Posts Tagged: toplumsal


2
Sep 10

Yazım Zamane Hatunları’nda yayında

Zamane Hatunu yazısına yorum bırakan ve destekleyen herkese bir kez daha teşekkür ederim. Dün yazıya Zamane Hatunlar’ından çok samimi bir yorum geldi. Hem yazı için sevindiklerini belirtmişler, hem de benim güzellik konusu ile ilgili serzenişime bir açıklama getirmişler:

“Sevgili Damla,

Öncelikle Zamane Hatunlarına verdiğin destek için çok teşekkürler. Sen hikayeni göndersende göndermesende aslında kazanıyorsun. Zamane Hatunlarının tek amacı var paylaşmak, düşündürmek ve profesyonel hayat içindeki kadınların ortak hislerine, duygularına aracı olmak, ilham vermek. Yapılan yorumları okuduğumda zamane hatunları hakkında yazdığın yazı ile aslında bunu fazlasıyla yaptığını görüyorum. Gerçek kazanç bence Parise gitmek değil çevrendeki kişilere bunları düşündürebilmek. Bu arada hikayeni gonderip Zamane Hatunları sitesinde paylaşmakta daha fazla kişiye bunları yaşatmak olacağınıda hatırlatmak isterim.

Bu arada ben kim miyim? Zamane Hatunu projesinin Fikir Hatunlarından biriyim. Yapılan yorumlara baktığımda tamda hayallerimin gerçek olduğunu görüyorum. Konuşmak, tartışmak, birbirimizden ilham almak ve olduğumuz gibi kalarak kendi seçimlerimizle hayatta başarılı ve mutlu olmak. Ufak bir açıklama yapma ijtiyacı duyuyorum yazında belirttiğin bir konu ile ilgili. “Güzel ve bakımlı kalmak” konusu. Bu aslında çalışan bayanların makyajlı , yüksek topuklu olmasını diretmek için değil , olmak istedikleri “ben” i yaşarken başlarına gelen hikayeleri paylaşmaları için konulmuş bir cümle idi. Başarılı olmak için erkek gibi olmak gerekmediğini ve kendine bakma konusunda, çalıştığı için bayanların bu isteklerinden (eger varsa) vazgeçmek zorunda olmadıklarını belitmek içindi. Yoksa makyaj yapmadan veya topuklu ayakkabı ile gitmek kendi seçimi olan Zamane Hatunlarına ne sözümüz olabilir ki.”Erkek gibi Kadın” lafının bir iltifat olduğu toplumumuzda, başarıyı erkek gibi görünmek veya erkek gibi davranmaktan geçtiğini düşünenlereydi mesajımız.

Benim okuyup yayınladığım hikayeler içinde seninki yoktu ama iki arkadaş okuyoruz hikayeleri yayınanması için. Belki diğer arkadaşıma gelmiştir hikayen. Eğer göndermediysen bekliyoruz. Sen zaten birçok Zamane Hatunu na buradan ulaşmışsın ama binlerce diğer Hatuna ulaşmak için hikayeni sitemizde yayınlamaktan zevk duyacagız. Sevgiler”

Bu yorumu aldığıma çok memnun oldum ve hemen yazımı gönderdim. Yazı bu adreste yayında.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


22
Aug 10

Zamane hatunu

Zamane HatunuDaha Nurturia açılmadan Kitubi sayesinde tanıştığım bir dostum paylaşmış Zamane Hatunları‘nın sayfasını, belki ben de bir kadın girişimci olarak hikayemle yarışmaya katılmak istersem diye. Yazmayı da seviyorum ya, hemen hızlı hızlı baktım sayfalarına.

“Nasıl hikayeler bekliyoruz?
İş çevresinde geçen gerçek yaşam hikayeleri bekliyoruz. Kadın olmanızdan dolayı karşılaştığınız engellere ürettiğiniz kadınca çözümleri düşünün. Hayatın içinden ilham verici, iyileştirici, gülümsetici, düşündürücü anıları…”

demişler.

Bizim evde hep kızlar vardı. Olmasa da annem-babam erkek kardeşimden farklı davranmazdı diye düşünüyorum. Benden toplumda erkeklerden farklı davranmam gerektiğinin beklendiğini ilk kez 5-6 yaşlarındayken fark etmiştim, apartmandaki tek kız çocuk oluşumu fark ettiğim güne denk gelir. Tüm çocuklarla birlikte komşumuzun arka bahçesinde yetiştirdiği tavukların popolarına musluk hortumundan kağıt fişek üflerken yarattığımız kirlilik yüzünden en ağır azarı ben işitmiştim, “bari sen yapma, kızlar böyle yapar mı hiç?”.

