Aranızda izleyenler vardır, BBC'nin televizyon ve obezite ilişkisi üzerine bir belgeseli vardı. Televizyon izlediğimiz zamanlarda bir kanalda rastlamıştık.
Yemeklerin televizyon karşısında yenildiğinde tokluk hissinin gelmediği için daha fazla yemek yenilerek obezite riskinin sağlam şekilde arttığını ortaya koyan araştırmaları sunuyordu belgesel. Bir masada sakin sakin 2 dilim pizzayla doyan ergenlik çağındaki kızımız, annesi ile birlikte televizyonun karşısında aynı büyüklükteki pizzanın tamamını yiyiveriyordu bu belgeselde.
Bu akşam bu deneyi Ilgaz üzerinde yaptım, onayladım, TV kesinlikle obezite riskini arttırıyor.
Ilgaz normal kiloda bir çocuktur, hiç tombiş olmadı. En son kontrolünde doktoru göbeğine iltifat ederek, "oo yemeklerimizi güzel yiyoruz" şeklinde Ilgaz'a, kilosunun da yaşına ve boyuna göre çok iyi olduğunu bize ayrı ayrı belirtmişti. Yani fazlası da, eksiği de yoktur. Demek ki Ilgaz bu yediğinden fazla yese şişmanlayacak öyle değil mi? Ilgaz genel olarak akşam yemeklerinde fazla bir şey yemez. Bazen bir yemeği çok beğenir, çok da aç olur, oturur yer, bu durumları ayrı tutuyorum. Ama iki çeşit yemeğin ikisini de bitirecek kadar uzun süre sabredip sofrada oturamaz zaten. Oturduğu süre boyunca da genelde çöplenme şeklinde yer, biraz yemekten yer, salatanın suyunu içer, içinden bir şeyler seçer yer, öbür yemekten isteyip ondan biraz yer, birkaç kaşık yoğurt atar ağzına, hani rakı sofrasındaki mezelerden yer gibi.
Bu aralar "değişiklikler" çok hoşuna gidiyor. O gün her zamankinden farklı ayakkabı giymek gibi. Ben de artık büyüdü, bir "değişiklik" yapalım, DVD izlerken birlikte yemek yiyelim dedim. Bugün Aydo'yla tiyatroya gittiler ve öğlen uykusu uyuyamadı. Böyle günlerde akşam yemekleri pek eğlenceli geçmiyor. Televizyonun karşısına çilingir sofrasını kurdum ve Susam Sokağı DVD'sini açtım.
Ilgaz benim hayret dolu bakışlarımı da fark etmeden, kaşık kaşık çorbasını bitirdi, kasenin dibini sıyırdı. Sonra patates yemeğine geçti, kıymalarını falan da seçmeden tıkır tıkır hepsini yiyordu ki, DVD bitiverdi. Kalktı televizyonu kapattı ve tabaktaki yemeği bitirmedi. Tabakta az patates kalmıştı, eminim DVD bitmemiş olsaydı kalanını da yemiş olacaktı.
Hipnotize olarak yemiş olamaz, çünkü yemeğini kendisi yedi, ben ağzına yedirmedim. Yemeğin tadını mutlaka beğendi, beğenmediği yemeği yemeyecektir. Ama resmen doyduğunu anlayamadı işte. Ilgaz hayatında ilk kez bir şey izleyerek yemek yemiş oldu. Bu değişikliği pek sık yapmayacağız gibi duruyor.
Eğer sizin de veremediğiniz doğum kilolarınız ve televizyon karşısında yeme alışkanlığınız varsa, acil bırakmanızı öneririm. Güzel bir müzik eşliğinde mütevazi bir sofra gibisi yok, döke saça yiyen, sandalyeye inip çıkıp sizi huzursuz eden bir minik arkadaş eşlik etse bile.