum. Böylece minik ıvır zıvırlar ortalıkta yuvarlanmıyor.

Alt değiştirme sehpası / masası: Malzemeler derli toplu olduğu sürece alt değiştirme her yerde yapılabilir. Ancak, bel ağrılarını azaltmak için bebeği bel hizanıza yükseltmek çok iyi oluyor. Bu iş için özel mobilyalar satılıyor. Satın alırken ayağınızın gireceği yer olmasına dikkat edin. Kullanacağınız malzemeleri koyacağınız bir çekmecesi varsa bu da açık durduğunda sizi engellememeli. Ben bir süre sonra biteceğini umduğum bir iş için mobilya almak istemedim, balkonda kullandığımız portatif masa gayet güzel iş görüyor.

Çöp Kovası: İçine koyacağınız poşet sık değişeceğinden fazla büyük bir kovaya ihtiyaç yok. Kolay açılıp kapanması önemli.

Denemeyi düşündüğüm bir şey daha var. Buz vs. koymak için termos kaplar satılıyor. Bunlardan alıp, pamukları günlük olarak sıcak suyla ıslatıp, sıkıp bunda saklamayı düşünüyorum. Ne kadar sürede soğur bilmiyorum. Elinizde varsa denersiniz.

Anekdot: Pamukları temizleme mendiline benzer geniş yüzey alanı oluşturmak için enine büyükçe kopartıktan sonra birkaç kat inceltiyorum (resimde). Bu da tüy çıkmasına neden oluyor. Bu tüyler beni hapşırtıyor. Benim korkunç hapşırığım alt değiştirme cennetinin huzuruna ermiş olan bebeği korkutuyor. Kriz halinde ağlamasına neden oluyor. Daha az tüy çıkartan pamuklar tercih edilmeli.

Bir sonraki yazı Alt Değiştirme Püf Noktaları
del.icio.us | Digg This :: posted on Tuesday, May 15, 2007 11:41:06 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [2]
 

 
 Wednesday, May 09, 2007

I was pregnant for 38 weeks and two days. We were quite impatient following my doctor's opinion at 36 week's check-up that I could give birth to Ilgaz any day. I went to bed early with the hope to deliver at that night. I woke up with a strong kick(I had plenty of them all day) and than the expected contraction came at 01:30. I got up in order to see if it is going with movement, it was consistent. I tried to sleep, but another one followed. My husband noticed and he woke up. We started noting the frequency and length of contractions with excitement. They were 10-15 minutes apart. We did not want to disturb my doctor too soon. We spent some time putting a few things into the suitcase. It was 3 o'clock and they were 5 minutes apart when we called him. He allowed me for a quick shower. I took my shower. We went to the hospital without hurrying, it was past 03:30.

Do not imagine any rush or moaning. Time passed very quickly with the help of humors and preparations with my husband.  We were cheerful to know that the delivery  was beginning. Despite my doctors' predictions for a quick birth, I wasn't thinking those contractions were hard enough to push the baby. I was thinking that we had a long way through the delivery. Our mothers were staying with us. How come, we could hardly woke them up that night, and left home before they got excited (we convinced them before not to come with us).

They attached the NST(non-stress test) at the hospital to my belly. Everything was proceeding pretty cool until emergency gynecologist visited me. He said, "oh, 6 cm dilation", and than I was packed to the delivery service. Enema, serum, epidural. Contractions became almost continuous and painful in the meantime. Dilation was 8 cm when my doctor arrived. And I found myself at delivery room even before epidural had fully relieved my pains. My doctor put my baby onto my belly at 05:55. I was so surprised that I even could not get emotional.

A nurse told me that she hasn't seen a birth like mine since 10 years at that hospital. We stayed at hospital for 2 nights. I wondered how many vaginal births was happened during that time. The answer was NONE.

Only vaginal birth was mine, at fully loaded American Hospital (Nisantasi, Istanbul).

There are many reasons for the increase in the number of C-sections. With the help of development in medical sciences, cesarean sections are much more comfortable. Less risks are taken and many vaginal started births end as c-sections comparing with past. With the help of better diagnostics many cases are decided as c-sections from the beginning. Maybe some doctors lead mothers to c-sections for their-own comfort. And there is a great number of mothers, who decide for c-sections with free-will.

