06
Jan 10

Ayk Budur

Ayk, sana özel yeni yıl olmasıdır!

Bu akşam çam ağacını toplamaya başladım.

– Anne’cim şimdi yeni yıl başlıyomuş, bu ağaç kalsın (ağacın en alt bölümünden söz ediyor, diğerleri kalkmış o kalmış).
– Hadi sayalım o zaman 10’dan geri. 10,9,8,7,6,5,4,3,2,1, sıfııır. Yeni yılınız kutlu olsuun. Hadi öpüşelim (yeni yılı bitirip kaldıracağım ya son parçayı da).
– Şimdi dedemlerden senin için yeni yıl hediyeleri geldi, sadece senin için, çünkü senin yeni yılın bugün.

Babannesi ve dedesi balondan bardağa küçüklü büyüklü o kadar çok çeşit hediye almışlar ki, sanırım diğer insanların da aralarında hediyeleştiklerini farkedemedi. Yeni yılı kendi yeni yılı sandı. Hani doğum günleri kişiye özel ya.

Ben ağacı toplamaya başlamadan önce koltukların minderlerini boşaltmıştı. Oturamıyoruz ya da minderleri koyamıyoruz çünkü koltuklarda hayvanlar yatıyor (öyle ara sıra gelip yatıyorlar bizim koltuklara). Birisinde küçük kedi yatıyormuş efendim, birinde büyük köpek, öbüründe küçük köpek. Arada elimden tutup götürüyor, seviyoruz hayvanları, “hayır anne, tüyleri orada değil ki burada, orası ayağııı” diye düzeltiyor. Yeni yıl muhabbeti başlamadan önce sormuştum:
– Niye gelmiş ki bu hayvanlar bize, kim getirmiş onları evimize acaba, Allahallah? (kıs kıs gülüyor)
– Bize pasta getirmişler. Ama yemekten sonra yememiz için. Köpek çok yorulmuş pasta getirirken. O yüzden yatmış kanepeye. (aralarda her zamanki gibi vurguları, tekrarları da var, …yorulmuş da o yüzden, pasta getirmiş çünkü…)

Sonra bu pasta olayını yeni yıla bağladı.
– Köpek de yeni yıl pastası getirmiş. Amaa yemekten sonra yememiz için getirmiş (biz hemen onaylıyoruz annemle). Doğru için getirmiş köpek, yemekten sonra için getirmesi doğru yaaani. Yarın da babamın doğum günü için bu ağacı süsleriz.

Ağacın kaldırılması, yeni yıl değil doğum günü olduğundan evin balonlarla süslenmesi konusunda anlaştık. Son zamanlarda pek bir konuda anlaşamıyorduk ama şeker Ilgaz’ımız sanırım yavaş yavaş geri geliyor. Gelsin çok özledik. Aslında şeker kısmın da bir yere gittiği yoktu da, bizim kafalar dağınık olduğundan bir köşede saklanıyordu sanırım. Kendimizi ufaktan toparlayınca o da tekrar efendi yarısını çağırmaya karar verdi. Bu konuyu ayrı ayrı, uzun uzun yazmak lazım. Yarın akşam o unutsa bile balonları şişirsem mi acaba?

Akşam ara ara söyledi senin yeni yılın diye, ben de saydım 10’dan geriye, o da geldi “Yenni Yıııl” deyip şap diye öptü yanağımdan. Güzel numara değil mi?

Not: Nurturia’da uzun zamandır çok heyecanlandığım Anı Defteri özelliği de yakında aktif olacak. Doğum anılarından, Ayk Budur’lara kısa-uzun güzel hikayeleri Nurturia’da da yazabileceğiz.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


05
Jan 10

Bu çocuklar neden artık geç konuşuyor?

“İngiltere’de yapılan bir araştırmada erkek çocukların dörtte birinden fazlasının, kızlarınsa yedide birinin, etraflarındaki yetişkinlerin konuşmalarını anlamalarını zorlaştıran televizyon sesi yüzünden konuşma güçlüğü çektiği açıklandı.”

Haberin tamamını mutlaka okuyun

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


02
Jan 10

Nurturia’da Gruplar

Nurturia’da üye sayısı, üyeler ararası arkadaşlıklar ve haberleşme (güncellemelere yorumlar ve özel mesajlaşma aktif), yardımlaşma hızla artıyor. Biz de sizlerin önerileri ve ihtiyaçlarınız doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz. Bu arada Nurturia’da çok güzel gruplar kuruldu. Bu gruplardan seçmeler:

Bebeklerimize ne yemekler yapalım?
Çocuk Kitapları, Dergileri
Çocuklu ev düzenleme sanatı
Gelişime katkıda bulunacak aktiviteler..
Hamileler grubu
İkiz Anneleri
İndirim fırsatları
Kıpır anneler ve cocuklarının etkinlik rehberi grubu..
Pozitif Doğum Hikâyeleri
Sadece Babalar
Uyku Sorunları

Bölgesel, yaş grubuna göre gruplar yanında ortak sıkıntılar ya da ilgi alanlarına yönelik gruplar da revaçta. Gruplardaki hareketlenme ile artan ihtiyaçları karşılamak üzere gruplardaki bazı özelliklere öncelik verdik.

