# 03 Aralık 2009 Perşembe

Doğumdan Sonra Hayat Var mı Dizisinde:
Doğumdan Sonra Hayat Var mı? 
Doğumdan Sonra Hayat - Uyku
Doğumdan Sonra Hayat - Alışveriş
Doğumdan Sonra Hayat - Yardım İhtiyacı
Doğumdan Sonra Hayat - Bebek Bakımı

Doğumdan Sonra Alışveriş

Bana en garip gelen tavsiyelerden biri bu alışveriş meselesiydi. İyi ama ne almamı bekliyorsunuz? Bakkala da mı gidemeyeceğiz?

Doğum sonrasında alışverişle ilgili:
1 - Ülkemizde eviniz dışındaki hemen hiçbir yer düzenlenirken bebekli insanlar hesaba katılmamıştır. Bebek arabaları ile geçeceğiniz kaldırımlara arabalar park etmiştir. Emzirme odaları alışveriş merkezleri ile sınırlıdır, oralarda da emzirmeden önce el yıkayacağınız lavaboda bir bayanın iç çamaşırla kalana kadar soyunmuş ayaklarını yıkadığına tanık olabilirsiniz (cevahirde 2 kez başıma geldi, toplam 4 kez gittim o odaya zaten). Aile tuvaleti kavramı neredeyse bilinmemektedir (bebek arabası ile sığacağınız geniş tuvalet, sizin de çişiniz gelebilir).
2 - Bebekle dışarı çıkmak doğumdan itibaren önerilen bir aktivitedir. Ancak alışveriş biraz zordur. Alışveriş merkezleri kapalı ortamları ile küçük bebeklere pek uygun değildir. Acıktığında emzirebilmek için uygun bir ortam bulabilirsiniz belki ama sık emzirmeler işinizi bölecektir. Zaman geçtikçe bu durumları idare etmeyi öğrenirsiniz ama ilk haftalarda, daha bebeğinizle birbirinize alışamamışken saatler süren bir alışveriş ikinizi de strese sokabilir.
3 - Bebeğinizi emanet ederek birkaç saatliğine kafanızı dağıtmak için çıkabilirsiniz. Ancak, hamilelikte alışverişe çıktığınızda, kocaman göbeğiniz etrafınızdakilere kuyrukta bekleyemeyeceğinizi açıkça ifade etmektedir. Doğum sonrasında artık bu gösterge ortadan kalkmıştır. Evde acaba ağladı mı, acıktı mı diye endişe ettiğiniz bir bebeğiniz vardır ama kimse bunun farkında değildir. Ilgaz 6 aylık olduğunda, ilk kez uzunca bir alışverişe gitmiştim. Bir bayan ben kabinde giysi denerken, “lütfen çabuk olabilir misiniz, arabada 3 haftalık bebeğim var” diye seslendiğinde apar topar kabini boşaltmıştım. Telaşlı bayan yüzüme bakıp “Çok teşekkürler, giyecek bir şeyim kalmamıştı” dediğinde gözlerim dolmuştu :)
4 - En iyisi, doğum sonrasındaki ilk birkaç ay için sizin yapmanız zorunlu alışverişleri önceden yapıp, doğum sonrasında, hava almak için ya da değişiklik olsun diye alışverişe çıkmaktır. Bir park ya da çay bahçesi ziyareti yüksek ihtimalle size de bebeğinize de alışveriş macerasından daha iyi gelecektir.

