# 24 Kasım 2009 Salı

Ayk, senin sevindiğine sevinmesine sevinmektir.

Sabah 6:25'te geldi bizim odaya. Bir süre sonra tuvalete gitmek istedi. Dönünce, erken oğlum uyuyalım sen yüzüstü dön dedim. Baktım dönüyor, uyuyacak herhalde diye ben de rahat yanıma döndüm. Ona arkamı dönmüş oldum. Anne öbür tarafa dön yüzünü göreyim dedi. Hemen döndüm, sırıtıyor olmalıyım. Gözümü açtım ona baktım. O da benim sırıttığımı görmüş sırıtıyordu. Sevindiğimi görünce sevinmesine daha da sevindim.

posted on 24 Kasım 2009 Salı 21:09:50 UTC  #    Yorumlar [2]
# 20 Kasım 2009 Cuma

Haftaya çok yorgun başladım. Aşı olmanın mantıklı olduğu kafama yatmışken doktorumuzun hayır demiş olması beni huzursuz ediyordu. Salı sabahı bir arkadaşım arayarak, onların doktorunun "durum değişti, hastalığın seyri değişiyor acil aşı yaptırın" demek için aradığını iletti. Ben de hemen bizim doktorumuzu aradım. Hemşiresi doktorumuzun yurt dışına çıktığını, "durumun değiştiği, aşı yaptırmamız gerektiği" ile ilgili not bıraktığını söyledi. Birden bir rahatlama hissettim. Diğer yandan bu fikir değişikliğinin sebebini merak ettim. Başladım yine telefon görüşmelerine (domuz gribinden ölmem belki ama radyasyondan öleceğim kesin). Aynı zamanda doktor olan ve çocuklarını bizimle aynı doktora götüren arkadaşlarımı aradım. İstanbul’da çocuk doktoru olan bir arkadaşımı aradım, 5–10 civarı başka doktor arkadaşlarını ve yakınlarını da aramadım değil :) Aldığım cevaplar ve vardığım sonuç şöyle:

Neden önceden Hayır'dı da şimdi Evet oldu?
İlk önce hayır denmesinin nedeni, hastalığın seyrinin oldukça hafif geçiyor olması ve salgın olma riskinden henüz emin olunmaması ve henüz aşı ortada yokken insanları bir telaşa düşürmektense aşı gelene kadar hastalığın seyrine bakıp sonra net karar vermekmiş.

Havalar Soğudukça Virüsün İşi Kolaylaşıyor
Domuz gribinin özelliği soğukta çok daha aktif olmasıymış. Şu anda hastalık geçiren insanların daha hafif geçirmesi ve ailenin diğer üyelerine yayılmayış nedeni bundanmış. Fakat hava şartları soğudukça özellikle Ocak-Şubat ayı gibi virüs en etkili halini alacakmış. Bir salgın kaçınılmaz görünüyormuş.

Neden Küçükler Risk Grubunda?
Şu ana kadar gözlemlenen de genelde küçük çocuklarda 2–3 misli daha ağır seyrediyor olmasıymış. Bunun nedeni de 10 yaş üstü insanların bugüne kadar birçok virüs ve bakteriyle karşılaştıklarından hemen antikor üretiyor olmasına karşın 10 yaş altının en az 2 defa bu virüsle etkileşmeden vücutlarının bir bağışıklık kazanamamasından dolayı üst üste hastalanma risklerinin yüksek oluşu ve ağır geçirme durumları söz konusuymuş. Küçüklere 2 doz halinde aşının vurulmasının nedeni de buymuş. Ve çocukların gerçek antikor oluşturmaları 2. dozdan yaklaşık 10 gün sonra yani şu anda aşı vurulan bir çocuk ancak Ocak başında gerçek korumaya geçecektir ki bu da hastalığın en etkin tarihine denk gelmektedir. Aşı olunacaksa acilen olunmalıymış yoksa aşı olmanın pek değeri kalmayacakmış.

Aşının içindeki maddeler
Hepatit B aşısının içinde olan maddelerden daha farklı değilmiş. Bazı doktorların karar sizin demesinin nedeni ise, her ilacın, her iğnenin ve her aşının milyonda bir bile olsa riskler taşıdığının bilinmesi. Milyonlarca kişi aşı olurken elbette (maalesef) bu yan etkilerden etkilenen insanlar olmaktadır. Ama sadece bir ateş düşürücünün bile prospektüsünü okusanız yan etkileri içinde çocuğun havale geçirmesinden, felcine 2 sayfa yan etki yazmaktadır ve bunlar yaşanmıştır. Peki, çocuğu 39 derece ateşliyken ateş düşürücü vermeyeniniz var mı?