Gruplarda Yeni Özellikler:

  • Soru soran ya da soru yanıtlayan üyelerimiz e-posta ile uyarı mekanizmasını fark etmişlerdir. Benzer bir mekanizmayı gruplar için kurduk. Artık (tercihinize bağlı olarak) yöneticisi olduğunuz grupta yeni konu açıldığında, ya da sizin tarafınızdan açılan veya yanıt yazdığınız konuya yeni yanıt geldiğinde e-posta ile haberdar ediliyorsunuz.
  • Grubunuza simge resim yükleyebiliyorsunuz. Bazı grup yöneticilerimiz bu özelliği fark ederek gruplarını özelleştirdiler bile.

Nurturia Hakkında Güzel Yazılar:

Bu arada Nurturia hakkında birçok blogda çok güzel yazılar yazıldı. Nurturia hakkında yazı yazan, bloglarında logo koyan ve link veren herkese destekleri için çok teşekkür ediyoruz. Bizim rastladığımız yazılar (atladıklarımız varsa lütfen kusura bakmayın, yorumlara ekler ya da mail atarsanız çok seviniriz):

http://www.webrazzi.com/2009/12/29/cocuklu-aileler-icin-sosyal-ag-ve-mikro-blog-platformu-nurturia/
http://blogcuanne.com/2009/12/21/pozitif-dogum-hikayeleri-grubu-nurturiada/
http://hulyanintunasi.blogspot.com/2009/12/nurturialastramadklarmzdan-msnz.html
http://sheenaninbebegi.blogspot.com/2009/11/nurturia.html
http://ilkhikayemiz.blogspot.com/2009/11/nurturiaya-uye-oldum.html
http://www.cocuklacocuk.com/secme-postlar/
http://ozguranne.blogspot.com/2009/11/nurturiaya-katldnz-m.html
http://babayizbiz.wordpress.com/2009/10/30/nurturia/

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


01
Jan 10

Doğumdan Sonra Hayat – Bebek Bakımı

Doğumdan Sonra Hayat Var mı Dizisinde:
Doğumdan Sonra Hayat Var mı?
Doğumdan Sonra Hayat – Uyku
Doğumdan Sonra Hayat – Alışveriş
Doğumdan Sonra Hayat – Yardım İhtiyacı
Doğumdan Sonra Hayat – Bebek Bakımı

Bebek Bakımı Nedir? Nasıl Öğrenilir?

Hamileliğinizde bebek bakımı denilen şeyin çerçevesi çok geniş görünüyor olabilir. Bir sürü konu arasında neyi okuyacağınızı da şaşırmış olabilirsiniz.

Bebek Bakımı ile ilgili 4 Not

1 – Aslında anne-babalık adım adım öğrenilen bir zanaat bence. Her dönem önünüzde farklı zorluklar vardır ve genelde bir sorunla uğraşırken bir sonrakine çok fazla konsantre olamazsınız. Benim önerim aynı araç kullanırken olduğu gibi, çok önünüze değil, görüş alanınızdaki daha ileri noktalara geniş açıyla bakmaya çalışmanız olur. Mesela biz katı gıdalara geçişte ya da tuvalet eğitiminde ilk 6 ayın verdiği güvenle hallederiz şeklinde bir rahatlık göstermeyip, sadece sıkıntılı görünen konuları araştırmak yerine o dönem gelmeden önce biraz daha derinlemesine araştırma yapmış olsaydık işimiz çok daha kolay olurdu.
2 – Bilgilerin güncelliği önemlidir. Eski bilgi ille de yanlış demek değildir. Ama yine de okuduğunuz bir kaynakta aklınıza yatmayan bir şeyler varsa yeni bir kaynaktan kontrol edebilirsiniz.
3 – Doktorlar ve kaynaklar farklı ekoller izlerler. Bir ekolün, doktorun, ya da metodolojinin bir konudaki önerisi size en doğrusu geliyorsa, o kaynağın tüm önerileri en doğrusudur anlamına gelmeyebilir. Bir kaynağın fanatiği olmamanızı, alıcılarınızı her zaman açık tutmanızı öneririm. Değişkenlikler sizi endişelendirmesin. Bilgiye ulaşmak, farklı kaynakları değerlendirmek, sakin ve serinkanlı bir tutum ve kendi şartlarınızı iyi değerlendirmek sizi doğru yola götürecektir.
4 – Zaman zaman bir kitapta okuduğunuz aklınıza da yatan öneriyi uygulamaya geçirmekte zorlanabilirsiniz. Kitaplarda tüm değişken şartlar çok detaylı bir şekilde tanımlanamayabilir. Hemen kitaplardaki gibi olmuyormuş diye bilgileri rafa kaldırıp alaylı usüle dönmeyin. Ana fikre hakim olup, durumu iyileştirmek için doğru zamanı kollayın. Kısa vadede çok kurtarıcı gözüken bir kısa yol sizi zamanla çok sıkıntıya sokabilir. Çok katı bir tutum da sizi strese sokabilir. Ebeveynlik bir denge sporudur.

Yuvarlak cümlelerden sonra gelelim işinize yarayacak bilgilere. Hamilelikte öğrenilmesi gereken konuların bir listesini aşağıda bulabilirsiniz. Bunların bazılarına belki de ihtiyaç olmayacak. Ama “aman Allah korusun yaklaşımı” yerine önceden fikir sahibi olmanız, hazırlık yapmanız, hem koruyucu olacak ya da başınıza geldiğinde erken farketmeniz ile zorlanmadan sıkıntıyı atlatmanıza yarayacaktır.