19 yaşındayken evdeki şoför ihtiyacını karşılamak için araba kullanmaya başlamak zorunda kaldım, oysa acelem yoktu, özel bir ilgi duymuyordum otomobillere. Birkaç ay içinde şunu fark etmiştim, erkek sürücülerin çoğu siz araba kullanırken dışarıdan kadın olduğunuzu fark ederlerse ışıkta sizden önce geçmeye, olmazsa buldukları ilk fırsatta sizi sollamaya, hep geride, hep geride bırakmaya çalışıyorlar.  Onları yavaşlatacağınızı düşünüyorlar. 1 yıl içinde kaldırımlara ine çıka, şehir içinde, şehir aşırı, yağmurda, karda her yere araba ile gider gelir olmuştum. Onlar benim üzerime sürmeden ben onların üzerine sürüyordum, bu tam olarak “kadınca” bir çözüm sayılır mı bilemiyorum ama yakın arkadaşlarım, kuzenlerim Damla “canavar gibi” araba kullanıyor demeye başlamıştı. Neyseki bunu tam olumlu anlamda söylemediklerini idrak etmem çok sürmedi. Geçenlerde erkeklerin çoğunlukta olduğu bir sektörde çalışan bir arkadaşım iş hayatında liderlik yaptığı bir dönem çok ezici olmak zorunda kaldığından söz etmişti. Ben bu deneyimi araba kullanırken atlattığım için, ya da belki çalıştığım hiçbir işyerinde kadınların sayısının ciddi şekilde azaldığı bir üst seviyeye çıkacak kadar sabredemediğim için “canavar gibi” bir çalışan olamadım.

Ben aslında çevre mühendisiyim. Okuduğum üniversite ortamında arkadaşlarım ve hocalarım tarafından belirgin bir ayrımcılığa rastlamadım. 22 yaşında üniversiteden mezun olduğumda 4-5 ay kadar kendi mesleğimi icra ettim. Tesadüf bu ya, tüm çocukluğumun geçtiği Samsun’a katı atık (çöp) arıtma tesisi kurulacaktı. Bu tesisin analizinde Alman ortakların yanında  Türk mühendis olarak görev aldım. Çöpün ne kadarının geri dönüşüme kazandırılabileceğinin hesaplanabilmesi için belirli kriterde çöpün toplanarak ayrıştırılmaları gerekiyordu. Belediyeden çöp kamyonlarını ayarlarkenki sürecin detaylarına girmek istemiyorum. Bir süre uğraştan sonra bir çöp kamyonu ve iki de yenilikçi işçi edinip yola çıktım. Ben kamyonun arkasına tutunmuş, şu evden al, bundan alma diyerek kamyonla birlikte ağır aksak ilerlerken geleceklerini etkileyen bir iş yaptığımın farkına varmış olacaklar ki tüm mahalle balkonlara dökülmüştü. Bir evin balkonundan diğer ev sakinlerine seslenildiğini duydum “koş, koş, çöp arabasında kız çalışıyor, kamyondaki kıza bak, koş!”. Onları miting otobüsünün tepesinde şehri dolaşan politikacı edasıyla selamladım.

Bazen öyle doğal, öyle akışında oluyor ki bir şeyler, basireti bağlanıyor insanın, yaşanan anı durdurmak ve silkelenmek istiyorsunuz. İstanbul’a ilk geldiğimde Logo Yazılım’da implementasyon danışmanlığı yapıyordum. İmplementasyon danışmanı, çok işlevli bir ürünün kullanım kılavuzu gibidir. Sizin ne iş yaptığınızı anlar, satın aldığınız yazılımı sizin ihtiyaçlarınıza göre kurar, çalışanlarınıza eğitim verir, size özel bir kılavuz hazırlar ve ortamdan ayrılır. Düzce’de bir fabrikada 2 ay sürecek bir iş verilmişti o zaman bana. Kaldığım otel Akçakoca’da idi ve fabrikanın Akçakoca’da yaşayan iki müdürü tarafından otele ulaşımım sağlanıyordu. Benim o iki müdüre çok ilginç geldiğimi fark etmiştim. Çok soru sorarlardı. Rahatsız olduğum halde yanıtlayıp durduğum soruları “Kaç para alıyorsun”a kadar geldiğinde bile, meraklarının kaynağını kadın oluşuma değil de genç oluşuma bağlamıştım. Sonra bir gün çok kar yağdı. Kötü kullanıyorlardı ve tek zincirsiz araç bizimkiydi. Sanki onları zinciri takmaktan alıkoyan şey, benim onları bu konuda uyarmış olmamdı. Baktım başka çarem yok, “durdurun ben ineceğim” dedim. Başıma başka tehlikeler de gelebilirdi ama gözü karartmıştım, o arabada ölme riskim daha yüksekti. Durup zinciri taktılar. Sonra düşündüm ki tüm sorun, onlara acayip gelen her şey kadın olmamdan kaynaklıydı. Eşleri çalışmıyordu ve benim orada oluşum onlara normal gelmiyordu. Erkek olmuş olsam, araçta misafir olarak aracı kullanmayı bile teklif etsem sorun olmayacaktı. Zincir konusunda onlara tavsiye vermem neyse, evimden uzakta bir otelde kalarak orada “bilirkişi” pozisyonunda bulunmam oydu. Onlar benimle birlikte çalışmak değil, beni incelemek istiyorlardı.

Kadın olmak, eşitliği savunmak bazen çok zor ve çelişkili. Sizi ayıran, sizi baskılayan faktörler ince ince işlenmiş toplumun derinliklerine. Karşı cinsten doğanız gereği ayrılan özellikleriniz alınmış, bunlar tüm ayrımcılığın önüne yerleştirilmiş dikkat dağıtmak için, sanki sorun bunlardan kaynaklıymış gibi, arkasına yığılmış da yığılmış. Diğer yanda kadınları korumaya çalışan toplumsal ve kurumsal mekanizmalar var. Bazıları sanki tuzak gibi. Mesela hala, “evlendim, işten ayrılıyorum” diyen kadına evlendiğinden 1 yıl içinde kıdem tazminatı ödeniyor. Çoğunluğun çocuğu olmadığı bir ortamda fazla mesai planı yapılırken çocuğu olan siz ve baba arkadaşınız varken, yalnızca sizin için işten mesai bitiminde ayrılma planları yapılıyor.

İşte önce dedim, bunları yazayım Zamane Hatunları’na. Bir Türk girişimcisi topluluğuna ben Nurturia hakkında sunum yaparken ve Gökhan da arkamda tüm kara bıyıkları ile dikiliyorken, ünlü girişimcilerden biri “hep anneler için böyle siteler kuruluyor, nedense hep de kadınlar kuruyor bunu” dediğinde, aslında “kadınlar başka da bir şey kurmuyor zaten” mi demek istediğini hala merak ettiğimi yazayım diye düşündüm. Sonra hikayelerde aranan özelliklerde şu cümleyi gördüm:

Tüm dengelerin içinde bir yandan da güzel ve bakımlı kalmaya çalışırken yaşadıklarınız

Keşke bunu yazmasalardı. Tüm kadınlar ve erkekler görüntüleri için kaygılanırlar, az ya da çok. Benim güzel görünme ve bakımlı olma meselesi ile ilgili iki derdim var. Birincisi güzel gözükme konusunun kadınlarla özdeşleştirilmesi ve standartların her geçen gün yükseltilmesi, ikincisi kariyer isteyen insanların “şık” gözükmek zorunda olduklarının dayatılması, bir eski yöneticim açıkça terfi etmek için”ye kürküm ye” yapmam gerektiğini söylemişti.

BBC’nin bir belgeselini izlemiştim. Jüri üyeleri önüne 6 süper masum insan çıkartılıyor ve hangisinin suçlu olma ihtimalinin daha yüksek olduğu soruluyor. Hep belirgin yüz formlarındaki insanlar suçlu bulunuyor, belirli bir çene, belirli bir burun yapısı, yüzde asimetri. Bebek yüzlü, simetrik yüzlü insanların masum olduğu düşünülüyor. Malcolm Gladwell’in pek sevdiğim “Blink” (Düşünmeden düşünebilme gücü) kitabında da çoğu bölümde insanın hızlı düşünme becerisinin yararları üzerinde durulurken, bir bölümde uzun uzun görüntünün bizi nasıl yanılttığı, kitleleri nasıl aslında başarısız ve yeteneksiz insanların arkasından sürüklediği üzerinde duruluyor. İnsanların nitelikleri ya da işleri ile değil görüntüleri değerlendirilmeleri insanların beyinlerinin kusurlu çalışan bir bölümü bana göre ve bence bunu yenmek için çabalamalılar.

