Posts Tagged: doÄŸal


21
Mar 10

Alerji hikayem ve alerji hakkında değişen görüşlerim

Yedi sülalesi ile birlikte kendisi de alerjik bünyeli olan biri olarak zaman içinde alerjik bünyemin ve alerji ile ilgili görüşlerimin nasıl değiştiğini paylaşmak istedim.

Çikolata, şeker: Çocukluğum boyunca çikolata, şeker, boyalı bütün şeyler bana alerji yapardı. Bana alerji yaptıkları için çok sınırlı verilirdi bunlardan (gerçi hiçbir abur cubur aşırı alınmazdı bizde zaten). Bunlardan görece çok miktarda tükettiğim her bayramdan sonra her tarafım kırmızı kırmız dökerdi. Ayak parmak aralarımda çıkardı bazen ve kaşıntı yüzünden okula terlikle giderdim. Yalnız alerji de kaşınır ya, her an alerjimin durumunu bilir, neremde kaç tane var sayar, hangisi hafiflemiş hangisi azmış çok iyi takip ederdim.

Baktrim: Ortaokul civarında grip oldum, baktrim kullandım. Kızarıklıklarım oldu, hemen doktora sordu annem, baktrim yapmıştır dedi doktor. Bir daha kullanmayın, ilaç alerjileri tehlikelidir, bir sonrakinde daha kötü etkileyebilir dedi.

Evcil Olmayan HaÅŸerat: Özellikle yabani yerlerin sineklerine karşı alerjim vardı. Ne zaman tatile, sayfiye yerine gitsem, ısırılan her yerim ÅŸiÅŸerdi. Bir defa dizimin tam altında dizimle aynı büyüklükte bir kırmızı ÅŸiÅŸlik çıkmıştı. Üniversitedeyken bir kez arı soktu. Hemen buz koyup koÅŸarak revire (mediko) gidip iÄŸne oldum. KoÅŸturduÄŸum 1-2 dakikalık süre içinde buza raÄŸmen ÅŸiÅŸlik el bileÄŸimle dirseÄŸim arasındaki bölgeyi kaplamıştı. İğneden sonra ÅŸiÅŸin inip kızarıklığın geçmesi tam bir gün sürdü. Bu zaman zarfında tahmin edebileceÄŸiniz üzere ben sıklıkla koluma bakıp, ara ara ÅŸiÅŸliÄŸi yoklamaktaydım. Üniversite yıllarının sonlarına doÄŸru ablamlarla Çubuklu barajının yakınında çadır macerasına giriÅŸtik. Sineklerin ısırmadığı yerim kalmadı. Soktukları an yanarak kaşınmaya baÅŸlıyordu. Ertesi gün bahsettiÄŸim diz altı ÅŸiÅŸliÄŸinden belki 20-30 tane vardı. Bütün vücudum ÅŸiÅŸlik dolmuÅŸtu. Bacaklarımdaki ÅŸiÅŸlikler öyle zonkluyordu ki ayakta duramıyordum. AntihistaminiÄŸin üstüne bira içip ancak uyuyabildim. Evde yalnızdım (Ankara’da). 17 aÄŸustos gecesi ablamların telefonu ısrarla çaldırması üzerine zorlukla yataktan kalktım. Büyük deprem olmuÅŸtu. Olan biteni duyunca ÅŸiÅŸlikleri unutmuÅŸtum. Gariptir, kendimi düşünmeyi unuttuÄŸumdan mıdır nedir, hızla geçtiler. Bir daha da sinek ısırığı yüzünden o denli bir ÅŸiÅŸlik olmadı.

Parfüm: Ne zaman marketlerin deterjan, sabun reyonlarına, kozmetikçilere girsem hapşırmaya başlardım. O yüzden parfüme alerjim olduğuna karar verdim.

Güneş: 21 yaşına kadar güneşin altında cayır cayır kavrulurdum ama güneş alerjisi diye bir şey duymamıştım. Güneş koruyucu kullanmaya başlamamdan bir-iki yıl sonra güneş alerjisi başladı. Yine çocukluğumda, hatta ozon tabakasının en delik olduğu dönemde bile tüm arkadaşlarım ve ailem topluca koruyucusuz biçimde kabuk kabuk soyulana, kimileri su toplayana kadar yanarken kimse alerji olmazdı. Güneş koruyucusu çıktı, mertlik bozuldu. Şimdi mümkün mertebe bir şey sürmüyorum ve alerji de olmuyorum. Öğle güneşinde güneşe çıkmıyorum tabi ama koruyucu sürdüğüm zamanlarda da çıkmıyordum, akşam güneşinde bile alerji oluyordum ama.

Kızartılar: Sonra yüzümde dönem dönem kötüleşen bir takım kızarıklıklar peydah oldu. Hemen onların alerji olduklarına karar verdim (ve daha birçok şeye). Alerji merhemi sürdüm, beter oldular.

Kütürdet Beni Rutubet: Sonra İstanbul’a taşındım. Biraz rutubetli de bir evimiz vardı. Sabahları burnum tıkanık ve kaşınır ÅŸekilde kalkardım. Sonra sabahları öksürük tutardı (sigara da içiyordum o ara). İstanbul’un nemi, evin rutubeti derken alerjik-astıma çevirdiÄŸine hükmederek doktora gittim.

Ünlü Alerji Doktorunun Teşhisi
GittiÄŸim doktor, İstanbul’un civcivli bir caddesinde mütevazi sayılabilecek klinikti. Hacettepe mezunu baba-oÄŸul alerji iÅŸinde çok ünlü iki doktor hizmet veriyordu klinikte. Beni baba olanı gördü. Åžikayetlerimi ve alerji geçmiÅŸimi anlattım. Cildime, burnuma, gözüme kulaklarıma baktı. “Çok klasik bir tablo.Astım baÅŸlangıcı, bunun tek kalıcı tedavisi aşı. Ama aşı düzen ister, 4-5 yıllık bir tedavidir. Bazıları yarım bırakıyor ve sonra iÅŸe yaramadı diyorlar. Düşünün, iyice karar verin, sonra gelin.” dedi. Test yapmayacak mısınız, nelere alerjim olduÄŸunu öğrensem, dikkat etsem dedim. Testi aşıdan önce yapmıyoruz, diyelim çok sayıda ÅŸeye alerjiniz çıktı, hangi birinden sakınacaksınız dedi. 3 tane antihistaminikle, bir de kitapçık verdi. Antihistaminiklerin uzun süre kullanılması gerekiyormuÅŸ iÅŸe yaraması için. Åžikayetlerimi geçirdikleri söylenemez ama pek uykumu getiriyorlardı.

