# 05 Aralık 2009 Cumartesi

Dizi arasına dizi, dizi ortasına yazı aldım. Son zamanlarda kırk işi aynı anda düşünen kafam gibi burayı da DNA sarmalına çevirdim. Merak etmeyin, en çok kullandığım ürünler ve Doğumdan sonra hayat var mı dizilerinin sonunu getireceğim. 

Seneler önce uygun fiyata çok güzel bir portatif yılbaşı ağacı kapatmıştık. Yılbaşından 1 ay kadar önce kurup, toplama konusunda da tembellikten ilkbahara kadar falan beklediğimiz için, bayılmayalım diye süslerde her yıl az da olsa değişiklik yapmaya çalışıyoruz.

Ben her sene süsleri pahalı bulur, Gökhan almaya niyetlenince de "ne var bunda yaparım bundan ben, o kadar para etmez" falan diye aldırtmam, sonra da hiçbir şey yapmaya vakit bulamam. Neyse, Ilgaz'ın büyümesiyle birlikte aktivite arayışına girince, internette bu tür işler için bol miktarda basılmaya hazır malzeme olduğunu keşfettim. Kesin yılbaşı süsü de vardır diye aradım ve çok güzel iki sayfa buldum. Bunları Ilgaz, ben Gökhan hep birlikte bir akşam aktivitesine dönüştürdük. Ilgaz bir tanesini kendisi kesti, sonra sıkıldı (biraz da düzgün kesme isteği yüzünden sanırım, çünkü ağaca asılacağını biliyordu ve resimdeki örneği de gördü), bir kısmını yapıştırmaya yardım etti. Ben diğerlerini keserken kesilmemiş kağıtlarla oynadı. Ben o yattıktan sonra kalanları çabucak bitirdim. Ertesi gün onları ayırdı, bunlar senin, bunlar babamın, anneannemin diye, sonra hepsini ağaca kendisi taktı.

4 yüzlü çan ve 3 yüzlü geyikler için basılabilir pdf'in adresi burada. Talimatlar ingilizce olsa da resimlerinden yapılışını rahatlıkla çıkartabilirsiniz.

Disney karakterleri burada (resimde bir tanesi üçgen şeklinde geride görünüyor, iki çeşit). Bunları kestikten sonra yapıştırmadım. Lamine ettikten sonra kestim. Yırtılmayacaklarından seneye de kullanılabilecekler. Delgi ile tepelerinden deldikten sonra ip taktım.

 

posted on 05 Aralık 2009 Cumartesi 23:28:05 UTC  #    Yorumlar [3]
# 04 Aralık 2009 Cuma

Ayk, rüyasındaki hareketlerin için bile sorumluluk duymaktır!

Sabah 6:30'da geldi, daha hava karanlıktı. Ne zaman sabahları bizim yatağa dadansa, hep daha erken, daha erken gelir, en sonunda bir gün geldiğinde hala gecedir ama o gelip muhabbet etme konusunda ısrarcıdır, kendi yatağına itina ile yerleştirilir, sonra bir süre yatağa gelmek istediğinde hep yerine geri götürülür. Ta ki bir önceki dönem unutulup, ay ne tatlı diye sevgiyle yatağa kabul edilene kadar. Sonra döngü tekrar başlar. Neyse sabah geldi. Ben aşağıdaki diyalog geçerken hala uyuyordum:

- Annecim hayvanlı eve gitmeyelim bi daha.
- Rüya mı gördün Ilgaz?
- He, he (onay). Hayvanlı eve gitmiştik. Anne bi daha hayvanlı eve gitmeyelim, hayvansız eve gidelim.
- Ne gördün Ilgaz anlat oğlum.
- Tatlı kedinim ben senin.
- Anlat tatlı kedim.
- Hayvanlı eve gitmiştik.
- Ne vardı hayvanlı evde?
- Hayvanlar vardı, anne gitmiyelim hayvanlı eve.
- Oğlum rüyaydı yavrum, aslında gitmedik biz bir yere uyuyordun, rüya gördün, şimdi güzel bir şeyler düşün öyle uyu, o zaman görmezsin (karşımdaki çocuk 13 yaşında ya)
- ...(suskunluk)
- ...(anladı herhalde, uyu tekrar)
- Anne gitmiyelim bi daha hayvanlı eve
- Ilgaz'cığım ama rüya sadece, ben rüyanda yaptığımı gördüğün şeyleri yapmıyorum ki aslında (çocuk 23 yaşında degil!!!)
- Anne gitmiyelim...
- Tamam tatlı kedim!!!