Hamilelikte Fikir Edinilmesi Gereken 13 Konu

1 – Emzirme: Süt üretilme ve salınma mekanizması, sütün yapısı ve içeriği, doğru emzirme şekli, emziren annenin beslenmesi, farklı emzirme pozisyonları, çatlaklar, sütün sağılması gerekli durumlar, sütün sağılması ve saklanması, göğüs şişlikleri, mastit. (Anne sütü kategorisindeki yazılara da göz atın), emzirme döneminde yapılmaması gerekenler (alınmaması gereken ilaçlar, biberon verilmemesi, su verilmemesi gibi) (emzirme soruları için)
2 – Alt Değiştirme: Alt değiştirme ürünleri, dikkat edilmesi gerekenler, yenidoğan kakası, çiş ve kaka yapma sıklıkları. (alt değiştirme soruları için)
3 – Aşı ve vitamin takviyeleri (aşı ile ilgili sorular için)
4 – Erkek bebekse yenidoğan sünneti (yenidoğan sünneti ile ilgili sorular için)
5 – Yenidoğan sarılığı (yenidoğan sarılığı ile ilgili sorular için)
6 – Yenidoğanda ateş (çocuklarda ateş nedir ne değildir)
7 – Yenidoğan algıları: neleri görür, duyar, anlar..
8 – Yenidoğan’ın uykusu, gece gündüz kavramı
9 – Bebeğin banyosu: Bunu herkes farklı yapmaktadır ve aslında bebeği yıkamak oldukça kolaydır. Kendinize bir stil belirlemeniz iyi olur. Esas olan üşür, su yutar diye bebeği yıkamaktan korkmamaktır. (ilk banyo)
10 – Uygun ortam şartları: Isı, ışık, ses gibi (örneğin fazla ısıtmamak, gece karanlıkta uyutmak, gündüz uykularında çok fazla sessizliğe alıştırmamak gibi)
11 – Bebeğin güvenliği (örnek: uygun uyku ortamı, ABÖS, araba koltuğu)
12 – Bebek ne zaman dışarı çıkartılabilir? (doğumdan itibaren)
13 – Yenidoğan kontrolleri

Bazı hastanelerde bu konularla ilgili çok güzel kitapçıklar, broşürler bulunuyor. Popüler hastanelerin çocuk ve kadın doğum bölümlerine bir uğrayabilirsiniz. Eşiniz ve doğumdan sonra yanınızda bulunacak kimselerin de bu bilgileri okumasını sağlayın. Öğrenin, kendinize güvenin ve destek alın.

Nurturia‘da herkes birbirine destek oluyor. Siz de hamileliğiniz, doğum ve bebeğinizin bakımı ile ilgili takıldığınız her şeyi sorarak aynı yollardan geçmiş anne ve babalardan yardım alabilirsiniz.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


31
Dec 09

Yeni Yılınız Kutlu Olsun!

2010’da her şey dilediğiniz gibi olsun diyeceğim. Hadi diyelim kabul gördü. Sonra bunun 2011’i var 2012’si var. Sonra demezler mi “bak her şeyi 2010’a diledin, 2011’e ne kaldı?” 🙂

Benim huyum böyledir işte, kendi kendime dilerken bile, her şey süper olsun diyemem. Ne zaman optimizm yanım ağır bassa, realizm çıkar parmağını sallar. Kendi kendime, her şey güzel olsun, para olsun, sağlık olsun, neşe olsun derken, sonra hemen düzeltirim, tamam her şey güzel olmaz ama önemli sağlık sorunları olmasın en başta, kötü insanlar bizden uzak olsun, aklımız fikrimiz yerinde olsun, birazcık da şans olsun işte gerisini hallederiz bir şekilde diye. Hani bir Temel fıkrası vardır. Temel her gün dua eder, Allah’ım bana piyangodan para çıksın çok zengin olayım. Tanrı en sonunda bir haberci gönderir. “Söyleyin duasını kabul ettim ama bir bilet alsın bari”. Ben dua kısmını bile geçemiyorum genelde.

2010’dan beklentim çok. Bu sene bir değişiklik yapıp dileklerimi somut bir şekilde dilemeye karar verdim, listesini yaptım. Gün içinde ağır ağır sindire sindire dileyeceğim.

2010’da sizlere de öncelikle zihin açıklığı diliyorum. Annem bizi okula gönderirken hergün bunu dilerdi, işe de yarardı hani. Sonra özgüven ve serinkanlılık diliyorum. İnanıyorum ki, biz kendimize güvenir ve sıkışık durumlarda sakin olursak, çocuklarımız için en iyisi olur. Ayrıca güç, kuvvet diliyorum. Hem çocuklarınıza daha iyi bakabilmeniz için hem de kendi isteklerinizi başarabilmeniz için. Henüz hedef koymamış olanlar için 2010’da ne istediklerini bulmalarını diliyorum.