O kitapçığı okuyunca onca sene alerjiğim diye gezip, aslında alerji hakkında pek de bir şey bilmediğimi fark ettim. Sonra bir alerji konulu GEO, tesadüfen okuduğum birkaç makaleden sonra daha da değişti alerji ile ilgili düşüncelerim.

Uyanık Cildiyeci
Bir gün bir cildiyeciye gittim. Tabi cildiyeciye gittim ya, ilk anlattığım ÅŸey alerjilerim. İlle manipüle edeceÄŸim doktoru. Neyseki bu doktor uyanık çıktı. Test yapalım alerjiniz için dedi. Yüzümdeki kızarıklıkların alerjik olmayabileceÄŸini söyledi. Kanda küf ve toz için alerji testi yapılabiliyormuÅŸ. Ortaya çıktı ki benim toza ve küfe alerjim yokmuÅŸ. Cildin de, dolayısıyla burun mukozan da çok hassas dedi doktor. Parfüm alerjim olmadığı da böylece deÅŸifre oldu. Çikolata ÅŸeker olayı ergenlikten sonra geçmiÅŸti zaten. İstanbul’daki kavaklar kesildiÄŸinden beri polenlerle, daha doÄŸrusu baharla da aram düzelmiÅŸti. Böylece birden alerjisiz kalakaldım ortada. Bir baktrime alerjim kaldı ama onu da tedavülden kaldırmışlar. Kendimi bildim bileli alerjim vardı oysa.

Kendini Dinlemeyi Bırakmak
Hamilelik ve emzirme döneminde antihistaminik içemedim. Bu zaman zarfında kendimle de pek ilgilenemedim doğrusu. Siyah noktalarımı bile sıkamadım desem yeridir.

Ilgaz’ı gördüğümde onun görüntüsü hakkında aklımdan geçen ilk izlenim “beyaz”dı. Benim gibi beyaz. Oysaki Gökhan’ın esmer genlerinin benim üfürükten beyaz genlerimi döveceÄŸinden ve Ilgaz’ın benim gibi hassas cilt ve güneÅŸ yüzünden çekmeyeceÄŸinden emindim. Bu bir çeÅŸit hayal kırıklığı idi. Yalnız yukarıda anlattığım tecrübelerden dolayı, Ilgaz’ın alerjik olduÄŸu düşüncesine fazla kaptırmadım kendimi. Zaman zaman kuruyan ve sürtünmeye maruz kalan bölgelerindeki egzamaya raÄŸmen. Alerji konusunda uzmanlığı olan doktorumuzun genelleme ve ÅŸipÅŸak tanı koymaktan uzak duruÅŸu da bu konuda çok yardımcı oldu. Hemen her kontrolde burun tıkanıklığından, cilt kızarıklıklarına, egzamasına, henüz alerjik olduÄŸunu düşünmek için çok erken, çoÄŸu bebekte bunlar zaten olur, zamanla geçebilir, geçmeyebilir de diyordu. Yeni gıda tanıtırken çok dikkatli olmamız, hep önce az miktarlarda vermemiz konusunu çok vurguluyordu sadece.

Ilgaz’a alerjen denilen çilek, kivi gibi tüm besinlerden ilk tattırdığımızda minik kızarıklıklar çıktı vücudunda. Bunların çoÄŸunu vermemeye dikkat ettiÄŸim halde bir ÅŸekilde karambolde ikinci kez tattı ve ikincilerde aynı ÅŸekilde kızarıklık yapmadı.

Ben Alerjik DeÄŸilim, Sensin Alerjik!
Sonra bir gün düşündüm, ne zamandır antihistaminik içmiyorum. Yıllar olmuş, eksikliğini hissetmemişim. Kendi kendime ilan ettim, alerjim yok benim artık, o uyutan haplardan da içmiyorum. Oğlum da alerjik bünyeli değil, babasına çekti o :)