Ne zaman rüyasında beni görse, yapmadığım şeylerle itham ediyor beni. Geçende de "kırmızı çıkartmayı yapıştırma anne siyahı yapıştır" diye söylenerek uyandı. Sabah da omleti ters çevirme anne, hayır senin çatalınla değil, benim çatalımla çevir diye ağlayınca, dedim ki kendi kendime, ben kesin bu çocukla çok fazla inatlaşıyorum. Acaba hep kendi dediğimi mi yaptırmaya çalışıyorum? Tercihlerine saygı göstermiyor muyum? Çişini söylemeyi de bu yüzden mi bıraktı? Vıdı vıdı vıdı vıdı?

posted on 04 Aralık 2009 Cuma 14:37:12 UTC  #    Yorumlar [7]
# 03 Aralık 2009 Perşembe

Doğumdan Sonra Hayat Var mı Dizisinde:
Doğumdan Sonra Hayat Var mı? 
Doğumdan Sonra Hayat - Uyku
Doğumdan Sonra Hayat - Alışveriş
Doğumdan Sonra Hayat - Yardım İhtiyacı
Doğumdan Sonra Hayat - Bebek Bakımı

Doğumdan Sonra Alışveriş

Bana en garip gelen tavsiyelerden biri bu alışveriş meselesiydi. İyi ama ne almamı bekliyorsunuz? Bakkala da mı gidemeyeceğiz?

Doğum sonrasında alışverişle ilgili:
1 - Ülkemizde eviniz dışındaki hemen hiçbir yer düzenlenirken bebekli insanlar hesaba katılmamıştır. Bebek arabaları ile geçeceğiniz kaldırımlara arabalar park etmiştir. Emzirme odaları alışveriş merkezleri ile sınırlıdır, oralarda da emzirmeden önce el yıkayacağınız lavaboda bir bayanın iç çamaşırla kalana kadar soyunmuş ayaklarını yıkadığına tanık olabilirsiniz (cevahirde 2 kez başıma geldi, toplam 4 kez gittim o odaya zaten). Aile tuvaleti kavramı neredeyse bilinmemektedir (bebek arabası ile sığacağınız geniş tuvalet, sizin de çişiniz gelebilir).
2 - Bebekle dışarı çıkmak doğumdan itibaren önerilen bir aktivitedir. Ancak alışveriş biraz zordur. Alışveriş merkezleri kapalı ortamları ile küçük bebeklere pek uygun değildir. Acıktığında emzirebilmek için uygun bir ortam bulabilirsiniz belki ama sık emzirmeler işinizi bölecektir. Zaman geçtikçe bu durumları idare etmeyi öğrenirsiniz ama ilk haftalarda, daha bebeğinizle birbirinize alışamamışken saatler süren bir alışveriş ikinizi de strese sokabilir.
3 - Bebeğinizi emanet ederek birkaç saatliğine kafanızı dağıtmak için çıkabilirsiniz. Ancak, hamilelikte alışverişe çıktığınızda, kocaman göbeğiniz etrafınızdakilere kuyrukta bekleyemeyeceğinizi açıkça ifade etmektedir. Doğum sonrasında artık bu gösterge ortadan kalkmıştır. Evde acaba ağladı mı, acıktı mı diye endişe ettiğiniz bir bebeğiniz vardır ama kimse bunun farkında değildir. Ilgaz 6 aylık olduğunda, ilk kez uzunca bir alışverişe gitmiştim. Bir bayan ben kabinde giysi denerken, “lütfen çabuk olabilir misiniz, arabada 3 haftalık bebeğim var” diye seslendiğinde apar topar kabini boşaltmıştım. Telaşlı bayan yüzüme bakıp “Çok teşekkürler, giyecek bir şeyim kalmamıştı” dediğinde gözlerim dolmuştu :)
4 - En iyisi, doğum sonrasındaki ilk birkaç ay için sizin yapmanız zorunlu alışverişleri önceden yapıp, doğum sonrasında, hava almak için ya da değişiklik olsun diye alışverişe çıkmaktır. Bir park ya da çay bahçesi ziyareti yüksek ihtimalle size de bebeğinize de alışveriş macerasından daha iyi gelecektir.