Doğum sonrasındaki ihtiyaçları karşılamakla ilgili 6 öneri:
1 - Doğurur doğurmaz eski giysilerinize giremeyebilirsiniz. Hatta bunun aylar alacağını düşünerek kendinizi hazırlarsanız daha iyi hissedersiniz. Hamilelik giysilerinizi ve lohusa geceliklerini de ilk haftadan sonra pek canınız çekmeyebilir. Zevkinize uygun, iç açıcı renklerde rahat, spor giysiler edinin. Emzirme sırasında çok terleyebileceğinizi hesaba katın. Sık değiştirmek üzere, önü kolay açılan bolca havadar üst edinebilirsiniz.
2 - Bebek bezleri, ıslak mendiller en kolay ulaşılan ürünlerdir. Boş yere bunları stoklamayın. Önceden araştırıp, farklı markaların özelliklerini karşılaştırabilirsiniz. Nurturia'da taze bir babanın bez konusu ile ilgili sorduğu soruya tecrübeli anne-babalarımızdan nefis yanıtlar yağmaya devam ediyor: http://www.nurturia.com.tr/questions/fbc5b5e3-342a-4186-b600-9ca10175dc88/1/hangi-bebek-bezi 
3 - Özellikle gezerek seçmeniz gereken ürünlere yoğunlaşın. Eğer ihtiyacınızı tam olarak kestiremiyorsanız, seçmekte zorlanıyorsanız erteleyin. Araştırdığınız markaları ve fiyatlarını not alın, daha sonra ihtiyacınız netleşip alacağınız ürünü daha iyi kestirdiğinizde gidip nokta atışı alabilirsiniz. İşinizi görmeyen bir ürünü kullanmaya çalışmaktansa, zamanı geldiğinde bir bilene sorup almak daha kolay olacaktır.
4 - Bütçeniz dahilinde size zaman kazandıracak ürünleri inceleyin, dergilere bakın, blogları, bebek mağazalarını dolaşın. Yine bir sürü şey stoklayın demiyorum, ama ileride sıkıştığınızda, hamileyken göz ucuyla gördüğünüz bir malzeme gününüzü kurtarabilir.
5 - Market alışverişi başta olmak üzere internet üzerinden sipariş verebileceğiniz siteleri araştırın. Özellikle bebek, bebek arabası ve çantası yanınızdayken bir de ağır malzemeleri taşımaktansa, rutin toplu alışverişlerinizi evinize sipariş edebilirsiniz. Ben 1999 yılından beri dönem dönem Migros'tan ve 2002'den beri Carrefour'dan (eskiden Gima'ydı) alışveriş yapıyorum.
6 - Bebekle birlikte alışveriş zor olsa da, açık hava gezileri hem bebek hem anne için çok iyidir. Kullanışlı bir çanta, emzirme örtüsü, kanguru gibi bebekle kısa gezilerde işinize yarayacak malzemeleri araştırın (pahalı kullanışlı demek değildir).

Lohusalık bir olağanüstü haldir.

Başka bloglardan:
http://huysuzvetatli.blogspot.com/2009/11/aman-diyim.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/mesgule-dusurdum-kendimi.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/lkg-lohusa-kadnn-gunlugu.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-sonra-hayat-yardm-alma-lkg.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-hemen-sonra-hayat.html

http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/hamilelik-ve-annelikte-sozluklerimize.html (A'dan Z'ye)
http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/bu-sefer-de-sozluklerimizden-ckanlar.html (A'dan Z'ye)
http://blogcuanne.com/2009/12/03/dogumdan-sonra-hayat-var-mi/
http://www.cocuklacocuk.com/cocuklarla-hayat-var-mi (ikinci çocuktan sonrası)
http://ozguranne.blogspot.com/2009/12/uyku-konusuna-hzl-baks-annenin-uykuyla.html

posted on 03 Aralık 2009 Perşembe 10:10:50 UTC  #    Yorumlar [9]
# 01 Aralık 2009 Salı

All for Kids yepyeni bir alışveriş dergisi, çocuklu anneler için.

Aranızda futbola meraklı olanlar varsa Futbol Ekstra'dan Banu Yelkovan'ı tanıyor olabilirler. Banu oğlu Aras 2 yaşına yaklaşırken, kendi deyişiyle asıl işi olan dergiciliğe dönmüş ve All Kids'in editörlüğünü yapmaya başlamış. Derginin ilk sayfalarında "editörden" bölümünde, Banu şöyle diyor:

"Bu dergiye hiçbir şey laf olsun diye konulmuyor, hepsi denenmiş, kullanılmış, test edilmiş, onaylanmış fikirler. Ne saçını süpürge etmeye ne kendilerini kariyerlerine adamaya niyeti olmayan annelerden tavsiyeler"

Derginin Blog bölümünü de Kitubi'ye ayırdılar. Ayrıca bu ayki sayıda bir de röportajım var.