Şansınız bol olsun. Doğumlar kolay, emzirmeler acısız, uykular tatlı, bebekler iştahlı olsun. Anneler sabırlı, babalar paylaşımcı, bakıcılar güvenilir olsun. Kazalar küçük, ateşler hafif, 2 yaşlar sendromsuz olsun. Çocuklarınızla, sevdiklerinizle şahane bir yıl olsun.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


31
Dec 09

En çok kullandığım 5 ürün – 24-36 ay

En çok kullandığım Ürünler Serisinde:
En çok kullandığım 5 ürün – 24-36 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 18-24 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 12-18 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 9-12 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 6-9 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 3-6 ay
En çok kullandığım 5 ürün – 0-3 ay
En çok kullandığım 5 ürün – Hamilelik

Her ne kadar Ilgaz 36 ayını henüz doldurmamış olsa da 1,5 ayda favori ürünlerimiz değişmez nasıl olsa.

Plants (bitkiler), Pets (evcil hayvanlar), People (insanlar). Çocukluğun 3P’sini Scott Hanselman’ın blogunda okuduğumda çok hoşuma gitmişti. 2-3 yaş dönemi anne babanın belki de zorlukla 3P’nin son P’sine gelindiğini kabul etme süreci. Evinizde her işini kendi görmek isteyen, ama bunu pek başaramayan, biraz bunun için canı sıkılan, bazen o eski ilgiyi özleyip yeniden bitki olmak isteyen, size sık sık kendi çocukluğunuzu hatırlatıp empati kurmak zorunda hissettiren insancık yaşamaya başlamıştır. Artık birçok malzemeyi ortak kullanma imkanınız olsa da, sık kullandıklarınızın arasında onun ölçülerinde, fizyolojisine uygun eşyalar çok işinize yarayacaktır.

Tuvalet Adaptörü: Mothercare’in beyaz yandan tutacaklı adaptöründen memnun kaldık. ( bunun beyazı http://www.mothercare.com/Thomas-Tank-engine-comfi-trainer/dp/B001CFS4PA/sr=1-1/qid=1262249128/ref=sr_1_1/279-5475596-6387057?_encoding=UTF8&m=A2LBKNDJ2KZUGQ&n=42858041&mcb=core) Geniş tuvaletlere de sağlam bir şekilde yerleşiyor ve öndeki yüksek bölüm sayesinde biraz da öne eğilmeyi öğrendikten sonra dışarı çiş taşmıyor. Yedek tuvalet ve seyahat için aldığımız daha minik hafif modelin öndeki çıkartılabilir parçasını tuvalete atıp üzerine de sifonu çekince öndeki parçanın kesinlikle çıkmaması gerektiğine karar verdim.

Yüksek Sandalye: Ikea Gasell sandalye. Ayak yaslama bölümü boya göre ayarlanabilir olsa daha iyi olurdu. Yine de dengeli yapısı ve kolay oturup kalkmasına imkan vermesiyle güzel bir sandalye.

Masa ve Sandalye: Ikea Svala. Şu anda cilasız kullanıyoruz, üzerinde epey boya lekesi var. İleride büyüdüğünde birlikte zımparalar istediği renkte cilalarız diye düşünüyorum.

Bisiklet: Gürkan’ın bu yazıda söz ettiği pedalsız bisikletten. Ayakları ile pıtı pıtı iterek, direksiyonu ile yönünü ayarlayıp dengesini sağlayarak biniyor. Kaldırıma gelince önünü kaldırıp yüksekliği aşıyor. Ustası oldu.

Oyuncak rafı: İkili expedit’i yere yatay olarak kullanıyoruz. Geniş gözlerinde oyuncaklarına rahatça ulaşıyor, kendisi alıp koyabiliyor.

3 yaş doğum günü hediyesi

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


28
Dec 09

Çocuklarımız için daha çok mekan – Zuzu Cafe

Zuzu Cafe’yi çoktandır duyuyordum (okuyordum daha doğru olur). Ama gitmek için fırsatım olmamıştı. Uzun zamandır ailecek dışarıda kahvaltı yapmamıştık. Vakit darlığından cumartesi gecesinin bir köründe yer araştırırken Zuzu Cafe’de kahvaltı da olduğunu fark ettim. İyi ki etmişim.

Kahvaltılıkların tazeliği, kalitesi çok iyiydi. Ilgaz saatin ilerlemesinin verdiği açlıkla uslu uslu oturup kahvaltılıkları sildi süpürdü. Sonra ablaların gözetimindeki oyun odasında (yaz için açık bölümü de olduğunu fark ettim) keyifle oyuncakları karıştırdı. Yarım saat kadar oynadıktan sonra sanırım bizi az gördüğünden ya da karnı yeniden acıktığından yanımıza geri geldi. O yarım saat bizim de sakin bir şekilde kahvaltımızı bitirip, yetişkin sohbeti eşliğinde birkaç bardak daha çay devirmemize yetmişti.  Kahvelerimizi de içip kalktık.

Her ne kadar açık büfeler insanın iştahını kabartsa da, yiyecekler açıkta beklediğinden tatsızlaşır, ben aç karnına seçim yapmakta zorlanırım, sonra vicdan azabından aldıklarımı bitirmek zorunda hissederim, tabakta kalan yiyeceklere üzülürüm. Velhasıl açık büfe konsepti bana uygun değildir. O yüzden Zuzu’nun belki de yer darlığından yönelmiş olduğu serpme kahvaltı konsepti bana daha sıcak geldi. Güzel bir müzik, biraz huzur ve yanında taze çay ve sevdikleriniz de olduktan, aklınız evde kalmadıktan  sonra.