Doğum sonrasındaki ihtiyaçları karşılamakla ilgili 6 öneri:
1 - Doğurur doğurmaz eski giysilerinize giremeyebilirsiniz. Hatta bunun aylar alacağını düşünerek kendinizi hazırlarsanız daha iyi hissedersiniz. Hamilelik giysilerinizi ve lohusa geceliklerini de ilk haftadan sonra pek canınız çekmeyebilir. Zevkinize uygun, iç açıcı renklerde rahat, spor giysiler edinin. Emzirme sırasında çok terleyebileceğinizi hesaba katın. Sık değiştirmek üzere, önü kolay açılan bolca havadar üst edinebilirsiniz.
2 - Bebek bezleri, ıslak mendiller en kolay ulaşılan ürünlerdir. Boş yere bunları stoklamayın. Önceden araştırıp, farklı markaların özelliklerini karşılaştırabilirsiniz. Nurturia'da taze bir babanın bez konusu ile ilgili sorduğu soruya tecrübeli anne-babalarımızdan nefis yanıtlar yağmaya devam ediyor: http://www.nurturia.com.tr/questions/fbc5b5e3-342a-4186-b600-9ca10175dc88/1/hangi-bebek-bezi 
3 - Özellikle gezerek seçmeniz gereken ürünlere yoğunlaşın. Eğer ihtiyacınızı tam olarak kestiremiyorsanız, seçmekte zorlanıyorsanız erteleyin. Araştırdığınız markaları ve fiyatlarını not alın, daha sonra ihtiyacınız netleşip alacağınız ürünü daha iyi kestirdiğinizde gidip nokta atışı alabilirsiniz. İşinizi görmeyen bir ürünü kullanmaya çalışmaktansa, zamanı geldiğinde bir bilene sorup almak daha kolay olacaktır.
4 - Bütçeniz dahilinde size zaman kazandıracak ürünleri inceleyin, dergilere bakın, blogları, bebek mağazalarını dolaşın. Yine bir sürü şey stoklayın demiyorum, ama ileride sıkıştığınızda, hamileyken göz ucuyla gördüğünüz bir malzeme gününüzü kurtarabilir.
5 - Market alışverişi başta olmak üzere internet üzerinden sipariş verebileceğiniz siteleri araştırın. Özellikle bebek, bebek arabası ve çantası yanınızdayken bir de ağır malzemeleri taşımaktansa, rutin toplu alışverişlerinizi evinize sipariş edebilirsiniz. Ben 1999 yılından beri dönem dönem Migros'tan ve 2002'den beri Carrefour'dan (eskiden Gima'ydı) alışveriş yapıyorum.
6 - Bebekle birlikte alışveriş zor olsa da, açık hava gezileri hem bebek hem anne için çok iyidir. Kullanışlı bir çanta, emzirme örtüsü, kanguru gibi bebekle kısa gezilerde işinize yarayacak malzemeleri araştırın (pahalı kullanışlı demek değildir).

Lohusalık bir olağanüstü haldir.

Başka bloglardan:
http://huysuzvetatli.blogspot.com/2009/11/aman-diyim.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/mesgule-dusurdum-kendimi.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/lkg-lohusa-kadnn-gunlugu.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-sonra-hayat-yardm-alma-lkg.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-hemen-sonra-hayat.html

http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/hamilelik-ve-annelikte-sozluklerimize.html (A'dan Z'ye)
http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/bu-sefer-de-sozluklerimizden-ckanlar.html (A'dan Z'ye)
http://blogcuanne.com/2009/12/03/dogumdan-sonra-hayat-var-mi/
http://www.cocuklacocuk.com/cocuklarla-hayat-var-mi (ikinci çocuktan sonrası)
http://ozguranne.blogspot.com/2009/12/uyku-konusuna-hzl-baks-annenin-uykuyla.html

posted on 03 Aralık 2009 Perşembe 10:10:50 UTC  #    Yorumlar [9]
# 01 Aralık 2009 Salı

All for Kids yepyeni bir alışveriş dergisi, çocuklu anneler için.

Aranızda futbola meraklı olanlar varsa Futbol Ekstra'dan Banu Yelkovan'ı tanıyor olabilirler. Banu oğlu Aras 2 yaşına yaklaşırken, kendi deyişiyle asıl işi olan dergiciliğe dönmüş ve All Kids'in editörlüğünü yapmaya başlamış. Derginin ilk sayfalarında "editörden" bölümünde, Banu şöyle diyor:

"Bu dergiye hiçbir şey laf olsun diye konulmuyor, hepsi denenmiş, kullanılmış, test edilmiş, onaylanmış fikirler. Ne saçını süpürge etmeye ne kendilerini kariyerlerine adamaya niyeti olmayan annelerden tavsiyeler"

Derginin Blog bölümünü de Kitubi'ye ayırdılar. Ayrıca bu ayki sayıda bir de röportajım var.

