# 26 Mayıs 2009 Salı

Katı gıdalara geçişi tamamlamadan işe başlamayı planlayan her annenin en önemli derdidir, bebeğim ne kadar anne sütü içiyor, ne kadar sağmalıyım, sağdığım yetecek mi? Nihan ve diğer katı gıdalara geçecek annelere yardımcı olmak için yazdığım Ben ettim, siz etmeyin - bebek ve çocuklara yemek yedirmek yazısının yorumlarında Hande süper faydalı önerilerde bulunmuş. Yorumlarda kaynamasın diye ayrı bir yazı olarak da ekleyeyim dedim. Yazıları okurken yorumları takip etmeyi ve vakit buldukça siz de yazmayı ihmal etmeyin.

"...Ben işe başladığımda Can  tam 4 aylıktı ve sadece anne sütüyle besleniyordu. Ben inanılmaz strese girmiştim. İnternetten 4 aylık bebek kac cc anne sütü emer diye araştırmalar bile yapıyordum. Doymazsa diye uykularım kaçıyor ve buzluğa sürekli biriktiriyordum sütümü.

İşe başladığımın ilk haftası stresten aniden sütüm azaldı neredeyse tamamen kesildi. Ben de öğle araları eve gidip emzirmeye başladım benim moralim yükseldikçe sütüm de yeniden arttı. Can 5 aylık olduğında düzenimizi kurmuştuk. Hatırladığım kadarıyla ilk zamanlarda ben evde yokken 360cc süt içiyordu. Sabah saat 7-7.30 civarı emzirip çıkıyordum, saat 10 - 12 ve 4'de olmak üzere yaklaşık 400-460 cc süt sağıyordum. 6'da eve vardığımda Can çok acıkmış oluyordu ve emiyordu. Eğer gecikecek olursam bakıcımız 20-40cc kadar süt ısıtıp Can iyice acıkıp bağırmaya başlamadan önce içiriyordu çünkü iyice acıkırsa 40cc ile oyalamak zor oluyordu. 6. aydan sonra artık hem benim sütüm 360cclere geriledi hem de Can'ın ihtiyacı 420-450cclere çıktı. O dönemde de buzluktaki sütler imdadımıza yetişti. Buzluktaki sütleri yaklaşık  9.aya kadar kullandık (tahminen 2 litre civarında birikmiş vardı) derken benim sütüm günde 150 cclere kadar düştü ama Can artık her şeyden yediği için günde sadece 1 sefer uyku öncesi içiyordu ve o da ona yetiyordu. 1 yaş sonrası sağmayı bıraktım ve can hala emiyor (yarın 15 aylık). Gündüz 1 bardak inek sütü içiyor, akşamüstü ve sabah meme keyfi yapıyor. Yalnızca 10. aydan sonra doktorumuzun uyarısı üzerine gece uyanmalarında mecbur kalmadıkça meme vermemeye başladım. Yoksa büyüdükçe daha sık uyanıp sürekli emmek istiyorlar ve memede uyumak gibi bir alışkanlık ediniyorlar. Bu da çalışan bir anne için oldukça zor oluyor.

Biz 6. ay katı gıdaya geçtik ama Can'ın katıları kabullenmesi 8. ayı buldu. Yavaş fakat iyi ilerledik. Sakın yemiyor diye endişelenme. Damla çok güzel öneriler yazmış bunları takip edersen zamanla harika yiyen bir çocuğa sahip oluyorsun. Aklıma gelenler:

  1. Gün içerisinde sağdığım sütlere numara veriyordum böylece ilk sağdığımı ilk içiriyorlardı ertesi gün.
  2. Yanımda bir buz çantası taşıyordum, yolculukta sütler bozulmasın diye (çabuk bozulmuyorlar 6 saat oda sıcaklığında 24 saat buzdolabında 6 ay derin dondurucuda tutabiliyorsun)
  3. Eğer o gün normal ihtiyaçtan fazla sağdıysam 20cc bile olsa o fazlalığı hemen buzluğa koyuyordum acil durumlar için.
  4. Katı gıdalara geçişte biraz sabırlı olup ne yediğini bulmak değil, yedirmen gerekeni hergün bebeğin önüne koymak 1 kaşık ya da 10 kaşık ne yerse zorlamadan yavaş yavaş alıştırmak bizim işimize yaradı. 6. ayda Can'ın önüne hergün kuşlukta meyve püresi ikindi yoğurt koyuyorduk ilk 2 hafta ikisinden de ancak 1'er kaşık yedirebiliyorduk. 2.haftadan sonra yoğurdu yemeye başladı 7. ayın başında bir oturuşta 1 kaseyi yer oldu ancak 8. ayda ancak meyve yemeye başladı. Hiç zorlamadık ama hergün ikram ettik. Her gıdayı aşama aşama aynı şekilde tanıttık. 9. aydan sonra her şeyi yemeye başladı.
  5. Damla'nın önerilerini oku yemek düzeni, bebek bakımı, beslenmesi ve çalışan annelere notları v.s. ve bunları kendi düzenine göre adapte et :)
  6. Süt sağarken sütün gelişi durduktan bir süre sonra tekrar süt gelmeye başlayacaktır sağmaya devam et. Her göğüse hiç olmazsa 8-10 dk ayır.
  7. Evde küçük bir paket mama bulundur acil durum için. Arada bir mama içmesi dünyanın sonu değil tam tersine senin biraz rahat nefes almanı sağlayabilir.
  8. Eve geldiğimde eğer Can emmek istemezse de mutlaka süt sağdım yoksa süt gerilemeye başlıyor.

..."

Hande'ye süper önerileri için tekrar teşekkür ediyor, diğer annelerin önerilerini de bekliyorum.

posted on 26 Mayıs 2009 Salı 14:49:45 UTC  #    Yorumlar [4]
# 24 Mayıs 2009 Pazar

İkiz anne-babalarına her zaman özel bir saygı duymuşumdur. Tek çocuğa bile bakmanın, hele de Türkiye şartlarında ne kadar zor olduğunu gördükten sonra, çoğul bebek büyüten ebevenynler benim ermiş, üstad statüsünde.

Yorumlarda Ebru Hanım sormuş:

"İkizlerim var,ayrıca onlar için özel şeyler var mı, acaba kolaylaştırıcı, kendim bakıyorum yalnız başıma çok zorlanıyorum."

Kitubi'yi takip edenlerden mutlaka  çoğul anne-babaları vardır diye düşündüm. İkiz ailesi olup blog yazanlar var mı aranızda? Ya da bildikleriniz varsa lütfen Ebru Hanım'a ve diğer ikiz annelerine babalarına yardımcı olması için yorumlara yazabilir misiniz?

Eğer ikizleriniz var, blogunuz yok ve bu konuda bir şeyler yayınlamak istiyorsanız, bana e-mail'le gönderebilirsiniz, Kitubi'de yayınlarım.


 

posted on 24 Mayıs 2009 Pazar 19:11:30 UTC  #    Yorumlar [6]
# 21 Mayıs 2009 Perşembe

Bekir Coşkun'un bugünkü yazısından

"...Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

Kapı eşiğindeki 'Dikkat et...
'ler duyulmaz, annesi gitmiştir 'geç kalma...'nın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok 'yetim' bırakmıştır arkasında..."

 

posted on 21 Mayıs 2009 Perşembe 06:51:45 UTC  #    Yorumlar [0]
# 14 Mayıs 2009 Perşembe

Bu seride, önceki yazı: Ben ettim, siz etmeyin - bebek ve çocuklara yemek yedirmek

Ilgaz'ın katı gıdalara geçişinden itibaren bunlara hep dikkat ettim. Size de tavsiye ederim:

  • Hiç televizyon karşısında yemek yedirmedim.
  • Yemek sırasında oyuncak vermedim. Oyunla, soytarılıkla, tren geliyor aç ağzını diye yemek yedirmedim.
  • Elimden geldiğince ailece birarada yemek yememize çalıştım. Benim yarattığım tüm strese rağmen, yine de hergün hep birlikte sohbet ederek geçirdiğimiz bir zaman oldu yemek saatleri (Gökhan'ın mesai saati 18:30'a uzatılıp da yemek saatinde eve yetişemez olana kadar).
  • Sofra süresini ne kadar uzatsam da, yemek saatini sofrada bitirdim, elimde yemeklerle peşinden koşturmadım. Gezinerek yemek yemesine izin vermedim.
  • Yemeklerini yemedi diye gece gündüz sütü dayamadım. İki gün bir şey yemediyse, üçüncü gün yine yemek yedi hiç değilse.
  • Tatlı, hamur işi yedirerek şişmanlatmaya çalışmadım. Bunları çok önemli yiyecekler olarak lanse etmedim (makarna ve pilavın mertebesini kurtaramadım henüz).
  • Yemeğini yesin diye ödül olarak tatlı, çikolata vermedim. Yemekleri sevdirmeye çalıştım, yemek çikolata yolunda zorlu bir adımdır gibi bir kanı edinmemesine çalıştım.
  • Kendisi denemeye hevesli olduğu sürece, yemeğini kendisinin yemesine çalıştım.