Güzel gözükmek kimi iyi hissettirmez? Peki ya elinizde güzel gözükmekten daha iyi hissettiren bir işiniz varsa? Ya yemek bile yemeyip, bir süre serumla beslenip onunla uğraşmayı tercih edecek sabırsızlığa erdiyse bünyeniz? Ya kendi çapınızda bir kıyafet devrimi yaratarak  işe verilen değerin ve hırsın topuk boyuyla ölçülmediği bir iş kurmanın hayalini kuruyorsanız bir yandan? Ya bir toplantıya giderken “I’d like mornings better, if they’d started a little later” (sabahları daha çok severdim, azıcık geç başlasalardı) yazan tişörtünüzü giymek için içiniz içinizi yiyorsa? Bu bir zamane hatun hikayesi sayılmaz mı? Sizin gibi çalışıp didinen diğer adaylarla yarışmaya değer olmaz mı?

Bir süredir makyajımı sivilcelerimi ve uykusuzluktan kızarmış göz altlarımı kapatacak minerallerle sınırlayıp, temizlemesi vakit aldığı için rimeli ve ojeyi çıkarttım hayatımdan. Dün itibariyle tetradoks’a da başladım, eğer sivilceler geçerse Ocean Mist de bir süre sipariş alamaz benden. Saçlarıma papatya suyu sürüp güneşte kuruttuğum, gözlerime mürdüm rengi kalem çekmeden sokağa çıkmadığım günler de gelecek yeniden biliyorum. Acelem yok. Hikayem budur.

Güncelleme: Hikayem Zamane Hatunları’nda yayında!

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


30
Jun 10

İşitme Engelli Anneler

Nurturia’da bir üyemiz tarafından bu grubun kurulduğunu görünce hemen paylaşmak istedim. Siz de çevrenizde tanıdığınız işitme engelli anneler varsa bu grubu duyurabilir, ya da işitme engelli annelerin işlerine yarayacağını düşündüğünüz çözümleri, kolaylıkları grubun yöneticisi ile paylaşabilirsiniz.

Nurturia İşitme Engelli Anneler Grubu

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


25
Jun 10

Çok az yaşadım, çok az öğrendim

Öyle durumlar vardır ki, yaşamadan önce empati yapmak güçtür. Çocuğunuzun başına kalıcı hasar bırakan bir hastalık gelmesi gibi. Sanırsınız ki siz böyle bir duruma düşseniz yaşayamazsınız. Kendisini yerine koymaya çalışmaktansa hızlıca tahtaya vurma isteği duyabilir kimileri. Eğer çocuğunuz varsa ve konu çocuklarla ilgiliyse bu his daha da güçlenir. Aslında kendisi de insani olan bu his,  insanın içindeki yaşama, geliştirme ve iyileştirme gücünü ve isteğini çok hafife alır. Kaldı ki, konu çocuğunuzla ilgili ise bu istek ve gücün çarpanı da eminim çok artmaktadır. Nasıl bir duyusunu kaybeden insanların diğer duyuları gelişiyorsa, böyle bir durumda da beynimizde normalde kullanmadığımız, bizde bulunduğundan haberimizin bile olmadığı prosesler, dinamolar çıkıyor tahminen ortaya.

Toplumumuzda olumsuz durumlar yokmuş gibi davranılması çok kötü, hasta çocukları evlere saklamak gibi. Hayatın zorlukları örtülerek kolaylaşmıyor, azalmıyor. Füsun Nurturia’da haber verdi bahsedeceğim blogu.  Kendi ifadesiyle bir “engelli annesi” bu blogda CP (cerebral palsy) tanılı oğluyla geçen günlerini, düşüncelerini, hayallerini, hikayelerini paylaşıyor. Amacının doya doya, dolu dolu yaşayabilmek olduğunu yazıyor. Çok da güzel yazıyor, üstelik sık sık yazıyor. Yalnızca zorlukları değil, kendisinde bulduğu gücü, oğlunu nasıl sevdiğini, onun ne kadar zeki olduğunu, ne kadar güzel geliştiğini de yazıyor. Madalyonun diğer yüzünü, güzel yüzünü de görüyorsunuz yazdıklarında. Bunları okurken şunu düşünüyorum, sıradan bir anneden çok da  farklı değil, sanki her yönüyle çok çok çok daha fazla anne.