Dergi dolu dolu, ben de yazıyorum diye demiyorum, işe yaraması için uğraşıldığı belli oluyor. Anneler için hazırlanmış ama çocuklar için sayfalar da var, ayrıca bu ayki sayıda çok güzel Sünger Bob hafıza kartları hediye.

Hoşuma giden bir diğer yanı, derginin eleştiriye açık olması ve okuyucu görüşüne çok önem vermesi. Dergiyi okuduktan sonra görüşlerinizi Nurturia'da ALL for kids grubuna yazabilir, editörü Banu ile iletişim kurabilirsiniz.

posted on 01 Aralık 2009 Salı 21:05:38 UTC  #    Yorumlar [16]
# 30 Kasım 2009 Pazartesi

Doğumdan Sonra Hayat Var mı Dizisinde:
Doğumdan Sonra Hayat Var mı? 
Doğumdan Sonra Hayat - Uyku
Doğumdan Sonra Hayat - Alışveriş
Doğumdan Sonra Hayat - Yardım İhtiyacı
Doğumdan Sonra Hayat - Bebek Bakımı

Doğumdan Sonra Hayat - Uyku

Uyku ile ilgili birçok yazı yazdım. Ama bu yazı bebeğin değil, annenin uykusu ile ilgili. Hamilelikte uyku kalitesi kötüdür. Aslında bence doğa sizi yormaya değil, hazırlamaya, kalitesi uyku ile idare etmeye alıştırmaya çalışmaktadır. 

O kadar uykusuzluk çekerdim ki, gece detaylarını hatırlayamadığım boşluklar olurdu. Şimdi bu bebek yanımda yatıyor, emzirdim de mi uyudu, yoksa daha emzirmedim mi de yanıma alınca uyudu? En son hangi memeyi verdim? (bunu milyonlarca kez sordum gerçi) Altını ne zaman değiştirdim?

Birkaç kez de şöyle bir şey oldu. Ilgaz ağlıyor, uyanıyorum, beşikten alıyorum, başlıyorum emzirmeye. Ama Ilgaz'ın ağlaması kesilmiyor. Sonra pozisyon değiştireyim, kavrayamadı derken Ilgaz eziliyor, nefesim kesilerek korkuyla uyanıyorum. Gözümü açıyorum, Gökhan Ilgaz kucağında beni uyandırmaya çalışıyor. Ben de yorganı Ilgaz gibi tutup sıkı sıkı sarılmış göğsüme bastırıyorum.

Doğum sonrasındaki uykunun 5 özelliği:
1 - Gece gündüz ayırt etmeden bebeğiniz her uyuduğunda uyumaya kalkışsanız bile, uyku kısa sürelidir, kesikli çizgi gibidir.
2 - Uyumadığınız zamanlarda, sizi önemli bir sorumluluk bekler. Yani uykulu uykulu bebekle ilgilenmek zorundasınızdır. 
3 - Çoğu bebek ilk haftalarda 1-2 saatte bir emmek ister (Bu sıklık giderek azalacak).
4 - Uyku parçalı da olsa aslında ağır bir uykudur. Bir süre sonra çok hızlı bir şekilde derin uykuya geçebildiğinizi farkedeceksiniz.
5 - Emzirmek uyku getirir.