A lot of people asked me "how will you do your delivery?". How could I know? I answered as vaginal if everything goes OK. Some asked me if I am crazy, some congratulated me for my decision.

I am not eligible to put advantages and disadvantages of two types of delivery. Vaginal births(when recommended by doctor) was supported in the pregnancy training program of hospital. Our doctor Alper Mumcu, has also supported us with our decision. What I will emphasize is my happiness after delivery. As all my friends say (with births long, short, painful, pain-less), being able deliver is the most beautiful thing in life a women can experience. If I try to explain, I felt full of love (my husband), thankful (to my doctor and his team), and the most remarkable, successful. And this feeling of success gives you a great confidence for the beginning of sleeplessness, tiredness and hormonal changes season. If your husband is allowed to the delivery room, you have the chance to experience this as a family.

You can say that, "it is easy for you to say, your delivery was easy". It was not possible for me to know that it would be easy, if I didn't give it a try. I have at least 3 friends (take into account how few vaginal births) who had very easy deliveries. Try to find a fully equipped hospital to be able to continue with C-section if anything goes wrong. Get an epidural if you worry for pain (get one even if you don't). Trust nature, trust your doctor and husband. Do not reject the miracle of nature from the beginning. Try your chance!

türkçesi



del.icio.us | Digg This :: posted on Wednesday, May 09, 2007 11:14:42 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Sunday, May 06, 2007

Ilgaz karnımda 38 hafta 2 günlükken, doktorumun 36. haftada verdiği her an doğurabilirsin gazı ile sabırsız bir bekleme içine girmiştik. Beklemekten ve ağırlıktan duramaz hale geldiğim bir pazartesi, bu gece doğururum ümidi ile, hiç yatmadığım bir saatte (22 civarı) yattım. Gece saat 01:32'de sıkı bir tekmeyle uyandım (bütün gün bunlardan epeyce yemiştim), hemen arkasından beklenen sancı. Kalkayım hareket edeyim geçiyor mu dedim, yok geçmiyor. Geri yattım, uyuyamadan bir tane daha. Eşim durumu farkedip uyandı ve heyecanla sancıları not etmeye başladık. İlk başta 10-15 dk aralıklarla geliyordu. Hemen doktoru aramayalım dedik gece yarısı, aman emin olalım, hastane çantasına bir-iki bişey daha koyalım... Saat 3 gibi 5-6 dakika sıklığa ulaşınca doktorumu aradık. Hastaneye git makineye bağlasınlar dedi. Duş alabilir miyim dedim, e al hadi çabucak dedi. Duşumu aldım, sakin sakin hastaneye gittik, saat 03:30'u geçmişti.

Gözünüzün önünde koşuşturmalar, inlemeler belirmesin. Eşimle kakara-kukara, hazırlıklar, zaman çabucak geçti. Süreç başladığı için keyifliydik. Doktorum "sen sancıların başlayınca 4-5 saatte doğurursun bir terslik olmazsa, bir nedenle sezaryen olmak zorunda kalırsan çok yazık olur" demişti. Eşime dedimki, bu sancılar hayatta bu bebeği çıkartamaz. Alper(doktorum) yanıldı, bizim yolumuz uzun. Ne hikmetse, her gece diken üstünde uyuyan annelerimizi, o gece güçlükle uyandırabildik, onlar daha uykuyu ayıkıp da telaşa kapılamadan evden çıktık (hastaneye ikimiz gitmemiz konusunda önceden anlaşmıştık).

Hastanede NST cihazı (Fetal monitör, Ekokardiograf) bağlandı. Nöbetçi doktor muayene edene kadar durum gayet sakin ilerliyordu. Nöbetçi doktorun muayene sonrası "ooo, 6 cm olmuş" yorumu sonrasında kendimi birden servise paketlenmiş buldum. Bundan sonra her şey jet hızında ilerledi. Lavman, serum, epidural. Bu arada sancılar da sürekli ve dayanılmaz tabir edilen bir hal almıştı artık. Doktorum hastaneye ulaşıp muayene ettiğinde açıklık 8 cm olmuştu bile. Sanırım yarım saat kadar sonra da, daha epidural etkisini gösteremeden kendimi doğumhanede buldum. Saat 05:55'te, doktorum "al bebeğini" dedi ve Ilgaz karnımın üzerinde kıpraşıyordu. Şaşkınlıktan duygulanıp ağlamaya bile halim olmadı.

