# 08 Mart 2009 Pazar

Çocuk gelişim aşamalarından en sevdiğim dil gelişimi. Çocuğun konuşmasının yararları:

  1. Derdini anlatabildiği için huysuzluğu ciddi şekilde azalır.
  2. Ağladığında, bir sıkıntısı olduğunda medyumluk yapmanıza gerek kalmaz. Derdini söyler. Örneğin, geçenlerde 40 ateşle yanarken, gece yarısı ağlayarak "korktum, annecim, tuk sesinden korktum" dedi. Bu cümleyi kuramayacak olsa, ağlamasını otomatik olarak hastalığına bağlayıp acile götürürdüm tahminen çocuğu.
  3. Sizin dışında bakımıyla ilgilenen birileri varsa, konuştuktan sonra daha az aklınız kalır, konuşturarak olan biteni iyi-kötü anlayabilirsiniz. Çocuğun anlattıklarından ona ne öğretildiğini, nelere tanık olduğunu anlayabilirsiniz. Burada televizyon izlettirmemenin pratik bir yararı vardır. Size ters gelen bir şeyler anlattığında, "televizyondan öğrenmiş" gibi bir yanıt almazsınız. Durumdan kimin sorumlu olduğunu bulmak daha kolay olur.
  4. Yemeklerde, onu istiyorum, bunu istemiyorum, dolaptan yoğurt ver, çorbama limon koy gibi yönlendirmeleriyle daha iyi yer, yemek saatleri daha keyifli bir hale gelir.
  5. Çocuk konuştuğu zaman, onun ne kadar çok şeyi anladığını daha iyi anlayacağınızdan, yanında konuşurken daha dikkatli olursunuz.
  6. Çok belirgin bir şekilde görünmeyen ama çok önemli bir yararı vardır. Çocuk konuştuğunda, ona ne verdiğinizi daha iyi görürsünüz. Bu da hatalı ebeveyn davranışlarınız varsa çok daha çabuk toparlanmanızı sağlar.
  7. Çocuğunuzla yaptığınız tatlı sohbetin verdiği keyfi hiçbir sohbet veremez.

Ilgaz'ın tatlı sözlerinden bazıları, bir kısmını kaybettik (düzeltti :)). Çoğunu da unuttuk :(

* Çok uzun süre kendisine sen, karşısındakilere ben dedi.

* - Ilgaz gel çorabını giydireyim

   - Haaayıır

   - O zaman baban giydirsin

   - Giydirmesinn, babann

   - Kim giydirsin, teyzen giydirsin mi?

   - Anne, baba, teyze, annane, Tan (5 aylık kuzeni)  giydirrmesiiiinn (kafayı iki yana sallıyor)

   - Ilgaz'cım bu tür durumlarda hiçkimse giydirmesin diyoruz, gel, ayağın üşüyecek!

* Sanırım özledim'le seviyorum'un aynı anlama geldiğini sanıyor.

* -Ilgaz senin soyadın ne?

   - Altı-ören

   - Peki benim adım ne?

   - Anne Altınören

   - Ablanınki? (bakıcısı)

   - Abla Doğan Altınnörrenn

* Hapur = vapur

* Benziniyor = benziyor

* A, be, ce, de, e, fe, efe gel

* Kendisi sıcak gelen içecekler için soğuk soğuk yap diye bir şey uydurdu. Bir gün ıhlamuru için soğuk soğuk yap dedi. Ben de onun bardağı ile büyük cam bir bardak arasında aktarmaya başladım soğutmak için. Her bir bardaktan diğerine geçerken, belki 20'şer kez, 1'er saniye ara ile hızlı hızlı:

   -sook sook yap, ılgazın bardaana, anncim sook sook yap, ılgazın bardağına, sook sook, ılgazın, sohohohok (ağlıyor)

* Nasıl başardık bilmiyorum ama şaka = sandwiç sanıyor.

