# 24 Ocak 2009 Cumartesi

Ayk, çocuğuna minik kelebeğin "Yasaklar" versiyonunu öğrettiğin için suçluluk duymaktır.

Sakinleştiremediğim bir gün , dur sana hangi şarkıyı söyleyeceğim şeklinde kendimi eğlendirmek için Ilgaz'a söylemiş bulundum. O kadar beğendi ki sürekli tekrar ettirdi, maalesef yarım yamalak söylediği ilk şarkı da bu oldu, dur, dur, dur, dur dur dur, git otur, git otur...

Her ne kadar yasakçı zihniyeti temsil etse de, sakinleştiriyor bu arada gerçekten :)

posted on 24 Ocak 2009 Cumartesi 11:59:59 UTC  #    Yorumlar [3]
# 23 Ocak 2009 Cuma

Ayk, çocuğunu dans etmeye teşvik etmek için, görümcenle elele tutuşup, hoppidi hoppidi dönmektir.

Ilgaz'ın halası Berrin abla ile eğleniyor olmalıyız ki, Ilgaz hiç ilgilenmediği halde bir "digiri digiri dak" şarkısı süresince dönmüşüz, bir de kameraya alınmışız ki sormayın :)

posted on 23 Ocak 2009 Cuma 12:06:46 UTC  #    Yorumlar [0]
# 22 Ocak 2009 Perşembe

Aşk budur'lara bayılırım. Ilgaz'la yaşadığım birçok sahne bana hep bu "Aşk Budur"ları hatırlatıyor. Yaşayıp, hissettiklerim aklıma geldikçe bunları yazmak istiyorum. Ama çocuğuma duyduğum sevgiye Aşk demeye dilim varmıyor, bu başka bir şey. Ilgaz'a da Aşkım demektense Fare'mden Sincap'ıma varan geniş aralıkta hayvan isimleri takmayı yeğlemişimdir. Garip garip hayvan türlerini bilmesine şaşmamalı.

Neyse, konuyu dağıtmayayım, şimdi 23 Ocak 00:30'da Türk Dili'ne yeni bir kelime katkısında bulunuyorum, kayıtlara geçsin, sözlüklere eklensin. Bundan böyle bebek, çocuk, evlat türü arkadaşlara duyulan sevgiye "Ayk" diyeceğim. Ayk'la ilgili yazacağım özlü sözleri ve yeterli gazı verirseniz :P Gökhan'ın çizeceği karikatürleri "Ayk Budur" kategorisinde elimden geldiğince sık yayınlayacağım.

Ayk Budur!

posted on 22 Ocak 2009 Perşembe 22:33:13 UTC  #    Yorumlar [3]

Hergün öğlen yemeğinden sonra bu akşam erken yatacağım diyorum ve bu yattığım en erken saat geceyarısından önce olmuyor. 31 Aralık gecesi de yine geç yatıp, sabah da her zamanki Ilgaz tarafından kurulmuş saatimizde kalkınca tüm günü sürünerek geçirdim. Kafamda Ilgaz'la yeni yıla güzel bir giriş planı yaparken, tüm gün uyukladım ve çocukla da hiç istediğim gibi ilgilenemedim. 2009'u bu şekilde geçirmek istemediğime karar verip, uyumaktan şişip, "yeter artık dinleniğim ben" diyene kadar akşamları Ilgaz yatar yatmaz kitabımı alıp yatağa gireceğim ve Ilgaz'la oyunlar için plan program yapacağım diye karar verdim. Uyku kısmını 2 gün kadar uygulayabildikten sonra son iki yılın en dinlenmiş Damla'sıyla, internetin de yardımı ile çok güzel oyun fikirleri buldum.

Bu fikirlerden birinde büyük koliden kapısı, penceresi olan bir ev yapmaktan söz ediliyordu. Karton evin içinde oynaması fikri çok hoşuma gitti.