Hemşire hanım, 10 yıldır bu hastanedeyim böyle doğum görmedim dedi. Hastanede iki gece yattık. Çıkarken merak ettim, acaba kaç normal doğum vardı kaldığımız sürece. Kaç mı? Hiç! Acaba böyle doğum görmemiş olmasında ne kadar etkiliydi bu durum?

Tüm odaları dolu Amerikan hastanesinde 2 gün boyunca tek normal doğum benimki idi.

Sezeryan doğumların bu kadar artmasında etkenler neler olabilir? Tıpta imkanların artması ile sezaryen çok daha konforlu. Eskiden alınan birçok risk alınmayıp normal başlayan doğumlar sezeryanle bitiyor. Düzenli takip ve ultrason ile normal doğumda sorun çıkacak birçok doğum kararı önceden sezeryan olarak verilebiliyor. Belki bazı doktorlar kendi kolayı için anneyi yönlendiriyor. Bir de annelerin özgür iradeleri ile aldığı sezaryen kararları var.

Hamileliğim süresince en çok sorulan soru "nasıl doğum yapacaksın" oldu. Ben nereden bileyim nasıl yapacağımı. "Doktorum bir sorun görmezse normal olacak" dedim. Ne kadar ikna ediciydim bilemiyorum. "Canına mı susadın" diyen de oldu, kararımdan dolayı tebrik eden de.

Normal doğumun avantaj dezavantajlarını tıbbi açıdan aktarmak üstüme vazife değil. Amerikan hastanesinin doğum öncesi eğitim programında normal doğum açık bir şekilde teşvik edilmekteydi. Doktorumuz Alper Mumcu da hamile kaldığımı öğrenir öğrenmez belirttiğim normal doğum isteğimi başından sonuna destekledi. Benim asıl değinmek istediğim doğurmanın insana hissettirdiği mutluluk. Kısa ya da uzun, epiduralli epiduralsiz, normal doğum yapan tüm arkadaşlarımın da belirttiği gibi, doğurmak, fırsatı olan her kadının yaşaması gereken bir şey. Bu mutluluğu tarif etmeye çalışırsam, kendimi şans, sevgi(eşim), minnet(başta doktorum ve diğer hastane personeli) ve en etkilisi başarı dolu hissettim. Tamamen doğa ve doktorun ilerlettiği bir olayın, anneye böylesine bir iş becermiş hissettirmesi muhteşem. Doğum sonrasındaki hormon karışıklığı, uykusuzluk ve yorgunluk dönemi için çok iyi bir başlangıç özgüveni sağlıyor. Hele de eşinizin bu doğuma katılma fırsatı varsa, işte o zaman bunu bir aile olarak yaşıyorsunuz.

Senin için söylemesi kolay, 4.5 saatte doğurmuşsun diyebilirsiniz. Ama eğer peşinen sezaryen kararı almış olsaydım, bu kadar kolay doğurabileceğimi hiçbir zaman bilemeyecektim. Yakın çevremde benim gibi kolayca doğuran en az 3 arkadaşım var (normal doğum azlığını da göz önünde bulundurun). Mümkünse tam teşekküllü, terslikte sezaryenle devam imkanı tanıyan bir hastane seçin. Acıdan endişe ediyorsanız epidural yaptırın (etmiyorsanız da yaptırın). İnsanlığın varoluşundan beri insan yavrularının bu şekilde doğduğunu unutmayın. Doğaya, doktorunuza ve eşinize güvenin. Doktorunuzun vermesi gereken kararı siz kendi başınıza vermeyin. Nedensiz yere doğanın mucizesini yaşama fırsatını tepmeyin, şansınızı deneyin!