Açıkçası ben Zuzu’nun ağırlıklı çocuklar için tasarlanmış bir yer olduğunu sanıyordum. Ama aslında gayet yetişkinler için dekore edilmiş, sadece çocukları da düşünmüşler (oyun odası, oyun ablaları, çocuk tuvaleti) olması gerektiği gibi. Çocuğunuzu bir yere bırakmadan, yanınıza çocuklu ya da çocuksuz bir arkadaşınızı rahatlıkla alıp gidebileceğiniz bir yer Zuzu. Hala duymamış olanlar varsa denemelerini tavsiye ederim. Diğer mekanlara örnek olmasını dilerim.

Yeri kolay. Bağdat caddesine Bostancı tarafından başından girdikten sonra sola yanaşın, Ramiz’den sola dönün, sonra sol, tekrar sola dönün, önüne çıkacaksınız.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


27
Dec 09

2009’un en güzel haberi

“HACETTEPE Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre, Türkiye, 20 yılda bebek ölüm oranlarını binde 53’ten binde 17’ye düşürerek büyük bir iyileşme sağladı. 1998’de binde 52 olan beş yaş altı çocuk ölüm hızı da büyük bir düşüşle binde 24’e indi. Aynı dönemde doğurganlık oranı da yarı yarıya azalarak 4.33’ten 2.15’e düştü. Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Şükrü Hatun, gelişmelerin son derece sevindirici olduğunu belirterek, “Hiç kuşku yok ki, gelişmiş ülkelerin binde 5 civarındaki bebek ölüm hızı oranlarına ulaşmak için uzun bir yolumuz var, ama binde 20’nin altına inmek bu hedefe ulaşmak bakımından hepimize iyimserlik veriyor” dedi.”

Haberin tamamı için

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


26
Dec 09

Oto Koltukları Maxi-Cosi, Britax, Besafe

Şimdiye kadar Can’ın kullandığı 3 adet oto koltuğunu size tanıtmak istiyorum (Hande’den):

Maxi-Cosi Cabrio Fix
İlk koltuğumuz Maxi-Cosi Cabrio Fix oto koltuğuydu ve aynı zamanda bebek arabasına monte edilebiliyordu. Kullanımı çok rahattı.

Cabrio Fix’i, bir sonraki koltuğumuzun biraz gecikmeli gelmesinden dolayı doğumundan neredeyse 16 aylık olana kadar kullandık. Hala Can’ın o koltuğa karşı özel bir sevgisi var. Bence en fazla bir yaşına kullanılmalı. Küçük ve yatar pozisyonda olduğundan bir süre sonra çocuk için oldukça sıkıcı olabiliyor.

Volvo Britax-Fixway
Hamile kaldığımı öğrendiğimde arabamızı daha sağlam bir arabayla değiştirmeye karar vermiş ve Volvo almıştık. Volvo broşüründe çocuk koltukları dikkatimizi çekmişti. Can’ın koltuğunu değiştirme zamanı yaklaşınca aklımıza bu koltuklar geldi ve araştırmaya başladım. Araştırdıkça konunun çok derin olduğunu ve çocuk için en güvenli yolculuğun, mümkünse 4 yaşına kadar ters dönük olduğunu öğrenince kendimizi bir maceranın içinde bulduk. Bu vesileyle de Kitubi ve Damla ile tanışmış olduk.

Araştırmalarımız sonucunda getirtebileceğimiz 2 koltuk olduğu sonucuna vardık. Volvo Britax ve Besafe’in 3 modelinden bir tanesi. Isofix bağlantısı olduğundan arabamızın Volvo oluşundan ve Ilgaz’ın koltuğunu sevmesinden dolayı Britax Fixway almaya karar verdik. 

Aracınızda Isofix Yoksa
Eğer arabanızda isofix bağlantısı  yoksa öncelikle arabanıza isofix demirinin bağlanabileceği ve arabanın konstrüksiyonuna sabitlenmiş bir parça taktırmanız gerekiyor sonrasında

Koltuk bağlantı demir ayağı;

Ve koltuk bağlantı demir muhafazasına ihtiyacınız olacak;

Britax Fixway’in Üstünlükleri

  • Can çok seviyor,
  • Oldukça yüksek oluşuyla çocuğa güzel bir görüş açısı sağlıyor (Besafe’den daha yüksek)
  • Oturduğu kısım rahat ve geniş, koltuğun yüksekliğiyle birlikte ayak mesafesi oldukça fazla.
  • Isofixli oluşu, koltuğun yanlış bağlanma riskini ortadan kaldırıyor.

Olumsuz Yanları

BeSafe Izi Combi X1

Karma (BeSafe’in distribütör’ü) talebimiz üzerine geriye dönük monte edilen bir modelinden fuar için 3 adet getirdiklerini söylemişlerdi. Gelen modelin isofixli olmadığını öğrendiğimizde moralimiz bozulsa da Besafe’in kalitesine güveniyordum. Bu araştırmalar sırasında Can’dan 40 gün küçük olan Ege’nin annesi Gülşah’la sürekli bağlantı halindeydik. İlk Besafe’in reklâmını o görmüş ve bana araştırmam için bir materyal daha sunmuştu. Biz Britax’ı alırken, Karma’nın bizim için getirdiği koltuğu da onlar aldılar.

Benim arabamda isofix sistemi yok. Ara sıra da kiralık şirket aracı kullanıyorum. Bir yandan sistemi kurdurmak için formalitelerle uğraşırken diğer yandan eşimle, “Çocuğu sen al” – “olmaz koltuk senin arabanda” gibi tartışmaları sık yaşar olmuştuk. Bu yüzden ikinci bir araba koltuğu almaya karar verdim. Bu arada Evren ve Osman oğulları Tan için Ankara’da bir mağazadan Besafe İzicombi X1 almışlardı. Mağazadan almak taksitli alma imkanını da beraberinde getiriyordu. Böylelikle Özel Can Bebe’yi arayıp ellerindeki Besafe’in koltuğunu internetten alışveriş yapabilmem için web sayfalarına yerleştirmelerini rica ettim. Kısa bir süre sonra yeni koltuğumuz bize teslim edildi.

Besafe İzi Combi X1’in Avantajları

  • Elinize aldığınızda bile ağırlığıyla güvenli ve sağlam olduğunu size hissettiriyor.
  • Aksesuarları beraberinde teslim ediliyor.
  • Fiyatı oldukça uygun
  • O kadar sıkı monte oluyor ki yerinden bir milim koltuğu oynatmanız mümkün değil.
  • Isofixli olmamasına karşın, ilk montajda biraz zorlansanız da daha sonraki montajlarda arabanıza göre ayarları çok oynatmadığınız için çok kısa sürede monte edebiliyorsunuz. (dün zaman tuttum, Can etrafımda dolanıp beni yavaşlatıyor olmasına rağmen bir dakikadan daha kısa bir zamanda monte ettim.
  • Oldukça konforlu görünüyor.

Koltuğu hem ters hem düz monte edebiliyorsunuz. Fakat bu bizim için bir avantaj değil, çünkü koltuğu öne döndürmek gibi bir niyetimiz yok.

Dezavantajları

  • Britax’a göre ayak mesafesi çok az daha kısa
  • Britax’a göre biraz daha alçak.
  • Can sanki Britax’ı daha çok seviyor gibi geliyor bana (duygularını net ifade etmeye başladığında nedenini öğreneceğiz).
  • Hem ters hem düz monte edebiliyorsunuz (zamanından önce düz monte edilmesine neden olabilir ve düz montajı tersteki kadar kıpırdamaz sabitlenmiyor)

Bence bunlar çok önemli dezavantajlar değiller.

Ters monte edilen koltukların montajında dikkat edilmesi gerekenler

  • Koltukların arabanın ivmesiyle öne ve ya arkaya yapışmasını önleyen ayak, kayış vs. ayarlarının doğru yapılması.

* Sabitlenmiş BeSafe izi combi X1

* Ön koltuğa sabitlenmiş kayışlar koltuğun ivmeyle arabanın arka tarafına doğru kaymasını önlerken, yere basan ayak ta, koltuğun arabanın ön tarafına doğru hareket etmesini engelliyor

* Koltuğun arabaya sabitlenmesini sağlayan mekanizmanın kriko kolu

* Hem araba koltuğunu sabitlerken aynı zamanda koltuğun arka tarafa doğru hareket etmesini engelleyen çelik kaplama bölümün emniyet kemeri geçişi.

* Emniyet kemerinin geçiş noktaları.

  • Her iki koltuğunda dik, dinlenme ve yatma diye 3 pozisyonunun olmasına karşın (düz bir zemine koyduğunuzda bunun doğru olduğunu görüyorsunuz), arabaların arka koltuklarının rahat oturum için arka tarafa eğimli yapılmış olmasından dolayı, koltuğu her zaman için yatar pozisyonda tutup, koltuğun da kayışlarını iyice sıkarak koltuğun yüzeyini mümkün olduğunca düzleştirdiğinizde görüyorsunuz ki çocuk uyurken başı öne düşmüyor. (ilk günlerde uyurken çok rahatsız bir koltuk bu diye çok üzülmüştük)

Bir de koltuklar gelmeden önceki en büyük fobim, küçücük olan benim arabama (ford fiesta) sığar mı korkusuydu. Onda da bir sıkıntı yaşamadık. Çok yer kapladıkları kesin ama orası oğlumuzun özel yeri.

Her iki koltuktan da çok memnunuz. Daha da önemlisi Can çok memnun bizim de içimiz rahat.

BeSafe İzi Combi X3 İsofixli  Oto Koltuğu fiyatları ve satın alma

 

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


21
Dec 09

Nötr Bir Doğum Hikayesi – Yeşil Anne’den

Blogcu Anne’nin oluşturduğu Pozitif Doğum Hikayeleri sitesinde yazılar hızla çoğalıyor. Biz de Hande’nin doğum hikayesi üzerine doğum hikayelerini paylaşmak isteyen annelerimizin hikayelerini yayınlamaya devam ediyoruz. Bu hikaye için Yeşil Anne‘ye çok teşekkür ederim. Eminim benzer sıkıntılar yaşayan annelerin çok işine yarayacak.