Dergi dolu dolu, ben de yazıyorum diye demiyorum, işe yaraması için uğraşıldığı belli oluyor. Anneler için hazırlanmış ama çocuklar için sayfalar da var, ayrıca bu ayki sayıda çok güzel Sünger Bob hafıza kartları hediye.

Hoşuma giden bir diğer yanı, derginin eleştiriye açık olması ve okuyucu görüşüne çok önem vermesi. Dergiyi okuduktan sonra görüşlerinizi Nurturia'da ALL for kids grubuna yazabilir, editörü Banu ile iletişim kurabilirsiniz.

posted on 01 Aralık 2009 Salı 21:05:38 UTC  #    Yorumlar [16]
# 30 Kasım 2009 Pazartesi

Doğumdan Sonra Hayat Var mı Dizisinde:
Doğumdan Sonra Hayat Var mı? 
Doğumdan Sonra Hayat - Uyku
Doğumdan Sonra Hayat - Alışveriş
Doğumdan Sonra Hayat - Yardım İhtiyacı
Doğumdan Sonra Hayat - Bebek Bakımı

Doğumdan Sonra Hayat - Uyku

Uyku ile ilgili birçok yazı yazdım. Ama bu yazı bebeğin değil, annenin uykusu ile ilgili. Hamilelikte uyku kalitesi kötüdür. Aslında bence doğa sizi yormaya değil, hazırlamaya, kalitesi uyku ile idare etmeye alıştırmaya çalışmaktadır. 

O kadar uykusuzluk çekerdim ki, gece detaylarını hatırlayamadığım boşluklar olurdu. Şimdi bu bebek yanımda yatıyor, emzirdim de mi uyudu, yoksa daha emzirmedim mi de yanıma alınca uyudu? En son hangi memeyi verdim? (bunu milyonlarca kez sordum gerçi) Altını ne zaman değiştirdim?

Birkaç kez de şöyle bir şey oldu. Ilgaz ağlıyor, uyanıyorum, beşikten alıyorum, başlıyorum emzirmeye. Ama Ilgaz'ın ağlaması kesilmiyor. Sonra pozisyon değiştireyim, kavrayamadı derken Ilgaz eziliyor, nefesim kesilerek korkuyla uyanıyorum. Gözümü açıyorum, Gökhan Ilgaz kucağında beni uyandırmaya çalışıyor. Ben de yorganı Ilgaz gibi tutup sıkı sıkı sarılmış göğsüme bastırıyorum.

Doğum sonrasındaki uykunun 5 özelliği:
1 - Gece gündüz ayırt etmeden bebeğiniz her uyuduğunda uyumaya kalkışsanız bile, uyku kısa sürelidir, kesikli çizgi gibidir.
2 - Uyumadığınız zamanlarda, sizi önemli bir sorumluluk bekler. Yani uykulu uykulu bebekle ilgilenmek zorundasınızdır. 
3 - Çoğu bebek ilk haftalarda 1-2 saatte bir emmek ister (Bu sıklık giderek azalacak).
4 - Uyku parçalı da olsa aslında ağır bir uykudur. Bir süre sonra çok hızlı bir şekilde derin uykuya geçebildiğinizi farkedeceksiniz.
5 - Emzirmek uyku getirir.

