Ayk, çocuğunu kırmamak için mama önlüğü takıp, plastik kap kacakla yemek yemektir.
- Hangi tabağı istiyorsun Ilgaz?
- Maviyi anne, sen de sarıyla ye (ince tatlı bir ses, yavaş bir konuşma ve bazı harflerin yutulduğunu hayal ederek okuyun, 2 küsur yaş konuşması işte)
- Yok ben kendi tabağımla yiyeyim
- İki gözüm iki çeşme, üüüüüü
- Ilgaz ağlamadan söyle, derin nefes, sakin ol, falan filan
Yok olacak gibi değil. Sular seller, yalancı ağlama değil, çocuk gönülden istiyor tabaklarını paylaşmayı, kalbini kırmayalım. Aynı diyalog çatal kaşık için de tekrar edilir. Dersini almayan ben:
- Ilgaz önlük ister misin?
- İsterim. Anne sen de önlük iste.
Aynı gün içinde hem öksürükten sabahın köründe uyanmış, üstüne tuvalet eğitimi işinden yorulmuş çocuğu daha fazla ağlatmayayım yemek öncesi dedim ve tıpı tıpı en geniş önlüğü seçip taktım.
- Anne sen Ilgaz'ın önlüğünü mü taktın?
- Başkasının önlüğü yok ki oğlum bu evde
- Yok mu??? (şaşırmış bir ifadeyle)
Yemeğin ortasında bir anda çişim geldi dedi. Hemen koşturarak götürdüm içeri. Lazımlığa oturdu. Bana baktı. Ne dese beğenirsiniz?
- Anne'ciğim önlüğümüzü mutfakta bırakıyoruz, önlüğünü masaya bırak da gel.
Kitubi'ye E-posta ile Abone Olun