# 07 Kasım 2009 Cumartesi

Boyut yayınlarından, Anaokulu dergileri almıştık bir süre önce. İlk birkaç sayıdan sonra yaşı için uygun olmadığına karar verip rafa kaldırmıştık. Taşınma ile ortaya çıktılar ve Ilgaz tekrar kaldırmamıza izin vermedi. Bazı bölümlerini yapmak için hala erken olsa bile, hikayelerini okumak, çıkartmalarını yapıştırmak, kesme yapıştırmalarını ve yemek tariflerini birlikte denemek için süper.

Geçenlerde sanırım Boyut'un çapraz satış kampanyası kapsamında BBC Kids Zone için beni aradılar, doğum günüme özel bir indirim teklif ettiler. Ben de daha önce bu seti inceleyip gözüme kestirmiştim. "Tamam alalım" deyivereceğim tuttu (lütfen satıcılar beklenti içine girmesinler, her zaman yaptığım bir şey değil).

Cd'lerini de kitaplarını da çok beğendim. Aslında özellikle kitapların seviyesi belki Anaokulu serisinden bile daha ileri. Buna rağmen, Ilgaz resmen bu kitapçıkların içine düşüyor. Her fasikülün ayrı bir teması var. Ben de sırayla gideceğiz diye kasmıyorum. Anne, yemek serisini okuyalım diyor. Sonra daha ben elimdeki işi bitiremeden başlıyor dergideki resimleri daire içine almaya, elmaları boyamaya, parmaklarıyla labirentlerin üzerinde dolaşmaya (biraz kestirmeden gidiyor ama parmaklar şahane). Sonra da kitaptaki yiyeceklerin ingilizcelerini saydırıyor. Okulda öğrendiği bir iki şeyi de bize satıyor arada, "bu banana, banana bunun adı baba, ingilizcesi ba-na-na".

Cd'lerde de Susam Sokağı'nın Bay Saftirik'ine benzeyen bir skeç var, iki tip sürekli saçmalıklar yapıyorlar. Çok konuşmuyorlar, sadece o CD'nin temasına uygun şeyleri vurguluyorlar. Bunlara kahkahalarla gülüyor. Komikler ama gerçekten. Tavsiye ediyorum. İngilizce öğretiyor diye değil (öğretip öğretmediğini henüz bilmiyoruz), çok eğlendiriyor diye. Öğrettiğimiz şekilde teker teker işaret parmağına takarak CD'leri getiriyor, "Anne bu kaç?" diyor, "12" diyorum, "12, ehe ehe, 12" deyip sevine sevine gidiyor, başka bir tane takıp getiriyor. Sayıları ben de severdim ama bu kadar komik bulmasını da anlayabilmiş değilim.
Çocuğuma Ne Zaman ve Nasıl İngilizce Öğretmeliyim?

Bu arada, bitireyim öyle yazayım diyordum ama sabredemedim. GİDDAR . Bir arkadaşımız süper bir fantastik roman yazdı.

Dün akşam, Ilgaz için taze taze imzalanmış kitabın, 50 sayfasını bir çırpıda okuyuverdim (niye eskitiyosun ki çocuğun kopyasını be kadın, Ayk, en az gün aşırı hayıflanmaktır!). Fazladan bir saat uyku kadar iyi geldi bünyeme. Ilgaz'la, ya da işle, ya da Web 2.0'la ilgili olmayan bir kitap okumayalı çok olmuştu.

Giriş bölümünde Gökhan ve Ilgaz'a yazılmış teşekkürlerle duygulandım. Kendi ana dilimde, tercüme eli değmemiş fantastik satırlar okudum, Siox'la birlikte kılıç kuşandım ormana daldım. Sonra belki ben de yazmaya başladığım kitabı bitirir de böyle elime alır okurum bir gün diye hayaller kurdum. Gözünüzü korkutmak istemem ama kitap dolu dolu 558 sayfa. Ne malzeme biriktirmişsin güzel kardeşim. Ne diyeyim, Erbuğ Kaya arkadaşımızın ellerine sağlık.