Sizin önerileriniz var mı?

Bir sonraki yazıda yemek saati sorunlarını düzeltme çalışmalarımı yazayım.

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun 

posted on 14 Mayıs 2009 Perşembe 19:33:25 UTC  #    Yorumlar [3]
# 13 Mayıs 2009 Çarşamba

Bu Ayk Budur!'un yorumlarında Nihan'ın katı gıdalara geçişle uğraştığını okuyunca, bu yazıyı yazmak istedim.

Çocuklara yemedikleri yemekleri yedirme becerimle şişinen biriydim. Daha ortaokuldayken, "Damla gel şuna yedir" diye bebeklerini beslemem için beni çağıran komşularımız olurdu. Meğer işin sırrı rahatlıkta genişlikteymiş. Bana ne tabi, etini sebzesini yemiş yememiş, büyümüş büyümemiş, barsakları çalışmış çalışmamış. Ben eğleniyorum. Ben eğlenince, çocuk da eğleniyor.

İş başa düşünce işler o kadar kolay yürümedi. Ilgaz'ın yeme sorunu olduğunu söylemek doğru olmaz, neredeyse her şeyi yiyor. Ama yuvada, ya da ablasının yanında silip süpürürken, benim yanımda hala nazlanabiliyor, onu istemem bunu isterim diyebiliyor. Bunun çocuğun iyi beslenmesini kendime misyon haline getirerek yaptığım hatalardan kaynaklanmış olabileceğini düşünüyorum. Aklımı başıma devşirip bu durumu geç olmadan düzeltmeye çalışıyorum, gerçekten gelişme var. Eğer ilgilenen olursa, düzeltmek için neler yaptığımı ayrı bir yazıda yazabilirim.

Bunların gerçekten çocuğun beslenme alışkanlıklarına bir faydası yok. Zaten büyüyüp aklı erdikçe kısa vadede işe yarar gözüken taktiklerin hiçbiri bir işe yaramıyor. Dönem dönem hepsini yaptım, utanıyorum kendimden. Ben ettim siz etmeyin:

  • Kandırdım onu, enayi yerine koydum. Sevdiği yiyeceği gösterip, yararlı olduğuna karar verdiğimi kakaladım ona. Çocuk bir yemeği bir kaşık yoğurt, bir kaşık yemek olarak severek bir kase dolusu yedi diye, aynı yöntemi tüm yemeklere uygulamaya çalıştım bir dönem. Şunu yaptım aylarca, bir kaşık yoğurt (çocuk ilk kaşıktan sonra şevkle ağzını açıyor), bir kaşık yemek (ağız kapanıyor), tekrar koklatıp kaşığı göstererek yoğurt olduğuna ikna edip bir kaşık daha yoğurt (yüzü düzelir, yine ağzı açılır), bir kaşık daha yemek kakaladım. Böyle yemeyi seviyor diye kendimi avuttum.
  • Şeceresini tuttum sevdiği sevmediği yemeklerin, takıntı yaptım. Ilgaz'ın yaklaşık iki yıllık yemek zevkinin nasıl yanar döner olduğunu aşağıdaki grafikte göstermeye çalıştım. İlk tattırdığımda ölesine nefret ediyor gibi gözüktüğü şeyi, birkaç ay sonra silip süpürünce sevinçten kendimden geçtim. Ertesi gün aynısını yemeyince hüsrana uğradım. Sevdiği yiyeceğin içine nasıl olsa püre olur anlamaz diye sevmediklerini kakaladım. Sevdiğinden de sıtkı sıyrıldı.