Birkaç akşam sonra ilk kez bizim evde olacak oyun grubu için de çocukların birlikte paylaşma sıkıntısı olmadan oyalanabilecekleri iyi bir malzeme olur diye düşündüm. Büyük bir karton bulamayınca, işyerine gelen tek tip havlu kağıt kolilerinden 10 taneyi toplayıp eve getirdim. İş yerimden taşınma izni istesem hiç tereddüt etmeden verirlerdi :)

Ilgaz kolilere tünel ve asansör niyetine girip çıkarak biraz oynadıktan sonra, Ilgaz'ı yatırıp, Gökhan'la birlikte 4 tanesini birleşme yerlerinden açarak, ikişer ikişer koli bantları ile birleştirdik. Alt katla üst katı bantlamadan, kapak kanatlarını kullanarak birbirine geçirdik.

Ortaya fotoğraftaki bir altıgen çıkınca, Gökhan "uzay gemisi yapacağım ben bunu" diye heyecana kapıldı. Etme, tutma, ne anlar el kadar çocuklar uzaydan, astronottan falan dediysem de dinletemedim :)

İçine ablasıyla birlikte sığıp kitap okuyabiliyorlar. Kapıdan girip, camdan el sallamak başka bir oyun. Her ne kadar aldığı hasarlar ve üzerine ev yapımı yapıştırıcı ile yapıştırdığımız parçalanmış hediye kağıtları ile biraz hurda görüntüsü alsa dahi hala seviyoruz onu.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu yazıyı beğendiyseniz:

Ev içi oyun parkları

posted on 22 Ocak 2009 Perşembe 22:12:49 UTC  #    Yorumlar [4]
# 21 Ocak 2009 Çarşamba

Tıp hergün değişiyor, her geçen gün % 100 doğru kabul edilen bazı bilgilerin 180 derece tersi yönünde sonuçlar çıkıyor araştırmalardan. Alerji de karışık konulardan biri.

Ailesiyle birlikte bol bol alerjiye sahip biri olarak benim de bu konuda kafam her geçen gün daha çok karışıyor. Acaba korunmaya çalışmak mı doğru, yoksa her şeyi oluruna bırakmak mı? Acaba alerji vücudun aşırı strese karşı bir deşarj yöntemi, yoksa bir savunma sistemi hatası mı?

Doktorlarımızın önerisi ile alerji riski yüksek gıdaların bazılarından 1 yaşına kadar koruyoruz çocuklarımızı. Bunların başında inek sütü, bal (balla ilgili alerji dışında problemler de var), çilek, narenciyeler (portakal, mandalina gibi), patlıcan, bakla, domates, yumurta sarısı ve fındık, fıstık ürünleri geliyor. Boğulma riski ve alerji geliştiğindeki yoğun etkisi hseaba katıldığında fındık, fıstık türevi çerezlerin 3 yaşına kadar verilmemesini öneren doktorlar da var.

Alerji Nedir?

"Allerji kişilerin aslında zararlı olmadıkları halde bazı maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermesidir.Bizi zararlı organizmalara karşı koruyan bağışıklık sistemimiz görevleri istilacıları (antijenleri) zararsız hale getirmek olan vücut savunmacılarını (antikorlar) üretir.

Normalde vücudumuzu koruyan bağışıklık sistemi bazı insanlarda zararlı olmayan birtakım maddelere de aşırı yanıt verir. Bu reaksiyonlara aşırı duyarlılık ya da allerji adı verilir.Allerjik reaksiyona yol açan antijene de allerjen adı verilir.Allerjik reaksiyonlar tek tip değildir, birçok yolla ortaya çıkarlar, vücudun değişik bölümlerinde meydana gelebilirler ve çeşitli şiddette olabilirler.