Bu kadar hızlı aşı üretilmesi
Evet bu firmalar çok uzun yıllardır, çocuklarımıza vurdurduğumuz aşıları üretenlerdir. Ellerinde zaten gereken maddeler mevcuttur. Tek dışardan yeni eklenen yeni virüstür. Acil ve çok hızlı aşı üretmek zorundalar çünkü bir salgın söz konusu. Evet, bunun sonucunda çok para kazanmayacaklar mı, evet kazanacaklar. Ne yapalım bu da onların işi.

Dün oğlumu da aldım ve sağlık ocağına gittik. İkimiz de aşı olduk.

Bu arada Aşı esnasında ayılıp bayılan ve günlerce kendine gelemeyen insanlardan bahsedilmişti. Kendisi de aşı olan bir insan olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, Can'da veya bende en ufacık bir yan etki olmadı. Kolumuz bile acımadı.

Bu neye benziyor biliyor musunuz? Geçen sene aşılı karpuzlar için genetiği değiştirilmiş diye söylentiler çıktı ve çiftçilerimiz karpuzlarını satamadılar. Kimse karpuz yemedi. Karpuzlar tarlalarda çürümeye terk edildi. Aşılı karpuz üreten bir firmanın üretim müdürü olarak bütün işletme bayıla bayıla karpuz yedik tüm yaz. O güzelim karpuzlara yazık oldu. Niye mi yedik? Bizim onların genetiğini falan değiştirdiğimiz yok. Biz kimiz ki genetik değiştireceğiz. Nerede bizde o teknoloji? Ayrıca niye yapalım??

Herkese bol sağlık diliyorum!

Domuz Gribi Aşısını Olmaya Nasıl Karar Verdik (Damla versiyonu)

posted on 20 Kasım 2009 Cuma 11:22:54 UTC  #    Yorumlar [13]

Nurturia, domuz gribi derken yazıların arasına çok zaman girmiş. Bekleyen okuyucularımız lütfen kusura bakmasın lütfen.

En çok kullandığım Ürünler Serisinde:
En çok kullandığım 5 ürün - 24-36 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 18-24 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 12-18 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 9-12 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 6-9 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 3-6 ay
En çok kullandığım 5 ürün - 0-3 ay
En çok kullandığım 5 ürün - Hamilelik

O artık minik bir insan. Ortamı onun boyuna uygun şekilde düzenleyerek, daha fazla işi kendisinin başarabilmesini sağlayabiliriz. Böylece kendine güveni artacak ve daha huzurlu bir insancık olacaktır.

18-24 ay gelişim döneminde en çok kullandığımız 5 ürün:

Lazımlık: Mothercare'in minik lazımlığı (resimde). Bazı uzmanlar 24 aylıktan önce tuvalet eğitimine başlanmasını önermese de, gözü alışsın diyorsanız, minik ergonomik bir lazımlık.

Portatif Yatak: Ikea sünger bebek yatağı. Park yatak almamıştık. Ilgaz'a yaylı yatak aldıktan sonra, tatile giderken sünger yatağı rulo yaparak yanımıza almaya başladık. Gittiğimiz yerde yer yatağı şeklinde kullandık.

Basamak: Ikea tahta basamak (Bekvam). Halen çok sık kullanıyoruz. Mutfakta üst dolaplar için bizim de işimize yarıyor.

Banyo kaydırmazı: Tchibo'dan almıştık. Bu yazıdaki banyo oturağına sığmaz hale gelince küvetin içinde almıştık. Hala kullanıyoruz.

Atkı-Bere: Yine Tchibo'nun bir temasından aldığımız atkı bere takımını bütün kış kullandık (resimde beresi görünüyor). Atkı dediğim, arkası çırtlı minicik fular gibi bir şey. Her ikisi de hava alan incecik penye kumaştan, rüzgarın vereceği rahatsızlığı keserken, nefes almasını engelleyip bunaltmaması için. Daha kalın bir şeye(resimdeki atkı gibi), ancak resimdeki gibi buzlu bir günde ihtiyaç duymuşuzdur.

posted on 20 Kasım 2009 Cuma 10:02:53 UTC  #    Yorumlar [3]
# 19 Kasım 2009 Perşembe

Dün Ilgaz'a domuz gribi aşısının ilk dozunu yaptırdık. Sağlık ocağında ortam gayet sakindi. Çocuklardan çok büyüklerin aşılanması için talep olduğunu öğrendik.