Sonraki yazıda: Dil gelişimini hızlandırmak için yapılabilecekler.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

posted on 08 Mart 2009 Pazar 17:15:27 UTC  #    Yorumlar [9]
# 06 Mart 2009 Cuma

Çocukluğunda katlanmış kağıttan kesilerek yapılmış halay çeken çocukları sevmeyen yoktur sanırım. Geçenlerde takip ettiğim sitelerden birinde çok güzel şablonlar buldum. Aşağıdaki resme tıklarsanız şablonun pdf halini açıp basabilirsiniz ama tarifin orijinaline de mutlaka bakın, güzel süslenmiş örnekler var. Şablonları önce tek parça kağıttan kestim. Ilgaz içlerinden canavar olanı beğendi, A4 kağıdı güzelce katlayıp, elele tutuşup horon tepen canavarlarımızı kestim kendisi de elinde plastik makası ile önündeki kağıtları dürtüklerken.

Sonra evdeki hububatlardan seçtik birlikte. Ilgaz'ın eline bir küçük ölçek verdim, bir de boş buzluk aldık elimize, bakliyatlardan birer ölçek doldurdu Ilgaz elleriyle buzluk gözlerine. Aktivitenin en çok bu bölümünde eğlendi desem yalan olmaz. Sonra dikiş kutusundan kurdele, düğme, yün, vs. topladık birkaç parça.

Daha sonra bakliyatları Ilgaz'ın ulaşamayacağını düşündüğüm, kitaplığının üzerine koyarak, odadan bir malzeme almaya gittim. 5 saniye sonra bir ses, peşine Ilgaz'ın "annee"si ve hemen peşine de kendisi geldi. Döküldü, kelimesi, ağzından hızlı şekilde döküldü :) Ayağıyla raflardan birine basmış olmalı, ilgisini çekecek şeyleri gözünün önünde ulaşamayacağı yerlere kaldırmamak lazım. Güvenlik önlemleri bir kademe daha arttırıla!

Derin bir nefes alıp, temizliği sonraya bırakmayı kabullendim ve elimizle toplayabildiklerimiz toplayıp işe koyulduk. Tüm çalışma sırasında kaşla göz arasında hatırı sayılır bir miktar çiğ fasulye, çiğ mercimek, çiğ makarna yedi. İlk ağzına attığında yalnızca çiğ oğlum onlar pişmeden yenmez dedim, tadını alamayınca daha yemez diye düşünmüştüm ama çok yanlış düşünmüşüm. "Hımm, çoğk gü-zel-miş an-neciğm, mğmm". Her başımı eğdiğimde kulağıma katır kutur sesler gelmekteydi. Canavarlar bittikten sonra bir süreliğine hububatlı aktiviteleri ertelemeye karar verdim.

Ortaya bu şebelek arkadaşlar çıktı, pek kimseyi korkutacağa benzemezler değil mi?

Malzemeleri yapıştırmak için ev yapımı yapıştırıcıyı kullandım. Makarnaları bile tutuyor başarıyla. Resimde yapıştırıcı belirgin görünüyor ama kuruduktan sonra kayboluyor.

Sonraki Yazı: En sevdiğim - Dil Gelişimi

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

 

posted on 06 Mart 2009 Cuma 22:12:10 UTC  #    Yorumlar [3]
# 02 Mart 2009 Pazartesi

Antalya'dan Hande'nin Çocuklarımız için daha çok etkinlik  yazısındaki yorumu sayesinde Kendi Köşk - Yamaha Müzik Okulu'ndan haberdar olmuştum. Kendisine çok teşekkür ederim. Bloglarına üye oldum ve sahipleri ile müzikle çok ilgili olmayan Ilgaz'ın bu tür bir aktiviteye katılmasının ne derece mantıklı olacağı ile ilgili görüşlerini sormuştum. Bana deneme derslerine katılmamı önermişlerdi. Haftalardan sonra dün ancak fırsat bulup Ilgaz ile deneme dersine gidebildik.

