Tuesday, November 27, 2007
Bebeğimi aylarca sadece sıvılarla besledikten sonra, kaşıkla bir şeyler yedirirken kendimi garip hissetmiştim. Sanırım ona da en az benim kadar garip gelmişti bu tecrübe. Bebek pütürlü katı gıdalara da alıştıktan sonraki adımsa ona çiğneyebileceği yiyecekler vermek. Onun bu ilk gerçek lokmaları ile boğuşmasını izlemek çok eğlenceli. Eğlenceli olduğu kadar, boğazına yiyecek kaçması korkusu ile bir o kadar da stres verici.

Bebeğinize çiğneyebileceği yiyecekleri ne zaman vermeye başlayabileceğinizle ilgili doktorunuza danışmanızda yarar var. Benim tecrübelerime göre 7-8 ay civarı bunun için uygun. Çiğneme de öğrenilmesi gereken bir beceri olduğundan çok ertelememek gerektiğini düşünüyorum. Ana prensip bebeğiniz bir şeyler yerken her zaman başında durmak ve onu izlemek. Bebeklerin öğürme içgüdülerinin bizden daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Ezilmemiş bir parça dilinin gerisine ulaşırsa hemen gözleri sulanıp öksürmeye başlıyorlar. Bu noktada çoğu zaman bebeği biraz öne doğru eğmek yiyeceklerin yerçekimi ile olmaları gerektiği yere ulaşmaları için yeterli oluyor. Yine de parçalı yiyecekler vermeden önce acil bir durumda ne yapmanız gerektiğini doktorunuza sormanızda yarar var. Boğulma riskine karşı, fındık fıstık, patlamış mısır gibi çeşitli yiyecekler ilk yıllarda yasak, bunların listesini de doktorunuzdan isteyebilirsiniz.

Ben bu yazımda, Ilgaz'ın çok sevdiği, bizim de yedirirken çok eğlendiğimiz bazı yiyecek ve tarifleri paylaşacağım.

Ekmek kabuğu, bebe bisküvisi:
En sevdiği diş kaşıyıcılar. Kendi elinde tutup namm, nımm diye mırıldanarak yemekten hoşlanıyor. Genelde katkısız tam buğday, tam çavdar ekmeklerini tercih ediyoruz. Kepekli ekmeklerin bebek bağırsaklarına iyi gelmediğini okumuştum. Artık (9 ay) sebze yemeklerini yedirirken, kaşığının ucuna minik bir parça ekmek içi koyuyorum, daha fazla sebzeyi şikayet etmeden yiyor böylece.

Karpuz ezmesi: Mevsimi biraz geçti ama belki manavlarda bulunabilir. Karpuzun çekirdeklerini çıkartarak keskin bir bıçakla çok ince bir şekilde kıyıyorum (domates ezmesi yapar gibi). Başlarda biraz sabırlı olmanız gerekiyor. Bir kase karpuzu yemesi bir saat sürebiliyor. Ama dişsiz damaklarla, minik ağzından suları akarak yemesini izlerken vakit nasıl geçiyor anlamıyorsunuz.

Muz parçaları: Hepsini ağzına tıkıştırmaya çalıştığından henüz kendi eline veremesek de, bizim elimizdeki parçalardan ısırarak yemeye bayılıyor. Özellikle suyu akmadığı, leke yapmadığı, tabak kaşık gerektirmediği için, dışarı çıktığımız zamanlar için favori meyvemiz haline geldi. Mama sandalyesi gerekmeden, her yerde iki arada bir derede, kucağınızda oturtup yedirebiliyorsunuz.

Buharda haşlanmış parmak sebzeleri: Haşlanıp blender'dan geçirilmiş sebzelerden ona da bana da fenalık geldi artık. Farklı sebzeleri ince ama parmaklarıyla tutabileceği büyüklükte doğruyorum. Düdüklü tencerede buharda pişiriyorum. Tencerenin içinde bir yandan biraz da uygun büyüklükte bölünmüş lazanya veya makarna haşlıyorum. Patates, havuç, kabak, karnıbahar, yeşil fasulye (çekirdekleri çıkartın) uygun sebzeler. Piştikten sonra sıcakken çok az tereyağ ekliyor, hatta bazılarını labneye batırıyorum. İlk verdiğimde sanırım kaygan olduları için kendisi tutmaya tereddütle yaklaştı. Tadını alınca işaret parmağıyla dürtükleyip yemeye başladı. Kendi elleriyle yemeye çalışması motor becerileri açısından da çok faydalı.

Labneli çiçek yemeği tarifi:
Malzemeler:
Birkaç karnıbaharın çiçek kısımları
Birkaç brokolinin çiçek kısımları
Bir çay kaşığı dolusu tereyağı
Bir tatlı kaşığı dolusu labne peyniri
Bir elmanın kabukları ***

Çiçekleri elma kabukları ile birlikte kaynayan suda yumuşayana kadar haşlayın. Süzüp elma kabuklarını atın. Çiçekleri tavada tereyağı ile birkaç kez çevirin. Altını kapatıp labneyi ekleyin ve karıştırın.

