# 09 Ocak 2009 Cuma

Cevabınız "Evet, çalışmak" ise, ağlamak ya da ağlamamak arasındaki seçiminizi de yapın. Eğer çalışma kararınızın altındaki temel motivasyon maddi ihtiyaçlarsa, zorunluluktan çalışıyorum, seçim değil diye düşünebilirsiniz. Yine de daha düşük gelir seviyelerinde de farklı yaşam standartları olduğunun ve bu zorunluluğun aslında kendiniz ve çocuğunuz için daha iyi şartlar için yapılan bir seçime dayandığını unutmayın. Kendinizi kurban gibi görmeyin.

Oğlum 7-8 aylık, tatlılıktan tadından yenmez olduğu bir dönemde, akşam 22:30 sularında akşam yemeğimizi ancak yerken, günlerce eşimi bunaltmayayım kendim hallederim diye içime attıktan sonra ağlaya ağlaya aşağıdakileri anlattığım gün dank etmişti çalışmanın benim için ne kadar doğru bir karar olduğu:

"Sabah ağlaması ile uyanıyorum, hemen saate bakıyorum, erkense azıcık uyumuşum diye hayal kırıklığına uğruyorum, geç ise neden ben ondan önce kalkıp rahat rahat kahvaltı edip, onu neşeyle karşılamadım ki diye hayıflanıyorum. Sonra bir telaş başlıyor, altını değiştir, üstünü giydir, kahvaltısını ederse ne mutlu, yemezse öğlen için endişelenmeye başlyorum. Rutin kuracağım diye tüm kararlarıma rağmen ilk esnemesinde uykusu geldi diye heveslenip yatırmaya çalışıyorum. Uyumazsa yarım saat, belki bir saat uyutmakla uğraşıyorum, o sırada bana da uyku bastırıyor. Birikmiş işlerimi bitireyim diye yatıp uyumak istemiyorum. Hiçbir işi yetiştiremiyorum diye kendime kızıyorum, yemek yapmaya, yemeye vaktim kalmıyor, maillerime bakayım diye makinenin başına oturuyorum, kendimi kaptırıyorum, Ilgaz ağlamaya başlıyor. Yaptığım iş planlarıyla ilgili bütün hayallerim yıkılıyor. Onca ay yolunu gözledim, ben ne biçim anneyim, çocuğum uyandı diye moralim bozuluyor. İnsan sevinmez mi uyansın da oynayayım diye, halbuki ne kadar tatlı. Sen akşam geldiğinde ne güzel onunla oynuyorsun, ben de istiyorum yemek hazır olsun, ben de sizinle oynayayım. Bazen organize olup, çıkıp malzemeleri bile alamıyorum. Sen gelince onu senin kucağına atıp yemek pişiriyorum. Saat 10 oldu, daha ancak akşam yemeğimi yiyorum. Ben bu annelik işini yüzüme gözüme bulaştırdım, gel sen emzir, ben baba olayım."

Ağlamayın

Ağlamayın, amacım çalışmayan anneleri üzmek değil. Bebeğin size bu kadar çok ihtiyaç duyduğu dönem sınırlı bir dönem ve çalışmayan anneler de organize olabilirler. Anlatmaya çalıştığım hep çalışan annelerin ne kadar üzüldüklerinin anlatılması. 7/24 anne olma işi de kolay bir iş değil ve gerçekten herkesin harcı da değil, bunu kabul etmek lazım. Kimse çalışmamayı seçmenin zorluklarından bahsetmiyor.

Eğer seçiminizi yaptıysanız, artık ben onu nasıl ellere bırakıp gideceğim tarzı düşüncelerin kimseye yararı yok. Tamam, ağlamak anneliğin doğasında var, ama bu ağlama işini de çok abartmamak lazım. Annenin psikolojisinin çok ciddi şekilde çocuğu etkilediğini, eğer anne çocuğunu bırakırken üzülmezse, çocuğun da mutlu olacağını düşünüyorum. Anne evden ne kadar neşeli çıkıp, akşam ne kadar neşeli dönerse, bebek de o kadar neşeli geçirir gününü. Depresyon salgın bir hastalıktır.

İşin duygusal tarafını bir kenara bırakıp, çalışmanın avantajlarına konsantre olun. Merdivenin her basamağında bir yukarıya bakıp, dezavantajları bertaraf için önlemlerinizi alın.