Alerji Hakkında Zaman İçinde Oluşan Görüşlerim

  • Bilmeyenler için alerjinin bir bağışıklık sistemi saçmalaması olduÄŸunu yazmakta yarar olduÄŸunu düşünüyorum. Gıda boyasının bana zararlı olduÄŸu için alerji yaptığını düşünürdüm. Tam da öyle deÄŸilmiÅŸ aslında. “Zararlı olmayan ÅŸeyi benim bağışıklık sistemin zararlı sanıyormuÅŸ, vay zevzek” olarak görmek, benim gözümde alerjiyi küçülttü, tek başına bu bilgi bile plasebo etkisi yapabilir.
  • Bazı insanların alerjiye yatkın olduklarını kabul etmemek mümkün deÄŸil. Ama alerjik bünyeliyim, her ÅŸeye alerjim var, ya da bu kronik bir hastalık diye düşünmek yerine, “ÅŸuna alerjim var ÅŸu anda, bakalım belki bir zaman geçer” diye düşünmelerinin daha saÄŸlıklı olduÄŸunu düşünüyorum.
  • Çocukların, hatta bebeklerin yanında alerjik bünyeli olduklarının sohbetinin fazla yapılmaması gerektiÄŸini düşünüyorum. Bazı çok ciddi alerjisi olan çocuklar var, bir ÅŸeyi hiç yememesi gereken, elbette bunlar bu durumu bilip dikkat edecekler. Ama ben çok daha hafif durumlarda bunun çok fazla konu edildiÄŸine ve çocuÄŸun daha gıdayı aÄŸzına koyarken bağışıklık sistemini huzursuz ettiÄŸine inanıyorum. Bence çok ciddi alerjiler bile, ki ablamın aspirin alerjisi gibi, zamanla geçebilir, ciddi alerjisi olanlar da öyle düşünmeye teÅŸvik edilmeli (ablamın aspirine alerjisi vardı ama tüp bebek tedavisi için gayet güzel aspirin kullanabildi).
  • Stresin alerjiyi olumsuz etkilediÄŸi biliniyor. Ben stresler içinde en kötü etkileyenin alerji olma stresi olduÄŸunu düşünüyorum. Hatta kendinizi dinlemekten alıkoyan, dikkati baÅŸka ÅŸeylere yoÄŸunlaÅŸtıran türde streslerin, telaÅŸların alerjiyi geçirdiÄŸini bile düşünmeye baÅŸladım.
  • Tüm alerjilerin bağışıklık sistemini dürtükleyen durumlarda geçme potansiyeli olduÄŸuna inanıyorum, hamilelik gibi.
  • Uzun süre antihistaminik kullanıldığında antihistaminiÄŸin fayda etmemeye baÅŸladığına dair bir kanım var. Bence çok ciddi rahatsızlık vermeyen ÅŸeyler için, özellikle de bir ÅŸeyin alerji olduÄŸu kesin teÅŸhis edilmeden antihistaminik içmemek lazım. Daha ciddi durumlar için saklanmalı.
  • Alerjilerde hep korunma esası vardır. Acaba buna alternatif olarak azar azar, sık sık maruz bırakarak alıştırma gibi bir yöntem denenmiÅŸ midir? (bu yönde bazı makaleler okudum ama, daha çok istatistiÄŸe dayalıydı, kontrol grubu ile yapılmış deney deÄŸildi).
  • Bebek arkadaÅŸları genç yaÅŸta toz, toprak, böcek, hayvan, sap, saman türü ÅŸeylerle tanıştırmanın alerjiyi azaltacağını biliyorum (bahsi geçen makalelerden). Alerjiyi önlemek için doÄŸala yönelme eÄŸilimi hakimdir. Peki en doÄŸalı en iyisidir yaklaşımı ile zararlı olduÄŸu kesin kanıtlanmamış bir takım iÅŸlenmiÅŸ ya da deÄŸiÅŸime uÄŸramış maddelerden onu izole ederek (özellikle hayat boyu korumamız zor olan ÅŸeylerden) bağışıklık sistemine büyük bir kötülük yapıyoruz olabilir miyiz acaba? DoÄŸa deÄŸiÅŸime uÄŸruyorsa, insanın metabolizmasının da bir miktar adaptasyon yeteneÄŸi var, onu tamamen elimine etmek doÄŸru mu? Özetle korumacı yaklaşım alerjiyi besliyor mu?

25
Feb 10

Şifalı tarifler

Dün tesadüfen hamileyken 39,5 ateşle gittiğim kulak burun boğazcıya gittim. Bana o zaman da bazı doğal besinlerden önermişti ve ben hamile olduğum için böyle yaptığını düşünmüştüm. Baktım bu defa başka besinler de eklemiş listesine:

Tavuk Çorbası
Tavuk çorbasının gripte özellikle iyi geldiği, bağışıklığı güçlendirdiği düşünülüyor halk arasında. Hastalara neredeyse tüm ülkelerde tavuk çorbası verilmesi tesadüf olmasa gerek. Ben şu şekilde yapıyorum:

Malzemeler: Bütün tavuk (derisi ve kemikleriyle), 1 büyük patates, 2 havuç, yarım limon, 1 büyük soğan, 1 yumurta sarısı, tel şehriye (orta büyüklükteki tencereye 2 çorba kaşığı), tuz, sarımsak (tercihe göre)

Yapılışı: Tavuğu patates, havuç ve soğanla birlikte düdüklüde haşlayın. Tavuk etlerinin bir kısmını ne çok ince ne çok büyük didikleyin. Sebzeleri tuzlayıp limon sıkıp  yiyin. Soğanı sevmiyorsanız atın. Tavuk suyuna didiklenmiş tavukları ve 2 çorba kaşığı dolusu şehriyeyi atın. Tercihe göre sarımsağı ince doğrayıp ekleyin. Yumurta sarısını limon suyuyla çırpın, şehriyeler yumuşadığında, tavuğun suyundan alıp yumurta sarısına karıştırarak ekleyip yumurtayı ılıştırdıktan sonra (kesilmesin diye), karışımı ağır ağır tencereye ekleyin. Bir taşım kaynatın. Şifa olsun.

Zencefilli, Ballı Limonata
Rendelenmiş limon kabuklarını balla (1 yaşın altına bal önerilmiyor) ovun, üzerine ılık su ekleyin, süzün. Limon suyunu sıkıp ekleyin. İçine zencefil rendeleyip ılık ılık içirin. Zencefili fazla kaçırırsanız acı olacak ve çocuğunuz içmeyecektir, kararında bırakmak lazım.

Ayva Tatlısı
Ayva tatlısının özellikle koyu jölesi öksürüğe iyi geliyormuÅŸ. Elimin altında tarif yok ama, jölesinden tam olarak yararlanmak için ayvaları haÅŸlayacağınız suda önceden çekirdek ve kabuklarını kaynatmanız gerektiÄŸini biliyorum (reçel de böyle yapılıyor), asıl kıvamı çekirdekler veriyor. Bir de ayva tatlısını yaparken çok ağır ateÅŸte piÅŸirmeye dikkat ederseniz daha iyi kızardığını biliyorum. (cocukla.cocuk’dan tarif: http://www.cocuklacocuk.com/ayva-tatlisi)

Grip, Nezle ve Empati
Orta kulak iltihabı – yine
Çocuklarda Grip ve Nezle – Öksürük Çayı


20
Feb 10

Grip, Nezle ve Empati

Grip, nezle, soÄŸuk algınlığı, herhangisinden olduysak artık herkesle beraber biz de hastayız ÅŸimdi. Bu akÅŸam üzeri kafamı kaldıramaz hale gelip de yattığım 3 saatlik kötü uykudan ÅŸakaklarım aÄŸrıdan çatlar, burnum tıkalı ama akmaz, kulağım çıtırdar, gözlerimi açamaz halde kalktım. AkÅŸamı zor geçirdim, Ilgaz’ı banyoya sokmadan önce iki aspirin içip, buharlı bir banyo yapayım dedim. Ne kadar iyi geldiÄŸini anlatamam. Ilgaz’ı da yanakları al al olana kadar tuttuk ısınmış banyoda. Hem kendi halimden yola çıkarak, “eskiden” hastayken kendime nasıl baktığımı hatırlayarak da gripli çocuklara nasıl daha iyi yardımcı olabileceÄŸimizi yazayım dedim unutmadan.