*** Annemden öğrendiğim bir yöntem. Lahana, karnıbahar gibi pişerken kötü kokan sebzeleri haşlarken elma veya kabuklarını ekleyin. Kötü kokuyu alıyor ve daha az gaz yapıyor. Bebekler meyve kabuklarını yiyemediklerinden, elma, armut gibi besleyici kabukları sebzelerini haşlarken ekleyip, sonra çıkartıyorum. Hem vitamininden faydalanıyorum, hem de yemeklerine lezzet katıyorum. Malum bebek yemeklerinde baharat kullanılmıyor. Su ile hazırlayacağınız muhallebi ve bitki çaylarında da su yerine meyve kabuğu kaynattığınız suyu kullanabilirsiniz.


del.icio.us | Digg This :: posted on Tuesday, November 27, 2007 12:19:45 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]
 

 
 Thursday, November 08, 2007
Hamile kaldığımı öğrendiğimde doktorumdan duyduğum ilk tavsiye idi, "ilk 3 ayda bol bol su iç". O zamandan beri bol su içme tavsiyesini kaç kez duyduğumu sayamadım. Sadece su içerek hamileliğin birçok komplikasyonundan kurtulabilirsiniz. Suyun 9 yararını aşağıda sıraladım:

1 - Toksinlerin atılması: Hamilelikte, özellikle ilk üç ayında, plasenta henüz oluşmamışken, vücuttan toksinlerin hızla atılması gerekiyor. Bunu sağlamanın yolu bol su içmekten geçiyor (ilk üç ayda sık idrara çıkmanın amacının da toksinleri hızla atmak olduğunu okumuştum).

2 - Amniyotik sıvı miktarının korunması

3 - Artan kan hacmi için gereken suyun karşılanması

4 - Kabızlığın önlenmesi: Kabızlık hamilelikte sık yaşanan bir sorun. Lifli yiyecek tüketimi ile birlikte bol su içerek kabızlık sorununu hafifletebilirsiniz.

5 - Hemoroidlerin önlenmesi: Kabızlık sorunu hemoroidlere yol açabileceğinden dolaylı olarak hemoroidlerden de korunmuş olursunuz.

6 - Çatlakların önlenmesi: Çatlak oluşumunda genetik önemli. Ancak yeterli su alımı ile çatlaklardan korunabilir en azından oluşumunu azaltabilirsiniz.

7 - Soğuk algınlığı, ishal, idrar yolları enfeksiyonları gibi hastalıklardam korunmada, ve hastalık durumlarında su kaybının önlenmesi için bol su içmeye çok dikkat etmek gerekiyor.

8 - Ödem oluşumunun önlenmesi

9 - Erken doğum ağrılarının önlenmesi

Sütün ana maddesi su olduğu için, bebeği emzirirken de bol su içmeye çok dikkat etmek gerekiyor. O nedenle, su içmekten hoşlanmayanlardansanız bir an önce durumu kabullenip alışmaya çalışmanızda fayda var. Sürahinin içine hoşlandığınız aromalardan katmak alışmak için iyi olabilir. Limon, portakal, bergamut kabukları, tarçın veya vanilya çubukları, taze nane, fesleğen, az suda kaynatıp içeceğiniz suya ekleyeceğiniz kuşburnu, elma, ayva aklıma gelenler.

Hamilelik ve emzirme döneminde alınması gereken sıvı miktarı günde 2-3 litre. Bu sıvı alımının çoğunluğunu suyun oluşturması gerekiyor. Çay, kahve kola gibi içecekler ve bazı bitki çayları idrar söktürücü olduğundan su yerine geçmiyor. Zaten bunlardan hamileyken de emzirirken de fazla tüketmemek gerekiyor. Hamilelikte bitki çaylarını kullanırken de dikkatli olmak gerekiyor.

Evde, işyerinde her yere sürahiler, şişeler yerleştirmek faydalı olabilir. Dışarı çıkarken de yanınızda su almayı alışkanlık edinmelisiniz. Böylece su içmeyi hatırlarsınız ve kalkıp su almaya üşenmezsiniz. Sürahilerinizin temiz ve kapaklı olmasına dikkat edin. Açıkta bekleyen suda mikrop üreyebilir. Sabah uyanınca su içme alışkanlığınız yoksa bunu adet haline getirebilirsiniz. Son üç ayda mesaneye bası arttığı için idrara çıkma ihtiyacı artıyor. Bu dönemde zaten kötüleşen uykunuzu bölmemek için gerekli suyu içme işini geç saatlere bırakmadan halletmekte yarar var. Arada sırada gün içinde içtiğiniz sıvı miktarını not edip yeterli suyu alıp almadığınızı kontrol edebilirsiniz. Ancak, sürekli litre hesabı ile su içmeye kalkmak sıkıcı olabiliyor. Emzirme dönemi için de klasik tavsiye her emzirmede bir büyük bardak sıvı tüketmek.


del.icio.us | Digg This :: posted on Thursday, November 08, 2007 12:27:22 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00)  #    Comments [0]