Televizyonla ilgili yazımda Ilgaz'ı 18 aylık rutin kontrolü sırasında pedagogun gördüğünden söz etmiştim. Yine aynı kontrolde pedagog Güzide Soyak bir oyun grubuna götürmemizi önerdi. İlgisini toplayabiliyor ve motor becerileri de iyi, eğer götürürseniz yararını görür dedi.
Yuva, kreş deyince hep 3-4 yaşların bahsi geçiyor. O nedenle aklıma gelmemişti Ilgaz'ı oyun grubuna vermek. Burada amaç bir otorite (öğretmen) eşliğinde diğer çocuklarla paylaşmayı öğrenmesiymiş. Biz yetişkinler ne kadar uğraşırsak uğraşalım, diğer çocuklardan öğreneceklerini öğretemezmişiz.
Çevremizde çocuğu olan ailelerle düzenli biraraya gelsek aynı işi görmez mi diye sordum. Onu da yapın, onun da çok yararı olur ama aynı şey değil dedi. Özellikle düzenli olması, bir öğretmenin aynı çocukları sürekli takip ederek belirli faaliyetleri yapmaya yönlendirmesi ile aynı etkiyi yapmazmış.
Bu çağdaki çocuklar için düzenin yararı biliniyor. Çocuklar aşağı yukarı 3 yaşlarına kadar başka çocuklarla oynama konusunda çok başarılı değiller. Ancak eğer aynı çocuklarla düzenli olarak biraraya gelirlerse, o çocuklarla oynayabilmeyi öğreniyorlarmış. Bunu daha önce okuduğumdan Güzide Hanım'ın söyledikleri daha da aklıma yattı.
Sonra yuva araştırmaya başladım. Araya tatil falan da girince Ilgaz 20 aylık oldu. Birçok yerin yaz programı da yoktu. Hangisine yuva, hangisine anaokulu, hangisine kreş, hangisine çocukevi deniyordu, araştırırken öğrendim, ama şimdi yine karıştırdım :) Neyse sonuçta, 3 yaş altını kabul eden kurum sayısı sınırlıydı. Aslında pedagog'un söz ettiği, yanında annesi ya da bakıcısıyla birlikte katılım sağlanan bir oyun grubu idi. Ancak bizim evimize yakın böyle bir yer yok, bakıcımız da araba kullanmıyor, ben de çalışıyorum. Cumartesi olanlar da duydum ama hem haftada bir gün yeterli olmayacak diye düşündüm, hem de cumartesilerimizi serbest şekilde planlayamayacaktık, gün bölünecekti.
Biz de hiç göndermemek yerine, yanında refakat edemeyecek olsak da, eve yakın bir kreşe başlamasının iyi olacağına karar verdik. Yakın olması, hem daha 2 yaşını bile doldurmadan okula gideceğim diye trafikli yollara düşmemesi, hem de bir durum olduğunda hızlıca eve ulaşabilecek olması açısından önemliydi. Altunizade'deki Atlıkarınca Çocukevinin bir şubesi olan Arı Çocukevi evimize çok yakın. Sıcak havalarda oynayabilmesi için güzel de bir bahçesi var. Burasının uygun olacağına karar verdik. Ilgaz başladığında oraya devam eden ilk 2007'liydi, sanırım ondan sonra 1-2 çocuk daha başladı. Haftada 3 gün 10-12 saatleri arasında gidiyor. O ayrıldığında diğer çocukların öğle yemeği saati oluyor. O da eve gidip yemeğini yiyip mışıllar gibi uyuyor.
İlk gün babası okulda bekledi, sonra 3 kez de bakıcısı. Ilgaz okula girdikten sonra refakatçisini ne arıyor, ne soruyordu. Biz de refakatçisiz bir kreşin onun için uygunluğu konusunda rahatladık. Belki ablasının aşağıda beklediğinin güveni ile sorun çıkartmadan oynuyordur diye, son gün ablası(bakıcısı) eve gittiğini söyleyerek yandaki pastanede bekledi. Olur da ağlarsa ablası evden gelene kadar çok stres olur, bir daha gitmek istemez düşüncesiyle. O gün de ses çıkmayınca artık beklemenin gereksiz olduğuna hükmettik.
Şu ana kadar sadece iki kez okula gittikten sonra ablasını bırakmak istemediğini belirtti, öğretmeni onu ikna etmekte zorlanmadı. Ama diğer yandan bazı günler de okuldan geri gelmek istemedi. Genel olarak okula gitmekten çok mutlu. Yuvaya başlamamış olsa evimizi ziyaret eden kuzenine bu kadar sıcak davranır mıydı bilmiyorum. Öğretmeni aktivitelere bazen katıldığını, bazen katılmadığını, katılmak istemediğinde de genellikle yapbozlarla ilgilendiğini söyledi. Eğer karışık yaş grubu ile bir aktivite yapılıyorsa, kendi öğretmeni odadan çıkarsa o da elindekini bırakıp öğretmenin peşinden gidiyormuş. Yaşının gereği öğretmenine bağlanıyor diye düşündüm. Kaydırak gibi oyuncakların olduğu büyük oyun odasını ve bahçeyi çok seviyormuş. Zaten rahatça koşturabileceği evden daha güvenli bir ortamda oynamasının kaba motor becerilerine belirgin şekilde yararı oldu. Geçtiğimiz pazar onu parka götürdüm. Oyun grubu öncesinde 3 adımda bir tökezleyip düşen Ilgaz, uyku saatine yakın uykulu haliyle bile kendi başına kaydırağa çıkıyor, kayıyor, diğer çocukların kalabalığı içinde onlarla toslaşmadan oynayabiliyordu.
Önümüzdeki aydan itibaren yemekli olarak vermeyi planlıyoruz. Yine 3 gün yemeklerini de okulda yiyip öyle eve gelir. Zaten çoğunlukla yemeklerini kendi yiyor ama birisi onu izliyor tabi. Böylece başka çocuklarla birlikte, birisi kendisiyle birebir ilgilenmeden yemek yemeyi öğrenir. Hem de farklı ellerin pişirdiği yemeklerden de tadar, damak tadı gelişir, besin çeşitliliği artar diye düşünüyoruz.
Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun