Posts Tagged: rutin


1
Jun 09

Süt izninin sonu – Evren’in işe geri dönüşü

Tan büyümedi ki ama ben işe başladım.

Sabah 7.30’da kalktım, duş aldım, kahvaltımı yaptım, üzerimi giyindim, hafif bir makyaj, hatta vakit kaldı kuaföre gittim. Şimdi metrodayım işe gidiyorum….

Eee, ne var bunda her gün bunları yapıyoruz zaten demeyin. Ben evde 9 aylık oğlumu bıraktım ve neredeyse bir yılın ardından işe gidiyorum. Garip bir his hem de çok….

Günlerdir kendimi işe gitme durumuna hazırlamaya çalışıyorum. Eşim işten ayrıldığı için planlanandan önce işte olmak zorundayım. Oysaki Eylüle kadar ücretsiz izin almıştım.  Hayat o kadar basit ki, yeni durumlar olsa bile, bir canlı doğursanız dahi, eninde sonunda rutine dönmek zorundasınız ve aslında çocuk da bir rutin. Çünkü kim ne derse, çocuğu ulvi kelimelerle anlatsa da, o da üreme içgüdümüzün ürünü.

İşe başlamaya karar verdiğim 15 günden beri her gün geriye doğru sayıyordum, “Şu kadar gün kaldı, ne bakıcı ayarlayabildim, ne de Tan’a bir düzen kurabildim. Gündüzleri hala meme emip uyuyor, çok ağlayacak, ben ne yapacağım” diye… Eşim sürekli beni sakinleştirmeye çalıştı, her şeyin yolunda gideceğini söyledi.  Onu da üzdüm belki hayfılanmalarımla; sonuçta işinden ayrıldı. Ama iç seslerime bir türlü “dur artık lütfen” diyemedim, çünkü ben bir anneyim.

Ve işte beklenen gün geldi, işteyim ve bilgisayar başında haber okuyorum.  Bakıcı hafta sonunda bulundu. Tan onunla beraber sorunsuz bir-iki gün geçirdi. Sabah evden çıkarken anlattım ona “Oğlum ben işe gidiyorum, ablanı üzme, yemeklerini ye, güzelce uyu” dedim. Bana son iki haftadır yaptığı burnunu buruşturma mimiğiyle “bakarız” gibilerinden yanıt verdi. Vedalaşmayı daha fazla uzatıp da ağlamamak için hemen evden çıktım, canım yeniden mutfağa dönüp onu yeniden öpmek istedi ama yapmadım, Damla’nın deyimiyle “konuyu dramatize etmedim” kapıyı kapattım evden çıktım.

Yaklaşık 2 saat sonra eşim aradı, “Ben günde 10 kere seni arıyordum işteyken, sen niye aramıyorsun” dedi. Oysa bilse oturduğum yerde hep onlarla konuşuyorum aklımdan..

Öğrendim ki 5 dakikada yatağında uyumuş Tan efendi, “Oğlummmm tüm eziyetin bana mıydı?” Aman olsun o uyusun da benim çabalarım boşa çıksın.

15.30’da süt iznimi de kullanarak bürodan çıkıp kuzuma sarılacağım ve “seni çok özledim tatlım, ama iyi olduğunu biliyorum” diyeceğim.

Bana şans dileyin!

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


13
Apr 09

2 yaş çocuğunuzun uyku düzenini korumak için öneriler

Ilgaz’ın kronikleşen yataktan kalkıp içeri gelmesi sorununa, bir de geceleri kalkıp kalkıp bizim yatağa gelmesi sorunu eklendi. Neydim değil, ne olacağım demek lazımmış, Allah gündüz uykularını korusun. Uykusuz yüzümü kamuflaj için biraz fazla makyaj yapmış olmalıyım ki, bugün işyerinde “Nerede yandın sen, bronzlaşmışsın?” sorularına maruz kaldım 🙂

Gökhan’la birlikte kesin çözüm için bir plan yapmaya çalışıyoruz. “Ne yapabiliriz” diye düşünürken, geriye dönüp, “bu çocuk gayet güzel uyuyordu, ne yaptık da böyle oldu” diye sorguladım, bazı hatalarımızı tespit ettim. Oturmuş bir düzeni olanlar için, bazı koruyucu önlem önerileri paylaşayım dedim. Ben ettim, siz etmeyin:

Uyku saati sorunlarını önlemek (yataktan kalkmalar)

  • Çocuğun iletişim becerileri arttıkça, oyunlar, sohbetler daha da tatlı hale geliyor, hele de çalışıyorsanız, birlikte geçirdiğiniz vakit yetmez oluyor. Kendinizi kaptırıp da uyku saatini kaçırmayın. O da sizin gibi bu oyun saatine doyamıyor, ama daha büyüme çağında ve uykuya ihtiyacı var. Siz bu saati esnettikçe, eğlenceli aktiviteleri uzattıkça, o da esnetilebilir olduğu kanısına varıyor.
  • Uyku düzenini bir kez oturttuktan sonra, insan bozulabileceği gerçeği üzerine düşünmek istemez. Siz yine de hazırlıklı olun. Yatağından kalkıp gelirse, ve siz yatırdığınızda tekrar tekrar gelirse nasıl tavır almanızın doğru olacağını eşinizle önceden kararlaştırıp, evdeki diğer fertlerle paylaşın. Aranızda fikir ayrılıkları olmaması ve özellikle yanında konu ile ilgili tartışmamanız çok önemli.
  • Hangi yöntemi seçerseniz seçin, yataktan kalkarsa bunu büyütmeden, fazla tepki vermeyin. Bunu yapmalarındaki en önemli amaç ilgi çekmek. Ona kızmak ya da yumuşak bile olsa yatırırken ikna etmek için uzun konuşmalar yapmak hacıyatmazlığa davetiye açmak demek.
  • Eğer yataktan kalkmak için tuvalet, burun akması gibi sebepler öne sürüyorsa, hızlı şekilde ihtiyacını karşılayın, bu sırada onunla fazla iletişim kurmayın, oynamayın, uzatmasına izin vermeyin.
  • Bu yataktan kalkma konusunu fazla açmayın, ertesi akşam hatırlatmayın.
  • Evinize gelen misafirlerinizi, olur da çocuğunuz yatağından kalkıp gelirse, hiç tepki vermemeleri, onunla olumlu ya da olumsuz konuşmamaları konusunda uyarın. Onu görmezden gelmeleri gerekiyor. En son ihtiyacınız olan şey, gülümsemeler ve gülüşmelerdir. Ona her zaman siz müdahele edin, rutininizi korumaya çalışın.
  • Gürültüsüz bir ortam yaratmanıza gerek yok. Ama onu yatağında bırakışınızdan, uykuya dalacağı süre zarfında (yarım saat kadar) çok ilgi çekici gürültü üretmemeye çalışın. Yüksek sesle film izleme, kahkalar, gürültülü bilgisayar oyunu, vs. Her ortamda uyumaya alışması önemli ama özellikle benim bir geçiş dönemi olarak gördüğüm 18 ay – 3 yaş aralığında, çocuğun merakını da çok fazla uyandırmamak gerekiyor.

Yatağınızı küçük canavarlardan korumak (gece yatağınıza gelirse)

  • Eskiden her sabah uyandığında biraz bizim yatakta bir süre takılırdık. Hatta hafta sonları biraz uyusak hep birlikte diye ümitlenirdik ama asla böyle bir şey olmazdı. Sonra yatağın parmaklığını açmak zorunda kaldık. İlk başlarda gece uyanırsa karanlıkta yatağından inmeyip bize sesleniyordu. Arazi becerileri geliştikçe, yatağından kalkıp odamıza gelmeye başladı. Gece, gündüz, sabahın körü. Başlarda birkaç kez uykusuzluğa yenik düşüp aldık onu. Tekmeler, döner uyutmaz. Şimdilerde direk gelip yatağa tırmanıyor. Bazen uyku arasında birimiz farkında olmadan, ya da uykuya yenik düşüp alıyoruz onu. Götürüp yatırıyoruz, geri yatağımıza dönüyoruz. Sonra tam biz tatlı uykuya dalmışken geri geliyor. Tekrar, ve tekrar ve tekrar. Ertesi gün o da biz de uykusuzluktan sürünüyoruz, huysuz oluyoruz.
  • Ben çocukların anne ve baba ile sağlıklı bir şekilde uyuyamayacaklarını düşünüyorum. Ya da Ilgaz için böyle olduğuna eminim diyelim, çünkü bizim yatakta ne kendisi doğru düzgün uyuyor, ne de bizi uyutuyor. Siz de benim gibi düşünüyorsanız, kuralları iyi koyun. Çünkü çocuklar istisnaları yetişkinler kadar iyi algılayamıyorlar.
  • Genelde gece çocuğu yatağa alma, başta kendi uyku ihtiyacınıza yenik düşmenizden ileri geliyor (benim için en azından). “Korkmuş, yanıma alayım da o da uyusun ben de” gibi. Bu tür durumlarda kendinizi zorlayıp, siz onun odasında uykuya dalana kadar beklemeniz uzun vadede daha iyi olacaktır.

Sizin saflarda uyku durumları ne alemde. Bize ve diğer ailelere önerileriniz var mı?

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


13
Mar 09

Uyusun da büyüsün mü?

Uyku uykunun mayasıdır demiş büyüklerimiz. Ama ben Tan’ı bir türlü gündüzleri mayalandıramadım.  Bebeğini emziren her anne gibi oğlumun memede uyumasını engelleyemiyorum son bir aydır. Mememi bırakıp kucağımda güzel güzel uyurken, yatağa sırtı değdiği anda uyanıveriyor ve tekrardan uyutmak mümkün olmuyor.
Gündüz 3 saatte bir yarım saat en fazla 45 dakika süren uykuları da  böylece bitiverdi son günlerde.

Aslında bu duruma gelmemizde hem doktorumuzun önerilerinin, hem de itiraf etmem gerekirse benim kolaycılığımın etkisi var. Tan daha 3 aylıkken belirtilerini vermeye başlamıştı aslında bu alışkanlığın. Kaygımı çocuk doktorumuza ilettiğimde katı bir uyku eğitimi vermek için erken olduğunu, bu konuda verimin 6. aydan başlayarak alındığını söyledi.

Ben de çocuk zaten gündüzleri toplamda bir buçuk saat uyuyor, çok zorlamayayım diye saldım gitti ipin ucunu.

Veeee sonuç ıstırap ve küçük oğlumun gözyaşlarıyla geçen zorlu bir dönemeç. Yaklaşık 10 gündür Tan’ı emzirmeden yatağında uyutmak için çeşitli yöntemler deniyorum. Bu da ikimiz için  hayli yorucu oluyor. Gerçi onun fazla yorulduğunu söyleyemem, her uyutma çabasının ardından ben kucağımda pes etmiş bir şekillde kendisiyle odadan çıkarken, daha odanın kapısından adımımı atar atmaz az önce nefesi kesilircesine ağlayan arkadaş, etrafa gülücükler atmaya başlayıveriyor.

Annem de  bizim eve yerleşti bana destek olmak için. Yemeğimizi suyumuzu veriyor, biz bu işin altından başarıyla kalkalım diye.  Ama bugün sabah ve öğleden sonraki iki denememde  de başarılı sonuç aldım, 15 dakika içerisinde Tan’ı yatağında kucağıma almadan ve çok fazla ağlatmadan uyutmayı başardım.

Umarım ikimizde çok fazla hırpalanmadan, bu işin altından başarıyla kalkarız. Kim daha inatçıymış göreceğiz bakalım. Bu arada kendisinin sıkı ağladığını da ifade edeyim. Yeni doğduğunun 2. günü hastanede gece uykudan uyanıp, emmek için tüm eforuyla ağlamaya başlayınca, nöbetçi doktorları toplamıştı etrafına, bu bebek niye bu kadar ağlıyor diye…

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


10
Jan 09

Çalışacak Annelere Akıllarının Evde Kalmaması için 15 Öneri

Bu dizide önceki yazı: Çalışmak ya da çalışmamak arasındaki seçiminizi yaptınız mı?

İşin duygusal tarafını bir kenara bırakıp, çalışmanın avantajlarına konsantre olun. Merdivenin her basamağında bir yukarıya bakıp, dezavantajları bertaraf için önlemlerinizi alın:

  1. Rutin ve kurallar: Bebeğin rutinini ve kurallarınızı belirleyin. Bunları yazılı hale getirin, basın ve bakacak kişilere verin.
  2. Bakacak kişiye sizin kurallarınızın geçerli olacağını anlatın: Özellikle aileden biri bakacaksa ya da fazla tecrübeli, kendisi de çocuk büyütmüş bir bakıcı ile anlaştıysanız, “biz de büyüttük” sözünü sık duymanız muhtemel. Her yiğidin yoğurt yiyişinin farklı olduğunu hatırlatın. Bu gece-gündüz aynı kuralların uygulanması konusu bana göre çalışan bir anne için en öncelikli hedef olmalı. Diyelim ki çocuğunuza anneniz bakacak, bakmayı da çok istiyor ama bu yine de onun için büyük fedakarlık olacak. Eğer çocuğa nasıl yaklaşması gerektiği konusunda onunla rahat bir şekilde konuşamayacağınızı, uyarılarınız için size darılacağını düşünüyorsanız, bir bakıcı tutma konusunu yeniden değerlendirin derim.
  3. Ev işlerini takmayın: En azından düzen oturana kadar düzenlenememiş mutfağı, ütülenememiş gömlekleri, fırçalanamamış lavaboları kafanıza takmayın. Bunları takmayı çoktan bıraktım diyorsanız ne ala.
  4. Güvenlik: Eve kimseyi almaması, bebeğin yanında sıcak içecek içmemesi gibi güvenlik konularını tekrar tekrar konuşun, yazılı verin, şüpheye mahal kalmasın. Size ulaşamazsa kimi arayacak, hangi tür acil durumda nasıl davranılacak detaylı konuşun, birlikte plan yapın.
  5. Çalışmaya başlamadan önce bebeğinizin kendi kendisine uykuya dalmayı öğrenmesini sağlamaya çalışın.
  6. Eğer 6 aylıktan küçük değilse, emziriyorsanız gündüzleri emzirme sıklığınızı azaltın. Uyutmak için ve katı gıdalardan hemen önce emzirmemeye çalışın.
  7. Bir kamera sistemi kurmayı ciddi şekilde değerlendirin. Henüz bakıcınızla anlaşmadıysanız, görüştüğünüz kişilere evde kamera olacağını aktarın. Tamamını izleyecek vaktiniz olmasa bile, şöyle bir göz atmak bile çok rahatlatıyor.
  8. Eğer bir telefonunuzla ulaşacak mesafede güvenebileceğiniz biri yoksa, yatılı bakıcı opsiyonunu değerlendirmenizi şiddetle tavsiye ederim.
  9. Bakıcınız yatılı bile olsa, eve girdikten itibaren çocuğunuzla zorunlu haller dışında siz (ya da eşiniz) ilgilenin. Vaktiniz yettiğince banyosu, tırnaklarının kesilmesi gibi gün içinde yapılması zorunlu olmayan bakımlarını siz (ya da eşiniz) yapın.
  10. Bakıcınızla düzenli değerlendirme yapın. Yatılı ise en azından akşam yemekleri sırasında gün içinde neler oldu, çocuğun değişen ihtiyaçlarına, huyuna göre nasıl düzenlemeler yapılacak bunu konuşma imkanı bulunuyor. Eğer bakıcınız gündüzlü olacaksa ve sıkı bir tempoda çalışacaksanız böyle bir zamanı önceden belirleyin. Haftada bir akşam sizinle birlikte yemek yemesini, hafta sonu sizi bir saatliğine ziyaret etmesini isteyebilirsiniz. Sizin ilişkileriniz ve onu daha iyi tanımanız için de iyi olur.
  11. Günlük bir çizelge yapın ve bakacak kişiden kısa notlarla doldurmasını isteyin (örn. ilaçları, uykuya dalma uyanma saatleri, kaçta ne yedi, kaka yaptı mı, vs). Gün içinde evi ikide bir arayıp uyudu mu, yedi mi diye sormayın.
  12. Bakımını yapan kişiyi rahatlatın. Bakıcınız zaman zaman rutinin içinde bunalıp size danışmak isteyebilir. Örneğin, sizi arayıp, “öğlen hiçbir şey yemedi” derse, “üzülme bir öğün yememekle ölmez, akşama iyi acıkır, iyi yer” güzel bir yanıt olur. Hemen o gün işten erken çıkıp, ertesi gün kendi elinizden seveceği şeyler pişirmeye kalkarsanız işleri sarpa sardırabilirsiniz.
  13. Birlikte eğlenerek vakit geçirdikleri bir zaman aralığı olduğundan emin olun (istisnalar dışında). Çocuğunuz gün içinde iyi vakit geçirirse, yokluğunuzdan daha az şikayetçi olacaktır.
  14. Eğer eşiniz siz çalışmadığınız dönemde bebeğin bakımına çok fazla dahil olamadıysa, daha fazla dahil etmeye çalışın. Yapamaz diye düşünmeyin, babaların bebekleri üzerinde sakinleştirici etkisi vardır.
  15. Asla evden ağlayarak çıkmayın. Bebeğinizin arkanızdan ağlama eğilimi varsa vedalaşma işini fazla uzatmayın, çabucak öpüp, vedalaşıp çıkın, ama habersiz bir anda ortadan da kaybolmayın. Çalışma ve ondan ayrı kalma durumunuzu yanında fazla dramatize etmeyin. Çalışmayı yalnızca bir zorunluluk ve angarya olarak gören bir bakış açısı geliştirmesin hayata karşı. “Seni çok özledim ben bugün, sarıl anneye” onu ne kadar sevdiğinizi bilmesi için yeterli olacaktır. Oğlum her sabah arkamdan neşeyle el sallar, şimdilerde “işe gidiyorum, servise binicem” gibi şeyler de söylemeye başladı. Akşam geldiğimde de beni kapıda karşılar.

Bu diziyi 7 aylık bebeğini bırakıp işe başlayacak olan Dilek Hanım için yazdım. Kendisine ve işe başlayacak olan tüm annelere iyi şanslar dilerim.

Bu yazıyı beğendiyseniz:

Bir denge sporu – ebeveynlik

Anne Olmanın Çalışma Hayatına Kattıkları

Güncelleme: Daha fazla tavsiye için yorumlara da bakın.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


9
Jan 09

Çalışmak ya da çalışmamak arasındaki seçiminizi yaptınız mı?

Cevabınız “Evet, çalışmak” ise, ağlamak ya da ağlamamak arasındaki seçiminizi de yapın. Eğer çalışma kararınızın altındaki temel motivasyon maddi ihtiyaçlarsa, zorunluluktan çalışıyorum, seçim değil diye düşünebilirsiniz. Yine de daha düşük gelir seviyelerinde de farklı yaşam standartları olduğunun ve bu zorunluluğun aslında kendiniz ve çocuğunuz için daha iyi şartlar için yapılan bir seçime dayandığını unutmayın. Kendinizi kurban gibi görmeyin.

Oğlum 7-8 aylık, tatlılıktan tadından yenmez olduğu bir dönemde, akşam 22:30 sularında akşam yemeğimizi ancak yerken, günlerce eşimi bunaltmayayım kendim hallederim diye içime attıktan sonra ağlaya ağlaya aşağıdakileri anlattığım gün dank etmişti çalışmanın benim için ne kadar doğru bir karar olduğu:

“Sabah ağlaması ile uyanıyorum, hemen saate bakıyorum, erkense azıcık uyumuşum diye hayal kırıklığına uğruyorum, geç ise neden ben ondan önce kalkıp rahat rahat kahvaltı edip, onu neşeyle karşılamadım ki diye hayıflanıyorum. Sonra bir telaş başlıyor, altını değiştir, üstünü giydir, kahvaltısını ederse ne mutlu, yemezse öğlen için endişelenmeye başlyorum. Rutin kuracağım diye tüm kararlarıma rağmen ilk esnemesinde uykusu geldi diye heveslenip yatırmaya çalışıyorum. Uyumazsa yarım saat, belki bir saat uyutmakla uğraşıyorum, o sırada bana da uyku bastırıyor. Birikmiş işlerimi bitireyim diye yatıp uyumak istemiyorum. Hiçbir işi yetiştiremiyorum diye kendime kızıyorum, yemek yapmaya, yemeye vaktim kalmıyor, maillerime bakayım diye makinenin başına oturuyorum, kendimi kaptırıyorum, Ilgaz ağlamaya başlıyor. Yaptığım iş planlarıyla ilgili bütün hayallerim yıkılıyor. Onca ay yolunu gözledim, ben ne biçim anneyim, çocuğum uyandı diye moralim bozuluyor. İnsan sevinmez mi uyansın da oynayayım diye, halbuki ne kadar tatlı. Sen akşam geldiğinde ne güzel onunla oynuyorsun, ben de istiyorum yemek hazır olsun, ben de sizinle oynayayım. Bazen organize olup, çıkıp malzemeleri bile alamıyorum. Sen gelince onu senin kucağına atıp yemek pişiriyorum. Saat 10 oldu, daha ancak akşam yemeğimi yiyorum. Ben bu annelik işini yüzüme gözüme bulaştırdım, gel sen emzir, ben baba olayım.”

Ağlamayın
Ağlamayın, amacım çalışmayan anneleri üzmek değil. Bebeğin size bu kadar çok ihtiyaç duyduğu dönem sınırlı bir dönem ve çalışmayan anneler de organize olabilirler. Anlatmaya çalıştığım hep çalışan annelerin ne kadar üzüldüklerinin anlatılması. 7/24 anne olma işi de kolay bir iş değil ve gerçekten herkesin harcı da değil, bunu kabul etmek lazım. Kimse çalışmamayı seçmenin zorluklarından bahsetmiyor.

Eğer seçiminizi yaptıysanız, artık ben onu nasıl ellere bırakıp gideceğim tarzı düşüncelerin kimseye yararı yok. Tamam, ağlamak anneliğin doğasında var, ama bu ağlama işini de çok abartmamak lazım. Annenin psikolojisinin çok ciddi şekilde çocuğu etkilediğini, eğer anne çocuğunu bırakırken üzülmezse, çocuğun da mutlu olacağını düşünüyorum. Anne evden ne kadar neşeli çıkıp, akşam ne kadar neşeli dönerse, bebek de o kadar neşeli geçirir gününü. Depresyon salgın bir hastalıktır.

İşin duygusal tarafını bir kenara bırakıp, çalışmanın avantajlarına konsantre olun. Merdivenin her basamağında bir yukarıya bakıp, dezavantajları bertaraf için önlemlerinizi alın.

Çalışan anne olmanın avantajları:

  • Daha fazla gelir.
  • Rutinin dışına çıkıp geniş açıdan bakabilme: Hergün aynı şeyleri yaptığınızda bazen çok olağan şeyler bile büyük sorunlarmış gibi gelir. Evin dışında, çocuktan uzak zaman geçirdiğinizde, zamana bırakılması gerekenle, çözüm üretilmesi gereken durumları daha iyi ayırt edebilirsiniz.
  • Yönetme için daha fazla zaman: Uygulamanın (yedirme, içirme, giydirme, uyutma..) bir bölümünü başkasına devrettiğiniz için, çocuğunuzun ihtiyaçları için araştırma, fikir alma, karar verme gibi konular için daha fazla zamanınız kalır.
  • Özgüven: Çalışmaya alışık biri, hele ev işlerinde süper başarılı değilse özgüveni yara alabilir.
  • Başarı tatmini beklentisini çocuktan uzaklaştırma: Yoga felsefesinde ilgi konularını çoğaltma ve dağıtma önerilir. Böylece sevdiklerinize çok yüklenmez, tek konudan o konunun taşıyabileceğinden fazla şey beklemezsiniz. İşinizle oyalanır, çocuğun erken ya da geç yürümesini kişisel başarı konusu yapmazsınız. Böylece çocuk daha sağlıklı büyür.
  • Kurallar ve düzen: Eğer bebeğinize kurallarınıza sadık kalacak birinin bakmasını sağlayabilirseniz, verdiğiniz kararları uygulamada sizden daha başarılı olabilir. Varsayalım ki zorla yemek yedirmemeye karar verdiniz. Kendi pişirdiğiniz yemeği, kendiniz yedirmeye kalktığınızda, eğer yemezse hayal kırıklığına uğrarsınız, çocuğa zorla yedirmeye çalışmanız çok muhtemeldir. Bakıcınıza ya da annenize “zorla yedirmeyeceksin” kuralını koyduysanız, çocuğu zorlarken iki değil üç kere düşünecektir. Annesinin kararı deyip, beyninde topu size atarak rahatlayacaktır.
  • Kaliteli zaman: Çalışmadığınız dönemde çocuğa “gerçekten” ayırdığınız zamanı hesap edin. Aklınız ütüde ya da ocaktaki yemekte olmadan. Çalıştığınızda akşam eve geldiğinizde onu çok özlemişsinizdir. Bütün gün uyumamışsa üzülen, yorulan siz değilsinizdir. İşteki dertlerinizi çocuğa yansıtmak istemezsiniz. Birlikte geçireceğiniz toplam 1 saatse, hiç değilse o bir saatte başka hiçbir şey düşünmez, yalnız çocuğunuzla ilgilenirsiniz.

Annesi çalışan çocuklar, anneleri ile daha fazla vakit geçirmek isteyip, annesi çalışmayanlara özeniyor olabilir. Özellikle okula, kreşe gitmiyorlarsa, yaşıtları ile çok zaman geçiremiyorlarsa. Ama unutmayın ki bu annesi çalışmayan çocukların da annelerinin çalışmalarını tercih etmeyecekleri anlamına gelmiyor. Benim annem ben doğmadan önce (3. çocuğuyum) doğuya taşındıkları için işini bırakmak zorunda kalmış. Küçükken annemle oturmaya, birlikte yemek pişirmeye, sohbet etmeye bayılırdım. Yine de aklım erdikten itibaren, annemin çalışmasını isterdim, onun çalışmayı özlediğini farkeder, bizim için yaptığı fedakarlığın olması gerekenden fazla olduğunu düşünürdüm.

Çalışmaya başlayacak annelerin akıllarının evde kalmaması için alabilecekleri önlemleri de yarın yazayım. Lütfen siz de fikirlerinizi paylaşın.

Güncelleme: bu dizide sonraki yazı; Çalışacak Annelere Akıllarının Evde Kalmaması için 15 Öneri

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


10
Oct 08

18-24 Aylık Bebek Bakımı – Günlük Rutin

Bu dizide:

18-24 Aylık Bebek Bakımı – Günlük Rutin
18-24 Aylık Bebek Bakımı – Dil Gelişimi ve Güvenlik
18-24 Aylık Bebek Bakımı – Hijyen ve Gezme Çantası
18-24 Aylık Bebek Bakımı – Oyun Zamanları
Ne Pişireyim Derdine Son – Çoktan Seçmeli Haftalık Menü

Günlük bir düzen oluşturmanın yarar ve zararlarından uyku serisinde söz etmiştim. Bir süredir, özellikle uykusunun teke inmesi ile programını güncellemeye çalışıyorum. Kendiliğinden bir düzen oturuyor elbette, hem bize, hem bakıcımıza önemli şeyleri hatırlatması, eve gelen ziyaretçilerimin Ilgaz’ın gününü genel olarak nasıl geçirdiğini bilmesi ve duruma göre düzenlemeler yapabilmemiz için yazılı bir program hazırlayıp, basıp buzdolabına astık. Aslında bebeğim 6 aylıkken yazmış olduğum bebek bakım el kitabını 3 aylık, hiç değilse 6 aylık dönemlerde güncellemek istiyordum, ancak 14 ay sonra, oğlum 20 aylıkken kısmet oldu.

Rutin’in ilk bölümü rutin programını aşağıda yayınlıyorum. Oyun zamanlarında oyuna yaklaşım, ne tür oyunların uygun olduğu ve evde yardım edebileceği küçük işlerle ilgili detayları birkaç gün sonra Kitubi’de okuyabilirsiniz.

Not: Önceden öğle yemeği öğle uykusundan sonraydı, çok geç saate kalıyor ve aç aç iyi uyumuyor diye uykudan önceye aldım. Birkaç gün yemekte uyukladı, sonra alıştı ve çok daha iyi oldu. Saatleri de biraz kaydırdım.

18 Aylık Bebek (ya da Çocuk) Günlük Programı

07:30 Kahvaltı
Tüm gece açlıktan sonra kuvvetli bir öğün olmalı. Genelde temel kahvaltılıkları verirken, ara sıra cornflakes, tost gibi çeşitlerle değişiklik sağlanabilir. Yumurta haftada 3 tane yeterli. Bir gün önceki öğünden kalma köfte, mezeler gibi yiyeceklerle de çeşit sağlanabilir.

  1. Örnek yiyecekler:
        1. Kahvaltılıklar / Peynirli veya kaşarlı tost (mevsimine göre domates de koyulabilir)
        2. Ekmek / Ev yapımı hamur işleri / cornflakes (süt ve pekmezle (bal, reçel))
        3. Meyve / Bal / Reçel / Pekmez
        4. Salatalık / Domates / Havuç / Biber
      5. Süt

Oyun zamanı  – 1

10:30 Ara Öğün (kendisine soralım, isterse, oyun grubu için yuvaya gidecekse, gitmeden önce verilebilir)
Öğlen yemeği için acıkmasını sağlayacak şekilde hafif olmalı. Tok tutacak hamur işlerinden kaçınmalı. O gün kahvaltıda az yediği yiyecek grubuna göre meyve, az miktarda yoğurt (ballı veya meyveli de olabilir) veya küçük bir bardak süt, meyve ya da bitki çayı olabilir. Dışarı çıkacaksanız yanınıza kuru meyve veya su kabı ile süt, ayran alarak dışarıda atıştırabilirsiniz.

12:00 Öğle yemeği
Yemek, yoğurt (ya da ayran), ekmek, isterse meyve

13:30 Uyku

Oyun zamanı – 2

16:00  Ara öğün
Meyve(mevsime göre yaş veya kuru meyveler) ve yoğurt
Akşam yemeğine kadar atıştırmayacak şekilde olmalı. Meyvenin yanında bir parça peynirli ekmek, varsa evde yapılmış hamur işi, cornflakes gibi sağlıklı yiyecekler.  Ayrıca mevsim uygun olduğunda çiğ yiyebileceği sebzeler (örneğin yazın limonlu bir domates ve bir dilim ekmek),  mısır, kestane gibi atıştırmalık sebzeler de verilebilir.

Oyun zamanı -3
(Ara öğününü yedikten sonra erken acıkırsa, akşam yemeğini yemeye başlasın)

19:00 Akşam yemeği
Yemek, tatlı veya kuru meyve, süt

19:45 Oyun ve uyku rutinine geçiş
20:45 Uyku

Gündüz Uyku Rutini: Tuvalet, pijama, uyanınca yapacakları üzerine sohbet, yatak
Akşam Uyku Rutini: Tuvalet, el yıkama (ya da banyo), diş fırçalama, bir kitap, bir şarkı, yatak, üstünü ört, ışığı kapat, çık, çık 🙂

Güncelleme ek: 1 yaşını geçtikten sonra kalsiyumun demiri tutması sebebiyle, kansızlığa yol açmaması açısından günlük 500 ml’den fazla süt ürünü tüketmesi önerilmiyor.

Bu seride sonraki yazılar:

18-24 Aylık Bebek Bakımı – Dil Gelişimi ve Güvenlik

18-24 Aylık Bebek Bakımı – Hijyen ve Gezme Çantası

18-24 Aylık Bebek Bakımı – Oyun Zamanları

Ne Pişireyim Derdine Son – Çoktan Seçmeli Haftalık Menü

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


15
Apr 08

Bebeğimi nasıl uyutmalıyım? – Düzeninde

“Bebeğimi nasıl uyutmalıyım?” dizisinde:

1 – Türk kültüründe “ Bebeği uyutmak” kavramı

2 – Yatağında!

3 – Düzeninde

Bir bebeği sorunsuz bir şekilde uyutmanın üç önkoşulu var; bebeğin uyku zamanının geldiğini hatırlatmak, rahatlatmak ve istikrar.

Bebeğe uyku zamanının geldiğini hatırlatmak
Küçük bebeklerin başlangıçta zaman mevhumları olmuyor. Gece-gündüzü bilmiyorlar, saatleri bilmiyorlar, bazı dönemlerde yorulduklarını anlayamıyorlar. Onlara bunu hatırlatmanın en iyi yolu, bir düzen oluşturmak ve aşağı yukarı aynı şeyleri her uykudan önce tekrarlamak.

Ilgaz’ın doğumundan itibaren geceleri yatırmak konusunda hep aynı stratejiyi izledik. Başlarda bu zor olsa ve hatta gereksiz gözükse de uzun vadede çok yararını gördük. Ilgaz üzülmeden, ağlamadan akşam uykuya dalmayı öğrenmiş oldu. Bir düzene sokmakta zorlandığımız gündüz düzenine değinmeden önce bunu anlatmak istiyorum.

Akşamları bebeğinizi uyutmak
Gece-gündüz
yazısında bebeğe gece ile gündüzün farkının nasıl öğretilebileceğini yazmıştım. Bunlara ek olarak, gece uykusuna yatırmadan önce yapılacak tören biraz daha uzun tutulabilir. Biz her akşam şöyle bir sıra izledik. Beslenme, temizlenme, iletişim (karanlık öncesi loş bir ışıkta, şarkı türkü, kitap, ninni gibi, yakın temas içermeli), uyku.

Yapılması gereken ilk iş bebeğinizin akşamları saat kaçta uyumuş olması gerektiğine karar vermek. Bu çalışan anne-babanın, işten geldikten sonra mümkünse 1-2 saat bebekle vakit geçirmesine izin verecek kadar geç, ama anne ve babanın dinlenip, bebek büyüdükçe kendilerine vakit ayırabilecekleri kadar da erken olmalıdır. Biz kendi aile düzenimiz için bunu 21:00 olarak belirledik.

Doğumdan sonraki ilk haftalar

İlk günlerde yaptığımız bu saat civarında bebeğin beşiğini yatak odamıza almaktan ibaretti.  Daha sonra gece boyunca bütün bakımını odada loş ışıkta yapıyor ve mecbur kalmadıkça bu saatten sonra odaya bizden başkasının girmesine izin vermiyorduk.

Demo dönemi bitince

Birkaç hafta sonra gaz sorunları başlamış ve akşam saatlerinde uyanık olan bebeğin uyutulması bir iş halini almıştı. Saat 20:15 civarında bebekle beraber odamıza (7 haftalıktan itibaren onun odasına) geçiyor, önce onunla konuşup oynayarak altını değiştiriyor, gerekiyorsa banyo yaptırıyor ya da elini yüzünü siliyor, daha sonra emziriyor ve bir süre kucakta şarkı mırıldantıktan sonra beşiğine yatırıyorduk. Bundan sonra ağlamadığı sürece sabırla şarkı söylüyor, mızıldanırsa dikkatini çekmek için bir oyuncak sallıyor, tekrar şarkı söylüyorduk. Eğer mızıldanma ağlamaya dönüşürse tekrar kucağa alıyor, sakinleşince geri yatırıp baştan başlıyorduk.

Bu anlattıklarım başlarda bebeği uyutmak için belki 1.5-2 saatinizi harcamanız, uyuduktan sonra vik sesi duysanız, aman uykusu açılmadan müdahele edeyim diye odaya koşmanız anlamına geliyor. Fakat eğer kararlı olursanız birkaç haftalık çabadan sonra, bebeğiniz daha emerken uyuyakalmaya başlıyor.

Gece uykusu öncesi dikkat edilmesi gerekenler:

  • Bebeği rahatlatın, ama yatağına mayışmış halde değil henüz uyanıkken bırakın, yoksa yatırırken geri uyanır ve uyutmanız daha zor olur.
  • İlk aylarda bebeğin uzun süre ağlamasına izin vermeyin (ne yaparsanız yapın ağlıyorsa  doktorunuzla konuşmanızda yarar var, özellikle kolikse farklı öneride bulunabilir), size güveni sarsılmasın.
  • Bebek uyuduktan kısa süre sonra ağlarsa (aç değilse) kucağınıza almadan önce dokunarak, sırtını, başını okşayarak, ninni söyleyerek beşiğinde geri uyutmaya çalışın.
  • Eğer gaz sıkıntısı varsa öncelikle yatağında yatarken karnına hafifçe elinizle bası yaparak uyutmayı deneyin, ılık havlu da iyi gelebilir. Piyasada bu iş için ürünler  de(ısıtılınca uzun süre sıcak kalan yastıklar) satıldığını duymuştum. Hafif yan yatırıp, karnın yukarıda kalan kısmına bası yapmak da iyi gelebilir. Uykuya daldıktan sonra tekrar sırtüstü çevirebilirsiniz (sizin gözetiminiz altında değilken 1 yaşına kadar yine sırtüstü yatmalı, ani bebek ölümü sendromundan korunmak için). Yeterli olmazsa yine yan pozisyonda poposuna nazik pat patlarla hafif bir salınım sağlayabilirsiniz. Oldukça gazlı bir bebek olan oğlumuzda en etkili yöntem bu idi.
  • Hiçbiri işe yaramayacak derecede sıkıntısı varsa son çare kucakta hafifçe sallayarak ya da gezinerek uyutmak. Bu kısımda çok dikkatli olmalısınız. Asla kaptırıp hızlı sallamayın ve kucakta uyutma işini üstüste iki günden fazla yapmamaya çalışın. Buna alışması hiç kimsenin yararına olmayacaktır. Birkaç gün üstüste kucakta uyuyan bebek buna alıştığından beşiğine yatırınca ağlayabilir, siz de yine gazı var diye düşünebilirsiniz. Kucakta uyutma kararını vermeden önce diğer yöntemleri deneme konusunda kararlı olun.
  • Zorunlu durumlarda rutininize bağlı kalamıyorsanız bile, gece konseptini korumaya çalışın. Örneğin tatil öncesinde uyku saatinde yolda olmanız gerekiyorsa, bu saat  geldiğinde yine altını değiştirin pijamasını giydirin, sütünü içirin(veya emzirin) ve onunla oynamak yerine ninni söyleyerek yatıştırmaya çalışın. Vardığınız yerde sizi bekleyenler varsa ışık yakmamalarını, bebekle oynamak için sabahı beklemelerini  rica edin.
  • Birçok kaynakta bebeğin iyi uyuması için gece yatmadan önce banyo yaptırılması önerilir. Bunun bir zorunluluk olmadığını unutmayın. Biz özellikle uykuya alıştırma sürecinde, buna şartlandırmamak için, bazen gece, bazen gündüz yıkıyorduk Ilgaz’ı.
  • Akşam bir kez doğru şekilde uyutulduktan sonra, gece uyandığında olabildiğince hızlı geri uykuya dalmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer beşiğinde müdahelenize rağmen ağlıyorsa kucağınıza alıp ve iyice daldıktan sonra yatırmak daha iyi olabilir. Huzursuz olmuş bebeği tekrar tekrar yatırıp geri almak uykusunun açılmasına neden olabilir(ayakta sallayacak kadar ileri gitmekten söz etmiyorum).
  • Çok kalın giydirmemeye dikkat edin. Bizim evimizin ısısı hiçbir zaman 21 dereceyi geçmez. Kışın uzun kollu bir body, ayaklarına ince bir çorap, üzerine penye bir tulum (çok soğuk gecelerde kadife), en üste de astronot dedikleri ayaksız uyku tulumlarından giydiriyoruz. Üzerine genelde bir şey örtmüyoruz. Bu tulumların özellikle bebek dönmeye başladıktan sonra kullanmak için ideal olduğunu düşünüyorum.
  • Kışın soğuk günlerde, flanel (basma) çarşaf kullanmanızı öneririm. Diğer çarşaflar gibi buz gibi olmuyor ve böylece sıcak kucaktan yatırılan bebeği irite etmiyor.

Gündüz uykuları ve rutinler
Bebek bakımı ile ilgili kitap ve sitelerde sıkça bebek için rutin oluşturmaktan söz edilir. Hergün aynı sıra ile aynı şeyleri yapmak, bebeği aynı saatte yatırmak. Biz de eşimle birkaç kez bu konuyu konuştuk. Temelde her günün tüm aktivitelerini katı bir düzen içinde yaşamanın, bebeği normalde yaşamadığımız bir tarza alıştırmanın pek de doğru olmadığına karar verdik. Yine de, başına aşağı yukarı  neler geleceğinin farkında olmasının ve uyku düzeni için bir plan oluşturmanın iyi olacağına karar verdik.

Başarısız denemelerim
Ilgaz 9 aylık olana kadar seyahatler ve gelen giden misafirler arasındaki birkaç düzen oluşturma denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Öncelikle bebeğin aşağı yukarı hangi saatlerde uyuyup uyandığını tespit etmem, uyanık olduğu saatler için kabaca plan yapmam ve sonrasında bebeği hep aynı saatte yatırmam gerekiyordu. Ben maalesef daha ilk adım olan “uyku saatlerini” tespit işinde başarısız oluyordum. Ilgaz hergün başka bir saatte uyanıyor, bazı gün gündüz 2 uzun uyurken, bazen kısa uyuyup 3 şekerlemeye ihtiyaç duyuyordu. Belli bir süre sonra kendiliğinden aşağı yukarı aynı saatlerde, toplamda iki defa uyumaya başladı. Biz de bundan sonra hep aynı saatte yatırmaya dikkat ettik.

