Tan büyümedi ki ama ben işe başladım.
Sabah 7.30'da kalktım, duş aldım, kahvaltımı yaptım, üzerimi giyindim, hafif bir makyaj, hatta vakit kaldı kuaföre gittim. Şimdi metrodayım işe gidiyorum....
Eee, ne var bunda her gün bunları yapıyoruz zaten demeyin. Ben evde 9 aylık oğlumu bıraktım ve neredeyse bir yılın ardından işe gidiyorum. Garip bir his hem de çok....
Günlerdir kendimi işe gitme durumuna hazırlamaya çalışıyorum. Eşim işten ayrıldığı için planlanandan önce işte olmak zorundayım. Oysaki Eylüle kadar ücretsiz izin almıştım. Hayat o kadar basit ki, yeni durumlar olsa bile, bir canlı doğursanız dahi, eninde sonunda rutine dönmek zorundasınız ve aslında çocuk da bir rutin. Çünkü kim ne derse, çocuğu ulvi kelimelerle anlatsa da, o da üreme içgüdümüzün ürünü.
İşe başlamaya karar verdiğim 15 günden beri her gün geriye doğru sayıyordum, "Şu kadar gün kaldı, ne bakıcı ayarlayabildim, ne de Tan'a bir düzen kurabildim. Gündüzleri hala meme emip uyuyor, çok ağlayacak, ben ne yapacağım" diye... Eşim sürekli beni sakinleştirmeye çalıştı, her şeyin yolunda gideceğini söyledi. Onu da üzdüm belki hayfılanmalarımla; sonuçta işinden ayrıldı. Ama iç seslerime bir türlü "dur artık lütfen" diyemedim, çünkü ben bir anneyim.
Ve işte beklenen gün geldi, işteyim ve bilgisayar başında haber okuyorum. Bakıcı hafta sonunda bulundu. Tan onunla beraber sorunsuz bir-iki gün geçirdi. Sabah evden çıkarken anlattım ona "Oğlum ben işe gidiyorum, ablanı üzme, yemeklerini ye, güzelce uyu" dedim. Bana son iki haftadır yaptığı burnunu buruşturma mimiğiyle "bakarız" gibilerinden yanıt verdi. Vedalaşmayı daha fazla uzatıp da ağlamamak için hemen evden çıktım, canım yeniden mutfağa dönüp onu yeniden öpmek istedi ama yapmadım, Damla'nın deyimiyle "konuyu dramatize etmedim" kapıyı kapattım evden çıktım.
Yaklaşık 2 saat sonra eşim aradı, "Ben günde 10 kere seni arıyordum işteyken, sen niye aramıyorsun" dedi. Oysa bilse oturduğum yerde hep onlarla konuşuyorum aklımdan..
Öğrendim ki 5 dakikada yatağında uyumuş Tan efendi, "Oğlummmm tüm eziyetin bana mıydı?" Aman olsun o uyusun da benim çabalarım boşa çıksın.
15.30'da süt iznimi de kullanarak bürodan çıkıp kuzuma sarılacağım ve "seni çok özledim tatlım, ama iyi olduğunu biliyorum" diyeceğim.
Bana şans dileyin!