  • Hergün mutlaka bol buharlı banyo yaptırmak lazım. Banyoya sokmadan önce kettle kapağı açık çalıştırılabilir banyoda. DuÅŸakabin varsa buharı içeride tutma konusunda baÅŸarılı. Ben kendim için bir tasa sıcak suya viks de koydum ama küçük çocuklara kullanılmıyor. ÇocuÄŸa banyodan önce sıcak ıhlamur, sonrasında da su verilebilir bol bol. Banyo sırasında okyanus suyu, serum fizyolojik sıkılabilir burnuna. Küvet varsa yarıya kadar doldurulur, çocuk aÄŸzına burnuna kaçırarak sularla oynayıp rahatlarken burnu da açılır.
  • Okyanus suyu ya da serum fizyolojiÄŸi bir seferde hızlı bir ÅŸekilde sıkmak çok rahatsız ediyor insanı. ÇocuÄŸun bu iÅŸlemden kaçmasını normal karşılamak lazım. Ama hızlı sıkınca daha iyi etki ediyor o da bir gerçek.
  • Sıkarken başı biraz geriye yatırmak lazım. Dik iÅŸe yaramıyor.
  • İnsan bazen sabah çok kötü kalkıyor. Ben geçen sabah hiç konuÅŸamıyordum. Uyanınca hemen ılık ıhlamur, ada çayı, bol bol su vermek iyi olur. Burnu kulağı açılsın diye kucağınıza oturtup ılık bir ÅŸey içirirken kitap okuyabilirsiniz alt deÄŸiÅŸtirme, üst giydirme gibi aksiyonlara giriÅŸmeden önce. Rahatlayınca bunları yapmak daha kolay olacaktır.
  • İnsan hastayken burnu tıkanırsa koku alamıyor. Özellikle sevdiÄŸi yiyecekler tatsız geliyor, bu ÅŸekilde yemek istemiyor insan sevdiÄŸi ÅŸeyleri. Tarçınlı, karanfil gibi kokulu ÅŸeylerin tadı biraz daha iyi geliyor. Meyve istiyor bir de insanın canı.

Bu Kitubi de olmasa işim gücüm hayıflanmak olacak ama hiç değilse yazınca hem içimi döküyorum, hem de işe yarar belki diye avunuyorum.


12
Oct 09

Kiraz ve Vişne Çekirdeğinden Sıcak Soğuk Kompres Yastığı Yapımı

Bebeklerde Gaz Sorunları için Çözüm ve Önlemler yazımda, bebeklerde gaz sorunları için, kiraz çekirdeÄŸi yastığından söz etmiÅŸtim. Evren hamileyken BeÅŸiktaÅŸ pazarından bir kiraz çekirdeÄŸi yastığı almış, sonra onu baÅŸka bir tezgahta unutmuÅŸtum. Kışın Tan’da da gaz sıkıntısı olunca, yazdan çekirdek saklamadığıma pek hayıflandım. Bu arada  bu çekirdekli yastıkların, hem sıcak, hem soÄŸuk kompres için kullanıldığını öğrendim.

Reçel yapmak için Tchibo çekirdek çıkartma makinesi ile çıkardığımız viÅŸne çekirdeklerini ve sonra ÅŸapır ÅŸupur yediÄŸimiz kirazların çekirdeklerini temizleyip, kuruttum. Bu arada, İzmir’de satılan tuzlanmış karpuz çekirdeklerinin karpuzlarını kimin yediÄŸini her zaman merak ettim, İzmir’li arkadaÅŸlardan bilen var mı?

Kiraz/Vişne Çekirdekli Gaz Yastığı Yapımı

Çekirdeklerin temizlenişi: Çekirdekleri birkaç gün suyunu değiştirerek suda beklettim. Bir süzgeçte suyun altında karıştırarak yıkadım. Daha sonra tuzlu suyun içinde 10 dakika kaynattım. Tel süzgeçte elimle bastırıp, sürterek kalan parçaların da temizlenmesini sağladım. Sonra bir gazetenin üstünde balkonda kuruttum (unuttum). Temizlendikten sonra çekirdeklerin ne kadar hafiflediklerine inanamadım.

Yastığın hazırlanışı: Çekirdekleri bir buzdolabı poşetine koyup, buzdolabına kaldırdım. Yastık yapacak vaktim olana kadar soğuk kalsınlar, acil durumlarda soğuk kompres işine yararlar diye. Sonra geçen gün çer-çöp toparlarken kitaplıkta gördüm. Keratalar evin dağınıklığına uymuş, ayaklanmış geziyorlar. Ya da ben artık yapmadığım işleri yaptım sanıyorum. Bu yazıyı yazdım mı acaba gerçekten?

Neyse, kitaplığı temizlerken, bir çekirdek poÅŸetine baktım, bir de Ilgaz’ı sevmeye gelen anneme. Baktım bu ikisi arasında bir iliÅŸki var. Aslında annemden istediÄŸim, minik bir yastık yapması, çekirdeklerin tek bir noktaya toplanmaması için aralara birkaç dikiÅŸ atmasıydı. Sonra yeniden yastık dikmek yerine, Ilgaz doÄŸmadan önce diktiÄŸimiz minik uyduruk yastık kılıflarını deÄŸerlendirmeye karar verdik. Bir tanesini ortadan kesip bir tarafını iç, diÄŸer tarafını dış kılıf yaptık. Annemin biraz meditasyona ihtiyacı vardı. Resimde gördüğünüz gibi tek ÅŸeritlik dikiÅŸler attı, sonra viÅŸneleri teker teker oluklara doldurdu (bu eve dikiÅŸ makinesi lazım). Ama yastık ÅŸahane oldu. Dün buzdolabı poÅŸetinin bir köşesine rulo yapıp koydum. Az önce kontrol ettim, çok güzel rahatsız etmeyen bir soÄŸuklukta idi. Taneli olduÄŸu için de vücudun ÅŸeklini alıyor, daha geniÅŸ bir yüzeye etki ediyor.

Yastıkta yaklaşık 20 sıra var, her sırada yaklaşık 20 çekirdek var, toplam yaklaşık 400 çekirdek yapıyor. Birkaç kilo vişne, birkaç kilo kirazdan fazlası bile çıkıyor. Artanlarla ne yaptık dersiniz?