in english

Yazıya Ek (25 Ekim 2008): Neyseki basından birileri sonunda sezaryenlerin abartılı biçimde arttığını farketti ve bunu haber yapmaya başladı. Ablamın sezaryenden sonraki sıkıntılarını gördükten sonra, daha da şiddetle savunuyorum ki, tıbbi gereklilik olmadıkça sezeryan olmayın. Normal doğumda doğum öncesinin sıkıntılı olduğu doğru, ama bu evrede bebek bakma gibi bir zorunluluğunuz yok. Kendinize gelmek için yemek yemelisiniz. Yemek yiyebilmek için gaz çıkarmak zorundasınız. Bunun için kalkıp dolaşmanız lazım. Bir elde serum, diğer elde sonda, karında bandaj, ağrılar (gitgide azalarak günlerce sürecek). Bir karın ameliyatında ne oluyorsa hepsi işte. Beşikte tarafınızdan emzirilmeyi bekleyen bebeğiniz var. Acemi anne olarak hangi pozisyon rahat geliyorsa o şekilde emzirmek dururken, hangi pozisyonda en az ağrı duyuyorsanız o pozisyonu tercih etmek zorunda kalıyorsunuz. Amacım sezaryen olmak zorunda olanların moralini bozmak değil, yalnızca bazı doktorlar tarafından normal doğumun zorlukları en ince detayına anlatılırken, sezaryen sonrası sıkıntılarının biraz yüzeysel geçildiği kanısındayım. Hurriyet'te Nilüfer Kas'ın yazısına bir göz atın. Bir de çeşitli sohbetlerde epizyotominin anne adaylarını normal doğumdan soğuttuğunu farkettim, her ne kadar bana yapılmadıysa da (açılması zorunlu değil, ihtiyaç halinde yapılıyor), doktor kontrolünde açılıp geri dikilen bir minik kesinin, karın bölgesinde 5 kat yapılan bir kesiye yeğ olması gerektiğini düşünüyorum.

 

del.icio.us | Digg This :: posted on Sunday, May 06, 2007 9:16:07 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Friday, May 04, 2007

Geçen yazımda,  Gebelik Diyabeti / Gestasyonel Diyabet (bilgi, teşhis),  gebelik diyabeti hakkında kısa bilgi vermiş ve teşhis sürecimi aktarmıştım.

Jinekoloğum uygun bir diyet hazırlanması için beni diyetisyene yönlendirdi. Diyet deyince aklınıza aç kalınan zayıflama diyetleri gelmesin. 6 öğünden oluşan bu diyeti bitirebilmek için bütün gün boyunca tıkınıyordum (3 ana, 3 de ara öğün).

Diyetteki temel amaç kan şekerinin artış ve düşüşlerinin yavaş bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak, gün boyunca kan şekerini mümkün olduğunca belirli bir seviyede tutmaktı. Tamamen yasak olan tek gıda beyaz şekerdi (ve bal, pekmez gibi diğer kompleks şekerler). Günde toplam 3 porsiyon meyve yiyordum ve porsiyonlarına dikkat ettiğim sürece istediğim meyveyi yiyebiliyordum (örn: 1 orta boy elma = yarım muz = 1 porsiyon meyve). Hemen her öğünde bana fazla gelen miktarda kepek ekmeği hakkım vardı. Bunları da diyetisyenimin verdiği ekmek değişim listesinden çorba, pilav gibi gıdalarla değiştirebiliyordum. Fakat beyaz karbonhidratlardan çok fazla tüketmemem gerekliydi. Yağ asitleri bebek için gerekli olduğundan süt ürünleri ve eti yağsız yemem gerekmedi. Ancak, diyetisyenim kızartma ve tereyağı gibi gıdaları yemem gerektiğini belirtti (kimseye bir yararı yokmuş). Tereyağ niyetine az miktarda Becel yiyebileceğimi iletti.

Diyeti bir hafta süre ile uyguladıktan sonra açlık ve tokluk(yemekten 2 saat sonra) şekerimi ölçmem gerekti. Eğer değerler yüksek çıksaydı insülin iğnelerine ihtiyacım olacaktı. Ama değerler normal sınırlar içinde idi ve Ilgaz'ın doğumuna kadar bu diyete devam ettim.