Lohusalıkta uykusuzlukla başa çıkmak için 6 öneri:
1 - Durumunuzu kabullenin. Hamilelikte uyumakta güçlük çekiyorsanız, bunun bir sebebi var. Gece uykusuna takılmayın. Saat hesabı yapmak yerine, uyuduğunuz her dakikanın tadını çıkartmaya bakın.
2 - Emzirmenin getirdiği uyku hormonaldir. Doğa sizi dinlendirmeye çalışır. Bu sürekli üzerinize ağırlık çökme durumunu normal kabul edin, bölük pörçük uykunuzla ilişkilendirerek moralinizi bozmayın.
3 - Emzirirken kestirebileceğiniz bir ortam düzenleyerek, bu durumu avantajınıza kullanabilirsiniz. Eğer becerebilirseniz, yan yatarak emzirmek çok iyi bir dinlenme şeklidir. Evde yardım edecek biri varsa, bebeğiniz memede uyuyakaldığı zamanlar siz de onunla birlikte uyuyun. Evdekiler ABÖS'a karşı bebeği yanınızdan alıp güvenli bir yere geçirirken siz uyumaya devam edin.
4 - Doğumdan sonra gece emzirmek için uyansanız bile daha çabuk derin uykuya dalarsınız. Yenidoğanların emmeden uzun süre uyumalarına izin verilmez (yoksa susuz kalabilirler, sarılık olabilirler). Doktorunuz izin verdikten itibaren bebeği emzirmek için uyandırmayı bırakırsınız. Bundan sonra gece bebeğiniz uyandığında saate bakmamanızı, gece kaç kez uyandığını saymamanızı öneririm. İnce hesap yapmayın, uyuklayarak emzirin ve o uyur uymaz suyunuzu içip geri yatın. Sabah "gece kaç kere uyandı?" sorusu sorulduğunda "bilmem" diyebilecek kadar farkında olmaksızın emzirmeyi öğrenmelisiniz.
5 - İlk haftalar için, mümkünse yatağınızdan kalkmadan, fazla eğilip doğrulmadan bebeği alabileceğiniz bir beşik tipi seçin. Bebeği içinden alıp geri koymak zor olmasın.
6 - Gündüzleri kestirecekseniz, evin kalabalık olduğu zamanları tercih edin. Sanıldığının tersine, yenidoğanlar sessizlikte değil, gürültülü hareketli ortamlarda daha iyi uyurlar.

Ilgaz küçükken ne zaman misafir gelse 3-4 saat uyurdu. Ben de hem misafirlerle oturmaktan keyif alır, hem de saatime bakar, "eğer yatmış olsam ne güzel 4 saat uyuyacaktım" diye hayıflanırdım. Misafirler de "aa ne uslu, bizimki hiç böyle uyumazdı, hep ağlardı" falan gibi laflar ederlerdi sinir olurdum. Sonra çözdüm ki çocuk kalabalıkta uyumayı seviyor, ama iş işten geçmişti. Misafirleri başkaları ağırlasın, siz devrilin yatın, kusurunuza bakan olursa bu yazının adresini verin.

Lohusalık bir mücbir sebeptir.

Bunlara bir göz atın:
Sabaha kadar uyuyan bebekler - gündüz ve gece
Sabaha kadar uyuyan bebekler - beslenme
Bebeğimi nasıl uyutmalıyım - Türk kültüründe “ Bebeği uyutmak” kavramı
Bebeğimi nasıl uyutmalıyım? - Yatağında!
Bebeğimi nasıl uyutmalıyım? - Düzeninde

Başka bloglardan: (atladıklarım varsa lütfen yorumlara yazın, yazıya ekleyeyim)
http://ozguranne.blogspot.com/2009/12/uyku-konusuna-hzl-baks-annenin-uykuyla.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/mesgule-dusurdum-kendimi.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/lkg-lohusa-kadnn-gunlugu.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-sonra-hayat-yardm-alma-lkg.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-hemen-sonra-hayat.html

http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/hamilelik-ve-annelikte-sozluklerimize.html (A'dan Z'ye)
http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/bu-sefer-de-sozluklerimizden-ckanlar.html (A'dan Z'ye)
http://blogcuanne.com/2009/12/03/dogumdan-sonra-hayat-var-mi/
http://www.cocuklacocuk.com/cocuklarla-hayat-var-mi (ikinci çocuktan sonrası)
http://huysuzvetatli.blogspot.com/2009/11/aman-diyim.html

posted on 30 Kasım 2009 Pazartesi 20:25:30 UTC  #    Yorumlar [5]
# 25 Kasım 2009 Çarşamba

Doğumdan Sonra Hayat Var mı Dizisinde:
Doğumdan Sonra Hayat Var mı? 
Doğumdan Sonra Hayat - Uyku
Doğumdan Sonra Hayat - Alışveriş
Doğumdan Sonra Hayat - Yardım İhtiyacı
Doğumdan Sonra Hayat - Bebek Bakımı

Doğumdan Sonra Hayat Var mı?