Lohusalıkta uykusuzlukla başa çıkmak için 6 öneri:
1 - Durumunuzu kabullenin. Hamilelikte uyumakta güçlük çekiyorsanız, bunun bir sebebi var. Gece uykusuna takılmayın. Saat hesabı yapmak yerine, uyuduğunuz her dakikanın tadını çıkartmaya bakın.
2 - Emzirmenin getirdiği uyku hormonaldir. Doğa sizi dinlendirmeye çalışır. Bu sürekli üzerinize ağırlık çökme durumunu normal kabul edin, bölük pörçük uykunuzla ilişkilendirerek moralinizi bozmayın.
3 - Emzirirken kestirebileceğiniz bir ortam düzenleyerek, bu durumu avantajınıza kullanabilirsiniz. Eğer becerebilirseniz, yan yatarak emzirmek çok iyi bir dinlenme şeklidir. Evde yardım edecek biri varsa, bebeğiniz memede uyuyakaldığı zamanlar siz de onunla birlikte uyuyun. Evdekiler ABÖS'a karşı bebeği yanınızdan alıp güvenli bir yere geçirirken siz uyumaya devam edin.
4 - Doğumdan sonra gece emzirmek için uyansanız bile daha çabuk derin uykuya dalarsınız. Yenidoğanların emmeden uzun süre uyumalarına izin verilmez (yoksa susuz kalabilirler, sarılık olabilirler). Doktorunuz izin verdikten itibaren bebeği emzirmek için uyandırmayı bırakırsınız. Bundan sonra gece bebeğiniz uyandığında saate bakmamanızı, gece kaç kez uyandığını saymamanızı öneririm. İnce hesap yapmayın, uyuklayarak emzirin ve o uyur uymaz suyunuzu içip geri yatın. Sabah "gece kaç kere uyandı?" sorusu sorulduğunda "bilmem" diyebilecek kadar farkında olmaksızın emzirmeyi öğrenmelisiniz.
5 - İlk haftalar için, mümkünse yatağınızdan kalkmadan, fazla eğilip doğrulmadan bebeği alabileceğiniz bir beşik tipi seçin. Bebeği içinden alıp geri koymak zor olmasın.
6 - Gündüzleri kestirecekseniz, evin kalabalık olduğu zamanları tercih edin. Sanıldığının tersine, yenidoğanlar sessizlikte değil, gürültülü hareketli ortamlarda daha iyi uyurlar.

Ilgaz küçükken ne zaman misafir gelse 3-4 saat uyurdu. Ben de hem misafirlerle oturmaktan keyif alır, hem de saatime bakar, "eğer yatmış olsam ne güzel 4 saat uyuyacaktım" diye hayıflanırdım. Misafirler de "aa ne uslu, bizimki hiç böyle uyumazdı, hep ağlardı" falan gibi laflar ederlerdi sinir olurdum. Sonra çözdüm ki çocuk kalabalıkta uyumayı seviyor, ama iş işten geçmişti. Misafirleri başkaları ağırlasın, siz devrilin yatın, kusurunuza bakan olursa bu yazının adresini verin.

Lohusalık bir mücbir sebeptir.

Bunlara bir göz atın:
Sabaha kadar uyuyan bebekler - gündüz ve gece
Sabaha kadar uyuyan bebekler - beslenme
Bebeğimi nasıl uyutmalıyım - Türk kültüründe “ Bebeği uyutmak” kavramı
Bebeğimi nasıl uyutmalıyım? - Yatağında!
Bebeğimi nasıl uyutmalıyım? - Düzeninde

Başka bloglardan: (atladıklarım varsa lütfen yorumlara yazın, yazıya ekleyeyim)
http://ozguranne.blogspot.com/2009/12/uyku-konusuna-hzl-baks-annenin-uykuyla.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/mesgule-dusurdum-kendimi.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/lkg-lohusa-kadnn-gunlugu.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-sonra-hayat-yardm-alma-lkg.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-hemen-sonra-hayat.html

http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/hamilelik-ve-annelikte-sozluklerimize.html (A'dan Z'ye)
http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/bu-sefer-de-sozluklerimizden-ckanlar.html (A'dan Z'ye)
http://blogcuanne.com/2009/12/03/dogumdan-sonra-hayat-var-mi/
http://www.cocuklacocuk.com/cocuklarla-hayat-var-mi (ikinci çocuktan sonrası)
http://huysuzvetatli.blogspot.com/2009/11/aman-diyim.html

posted on 30 Kasım 2009 Pazartesi 20:25:30 UTC  #    Yorumlar [5]
# 25 Kasım 2009 Çarşamba