Çok satılsın, çok okunsun, çok basılsın, çok dillere tercüme edilsin, biraz da Amerika'lılar tercüme okusun (tercümanlar alınmasın, Allah yine onlardan razı olsun).

http://www.idefix.com/kitap/giddar-erbug-kaya/tanim.asp?sid=T5XQ66BSF319IYXRNSE0

 

posted on 07 Kasım 2009 Cumartesi 06:21:50 UTC  #    Yorumlar [9]
# 05 Kasım 2009 Perşembe

E-posta üyeliği hizmeti için feedburner'ın hazır servisini kullanıyorum. Sanırım servis sapıtmış, dün 15 ekimli yazıyı yeniden göndermiş. Gerçi bir-iki arkadaş tekrar yorum yazmışlar, sevindim yorumları görünce ama yine de mükerrer gönderim için kusura bakmayın.

(İlk defa böyle bir sorun oluyor, kullanmak isteyenlere yine de tavsiye ederim, güzel bir servis)

posted on 05 Kasım 2009 Perşembe 05:41:22 UTC  #    Yorumlar [3]
# 03 Kasım 2009 Salı

Ayk, onun da senin için kaygılanmasıdır!

Cumartesiden beri mideme kramplar giriyor. O gece oldukça kötüydü, Gökhan yatırma hazırlıklarını yaparken ben uzandım. Ilgaz benden bir şey istediğinde de hasta olduğumu, karnımın ağrıdığını söyledim. Ben vurdum ondan oldu dedi (demek sadece ben ona olan şeyler için kendimi suçlamıyorum). Yok oğlum ondan değil dedim. Endişeli, endişeli neden, neden diye sordu. Bu aralar bu sebep sorgulama hakim zaten. Eğer canı acıyacak şekilde düşerse, hemen "Anne neden düştüm ben, neden düştüm?" diye soruyor. "Öğrenelim de bir daha düşmeyelim" gibi bir tonlama var, biraz da "nereden çıktı bu düşme işi şimdi ya, güzel güzel koşuyorduk" kokuyor. Sorusunun üzerine "yediklerim dokundu herhalde, bazen olur öyle, ben de bazen hasta olurum, sonra yine iyileşirim" dedim.

Bugün doktora gittim, ultrason, endoskopi, sonuç olarak antibiyotikle tedavi edilebilecek türde bir gastrit varmış.  Akşam Ilgaz babasının da yönlendirmesiyle dedi ki, ben senin karnını ovalarım, geçtiririm. Ben uzandım, o da minik elleriyle midemi ovaladı. Üstüne doktor aletleriyle muayene etti. Havuç ye, havuç yersen havuç seni iyileştirir dedi ve yattı (cumartesi gecesi ben Gökhan'dan patates haşlamasını rica ettiğimde havuç haşla diye ısrarcı olmuştu da :) ).

posted on 03 Kasım 2009 Salı 06:05:33 UTC  #    Yorumlar [15]
# 02 Kasım 2009 Pazartesi

Bir önceki yazıda duyurduğum gibi Nurturia açıldı.

Çocuk yetiştirirken anne-babalarının birbirlerinin tecrübelerinden yararlanabileceği özelliklerine Nurturia Anne-Babalar Arası İletişim yazımda değinmiştim. Anne, babalar özellikle Soru ve Cevap bölümünde birbirleri ile yardımlaşmaya başladılar bile. Bu yazımda Nurturia'nın diğer temel fonksiyonu olan, aile ve arkadaşlarınızın çocuğunuzun günlük hayatına daha fazla dahil olabilmelerini sağlayacak olan özlem giderme fonksiyonunun bazı özelliklerinden söz edeceğim.

Ne Yapıyorsun?

Nurturia'ya giriş yaptıktan sonra ana sayfadan ve kendi profil sayfanızdan, hem kendiniz için, hem de çocuğunuz için kısa güncellemeler girebilirsiniz. Ana sayfanızda, eşiniz dostunuz, aileniz ve tabi en önemlisi onların çocukları için girilmiş güncellemeleri görebilirsiniz. Yeni fotoğraflar yüklediklerinde de haberdar olursunuz.