Çevrenizde bebekler gitgide çoğalmıştır. Yeğenler, arkadaş çocukları derken, sıranın size yaklaştığını hissedersiniz. Hastane ziyaretlerinde sükunet ve şaşkınlık hakimdir. Mışıl mışıl uyuyan bir avuç bebek, yorgun ve şaşkın anne, heyecanlı, neşeli baba, gururlu babaanne olabilir karşınıza çıkan karakterler. Bebekler daha yakınınıza düştükçe, ev ziyaretleri ya da birlikte gezmeler seviyesine gelindiğinde kaosu biraz hissetmeye başlarsınız. Daha ileri gidip, bebekli bir arkadaşınıza yardım etmeye kalkışırsanız, önünüzdeki tabloda kendinizi hayal etmek artık zorlaşır. Şu evi biraz toparlasalar daha iyi olmaz mı, bu bebek neden bu kadar ağlıyor hasta mı, bu kadar malzemeye ihtiyaç var mı, çocuktan başka konu konuşulmaz mı, ben çocuk yapmayayım, ya da benim çocuğum uslu olur gibi uyduruk düşünceler üretir beyniniz. Hormonlarınız fazla korkmamanız için sizi derinlemesine düşünmemeye sevk eder. İnsan türü üremeye devam etmelidir.

Bebekler süper canlılardır, pozitif enerji yumağı gibidirler. Bebek sevmeye gittiğinizde, dönüşünde meditasyon yapmış gibi rahatladığınızı hissedersiniz. Kısa süreli bebek ziyaretlerinde, sever ve ayrılırsınız. Eğer özellikle bebek seven biriyseniz, aklınızın bir bölümü ayrıldıktan sonra bir süre daha bebekte kalır. Çocuklu tanıdıklarınız da sizi sürekli bebek yapmaya teşvik etmektedirler:

Dünyanın en güzel şeyi!
Çocuksuz hayat olur mu!
Olunca anlarsın!

Buradan sonrasını biraz hızlı anlatayım. Bir şekilde o kararı alırsınız, ya da doğa size kararını bildirir. Kimileri için kolayca, kimileri için yıllarca süren emeğin meyvesi olarak gerçekleşir hamilelik. Daha şimdiden sizin hatırınızdan çok, bebeğin cinsiyeti, planlanan ismi sorulmaya başlanmıştır. Herkes size yardımcıdır, herkes size sempatiyle yaklaşır, kendinizi prenses gibi hissedersiniz. Ta ki, karnınızın büyüklüğünün karşınızdakinin gözlerindeki bakışına yansıması "aa ne sevimli"den, "ay çok kocaman"a doğru dönmeye başlayıncaya kadar. İşittiklerinizin de rengi değişmiştir:

Uykusuz gecelere hazır mısın? Uyuyabiliyorken uyu!
Doğum sonrası için alışverişlerini şimdiden yap!
Kim yardım edecek?
Bebek bakımını öğren!

Kafanız karışmıştır. Hamilelikte bölük pörçük uyuduğunuz uykudan daha ne kadar kötü olabilir? Türlü çeşit üründen size lazımlar nasıl seçilebilir? Eşiniz de yardımcı olursa, daha ne kadar yardım gerekebilir? Bebek bakımı mı?

Bu dizide size buz dağının görünmeyen yüzünü anlatmaya çalışacağım (e, evet biraz iddialı oldu, neyse yazılarda yardım edersiniz, MİM yani). Henüz hamile olanlar için koca göbek inince başlarına neler geleceği ile ilgili fikir vermeye, kendilerini hazırlamalarına yardımcı olmaya çalışacağım (tamam canım ben tek başıma nasıl anlatayım hepsini, MİM işte, yazın siz de bayram tatili var önümüzde, yorumlara linkini eklemeyi unutmayın :))

Yorumlardan ve MİM'lerden Linkler:
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/mesgule-dusurdum-kendimi.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/11/lkg-lohusa-kadnn-gunlugu.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-sonra-hayat-yardm-alma-lkg.html
http://annecafe.blogspot.com/2009/12/dogumdan-hemen-sonra-hayat.html

http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/hamilelik-ve-annelikte-sozluklerimize.html (A'dan Z'ye)
http://caninguncesi.blogspot.com/2009/08/bu-sefer-de-sozluklerimizden-ckanlar.html (A'dan Z'ye)
http://blogcuanne.com/2009/12/03/dogumdan-sonra-hayat-var-mi/
http://www.cocuklacocuk.com/cocuklarla-hayat-var-mi (ikinci çocuktan sonrası)
http://ozguranne.blogspot.com/2009/12/uyku-konusuna-hzl-baks-annenin-uykuyla.html
http://huysuzvetatli.blogspot.com/2009/11/aman-diyim.html

posted on 25 Kasım 2009 Çarşamba 14:45:36 UTC  #    Yorumlar [16]