İmmün (bağışıklık) sistemimiz iyi bir belleğe sahiptir. Yaşamımızın başlangıcında organizmamız yabancı maddelerle karşılaştığında immun sistem onları tanımayı ve belleğine almayı öğrenir.Ardından yabancı maddelere (antijenlere) karşı antikorlar üreterek yanıtını hazırlar. Organizmada ne zaman aynı antijen görülse hatırlama özelliği nedeniyle daha önceden hazırlanmış yanıt başlar. Bu nedenle saman nezlesi olan bir kişi her yıl polenlerle karşılaşınca immun sistemdeki bu özellik sebebiyle hemen reaksiyon gösterir..." (Kaynak: http://www.genetikbilimi.com/genbilim/alerjinedir.htm)

Geçenlerde erken yaşta yer fıstı ile tanışmanın, yer fıstığı alerjisi gelişmesini önlediği yönünde şüphe uyandıran bir araştırma ile ilgili bir habere rastladım. (Babies who eat peanuts may be less likely to develop peanut allergy, 14 Kasım 2008, HealthDay News). Araştırmacılar İngiltere ve İsrail'de okul çağındaki 8600 çocuk üzerinde yer fıstığı alerjisi testi yapmışlar. Test sonuçlarını, 4 ile 24 ay arasındaki yer fıstığı tüketimleri ile yanyana koymuşlar. İngiliz çocuklarında alerji oranı 1.85 iken, İsrail'li çocuklarda 0,17 çıkmış. İsrail'li çocukların % 69'una 9 ay civarında fıstık veriliyorken, bu oran İngiliz'lerde yalnızca % 10'muş.

Eski GEO'larımdan birinde ana konu olarak Alerji işleniyordu ve samanla, hayvanlarla, tozla toprakla erken yaşta tanışan çocuklarda daha az astım görüldüğü ortaya koyuluyordu. Çok etkileyici bir yazıydı, sayıyı bulduğumda bir özetini yazarım.

Diyeceğim, acaba fazla korumacılık alerji konusunda da çocuklarımıza zarar mı veriyor? 

Dikkat: Doktorunuza danışmadan hiçbir öneriyi uygulamayın. Sitenin Kullanım Şartları'na bakın.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu yazıyı beğendiyseniz:

Bir denge sporu - ebeveynlik 

 

posted on 21 Ocak 2009 Çarşamba 10:21:33 UTC  #    Yorumlar [1]
# 16 Ocak 2009 Cuma

Bebek çok, çocuk çok, anne baba çok,

Bebek arabasıyla yürünecek kaldırım
Bebek arabasıyla binilecek otobüs
Doğru düzgün güvenli park
Emzirme odacığı olan bir pastane, çay bahçesi

Yok, olmayanları say say bitmez, olanlar bir elin parmaklarını geçmez.

Koskoca alışveriş merkezlerinde bile alt değiştirme ünitesi olan bir erkek tuvaleti yok. Bu ülkede eşi yanında olmadan çocuğunu alıp alışverişe gidebilecek "Baba" yoktur, varsa da bize düşmez diye düşünüyorlar. Ya da anne dururken baba'ya düşmez diyorlar.

Babaolmak.com var ama bir süredir. Ben de kızına doğum gününde şiir yazıp gönderen bir babanın kızı olarak, başka bir babanın kendi kızı için yazdıklarını okumaktan çok keyif alıyorum.

Bir süre önce Babaolmak.com'un yazarının da girişimci grubunda bulunduğunu öğrendiğim Kipitap.com internet çocuk kitapçısından deneme alışverişi yaptım. İlk kitaplarımı aldım, siteye girip bizde olan kitaplara yorum yazdım. Kitaplar siparişi verdikten 3 gün sonra teslim edildi (duyurulmamıştı ama, fazla sipariş veren yoktur o zaman tahminen). Sitenin açılışı bugün Babaolmak.com'da duyurulmuş, ben de artık yazayım dedim (Bana o zaman birkaç tane % 10'luk indirim çeki yollamışlardı, eğer Kipitap.com yorumlarda ya da mail'le itiraz etmezse :) , denemek isteyenlerin mail'ine promosyon kodu gönderebilirim)

Tavsiye ederim. Çok çok satılsın, çok çok okunsun. Çocuklar için daha çok şey yapılsın.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

Bu yazıyı beğendiyeniz:

Çocuklarımız için daha çok etkinlik

 

posted on 16 Ocak 2009 Cuma 19:19:05 UTC  #    Yorumlar [5]