Negatif denilemeyecek kadar harika
Pozitif denilemeyecek kadar çetrefilli bir anı dizisi

Evlenme teklifini kabul ettim evet, ama ben 16 yaşımdan beri hipotiroidi hastasıyım ve bu hastalık vücudumdaki her şeyi etkiliyor. Benim bebeğim olamayabilir ve sen bebekleri çok seviyorsun, sürekli onlardan bahsediyorsun. Emin misin?

diye sordum. Eşim, hiç tereddüt etmeden bana şu cevabı verdi;

– Bebeğimiz bir şekilde olur, tıpta her şey mümkün, yine de başaramazsak evlat ediniriz. Ama ben senin gibi bir insanı bir daha bulamam. Gel evlenelim…

İşte bizim hikayemiz böyle başladı. 2007’nin Kasım’ında tanıştık, 2008’in Temmuz’unda evlendik. Bebeğimizin de aynı hızla hayatımıza gireceği aklımın köşesinden geçmezdi. Bunun için hala şükrediyoruz.

Hamile olduğumu 10 Eylül sabahı evde yapılan test çubuğundan öğrendiğimde eşim evdeydi. Korunduğumuz için ihtimal vermiyorduk. Eve en yakın poliklinikte 5 haftalık hamile olduğumu öğrendik. Son 3 aydır tiroit ilacımı ihmal etmiş olmam çok can sıkıcıydı. Üstelik hamile olduğumdan habersiz antibiyotik tedavisi görmüş ve röntgen de çektirmiştim. Doktora bunları anlattık ve ilk bebeğimiz olduğunu söyledik. Ne dese beğenirsiniz; “Sen şimdi bunu doğurmak istersin”. Çok sinirlendik ve bir hışımla odadan çıktık. Yolda kendisine bol bol küfür ettik. Ne yazık ki takip eden birkaç gün içinde iki doktordan benzer cevaplar aldık. Gittiğimiz bir başka doktor yorum yapmak istemediğini söyledi. Durumun bu kadar vahim olduğuna inanmak istemiyorduk. Gece uykularımız bitmişti, ben ağlamaktan kendimi alamıyordum. Annelik bende çoktan başlamıştı.

Oysaki sevinmek istiyordum. Çünkü bu bebek bir mucizeydi, imkansız denilebilecek bir şey gerçekleşmişti. Demek ki bebeğimiz gelmek istiyordu, neden herkes ağız birliği etmiş gibi işi zorlaştırıyordu?

İkna olamadık ve bir başka doktora gittik. Bebeği aldırmam için bir sebep olmadığını söyleyip, gülümsediğinde bize bahar geldi. Onu soru yağmuruna tuttuk. Hala korkuyorduk. Tek yapılması gereken ilacıma başlayıp doz ayarlaması yapmaktı. İlk tarama testinde tekrar değerlendirebileceğimizi ama rahat olmamızı söyledi. Bundan sonra hep olumlu düşündük. Eşim beni çok iyi motive ediyordu. Ama birbirimizden sakladığımız bir ortak gerçek vardı, ikimiz de deli gibi korkuyorduk. Haftalar geçip, taramalar yapıldıkça korkularımız hafifledi. 24. haftaya kadar her şey yolundaydı. Bebek iyi gelişiyordu. 24. haftadan sonra anlaşılmayan bir nedenle bebeğin gelişimi haftasına göre eksik kalmaya başladı. İlk zamanlar doktor bunun olabileceğini, endişelenecek bir şey olmadığını söylüyordu. Önce bir, sonra iki, üç hafta geri derken yine haftalar geçti.

Uykusuz geceler geri geldi
Doktor bir gün ilk ultrason görüntülerimi istedi. Geç döllenme olabileceğinden şüpheleniyordu. Ultrasonlarıma baktıktan sonra, döllenmenin iki hafta geç gerçekleştiğini, böyle durumların olabileceğini ve iki hafta geç döllenmeyle beraber bebeğin iki hafta geriden geldiğini ve bunu normal saydıklarını söyledi. Yani sonuç olarak doktorun geç döllenme tahmini doğru değilse bebek 4 hafta geriden bir gelişme sergiliyordu. Bu da bizi inanılmaz endişelendiriyordu. 4 hafta koca 1 ay demekti. Evet, kilo alıyor, gelişiyordu ama açığı kapatamıyordu.

Doktorumuzun “geç döllenme” açıklaması içimizi rahatlatamadı. Bu doktor 20. haftada kontrolünde sezaryenin güzelliklerini, normal doğumun risklerini anlatırken gözümüzde çok kredi kaybetmişti. Başka bir doktor daha bulduk. Artık çok yorulmuştuk. Doğuma 4 hafta vardı. Yeni doktor ise geç döllenmenin olmadığını her şeyin takvime uygun olduğunu ve evet çocuğun geriden geldiğini ama endişelenmemiz gerektiğini söyledi. Bir sonraki kontrolde artık o da endişeliydi. Bize femur kısalığından (ayaklarda kısalık) bahsetti. Bizi Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.B.D. Uzmanı Doç. Dr. Münire Erman Akar’a yönlendirdi.