Biz aşıya gitmeden önce bize temizlik konusunda yardımcı olan hanım, dönüşte de bina görevlimiz sordu (oldukça tereddütlü ve kafaları karışmış şekilde). Aşı, olacak mı, oldu mu? Her ikisinin de yüzünde de şöyle düşünür gibi bir ifade vardı, "zaten kafamız karışık, tam çocuğu aşılatmamanın doğru olduğuna kanaat getirmiştik, şimdi sizin yaptırdığınızı duyunca iyice kafamız karıştı, işgüzarlar!". Sadece, "biz de ne yapacağımızı şaşırdık, yaptırmayalım diyorduk" çıktı ağızlarından. Temizliğe gelen hanımın çocuğunda zaten gelişme geriliği olduğundan, göründükleri bir doktor var, ona sormalarını önerdim. Diğer kişiye kafasındaki karışıklığı gidermek için nasıl yardımcı olacağımı bilemedim.

Aşıyı yaptırmak istemediğini ifade edenlere nedenini sorduğumda genel geçer yanıt, "güvenmiyorum", "olası yan etkilerinden korkuyorum" oluyor. Bunun riskini değerlendirirken de, genelde "hafif geçiriliyor", "bağışıklığı güçlü", "iyi beslerim" türü rahatlatıcı etmenler belirtiliyor. Çevremdeki kişilerin çoğu çocuklarını özel doktora götürüyorlar.

Bu iki örnekte olayın başka bir boyutu daha olduğunu farkettim. Her  anne-baba, şimdi okuduğunuz bu yazı ya da çocuğunu aşılatmayacağını gerekçeleri ile ifade eden bir yazıya ulaşıp, tanıdıkları birden fazla doktora sorup, düşünüp taşınıp bir karar verecek özgür iradeye sahip mi? Varoşlardaki çocuklarımızın, bağışıklıkları da güçlü mü, iyi beslenebiliyorlar mı, gribi hafif geçirebiliyorlar mı? Sağlık ocaklarında aşı ücretsiz yapılıyor ama, hastalığı ağır geçirmeleri durumunda gerekebilecek sağlık hizmetlerine de bu kolaylıkta erişebilecekler mi?

Düşündüm de, başbakanımız, o aşıyı daha Türkiye'ye aşılar bile ulaşmadan, Obama hangisinden olacaksa ben de ondan olacağım diye Amerika'dan getirtip, ilk olarak kendisine ve ailesine vurdurmuş diye bir haber yaysam, döner dolaşır benim yaydığım haber de benim e-mail'ime düşer mi acaba?

Velhasıl, bizim cephede bir sonraki emre kadar konu kapandı. Doktorlarımız fakir vatandaşı neyin doğru olduğu konusunda doğru düzgün bilgilendirmek üzere seferberlik başlatmalı.

posted on 19 Kasım 2009 Perşembe 07:20:26 UTC  #    Yorumlar [2]
# 17 Kasım 2009 Salı

Boş gebelik konusu da hep yazmak isteyip fırsat bulamadıklarımdan. Ilgaz'dan önce hamile kalmaya çalışırken, silik bir ikinci çizgi ile doktorumu aramıştım. Muhtemelen daha erkendir, istersen kan testi yaptır, şu tarihe de randevu al demişti. Polikistik over sendromu yüzünden, test yaptırmaktan bezdiğim için beklemek daha işime gelmişti. Bir-iki gün sonra bir test daha yaptım, çizgi daha koyuydu, biraz daha havaya girdim.

Randevu tarihine 2-3 gün kala bir kanama başladı. Hemen acile gittik. Muayene eden doktor son adet tarihime göre kocaman bir gebelik kesesi olması gerekirken, benim rahmimin adet dönemi öncesi görünümünde olduğunu söyledi. Boş gebelik muhtemelen ama bir dış gebelik olmasın diye test yapalım dedi. İki gün ara ile yapılan kan testlerinde beta HCG seviyesinin hızla düşmekte olduğu görülünce dış gebelik olmadığına karar verildi.

Doktoruma göre olumsuz hiçbir şey yoktu. İstatistiki olarak gebeliklerin %50'si 12 haftadan önce kendiliğinden sonlanırmış ve çoğunlukla kadınlar, "yoğun bir adet dönemiydi" deyip geçer, farkına bile varmazlarmış. Bu bir anlamda bu hamile kalabildiğimin göstergesi olarak olumlu bile yorumlanabilirmiş.