Çalışan anne olmanın avantajları:

  • Daha fazla gelir.
  • Rutinin dışına çıkıp geniş açıdan bakabilme: Hergün aynı şeyleri yaptığınızda bazen çok olağan şeyler bile büyük sorunlarmış gibi gelir. Evin dışında, çocuktan uzak zaman geçirdiğinizde, zamana bırakılması gerekenle, çözüm üretilmesi gereken durumları daha iyi ayırt edebilirsiniz.
  • Yönetme için daha fazla zaman: Uygulamanın (yedirme, içirme, giydirme, uyutma..) bir bölümünü başkasına devrettiğiniz için, çocuğunuzun ihtiyaçları için araştırma, fikir alma, karar verme gibi konular için daha fazla zamanınız kalır.
  • Özgüven: Çalışmaya alışık biri, hele ev işlerinde süper başarılı değilse özgüveni yara alabilir.
  • Başarı tatmini beklentisini çocuktan uzaklaştırma: Yoga felsefesinde ilgi konularını çoğaltma ve dağıtma önerilir. Böylece sevdiklerinize çok yüklenmez, tek konudan o konunun taşıyabileceğinden fazla şey beklemezsiniz. İşinizle oyalanır, çocuğun erken ya da geç yürümesini kişisel başarı konusu yapmazsınız. Böylece çocuk daha sağlıklı büyür.
  • Kurallar ve düzen: Eğer bebeğinize kurallarınıza sadık kalacak birinin bakmasını sağlayabilirseniz, verdiğiniz kararları uygulamada sizden daha başarılı olabilir. Varsayalım ki zorla yemek yedirmemeye karar verdiniz. Kendi pişirdiğiniz yemeği, kendiniz yedirmeye kalktığınızda, eğer yemezse hayal kırıklığına uğrarsınız, çocuğa zorla yedirmeye çalışmanız çok muhtemeldir. Bakıcınıza ya da annenize "zorla yedirmeyeceksin" kuralını koyduysanız, çocuğu zorlarken iki değil üç kere düşünecektir. Annesinin kararı deyip, beyninde topu size atarak rahatlayacaktır.
  • Kaliteli zaman: Çalışmadığınız dönemde çocuğa "gerçekten" ayırdığınız zamanı hesap edin. Aklınız ütüde ya da ocaktaki yemekte olmadan. Çalıştığınızda akşam eve geldiğinizde onu çok özlemişsinizdir. Bütün gün uyumamışsa üzülen, yorulan siz değilsinizdir. İşteki dertlerinizi çocuğa yansıtmak istemezsiniz. Birlikte geçireceğiniz toplam 1 saatse, hiç değilse o bir saatte başka hiçbir şey düşünmez, yalnız çocuğunuzla ilgilenirsiniz. 

Annesi çalışan çocuklar, anneleri ile daha fazla vakit geçirmek isteyip, annesi çalışmayanlara özeniyor olabilir. Özellikle okula, kreşe gitmiyorlarsa, yaşıtları ile çok zaman geçiremiyorlarsa. Ama unutmayın ki bu annesi çalışmayan çocukların da annelerinin çalışmalarını tercih etmeyecekleri anlamına gelmiyor. Benim annem ben doğmadan önce (3. çocuğuyum) doğuya taşındıkları için işini bırakmak zorunda kalmış. Küçükken annemle oturmaya, birlikte yemek pişirmeye, sohbet etmeye bayılırdım. Yine de aklım erdikten itibaren, annemin çalışmasını isterdim, onun çalışmayı özlediğini farkeder, bizim için yaptığı fedakarlığın olması gerekenden fazla olduğunu düşünürdüm.

Çalışmaya başlayacak annelerin akıllarının evde kalmaması için alabilecekleri önlemleri de yarın yazayım. Lütfen siz de fikirlerinizi paylaşın.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Güncelleme: bu dizide sonraki yazı; Çalışacak Annelere Akıllarının Evde Kalmaması için 15 Öneri 
 

posted on 09 Ocak 2009 Cuma 15:58:42 UTC  #    Yorumlar [6]
# 08 Ocak 2009 Perşembe

Bu dizide önceki yazıya da bakmak isteyebilirsiniz: Bebekler ve Çocuklar için El Yapımı Hediye Hazırlamak - Hediye Fikirleri

Bebeğe hediye hazırlarken, hayata onun gözlerinden bakmaya çalışmalı, bulunduğu çağın getirdiği güvenlik ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmalıdır. Aklıma gelenleri aşağıda toparladım.