Çekirdek Aileniz:

Nurturia'ya üye olduktan sonra, eşinizi davet edebilirsiniz. Eşiniz sizin eş davetinizi kabul ettikten sonra, eğer izin verdiyseniz, çocuğunuz, eşinizin de çocuğu olarak kaydedilir ve o da sizinle aynı haklara sahip olarak, çocuğunuzla ilgili güncellemeleri yapabilir. Profil sayfanızda, sağ üstte eşiniz olarak gösterilir.

Çocuk Sayfası:

Nurturia'da çocuğunuzun sizinkinden ayrı (ama siz ve eşiniz tarafından yönetilen) kendisine ait bir sayfası olur. Ona sizinkinden ayrı avatar yükleyebilirsiniz ve güncellemelerini çocuğunuzun sayfasından ayrı olarak görebilirsiniz. Çocuk sayfasına özel fotoğraf yükleme ve andaç özellikleri de çok yakında.

Aileniz ve Arkadaşlarınız:

Çocuğunuzla ilgili gelişmeleri takip edebilmeleri için ailenizi, akrabalarınızı, arkadaşlarınızı davet edebilirsiniz. Ailem sayfanıza girdiğinizde, öncelikle ailenizdeki diğer çocukları görürsünüz.

Nurturia'ya çocuğunuzla ilgili haberler vermek istediğiniz, ya da çocuklarından haber almak istediğiniz arkadaşlarınızı davet edebileceğiniz gibi, ayrıca Soru, Cevap ve Gruplar bölümünde iletişim içie girdiğiniz kişileri de arkadaşlarınıza ekleyebilirsiniz.

Gizlilik:

Ayarlar'ınızın altından Gizlilik bölümünde profilinizdeki detayların kimler tarafından görülebileceğini belirleyebilirsiniz. Ayrıca "Fotoğraflarım" bölümünden yeni albüm tanımlarken, o albümü kimlerin görebileceğini ayrıca belirleyebilirsiniz.

posted on 02 Kasım 2009 Pazartesi 07:33:02 UTC  #    Yorumlar [3]
# 30 Ekim 2009 Cuma

Çocuğunuzu daha kolay büyütmek için hemen üye olabilirsiniz:

Nurturia nedir?

Çocuklu Hayatı Kolaylaştırıyoruz - Nurturia

Nurturia Anne-Babalar Arası İletişim

www.nurturia.com.tr

posted on 30 Ekim 2009 Cuma 20:12:11 UTC  #    Yorumlar [7]
# 28 Ekim 2009 Çarşamba

Ayk, sürekli ince hesap yapmaktır.

Ilgaz'ı okuldan aldığımda, henüz öğlen yemeğini yememiş olacak. Evde türlü var. Şimdi ona türlüyü verirsem burun bükecek. Ama belki de ben burun bükecek önyargısıyla yaklaştığım için. O zaman ben sadece vereyim, yemezse peki aç değilsen yemeyebilirsin derim. Ama o zaman başka şeyler isteyecek, sucuk olduğunu da biliyor dolapta. O zaman sucuğu vermezsem ağlayacak tadı kaçacak, verirsem ödül gibi olacak. O zaman direk sucuğu vereyim, türlüye girmeyeyim. Ama ya çocuğun yiyeceği varsa, niye direk zararlı olanı sunacağım ki. Sucuğu vermem, aç yatar. Ama o zaman hemen uyuyamaz, aç karnına, iyi dinlenemez, günün kalanı tatsız geçer, şurda 3 gün tatilimiz var. Hem eşyaları da hazırlayamadım. O zaman hiç yatırmamayım, ben eşya hazırlarken o oynasın, yolda uyur. Ya uyumazsa? Ya uyursa, sonra feribotta uyandırmak olmaz, bu sefer hani vapura binecektik diyecek. İki gündür meyve de vermedim çocuğa, bari yanıma meyve alayım biraz...

posted on 28 Ekim 2009 Çarşamba 08:09:34 UTC  #    Yorumlar [11]