Buna sevindim ama üzüldüm de tabi. Sonuçta havaya girmiştim. Ilgaz'a hamile kaldıktan sonra da, belli belirsiz bir kanamam olmuştu (impalantasyon kanaması). Acile giderken nasıl bir ruh durumunda olduğumu anlatamam. Bunun üzerine  haftalarca havaya girmemeye çalıştım. Doktorum bir gün, "bak sana beyaz dosya açtım, hamile dosyası, rahatla artık" dedi. Ancak ondan sonra rahatlayabildim.

Blogcu Anne boş gebelikle ilgili çok güzel bir yazı hazırlamış. Eline sağlık.

Bu arada hamile kalma, hamilelik, bebek bakımı ile ilgili sorularınızı Nurturia'daki tecrübeli annelerimize de sormayı ihmal etmeyin.

 

posted on 17 Kasım 2009 Salı 09:25:29 UTC  #    Yorumlar [3]
# 14 Kasım 2009 Cumartesi

Evet, sonunda karar verdik. Ilgaz'ı aşılatacağız, bize kadar ulaşırsa kendimiz de aşılanacağız. Aşı ile ilgili olumsuzluk olarak görülen şeyleri araştırıp, olmamanın risklerini değerlendirdik. Size de nasıl karar verdiğimizi anlatmaya çalışacağım. Aşağıdaki bilgileri bir sürü farklı yerden toparladım, bazılarını yabancı kaynaklardan da kontrol ettim. En derli toplu bulabildiklerimi buraya kopyaladım.

Önemli Not: Bu kadar spekülatif bir konuda, lütfen kendiniz ayrıca araştırıp karar verin. Okuduğunuz, duyduğunuz şeyin kaynaklarını araştırın. Bu yazı ile yalnızca bizim kararlarımızı paylaşıyorum. Aşı olmanızı ya da çocuğunu aşılatmanızı tavsiye amacıyla yazmıyorum. Daha önce de konuyla ilgili yazdığım için son karardan sizi bilgilendirmem gerektiğini düşündüm.

Aşı ile ilgili en çok duyduğum olumsuzluklar:

Aşının yeteri kadar test edilmemesi durumu: Aşının içindeki antijen yeni elbette. Çünkü domuz gribi yeni. Ama her yıl çalıştığımız işyerlerinin sponsorluğunda mevsimsel grip aşısı oluyor arkadaşlarımız. Onlardaki antijenler de her yıl yeni oluyor. Yani aşı yeni değil, antijen yeni.

Civa: "Aşıların içine, tek dozluk aşılara değil, onluk aşılara, on kişiyi bağışıklamanız için hazırlanan aşı karışımına, -bir şişenin içinde durur, 10 kişi aşılanacağı için, enjektör 10 defa girip çıkacaktır ve bakteri kontemine etmesin diye- etil merkür konulur, bu da civalı bir preparattır. “Vay çocuklarımızın civa ile zehirlenmesine yol açacaksın!” Hayır. Çünkü etil merkür vücuttan süratle atılır. Vücutta yığılıp civa zehirlenmesine yol açan metil merkürdür. Bunu uzatmak, bunun miktarlarından filan bahsetmek mümkün, ama etil merkür diye ben bunu geçen gün bir röportajda söyleyince, gazetede abartılı bir şekilde çıkmış. Çocuklarınızın bu kadarcık bile civa ile çok kısa süreli olarak temas etmesini istemiyorsanız mesela, hiç balık yedirmemeniz lazım. Boğaz’daki tüm balıklarda var bu çünkü, tüm yiyeceklerde." (bu yazıdan)

Aşıda kullanılan civanın diğer aşılardakinin 3-4 katı olduğunu duymuştum. Böyle bir durum olmadığını öğrendim. Türkiye'de halen uygulanan etil merkür bulunan aşılar: Karma aşıda 25 mikrogram bir dozda, hepatit'te de 12.5 mikrogram düzeyinde bulunuyor.

Bu yazıdan alıntı:

"...yayınlara bakarken ilginç bir şey öğrendim şu çok meşhur mısır şurubu (high fructose corn syrup-HFCS) içeren yiyeceklerde bile az miktarda HFCS üretiminden dolayı civa bulunuyor. Burada neredeyse her paketli gıdanın içinde kullanılıyor. Hatta hamilelere mide bulantısı için önerdikleri ginger ale, HFCS içeriyor. HFCS içermeyen olanını denediğimi ve iğrenç bir tadı olduğunu yazmam gerek :).."