  1. Süs ve oyuncak olarak kullanılacak hediyeler, canlı, kontrast renklerde olmalı. Küçük bebekler karışık renkleri ve pastel tonları ayrıt edemezler. İki zıt renkten oluşan eşyalar hazırlayabilirsiniz, mor-sarı, turuncu-mavi, kırmızı-yeşil, hatta siyah-beyaz. Küçük bebekler siyah renge de çok bakarlar.
  2. Yenidoğanlar için yüze benzeyen şablonlar, gülen suratlar kullanabilirsiniz. Eşyaya işlenmiş göz için iki nokta, ağız yerine bir çizgi bile ona daha uzun süre bakmasını sağlayacaktır.
  3. Kopartılıp ağıza atılma riski olan küçük parçaları minimuma indirin. Düğme kullanmak zorunda iseniz çok iyi sabitlenmeli, bebeğin dikkatini çekmeyecek bir yerde ve şekilde olmalıdır. Bebek nevresimlerinde şeffaf düğmeler kullanırlar ve düğmeler içeride kalır.
  4. Eğer oyuncak ve oyun örtüsü yapıyorsanız, duyularını uyaracak farklı tekstil malzemelerini, hışırtayan şeyleri, iyi gizlenip sabitlenmiş çanları birarada kullanabilirsiniz.
  5. Giysiler, havlular, bezler  ve önlüklerde naylon ip gibi sert malzemeler kullanmamaya dikkat edin. Kumaşı sertleştirecek türde süslemelerden kaçının.
  6. Bebeğin boynuna dolanıp boğulması riskine karşı 20 cm'den uzun ip, kordon bağcık içermemelidir.
  7. Giysi hazırlarken kolay giydirilip çıkartılacak kalıpta olmasına dikkat edin. Cırtlar, çıtçıtlar iyi bağlantı parçaları olur.
  8. Kolay temizlenebilir, mümkünse çamaşır makinesinde yıkanabilir olsun. Hatta havlu, mendil, önlüklerin yüksek ısılara, çamaşır suyuna dayanıklı olması iyi olur.
  9. Eliyle tutup oynayacağı oyuncaklar kolay kavrayabileceği gibi, biraz irice olmalı.
  10. Hediyenize şık bir hediye kartı ekleyip ve kartın üzerine hazır giysilerdeki gibi kullanma talimatlarını sembolleri de çizerseniz çok güzel bir hatıra olacaktır.

Aklınıza gelen başka püf noktaları var mı?

Kullanma talimatları sembolleri için tıklayın

Tutus and turtles'dan nefis hediye kartlarına link verilmiş aşağıdaki resimlerin üzerine tıklayarak indirip, basarak kesebilirsiniz, kalın olsun istiyorsanız kartona yapıştırabilirsiniz.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

 

 

posted on 08 Ocak 2009 Perşembe 19:29:26 UTC  #    Yorumlar [1]
# 06 Ocak 2009 Salı

Her bütçeye göre envai türlü hazır ürün bulunabilse bile, el emeği, göz nuru ile hazırlanmış bir hediyenin yeri her zaman ayrıdır. Bu dizide aklıma gelen hediye fikirlerini ve püf noktalarını toparlamaya çalışacağım. Her bölümün altında farklı bloglarda rastladığım güzel fikirlerin linklerini ekledim. Sizin bildiğiniz güzel linkler ve aklınıza gelen fikirlerle listeyi zenginleştirmek istiyorum. Varsa yorumlara yazarsanız, hepsini toparlayıp yazıyı güncelleyeceğim.

Hediye Fikirleri:

  1. Önlükler: Tükürük, kusmuk önlükleri, mama önlükleri, aktivite önlükleri. Büyüyen bir bebeğin ne kadar olsa yine de daha fazlasına ihtiyaç duyabileceği ürünler. Sadece tükürük, kusmuk için minik önlükler, arkası muşamba kaplanmış daha büyük önlükler, kolları da olan uzun aktivite (biz yemeklerde de uzun süre kullandık) önlüğü örülebilir, dikilebilir, yumuşak havluların kenarları çevirilebilir.
  2. Ağız bezleri, küçük havlular: Yine her an el altında olması gereken, fazlasının zararı olmayacak malzemeler.
  3. Oyuncaklar: Özellikle 0-3 ay grubu için satılan oyuncak çeşidi sınırlı. Küçük bebekler için büyük örme, tığ, dikiş çıngıraklar (Tan için su kabağından bir tane yapmıştım, bir ara fotoğrafını koyacağım). El ve ayak bileklerine bağlanan küçük çıngıraklar (ben Ilgaz için yapmıştım, bir ara tarifini yazacağım). Ana kucağına, beşik başına asılacak sallanan yaratıklar. Bez kitaplar.
    http://www.cocuklacocuk.com/index.php/kumas-kitap/
    http://hamaratanne.blogspot.com/search/label/amigurumi%20oyuncak
    http://montessoriegitimi.blogspot.com/2008/10/mirann-gkyz-dnencesi.html (ek)
    http://www.cocuklacocuk.com/index.php/donence-civcivler/ (ek)
    http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/02/evde-yaptgmz-oyuncaklar_08.html (ek)
  4. Yiyecekler: Lohusalar için süt arttıran kurabiyeler, diş çıkartan bebekler için diş kurabiyeleri.
  5. Bebek arabası (puset) için kışlık koruma battaniyesi .
  6. Araba setleri: Araba koltuğu/ana kucağında kullanım için minik yastık, emniyet kemeri omuz koruması, minik battaniye seti.
  7. Anne için emzirme örtüsü .
  8. Diş kaşıyıcı (en başarılı kaşıyıcı kuru ekmekten sonra, ıslatılıp soğutulabilen tekstil malzemeleridir).
    http://ge-ce.blogspot.com/2008/06/amigurumi-toy-for-babies.html
  9. Yer için oyun örtüsü (Polar ve elyaftan bir tane yapmıştım, oyun parkı yazımda fotoğrafı vardı, daha net fotoğraf borcum olsun).
  10. Mama sandalyesinin altına sermek için kolay yıkanır örtüler.
  11. Kundak, taşıma askısı (kanguru taşıyıcı).
    http://www.pratikanne.com/2008/11/en-basit-ve-kullanl-kanguru-tayc.html
  12. Kostümler.
    http://www.pratikanne.com/2008/11/ev-yapm-ve-el-emei-kostmler.html
    http://www.orgudantel.com/orgu-dantel-modelleri/kanatsiz-peri-olmaz-ki.html
  13. Daha büyük bebekler ve çocuklar için ev yapımı oyun hamuru, yapıştırıcı, parmak boyası.
    http://www.cocuklahayat.com/2008/08/pismis-mum-boya/
  14. Kartondan kukla tiyatrosu.
  15. Kartondan çadır, ev, tünel, puf. Biz dün akşam 4 orta boy koliden bir uzay aracı yaptık, tarifini yazacağım.

Link ve fikir önerilerinizi bekliyorum.

Bu dizide sonraki yazı: 10 adımda çok sevilecek bebek hediyeleri hazırlamak

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu yazıyı beğendiyseniz Kendin Yap kategorisindeki yazılara da bakın.

posted on 06 Ocak 2009 Salı 10:17:15 UTC  #    Yorumlar [7]
# 04 Ocak 2009 Pazar

Hamurlarıyla yalnız başına oynamasına izin vermesek de, bir boş anımızı yakalayıp bir parça plastik yemesine engel olamıyoruz. Sanırım ekşi tadı honuşa gidiyor. Hamurla oynaması için bir süre daha bekleyelim diye düşündük ama hem çok seviyor hem de el becerisi için çok yararlı. Biraz araştırmadan sonra evde hamur yapmak için aklıma yatan ekonomik de bir hamur tarifi buldum. Hazırlamaya başladığımda bu kadar başarılı bir sonuç beklemiyordum. Malzemelerin arasında tartar kremi diye bir şey var. Pastanelerde yumurta sabitleştirmek için özellikle beze yapımında kullanılan bir madde olduğunu, aktarlarda bulunabileceğini okudum. Çengelköydeki baharatçıya sordum haberi bile yoktu, bir iki pastaneye sordum "üretimimiz burada değil yenge" dediler. Tam vazgeçmişken aklıma google'da "tartar kremi yerine" şeklinde arama yapmak geldi. Sağolsunlar; Bizim PastaneEv Cini ve devletşah sayesinde elma sirkesi kullanabileceğime hükmettim. Pastalarda tartar kremi lezzet açısından daha iyi olurmuş ama, sonuçta amacım hamurları yedirmek değil, yedirmemek olduğuna göre, tadını bozulması avantajıma olur diye düşündüm.