Kendi Köşk Fenerbahçe stadının hemen yanındaki sokakta, yeri çok kolay. Derste Ilgaz'ın dışında 6 çocuk daha vardı. Sınıflar genelde 9 kişilikmiş. Dersin başında Kraki (oyuncak ahtapot) Deniz öğretmenin yönetiminde bize hoşgeldin şarkısı söyledi, hepimizle teker teker merhabalaştı.  Sonra dersin resimli şarkı kitabından şarkıları önce lay, lay şeklinde, sonra sözleriyle söyledik. Arada hızlı, yavaş egzersizleri için tekerlemeler de vardı. Bazı şarkılarda tahta çubuklar, çıngırak yumurtalarla şarkılara eşlik ettik. Daha büyük çocuklar için Kraki plus'ta bazı bölümlerde nota bilgisi de veriliyormuş. Çok sıkıştırma bir özet oldu, daha detay bilgiyi Yamaha Müzik Okulu'ndan alabilirsiniz. Ilgaz şarkılara katılmasa da kurallara uyma konusunda sorun çıkartmadı, özellikle yumurtaları saklama (müzik sustuğunda, grupla birlikte) ve çubukları vurma konusunda daha hevesliydi. Evde bazı şarkıların bazı bölümlerini, bildiği diğer şarkılarla harmanlayarak söyledi, çok komikti.

Programın müfradatını, şarkıları, öğretmenin yaklaşımını ve ortamı çok beğendim. Fiyatlar benim şu ana kadar fiyat aldığım etkinlik programlarına göre daha uygun (kriz nedeni ile genel bir ucuzlama vardır belki epeydir fiyat almadım).

Ilgaz şu ana kadar yaşıtlarına göre müzik ve dansla süper ilgili bir çocuk değil. Bu nedenle böyle bir aktiviteye katılıp katılmama konusunda kararsızım. Öğretmen Deniz Hanım'a bunu danıştığımda müzik kulağı olmayan çocuk yoktur, ne kadar eğitilirse o kadar gelişir. İyi bir dinleyici olmak için bile temiz şeyler duyması önemlidir dedi. Bu bilgi benim gelişimle ilgili bilgim ve inancımla örtüşüyor (ileride Ilgaz müzisyen falan olursa bu yazılar gelişim kafa yapısının süper bir ispatı olacak :)).

Biz kendi adımıza her hafta sonu katılmamız gerekecek bu program konusunda karar vermek için dönem başı olan eylülü beklemeye karar verdik. O zamana kadar Ilgaz'ın devam ettiği kreşte daha fazla müzik dersine denk gelmesine çalışacağım. İlgilendiği konular arasında seçim yapma ve hafta sonu ekstra ve rutin bir aktivitenin gerekliliği konusu da daha belirginleşmiş olur.

Ancak özellikle çocuğu halihazırda kreşe ya da oyun grubuna devam etmeyen, özellikle hafta içi de vakti olan ailelere programa bir göz atmalarını şiddetle tavsiye ederim.

Bu yazılara da bir göz atabilirsiniz:

Çocuklarımız için daha çok kitap

Çocuklarımız için daha çok etkinlik

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun

posted on 02 Mart 2009 Pazartesi 11:18:40 UTC  #    Yorumlar [4]
# 28 Şubat 2009 Cumartesi

Ayk, çocuk tiyatrosu izlerken duygulanıp ağlamaktır!

