# 10 Mart 2008 Pazartesi

Bebeğimi nasıl uyutmalıyım dizisinde:

1 - Türk kültüründe “ Bebeği uyutmak” kavramı

2 - Yatağında

3 - Düzeninde

Ilgaz'ı ilk ay kontrolüne götürdüğümüzde, doktoru Ayla Hanım'a "nasıl uyutalım?" diye sorduk. "Beşiğinde" yanıtını aldık. Dalgınlıkla "nasıl?" yerine "nerede?" diye mi sorduk acaba diye düşündüm. Bazen yatırınca hemen uyumuyor, ağlarsa bırakacak mıyım öyle yani dedim, ağlatmayın canım elbette, kucağınıza alıp sakinleştirin, sonra yine yatırın, şarkıyla, türküyle, ninniyle uyutun, dedi. Ilgaz'ın "demo" günlerinin bitip, gaz sancılarının başladığı o dönemde pek olanaksız gözükmüştü bu şarkı, türkü önerisi bana, kendisinin de bir kızı olmasa, "aman canım" deyip geçebilirdim rahatlıkla.

Daha sonra, birçok kontrolde, çeşitli sebeplerle (diş, gaz, kabus, oyundan ayrılmak istememe, anneden ayrılmak istememe...) uyutmada güçlük üzerine konuştuk. Aldığımız öneri her zaman aşağı yukarı aynıydı. "Mümkün olabildiğince yatağında uyutmaya çalışın."

Biz de 1 seneden fazla süredir hep böyle yaptık. Mümkün olduğunca yatağında uyutmaya çalıştık. Başlarda zorlandık. İstisnalar oldu, ama hep bu ana prensibe uymaya çalıştık. Gaz yüzünden kucakta uyutmak zorunda kaldığımız, hastayken yanımıza aldığımız, kokusuna doyamayıp göğsümüzde uyuyakalmasına izin verdiğimiz oldu elbette. Ancak, bu istisnaların rutine girmesine izin vermedik. İstisnaların en kötü yanı, alışkanlık yapabilmeleridir. Ama eğer bebeğiniz genel olarak yatağında uyumaya alışıksa, istisnalar sonrası tekrar yatağında, ve hatta kendi kendine uykuya dalması gitgide kolaylaşıyor.

Bebeğimi nerede uyutmalıyım? Odasında!

İlk iki ayda, sürekli emip, emerken bile uyuduğu ilk haftalarda, gündüzleri ben hangi odaya gitsem o da benimle birlikte geliyordu. Ancak, akşamları hep aynı düzende beşiğinde (henüz yatak almamıştık) yatırıyorduk. Bu gezginlik hali o dönemde bana da çok iyi gelmişti. Bebek gürültü ve ışığa alışarak gece-gündüzü öğreniyordu. Ben de onu gözümün önünde tutarken, misafirlerle ilgilenebiliyor, mail'lerime bakabiliyor, günlük hayatıma devam edebiliyordum (beşiği mutfağa götürüp salata yaptığım bile oldu). Ilgaz kah beşiğinde, kah kanepede, kah berjerlerde yatıyordu. 2 ay kontrolünde yine Ayla Hanım'a sorduğumuz, "gündüz nerede yatıralım" sorusuna da, "odasında" yanıtını aldık. Odasında uyumaya alıştırırsak, büyüdüğünde rahat edeceğimizi iletti. Bu önerisine de uyduk ve gerçekten de çok yararını gördük. Bu arada 2 aydan sonra odasında uyumaya alıştırmak da hiç sorun olmadı. Bu yüzden, ilk haftalarda konforunuz ve bebekle maksimum süre birarada olabilmeniz için bebeği oturduğunuz odaya getirmenizi önerebilirim. Bu amaç için minik rahat süngerle kaplanmış bir sepet edinmek iyi olabilir.

Geceleri de odasında yatmalı

Ayrıca, 1 aylıkken odasına geçirmemizi de önermişti (geceleri de kendi odasında yatması konusu). Ya ağlarsa da duymazsak, ya nefes almazsa da duymazsak (uyurken nasıl duyacaksak), gece gidip gelmesi bana zor olacak, gibi nedenlerde bunu 7 haftalık olana kadar erteledik. İlk gece karşılıklı tedirginlikten sonra, farkettik ki böylesi çok daha iyiymiş. Artık kendi gürültümüzle mi uyandırıyorduk, yoksa uyuyan bebeği gereksiz yere uyandı sanıp mı uyandırıyorduk bilmiyorum ama, odasına geçtikten kısa süre sonra daha seyrek uyanmaya başladı. Özellikle sabahları bizim odada her yarım saatte bir uyanan Ilgaz, odasında 1-2 saat uyuyabilmeye başladı (belki de daha karanlık olduğundan). Bizimle oksijenini paylaşmak zorunda kalmaması ve odası daha küçük olduğundan buhar makinesi ile daha verimli nemlendirebilmemiz de cabası oldu.



posted on 10 Mart 2008 Pazartesi 20:34:19 UTC  #    Yorumlar [0]
# 08 Mart 2008 Cumartesi

Bebeğimi nasıl uyutmalıyım dizisinde:

1 - Türk kültüründe “ Bebeği uyutmak” kavramı

2 - Yatağında!