Doğumdan Sonra Hayat Var mı Dizisinde:
Doğumdan Sonra Hayat Var mı? 
Doğumdan Sonra Hayat - Uyku
Doğumdan Sonra Hayat - Alışveriş
Doğumdan Sonra Hayat - Yardım İhtiyacı
Doğumdan Sonra Hayat - Bebek Bakımı

Doğumdan Sonra Hayat Var mı?

Çevrenizde bebekler gitgide çoğalmıştır. Yeğenler, arkadaş çocukları derken, sıranın size yaklaştığını hissedersiniz. Hastane ziyaretlerinde sükunet ve şaşkınlık hakimdir. Mışıl mışıl uyuyan bir avuç bebek, yorgun ve şaşkın anne, heyecanlı, neşeli baba, gururlu babaanne olabilir karşınıza çıkan karakterler. Bebekler daha yakınınıza düştükçe, ev ziyaretleri ya da birlikte gezmeler seviyesine gelindiğinde kaosu biraz hissetmeye başlarsınız. Daha ileri gidip, bebekli bir arkadaşınıza yardım etmeye kalkışırsanız, önünüzdeki tabloda kendinizi hayal etmek artık zorlaşır. Şu evi biraz toparlasalar daha iyi olmaz mı, bu bebek neden bu kadar ağlıyor hasta mı, bu kadar malzemeye ihtiyaç var mı, çocuktan başka konu konuşulmaz mı, ben çocuk yapmayayım, ya da benim çocuğum uslu olur gibi uyduruk düşünceler üretir beyniniz. Hormonlarınız fazla korkmamanız için sizi derinlemesine düşünmemeye sevk eder. İnsan türü üremeye devam etmelidir.

Bebekler süper canlılardır, pozitif enerji yumağı gibidirler. Bebek sevmeye gittiğinizde, dönüşünde meditasyon yapmış gibi rahatladığınızı hissedersiniz. Kısa süreli bebek ziyaretlerinde, sever ve ayrılırsınız. Eğer özellikle bebek seven biriyseniz, aklınızın bir bölümü ayrıldıktan sonra bir süre daha bebekte kalır. Çocuklu tanıdıklarınız da sizi sürekli bebek yapmaya teşvik etmektedirler:

Dünyanın en güzel şeyi!
Çocuksuz hayat olur mu!
Olunca anlarsın!

Buradan sonrasını biraz hızlı anlatayım. Bir şekilde o kararı alırsınız, ya da doğa size kararını bildirir. Kimileri için kolayca, kimileri için yıllarca süren emeğin meyvesi olarak gerçekleşir hamilelik. Daha şimdiden sizin hatırınızdan çok, bebeğin cinsiyeti, planlanan ismi sorulmaya başlanmıştır. Herkes size yardımcıdır, herkes size sempatiyle yaklaşır, kendinizi prenses gibi hissedersiniz. Ta ki, karnınızın büyüklüğünün karşınızdakinin gözlerindeki bakışına yansıması "aa ne sevimli"den, "ay çok kocaman"a doğru dönmeye başlayıncaya kadar. İşittiklerinizin de rengi değişmiştir:

Uykusuz gecelere hazır mısın? Uyuyabiliyorken uyu!
Doğum sonrası için alışverişlerini şimdiden yap!
Kim yardım edecek?
Bebek bakımını öğren!

Kafanız karışmıştır. Hamilelikte bölük pörçük uyuduğunuz uykudan daha ne kadar kötü olabilir? Türlü çeşit üründen size lazımlar nasıl seçilebilir? Eşiniz de yardımcı olursa, daha ne kadar yardım gerekebilir? Bebek bakımı mı?