Bütün yaz niye buzdolabında saklamışım ki çekirdekleri, ne güzel oynarmışız. Ayk Budur!


4
Sep 09

Yararlılar, zararlılar ve plasebo etkisi

Üniversitede bir ara “Sevgi yogası” kursuna gitmiÅŸtim. Hayata bakış açımı deÄŸiÅŸtirdiÄŸi söylenebilir. İsmini duyunca gözünüzün önüne elele tutuÅŸup “lay, lay, lom, hayat güzel” ÅŸarkısı eÅŸliÄŸinde dönen insanlar geliyor olabilir. İsminin Sevgi yogası olması, aslında bunun bir meditasyon olduÄŸunu, Yoga egzersizlerini içermediÄŸini ifade ediyordu. Her hafta bir konu seçiliyor, bu öğretmen sorular soruyor, soruya konsantre olarak düşünmeden, sadece kendinizi beyninize gelen çaÄŸrışımlara bırakarak yaptığınız meditasyon sonra, herkes kendi deneyimlerini grupla paylaşıyordu. Böylece farklı kiÅŸilere, farklı konuların ne kadar farklı ÅŸeyler çaÄŸrıştırdığını da farketmiÅŸ oluyordunuz. Neyse, ÅŸimdi ben böyle yazınca kulaÄŸa pek hoÅŸ gelmese de ben çok yararını görmüştüm, tavsiye ederim.

Her seansın sonunda da, hocamız yoga felsefesini anlatır, bunu benimsetmeye çalışırdı. Büyük çoÄŸunluÄŸunu pek beÄŸendiÄŸim bu felsefede, vejetarjen beslenme anlayışından haz etmemiÅŸtim. Yine de besinin önemi üzerinde duran “ne yersek oyuz” yaklaşımından hoÅŸlanmış, uygulamaya karar vermiÅŸtim. 1 yıllık emzirme tecrübesi sonunda kararımda durmuÅŸ sayılırım (otobur = ıspanak, etobur = inek).

Ne yersen mi O’sun, yoksa ne düşünürsen mi O’sun?
Konuyu dağıtmayayım. “Ne yersen O’sun” gazını almış, iÅŸlenmiÅŸ, zararlı ÅŸeyleri hayatımdan çıkartayım diye marketleri dolaÅŸmaya baÅŸlamıştım. O günlerde bırakın pahalı olmasını, esmer pirinç, esmer ÅŸeker neredeyse yoktu. Böylece, her pilav yediÄŸimde, ne rezalet bir ÅŸey yiyorum bak, yararı yok bunun, zararı var diye kendimi de, çevremdekileri de germiÅŸtim. DoÄŸalı arayıp, yediÄŸim zararlılara stes olurken yanaklarımda da minik minik kızarıklıklar çıkmaya baÅŸlamıştı. Sonra bunları da yediÄŸim gıda boyalılara baÄŸlamaya kalkışmıştım.

Sonra nasıl oldu bilmiyorum ama bir gün jetonum düştü. Yediklerimin, içtiklerimin zararına taktıkça, onlar hakkaten bana zararlı olmaya başlamıştı. Yediklerim hakkındaki düşüncelerim, onların kendisi kadar önemliydi. Aslında bu sadece yediklerim için değil tüm kullandıklarım için de geçerli.

Bunu farkettiÄŸimden beri doÄŸal’cılığı abartmamaya çalışıyorum. Yer temizleyici örneÄŸindeki gibi kolayca ve bütçem dahilinde yapabileceÄŸim bir ÅŸeyse bunu uyguluyorum. Ama henüz bir deÄŸiÅŸiklik yapamadığım bulaşık makinesi deterjanı için kendimi yemiyorum. Geriye dönük araba koltuÄŸundaki gibi bir kere uÄŸraşıp, masrafa girip, senelerce kullanacağım bir ÅŸeyse, ya da güvenlik riski içeren, ani ölüm riskini dramatik etkileyen bir deÄŸiÅŸiklikse uÄŸraşıp yapıyorum. Taksiye binmek zorunda kaldığımızda “aman kaza olmasın ölecek çocuk” diye düşünmüyorum.
Seneler sonra bir markette bulup sevinçle aldığım esmer pirinç gibi, düdüklüde saatlerce piÅŸmeyip, ev ahalisi tarafından ucundan tadılıp bırakılıyorsa, ben de almayı bırakıyorum. 2 sefer pirinç pilavı yapıyorsam, 1 sefer bulgur yapıyorum. Eve esmer ekmek alıyorum. Beyaz ekmek aldığımda da zararlı bu diyerek deÄŸil, “aman bu meret de pek lezzetli ama” diye düşünerek yiyorum.

Plasebo Etkisi
“Plasebo” kelimesini , ilk kez Ilgaz’a hamile kalmadan önce kadın doÄŸumcumdan duymuÅŸtum. Ben iÅŸ geliÅŸtirme uzmanlığının yanı sıra hobi olarak “wikipedia doktoruyum”. EÅŸim tarafından tahsis edilen diploma ile, uzmanlığını wikipedia’da yapmış bir doktorum. İşim ÅŸu; birimizde bir hastalık belirtisi oluÅŸunca, semptomları ile internette arar, bir hastalık ismi bulur, sonra bunu wikipedia’dan okur, doktora öyle giderim. Sonra MR, tetkik falan sonrası aynı teÅŸhis çıkınca, ben demiÅŸtim o kadar masraf ettik diye ÅŸiÅŸinirim. Åžunu ÅŸunu eksik söyledi, buna da dikkat edin diye söylenirim. Åžu ana kadar yanıldığım olmadı :P
Neyse, 18 yaşında tanısı konan Polikistik over sendromunu da araÅŸtırmış araÅŸtırmış, benim durumumda İnositol denen maddeden kullanılırsa iyi geleceÄŸine hükmetmiÅŸtim. Yine de doktora sormadan ilaç kullanılmasına uyuz olduÄŸum için, doktoruma sormuÅŸtum. O da inositol besin takviyesi, ilaç deÄŸil, içebilirsin bir zararı olmaz, hatta plasebo etkisi yapabilir demiÅŸti. Vaay, Plasebo etkisi, nedir acaba bu dedim, internette araÅŸtırdım ve afilli Plasebo’nun, bildiÄŸimiz “psikolojik” olduÄŸunu görüp hayal kırıklığına uÄŸradım (olumlu anlamda, tersi de “Nosebo”).