3 - Düzeninde

Kültürümüzde, “bebek uyutma” becerisi,  bebekle ilgilenen kişilerin değerlendirilmesinde önemli bir kriter sayılıyor. Evinize ziyarete gelen insanlar, bebeğin esnediğine ya da huysuzluk ettiğine şahit olurlarsa,” uykusu gelmiş onun, ver uyutayım,  çok güzel bebek uyuturum ben”  gibi iyi niyetli tekliflerde bulunuyorlar. Yatırayım kendisi uyur dediğinizde ise “nasıl?” sorusuyla karşılaşıyorsunuz. Bu ”nasıl?” sorulurken yüzdeki ifade sanki bebekten uyumasını değil de, bakkaldan ekmek alıp gelmesini bekliyormuşsunuz  şaşkınlığında oluyor.

Hatta toplumumuzda bazı insanlara göre bebeğin uyuyabilmesi için mutlaka sallanması gerekiyor. Konuya öyle bir yaklaşımları var ki, sanki bebeklerini sallamayan anneler ya acımasızlar ya da bunu üşendikleri için yapmıyorlar ve bebeklerini ihmal ediyorlar.

Bebeğe kendi kendine uyumayı öğretmenin ise pek bahsi geçmiyor. Çünkü, bebeğin kendi kendine mutlu bir şekilde uyumasına ihtimal verilmiyor.

Toplumumuzda bir bebeği korumak için en çok üzerinde durulan iki konu “ağlatmamak” ve “üşütmemek” kaygıları, uyku konusunda bir sinerji oluşturarak zarar veriyorlar bu doğa yenisi canlıya:

“Özellikle toplumumuzda bebekleri sıcak ortamlarda tutma ve çok fazla giydirme eğilimi vardır. Sıcak ortamda, üstü çok örtülerek yatırılan bebekler, uygun ısıda yatırılanlara göre geceleri daha sık uyanmaktadır.” [1]

Bebeğin kendi kendine uyuması teşvik edilmezse, bu beceriyi edinemeyen bebek, geceleri daha sık uyanıyor.  Aslında biz yetişkinler de geceleri uyanıp, farkında olmadan geri uyuyoruz. Kendi kendine uyumayı beceremeyen bebek, uyanıyor ve yardım için ağlıyor. Böylece hem bağımlılığı artıyor, hem kesintisiz uyuyamadığından iyi dinlenemiyor. Belki bu nedenle gündüz daha fazla uykuya ihtiyaç duyuyor ve öğrenip gelişmek için daha az vakit ve enerjisi kalıyor.

Sürekli “uyutulmaktan” öteye geçip, sürekli “sallanarak uyutulan”, hatta iş iyice sarpa sardıktan sonra, ayakta, battaniyede “sersemletilerek uyutulan” bebeklerde fiziksel sorunlar bile ortaya çıkabiliyor:

“Annelerin bebeklerini uyutmak için ayağında ya da salıncakta hızlı sallaması beyinde 'bebek sallama sendromu' denilen ciddi hasara yol açarak, beyin kanamalarına neden olabiliyor. “ [2]

Kültürümüzdeki bu yaklaşım temelde bebeğin olabilecek en çabuk şekilde uyuyarak dinlenmesi, ağlamaması açısından bebeği koruyan bir yaklaşım gibi gözükse de, kısa ve uzun vadede bebeğe zarar veriyor. Bebeği uyutmak için aylar, belki de yıllar boyunca harcanan ölü zamana gece uykusuzlukları da ekleniyor. Bu zaman ve enerji kayıpları, ebeveynlerin bebekle geçireceği  kaliteli zamandan çalıyor.

Kaynaklar:

[1] - http://www.ttb.org.tr/STED/sted0802/uyku.pdf

[2] - http://www.cnnturk.com/SAGLIK/haber_detay.asp?PID=164&haberID=283087

Güncelleme: Bir de bu yazıya bakın Bir denge sporu - ebeveynlik

Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun  

posted on 08 Mart 2008 Cumartesi 14:13:51 UTC  #    Yorumlar [1]