Bu dizide size buz dağının görünmeyen yüzünü anlatmaya çalışacağım (e, evet biraz iddialı oldu, neyse yazılarda yardım edersiniz, MİM yani). Henüz hamile olanlar için koca göbek inince başlarına neler geleceği ile ilgili fikir vermeye, kendilerini hazırlamalarına yardımcı olmaya çalışacağım (tamam canım ben tek başıma nasıl anlatayım hepsini, MİM işte, yazın siz de bayram tatili var önümüzde, yorumlara linkini eklemeyi unutmayın :))

Yorumlardan ve MİM'lerden Linkler:
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/mesgule-dusurdum-kendimi.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/lkg-lohusa-kadnn-gunlugu.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-sonra-hayat-yardm-alma-lkg.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-hemen-sonra-hayat.html

http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/hamilelik-ve-annelikte-sozluklerimize.html (A'dan Z'ye)
http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/bu-sefer-de-sozluklerimizden-ckanlar.html (A'dan Z'ye)
http://blogcuanne.com/2009/12/03/dogumdan-sonra-hayat-var-mi/
http://www.cocuklacocuk.com/cocuklarla-hayat-var-mi (ikinci çocuktan sonrası)
http://ozguranne.blogspot.com/2009/12/uyku-konusuna-hzl-baks-annenin-uykuyla.html
http://huysuzvetatli.blogspot.com/2009/11/aman-diyim.html

posted on 25 Kasım 2009 Çarşamba 14:45:36 UTC  #    Yorumlar [16]
# 24 Kasım 2009 Salı

Ayk, senin sevindiğine sevinmesine sevinmektir.

Sabah 6:25'te geldi bizim odaya. Bir süre sonra tuvalete gitmek istedi. Dönünce, erken oğlum uyuyalım sen yüzüstü dön dedim. Baktım dönüyor, uyuyacak herhalde diye ben de rahat yanıma döndüm. Ona arkamı dönmüş oldum. Anne öbür tarafa dön yüzünü göreyim dedi. Hemen döndüm, sırıtıyor olmalıyım. Gözümü açtım ona baktım. O da benim sırıttığımı görmüş sırıtıyordu. Sevindiğimi görünce sevinmesine daha da sevindim.

posted on 24 Kasım 2009 Salı 21:09:50 UTC  #    Yorumlar [2]
# 20 Kasım 2009 Cuma

Haftaya çok yorgun başladım. Aşı olmanın mantıklı olduğu kafama yatmışken doktorumuzun hayır demiş olması beni huzursuz ediyordu. Salı sabahı bir arkadaşım arayarak, onların doktorunun "durum değişti, hastalığın seyri değişiyor acil aşı yaptırın" demek için aradığını iletti. Ben de hemen bizim doktorumuzu aradım. Hemşiresi doktorumuzun yurt dışına çıktığını, "durumun değiştiği, aşı yaptırmamız gerektiği" ile ilgili not bıraktığını söyledi. Birden bir rahatlama hissettim. Diğer yandan bu fikir değişikliğinin sebebini merak ettim. Başladım yine telefon görüşmelerine (domuz gribinden ölmem belki ama radyasyondan öleceğim kesin). Aynı zamanda doktor olan ve çocuklarını bizimle aynı doktora götüren arkadaşlarımı aradım. İstanbul’da çocuk doktoru olan bir arkadaşımı aradım, 5–10 civarı başka doktor arkadaşlarını ve yakınlarını da aramadım değil :) Aldığım cevaplar ve vardığım sonuç şöyle:

Neden önceden Hayır'dı da şimdi Evet oldu?
İlk önce hayır denmesinin nedeni, hastalığın seyrinin oldukça hafif geçiyor olması ve salgın olma riskinden henüz emin olunmaması ve henüz aşı ortada yokken insanları bir telaşa düşürmektense aşı gelene kadar hastalığın seyrine bakıp sonra net karar vermekmiş.