Bir insanın her şeye mi gözü dolar? Her şeye ağlayan duygusal kadınlardan değildim ben. Bugün Ilgaz'ı Küçük Kara Balık'a götürdüm. Ilgaz uslu uslu oturdu kucağıma, parmaklarım, saatim ve alyansımla oynayarak heyecanla oyunu bekliyor. "Uslu oğlum benim" dedim, içimden de "oğlumu tiyatroya getirdim ben, o kadar büyüdü mü, vay be" diye geçirdim. Tam o sırada oyun başlayıp duygusal bir müzik girmesin mi fondan. Küçük Kara Balık'ı izlerken ağladım. Çocuk tiyatrosu izlerken ağlayan ilk yetişkin miyim yoksa herkesin durumu aynı mı bilmek istiyorum bunu. Bir de geçecek mi yoksa ömür boyu saçma sapan şeylere ağlayacak mıyım? Yoksa bu lohusa melankolisi kronikleşiyor mu?

posted on 28 Şubat 2009 Cumartesi 20:01:00 UTC  #    Yorumlar [7]
# 27 Şubat 2009 Cuma

Cinsiyet ayrımcılığı ile hayatımız boyunca karşılaşıyoruz, sokakta, okulda, iş hayatında, hepimiz için geçerli olmasa da bazılarımızın evlerinde. Ben bu ülkede yaşayan bir insan olarak, koyabildiğim yerde tepkimi koyarak, toplumdan gelen ayrımcılıkla birlikte yaşamaya alıştım. Hiç tahammül edemediğim iki şey var, birincisi, kendi kendilerine ve hemcinslerine karşı ayrımcılık uygulayan kadınlar, ikincisi oğullarını itina ile potansiyel bir kadın ezicisi olarak yetiştiren anneler.

Bu yazımda bu iki radikal gruba çok değinmeden, anne-baba olarak farkında olmadan düşebileceğimiz hataları hatırlatmak istedim. Bazı davranış biçimleri toplumda o kadar oturmuş ki, bunları sorgulamadan yapıyoruz, sonuçlarını çok düşünmeden:

Erkek çocuğu olan aileler:

  • Bebeğinizin pipisi ortada fotoğraflarını çekip konu-komşuya gösterirken şunu sorun kendinize, eğer bu bebek kız olsaydı da bu rahatlıkta olacak mıydım? Cevabınız "Hayır"sa çekmeyin o fotoğrafları. Ne var canım, bebek bu, aradan çıkmış işte, doğal bu, diyorsanız başımın üstünde yeriniz var.
  • Çocuk, sokakta bir kız çocuğa ilgi gösterdiğinde, komşu teyzenin bacağına sarıldığında, gazetede güzel bir kadın fotoğrafına bakmak istediğinde, "çapkın olacak" yorumu yapıyor musunuz? Kızınız olduğunu düşünün, ilk cümledeki kadınları erkeklerle değiştirin. Çok çapkın kızım olacak der miydiniz? Cevap "evet"se bile bence ertelenebilir bu konular.
  • Emmeyi bırakmak istemiyorsa bunu cinsellikle yorumlamayın.
  • Çocuk büyüdükçe kendi işini görmesini öğretin. Temizlik, mutfakla ilgili oyunlar kız çocuk oyunları değildir. Bir insanın kendisine yemek pişirebilmesi, kirlettiklerini temizleyebilmesi kadınsılığını değil, medeniliğini gösterir. Bir erkeğin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesinin pratikte büyük yararları vardır. Hayatının bir döneminde kendi başına yaşaması gerekirse aç kalıp abuk sabuk şeylerle beslenmez, evi pislikten kokmaz. Ev işlerini yapsın diye erken yaşta sevip sevmediğinden emin olmadığı karşısına çıkan ilk kızla evlenmeye kalkmaz. Kadını temizlikçisi olarak değil, eşi olarak görür.