Okudukça da ne kadar az bildiğimi düşünüyorum. Yaşamlar hakkında, insan hakkında, başta anne olmak hakkında. Okurken kendim için duyduğum korku ve onun için duyduğum üzgünlüğü bastırıyorum. Eminim ki o bunları yazmadan da zaten yeteri kadar korkanı ve üzüleni vardır. Bilakis çok güzel yazdığı için okumaktan çok keyif aldığım ve ondan yaşama ve anne olmaya dair çok güzel şeyler öğrendiğim için okuyorum. Size de tavsiye ederim.

Pardon, bakar mısınız?

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


17
Jun 10

Emzirme Reformu ve Baba Sütü

Emzirme konusu hassas bir konu. Emzirmenin tarihçesine baktığımızda, bir dönem anne sütünün bırakılma noktasına geldiğini görüyoruz. Modern tıp kısa sürede böyle bir kaynak vücutta bedavaya üretiliyorken bunun kullanılmamasının anlamsız olduğuna uyanıyor ve bilinçlendirme çalışmaları başlıyor dünya çapında. Anne sütünde pek çok şey var, vitamin, besin, antikor, yiyeceklerin tadı.

Oksitosin de işin içine girince süte karışanların haddi hesabı yok, sevgi, mutluluk, endişeler, kaygılar, anaçlık, vicdan azabı, egolar, kompleksler, toplumsal değerler, ailevi problemler, ekonomik sorunlar, estetik kaygılar, çevresel kaygılar, önyargılar, kesin yargılar, bilimsel bilgiler, hurafeler… Bu kadar çok şeyin burnunu bebeğin yemeğine ve annenin memesine sokması pek de uygun değil.

Sadece 6 ay anne sütü deniyor. Ortalama değil, kesin. Diş çıkarma zamanına gelince her bebek farklı da anne sütü ihtiyacına gelince tüm bebekler bir mi oluyor? 5,5 ay emziren annenin doktoru katı gıdaya başlatınca sütüm yetmedi diye vicdan azabı çekiyor. Emziremeyen bir anne kendisini yetersiz hissediyor.

Yine de orta yolu bulmaya daha çok yolumuz var

Kimi annelerin çok üzülmesine yol açan bu parazitlere ne kadar kızsam da, bangır bangır bağırmaya devam etmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. “6 ay sadece” diyerek daha somut oluyorsa da öyle olsun. Ancak sağlık bakanlığı bir sivil toplum örgütü gibi duyuru ile yetinmesin, uygulamayı düzenletsin. Bir bizim emziremeyen, 6 ayı tamamlayamayan canım annelerin üzülmesine yol açtığı ile kalmasın. Uygulama net olsun ki, işyerinde süt sağan anne garipsenmesin, süt iznini kullanan anne felekten bir saat çalıyormuş muamelesi görmesin.

Çalışan Gebe ve Blogcu Anne‘nin öncü olduğu emzirme reformunu okuyabilirsiniz.

Mevcut haklarımızı bilelim, talep edelim: Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik

Memur yasasında olumlu yönde değişiklikler oluyor eş zamanlı olarak. Darısı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun başına.

…Babaya da ‘doğum izni’
Hayati Yazıcı, ‘657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’ hakkında bilgi verdi. Yeni tasarıya göre, kadın memurlara, hamileliklerinin 24’ncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki 1 yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemeyecek. Kadın memurlar, çocukların bakımı için en kritik dönemi teşkil eden 0-2 yaş döneminde 24 aya kadar aylıksız izin alabilecek. Annenin bu izni kullanamaması durumunda aynı izni memur baba kullanabilecek. Erkek memura eşinin doğum yapması nedeniyle verilen 3 günlük babalık izni 10 güne çıkarılacak. Doğum esnasında veya doğumdan sonra annenin ölümü durumunda, çocuğun bakımı ile ilgilenmesi amacıyla memur olan babaya anne için ön görülen süreler kadar ücretli ve ücretsiz izin verilebilecek..
.”

Baba Sütü

Doğum ve süt izninin eksikliği yanında çocuk bakımını emzirmekle sınırlı gören, çocukların babasının olmadığını varsayan, ya da babanın çocuk bakımında hiçbir yerinin olmadığını temsil eden iş yasamızın acilen değişmesi gerekli. Anne sütüne göre daha zor olabilir ama, babanın çocuğun hayatında önemli olduğunun, babanın bakıma “oynamak” dışında aktif katılımının çocuğa ne kadar yararlı olduğunun da araştırmalarla gösterilmesi lazım. Babalar günü yaklaşırken, çocuklarımız için daha fazla “Baba Sütü” istiyorum.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


7
May 10

Türk annesi

Türk kültüründe bebek konularına ara ara değiniyorum. Hülya Nurturia‘da haber vermiş Esra Sert‘in yazısını, keyifle okudum 🙂 “Türk bebeği sürekli üşür, hep açtır ve her an hasta olmak üzeredir”

Türk usulü ebeveynlik ne demek, en iyi hard core Türk usulü büyütülen acemi anne bilir. En iyi Türk anası, çocuğunu en sıkı giydirendir. Bu nedenle olsa gerek, hamile kaldığınızın duyulduğu gün eve yün hırka ve yelek yağar. Üstelik çocuğun, diyelim Ağustos’ta doğacak olması da durumu değiştirmez.

Çünkü Türk kara sahası ‘’eser”. Coğrafi olarak Batı ile Doğu arasında sıkışıp kaldığımızdan mıdır nedir, tüm ülkede koca bir türbülans vardır ve bu türbülans, küçük bebekleri hasta etmek için fırsat kollar. Zaten esmese de ‘’sabahları serin olur”. En iyisi  üç beş yün yelek bir kenarda dursundur…

Ben de anneler günü vesilesi ile yeni analarımızın “dark side”dan uzak olmasını dilerim.

Bu yazılara da bakın:
Türk kültüründe “ Bebeği uyutmak” kavramı
Yanlış bilinenler (3) – bebek bakımı
Anne bir buz daha ver
Çocuğunuzun iyi uyumasını istiyorsanız, odasını serin tutun
Befunky – Master Yoda

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


26
Apr 10

Kısa kısa tespitler

Annem güzel annem
İnsan anne olduktan sonra annesinin değerini 3 kat daha iyi anlıyor. Anneler anneleri geleceği zaman seviniyor, gideceği zaman üzülüyor. Bir de ben annemin yaşına geldiğimde çocuğum için annemin bana yaptıklarını yapamayacağım duygusu geliyor.

Yemeyen çocuk ve obezite ikilemi
Annelerin canını sıkan önemli konular arasında bebeklerinin beslenme sorunları geliyor. Ama yoksulluk sınırının altında olmadıkça çocukluk çağında az beslendiği için sağlıksız olan çocuk yok gibi. Tersine obezite önemli bir sorun. Bir yerde yanlış yapıyoruz ama nerede bilmiyorum.

İçgüdü dengeleri

Bebeklerin içgüdüleri var, annelerin de. Anne neyin üzerinde çok durursa, bebek içgüdüsel olarak tepki geliştiriyor o konuya. Annenin çok önem verdiği şeyler genelde ortalamadan daha sıkıntılı geçiyor. Sanki bebek annesinin onu aşırı korumasına karşı bir denge kurmaya çalışıyor.

9-10 ay uyanmaları
Bozuluyor kardeşim bütün çocukların uykuları bu aylarda. Bulsunlar artık şunun sebebini çaresini. Yazık bu annelere.

Bebekler dışarıda güzel, birarada güzel, anneler de
23 Nisan buluşmasına gittik. Tamam insanlar zaten güzel, bebekler bilinçli ailelerin çocukları. İyi tamam ama ben biliyorum bu çocukların ağladıklarını. Hepsi mi güleç olur, hiçbirinin mi gıkı çıkmaz. Sıra sıra bonbon şekerleri, yemeye doyamazsın. Etkinlikten sonra canım arkadaşlarım Özlem-Serdar ikilisi Yağmur’cuğumla bize geldiler. Ilgaz ve Yağmur evde varlar mı yoklar mı aralarındaki sohbetten anlıyorsun:
Y: Ilgas çocuklar elektiriğe ellemes
I: Hee he (evet anlamındaki), sadece büyükler
Y: Sadece anneler ve babalar
I: ve anneanneler, babaanneler
Y: dedeler, dayılar…

Babalar ve üst bakış
Nurturia’da içeriğin çoğunu anneler üretir. Ama etkinliklerde en çok babalar yorulur. Baba sanki çocuk yetiştirmede bir üst bakış gibi. Operasyona çok dahil olsa, sanki o üst bakışı kaybedecek, anneyi rahatlatamayacak, tabloya dışarıdan geniş bakamayacak.