Havalar Soğudukça Virüsün İşi Kolaylaşıyor
Domuz gribinin özelliği soğukta çok daha aktif olmasıymış. Şu anda hastalık geçiren insanların daha hafif geçirmesi ve ailenin diğer üyelerine yayılmayış nedeni bundanmış. Fakat hava şartları soğudukça özellikle Ocak-Şubat ayı gibi virüs en etkili halini alacakmış. Bir salgın kaçınılmaz görünüyormuş.

Neden Küçükler Risk Grubunda?
Şu ana kadar gözlemlenen de genelde küçük çocuklarda 2–3 misli daha ağır seyrediyor olmasıymış. Bunun nedeni de 10 yaş üstü insanların bugüne kadar birçok virüs ve bakteriyle karşılaştıklarından hemen antikor üretiyor olmasına karşın 10 yaş altının en az 2 defa bu virüsle etkileşmeden vücutlarının bir bağışıklık kazanamamasından dolayı üst üste hastalanma risklerinin yüksek oluşu ve ağır geçirme durumları söz konusuymuş. Küçüklere 2 doz halinde aşının vurulmasının nedeni de buymuş. Ve çocukların gerçek antikor oluşturmaları 2. dozdan yaklaşık 10 gün sonra yani şu anda aşı vurulan bir çocuk ancak Ocak başında gerçek korumaya geçecektir ki bu da hastalığın en etkin tarihine denk gelmektedir. Aşı olunacaksa acilen olunmalıymış yoksa aşı olmanın pek değeri kalmayacakmış.

Aşının içindeki maddeler
Hepatit B aşısının içinde olan maddelerden daha farklı değilmiş. Bazı doktorların karar sizin demesinin nedeni ise, her ilacın, her iğnenin ve her aşının milyonda bir bile olsa riskler taşıdığının bilinmesi. Milyonlarca kişi aşı olurken elbette (maalesef) bu yan etkilerden etkilenen insanlar olmaktadır. Ama sadece bir ateş düşürücünün bile prospektüsünü okusanız yan etkileri içinde çocuğun havale geçirmesinden, felcine 2 sayfa yan etki yazmaktadır ve bunlar yaşanmıştır. Peki, çocuğu 39 derece ateşliyken ateş düşürücü vermeyeniniz var mı?

Bu kadar hızlı aşı üretilmesi
Evet bu firmalar çok uzun yıllardır, çocuklarımıza vurdurduğumuz aşıları üretenlerdir. Ellerinde zaten gereken maddeler mevcuttur. Tek dışardan yeni eklenen yeni virüstür. Acil ve çok hızlı aşı üretmek zorundalar çünkü bir salgın söz konusu. Evet, bunun sonucunda çok para kazanmayacaklar mı, evet kazanacaklar. Ne yapalım bu da onların işi.

Dün oğlumu da aldım ve sağlık ocağına gittik. İkimiz de aşı olduk.

Bu arada Aşı esnasında ayılıp bayılan ve günlerce kendine gelemeyen insanlardan bahsedilmişti. Kendisi de aşı olan bir insan olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, Can'da veya bende en ufacık bir yan etki olmadı. Kolumuz bile acımadı.

Bu neye benziyor biliyor musunuz? Geçen sene aşılı karpuzlar için genetiği değiştirilmiş diye söylentiler çıktı ve çiftçilerimiz karpuzlarını satamadılar. Kimse karpuz yemedi. Karpuzlar tarlalarda çürümeye terk edildi. Aşılı karpuz üreten bir firmanın üretim müdürü olarak bütün işletme bayıla bayıla karpuz yedik tüm yaz. O güzelim karpuzlara yazık oldu. Niye mi yedik? Bizim onların genetiğini falan değiştirdiğimiz yok. Biz kimiz ki genetik değiştireceğiz. Nerede bizde o teknoloji? Ayrıca niye yapalım??

Herkese bol sağlık diliyorum!

Domuz Gribi Aşısını Olmaya Nasıl Karar Verdik (Damla versiyonu)

posted on 20 Kasım 2009 Cuma 11:22:54 UTC  #    Yorumlar [13]