Vallahi kendim yaptım diye demiyorum, nefis oyun hamuru oldular. Yalnızca fazla oynarsanız elleriniz biraz tuzlanıyor (biraz kaptırmışım da kendimi), yıkanınca kolayca temizleniyor.

Ev Yapımı Play-Doh  (Tarifin orijinali)

Malzemeler

  • 1 bardak un
  • 1 bardak su
  • 1/2 bardak tuz
  • 2 çorba kaşığı tartar kremi (ben elma sirkesi kullandım)
  • 2 çorba kaşığı yağ (evde kullanılmayan soya yağını kullandım)
  • Gıda boyası (turuncu ve kırmızı bulabildim, çiğken fena el boyuyor, piştikten sonra boyamıyor)

Yapılışı

Un ve tuzu karıştırın (varsa tartar kremi), su ekleyin. Sirke ekleyip iyice karıştırın (tartar koyduysanız sirke koymayın). Bu aşamada kaç renk hazırlayacaksanız o kadar parçaya bölün (bu malzemeden rahat 4 renk çıkar). Gıda boyalarını ekledikten sonra yağı da ekleyip karıştırın. Eski bir tavada kısık ateşte, tavadan ayrılana kadar ezerek pişirin. Aynı ekler hamuru gibi bir noktada dokusu değişiyor ve ortada toplanarak tavadan ayırılıyor. Soğurken biraz şeffaflaşıyor ve rengi parlaklaşıyor. Ben sadece iki renkle hazırladığım için hamur çok oldu birazını buzdolabı poşetine koyarak buzluğa attım, bakalım çözüldüğünde neye benzeyecek.

Açıkta kalırsa kuruyacağından eski play-doh'larının sıkı kapanan kutularına koydum. Bu kadar tuz varken kolay kolay bozulmayacak olsa da oynamadığı zamanlarda buzdolabının kapağında saklıyorum. Serin serin oynasın çocuk :)

Toksik olmasa bile çok tuzlu olduğu için yemesine izin vermemek iyi olur. Gerçi bu kadar tuzlu bir hamuru bir kereden fazla tatmasını beklemiyorum.

Hamur tarifi ararken yapıştırıcı ve parmak boyası tarifleri de buldum. Fırsat bulunca onları da deyenip yazacağım. Bu arada aklıma geldi, böyle ev yapımı oyun malzemeleri güzel kavanozlarda çok iyi hediye olur. Bana bir yapıp getirse çok sevinirdim.

Güncelleme: Buzdolabında bir hafta kadar bekleyince vıcık vıcık oldu. Açıkta bekleyince düzeliyor gerçi ama sıkı kapanan bir kapta oda sıcaklığında da bir şey olmuyor.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Başka bloglardan denenmiş oyun hamuru tarifleri:

http://www.archisugar.com/2007/08/evde-oyun-hamuru-yapimi.html

http://agacabirtasattim.blogspot.com/2008/12/ev-yapimi-oyun-hamuru.html

http://biranne.wordpress.com/2007/01/12/cocuklar-icin-evde-oyun-hamuru-yapimi/

 

posted on 04 Ocak 2009 Pazar 19:57:54 UTC  #    Yorumlar [17]
# 31 Aralık 2008 Çarşamba

Yeni yılda dertleriniz yenidoğanınızı emzirmek, 3 aylık bebeğinizin gaz sorununu çözmek olsun, lohusa depresyonu sizden uzak dursun. Katı gıdalara başlayana sebzeleri sevdirmek, onun ilk adımlarını görmek için sabırsızlanmak, artık tuvaletini tuvalete yapması için uğraşmak, hangi yuvaya gideceğine karar vermeye çalışmak ve bu ve bunun gibi dertler olsun.

Yeni yılda ne sizi ne yavrularınızı başka şeyler üzmesin. Bunlar da üzmesin seneye geçecekler diyeceğim ama anneler babalar çocukları için üzülmeden yaşayamazlar. Sorunlar bitmişse, krizler bitmişse, endişeler bitmişse hayat da bitmiş demektir. 2009'da dertleriniz çözülebilir olsun. Bunları çözmek için gücünüz, özgüveniniz, umudunuz olsun.

2009'da yüreğiniz sevgi dolu olsun.