Bu yazıyı da mutlaka okuyun: http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/337876.asp

Adjuvant: Adjuvant aşının etkisini arttırmak amacı ile kullanılan madde demek. Bu aşının içinde adjuvant olarak squalen varmış ve squalenle ilgili, 68 tane klinik çalışma yapılmış. 1997’den beri 40 milyon kişiye squalen içeren grip aşısı uygulanmış. Normal grip aşısında da var squalen ve hiç bir yan etki bildirilmemiş.

Guillian-Barre sendromu: "Guillian-Barre sendromu diye bir nörolojik sendrom vardır. Size şu kadarını söyleyeyim; aşı sonrası ortaya çıkan Guillian-Barre olguları, grip gibi bir hastalık geçirdikten sonra çıkan Guillian-Barre sendromlarından daha az. Yani bütün bunlar çok spekülatif şeyler. " (aynı yazıdan)

Sendrom ve aşılarla ilgili istatistikler hakkında ingilizce bilgi: http://en.wikipedia.org/wiki/Guillain%E2%80%93Barr%C3%A9_syndrome

Durum Tespiti: Hastalık yayıldı. Artık tanıdığın tanıdığı seviyesinden, tanıdık seviyesine indi. Salgının bulaşmaması için gerekli hijyeni sağlamak, toplu taşıma kullanan, okullu küçük çocuğu olan insanlar için bence gerçekçi değil. Geçen gün bir bayanla tanıştım, merhaba deyip anında şap diye öpüverdi beni. Biz niye böyle bir milletiz diye hayıflanabiliriz ama hayıflanmak bizi korumayacaktır.

Riskler: Hafif geçmesini umabiliriz, birçok kişide öyle oluyor. Öyle olmayanlar da var ama. Doktor arkadaşlarımız hastalık yayıldıkça ağır geçirenlerin de çoğaldığını söylüyor. Eğer pnömoni'ye çevirirse, tedavisi yapılabilir. Ama o zaman bu tedavi sırasında başka ilaç tedavileri de görmesi gerekecek, vücuduna girecek maddelerle karşılaştırmamız lazım aşıdakileri. Henüz mevsimsel grip başlamadı. Bir kişi hem mevsimsel gribe, aynı anda H1N1 virüsüne yakalanırsa, nasıl geçirecek hastalığı? Çocuğumuzun bağışık sistemine güveniyoruz, çoğunlukla hastalıkları hafif geçirir. Ama bir gripten henüz kurtulmaya çalıştığı, zayıfladığı bir anda geçirirse de o kadar kolay atlatacak mı? (geçen sene ilaçları bile içirmekte zorlandığımız 40 ateşli 3 günü unutmadım henüz)

Velhasıl, araştırdık, soruşturduk, ölçtük biçtik. Açıkçası artık, yaptırsak bir türlü, yaptırmasak bir türlü diye düşünerek de değil, oldukça emin bir şekilde yaptırmaya karar verdik. Şimdi sıra, aşıyı nerede yaptırabileceğimiz sorusuna kaldı.

Aşıyı Olmaya Nasıl Karar Verdik (Hande versiyonu)

Konu ile ilgili çeşitli linkler:
http://suphecimelek.wordpress.com/2009/11/03/domuz-gribine-dair-komplo-teorileri/ (mutlaka okunması gerekenlerden, yorumlardan buraya kopyaladım)
http://acalya.blogspot.com/2009/11/domuz-gribi-ass-2.html
http://yok-ki.blogspot.com/2009/11/h1n1-domuz-gribi-asisi.html
http://zng.blogspot.com/2009/11/domuz-gribi-ass.html
http://www.ttb.org.tr/index.php/haberler/179-ttb/1725-dgsoruyanit
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/337876.asp
http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=25100

Bazı ingilizce linkler:
http://www.slate.com/id/2232977/ (aşılanmamış çocukların yüzünden kanserli oğlum kreşe gidemiyor diyor başlıkta)
http://www.wired.com/geekdad/2009/10/h1n1-yes-you-should-vaccinate-your-kids/?utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+wiredgeekdad+%28Blog+-+GeekDad%29
http://www.cdc.gov/h1n1flu/vaccination/vaccine_safety.htm

Daha önce Domuz Gribi ile ilgili yazdığım yazılar:
Domuz Gribi Aşısı ve Sükunetli Yaklaşımlar
Domuz Gribi ve Aşısı - Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirmek için 5 şey

posted on 14 Kasım 2009 Cumartesi 12:21:12 UTC  #    Yorumlar [19]