Kız çocuğu olan aileler:

  • Özellikle yaramazlık türü konularda "kızlar yapmaz" türü ifadeler kullanmayın.
  • Bir erkek çocuk kadar bayılmasa da ona da araba, otomobil, gibi oyuncaklar alın. Arabanın bir ulaşım aracı olduğunu öğrensin. 18 yaşına gelince araç kullanmayı öğretin ve ehliyet almasını sağlayın. İleride sırf kendisini alıp bırakması için abuk sabuk erkeklerle arkadaşlık etmesin. Eşini şoför olarak kullanmak zorunda kalmasın.
  • Kız çocuğu diye evin bütün işini yaptırmayın. Ama okusun diye elini sıcak sudan soğuk suya sokmamazlık da etmeyin, kendi işleri ile ilgili ve yaşına göre evdeki iş bölümü için sorumluluklar verin.
  • Büyüdüğü zaman tornavida, çekiç nedir bunları tanıtın, musluk contası değiştirmek gibi basit işler için eve usta getirmek zorunda kalmasın.
  • Bu konuda ailenin etkisi nedir bilemiyorum ama, erkeklerden onun için araba kapılarını açmaları, eşyalarını taşımaları, tuvalete giderken eşlik etmeleri gibi beklentileri olmasın.
  • Her şeyi pembe ve fiyonklu almayın, her zaman süslü olmak zorunda olduğunu zannetmesin, rahat giysi, rahat eşya diye bir şey var (ama sürekli erkek çocuk gibi de giydirmeyin, sonra ergenlik çağına gelince daha fena kokoş olur :))

Hem kızı hem oğlu olan aileler:

  • Bu ailelerin yukarıdaki konularda çok çok dikkatli olması gerekiyor.
  • Kız çocuğa hangi yaşta ne için izin veriliyorsa ya da yasaklanıyorsa, erkek için şartların değişmemesi gerekiyor.
  • Çocuklara birbirlerini kollamalarının ve birbirlerine yardım etmelerinin öğretilmesi gerekiyor. Oğlana kızı kollaması, kıza oğlanın işlerini yapması değil.

Şarkılara, oyunlara dikkat:

Bizim evde Küçük Ayşe, küçük asker yasak.

Şöyle bir şarkı öğrendim:           

  • Öğrenmek mi istiyorsun,  Bir küçük kız ne yapar?       O sallar bebek, o sallar bebek,  Bebekler hep fır döner.
  • Öğrenmek mi istiyorsun,  Bir küçük bay ne yapar?      Kamçı şaklatır, kamçı şaklatır,   Kamçıları hep fır döner.
  • Öğrenmek mi istiyorsun,  Bir anne hep ne yapar?       O sökük diker, o sökük diker,    Çocuklar hep fır döner.
  • Öğrenmek mi istiyorsun,   Bir yorgun baba ne yapar?  O kahve içer, o kahve içer,      Dumanı hep fır döner.

örnekler çok korkunç.

Hayali oyun oynarken, rol modellere yaptırdığınız işlere dikkat edin. Mesela annem geçenlerde Ilgaz'ın oyuncak astronotlarından birine Merve, öbürüne Ömer ismini vermişti, Ilgaz'la birlikte ikisini aya çıkartıyorlardı. Çok gururlandım ikisiyle de (Ömer ve Merve ile :)).

Bu yazı da hoşunuza gidebilir:
Çocuk Giysileri Nasıl Olmalı?

posted on 27 Şubat 2009 Cuma 22:40:34 UTC  #    Yorumlar [7]
# 25 Şubat 2009 Çarşamba

Bir süre önce Amrop Hever'den GAP'taki bir projeye destek verdikleri ile ilgili bir bilgi aldım. Yardım etmek için ihtiyacı olan kişilere ulaşma arayışı içinde olanlar olabilir düşüncesi ile sizleri de projeden haberdar etmek istedim.

Proje, 2002 yılından bu yana GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı Bölge Müdürlüğü Sosyal Gelişim Birimi (SGB) tarafından uygulanmaktaymış. GAP Çatom yetkilisinin ilettiği diğer bilgiler aşağıdaki gibi:

Amaç :
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan yoksul ve başarılı kız öğrencilerin burs desteği almasına aracılık ederek,

• Eğitimde  cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına kaktı yapmak.
• Kızları eğitim sürecine dahil etmek ve bu süreç içinde mümkün olduğunca kalabilmelerini sağlamak.
• Okur-yazar kadın oranının yükseltilmesine katkı yapmak.
• Kadınların yaşam düzeyinin iyileşmesine katkıda bulunmak.