Kan şekeri ölçüm cihazları

Kan şekerimi haftalık olarak kontrol ettirmem gerekiyordu. Eczanelerde kan şekerini 5 YTL'ye parmağınızdan bir damla kan ile ölçüyorlar. Bu ölçüm basit cihazlar sayesinde yapılıyor. Hem fizibilite hem de kolaylık açısından sürekli eczaneye gitmek yerine bu cihazlardan bir tane edinmeye karar verdim. Doğubank'tan cihaz(30 YTL 10 strip ile birlikte), 50 strip ve bir sürü iğneyi(sanırım 200) toplam 90 YTL'ye aldım. Ne yazıkki, ve elbette bir pazarlama stratejisi olarak, stripler standart değil. Yani hangi marka cihazı kullanıyorsanız, aynı markanın striplerini almak zorundasınız. Bu nedenle kan şekeri ölçüm cihazı alacakların, stripleri kolayca edinebilmek için, yaygın satılan bir marka tercih etmelerinde yarar var. Cihazın fiyatını çıkartınca her ölçüm 1 YTL'ye gelmiş oldu. Ben de işi eğlenceye çevirdim. Ailede parmağını delmediğim kimse kalmadı. En büyük dilim pasta, en düşük kan şekerine şeklinde yarışmalar düzenlemeye bile kalkıştım.

Gebelik diyabeti ile daha sağlıklı hamilelik ve bebek
Gestasyonel diyabetle hem hamileliğin yan etkilerini en aza indirip, hem de daha sağlıklı bir bebeğe kavuşabilirsiniz. Diyetisyenim diyetimi hazırlarken, yalnızca diyabeti değil, tüm hamilelik ihtiyaçlarımı göz önünde bulundurdu. Böylece gebelikte gerekli besinleri mükemmel bir düzen içinde almış oldum. Eğer anne bebeğinin büyümesi için gerekli bazı elementleri (kalsiyum gibi) yedikleri ile sağlayamıyorsa, bu elementler annenin stoklarından (kemikler) karşılanıyor. Diyetime uyabilmem için tüm günümü planlı bir şekilde geçirmek durumunda kaldım. Böylece hamilelik dönemimi çok iyi değerlendirme fırsatım oldu. En önemlisi, bu plan sayesinde ve kan şekerini düşük tutma motivasyonu ile düzenli olarak egzersiz yaptım. Bu egzersizlerin (ayrı bir yazı konusu) hamileliğimi zinde geçirmemde ve kolay doğum yapmamda üstün katkısı oldu. Hamileliğim süresince diyet ve egzersizlerin yardımıyla yalnızca gerektiği kadar kilo almış oldum. Eğer bu sorunla karşılaşmasaydım bu kadar düzgün beslenip düzenli egzersiz yapmam mümkün olmayacaktı.

Endişelerim
Kafamdaki her soru işareti için yaptığım gibi, test sonuçlarını alır almaz konuyu internette araştırmaya başladım. Kendi bebeğime zarar verebileceğimi okuduğumda çok korktum. Hemen doktorumu arayıp sonuçları ilettim ve "kötü bişey di mi bu?" diye sordum. O da "ciddiye alınması gereken bir şey ama kontrol altına alabiliriz" dedi. Diyetle beraber düşük test sonuçlarını gördükçe içim rahatlıyordu. Bu bakımdan evde cihazınızın olması çok iyi. Bir sonraki kontrolüme kadar pek çok kez test yaptım. Doktorumun her şeyin yolunda olduğunu söylemesi ile endişe etmeyi bıraktım.

Yasaklar yasaklar

Hele de hamile iken, güzel şeyleri yemenin yasak olması pek hoş bir durum değil. Bebek üzerindeki etkileri bilinmediğinden hamilelikte tatlandırıcılar da önerilmiyor. Hem şeker, hem de tatlandırıcının yasak olması, her türlü tatlının yasak olması anlamına geliyor. Ancak sınırlı bir süre için olması bir motivasyon kaynağı. Aynı zamanda bu diyeti bebeğinizin iyiliği için bir fedakarlık olarak yapıyorsunuz ve annelik = fedakarlık demek. Ben de doğumdan sonra yiyeceğim tatlıların listesini tutuyordum hamileyken. Şimdi ise genelde bisküvi ve çikolatadan başka bir şey aramıyorum. Çünkü evde tatlıların en tatlısı var :)

Türkiye'de diyabetli olmak kolay bir şey değil. Diyabetlimiz çok olduğu halde, marketlerde diyabetik ürün yetersiz. İçindekilere baktığınızda bütün güzel şeylerin şeker içerdiğini görüyorsunuz. 8 aylık hamileyken diyete bağlı kalmaktan iyice bayıldığım bir gün markete gittim. Bütün raflarda tırım tırım kendime uygun yiyecek aradım. Çok sayıda tuzlu ıvır zıvır ve %100 meyve içeren bir reçel aldım. İlginçtir, diyabetik ürün değil, normal reçel rafındaydı. Hesaplarıma göre 20 gram kadarı 1 porsiyon meyve ediyordu ve bu da 1 dilim ekmeği kalınca kaplamaya yetiyordu. Bu reçel hamileliğimin kalanını kurtardı.