Kolay doğum için, kolay doğum hayal edin
Sonra daha detaylı araÅŸtırdım, tesadüfen konuyla ilgili GEO’da (vallahi prim almıyorum) bir makale de okudum, National Georaphic’in “AÄŸrı” belgeselini izledim ve bu plasebo etkisine saygım çok arttı. Kendi doÄŸumumun kolay olmasında, acı eÅŸiÄŸimin yüksek olduÄŸuna inancımın dramatik etkisi olduÄŸunu düşünüyorum. Halk arasındaki “korktuÄŸum başıma geldi”, “sakınan göze çöp batar” deyimlerinde de bu plasebo iÅŸinin parmağı var bence. Narkoz bulunmadan önce yapılan ameliyatlarda acının ÅŸokuyla ölen insanlar olduÄŸunu okumuÅŸtum. Belki de bunlar o kadar kuvvetli acı duyunca, “aha öldüm” diye düşünüyorlar, ve ölüyorlardı. Düşünelim diyecektim, konuyu biraz dağıttım. Çocuklarımıza da pozitif düşünmeyi öğretelim. YedirdiÄŸimiz ÅŸeyin yararından endiÅŸe ederek verirsek, çocuÄŸun pozitif düşünme becerisini de olumsuz etkileyebiliriz.
Aşağıdaki makaleyi okuyun, bütün gün yediğiniz içtiğiniz, çocuğunuza verdiğiniz şeyler için bu zararlı, bu da zararlı diye düşünmeden önce iki kere düşünün:
Bu da ilginç bir makale: http://www.wired.com/medtech/drugs/magazine/17-09/ff_placebo_effect?currentPage=all (ingilizce)


26
Aug 09

Kefirli Mama Tarifleri

Kefir son günlerde anneler arasında çok gündemde. Kefirin yararlarını duyanlar, aralarında maya ve tarif değiş-tokuşu yapıyorlar. Ben de kefirin hazır olanlarını değil de, evde yapılmış olanını seviyorum. Normalde ekşi seven biri olmama rağmen, kefiri çok uzun mayalamadan, ekşimeden dolaba kaldırmayı tercih ediyorum.

Bildiğim kadarı ile kefirin içinde çok az bir oranda da olsa alkol ürüyor. 1 yaşından küçük bebeklere kefir verirken doktora danışmakta yarar var. Bebeğinizin süt ve yoğurt yakışacak çorbalarına, sebze pürelerine, soğuttuktan sonra kefir ekleyebilirsiniz. Mesela domates çorbasını pişirdikten sonra, servis yapmadan önce kefir eklenebilir. Hiç denemedim ama patates püresine süper olur diye düşündüm şimdi, deneyeceğim. Kefiri gıdalarla karıştırırken, pişirmemeye dikkat etmek gerekiyor. Fazla ısınınca, içindeki sağlığa yararlı bakteriler ölüyor.

Kefirle cacık yapıldığını çok duydum. Ama aslında kefirin tadını da tuzlulardan çok tatlılara yakıştırıyorum. Benim denediğim kefirli birkaç tarifi sizlerle de paylaşmak istedim.

Meyveli kefir:

  • Çilek ya da muz
  • Kefir
  • Bal, pekmez ya da ÅŸeker

Meyve, ÅŸeker ve kefiri blender’dan geçirin. Tercihe göre kıvam ve soÄŸukluÄŸu arttırmak için buz veya dondurma ekleyebilirsiniz. Küçükse biberonla, bardak kullanıyorsa bardakla, hatta seviyorsa pipetle verin. Åžapır ÅŸupur içsin.

Kefir soslu çilek:

Kefiri keÅŸfetmeden önce (Ilgaz’dan da önce) yoÄŸurtla da yapardım. Kefirin daha iyi gittiÄŸini farkettim. Bu tarifte çilek büyüklüğü ve kıvamını, şekerini bebeÄŸin yaşına göre deÄŸiÅŸtirmek gerekecek.

  • 1 kilo çilek
  • 1 bardak kefir
  • Pudra ÅŸekeri (damak zevkine göre)
  • Tercihe göre vanilya

Çilekleri yıkayın, ortadan bölün (büyükse 4′e). Bir avuç çileÄŸi blender’dan geçirin (çok uzun deÄŸil, çok sulanmasın), kefir ve pudra ÅŸekerini, isteÄŸe göre vanilyayı ekleyin. Karışımı servis kabına aldığınız çileklerin üzerine dökün. Kapak kapatarak buzdolabında 1 yarım saat dinlendirin, çilekler kefiri ve ÅŸekeri çeksin. Kasede çilekleri ve sosu birlikte servis yapın.

Kefirli Sütlaç:

  • 750 ml süt
  • 2 su bardağı kefir
  • 1 su bardağı ÅŸeker
  • 1/2 su bardağı pirinç
  • 1 paket vanilya
  • 2 çorba kaşığı niÅŸasta (mısır, patates, buÄŸday karışık kullanıyorum)

Pirinçleri 1 su bardağı ılık suda yarım saat ıslatın. Suyunu süzdükten sonra kısık ateşte 1 su bardağı su ile haşlayın. Süt, şeker ve vanilya ekleyip kaynatın. Nişastayı 2 çorba kaşığı soğuk su ile karıştırın, karıştırmakta olduğunuz tencereye akıtarak ekleyin. Buraya kadar bildiğiniz sütlaç, ama süt miktarı azaltıldığı için daha koyu olmalı. Altını kapatın, ara sıra karıştırarak soğutun. Oda sıcaklığına geldiğinde kefiri ekleyip iyice karıştırın. Kaselere boşaltıp soğutun.

Bu ÅŸekilde süt azaltılıp kefirle tamamlayarak her çeÅŸit pudingte kefir kullanabilirsiniz. Aynı süte mayalanır gibi, meyve suyu ile de mayalanabileceÄŸini okumuÅŸtum ama hiç denemedim. Ayrıca internette dolaşırken, ekmek yapımında su ve maya karışımı yerine kefir kullananlara, kefirden peynir yapanlara falan da rastladım ki bunları denemeye bu yazıdaki durumumu göz önünde bulundurarak niyetlenmemeye çalışmaktayım. Tamam belki bir ara bir ekmek denerim bari, canım ne kadar vaktimi alabilir kiÂ

Siz çocuğunuza kefir veriyor musunuz? Bildiğiniz tarifler var mı?