Hedef Grup:
Sosyal ve ekonomik engeller nedeniyle, okulu bırakma riski olan başarılı ve yoksul güneydoğulu kız öğrenciler.

Uygulama Alanı:
Güney Doğu Anadolu Bölgesindeki 9 İl (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak) ve bu İllere bağlı İlçelerde faaliyet gösteren Çok Amaçlı Toplum Merkezlerinin  (ÇATOM) bulunduğu yerleşim alanları.

İşleyiş:
ÇATOM sorumluları, faaliyet gösterdikleri mahallelerdeki okullarla işbirliği içinde ve hane ziyaretleri yoluyla bursa ihtiyacı olan kız öğrencileri tespit etmektedirler. Tespit edilen öğrenciler için, GAP-ÇATOM Burs Bilgi Formu doldurup, formu SGB’ye göndermektedirler.

SGB, ÇATOM’lardan gelen aday bursiyerlere ait bilgilerden yola çıkarak sponsor aramaktadır. Sponsor arayışı, burs projesinin gazetelerde haberinin çıkması; projenin, GAP’ın ve eğitimle ilgili kuruluşların web sayfalarında yayımlanması ve e-posta ile duyurulması yoluyla yapılmaktadır.
Sponsor olmak isteyen kişiler, SGB ile iletişime geçmektedir. SGB, öğrenci eşleştirmesi yaparak burs ödeme sürecini başlatmakta; sponsor, ilgili ÇATOM, öğrenci ve ailesinin iletişimini sağlamaktadır.

Sponsorlar, Eylül – Haziran (10 ay) ayları arasındaki dönemde, her ayın ilk haftası, her yıl belirlenen aylık burs bedelini öğrenci annesi adına açılan hesaba yatırmaktadır. İstedikleri takdirde yaz tatillerinde de burs ödemesi yapmaktadır. Veya GAP BKİ Bölge Müdürlüğü hesabına yıllık burs miktarını yatırmakta, bu miktar GAP hesabından tespiti yapılmış öğrencinin annesi adına açılan hesaba her ay aktarılmakta olup banka dekontu burs verene iletilmektedir.

İzleme ve Değerlendirme:
SGB; ÇATOM, okul ve aile ile işbirliği içinde, öğrencinin takibini yapmakta ve sponsora, burslu öğrencisi hakkında bilgi vermektedir.

Proje, SGB tarafından hazırlanan 3’er aylık izleme raporları ve yıl sonu değerlendirme raporu yoluyla izlenmektedir. Ayrıca, ÇATOM’lar, birim ÇATOM bazında aylık izleme yapmaktadır.

Bütçe:
GAP’ın proje için tahsis ettiği herhangi bir bütçe yoktur. Proje, sponsorlar desteğiyle uygulanmaktadır.

Sponsorlar:
• Şahıslar,
• Şirketler,
• Holdingler

Hedefler:
• 2008-2009 Eğitim-Öğretim Yılında burslu öğrenci sayısını 1.200’e,
• 2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılında burslu öğrenci sayısını 1.350’ye,
• 2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılında burslu öğrenci sayısını 1.500’e çıkarılması.

2008-2009 Burs Miktarları:
• İlköğretim Öğrencileri : 65 YTL
• Lise Öğrencileri       : 85 YTL
• Üniversite Öğrencileri : 130 YTL

Detay bilgiler ve iletişim bilgileri için aşağıdaki dökümanlara göz atabilirsiniz:

GAP_Catom_Burs_Bilgi_Notu_Aralik_2008[1].doc (57 KB)

Amrop_GAP-CATOM_Burs_Projesi.pdf (125.28 KB)

posted on 25 Şubat 2009 Çarşamba 20:31:14 UTC  #    Yorumlar [2]