Sevgilerimle,

Damla

 

posted on 31 Aralık 2008 Çarşamba 12:27:59 UTC  #    Yorumlar [5]
# 28 Aralık 2008 Pazar

Küçük çocuklar sürprizleri sevmez. Düzenin, rutinlerin bu kadar önerilmesi de aslında bundandır (Sürpriz derken eve elinizde çikolatayla gitmenizi kastetmiyorum elbette :)) Sözünü ettiğim sürpriz türü, olağan hayatın dışına çıkılan durumlar. Bu minik arkadaşların sadece 2 kez bile olsa tekrarlanan her şeyi rutin kabul ettiklerini göz önünde bulundurursak, size son derece sıradan gelen bir durum, bebeğiniz ya da küçük çocuğunuz için bir sürpriz sayılabilir.

Akşam eve normal saatinizden geç gelmeniz, eve misafir gelmesi, tatile gitmeniz, o öğle uykusuna yatmışken o uyumadan önce evde olan birinin evden ayrılması, onun doktora götürülmesi. Onun her geçen gün daha büyüyen bir birey olduğunu ve sizinle ortak bir hayatı paylaştığını, ve hayatında neler olup biteceğinden haberdar olmayı hakettiğini ve istediğini unutmayın.

Haberdar olduğunuz değişikliklerden makul bir zaman önce onu bilgilendirin. Bahsi geçen konunun ne kadar sıradışı olduğuna bağlı olarak değişiklikten ara ara söz edin, detaylarına girin. Ayrıca sıradışı durum sona erdiğinde düzeninize dönebilmek için istisnalarda söz edin. Örneğin;

"Oğlum / kızım hani sen normalde yemekten sonra yatağına yatıp uyursun ya, bu seferlik, tatile gideceğimiz için, yemekten sonra hemen evden çıkacağız. Arabamıza bineceğiz, sen sütünü arabada içer uyursun, sonra biz Ankara'ya vardığımızda, teyzenin senin için hazırladığı yatağa geçiririz seni, biz de seninle aynı odada uyuyacağız, çünkü teyzenin evinde başka boş oda yok. Evimize dönünce yine yerinde yatarsın olur mu?" gibi.

Deneyin yararını göreceksiniz. Oğlumuz normalde kendisini babası veya benim dışımda bir kişinin yatırmasına kesinlikle izin vermez. Bir arkadaşımızın düğününe gitmeden bir gün önce, onun yattığı saatten önce ayrılıp düğüne gideceğimizi, onu ablasının yatıracağını,  o uyuduktan sonra eve gelip onu öpeceğimizi, sabah uyandığında evde olacağımızı anlattık. Giyinip süslenip o daha akşam yemeğini yerken evden ayrıldık, bize neşeyle "bay bay" yaptı. Sonra da hiç sorun çıkartmadan uyumuş.

Bir süredir bizde olan anneannesini yolcu etmek için kalktığımda "istisnai şekilde" uyuyordu. Bir gün önce anneannesi ertesi gün gideceğini söylemişti ama nasıl olsa uynamış olur düşüncesi ile vedalaşmadılar. Tersine ısrarlara rağmen onu uyandırdım ve anneannesini öpüp hoşçakal dedi. Eminim uyandığında onu bulamasa çok üzülecekti. Maksimum bir saatlik uyku için üzülmesine izin vermek istemedim.

Eğer çocuğunuz henüz konuşamıyorsa, bu olan biteni daha anlayamayacağı anlamına gelmiyor. Ilgaz konuşmaya başladı ve aylar önce konuşamadığı zamanlarda olan bitenleri anlatıyor şimdi.

Önemli bir şey de çocuğu kandırmamak. Dilimizde "çocuk gibi kandırmak" diye bir deyim var ve bence bu deyimin çıkış noktası çok yanlış. Çocuklar kandırılmamalı. Eğer çocuğunuza onun iyiliği için bile olsa yalan söylerseniz, bunu farkeder ve size olan güveni azalır, daha sonra söylediklerinize inanmaz. Ayrıca taklit ederek öğrendiği için, becerebilmeye başladığı zaman o da sizi kandırmayı deneyecektir. Kısa vadeli yatıştırmalar için küçük yalanlarla çocuğu kandırmak uzun vadede işinizi daha da güçleştirecektir.

Çocuğunuzu henüz kararlarınıza tam olarak dahil edemeseniz bile onu kararlarınızla ilgili doğru şekilde ve zamanında bilgilendirebilirsiniz. Bu davranış biçiminin  çocuğunuzun kararlarınıza saygı duyması ve onları kabullenmesi için çok yararı olacağını düşünüyorum.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

posted on 28 Aralık 2008 Pazar 18:52:49 UTC  #    Yorumlar [2]