20
Aug 09

Göz Yakmayan Şampuana Güven Olur mu?

Bütün temizlik malzemeleri göz yakar (karbonatı denemedim). Çünkü gözler hassastır, kendi kendilerini temizlerler. Bu bebek ÅŸampuanlarından oldum olası rahatsızım. Åžekilli ÅŸiÅŸeler, uzunca bir “içindekiler” listesi. Peki nasıl oluyor da göz yakmıyorlar? FoÅŸur foÅŸur köpüren her malzeme göz yakar. Yani basitçe iyi oldukları için mi yakmıyorlar, yoksa daha karmaşık bir durum mu var? Üstelik artık ucuz olanlar da göz yakmıyor. O zaman neden büyüklerin ÅŸampuanları hala göz yakıyor? Madem daha iyi bir madde buldular, hem pahalı da deÄŸil, neden tüm ÅŸampuanlarda kullanmıyorlar?

İşte böyle zaman zaman, Ilgaz’ın ÅŸampuanı ve duÅŸ jelinin parfümü burnuma çalındıkça, inceden inceden sorgulardım bunları, rahatsız olurdum.

Son günlerde ne zaman Ilgaz’ın başını, yüzünü yıkasak, gözüm acıyor diyor. Åžampuanın yakmaması lazım ama nedenini de anlayamadık. Bunun üzerine konu iyice takıldı aklıma, yakmalı mı yakmamalı mı? Bir araÅŸtırayım dedim, bir yerde iyonik, noniyonik gibi bir ÅŸeyler okudum, ikna olmadım. BaÅŸka bir yerde çok daha basit ve vurucu bir cümle gözüme çarptı:

“Åžampuan göz yakmıyor olabilir, ama yine de gözü için serttir. Åžampuanı gözüne kaçırmamaya çalışın.”

Düşündüm ki bu çocuk tam 30 aydır, faşır fuşur gözlerinden şampuanlar köpükler akarak yıkanıyor. Peki nasıl sağlayacağız gözüne kaçmamasını? Normalde nasıl sağlanıyorsa öyle. Gözlerini yakmasını sağlayarak. Milyonlarca yıldır evrimleşerek gelen şahane gözlerimizi, bu gibi şeylerin yakmasının da bir nedeni vardır değil mi? Elbette, gözleri korumak. Demek ki göz yakmayan ürün kullanılmayacak.

Artık bebek olmadığı için, başı yıkanırken gözlerini açmamasının öğretilebileceÄŸine karar verdim. Gökhan’a konuyu açtım, aklına yattı. Defne sabununun kötü kokmayacağına ikna olması biraz zaman aldı.

İki akşamdır banyoda, yum Ilgaz gözünü, başını yıkayacağız diyoruz, hemen sıkı sıkı yumuyor gözlerini. Biz de böylece kafasını hızlıca yıkayıp duruluyoruz. Gözlerine ise olması gerektiği gibi, sabunu neredeyse değdirmeden geçiyoruz. Nasıl olsa onlar kendi kendilerini tertemiz yıkayacak kadar gözyaşı akıtıyorlar her gün. Vücudunu da defne sabunlu süngerle köpük köpük yıkıyoruz. Cildi pamuk gibi, saçları yumuşacık oluyor. Minik bebekleri bilemem, ama palazlanmış laftan anlayan kıvama gelmiş arkadaşlar için tavsiye olunur.


19
Aug 09

DoÄŸal Fayans Temizleyici

Ilgaz emeklemeye baÅŸladığından beri yerleri sıvı arap sabunuyla siliyoruz. AhÅŸaplara çok yarıyor arap sabunu. Ancak fayansları bir süre sonra yapış yapış yapıyor. 2,5′tan 25′e :) çıplak ayakla gezen bir aile olduÄŸumuzdan, yerlerin yapışkan olması pek hoÅŸ olmuyor. DoÄŸala alışmışken, tekrar kimyasala dönecek de deÄŸiliz. Kimyasal düşmanı annemin de teÅŸviÄŸiyle, epeydir planladığım bu deneme baÅŸarıyla sonuçlanınca sizlerle de paylaÅŸayım dedim.

DoÄŸal Fayans Temizleyici
Ilık suyun içine birkaç kaşık karbonat koyup, vileda ile siliverin. Fayanslar temiz, içiniz ferah olsun.

Şimdilik gayet güzel beyazlamış görünüyorlar. Çıplak ayakla basıldığında güzel bir his veriyor. Karbonatın koku emici özelliğinden dolayı, özel olarak güzel bir koku vermese bile, kötü kokuları aldığından kesinlikle temiz hissi veriyor. Zamanla temizliği yetersiz gelirse ara sıra daha güçlü bir şeylerle sileriz ne olacak. Kendi yaşadığımız ev sonuçta, ne kadar kirleniyor olabilir ki?

Böylelikle ahşap ve ıslak zemin temizliği gibi iki temel temizlik ihtiyacını süper doğal ve de kolay birer malzeme ile halletmiş olduk. Sırada bekleyen başka denemelerim de var. Denedikçe paylaşırım.


15
Jan 09

Ev Yapımı Yapıştırıcı Tarifi

Bu yapıştırıcı çok kolay ve mutfaktaki malzemelerle yapılıyor. Yalnızca hazırlandıktan sonra 12 saat beklemesi gerekiyor. Ortaya çıkan ürün pelte kıvamında oluyor. Döküldüğü yerden kolaylıkla temizleniyor. İlk sürdüğünüzde biraz kıvamlı, rahatlıkla dağıtılıp, istediğiniz genişlikte yayılabiliyor. Kuruduktan sonra şeffaflaşıp görünmez oluyor. Kağıt, mukavva türü şeyleri rahatlıkla tutuyor. Ağırlığı olan malzemelerde başarılı olur mu emin değilim. Özellikle kıvamlı olduğu için, içine koyduğum play-doh kabından alıp sürmeye çalışmak bile Ilgaz için başlı başına bir oyun. Hemen kurumadığı ve kurumadan önce kaygan bir yapıda olduğundan yanlış yapıştırılmış parçaların düzeltilmesine imkan sağlıyor.