  • Yararlı bir şeyler (bana göre) pişirdiysem yesin diye içim içimi yedi. Bunu ona da çok belli ettim. 
  • Seçenek sunun dediler, çivisini çıkardım. Sonsuz seçenek sundum. Zavallı istatistiklerime bakarak, en az sevme ihtimali olandan başlayarak, yemekleri sırayla verdim. İster de önündekini bitirmez diye diğer yemekleri bizim tabaklarımıza da koymadım. Çeşitleri sırayla sürpriz gibi sunup, artık  sıra kaşar ekmeğe (aman aç yatıp da gece uyanmasın diye) gelene kadar ne varsa çıkardım buzdolabından. Üşenmedim kimisini o sofrada otururken ısıttım, bazen çok ısındı soğuttum, bazen blender'dan geçirdim. O da daha iyisi gelebilir, yer kalsın beklentisiyle elinin tersiyle itti sunduklarımı. Konuşmaya başlayınca, "anne buzdolaptan bişey istiyorum, bişeyler ver bana dolaptan" demeye başladı. Jetonum ancak o zaman düştü.
  • Daha çok yer ümidiyle o kadar uzun süre oturtuyordum ki sofrada, saat geç oldu diye sofradan kaldırıp hemen yatırmak zorunda kalıyordum. O da yemeği bitirip sofradan kalkarsam yatıracaklar diye yemiyordu yemekleri.
  • Kendi isteğiyle bir sürü yararlı şey yediği halde, ben sürekli yemediklerine kanalize etmeye çalıştım. Sanki kendi bayılarak yiyince yararlı değilmiş gibi mi geliyordu, aklım neredeydi benim?
  • Dişi çıkıyormuş, hastaymış, keyifsizmiş, insanın az yediği günler de olur değil mi? Ben bunu kabul edemedim. İştahsız olduğu bariz olan günlerde bile yemesi lazım diye kendimi de onu da strese soktum.
  • Sevdiği yemekler hazırlayacağım diye onunla geçireceğim vakti yemek hazırlamaya harcadım. Sonra da bir sürü emek verdim, malzeme harcadım diye yemediğinde sinirim bozuldu, onun da sinirini bozdum. Onun tüm istediği basit bir tarhana çorbası, bir tabak makarna, bir kase yoğurttu belki de.

Hep yanlış yapmadım canım, bir-iki doğru şey de yaptım katı gıdalara geçiş sürecinde.

Bu seride sonraki yazı: Ben ettim, iyi de ettim - bebek ve çocuklara yemek yedirmek

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun 

 

posted on 13 Mayıs 2009 Çarşamba 05:33:20 UTC  #    Yorumlar [12]
# 12 Mayıs 2009 Salı

Merhaba,

Sevgili Berk'in babası Serkan Kitubi okuyucularıyla paylaşmam için göndermiş. Eğer İstanbul dışında olmayacak olsam mutlaka katılırdım. Kaçırmayın derim.

..........................................................


"0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Temel Yaşam Desteği & Kazalarda İlk Yardım ve Evde Çocuk Güvenliği” Semineri
 
İstanbul Tıp Fakültesi’ nden Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal ile Çocuk Güvenliği Uzmanı / Y.İç Mimar Arzu Birinci E-Bebek Çamlıca’da bulunan Magic Park Zeka Akademisi’nde "0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Temel Yaşam Desteği & Kazalarda İlk Yardım ve Evde Çocuk Güvenliği” semineri veriyor. 10 kişi ile sınırlı ücretsiz bu programı kaçırmayın.

Seminerlere katılım için 0216 5770421 – 22 nolu telefondan Kids Safe-T’ye rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Kayıtları en geç 14 Mayıs Perşembe gününe kadar yaptırmanızı rica ediyoruz.

Bebeklerinizi de getirin  Magic Park Zeka Akademisi’ n da siz seminerdeyken o da güvenle oynasın***

***Siz seminerdeyken, yanında bir büyük olması kaydıyla çocuğunuz, Magic Park Zeka Akademisi’nin ’ nın Oyun Grubu Eğitim Programlarından birine ücretsiz katılabilir.

PROGRAM İÇERİĞİ

Tarih: 16 Mayıs  2009 Cumartesi
Saat: 14:00 – 17:00
Yer : Magic Park Zeka Akademisi – E-Bebek.com Çamlıca Mağazası

KONUŞMACILAR

Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İstanbul Tıp Fakültesi - İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sosyal Pediatri Bilim Dalı ve İ.Ü. Çocuk Sağlığı Enstitüsü Aile Sağlığı Anabilim Dalı
Arzu Birinci - Çocuk Güvenliği Uzmanı/Y.İç Mimar - Kids Safe-T Çocuk Güvenlik Sistemleri

SEMİNER AKIŞI-Toplam 3  saat

Arzu Birinci - Evde Çocuk Güvenliği ve Alınacak Önlemler - 20 dakika
 
Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İlk Bölüm - 45 dakika
-Genel İlk yardım Bilgisi ve İlkyardım çantası içeriği
-Düşmeler ve yaralanmalarda ilk yardım
-Yanıklarda ilk yardım
-Zehirlenmelerde ilk yardım
 
Ara - 10 dakika

Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İkinci Bölüm - Uygulamalı - 90 dakika
0-1 yaş boğulma,tıkanma
0-1 yaş Temel Yaşam Desteği
1 yaş üstü boğulma, tıkanma
1 yaş üstü Temel Yaşam Desteği

Soru Cevap- 15 dakika
 

posted on 12 Mayıs 2009 Salı 08:40:29 UTC  #    Yorumlar [0]