Şimdiki aklım olsa
Gündüz uykularının düzene girmesinde büyümesi ve özellikle gaz ve diş sorunlarının azalması etkili olmuş olabilir. Ya da ben bu düzeni oluşturmak için yeterli istikrarı gösterememiş de olabilirim. Çünkü en sıkıntılı dönemlerinde bile gece uykuları çok fazla etkilenmiyordu. Ilgaz’ı doğumundan itibaren hep aynı saatte yatırıyorduk ve diş sorunu da olsa gaz sorunu da olsa, bir şekilde en fazla bir saat rötarla uyutmuş oluyorduk. Gece uyandığında ise istisnalar dışında çabuk geri uykuya dalmaya eğilimli oluyordu. Gündüzleri ise sıkıntılı günlerinde 1-1.5 saat uyutmak için uğraştığım halde, 20 dakikacık uyuyup geri uyandığı olurdu. Geri dönüp baktığımda, gündüz uykularını düzenlemek için daha erken çabalamaya başlamalı ve daha fazla gayret göstermeliydim diyebilirim. Gerçekten de artık gündüzleri geceden bile daha kolay uyuyor.

Gün içindeki aktiviteleri uyanma, oyun, beslenme, oyun, uyku şeklinde düzenledik.

Gündüz uykularından önceki rutini kısa tutmaya çalışıyoruz. Altını değiştiriyor, kucakta 1 dk kadar ninni söyleyip, hafif giysilerle, yanına sevdiği bir oyuncak vererek odadan çıkıyoruz. Biraz yuvarlanıp uykuya daldıktan sonra üstünü örtüyoruz. Uyandığında ağlamıyorsa, odasına girmeden önce kısa bir süre yatağında vakit geçirerek kendisine gelmesini bekliyoruz.

Gündüz uykusu öncesi dikkat edilmesi gerekenler:

  • Eğer düzensizlikten, düzene geçiyorsanız, bebeği kendi kendine uyutmaya alıştırma çabasından önce, 1 hafta kadar aynı saatte, aynı rutinle yatırmanız iyi olur. Uyku saatlerine alışmış olan bebeği kendi kendine uyutmaya alıştırmanız daha kolay olacaktır.
  • Bebeğiniz ağlamadığı(mızıldanma sayılmaz) sürece kendi kendisine uyuması için teşvik edin. Küçükse yatağına güvenli oyuncaklar asın, müzik çalın, büyüdüğünde sevdiği oyuncakları bırakın oyalanarak uyusun.
  • Bebeğin yatağında dönmesi, oturması, kendi dilinde şarkılar söylemesi, ayağa kalkması, hatta yatağından dışarıya oyuncaklarını atması kendi kendine uyuyamayacağı anlamına gelmez. Eğer ayağa kalkmayı yeni öğrendiyse ve geri oturmayı henüz beceremiyorsa, ona yardım etmeniz gerekebilir. Bunun dışında, oturacak, kalkacak, geri yatacak, oyuncağını dişleyecek ve sonunda sevgili “Fil”ine sarılarak uyuyakalacaktır. Yakın zamana kadar Ilgaz yatakla boğuşur, sonunda pes ederek uyurdu. Yürümeye başlayıp oyunlarla fiziksel olarak da yorulur hale geldiğinden beri, yatırdığımız gibi hiç kıpırdamadan uyuduğuna da tanık oluyoruz, gözlerimiz yaşarmaya başladı.
  • Gündüzleri aşırı sessizlikte ve karanlıkta uyutmaya alıştırmayın. Hatta tamamen sessizliktense, evin içindeki hafif bir sesle işinize devam etmeniz, bu sesleri dinleyerek uykuya dalmasına yardımcı olabilir.

Ben yaptım, siz yapmayın
Yazıyı bitirirken, son zamanlarda yaşadığımız bir sıkıntıyı paylaşmak istiyorum. Yukarıda anlattığım gibi, geceleri sorunsuz uyuyan Ilgaz, tam da gündüzleri de kendi kendine uyumaya başlamıştı. Benim işe başlamam öncesinde bu düzeni oturttuğuma sevinirken, bile bile bir kısır döngüye soktum kendimi.

Benim işe başladığım ilk haftalar Gökhan’ın da iş için Arabistan’da bulunması gerekiyordu. Üstüne Ilgaz 6. hastalık diye bir şeye yakalandı. O kadar halsiz ve keyifsizdi ki, kucağımda uyuyakalıyordu. Ben de onu çok özlediğim ve hasta diye kıyamadığım için, kucağımda sarılarak uyuyakalmasına izin verdim. Bu arada yatırma saatlerimiz de bir miktar aksadı.

Sonra Ilgaz’ın sütten kesilme zamanının geldiğine karar verdim. Emzirmiyorum, bari kucağımda sarılayım bir süre dedim, 1 ay da böyle geçti. Başlarda kucağımda hemen uyuyakalırken, birkaç gün içinde buna da alışarak, oyun haline getirdi. Yüzümle gözümle oynuyor, öpüyor, cici yapıyor, bazen kucağımdan atlayıp oyuncaklarına gitmeye kalkışıyor, sonra da sanki yatağında gibi bir o tarafa, bir bu tarafa dönüp, rahat bir pozisyon bulup uyuyor. Yani tersine dönmüş bulunuyor. Gündüzleri rahatça uyurken, geceleri yatağına bırakınca ağlıyor. Şimdi tekrar eski çabalarla düzenini sağlamaya uğraşıyoruz. Sütünü içirip hemen yatağına koymayı denediğim için, sütünü elinden geldiğince yavaş içiyor, sonra da kanepeden kalkmaya davrandığım anda ağlamaya başlıyor. Bu akşam sütünü, tavan ışığını söndürmeden önce, kanepeye oturtup içirmeyi planlıyorum, böylece sütünü içerken ayrılma stresine girmemiş olur, zaten yakında biberonu da bırakmamız lazım (bardaktan sütü yatarak içemeyecek).  Daha sonra da gündüz düzenini biraz daha uzun bir şarkıyla taklit edeceğim. Ilgaz’a ve bize şans dileyin 🙂

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.