Tatlı tarifleri
Lavuk Göğsü (Bir dilim peynir, bir dilim ekmek, 1 porsiyon meyve karşılığı)
Bir dilim mısır ekmeğini labne peyniri ve %100 reçelle kaplayın

Lezafet (Bir dilim peynir, bir dilim ekmek, 1 porsiyon meyve karşılığı)
Yarım muzu dilimleyin
2 adet kestaneyi haşlayın, soyun ve dilimleyin, muzlarla karıştırın
Labne peynirini (yaklaşık 30 gram) biraz sütle sulandırarak krema elde edin, diğer malzemelerin üzerine akıtın
Kıyılmış fındıkla süsleyin

Afiyet olsun!

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

in english



del.icio.us | Digg This :: posted on Friday, May 04, 2007 9:44:58 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [2]
 

 
 Thursday, May 03, 2007

Birkaç yıl önce şeker hastası olduğumdan şüphelenerek bir dizi test yaptırmıştım. Babamda tip 2 diyabet vardı ve sık susadığımı düşünüyordum. Değerler normal sınırlar içinde olmakla birlikte üst sınıra daha yakındı. Doktorum babamdan dolayı risk altında olduğumdan yıllık olarak kontrol ettirmemi önerdi. Lakin değerlerin normal çıkması ile aklımdan çıktı gitti ve kontrol falan da ettirmedim.

Kadın doğum doktorum gebeliğimin 24. haftasındaki rutin kontolümde gestasyonel diyabeti açıkladı ve kontrol için test istedi. Hamileliğin bir sürü acayip olası yan etkisi içinde, bunun bende çıkacağından emindim, ve çıktı da.

Edindiğim bilginin kısa özeti:
Gestasyonel diyabet, bazı kadınlarda, hamilileliklerinin 24-28. haftaları arasında ortaya çıkan bir tür şeker hastalığı. Çoğunlukla ailesinde tip 2 diyabet olan ya da hamileliklerinde fazla kilo alan kadınlarda görülüyor. Genelde doğumla birlikte ortadan kalkıyor ama ileride şeker hastası olma potansiyelinizin yüksek olduğu anlamına da geliyor.

Kontrol altına alınmadığında bebek için önemli riskler oluşturuyor. Vücutta şekerin kandan hücrelere taşınması işi pankreastan salgılanan insülin hormonu aracılığı ile yapılıyor. Bebeğin ihtiyacı olan şeker annenin kanından plasenta aracılığı ile taşınıyor. Ancak, bu şekeri hücrelere iletecek olan insülin plasenta kanalı ile iletilmiyor ve bebeğin kendi pankreası tarafından üretiliyor. Şekerin yüksek olması durumunda bebek bu şekerden kurtulmak için normalden fazla insülin üretimine ihtiyaç duyuyor. Bu fazla insülin yardımı ile fazla şeker hücrelere gidiyor. Sonuç olarak, bebeğin hücrelerinde ihtiyacından fazla enerji depolanmış oluyor. Bu durumda tosun tabir edilen iri bir bebek meydana gelebiliyor. Her ne kadar tosuncuklar toplumumuzda rağbet görse de, bebek ve anne için doğum güçleşiyor ve yaralanma riskleri artıyor. Aynı zamanda şekerden kaynaklı irilik bebeğin obez bir çocuk olmasına da yol açabiliyor. Başka bir risk de, bebeğin bu yüksek insülin üretimine alışarak doğum sonrasında da fazla insülin üretmeye kalkışması ihtimali. Bebek fazla insülin salgılıyor ama sütten fazla şeker sağlanmıyor. Bebeğin ani şeker düşüklüğü (hipoglisemi) krizine girmesi riski ortaya çıkıyor. Bu da yenidoğan bebekte beyin hasarı gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor.

