Her insanoğlu bir hamilelik sonucu dünyaya geliyor (en azından günümüz
tıp şartlarında). Bir de dünyaya gelemeyenler var. Hal böyle olunca
toplumda hamilelik tecrübesi ve nasihat de bol oluyor. Göbek hafiften
gözükmeye başladığı andan itibaren insanlar bu durumdan söz etmek
zorunluymuş gibi hissediyor. Konu güzel tabi ama asıl sorun konuyu her
açanın bir tavsiye de bulunması. Sizi ve bebeğinizi düşünerek verilen
bu iyi niyetli nasihatlerin maalesef hepsi yerini bulmuyor. Bir kısmı
aşırı evhamdan ortaya çıkmış, bir kısmı yanlış halk inanışı, bir kısmı
da tıbbın çabuk eskimesinden kaynaklı birçok yanlış öneri getiriyor
insanlar. Ben sıklıkla duyduğum klasik yanlışları ve hurafeleri aşağıda
sıraladım.
Emzirme ve
bebek bakımı ile ilgili seri de sonraki yazıların konusu.
Yanlışları sıralamadan önce sitenin
kullanım şartlarını
hatırlatmak istiyorum. Buradakiler de dahil duyduğunuz, okuduğunuz
hiçbir şeyi doktorunuza sormadan yanlış ya da doğru kabul etmeyin.
Düşükler"İlki
düşerse bir daha tutmazmış" , halk arasında böyle tabir ediliyor. Fena
halde yanlış. Doktorlar gebeliklerin % 50'sinin düşükle sonuçlandığını
ve çok erken dönemde olduğu için birçok kadının düşük yaptığını bile
farketmediğini belirtiyor. Bir kadın üstüste tekrarlayan düşük yaparsa,
ancak o zaman "bir sorun mu var" diye araştırıyorlar. Gebeliğin ilk üç
ayında (son adet tarihinden itibaren) olan düşükleri çok doğal ve
doğanın kendini koruması olarak karşılıyorlar, çünkü bu süreçte
çoğunlukla genetik sorunlu gebelikler düşükle sonlanıyormuş.
"İlk
üç ayda uzanma, perde asma, düşük yaparsın." İlk üç ay için doktorumun
önermediği tek hareket hoplayıp zıplamak oldu (halay çekmek gibi).
Yalnız, hamilelikte vücudu kontrolsüz bir şekilde germek annede eklem
ve kas zedelenmelerine neden olabiliyormuş (hamile iken katıldığım bir
eğitimde fizyoterapi uzmanı doktor anlatmıştı).
"Jinekolojik
muayene veya ultrason düşüğe yol açar." Zaten düşükle sonuçlanacak
gebelikler için suçu tıbba atma durumu. Bu kontroller sayesinde pekçok
sorun önceden tespit edilip, önlem alınabiliyor. En azından şimdilik
zararlı olduklarına dair hiçbir bilimsel veri yokmuş, yeterki ehli
kişilerce yapılsın. (
gebelik takiplerinde yapılan incelemeler,
ultrason güvenli mi? )
Hamilelik"Ye
ekşiyi doğur Ayşe'yi, ye tatlıyı doğur atlıyı (Hakkı'yı versiyonu da
var). Artık inanan kaldı mı bilmiyorum, biraz espri gibi söyleniyor.
Sperm X yada Y cinsiyet genini taşıyarak, yumurtayı döllediği anda
cinsiyet kesinleşiyor. Sadece bizim öğrenmemiz biraz zaman alıyor.
"Denize
havuza girme, bebeğin mikrop kapar" Özellikle ilk aylarda bebek gayet
korunaklı bir durumda. Kirli bir denize girmek hamile olmayan bir
insana da önerilmiyor, koli basili vs. risklerinden dolayı. Hamile
annelerin de deniz veya havuz temiz olduğu sürece ve doktorları bir
sakınca görmüyorsa yüzmeleri sakıncalı değil. Hatta yüzme gebelikte
önerilen sporlardan.
"Hamilesin iki kişilik yemen lazım"
Gebelikte normal bir kadına göre yalnızca 300 ekstra kalori gerekiyor
(örneğin 100 gr pirinç pilavı). Fazladan alınan kilolar başta doğumu
zorlaştırmak olmak üzere yarar değil zarara yol açıyor.
"Hamileler
tuz yerse ödem oluşur." Tuz eskiden hamilelere yasaklanırmış. Şimdi
kararınca olmak kaydıyla tuz (iyotlu) kullanılması öneriliyor. Hamile
annenin sodyum ve iyoda da ihtiyacı var. Doktorunuzun yasakladığı özel
durumlar hariç elbette.
"Bebek saçlanınca miden yanmaya başlar."
Reflünün ne olduğu biliniyor artık. Yine de bir blogda, gayet de güncel
bir yazıda hanımlar bu hurafenin doğruluğunda ısrar etmişler. Kendi
saçlı bebeklerini ve mide yanmalarını da örnek göstererek. Oysaki
reflü hemen her hamilede görülen bir sıkıntı.
"Süt içmez, yoğurt
yemezsen dişlerin dökülür." Eğer anne bebeğinin ihtiyacı olan kalsiyumu
yedikleriyle karşılayamazsa kemikleri bundan nasibini alıyor. Ama
bildiğim kadarı ile dişler buna dahil değil. Hamilelikte diş
kayıplarının en önemli nedeni diş etlerinde sişlik, kanamalara neden olabilen hamilelik
gingivitisi ve dişlere bakılmazsa buna bağlı oluşabilecek iltihaplanmalar (enfeksiyon).
"Göbeğin küçükse bebek küçüktür."
Doğum"Kalçan küçükse çatın dardır, normal doğum yapamazsın." Doktorlar son
haftada bebeğin kafa çevresini ve annenin leğen kemiğini ölçüyorlar (basen genişliğini değil), bu
kafa bu kemikten geçer mi diye. Doktorumun bana söylediğine göre de %90
gebelikte sorun çıkmazmış. Okuduğum başka bir araştırmada da,
bebeklerin anneleri ile doğru orantılı doğduklarını yazıyordu.
Bebeğin 2 metre boyunda olacak genetiği ve minyon bir annesi varsa, doğumda annesini üzmemek için
büyüme işini doğum sonrasına saklıyormuş. Tombul kalçaların doğuma
faydası yok maalesef.
Bir
de cinsiyet tahmini yapmayı çok seviyor insanlar. Biz bir ara bahis
için para toplamayı bile düşünmüştük. Ama sadece 2 ihtimali olan bir
bahis hiç de heyecanlı olmuyor. Sanırım anne babalar da biraz fazlaca
önem veriyor bu konuya. Bir doktor arkadaşım söylemişti, pembe-mavi
hazırlık meselesi yüzünden korkuyormuş aileler, ya doktorun tahmini
yanlış çıkarsa diye. Bebek doğar doğmaz ilk önce cinsiyetine
bakıyorlarmış rahatlamak için :)
devamı var...