Sizin tespitleriniz neler? Mim’liyorum: Açalya, Anne ve bebişi, Can’ın Güncesi, Hulya’nın Tuna’sı , OİP, Zenyep ve Beril
(Mim’imi beğenenler beklemesin bana gelsin diye yazsınlar hemen. Bu da Nurturia’nın bana kişisel katkısı oldu, açıldım resmen. Eskiden olsa bir MİM yazar, utana sıkıla, eh isteyen yazsın derdim. Şimdi kendimi durduramıyorum)

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


24
Mar 10

Birazcık daha uyuyayım

Kuzey Tyneside’da Monkseaton Lisesinde ekimden beri dersler bir saat geç başlıyormuş (saat 10’da). Genel devamsızlık %8, sık devamsızlık yapma oranı %29 oranında düşmüş.

Daha önce Oxford’da yapılan araştırmalarda bu durum öngörülmüş. Yapılan hafıza testlerine göre zor sınavların öğleden sonra yapılması gerekiyormuş. Profesör Russell Foster, ergenlikte vücut saatinin ileri kaydığını, çocukların uyanma sorunlarının tembelliklerinden değil, biyolojik ihtiyaçlarından olduğunu belirtmiş.

Profesör Roenneberg de eğer ergenlik çağı çocuklarını çok erken kaldırmanın saçma olduğunu, eğer erken kaldırılırlarsa uykunun en önemli bölümünü kaçırdıklarını ve bilgiler uykuda yerleştiği için bunun önemli bir kayıp olduğunu söylemiş.

Haberin tamamı için (ingilizce)

————————————–

Ilgaz her sabah karşı okulun düğün salonlarına layık ses sisteminden yayılıp tüm mahalleyi kaplayan açılış gürültüleri ile uyanıyor (peki hafta sonları neden uyanıyor? bilmiyorum). Yani o çocuklar saat 7’de çoktan orada olduklarına göre kaçta uyanıyorlar. Zaten hiç mutlu gözükmüyorlar.

Ayrıca bu konu bana Ilgaz’ın ev dışında geçirdiği sürenin uzunluğunu düşündürdü yine. Bu konuya bir çözüm üretemedik. Neyseki sabah kendi uyanıyor ve erken mi kaldırıyorum diye endişelenmeme gerek bırakmıyor. Bir gün bir iş için Ilgaz’ı 4:30 gibi almam gerekmişti. Ilgaz da, okulun yöneticisi de, karşılaştığım öğretmenler de akşam 6-6:30 arasında gittiğimde gördüğüm hallerinden çok çok farklıydılar. Ben de tabi 🙂

Biz neden bu kadar uzun saatler çalışıyoruz? Şirketlerin mesai saatlerini 1 saat eksiltsinler, karlılıkları artar. Alınan mazeret izinleri azalır.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


18
Mar 10

Atasözü sorusu?

Anne-baba-çocuk işleriyle, çocuk yetiştirmekle, hamilelikle ilgili bildiğiniz atasözleri, deyişler neler? Ben bir-iki tane yazayım:

* Anamın ilki olacağıma dağdaki tilki olaydım.
* Analar taş yesin, yarımşardan beş yesin.
* Hastalandığına yanmam huyu değişir.
* Lohusanın mezarı 40 gün kapanmazmış.

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.


10
Mar 10

O bize bakıyor

“…Küçük bir kız çocuğunun önünde bir buzağı yatıyor. Kız buzağının üstüne bir battaniye örtmüş, sevgiyle onun başını okşuyor.

Televizyon muhabiri, mikrofonu ona uzatarak depremi soruyor. O da buzağının annesinin öldüğünü söylüyor.

… “Sen de üşüyorsun, neden onu örttün?”

“O bize ekmek getiriyor, o bize bakıyor…”

Yazının tamamı için

Post Footer automatically generated by Add Post Footer Plugin for wordpress.