Buraya kadar oldukça kötü görünüyor değil mi? Hemen telaşa kapılmayın çünkü yukarıda söz ettiğim şeyler hep yüksek şekerin kontrol altına alınmadığı durum için geçerli (bu da aslında farkedilmemesi demek sanırım). Benim şekerim kadın doğumcum (Alper Mumcu) ve diyetisyenimin (Ayşe Korkmaz) de yardımıyla kolayca kontrol altına alındı ve 3095 gram ağırlığında tamamen sağlıklı bir bebek dünyaya getirdim. Eğer doktorunuzun tavsiyelerine uyarsanız siz ve bebeğiniz için avantajlar bile sağlıyor. Nasıl mı? Bir sonraki yazımı okuyun.

Teşhis süreci:
24. hafta kontrolünde doktorum benden bir test yaptırmamı istedi (24-28 hafta arasında yapılabiliyor). Bu testi yaparken gün içinde (aç olmak gerekmiyor) 50 gram glikoz içeren bir oralet içirdiler. Oraleti içmeden önce ve içtikten bir saat sonra şekerim ölçüldü. Sonrasındaki değer (tokluk şekeri deniyor) olması gerekenden yüksek çıktı. Doktorum bunun yüksek çıkmasının ille de gestasyonel diyabet olduğu anlamına gelmeyeceğini ve başka bir tetkik daha yapılması gerektiğini iletti. Bu test 100 gram'lık glikoz yükleme (OGTT) testi idi ve maalesef bunun sonucunun da pozitif çıkması ile durumum kesinleşmiş oldu.

Şeker yükleme testi (OGTT):
Sabah aç olarak laboratuvara gittim. Birden çok kez kan alınacağından kolum delik deşik olmasın diye kelebek taktılar. Açken kan ve idrar örneği verdim. Daha sonra 100 gram glikoz içeren feci derecede şekerli bir limonata içirdiler. Limonatayı içtikten 1,2 ve 3 saat sonra yine kan ve idrar örneği aldılar. Test sürecinde bir şey yemeniz ve laboratuvardan ayrılmanız yasak. Zaten aç karnına o kadar şekeri içtikten sonra, 3 saat de hiçbir şey yemeden bekleyince ortalıkta dolanacak haliniz kalmıyor. Benim biraz başım döndü ve hafif gözüm karardı. Ve o vaziyette vakit geçirebilmek için tek yapabildiğim magazinlerdeki resimlere bakmak oldu. Biraz şekerleme yapmak istedim ama ona da izin vermediler, sonuçları etkiliyormuş. OGTT yaptıracaklara tavsiyem, laboratuvar seçerken rahat bir kanepesi olmasına dikkat etmeleri ve test için yalnız başlarına gitmemeleri (en azından test bitiminde yalnız ayrılmayacak şekilde ayarlama yapılabilir).  Test uzun sürdüğü ve takip gerektirdiğinden (aç bir hamileyi uyanık tutmaya çalışmak kolay iş değil doğrusu :)) bazı laboratuvarlar randevu ile yapıyorlar bu testi (örnek Nişantaşı, Amerikan hastanesinin lab'ı). Bu ihtimale de dikkat etmekte yarar var.

Jinekolojistim beni uygun bir diyet hazırlanması için diyetisyene yönlendirdi. Eğer şekerim diyetle kontrol altına alınamasaydı insülin iğnelerine ihtiyacım olacaktı...devamı var

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

in english




del.icio.us | Digg This :: posted on Thursday, May 03, 2007 1:15:36 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Monday, April 30, 2007
I gave some information about gestational diabetes and explained my diagnosis procedure in my previous post Pregnancy Diabetes (Gestational Diabetes) (info, diagnosis)

My gynecologist referred me to dietitian for an appropriate diet. When I mention a diet, never thing about something like you do for losing weight, staying hungry diets. It was an eat and drink all the day diet. I was hardly finishing my 6 meals (3 plain and 3 snacks). 

Gestational Diabetes Diet
My dietitian prepared a diet appropriate for my weight which I was supposed to eat every 3-4 hours.