Tarifin orijinalinde corn syrup (mısır ÅŸerbeti) kullanılmıştı. Mısır ÅŸurubu, bizim pekmezler gibi ÅŸekerli yapıda bir sıvıymış. Kekevi‘nin sayfasından 2 ölçü ÅŸeker bir ölçü suyu kaynatıp ÅŸerbet yaparak mısır ÅŸurubu yerine kullanabileceÄŸimi öğrendim. Pekmez, bal da kullanılabilirmiÅŸ ama ne gerek var, Ilgaz katı gıdalara baÅŸlayana kadar evde aylarca sürünen ballar pekmezler, son 1,5 yıldır pek bir kıymete bindi.

Malzemeler:

  • 2 çorba kaşığı mısır ÅŸerbeti (bunun yerine 2 çorba kaşığı ÅŸeker, 1 çorba kaşığı su kaynatılır)
  • 2 çorba kaşığı elma sirkesi
  • 3/4 bardak su
  • 1/2 bardak mısır niÅŸastası
  • 3/4 bardak çok soÄŸuk su

Hazırlanışı:
Şerbet, elma sirkesi ve oda sıcaklığındaki suyu karıştırıp, kaynayana kadar ısıtın. Başka bir kapta mısır nişastası ve çok soğuk suyu karıştırın. Mısır nişastalı karışımı, kaynamakta olan kaba çok yavaş bir şekilde karıştırarak akıtın. Homojen hale gelene kadar karıştırın. Ateşten alın ve gece boyunca dinlendirin. Hava almayan bir kapta saklayın.


4
Jan 09

Ev Yapımı Oyun Hamuru Tarifi – Tuz Hamuru

Hamurlarıyla yalnız başına oynamasına izin vermesek de, bir boÅŸ anımızı yakalayıp bir parça plastik yemesine engel olamıyoruz. Sanırım ekÅŸi tadı honuÅŸa gidiyor. Hamurla oynaması için bir süre daha bekleyelim diye düşündük ama hem çok seviyor hem de el becerisi için çok yararlı. Biraz araÅŸtırmadan sonra evde hamur yapmak için aklıma yatan ekonomik de bir hamur tarifi buldum. Hazırlamaya baÅŸladığımda bu kadar baÅŸarılı bir sonuç beklemiyordum. Malzemelerin arasında tartar kremi diye bir ÅŸey var. Pastanelerde yumurta sabitleÅŸtirmek için özellikle beze yapımında kullanılan bir madde olduÄŸunu, aktarlarda bulunabileceÄŸini okudum. Çengelköydeki baharatçıya sordum haberi bile yoktu, bir iki pastaneye sordum “üretimimiz burada deÄŸil yenge” dediler. Tam vazgeçmiÅŸken aklıma google’da “tartar kremi yerine” ÅŸeklinde arama yapmak geldi. SaÄŸolsunlar; Bizim Pastane, Ev Cini ve devletÅŸah sayesinde elma sirkesi kullanabileceÄŸime hükmettim. Pastalarda tartar kremi lezzet açısından daha iyi olurmuÅŸ ama, sonuçta amacım hamurları yedirmek deÄŸil, yedirmemek olduÄŸuna göre, tadını bozulması avantajıma olur diye düşündüm.

Vallahi kendim yaptım diye demiyorum, nefis oyun hamuru oldular. Yalnızca fazla oynarsanız elleriniz biraz tuzlanıyor (biraz kaptırmışım da kendimi), yıkanınca kolayca temizleniyor.

Ev Yapımı Play-Doh (Tarifin orijinali)

Malzemeler

  • 1 bardak un
  • 1 bardak su
  • 1/2 bardak tuz
  • 2 çorba kaşığı tartar kremi (ben elma sirkesi kullandım)
  • 2 çorba kaşığı yaÄŸ (evde kullanılmayan soya yağını kullandım)
  • Gıda boyası (turuncu ve kırmızı bulabildim, çiÄŸken fena el boyuyor, piÅŸtikten sonra boyamıyor)

Yapılışı

Un ve tuzu karıştırın (varsa tartar kremi), su ekleyin. Sirke ekleyip iyice karıştırın (tartar koyduysanız sirke koymayın). Bu aşamada kaç renk hazırlayacaksanız o kadar parçaya bölün (bu malzemeden rahat 4 renk çıkar). Gıda boyalarını ekledikten sonra yağı da ekleyip karıştırın. Eski bir tavada kısık ateşte, tavadan ayrılana kadar ezerek pişirin. Aynı ekler hamuru gibi bir noktada dokusu değişiyor ve ortada toplanarak tavadan ayırılıyor. Soğurken biraz şeffaflaşıyor ve rengi parlaklaşıyor. Ben sadece iki renkle hazırladığım için hamur çok oldu birazını buzdolabı poşetine koyarak buzluğa attım, bakalım çözüldüğünde neye benzeyecek.

Açıkta kalırsa kuruyacağından eski play-doh’larının sıkı kapanan kutularına koydum. Bu kadar tuz varken kolay kolay bozulmayacak olsa da oynamadığı zamanlarda buzdolabının kapağında saklıyorum. Serin serin oynasın çocuk :)

Toksik olmasa bile çok tuzlu olduğu için yemesine izin vermemek iyi olur. Gerçi bu kadar tuzlu bir hamuru bir kereden fazla tatmasını beklemiyorum.

Hamur tarifi ararken yapıştırıcı ve parmak boyası tarifleri de buldum. Fırsat bulunca onları da deyenip yazacağım. Bu arada aklıma geldi, böyle ev yapımı oyun malzemeleri güzel kavanozlarda çok iyi hediye olur. Bana bir yapıp getirse çok sevinirdim.

Güncelleme: Buzdolabında bir hafta kadar bekleyince vıcık vıcık oldu. Açıkta bekleyince düzeliyor gerçi ama sıkı kapanan bir kapta oda sıcaklığında da bir şey olmuyor.

Başka bloglardan denenmiş oyun hamuru tarifleri:

http://www.archisugar.com/2007/08/evde-oyun-hamuru-yapimi.html
http://agacabirtasattim.blogspot.com/2008/12/ev-yapimi-oyun-hamuru.html

http://biranne.wordpress.com/2007/01/12/cocuklar-icin-evde-oyun-hamuru-yapimi/