Spinal sezaryen
Münire hanım’a gittiğimizde artık 37 haftalık hamileydim. Bebeğin normalden küçük olduğunu, korkmamamızı, plasentayla alakalı bir durum olabileceğini söyledi ve doktorumun femur kısalığı şüphesini onayladı. Aynı zamanda amniyon sıvısında azalma başladığını söyledi ve bunun takibi için 4 gün sonrasına randevu verdi. O gün gittiğimizde “Bugün hemen seni yatıralım, yarın sabah bebeği alalım” dedi. “Bebeği almak mı? Sezaryen doğum öyle mi? Ama ben normal doğum istiyorum.” dediğimde, bana amniyon sıvısında oldukça azalma olduğunu, bundan sonra beklemenin bebeği tehlikeye sokacağını, bebeği biran önce dünyaya getirip dışarıda kilo aldıracağımızı söyledi. “Neden sezaryen?” diye sorduğumda, zaten bebeğin şu an içinde bulunduğu durum yüzünden (sıvı azalması) strese girdiğini ve onu normal doğumla zorlamanın gerçekten tehlikeli olabileceğini söyledi. Çok netti, pozitif ve samimiydi. Hiç tereddüt etmeden olması gereken, “bebeğimiz için sağlıklı olan buysa tamam” dedik. Ama gerçekten hep normal doğum yapacağımı zannediyordum. Şaşkındım.

Son 24 saat
Amniyon sıvısı az olduğundan bir gece önce yatırılmıştım. Bebeğin her an kontrol altında olması ve herhangi bir aksilikte müdahale edilmesi gerekiyordu. Sabaha kadar gözlem odasında NST’ye bağlı kaldım ve 30 dakikada bir tansiyonum ölçüldü. Serum bağlandı ve su dahil hiçbir şey içip, yiyemedim. Beni oraya direkt ameliyat kıyafeti giydirip aldılar çünkü orası ameliyathane bölümündeydi ve aynı zamanda bir bakıma doğuma hazırlık salonuydu. O geceyi hayatım boyunca unutamayacağım. Tam 4 normal doğum yapacak anne adayının çığlıklarına şahit oldum. 2 sezaryen doğum oldu. Tabi ki hiç birini görmedim. Paravanlarla her anne adayı birbirinden ayrı bölmelerdeydi. Sadece sesler duyup tahminde bulunmaktı benimkisi. O inlemelerden sonra normal doğumdan korkar oldum. Üzgünüm.

Sabah 7’de beni ameliyathaneye aldılar. Spinal sezaryenin, epidural sezaryenden farkı bildiğim kadarıyla; omuriliğin spinal(beyin omurilik sıvısı) boşluğuna enjeksiyon yoluyla anestezi yapılması. Epiduralli sezaryende spinal boşluğu çevreleyen epidural aralığa kateter yoluyla anestezi yapılıyor. Spinal enjeksiyon daha “direkt” olduğu için etki hemen başlıyor. Epidural anestezide kateter yoluyla gerekli süre boyunca anesteziyi idame ettirmek için tekrarlayan dozlarda ilaç verilebiliyor.

Bu işlemler 1 saate yakın sürdü. Uyuşmadan sonrası çok çabuk gerçekleşti. Ben bu arada usul usul ağlıyordum. Bebeğimin sağlıksız doğmasından çok korkuyordum. Münire hanım saat 08.12’de “Bu beyefendi sarışın olacak galiba” dediğinde gözyaşlarım tamamen boşaldı. Konuşamıyordum. Bunca psikolojik yorgunluğun üstüne ağlamaktan başka bir tepki veremiyordum. Anestezi uzmanı gözyaşlarımı silerken, çocuk doktoru bebeğimi yanıma getirdi. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Onu kucaklayamadım çünkü hala kollarım ve başım bağlıydı ve yeşil perdenin arkasında işlemler devam ediyordu. Bebeğimi öptüm, kokladım ve canım, canım diyebildim…

Bebeğim 28 Nisan 2009 Salı günü 08.12 de (37 + 6) haftalık, 48cm ve 2885 kg. olarak dünyaya geldi.

Doğum ve sonrası
Bebeğimizin doğduğu gün odada tüm aile sevinç sohbetleri yaparken, çocuk doktorunun gelip, muayeneden sonra sol bacağında 2 cm. kısalık görmesi hepimizi mahvetti. Kalça çıkığından şüpheleniyordu. 1 aylıkken çekilen ultrason ile hiçbir problem olmadığı bebeğin bacağını diremesi sonucu da olsa bir muayene hatası olduğu ortaya çıktı.

Özel odada olduğumuz ve kadın doğum katında olmamamız nedeni ile hemşireler tarafından unutulmak fakat emzirme hemşiresi tarafından sıkça ziyaret edilmiş olmak emzirmeyi öğrenmeme ve sütümün çabuk gelmesine yaradı.

Kayınvalidemin güzel yemekleri ve annemin gece-gündüz refakati eşliğinde çok güzel bir lohusalık dönemi geçirdim.

Elbette özellikle geceleri sezaryenin cefasını çok çektim. Ama bebeğim sağlıklı doğmuştu ya bana artık kurşun işlemezdi.

Bebeğimiz doktorumuzun söylediği gibi, açığı doğduktan sonra çok çabuk kapattı ve şu an boyu ve kilosu ayına göre tam da olması gereken seviyede.

Tüm bu çetrefilli dönemden sonra hiçbir kuvvet beni “paranoyak annelik”ten uzaklaştıramadı.

Her şeye rağmen

  • Fiziksel açıdan çok sorunsuz bir hamilelik geçirdim
  • Bebeğim karnımda hep çok hareketliydi
  • Elimden geldiğince, en çok da eşimin yardımıyla hep olumlu ve mutlu bir hamilelik geçirmek için çabaladım
  • Bize gelen mucize için hep şükrettim.

Yeşil Anne

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.