Basic aim was to interfere with sudden blood sugar changes. Only completely restricted food was white sugar (and other complex sugars like honey). I had a lot of bran-bread to eat. She gave me an interchange list for breads (like for soups, rice, pasta, etc.), however it was not advised to eat too much white carbohydrates. I had 3 portions of fruits to eat and I could pick whichever I'd like, being careful with portions. She told me that i need fats, so I did not need to buy light milk or meat products. However, she advised me not to eat too much fries and butter, since they have no use to anybody (she told me that i could eat Becel rather than butter).
I measured my blood sugar (with empty stomach and 2 hours after meal)following the diet for one week. If diet wouldn't work for controlling my blood sugar levels, i would need insulin injections. My blood sugar levels were fine and I continued with the diet until I gave birth to Ilgaz.

Blood Sugar Monitoring /Glucose Meters
I was supposed to measure my blood glucose levels weekly. You can get your blood sugar monitored in pharmacies for 5 TRY. They use simple devices measuring with only one drop of blood from your finger. It seemed more feasible and convenient to get one device for myself. I bought one from Dogubank (Sirkeci, Istanbul). It was 90 TRY in total for device(30 TRY including 10 test strips), 50 extra strips and lots of needles(200 I guess). There were many brands with different prices. It is a shame and of course a marketing strategy that, strips are not standard. I mean, you have to buy same branded strips with the device you have. It is wise to choose a known brand in order to find strips everywhere. When you exclude the device, every measurement was costing only 1 TRY. I had the chance to prick fingers of every member of the family. You can organize bets on blood sugar levels for fun. The lowest blood sugar level gets the biggest piece from birthday cake :)

Healthier pregnancy and baby with gestational diabetes
You can end up with a healthier baby with gestational diabetes, and also reduce the side-effects of pregnancy. While my dietitian preparing my diet, she took care about all pregnancy needs together with my blood sugar problems. I was having all my calcium, vitamin, mineral and protein needs with a perfect routine. For some nutrients (like calcium), if yo do not get enough, baby will get it from you (bones). All my meals were scheduled, this helped me with organizing myself much better. With the help of this routine and also motivation to keep my blood sugar level steady, I exercised regularly until my doctor tells me to stop. These exercises had tremendous use protecting energy, balance during pregnancy and had a lot of help for my labor (i will write another post on exercise issue). My weight gain was ideal with the help of diet and exercises. It was no way possible for me to be so careful with my diet and organize my pregnancy time perfectly.

Worries
I searched about the issue as soon as I took the test results, like I always did for any question in my mind. I felt terrible reading that I could harm my-own baby. I called my doctor and asked "This is something bad and serious, isn't it". He answered as "Yes it is serious , but we can control it". I was feeling better seeing low results of first set of tests. It is very convenient having the test device at home. I made a lot of tests until my next check-up to comfort myself. My doctor told me that everything is as it should be at my routine check-up, than I stopped worrying.

Forbidden Donut
When something is said to be forbidden to eat (especially when you are pregnant), it doesn't feel very good. Sweeteners are not recommended during pregnancy, since their effects on fetus are not known. When you can not have white sugar, and other sweeteners, it means you can not have any desserts. However it is for a limited period, and is a sacrifice(you do a lot of them anyway) for your baby. I was making the list of desserts to eat following delivery. Now chocolate and biscuits are usually enough for me, I have the sweetest of desserts with me all day.

Even though we have a lot of people with diabetes, it is not easy to be one in Turkey. We have very limited diabetic products on supermarkets. When you look at ingredients, almost everything includes sugar. I remember feeling bored from following diet when I was 8 months of pregnant. I went to the supermarket, looked all the shelves to find snacks and different food that will fit to my diet. I bought many salty snacks, and found a product which saved rest of my pregnancy. It was a 100% fruit made jar from different fruits, and how strange, it was shelved with regular jars(not with diabetic products). According to my calculations, 20 grams of it was equivalent to 1 portion of fruit, which was enough to thickly cover one slice bread.

Dessert Recipes
Jelly the Belly (equivalent to 1 slice bread, 1 slice cheese, 1 portion of fruit)
Cover a slice of corn bread with Labne* and 100% fruit jar

Yummy yummy (equivalent to 1 slice bread, 1 slice cheese, 1 portion of fruit)
Slice half banana
Boil, peel and slice 2 chestnuts, mix with bananas
Mix labne* (app. 30 grams) with some milk to get a cream, pour on top of ingredients
Decorate with grinded nuts

*Labne: Labaneh, a kind of spreadable cheese, it is like yogurt

türkçesi
del.icio.us | Digg This :: posted on Monday, April 30, 2007 3:08:57 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]